Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Kemer takmak mı daha rahat kemer takmamak mı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/52936-kemer-takmak-mi-daha-rahat-kemer-takmamak-mi.html)

ahmet27300 19.08.20 21:51

Kemer takmak mı daha rahat kemer takmamak mı?
 
Kemer takmak mı daha rahat kemer takmamak mı? Kemer takınca terleme oluyor, rahatsızlık hissediyorum.

CahCahi 19.08.20 22:17

sunnette yeri olmayan birbidattur çatal kaşık gibi. her bidat bir sünneti ortadan kaldırır. Resulullah sav ve Sahabeler entari giyerdi. sunnette yeri olmayan birşeyin mutlaka zararı v vardır doğal değildir. Kemer tıbbın de zararlı. dışarda giymedigim için size giyin diyemem entariyi. lakin şalvar mumkunse giymek doğru olanı. hadi s var.

Yazbahar 19.08.20 23:53

Alıntı:

nesimcik Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366442)
sunnette yeri olmayan birbidattur çatal kaşık gibi. her bidat bir sünneti ortadan kaldırır. Resulullah sav ve Sahabeler entari giyerdi. sunnette yeri olmayan birşeyin mutlaka zararı v vardır doğal değildir. Kemer tıbbın de zararlı. dışarda giymedigim için size giyin diyemem entariyi. lakin şalvar mumkunse giymek doğru olanı. hadi s var.

Çatal kaşık bidat mi?
Abarttiniz iyice...
Kendimizi vuralım Arabistan çöllerine,Arap adetlerine....
Peygamber efendimizin yaşantısı bulunduğu coğrafya itibariyle sekillenmek zorunda idi.
O dönemde poposunu bile yıkamayan bir toplumdan bahsediyoruz.
Bu yüzden olabilir mi efendimizin sürekli temizliği tebliğ etmeye çalışması..
Yapmayın artık Allah aşkına.. İslam i Arap adetlerine göre şekle sokmak İslam'a vurabilecek en büyük darbelerdendir.
Çatal kaşık bidat...
Neden peki ,bana tane tane açıklar mısınız?

imas 20.08.20 00:19

Alıntı:

ahmet27300 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366431)
Kemer takmak mı daha rahat kemer takmamak mı? Kemer takınca terleme oluyor, rahatsızlık hissediyorum.

rahatsiz ediyorsa takma,baska turlu takmak caiz degil falan gibi bir durum yok var diyende delil gosterir bizde kabul ederiz

Modern Sofi 20.08.20 00:20

Allah akıl fikir versin yani.

imas 20.08.20 00:26

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366476)
rahatsiz ediyorsa takma,baska turlu takmak caiz degil falan gibi bir durum yok var diyende delil gosterir bizde kabul ederiz

hz peygamberin giyimi geleneksel arap kiyafetidir,ne yapacakti o sicak iklimde paltomu,kurkmu,yun kazakmi giyecekti,onun kiyafet seklini giyilmesi sunnet olabilir,hz peygamber genelde ayagina yasadigi bolgenin sicak ikliminden dolayi sandalet giyerdi,sunnete uygun kiyafet giyiyorum diyen kisiler sogukta,karda,yagmurda sandalet giymeyide ihmal etmesinler

ahmet27300 20.08.20 00:36

Bu konuyla ilgili döküman varsa paylaşabilirseniz biz de yeni bir bilgi öğrenmiş oluruz.

Och 20.08.20 00:40

Ne kemeri bu ?

imas 20.08.20 00:40

Alıntı:

Och Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366492)
Ne kemeri bu ?

bel kemeri

Och 20.08.20 00:44

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366494)
bel kemeri

Hey Allahım yaaa :)



@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bunun için konu mu açtınız? :d

imas 20.08.20 00:47

Alıntı:

Och Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366496)
Hey Allahım yaaa :)



@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bunun için konu mu açtınız? :d

sasirdi sasirdi insanlar konu bulamayinca,koyver gitsin

Alıntı:

Och Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366496)
Hey Allahım yaaa :)



@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bunun için konu mu açtınız? :d

bizde mal bulmus magribi gibi saldiriyoruz,soylede ne soylersen soyle misali

CahCahi 20.08.20 06:32

Erzurum un eski muderiris alım ve evliyasindan Fahreddin buyukyildiz 1 saat once iz vefat etti. akimin ölümü alemi. ölümü gibidur. Bu konu uzun izah ister alemim düzelince yazmak niyetindeyim

Veteris 21.08.20 16:13

Alıntı:

nesimcik Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366442)
sunnette yeri olmayan birbidattur çatal kaşık gibi. her bidat bir sünneti ortadan kaldırır. Resulullah sav ve Sahabeler entari giyerdi. sunnette yeri olmayan birşeyin mutlaka zararı v vardır doğal değildir. Kemer tıbbın de zararlı. dışarda giymedigim için size giyin diyemem entariyi. lakin şalvar mumkunse giymek doğru olanı. hadi s var.

Arkadaş ora Arabistan ve yıl 600 lü yıllar.
Burası Türkiye ve yıl 2020

Yani azcık düşün.

Codex 21.08.20 19:28

Kemer pantalonu tutmak icin giyilir. Catal ve kasigin bidat olmadigi gibi kemer takmakta bidat degildir. Pantalonun dusse daha mi iyi? Karindan rahatsizligin varsa askili kemer kullanirsin.
2012 yilinda hac vazifemi yerine getirmek icin hacca gittim. Tavaftan sonra aziziyedeki otele gecince , otelinin onunde ki cop kamyonunu almak icin copculer gelmisti. Adamlar copu aldilar ve copun yanina sofra kurdular. Copun 1 mt yanina. Eller copun pisligi , temizlik yok, mikrop icinde. Elleriyle bir pilav tavuk yiyorlar akillara zarar. Gittik otelden temiz kasik getirdik , adamlara cat pat arapcayla izah ediyoruz temizligin ve edebin boyle olmadigini. Ne mi yaptilar,? Aldilar kasiklari cope attilar, ustune bir de saydirdilar. Peygamber efendimiz temizlige verilen onemi her zaman anlatmisken, temizlik imanin yarisi demisken , ibadet yaptigini zannedip bidatler icinde bogulurken bu mu bidat oluyor? Biraz akil ve mantik sadece..

Och 21.08.20 19:39

Kemer konusu nerelere kadar uzanmış :)

Veteris 21.08.20 19:39

Hz Muhammed(S.A.V) bugün, başka coğrayada ve 2020 de kendisi gibi giyinen müslümanları görseydi ne derdi acaba? "Benim kılık kıyafetimi taklit edeceğinize karakterimi örnek alın," demez miydi? "Ben 600 lü yıllarda Arabistan sıcağında yaşadım ve koşullar ve zaman bunu öngörüyordu, siz 2020 de yaşıyorsunuz ve bambaşka bir coğrafyadasınız. Kendinizi neden kendi zamanınıza ve toplumunuza adapte etmiyorsunuz?" demez miydi?
Yoksa "Aynen böyle, benim gibi giyinin, kuşanın" mı derdi?

CahCahi 21.08.20 21:31

Başımda birkaç gündür manevi bir musibet ve hocslarimdan birini. FAHRETTİN Hocamın vefatından bu forumla meşgul olamadım. Bu konuya izahat yazacagim lakin bikaç esasta anlasmamiz gerek. Burası havas forumu olmasına rağmen fikhi konuların ziyade gündeme gelmesi önemli bir sebepten neşet ediyor. Bu zamanda fıkıh alımını herseyden ziyade ihtiyaç var. Sizler ekseriya fikir yürütme mantık kurma ile bu konularda beyan verirsiniz ki ehli insafin şe'ni olan hakkı kabul ediniz o da şudur bu yol çok cahil ve tahribkar hatta dinde edep dışı yıkıcı dur. Bir yerde hüküm verilmiş se delil istenir. Fikihta delil nakildir ehli sunnette nakil dir. O da ictihad sahiplerinden ola zira kuran ve sunneti en iyi yorumlayan onlardır. Birbirine muhalif hadisler aynı kanda farklı beyanlar var kutibu sittede dahi. Ayetleri nse zehir ve sarih manasindan başka idari manası külli meanii cuzi masaları her Asra bakan masaları işareti telvihi rumuzati siyaki sibaki sebebi nuzulu .... çık i'cazi ve kırk Vecdi var ki 7 ayrı ilmin tüm tabakaları yetismemis biri kuran ve sunnette hüküm çıkaramaz. Nerde kaldı mantık kurarak kuş kadar siyer ve ayet bilgisiyle bizim gibiler hüküm çıkar a. Maazallah zira bidat mezheoler buradan neşet etti nebean etti.. Bu mukaddime dahi uzun çok kısa yazdım. Asıl konuta girmeden önce anlasacagimiz nokta musait zamanında hazırlayacağı m yazıda sahih ehli sünnet kaynaklarından delilleri vereceğim. Bunu başka vakte talik edip sizi şimdiden meraktan kurtarmak adına kemer pantolon masada yemek devamla k bunları da siracaksiniz tv tlf taksi apartmanda oturmak.... bidattir lakin dini yıkan bidat değil. Bidatin çeşitleri var.Bu adetleri n bir kısmı zevaid sünnete muhalif olur zararı yok lakin habibullahin burundan hissesi az olur. Bura havas forumu siz de havas firumundasiniz bunu çok görmeyin. Yapmayan a karisilmaz yapan Tenkid edilemez. Elle Yemek şu nettir lakin yemekten evvel sonra yıkamak sünnet sonrası vacio diyen de var. O Araplar da cahil Muş kusura bakmayın siz de. Girmiyorum dedim iki cümleyle girmisim bile. Bu konuyu dediğim gibi sonra izah edecem sahih kaynaklardan deliller le. Madem bilmeden tenkude soyundu nuz uzun diye yazımı okumamazlik hakkınız olamaz. Şuan sesli bir hastalık ve uzuntuden ve günde 22 saat semadan ateş yağan bu hakkedilmis aziz istanbulun zulmani havasindan bişe yazamıyorum. Bu mukaddime dahi uzun olmuş.

KunFeYekunnn 21.08.20 21:55

Alıntı:

nesimcik Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366950)
Bunu başka vakte talik edip sizi şimdiden meraktan kurtarmak adına kemer pantolon masada yemek devamla k bunları da siracaksiniz tv tlf taksi apartmanda oturmak.... bidattir .

Af buyur kardes mustakil ev var da biz mi oturmuyoruz? Insanlar basini sokacak evleri olduguna sukrediyor sen apartman bitat diyorsun. Telefon yerine duamanla mi haberleselim? Ulasimda at arabasi var da biz mi kullanmiyoruz?

Yet80 21.08.20 23:06

Biz gücümüzün yetmediği s0nnetin detaylarıyla uğraşırken büyük sünnetleri ve sünnetin manasını kaybettik.
Örnekle

Yalan kibirli gıybet boş konuşma tenkit asla konuşmazdı sözü son derece güvenilirdi. ama konuşmanın şekli hızlı yavaş olması detaydı.

Ticaretinde faiz, yalan yere mal satma, malın kusurınu saklama hileli mal satma vb asla yoktu ama sabahın erken vaktinde dükkanı açma duayla açmak gibi detaylarla uğraştık

Temizliğe misvak (ağız bakımına) kokuya son derece önem verir ama hangi kokuyu kullanırdı bu detaydı.


AÇLIK büyük sünnetlerindendi günde en fazla 2 öğün(çoğunlukla 1öğün) bir öğünde çoğunlukla 1 en fazla 2 çeşit yemek yerdi ve asla midenin 3/1 kısmından fazla yemek yemezdi temiz helalinden katkısız gdosuz tamamen %100 doğalından yerdi.
Ama yemeği nasıl ve ne şekilde yemesi detaydır.

Eşlerine asla şiddetin tozunu bile uygulamayan son derece sevgi şefkat içerisinde olup ev işlerinde yardımcı olan maddi manevi her konuda paylaşım içinde olup en iyi şekilde eşlerine hayat arkadaşı olandı ama biz manayı bırakıp 4 eşle detaya indik ( peygamberimiz sav 50 yaşına kadar tek eşli olurken savaştan dolayı çoğu kadın dul kalması ve islamiyetin kadınlar tarafından yayılmasından dolayı hayatın son 13 yılı nedeniyle fazla evlilik )

Giyim kuşamda son deerce mütevazı giyinen insanlardan farklı üstün giyinmeyen(Bir gün peygamberimize sav birisi gelerek hanginiz peygambersiniz diyerek tanıyamadı şimdi peygamber varisleri diyenler giyimiyle kendilerini çok farklı belirtirken ve korumalarla sanki bir siyasi lider gibi) ..... helalinden(ipek giyinmeyen kibirli giynmeyen vb) bol şekilde giyinen elbiseleri temiz ve güzel kokulu giyinen bir peygamberdi ama kemer giyermiydi giymezmiydi detaya girdik.

Çok mütevazı idi. Meclisine yeni gelenler, insanlar arasında Peygamberin kim olduğunu çıkartamazdı. Mekke’ye büyük ve muzaffer bir ordunun başında Fatih olarak girdiğinde de yine en mütavazı haldeydi. Eşsiz bir tevazu örneği olarak alnı neredeyse devesinin eğerine değmekteydi
O nazikti, merhametliydi, şefkatliydi, cömertti ve mütevazıydı ancak bununla birlikte kudretliydi, şecaatliydi, hatipti, bilgeydi ve basiretliydi.
Kısaca mana olarak
Hz. Ayşe (ra)peygamber sav bahseserken “O, yürüyen Kur’andır” .

Tatar 22.08.20 04:12

Sahabe yok onu yaptı bunu yaptı diye herşeyi devire uydurmayı abartmayın ,geçmişte şeyhin biride videoda anlatıyordu ,şöyle yapın böyle yapın gavurun yaptığını kullanmayın diye ,en sonunda 4*4 bindi gitti 😀

CahCahi 22.08.20 16:59

Kemer ve benzeri sonradan ortaya çıkan pekçok adetlerin dinde ki yeri bidat mi ne çeşit bidat dine zararı var mı olan olmayan hepsinin cevabını bu yazıda bulabilirsiniz. Yazı Pakistan merkezli tebliğ cemaatiinin ve Hüseyin hilimi hzlerini baz alan tgrt cemaatiinin incekemelerinden toplamadir. Rahmetli Albay Hüseyin Hilmi hzlerinin yanlışları olmakla birlikte bu konuda verilen bilgiler fikha ve hakikata muvafiktir. Ülkemizde en dindar insanların yakinda Türk ordusu içinde zuhur edeceğine dair eskiden beri ehli kesiften rivâyet var. Her ne ise kemer dahil pekçok sorunun ve bidat meselesinin cevabı:
Tesbih çekmek bidat mı

BİD’AT DİYENLERİN GÖRÜŞÜ
———————————-
Boncuklarla olan tesbih bid’attır, çünkü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında olmayıp, O’ndan sonra icad edilmiştir. Lugat âlimleri, tesbih’in yeni bir ke*lime olduğunu ve Arablar’ın bu kelimeyi tanımadığını söyler*ler. Bu itibarla nasıl olur da, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına bilmedikleri bir şeyi tavsiye eder?İbn Vaddah el-Kurtubi, (el-bid’a ve’n-Nehyu Anhâ, s.12) Salet b. Behram’dan rivâyet ettiği bir eserde;

“İbn Mesud boncuklarla tesbih çeken bir kadına uğ*rar, onları kopartıp atar, sonrada taşlarla tesbih çeken bir adama gelir ve ayağı ile vurur. Ardından şöyle der: “Çok ileriye gittiniz! Karanlık bid’atlara daldınız! Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabını ilimde geçtiniz!”

Boncuklarla tesbih çekmek Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yoluna muhâliftir. Bu konuda Abdullah b. Amr şöyle der:

“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i sağ eliyle tesbih çekerken gördüm.”

[1]Ayrıca Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bazı ha*nımlarına verdiği emre de uymamaktadır. Şöyle buyu*rur:

“Sizlere Subhânallah, Allahu Ekber deyip Allah’ı eksik*likten tenzih etmeyi emrederim. Gaflet edip de Lâ ilâhe İllalâh’ı unutmayın, parmaklarınızla tesbih çekin çünkü onlar sorulur ve konuşturulurlar.” Bu hadis hasendir.

Hadisi, Ebû Dâvud ve diğerleri rivâyet etmişlerdir. Hâ*kim ve ez-Zehebî hadisin sahih olduğunu söylerler. En-Nevevî ve el-Askalâni (Emâli el-Ezkâr, 1/84) ise, hasen hük*münü vermişlerdir.

Diğer taraftan biri gelipte, parmaklar ile olan tesbihin, adet çoğaldıkça sayısının muhafazasını imkânsız olduğunu söylerse, ona şöyle deriz. Bu karmaşıklığa sebeb diğer bir bid’attır. Yani dinimizde gelmediği şekilde, Allah Teâlâ’nın çokça belirli bir sayıda zikredilmesidir. İşte bu bid’at boncuk*larla tesbih bid’at sahih sünnette sabit olan en çok zi*kir adedi yüz’dür. Bunu da adet edinen kişi kolay*lıkla, yanlışsız bir şekilde yapabilir. Parmaklarla tesbihin daha faziletli olduğuna ittifak etmelerine rağmen, boncuklarla yapılan tesbih, parmaklarla sünnet olan tesbihi fiilen bitirmiş*tir. Birde insanlar bu bid’at ile yeni icatlar getirmişler*dir. Tarikatçılar bunu boyunlarına bile asarlar. Şeyhleri olan Abdullah el-Ğumari, tesbihin bo*yuna asılma*sını yazıcının kalemi kulağına koymasına kıyas ederek, bunda bir sakıncanın olmadığını söyler! Boncuk*larla tesbih hadisi görüldüğü gibi uydurmadır. Bazılarıda hem seninle konuşur hem de elindeki tesbihiyle tesbih çeker. Veya senin sözüne kulak verir. Kimide selâmı teleffuz etmeden tesbihini kaldırarak alır. Bu bid’atın daha birçok yanlışlığı vardır. Şairin dediği gibi:Her türlü hayır selefe uymadadır.
———————————
KABUL EDENLERİN GÖRÜŞÜ
———————————

Feyyûmî el-Misbah’da şöyle dedi: “Allah (Celle Celalühü) mahlûkatı ibdâ’ etmekle ibdâ’ etti, onları model*siz olarak yarattı, demektir. Ebda’tü ve Ebda’tühü onu çıkardım ve ihdâs ettim demektir. Bu mana’dan olarak muhâlif hale bid’at denilmiştir. Bid’at ibtida’dan isimdir. Nasıl ki, rıf’at (yükseklik) irtifa’dan ise, sonra bulunan (bid’atın) dinde noksanlık ve yahut fazlalık olan şeylerde kullanılması galip oldu. Lakin kimi zaman bir kısmı mek*ruh olmaz ve mübah bid’at olarak isimlendirilir.”Hafız Ğumârî şöyle diyor: “Yalnız başına terk, kendi*siyle beraber, terk edilenin yasaklanan bir şey oldu*ğuna dâir bir nass bulunmadıkça, onun (terk edilen şeyin) ha*ramlı*ğına delâlet etmez. Aksine o işin en fazla, meşru olduğunu gösterir. O terk edilen (yapılmayan) işin mah*surlu oluşu ise tek başına terkten anlaşılmaz.”



من سنفى الاسلام سنة حسنة فعمل بها بعده كتب له مثل اجر من عمل بها، ولا ينقص من اجورهمشيئ ومن سن فى الاسلام سنة سيئة فعمل بها بعده كتب عليه مثل وزر من عمل بها ولاينقص من اوزارهم شيئ

“Kim İslâm’da iyi bir çığır açar da, kendinden sonraki*ler onunla amel ederlerse, onunla amel edenlerin sevaplarının aynısı, o çığırı açan kimseye yazılır ve öbürleri*nin sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmez. Kim de İslâm’da kötü bir çığır açar da kendinden sonrakiler onunla amel ederlerse, onunla amel edenlerin günahları*nın aynısı, o kötü çığırı açan kimseye yazılır ve öbürlerinin günahlarından hiçbir şey eksiltilmez.”[2]Hz.Ömer (Radıyallahu Anh)’ın “bu ne güzel bir bid’attir”,

3] sözü bu türdendir. Bu (terâvîh namazın top*luca kı*lınması) hayırlı fiillerden olunca ve methedilen fiil*lere dâhil bulununca, onu bid’at diye isimlendirip methetmiş*tir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu bu şekliyle on*lara sünnet kılmamıştır. Onu bazı gecelerde kılmış sonrada terk etmiş, ona devam etmemiş, onun için insanları toplama*mıştır. Hz. Ebû Bekir (Radıyallahu Anh) zamanında yoktu. Sadece Ömer (Radıyallahu Anh) insanları onun için topladı ve ona teşvik etti. Bu yüzden ona bid’at ismini verdi. Hâlbuki o gerçekte sünnettir. Çünkü Aleyhi’ssalatü ve’s-selâm Efendimiz: “Sünnetime ve ben*den sonraki raşid halifelerin sünnetine yapışınız[4] ve benden sonra iki kişiye Ebû Bekir ve Ömer’e uyunuz” buyurdu.[5] Diğer “Her icad edilen bid’attır” hadisi bu te’vile hamledilir. Sadece şunu murad etmektedir; Şeriatın asıllarına ters düşen, sünnete uymayan şeyler.[6](İbnü’l Esir’in sözleri burada son buldu.)Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübahların tama*mını işlememiştir. Hatta kendisi işlediği zaman, ümmetine farz olması yahut meşakkatli hale gelmesi korkusuyla bazı mendupları kasten terk etmiştir. O yüzden kim Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bir şeyi yapmadı davasıyla, bir şe*yin haramlığını iddia ederse, hakkında delil bulunma*yan bir şey iddia etti, demektir.

Bida’atle murad edilen, Şeriatın kendisine dela*let edeceği aslı bulunmayan şeyler türünden yapılan icadlardır. Şeriat’tan kendisine delalet ede*cek bir aslı bulunan şeyler ise, lugat olarak her ne kadar bid’at ise de şeriat’ça bid’at değildir.

Nevevî şöyle demiştir: Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “her bir bid’at sapıklıktır” sözü, sınırlandırılmış bir umûmî hükümdür. Kastedilen bid’atların çoğunluğu*dur.

Lugat âlimleri demişlerdir ki: Bid’at demek, geçmiş mi*sali olmadan yapılan her bir iştir. Âlimler bid’atın beş kısım olduğunu söylemiştir: Vacip, mendub, haram, mek*ruh ve mübah. Vacip olan bid’atlerden birisi kelam âlimleri*nin mülhid ve bid’atçılara karşı delilleri dizmeleri ve benzeri şeylerdir. Mendub olan bid’atlerden biri de ilim kitaplarını yazmak, medreseleri, tekkeleri ve başka şeyleri bina etmek*tir. Mübah olan bid’atlerden biri de değişik yemek*ler ve benzeri şeylerde genişliktir. Haram ve mek*ruh olan bid’atler ise açıktır. Bu anlattığım bilinirse, hadi*sin aslında manası genel olan sınırları (başka deliller yüzün*den) daraltı*lan bir hadis olduğunu bilir. Ömer (Radıyallahu Anh)’ın “Ne güzel bid’at” sözü de bunu teyid etmektedir.

İmâm Şafi’i şöyle demiştir: Şeriattan dayanağı olan her şey, selef onu yapmasada bid’at değildir. Zira sele*fin onunla amel etmeyi terk etmesi, bazen o anda kendileri için mevcut olan bir mazeret sebebiyle yahut ondan daha üstün bir şey sebebiyle yahut da onun bilgisi tamamına ulaşmaması sebebiyle olmuş olabilir. (Şafii’nin sözü bitti)

İmâm Dârimi, Süneni’den yaptığı bir rivâyette, Ebû Mûsa’l- Eş’arî, Mescidde ellerinde küçük taşlar bulunan insanlardan meydana gelen bir zikir halkası görmüştü. (Birisi), yüz defa tekbir getirin, diyor, yüz defa tekbir getiri*yorlardı. Sonra yüz defa lâ ilâhe illallâh deyin diyor, on*larda yüz defa lâ ilâhe illallah, diyor*lardı. Yüz kere sübhanallah deyin, diyor on*larda yüz defa sübhanellah diyorlardı. Ebû Mûsâ el- Eş’ari bunu hayırlı bir iş, İbn-i Mes’ud da bid’at olarak gördüklerini söylüyorlardı. Taş*larla toplu zikretmeyi bir Sahabi güzel ve hayır diğeri de bid’at ve şer görmüştür.

Yine Sahabilerden bazıları, Kur’ân’ın toplanıp Mushaf*laştırılmasını Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından yapılmadığını söyleyerek bid’at diyorlardı. Hz. Ömer (Radıyallahu Anh) ise bid’at olarak görmedi.

Kimi âlimlerden sahabi kavlini hüccet görmediği rivâ*yet edilse de İslâm âlimlerinin Cumhuru onu delil gö*rüp, bağlayıcı kabul ederler. Hanefîler de onlardandır. Hatta bazı rivâyetlerde, bunu, İslâm âlimlerinin sadece cumhuru değil, hepsi kabul eder. Yalnız bir sahabi kavline ters, başka bir sahabi kavli varsa tercihe gidilir, birisi alınır. (Geniş bilgi için Menar ve şerhlerine (mesela, Fethu’l-Gaf*far’a:347-348 ve İ’la mukaddimesi Kavâid Fi Ulûmi’l-Hadis (85-86-87’e) bakılsın.

Üç: Sufiyye de burada sahâbeden birçoklarının fii*lini ve Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)efendimizin takrirle*rini esas olarak, başka birisinin sözünü almamıştır. Başka birçok delilden istifâdeyle Abdullah İbn-i Mes’ud’un değil de, Ebû Mûsâ (r.anh)’ın kanâatini seçmişlerdir. Evet, Abdullah İbn-i Mesud’un Sünneti muhafazadaki hassasi*yeti her türlü takdirin üstündeydi; lakin öte yanda Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in takrirleri ve sahâbe (Rıdvanullâhi teâlâ aleyhim)’den taşlarla tesbih edenlerde vardı. Nitekim bu taşlarla zikir hususunda İmâm Celâleddin es-Suyûtî müstekil bir risalede yazmıştı. Ondan is*tifâdeyle aşağıya birkaç rivâyet alıyoruz.

Birinci Rivâyet: Tirmizî, Hâkim ve Taberânî Safiyye (r.anha)’dan rivâyet ettiler.:

Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi; önümde tesbih etmekte olduğum dört bin hurma çekir*deği vardı. Nedir bunlar ey Heyey’in kızı? Dedi. Onlarla tesbih ediyorum, dedim. Başında dikildiğimden beri bunlar*dan daha çok tesbih ettim buyurdu. (Onu) bana (da) öğret, ey Allah celle celâlühü’nün Rasûlü dedim. Sübhaneke adede mâ min şey’in/ Allah’ı yarattığı şeyler şeyler adedince tesbih ederim buyurdu. Bu hadis de sahih*tir.(Süyûti)

Burada taşlarla tesbih yasaklanmadığına göre, on*larla tesbih edilebileceğine dair bir Takriri Sünnet vardır..

İkinci Rivâyet: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâi, İbn Mâce, İbn Hibbân ve Hâkim Sa’d İbn-i Ebî Vakkas (r.anh)’den rivâyet etmişler, bu rivâyetin Tirmizî, hasen, Hâkim de sa*hih olduğunu söylemişlerdir. Sa’d ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kadının yanına girmişler, kadı*nın önünde de hurma çekirdekleri veya küçük taşlar vardı; tesbih edi*yordu. Bunun üzerine Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “bundan daha kolay” veya (râvînin tereddüdü) “daha efdal olanı sana haber vereyim mi?” buyurdu. Burada da inkar bulunmayıp, takrir vardır.

Üçüncü rivâyet: Ahmed İbn-i Hanbel, ez-Zühd’de Yu*nus İbn Ubeyd’in anasından şöyle dediğini rivâyet etti: “Ebû Safiyye’yi -ki O Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in asha*bındandı ve komşumuz idi- küçük taşlarla tesbih ederken gördüm.”

Bu rivâyet benzer bir lafızla, Hilal el- Haffar’ın Cüz*’ünde, Beğavi’nin el- Mu’cemu’s-Sahâbe’sinde ve İbn-i Asâkir’in Târih’inde dahi mevcuttur.

Dördüncü Rivâyet: İbn-i Sad ve İbn-i Ebî Şeybe el-Musannef’de, Sad İbn-i Ebî Vakkas’dan, taşlarla tesbih ettiğini, rivâyet etmiştir.

Beşinci Rivâyet: Ahmed İbn-i Hanbel de Zühd’de, Ebu’d-Derdâ’nın hurma çekirdekleriyle tesbih ettiğini, rivâ*yet etmiştir.

[7]
Hatm-i Hâcegâ’nın halka şeklinde olması ise, sün*net’te yer alan ilim ve zikir halkalarıyla alâkalı nice hadis*ten alınmıştır. Mesela: (Bir): Ebû Vâkıd el-Leysî şöyle dedi: “Biz Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber*ken bir de ne görelim ki, üç kişi uğradı. Onlardan biri, halkada bir aralık buldu ve oturdu.8] (İki) “Cennet bahçelerine uğrarsanız (orada) otlanın.” Cennet bahçeleri de nedir? dediler. (Cen*net bahçeleri) “Zikir halkalarıdır” dedi.Rivâyetleri daha da çoğaltmak mümkün ise de, bizce bu, şurada luzumsuzdur. Bütün bunlar Sahâbe (Rıdvanullahi teala aleyhim)’in tatbikatıdır. Bu rivâyetler göz önünde bulundurularak, Sûfiyye’ce topluca ve tek başına taşlarla zikretmenin bid’at olduğu tarafı değilde, hayır ol*duğu tarafı tercih edilmiştir. Şu halde taşlarla zikir Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in takrirleri ve sahâbe (Rıdvanullahi teala aleyhim)’in amelinden alınma bir sünnet*tir.


[1] Ebû Dâvûd, 1/230; Tirmizî, 4/255 (hasen oldu*ğunu söylemiştir.); İbn Hibban, 2334; Hâkim, 1/547; el-Beyhakî, 2/253; ez-Zehebî’nin de ifâde ettiği gibi hadisin isnadı sahihtir.
[2] Müslim, İlim 15 “Zekat” 69, Tayâlisî, el-Müsned, s. 92 h. No: 670, Humeydî, el-Müsned, c. II, s. 353 h. No: 805, Ahmed b. Hanbel, c. 4 s. 360-361
[3](Buhârî, Terâvîh Namazı(2010)
[4](önceki Hadisin kendisi (Ebû Dâvûd ve Tirmizî hadisi)
[5](Ahmet İbn-i Hanbel (5/382) Tirmizî, Menâkıp (3662,3805) İbn Mâce (97)
[6](En-Nihaye fi Ğaribi’l –Hadis🙁1/106, 1/107)
[7] (İmâm Celâleddin es-Suyuti, el-Minha Fis-Sibha, el-Hâvî lil-Fetâvâ içinde:2/37-38)
[8]Muvatta (Selam:4) Ahmed (5/219), Buhârî (İlim: 8, Salat: 84), Ebû Dâvûd (Edep:14), Tirmizi (Edep: 12 İstizan:29), Mu’cem:1/503



Resûlullah efendimizin âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zâide veya müstehab denir.

Sual: Masada yemek yemek, çatal, kaşık kullanmak, lüks arabalara binmek, sonradan çıktığı için bidat mıdır ve bunları kullanmakta dinen mahzur olur mu?
Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki:
“Resûlullah efendimizin ve Ondan sonra dört halifesinin devam üzere yaptıkları şeylere Sünnet denir. Sünnet-i hüdâyı terk etmek mekruhtur. Sünnet-i zâideyi terk mekruh değildir.”
Abdülganî Nablüsî hazretleri, Hadîka kitabında buyuruyor ki:
“Resûlullah efendimiz, kendisinin ibadet olarak yaptığı şeyleri terk edeni inkâr etmedi ise, yani darılmadı ise, bu ibadetlere Sünnet-i hüdâ denir. Bunları devamlı yaptı ise, Sünnet-i müekkede denir. Resûlullah efendimizin âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zâide veya Müstehab denir. İyi işlere sağdan başlamak, sağ el ile yapmak, bina yapmakta, yemekte, içmekte, oturmakta, kalkmakta, yatmakta, elbisede, aletlerde yaptığı ve kullandığı şeyler böyledir. Bunları yapmamak ve un eleği, kaşık gibi âdette bidat olan şeyleri, yani sonradan ortaya çıkan âdetleri yapmak dalalet olmaz. Günah olmaz.”
Bundan anlaşılıyor ki, masada yemek, çatal, kaşık kullanmak, karyolada yatmak ve konferanslarda, mekteplerde ahlak ve fen derslerinde, radyo, televizyon ve teyp kullanmak ve her çeşit nakil vasıtalarına binmek, gözlük, hesap makinesi gibi fen vasıtalarından istifade etmek caizdir. Çünkü bunlar, âdette bidattirler. Sonradan meydana çıkan şeylere Bidat denir. Âdette olan bidatleri, yenilikleri haram işlemekte kullanmak haram olur

ahmet27300 09.09.20 00:58

Kemer takma
 
Alıntı:

Och Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 366496)
Hey Allahım yaaa :)




@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bunun için konu mu açtınız? :d

Demek istediğim önceleri kemer diye bir şey yoktu daha mı rahattı acaba?
Size garip gelebilir.

---------- Post added 09.09.20 at 00:59 ----------

Alıntı:

nesimcik Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 367179)
Kemer ve benzeri sonradan ortaya çıkan pekçok adetlerin dinde ki yeri bidat mi ne çeşit bidat dine zararı var mı olan olmayan hepsinin cevabını bu yazıda bulabilirsiniz. Yazı Pakistan merkezli tebliğ cemaatiinin ve Hüseyin hilimi hzlerini baz alan tgrt cemaatiinin incekemelerinden toplamadir. Rahmetli Albay Hüseyin Hilmi hzlerinin yanlışları olmakla birlikte bu konuda verilen bilgiler fikha ve hakikata muvafiktir. Ülkemizde en dindar insanların yakinda Türk ordusu içinde zuhur edeceğine dair eskiden beri ehli kesiften rivâyet var. Her ne ise kemer dahil pekçok sorunun ve bidat meselesinin cevabı:
Tesbih çekmek bidat mı

BİD’AT DİYENLERİN GÖRÜŞÜ
———————————-
Boncuklarla olan tesbih bid’attır, çünkü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında olmayıp, O’ndan sonra icad edilmiştir. Lugat âlimleri, tesbih’in yeni bir ke*lime olduğunu ve Arablar’ın bu kelimeyi tanımadığını söyler*ler. Bu itibarla nasıl olur da, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına bilmedikleri bir şeyi tavsiye eder?İbn Vaddah el-Kurtubi, (el-bid’a ve’n-Nehyu Anhâ, s.12) Salet b. Behram’dan rivâyet ettiği bir eserde;

“İbn Mesud boncuklarla tesbih çeken bir kadına uğ*rar, onları kopartıp atar, sonrada taşlarla tesbih çeken bir adama gelir ve ayağı ile vurur. Ardından şöyle der: “Çok ileriye gittiniz! Karanlık bid’atlara daldınız! Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ashabını ilimde geçtiniz!”

Boncuklarla tesbih çekmek Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yoluna muhâliftir. Bu konuda Abdullah b. Amr şöyle der:

“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i sağ eliyle tesbih çekerken gördüm.”

[1]Ayrıca Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bazı ha*nımlarına verdiği emre de uymamaktadır. Şöyle buyu*rur:

“Sizlere Subhânallah, Allahu Ekber deyip Allah’ı eksik*likten tenzih etmeyi emrederim. Gaflet edip de Lâ ilâhe İllalâh’ı unutmayın, parmaklarınızla tesbih çekin çünkü onlar sorulur ve konuşturulurlar.” Bu hadis hasendir.

Hadisi, Ebû Dâvud ve diğerleri rivâyet etmişlerdir. Hâ*kim ve ez-Zehebî hadisin sahih olduğunu söylerler. En-Nevevî ve el-Askalâni (Emâli el-Ezkâr, 1/84) ise, hasen hük*münü vermişlerdir.

Diğer taraftan biri gelipte, parmaklar ile olan tesbihin, adet çoğaldıkça sayısının muhafazasını imkânsız olduğunu söylerse, ona şöyle deriz. Bu karmaşıklığa sebeb diğer bir bid’attır. Yani dinimizde gelmediği şekilde, Allah Teâlâ’nın çokça belirli bir sayıda zikredilmesidir. İşte bu bid’at boncuk*larla tesbih bid’at sahih sünnette sabit olan en çok zi*kir adedi yüz’dür. Bunu da adet edinen kişi kolay*lıkla, yanlışsız bir şekilde yapabilir. Parmaklarla tesbihin daha faziletli olduğuna ittifak etmelerine rağmen, boncuklarla yapılan tesbih, parmaklarla sünnet olan tesbihi fiilen bitirmiş*tir. Birde insanlar bu bid’at ile yeni icatlar getirmişler*dir. Tarikatçılar bunu boyunlarına bile asarlar. Şeyhleri olan Abdullah el-Ğumari, tesbihin bo*yuna asılma*sını yazıcının kalemi kulağına koymasına kıyas ederek, bunda bir sakıncanın olmadığını söyler! Boncuk*larla tesbih hadisi görüldüğü gibi uydurmadır. Bazılarıda hem seninle konuşur hem de elindeki tesbihiyle tesbih çeker. Veya senin sözüne kulak verir. Kimide selâmı teleffuz etmeden tesbihini kaldırarak alır. Bu bid’atın daha birçok yanlışlığı vardır. Şairin dediği gibi:Her türlü hayır selefe uymadadır.
———————————
KABUL EDENLERİN GÖRÜŞÜ
———————————

Feyyûmî el-Misbah’da şöyle dedi: “Allah (Celle Celalühü) mahlûkatı ibdâ’ etmekle ibdâ’ etti, onları model*siz olarak yarattı, demektir. Ebda’tü ve Ebda’tühü onu çıkardım ve ihdâs ettim demektir. Bu mana’dan olarak muhâlif hale bid’at denilmiştir. Bid’at ibtida’dan isimdir. Nasıl ki, rıf’at (yükseklik) irtifa’dan ise, sonra bulunan (bid’atın) dinde noksanlık ve yahut fazlalık olan şeylerde kullanılması galip oldu. Lakin kimi zaman bir kısmı mek*ruh olmaz ve mübah bid’at olarak isimlendirilir.”Hafız Ğumârî şöyle diyor: “Yalnız başına terk, kendi*siyle beraber, terk edilenin yasaklanan bir şey oldu*ğuna dâir bir nass bulunmadıkça, onun (terk edilen şeyin) ha*ramlı*ğına delâlet etmez. Aksine o işin en fazla, meşru olduğunu gösterir. O terk edilen (yapılmayan) işin mah*surlu oluşu ise tek başına terkten anlaşılmaz.”



من سنفى الاسلام سنة حسنة فعمل بها بعده كتب له مثل اجر من عمل بها، ولا ينقص من اجورهمشيئ ومن سن فى الاسلام سنة سيئة فعمل بها بعده كتب عليه مثل وزر من عمل بها ولاينقص من اوزارهم شيئ

“Kim İslâm’da iyi bir çığır açar da, kendinden sonraki*ler onunla amel ederlerse, onunla amel edenlerin sevaplarının aynısı, o çığırı açan kimseye yazılır ve öbürleri*nin sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmez. Kim de İslâm’da kötü bir çığır açar da kendinden sonrakiler onunla amel ederlerse, onunla amel edenlerin günahları*nın aynısı, o kötü çığırı açan kimseye yazılır ve öbürlerinin günahlarından hiçbir şey eksiltilmez.”[2]Hz.Ömer (Radıyallahu Anh)’ın “bu ne güzel bir bid’attir”,

3] sözü bu türdendir. Bu (terâvîh namazın top*luca kı*lınması) hayırlı fiillerden olunca ve methedilen fiil*lere dâhil bulununca, onu bid’at diye isimlendirip methetmiş*tir. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu bu şekliyle on*lara sünnet kılmamıştır. Onu bazı gecelerde kılmış sonrada terk etmiş, ona devam etmemiş, onun için insanları toplama*mıştır. Hz. Ebû Bekir (Radıyallahu Anh) zamanında yoktu. Sadece Ömer (Radıyallahu Anh) insanları onun için topladı ve ona teşvik etti. Bu yüzden ona bid’at ismini verdi. Hâlbuki o gerçekte sünnettir. Çünkü Aleyhi’ssalatü ve’s-selâm Efendimiz: “Sünnetime ve ben*den sonraki raşid halifelerin sünnetine yapışınız[4] ve benden sonra iki kişiye Ebû Bekir ve Ömer’e uyunuz” buyurdu.[5] Diğer “Her icad edilen bid’attır” hadisi bu te’vile hamledilir. Sadece şunu murad etmektedir; Şeriatın asıllarına ters düşen, sünnete uymayan şeyler.[6](İbnü’l Esir’in sözleri burada son buldu.)Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübahların tama*mını işlememiştir. Hatta kendisi işlediği zaman, ümmetine farz olması yahut meşakkatli hale gelmesi korkusuyla bazı mendupları kasten terk etmiştir. O yüzden kim Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bir şeyi yapmadı davasıyla, bir şe*yin haramlığını iddia ederse, hakkında delil bulunma*yan bir şey iddia etti, demektir.

Bida’atle murad edilen, Şeriatın kendisine dela*let edeceği aslı bulunmayan şeyler türünden yapılan icadlardır. Şeriat’tan kendisine delalet ede*cek bir aslı bulunan şeyler ise, lugat olarak her ne kadar bid’at ise de şeriat’ça bid’at değildir.

Nevevî şöyle demiştir: Nebî (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “her bir bid’at sapıklıktır” sözü, sınırlandırılmış bir umûmî hükümdür. Kastedilen bid’atların çoğunluğu*dur.

Lugat âlimleri demişlerdir ki: Bid’at demek, geçmiş mi*sali olmadan yapılan her bir iştir. Âlimler bid’atın beş kısım olduğunu söylemiştir: Vacip, mendub, haram, mek*ruh ve mübah. Vacip olan bid’atlerden birisi kelam âlimleri*nin mülhid ve bid’atçılara karşı delilleri dizmeleri ve benzeri şeylerdir. Mendub olan bid’atlerden biri de ilim kitaplarını yazmak, medreseleri, tekkeleri ve başka şeyleri bina etmek*tir. Mübah olan bid’atlerden biri de değişik yemek*ler ve benzeri şeylerde genişliktir. Haram ve mek*ruh olan bid’atler ise açıktır. Bu anlattığım bilinirse, hadi*sin aslında manası genel olan sınırları (başka deliller yüzün*den) daraltı*lan bir hadis olduğunu bilir. Ömer (Radıyallahu Anh)’ın “Ne güzel bid’at” sözü de bunu teyid etmektedir.

İmâm Şafi’i şöyle demiştir: Şeriattan dayanağı olan her şey, selef onu yapmasada bid’at değildir. Zira sele*fin onunla amel etmeyi terk etmesi, bazen o anda kendileri için mevcut olan bir mazeret sebebiyle yahut ondan daha üstün bir şey sebebiyle yahut da onun bilgisi tamamına ulaşmaması sebebiyle olmuş olabilir. (Şafii’nin sözü bitti)

İmâm Dârimi, Süneni’den yaptığı bir rivâyette, Ebû Mûsa’l- Eş’arî, Mescidde ellerinde küçük taşlar bulunan insanlardan meydana gelen bir zikir halkası görmüştü. (Birisi), yüz defa tekbir getirin, diyor, yüz defa tekbir getiri*yorlardı. Sonra yüz defa lâ ilâhe illallâh deyin diyor, on*larda yüz defa lâ ilâhe illallah, diyor*lardı. Yüz kere sübhanallah deyin, diyor on*larda yüz defa sübhanellah diyorlardı. Ebû Mûsâ el- Eş’ari bunu hayırlı bir iş, İbn-i Mes’ud da bid’at olarak gördüklerini söylüyorlardı. Taş*larla toplu zikretmeyi bir Sahabi güzel ve hayır diğeri de bid’at ve şer görmüştür.

Yine Sahabilerden bazıları, Kur’ân’ın toplanıp Mushaf*laştırılmasını Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından yapılmadığını söyleyerek bid’at diyorlardı. Hz. Ömer (Radıyallahu Anh) ise bid’at olarak görmedi.

Kimi âlimlerden sahabi kavlini hüccet görmediği rivâ*yet edilse de İslâm âlimlerinin Cumhuru onu delil gö*rüp, bağlayıcı kabul ederler. Hanefîler de onlardandır. Hatta bazı rivâyetlerde, bunu, İslâm âlimlerinin sadece cumhuru değil, hepsi kabul eder. Yalnız bir sahabi kavline ters, başka bir sahabi kavli varsa tercihe gidilir, birisi alınır. (Geniş bilgi için Menar ve şerhlerine (mesela, Fethu’l-Gaf*far’a:347-348 ve İ’la mukaddimesi Kavâid Fi Ulûmi’l-Hadis (85-86-87’e) bakılsın.

Üç: Sufiyye de burada sahâbeden birçoklarının fii*lini ve Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)efendimizin takrirle*rini esas olarak, başka birisinin sözünü almamıştır. Başka birçok delilden istifâdeyle Abdullah İbn-i Mes’ud’un değil de, Ebû Mûsâ (r.anh)’ın kanâatini seçmişlerdir. Evet, Abdullah İbn-i Mesud’un Sünneti muhafazadaki hassasi*yeti her türlü takdirin üstündeydi; lakin öte yanda Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in takrirleri ve sahâbe (Rıdvanullâhi teâlâ aleyhim)’den taşlarla tesbih edenlerde vardı. Nitekim bu taşlarla zikir hususunda İmâm Celâleddin es-Suyûtî müstekil bir risalede yazmıştı. Ondan is*tifâdeyle aşağıya birkaç rivâyet alıyoruz.

Birinci Rivâyet: Tirmizî, Hâkim ve Taberânî Safiyye (r.anha)’dan rivâyet ettiler.:

Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanıma girdi; önümde tesbih etmekte olduğum dört bin hurma çekir*deği vardı. Nedir bunlar ey Heyey’in kızı? Dedi. Onlarla tesbih ediyorum, dedim. Başında dikildiğimden beri bunlar*dan daha çok tesbih ettim buyurdu. (Onu) bana (da) öğret, ey Allah celle celâlühü’nün Rasûlü dedim. Sübhaneke adede mâ min şey’in/ Allah’ı yarattığı şeyler şeyler adedince tesbih ederim buyurdu. Bu hadis de sahih*tir.(Süyûti)

Burada taşlarla tesbih yasaklanmadığına göre, on*larla tesbih edilebileceğine dair bir Takriri Sünnet vardır..

İkinci Rivâyet: Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâi, İbn Mâce, İbn Hibbân ve Hâkim Sa’d İbn-i Ebî Vakkas (r.anh)’den rivâyet etmişler, bu rivâyetin Tirmizî, hasen, Hâkim de sa*hih olduğunu söylemişlerdir. Sa’d ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kadının yanına girmişler, kadı*nın önünde de hurma çekirdekleri veya küçük taşlar vardı; tesbih edi*yordu. Bunun üzerine Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “bundan daha kolay” veya (râvînin tereddüdü) “daha efdal olanı sana haber vereyim mi?” buyurdu. Burada da inkar bulunmayıp, takrir vardır.

Üçüncü rivâyet: Ahmed İbn-i Hanbel, ez-Zühd’de Yu*nus İbn Ubeyd’in anasından şöyle dediğini rivâyet etti: “Ebû Safiyye’yi -ki O Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in asha*bındandı ve komşumuz idi- küçük taşlarla tesbih ederken gördüm.”

Bu rivâyet benzer bir lafızla, Hilal el- Haffar’ın Cüz*’ünde, Beğavi’nin el- Mu’cemu’s-Sahâbe’sinde ve İbn-i Asâkir’in Târih’inde dahi mevcuttur.

Dördüncü Rivâyet: İbn-i Sad ve İbn-i Ebî Şeybe el-Musannef’de, Sad İbn-i Ebî Vakkas’dan, taşlarla tesbih ettiğini, rivâyet etmiştir.

Beşinci Rivâyet: Ahmed İbn-i Hanbel de Zühd’de, Ebu’d-Derdâ’nın hurma çekirdekleriyle tesbih ettiğini, rivâ*yet etmiştir.

[7]
Hatm-i Hâcegâ’nın halka şeklinde olması ise, sün*net’te yer alan ilim ve zikir halkalarıyla alâkalı nice hadis*ten alınmıştır. Mesela: (Bir): Ebû Vâkıd el-Leysî şöyle dedi: “Biz Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber*ken bir de ne görelim ki, üç kişi uğradı. Onlardan biri, halkada bir aralık buldu ve oturdu.8] (İki) “Cennet bahçelerine uğrarsanız (orada) otlanın.” Cennet bahçeleri de nedir? dediler. (Cen*net bahçeleri) “Zikir halkalarıdır” dedi.Rivâyetleri daha da çoğaltmak mümkün ise de, bizce bu, şurada luzumsuzdur. Bütün bunlar Sahâbe (Rıdvanullahi teala aleyhim)’in tatbikatıdır. Bu rivâyetler göz önünde bulundurularak, Sûfiyye’ce topluca ve tek başına taşlarla zikretmenin bid’at olduğu tarafı değilde, hayır ol*duğu tarafı tercih edilmiştir. Şu halde taşlarla zikir Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in takrirleri ve sahâbe (Rıdvanullahi teala aleyhim)’in amelinden alınma bir sünnet*tir.


[1] Ebû Dâvûd, 1/230; Tirmizî, 4/255 (hasen oldu*ğunu söylemiştir.); İbn Hibban, 2334; Hâkim, 1/547; el-Beyhakî, 2/253; ez-Zehebî’nin de ifâde ettiği gibi hadisin isnadı sahihtir.
[2] Müslim, İlim 15 “Zekat” 69, Tayâlisî, el-Müsned, s. 92 h. No: 670, Humeydî, el-Müsned, c. II, s. 353 h. No: 805, Ahmed b. Hanbel, c. 4 s. 360-361
[3](Buhârî, Terâvîh Namazı(2010)
[4](önceki Hadisin kendisi (Ebû Dâvûd ve Tirmizî hadisi)
[5](Ahmet İbn-i Hanbel (5/382) Tirmizî, Menâkıp (3662,3805) İbn Mâce (97)
[6](En-Nihaye fi Ğaribi’l –Hadis🙁1/106, 1/107)
[7] (İmâm Celâleddin es-Suyuti, el-Minha Fis-Sibha, el-Hâvî lil-Fetâvâ içinde:2/37-38)
[8]Muvatta (Selam:4) Ahmed (5/219), Buhârî (İlim: 8, Salat: 84), Ebû Dâvûd (Edep:14), Tirmizi (Edep: 12 İstizan:29), Mu’cem:1/503



Resûlullah efendimizin âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zâide veya müstehab denir.

Sual: Masada yemek yemek, çatal, kaşık kullanmak, lüks arabalara binmek, sonradan çıktığı için bidat mıdır ve bunları kullanmakta dinen mahzur olur mu?
Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde deniyor ki:
“Resûlullah efendimizin ve Ondan sonra dört halifesinin devam üzere yaptıkları şeylere Sünnet denir. Sünnet-i hüdâyı terk etmek mekruhtur. Sünnet-i zâideyi terk mekruh değildir.”
Abdülganî Nablüsî hazretleri, Hadîka kitabında buyuruyor ki:
“Resûlullah efendimiz, kendisinin ibadet olarak yaptığı şeyleri terk edeni inkâr etmedi ise, yani darılmadı ise, bu ibadetlere Sünnet-i hüdâ denir. Bunları devamlı yaptı ise, Sünnet-i müekkede denir. Resûlullah efendimizin âdet olarak yaptığı şeylere Sünnet-i zâide veya Müstehab denir. İyi işlere sağdan başlamak, sağ el ile yapmak, bina yapmakta, yemekte, içmekte, oturmakta, kalkmakta, yatmakta, elbisede, aletlerde yaptığı ve kullandığı şeyler böyledir. Bunları yapmamak ve un eleği, kaşık gibi âdette bidat olan şeyleri, yani sonradan ortaya çıkan âdetleri yapmak dalalet olmaz. Günah olmaz.”
Bundan anlaşılıyor ki, masada yemek, çatal, kaşık kullanmak, karyolada yatmak ve konferanslarda, mekteplerde ahlak ve fen derslerinde, radyo, televizyon ve teyp kullanmak ve her çeşit nakil vasıtalarına binmek, gözlük, hesap makinesi gibi fen vasıtalarından istifade etmek caizdir. Çünkü bunlar, âdette bidattirler. Sonradan meydana çıkan şeylere Bidat denir. Âdette olan bidatleri, yenilikleri haram işlemekte kullanmak haram olur

Kemerden bahis yok yazıda

CahCahi 09.09.20 06:34

Alıntı:

ahmet27300 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 370844)
Demek istediğim önceleri kemer diye bir şey yoktu daha mı rahattı acaba?
Size garip gelebilir.

---------- Post added 09.09.20 at 00:59 ----------


Kemerden bahis yok yazıda

sizin gibi zeki kardeşler bunu çıkarrdi. Çatal kaşık hükmü neyse kemer de aynı. Yazının genelinde çizilen salondan kemer vb... asrı saasdetteen sonra çıkan tüm adetlere cevap var.tekrar yazıyı okumayın neyse. kemer dini yıkan bir biat değil olamaz zaten.cay2


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:56.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148