![]() |
Ne güzel bir soru olmus benimde kafam hep bu soruya takılmıstır. Bana biri büyü yaptırdıysa ozaman ben kendi irademle hareket etmemiş olurum sonuçta irade dısında davranıyorsun. Ozaman büyü yapılan kişiye günah yok .
|
Öyle bir soru ki yaşayan kişiden başkasının buna cevap vermesi biraz bencillik bence . Çünkü bizim bu olsa kaldıramazdım dediğimiz konuları yaşıyorlar.Bu durum olsun veyahut birçok ülkede olsun özellikle kadınlar ve çocukların yaşadıkları düşünülünce ... Allah'ın merhametinin yanında bizim merhametimiz nedir ki biz dışarıdan izliyoruz . Ama en doğrusu bütün konular konuşulur ama bu konuda susmak lazım. Hem aklı bulundırmamak hemde bu sorunları yaşayanları sadece bir imtihan gibi söylemler ile soğutmamak
|
Şeytan herkese saldırı durumunda ama sınav durumuna göre Allah izin verirse kişi zarar görebiliyor. Şeytan şeytanlığını yapıyor ama herkesde başarı gösteremiyor çünkü herkesin iman ve itikadı aynı değil.
|
Kader konusuna taalluk eder izahı güçtür. Eş'ari bir mecliste hocası Cubbai'ye sorar. Üçkardeş vardır. Bunların birincisi ibadet eden itaat sahibi birisidir. İkincisi namaz kılmayan Allah'a asi olan birisidir. Üçüncüsü de çocuk yaşta ölmüştür. Bunların ahiretteki durumları nedir? Cubbai şöyle der: Onlardan birincisi cennette, ikincisi günahkar olduğundan cehenneme gider. Üçüncüsü ise ne cennette ne cehenneme gider. Cubbainin bu cevabı üzerine Eş'ari, "çocuk yaşta ölen, Ya Rab! Bana müsaade etseydin de büyüseydim, sana itaatkar bir kul olurdum ve böylece cennetten mahrum kalmazdım." derse, ne dersin?" diye sorar. Cubbai bu soruya da şu yanıtı verir: "Rabbimiz O'na der ki: Ben senin büyüdüğünde nasıl amel edeceğini biliyordum. Bana isyan edecektin. Ben senin için aslah olanı bildim ve seni küçük yaşta vefat ettirdim." Bunun üzerine Eş'ari "Peki ikinci kardeş, Ya Rab! Madem ben günahkar bir kul olacaktım ve cehenneme gidecektim, neden benim canımı da küçük kardeşim gibi, günaha dalmadan almadın? derse ne diyeceksin?" diye sorar. Cubbai bu soruya cevap veremez ve "sen vesveseye tutuldun" diye konuşur. Bunun üzerine Eş'ari "Hayır, ben vesveseye tutulmadım, Ne var ki şeyhimizin söyleyecek sözü kalmamıştır" diyerek Mu'tezile'den ayrılır. (Şehristani, Nihayetu'l-İkdam fi Ilmi'l-Kelam., 1934, 399; Ebû Bekr İbn Kadî Şuhbe b. Ahmed, Tabakatu Fukahai'ş-Şafi iyye, Mektebetu's-Sekafeti'd-Diniyye, Kahire trs. I/84-5.)
|
Büyü denen şey,İnsan şeytani ile cin şeytanin ortaklaşa işbirliği yaparak,insanlara zarar vermek amacıyla, belli bir usül ve teknik kullanarak,planlı programlı uyguladıkları haince bir kötülük yöntemi.Bir küfür ve fitnedir.
Üstelik bu gizli kapaklı, elle tutulmaz gözle görülmez çok haince, sinsice yapılan bir zulümdür. Birbirini seven kari-kocayi ayırıyor . Aileyi birbirine düşman ediyor . İnsanlara hastalık , işlerinde bereketsizlik, kısmetlerini bağlama,iradelerini etkilemeye sebep oluyor . Yaşamayan bilemez. Bir kavgaya girdiğimizi düşünelim,ancak kavga ettiğimiz kişiyi gözle göremiyoruz, o bize sürekli darbe vuruyor, hem kolumuz kıriliyor, hem kafa patliyor, hem bacaktan bıçak darbesi,hem iç kanama, savunmasız hale düşüyorsun, yaralanıyorsun. Tedavi olmak lazım,ilaç lazım ancak birde bakıyorsunuz ki, bunun için ilaç alacak, tedavi olacak imkan ve paranız kalmamış , çevrenizde ne arkadaş ne aile kalmış, herkes sizden anlam veremediğiniz bir şekilde uzaklaşmıș. Büyü insani bu hale getirebiliyor .. Kader midir, kendi hatamız günahimizdan dolayımıdir ,sınavmıdır, başka bir hikmeti varmidir. Kafam bu konuda çok karışık.! Örnek : Aileye yapıyorlar hadi aileden birine düşmanlik ettiler yaptılar bir kişiye yap en azından. Bütün aileye yapiyorlar, çoluk, çocuk,eşine yani bunların ne suçu günahı vardı, Hepsi mi kötü bu ailenin? Hepsimi gunahlarindan dolayı büyüye maruz kalıyor bu aile ? Hepsi mi aynı sinavi yaşıyor? Hepsinin kaderinde büyüye maruz kalmak mi vardı ? Yasaklanmış olan ve bir küfür sayılan büyü, insan iradesi ile,kendi istemesi ile yapılan birsey olduğuna göre . Diyebilir miyiz ki haşa Allah C.C falanca kişiyi sınamak için,falanca kişiyi kullanarak onu vesile ederek, büyü yapması için onu teşvik etti … Domuz ‘da var domuzun var olması ve haram olması‘da bir sınav, yiyenler kendi iradesi ile yiyip yememeleri insanların iradesine birakilmis ve kendi tercihleri ile seçim yapiyorlar . Haşa Allah C.C onları zorlamıyor. Kutsal olan aileyi dagitmak, birbirine dusman etmek boşanmalarina sebep olmak . Allah C.C buna razı gelirmi ? İnsanların işlerini,kismetlerini bağlayarak hayatlarını çıkmaza sokanlardan. Allah C.C razı olurmu ? Büyü yoluyla insanlara hasta olmasına sebep olanlardan. Allah C.C razı olurmu? Sürekli büyü yaptiranlara üst üste birden fazla büyü yaptıranlara Allah C.C. Her defasında tekrarlamalarına izin verir mi ? Allah C.C kendi iradesi ile kuluna zulüm etmiyor. Ben geldim sana bir yumruk vurdum diyelim. Bu senin sinavinmiydi ? Günahlarindan sebep mi yedin bu yumrugu ? Yoksa ben kendi irademle istediğim için mi sana yumruk attım? İnsanlar kendi seçimleriyle, bilerek, isteyerek büyü yaptırıp birilerine zarar veriyor . İşte onların kendi tercihleri. Büyüye maruz kalmak sınav midir diye kadermidir diye düşündüğümde. Hz Eyüp A.S. yaşadıklarını,peygamberlerin başına gelenleri aklıma geliyor. Onlar böyle sınavlara tabi oldu ise, normal insanlara’da böyle musibetlerin isâbet etmesi normal gibi geliyor. Kabullenip tamam sınavımdir başa gelen çekilir diyoruz . Sınavımız kaderimiz ise Allah’tan gelen herseyden memnunuz… Ama bu büyü illetine karşı’da tedbir almak, savunmak, mücadele etmek lazım, çözümünü araştırmak lazım. Tamam bu benim kaderimdir diyip sınavımdir deyip ümitsizliğe düşmemek lazım . Bunca ilim, Alimler, hocalarımiz var bunlar boşuna değil … |
Sihrin göz bağcılığa (şa beze) dayanan türlerinin ise doğrudan imanla değil amel ve ahlakla ilgili eylemler niteliği taşıdığı, burada bazı gizli yetenek ve bilgilerin kullanılması suretiyle insanların aldatılması, istismar edilmesi ve zara ra uğratılmasının söz konusu olduğu söylenebilir. Müslümana düşen görev sağlam bir İman ile Allah'a sığınmak, kaza, kader, tevekkül inancıyla sebeplere sarılarak en iyiyi, en güzeli hem bu dünya hem de ahiret için yapmak, gerisini Allah'a bırakmak, batıl inanç ve hurafelerden uzak kalmaktır. İnanan insanı ne hipnoz ne de elektromanyetik dalga ile kontrol altına almak mümkün değildir. Bu çarpıcı fenomen, bütün araştırmalarda ve denemelerde ortaya çıkmaktadır. Katil olmayan, etki altında da öldürmez, haramdan kendini koruyan harama yaklaşmaz, yalancı olmayan yalan söyleyemez, hain olmayan ihanet edemez, imanlı insan küfretmez. Sözgelimi bu denemelerden birinde hipnoz altındaki bir adama birisini öldürme emri verilmiş, ancak adam tam bıçağı saplayacakken koluna kramp girmiştir. (Gerçek Tıp Yitik Şifanın İzinde Aidin Salih sayfa 424)
Bu gerçek ayette şöyle dile getirilir: "Gerçek şu ki rableri Allah'a yürekten iman eden ve yalnız O'na güvenen kimseler üzerinde şeytanın yaptırım gücü yoktur. Şeytan ancak kendisini dost edinen ve dolayısıyla Allah'a ortak koşan kimseler üzerinde etkili bir güce sahiptir (Nahl suresi 99-100. Ayetler) Sihrin ve büyünün Allah'ın ilmi, iradesi, kudreti ve yaratması anlamında kaderdendir. Bu tür ilimleri kötü niyetlerine alet edenler, insanların karakteri ve kaderleri ile oynayanlar hem dünyada hem ahirette sorumluluklarını üstlenip cezalarını çekecekleri de söylenebilir. |
Dermanıda zikirlere gizlemiş. SübhanAllahi ve bihamdihi SübhanAllahil azim estağfurullah bunu seher vakti okunuyor birde la havle Vela kuvvete illa billahil aliyyil azim var buda fakirlikten korur bunları yüzer defa cekmeni öneririm inşallah
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:05. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com