![]() |
ilmi Simya öğrenmek için hangi dua okunmalı?
İlmi simya öğrenmek için hangi ayet ya da esma okunmalı?
|
geleceğin david copperfieldımı olmak istiyorsun mübarek :D
|
Erbaini idrisiyye isimleri ile amel edebilirsin. Bu forumda bir arkadaş vardı. Altın yapmayı ogretmislerdi. Kitaplarda simya ile ilgili bölümler var. Nurların ışığı gibi. Ayrıca özel satılan kitaplar var. Uzun ve meşakkatli bir yol. Ayrıca tehlikeli.
|
Simya ilmi zordur Gencine i Esrar kitabın 2. Cildinde detaylar mevcut. Tozu oluşturmak için birçok şeye ihtiyacın var başta yarasa kanı siyah kedi kalbi bazı otlar güvercin kanı vs bunları yapabilecek kudrettemisin . Azemetler var ezbere okumak yazmak gerek. Vs çok Detaylı .
|
Epey cesaret ve bilgi gerektiren bir durum
|
Bedrettin tirmizi adlı bir zat simya ilmiyle uğraşırmış. Celaleddin Rumi hz ününü duyan bu zat konyaya çıkar gelir ve ruminibin oğlu sultan veled ile görüşür ona hergün yaptığım altınlardan Celaleddin Rumi hzlerinin talebelerine bir miktar vereceğini söyler bunu rumi hzlerine söyler oğlu ve kendilerini hiç itibar etmez ve cevap vermez bu konuda. Aradan bir kaç gün geçince kalkar bedrettin tirmizi adlı zatın altın yapmakla uğraştığı mekana gider. Orada bulunan bakırdan demirden madenden yapılan eşyaları eline alır bedrettine verir bedrettin eline gelen her eşyanın som altına dönüştüğünü görür hayretler içinde kalır. Sonra da rumi hzleri bedrettin efendiye şöyle buyurur : ya bedrettin simya işiyle uğraşmayı bırak çünkü sen ahirete giderken simya ilmi dünyayda kalacaktır. Sen öyle bir simya ile uğraş ki bu simya seninle ahirete gitsin bu da din ilmidir. Bu Allah cc başka herşeyi kalbten çıkarmakla ve o kalbi Allahü teala sevdiği şeylerle kalbi doldurmakla olur. Buyurmuşlar
|
Hiç düşünmezmisiniz simya ilmi ona değer vermeyene verilir.
Şu ayet ne güzeldir Kıyame 36 : insan başıboş bırakılacağını mı sanır! |
Esmai İdrisiye 17 ism simya ile ilgili belki işini görür
“Yâ Mennanü zül ihsani kad amme külle’l halaıkı mennehü” |
Alıntı:
Şahsi kanaatim ise peygamberlerden başka bir kula nasip edildiğini, edileceğini düşünmüyorum. Herhangi birine Allah zülcelal nasip etse, adalet sıfatlarıyla çelişir bir hal ortaya çıkar. Gerisi de malum işte.. |
Allah azze ve celle nin vaadi var ilmi isteyene veririm diyor,eger simya bir ilimse isteyen cabalar didinir ilmi bulur alir,fakat bazi ilumler cok agirdir,nefsini yenen aldigi ilmin altindan kalkar,nefsine yenik dusen aldigi ilmin altinda kalir,nefsini yenenide toprak kabul eder,nefsine yenilenide toprak kabul eder,işte macera topragin altina girdikten sonra başlar
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Çabaladım didindim ilmi simya sahibi oldum. Tuttuğum da altın oldu. Fukaranın günahı ne abi? Yahut hadsiz bir kul demez mi yarın ahirette "ya Rabbi ben çalıştım didindim bana fıkıh ilmi verdin. Fukaralıktan da canım çıktı?" dese bu Allah'ın kulu üzerinde ki hakkı olur. Benim inandığım Allah kimseyi 20-0 önden hayata başlatmaz.. Kainatın düzenine aykırı bu. İbadet yani Allah'a kulluk bile çok büyük mücadeleler eseri olabiliyorken ihlas sahibi bir kul bugün bu dünyada bu tarz bir dünyalık sahibi olması nerden tutsak elimizde kalacak bir durum. Böyle bir düzen olsaydı eğer çok ihlaslı kullar, çok ilmi çalışması olan kullar biliyorum ben. Külçe külçe altınlar yağması lazımdı başlarına ama fukara öldüler. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu bakış açısı her kul için çok yorucu bir bakış açısı |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
O saydıklarının hepsi zahiri ilimler. Bi kitaptan okunur tahsil edilir abi. Bu ise batıni bir durum. Direk Allah tarafından nasip ediliyor muş. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Abi Hızır diye bir kulun varlığına dair hiçbir delil yok. Sarih, sahih hadis de yok. Bir kaç senedi ihtilaflı hadis var o kadar. Kehf suresi 65. Ayette "katımızdan rahmet ve ilim verdiğimiz" diye bir ibare söz konusu. "Ledun" diye bir tabir kafa karıştırıyor bu ayette. Oysaki ledun kelimesi mekan zarfıdır Arapçada. Yani direk yanımızdan ilimlendirip gönderdiğimiz bir kul anlamındadır. O da belli ki manevi bir varlığa işaret ediyor. Ayrıca malumun ki peygamberler mutlak karakterlidir. Asla bir insanın bir şey öğretmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Haliyle burada musaya öğreten Allah azze ve celle'dir. Hızır meselesine gelince; Arapça hazirun kelamından gelen Hızır sözcüğü; iki anlamda dir. İlk anlam heryerde her zaman hazır bulunan. Diğer anlam ise yeşil giyen demektir. Ehli sünnet itikadına göre heryerde her zaman hazır bulunan yine Allah zülcelal'dir. Ayrıca kıssanın başı tamamda sonuna bakmıyoruz. Musa o varlığa güç yetiremediği için o varlıkla arkadaşlık edemeyip yollarını ayırıyor. Musa zahire hükmediyor. Meselelerin batıni tarafını kaldıramıyor ki Allah zülcelal onu oraya yolladığı halde. Bu noktalardan da çıkarılması gereken dersler var kanımca. Evet Allah Zülcelal "kun" dese kafi kafi de.. Peygamber yeri geldi dedi ki "bilmiyorum, bende sizler gibiyim." Hal böyle olunca o günün şartlarında bir kelime öğrenmek için aylarca yol giden bir alim ile hicri 500 den sora icad edilmiş olan bu ledun ilmi, havas ilmi, simya ilmi biraz boşa çıkıyor. Çünkü asrı saadet de, tabiiun da ve sonraki nesilde de böyle bu tarz iddialar yok. Soradan icad edilmiş şeyler dir. Zira Medine müdafasında sahabi "Allah'ın yardımı ne zaman?" dedi dayanacak gücü kalmadığı için. Oysa ki Allah zülcelal birinin kalbine simya ilmini yada havas yada ledun ilmini doldurup en kötü ihtimalle peygamberini ve onun en sevgili dostlarını açlıktan hiç değilse muhafaza edebilirdi. Ama böyle şeyler göremiyoruz. Ben bu tarz ilimlerin direk Allah tarafından bana verildi fln denmesini Allah'a karşı iftira olarak niteliyorum. Allah zülcelal en çok adalet kavramı üzerinde duruyor zira kelamında.. Ha kaldı ki biri gelse ledun ilmi var bende senin iş yerine zarar vericem dese kısas ederiz onla biz değilmi? Peygamberlere hikmet verildi. Peygamberlerin durumu farklıdır. Bu bağlamda değerlendirilmemeli kanaatimce.. |
Alıntı:
inanmiyoruz,ben sahsen kucucuk aklimla bu konularda fikir beyan edemem ilmimde bilimimde aklimda yetmez,alimin dedigine inanirim,boyle konularda fikir beyan etmek beni 19.cu reşat halife ye cevirir,bazi konular alimin kiyasiyla ortaya cikar onu alim belirler,imami azam hz.leri ile muhammed bakir hz. lerin sohbetlerindeki kıyas mevzusunda oldugu gibi,yoksa namaz en temel vazife oldugu halde ay hali biten kadinin namazi degil orucu kaza etmesi gibi...idrar meni den daha necis oldugu halde meniden gusul,idrardan abdestin bozulmasi gibi.....iste bazi konularda alimin sozune muctehidin ictihadina inanmak gerekir,yok inanmam dersek alim biz oluruz o alimlik bizi alevli atese goturur |
Çok lafla ilgisi ne ki abi bunun. Ha ben copy past yapmam, yorumumu yazarım ki sende öyle olduğun için herhangi bir konuda münazara etmek hoşuma gidiyor -) tefekkür eden biriyim, sende öylesin. Ulemanın üstüne hiç atma bu konuları -))
Diğer meseleye gelince İslam'a tabi olmanın ilk kaidesi kelimei şehadet, kelimei şehadetin ise kelimesi "eşhedü" yani "şehadet" yani şahitlik etmek. Allah zülcelal kendi varlığına şehadet ettiriyor ise bence herşey apaçık ortada. batıni bir mevzu yok demektir. Yani batıni ilim fln filan bunları bir de bu minvalde düşünsek daha iyi olmaz mı. Neyse ben daha yazmiyim anlaşıldı -)) |
evet bazi yerde munazarayi kesmek gerekiyor, zaten yazarak munazara cok zor soylenmesi gerekenlerin cogu soylememiyor,yazarak ancak kısıtlı izah yapilabiliyor,yazacak onlarca sayfa konu var fakat su an yazacak takat yok,dunden beri hastane kapisindayim,yogun bakimda entube edilmis hastam var,yazacak ne dermanim nede kafam var @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Simya İlmini Allah (c.c) en son karun a vermiş oda işi gücü bırakmış buldugu tüm metalleri altına çevirmiş öyle bir biriktirmişki altın dolu odalarının anahtarlarını tasımak için 72 deve lazım gelirmiş adamın sonuda malumunuz...
|
Alıntı:
|
Alıntı:
---------- Post added 04.07.21 at 03:23 ---------- [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
yani kur'an'da mı geçiyor karun'a simya ilmi verildi diye? yoksa gizem avcısının iddası mı bu?:=) bu çocuğu çok izlemeyin. israiliyat kaynaklı hadisleri çok fazla ciddiye aldırıyor insanlara. |
Alıntı:
"Gerçekten Karun, Mûsâ'nın kavmindendi. Ama, onlara karşı azdı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarları, güçlü kuvvetli bir topluluğa ağır geliyordu. Hani, kavmi ona 'Şımarma; çünkü, Allah şımaranları sevmez. Allah'ın sana verdiği şeyde âhiret yurdunu gözet, dünyadan da payını unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk isteme; çünkü, Allah, bozguncuları sevmez' demişti de, O, 'Bu servet bana, ancak, bende olan bilimle verilmiştir' diye cevap vermişti. Bilmez mi ki, Allah, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok etmiştir. Suçlulardan suçları sorulmaz. Derken debdebe içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler, 'Nolurdu, Karun'a verilen gibi bizim de olsaydı; doğrusu, bu, büyük bir hazdır' demişlerdi. Bilgilendirilmiş olanlar da, ' Yazıklar olsun size; İnanan ve yararlı iş isleyen kimseye Allah'ın sevabı daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir' demişlerdi. Derken, kendisini de, konağını da yerin dibine geçirdik. Şimdi, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseler de yoktur. Kendini savunabilenlerden de olamamıştır. Daha dün onun durumuna imrenenler, "Vay, demek ki, Allah, kullarından dilediğinin rızkını genişletiyor da, daraltıyor da. Eğer bize lûtfetmemiş olsaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki, kâfirler gerçekten kurtuluşa erişmiyor' demeğe başladılar" (el-Kasas, 28/76-82) |
Alıntı:
:=) ayeti tefsir edelim. evvela ayetin doğru anlamlandırılışı bu şekilde.. Karun: "Bu serveti bilgili olmam sayesinde elde ettim." dedi. Allah'ın daha önce ondan daha güçlü olan ve ondan daha çok taraftarı ve birikimi olan kuşakları yıkıma uğratmış olduğunu bilmiyor mu? Mücrimlere suçlarından sorulmaz.28:78 bu ayette 2 okuma var. birincisi "ben bunları kazanmayı iyi bildim." ikincisi "Allah katında kıymetli bir adam olduğum için" anlamları çıkıyor. nereden bakarsak metali altına çevirme ilmi karuna verildi diye hiç bir yerde geçmiyor. ha biz bu anlamı veriyoruz dersen onu bilemem... yani sen o anlamı verirsen biride çıkar başka anlamlar verir. taberi tefsirine de şimdi baktım. ayet söylediğin şekilde tefsir edilmemiş. İbn Abbas bu bahsettiğin tefsiri ortaya atmışsa da hiç bir müfessir tarafından kabul görmemiştir ve sadece ibn abbas ile kısıtlı kalmıştır. İbn abbas'a göre musa peygamber kız kardeşine öğretti, kız kardeşi de karunun eşi idi. kız kardeşi de karun'a öğretti demişse de kabul görmedi. tabi ki doğrusunu Allah bilir deyip konuyu kapatmıştır müfessirler. fakat gerçek şu ki simya ilmini batıl olarak kabul etmişler. müfessirlerin itibar ettiği okuyuş biçimi ibn zeyd'e ait olan "Yani bu mal bana O'nun benim faziletimi bilmesi ve benden razı olması dolayısıyla verilmiştir. Buna göre "bende olan" âyetinin anlamı şu demek olur: Benim kanaatime göre yüce Allah bu hazineleri bana, bendeki bir fazilet dolayısıyla onları hakeltiğimi bildiğinden dolayı vermiştir." okuyuş biçimdir. Doğrusunu Allah Zülcelal bilir. Allah Azze ve Celle sözü en doğru konuşandır. bu bir ayettir. o ayette şöyle yazıyor ama Allah şunu demek istedi diye anlam vermeye çalışmak Allah'a konuşma biçimi öğretmektir. bu insanı yanlışlara götürür. Kur'an'ı literal bir bakış açısıyla anlamak kanaatimce en doğru yoldur. zira lafızdan kopmak Allah'a murad atfetmektir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hadis usülü ilmini duydun mu hiç? duymadıysan bir araştır ve öğren bakalım. o na göre değerlendir kimin hangi hadisler işine geliyor diye var. ha öğrenmesen de kabul etmesen de şahsen benim açımdan bir mahsuru yok. =) istediğin kadar hızır var et, istediğin kadar ledun ilmi var et, istediğin kadar da diğer müfessirleri, fakihleri, sahabeyi batıl et. ben salihatı yaptıktan sora, beni alakadar etmiyor inan.. ben peygamberin sünnetinden gördüğümü (okuduğumu) söylüyorum. peygamber'den hicri 600 700 sene sonra ki meseleleri değil. örneğin yukarıda ki ayetin tefsiri.. hele bir düşün bakalım "Sahibul Ezan" lakabını almış bir sahabenin reddettiği bir meseleyi hangimiz kabul edebiliriz? medineli ilk müslümanlardan, yani ensardan. o bir ayet tefsir etsin bunu biz de delil kabul edelim ki bu kişi peygamberin rahle-i tedrisinden geçmiş, sora da sen de ki işine gelmeyen filan falan. bu saydıkların olsa bana faydası ne? olmasa zararı ne bana? Allah demiş olsaydı kabul edecektik. Ama Allah beyan etmemiş, peygamber'inde bu minvalde sahih bir hadisi yoksa napcaz? yani bu durumda bi bak bakalım kimin işine gelen neyi sokuyor islama, kim neyi reddediyor. o yukarıda bazı saydığın kavramlar var ya; islam dini ile taban tabana zıt şeyler. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:58. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com