Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Tasavvufa karsi cikan alimler (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/53286-tasavvufa-karsi-cikan-alimler.html)

imas 28.08.20 17:49

Tasavvufa karsi cikan alimler
 
Tasavvufa ve mutasavvif alimlere karsi cikan,reddiyeler yazan,bunlari kabul etmeyen bir cok islam alimi var,bu alimler iddialarinda hakli mi haksiz mi,yoksa her iki taraftaki alimler kendi inanclarinda haklilar mi? bu konuda fikirleriniz nelerdir?

Berzahı-Şah 28.08.20 18:02

Abi Günümüzde Okadar Çok Dağıldıki Bu Konu Şimdi Benim Takip Ettiğim Örneğin 'Kerem Önder' Hocayı Takip Ediyorum Ama Görüyorumki Sanki Bir Savaş İçerisindeler Öneğin Ebu Hanza İle Durmadan O Ona Atıp Tutuyor Oda Ona Ama Ben Bu Savaşta Kerem Önderi Savunuyorun Neden Dersen İzledim Bu Hanzala Hocayı (HZ.HIZIR) Yok Diyorlar Şeh Ler Yok Diyorlar Örnek Benim Ablam Koyu Hanzalacıdır Bana Kerem Önderi Dinliyorum Diye Hem Kerem Öndere Kafir Hemde Bana Kafir Diyor Halbuki 2 Tarafında Ortak Noktası

Hak Din İslam Ama Görüyorum ki Bizim Hoca Doğruyu Söyledikçe Adama Küfürler Bedua Lar Ediyorlar Ama Ne Hikmettirki Hapisdende Çıkamıyorlar Cözemedim Rabiim Bize Ve Onlara Hidayet Versin.

Yet80 28.08.20 18:10

Tasavvuf haktır ve islamın özüdür kim tasavvufu eleştirirse islamda yeri yoktur. Fakat tasavvuf değilde bu zamandaki şeyhler tartışılmalı bu zamandaki şeyhler islama ne veriyor ne derece ümmete katkı sunuyor bunlar tartışılmayı.

(alıntı)
Bakalım Şeyh nasıl biri olmalı? Hem de Şeyhlerin kaleminden:

Şeyh Necmeddin-i Kübra (r.h.) der ki:
“Şeyh diye adlandırılan ve tarikat yolunda yürüyoruz diye iddia edenler, 70 makamdan geçip, gönül alemlerini açıp, gayb erenler, şeyhler ve bunların ruhlarından icazet alırlar ve tarikatta (uygulamada) doğru olursa, şeyhlik makamına oturmaları uygundur.”

Hace Ahmet Yesevi buyuruyor : “Hakikatla yürüyorum deyip iddia edenler; 70 makamı geçmeden, 70.000 perdeyi açmadan ve Hz. Peygamber (s.a.v.) ’in gördüklerini görmeden bir kimse “Ben Hakk’a ulaşıyorum. ” diye iddiada bulunsa iddiası yalan; kendisi yalancı ve Allah’a düşman olur.”

Devam ediyor : “Ahir zamanda bizden sonra öyle şeyhler zuhur edecek ki; şeytan onlardan ders alacak ve onlar şeytanın işini yapacaklar. Halkla dost olup halk ne isterse onu yapacaklar. Müridlerine yol gösterip onları Allah’a ulaştıramayacaklar. Dış görünüşlerini süsleyip müridden daha çok “hırs” sahibi olacaklar. Küfür ve imanı farklı görmeyecekler ve Âlimleri sevmeyecekler. (Ama) mürid (öğrencisi) şeyhine bir şey (dünyalık) vermezse, o şeyh zorla alacak… Eğer o aldığı nesneyi, ihtiyacı olana veya yoksula vermezse ve kendine – ailesine harcarsa it ölüsü yemiş gibi olur. Yedikleri ve aldıkları ile kıldığı namaz, tuttuğu oruç Allah katında makbul olmaz ve -yediği her lokma için Cehennemde 3000 yıl- azap görür. Bizden sonra böyle bir bidatçıya kim ” Pir” – “Şeyh” derse ve hizmet etse “KAFİR VE MEL’UN” olur… Vay o kişilere ki; böyle şeyhlere el uzatıp mürid olurlar! ”

Sözlerine de Ayetle devam ediyor:

İbrahim Suresi -7. Ayet:

“ Kendilerini azaba atarlar, şüphesiz azabım şiddetlidir.”

“Ey derviş! Şeyhlik davasında bulunan kimsenin 40 yıl bir Mürşid-i Kâmilin hizmetinde bulunmuş, çile çekip nefsini öldürmüş, icazetini (diplomasını ) almış olması gerekir. (Aksi takdirde) onun mürid edinmesi ve “hediye ” alması haram ve batıldır. Şeriata aykırı iş yapan kişi “Dinden Çıkar”, tarikata aykırı iş yapan merdud olur, reddedilir. Ve kim tevbe etmeden dünyadan göçüp giderse cehennem de azap görür. Bundan Allah’a sığınırız.” (Kaynak :Yesevilik Bilgisi/ Sayfa :446 ve 447 )

Bir düşün Ey Akıl Sahibi… Yukarıdaki ölçülerde Şeyh kim? Bul bakalım. Kaldı mı? İyi örnekte yok; ama sahtelerinden çok mu çok.

1845 (miladi) yılında Şam’da vefat eden Kuşadalı İbrahim Halveti Hazretleri; manada bu günleri görmüş ve şöyle diyor: “Artık tarikatlar kaldırılmış, tekke ve zaviyeler kapatılmalıdır. Herkes Allah ve Resulünü, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimiz zamanındaki gibi kendi başlarına bulacak ve yaşayacaklardır.”
Bedüüzzaman hz. Zaman tarikat zamanı değil iman kurtarma zamanıdır demiş.

Dem, bu demdir. Zaman, bu zamandır. Bunlar sizi tatmin etmedi de Kur’an-ı Kerim’den Ayetler mi istiyorsunuz? Peki. Bakın zamanla tarikatlar (Gerçek Şeyhler – Âlimler değil sahteler dinimizi ne hale getirmiş.) Dinimizin var luşunu sağlayan “Ümmet” kavramını bölerek cemaat haline getirmelerini yorum yapmadan sadece Ayetlerle yazarak cevap verelim:

RUM SURESİ – 32. AYET:

“Onlardan (olmayın) ki, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her gurup kendilerindekine güvenmektedirler.”

Yet80 28.08.20 18:43

Peygamber asla etrafındaki insanlara elini öptürmez. Eğilmesini istemez.
İmtiyaz istemez. Bir gün dışarıdan birisi geliyor ve soruyor 'Hanginiz Muhammed' diye.Diyorlar ki: Sedire uzanmış, uzun saçlı beyaz yüzlü adamdır. Onun yanına gidiyor"Muhammed sen misin?' diyor,'Evet benim' diyor. Ilk geldiğinde soru bu:Hanginiz Muhammed? Tanıyamıyor.Cemaatlerde dışarıdan bakıldığı zaman şeyhin kim olduğunu hemen anlarsınız, yanında korumalar vardır. Kılık kıyafeti, davranış biçimi, karşısındakinin ona davranışı değişiktir. Peygamberde böyle bir şey yok! Peki Peygamberde böyleyse
diğerlerine ne oluyor? Bu şeyh ve siyasi liderler etrafına hizmet ettiriyorlar, bir manga adamla dolaşıyorlar.


2.nokta istanbul sözleşmesine şiddetle sema maraşlı yazar müslüman olduğu için karşı çıkarken şeyhlerin sesi çıkmıyor niye halbuki seçim günlerinde din elden gider dile ihale ve menfaat aldıkları siyasi partiye tam destek veriliyor halbuki bütün haram ve gayrimeşru önü qçıldı aile dağıldı zinalar çoğaldı ama şimdi burda islamın menfaati içinmi yoksa kendi maddi menfaatları içinmi siyasilere destek var. diye sorulur not siyasi partilerce cemaatler tehdit ediliyorsa bu hariç tabi

Berzahı-Şah 28.08.20 19:06

Alıntı:

Yet80 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368439)
Peygamber asla etrafındaki insanlara elini öptürmez. Eğilmesini istemez.
İmtiyaz istemez. Bir gün dışarıdan birisi geliyor ve soruyor 'Hanginiz Muhammed' diye.Diyorlar ki: Sedire uzanmış, uzun saçlı beyaz yüzlü adamdır. Onun yanına gidiyor"Muhammed sen misin?' diyor,'Evet benim' diyor. Ilk geldiğinde soru bu:Hanginiz Muhammed? Tanıyamıyor.Cemaatlerde dışarıdan bakıldığı zaman şeyhin kim olduğunu hemen anlarsınız, yanında korumalar vardır. Kılık kıyafeti, davranış biçimi, karşısındakinin ona davranışı değişiktir. Peygamberde böyle bir şey yok! Peki Peygamberde böyleyse
diğerlerine ne oluyor? Bu şeyh ve siyasi liderler etrafına hizmet ettiriyorlar, bir manga adamla dolaşıyorlar.


2.nokta istanbul sözleşmesine şiddetle sema maraşlı yazar müslüman olduğu için karşı çıkarken şeyhlerin sesi çıkmıyor niye halbuki seçim günlerinde din elden gider dile ihale ve menfaat aldıkları siyasi partiye tam destek veriliyor halbuki bütün haram ve gayrimeşru önü qçıldı aile dağıldı zinalar çoğaldı ama şimdi burda islamın menfaati içinmi yoksa kendi maddi menfaatları içinmi siyasilere destek var. diye sorulur not siyasi partilerce cemaatler tehdit ediliyorsa bu hariç tabi

Sana Sonuna Kadar Katılıyorum Dediğin Gibi Ya Yani Ne Gerek Var Herkeze Din Öğretin Yeter İnsanlarda Dinini Yaşsın Yeter Ama Bazen Öyle Saçmalıyorlarki Bizim Burda Bir Şeh Var Adamı Öyle Abartıyorlarki Onun Yanında Dua Edersen 2 Katı Sevap Kazanıyormuş Ya Allah Aşkına Cözemiyorum Bizim Mileti Adam 400 Liraya Muska Satıyor Ve Günde En Az 10 Tane Satıyor Allah Akıl Versin Bunlara

CahCahi 28.08.20 19:50

Tasavvuf sünnet terbiyesidir kısaca. Kuran'dan alınma bir yoldur. Tasavvuf a karşı çıkan alım değil zalim olur belki artniyetlu buda ehli islam düşmanı yaratıklar ola. Hskikata giden aslı Kuran'dan alınma bir yola karşı çıkan hakikata dusmanliktur.

imas 28.08.20 20:47

Alıntı:

nesimcik Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368444)
Tasavvuf sünnet terbiyesidir kısaca. Kuran'dan alınma bir yoldur. Tasavvuf a karşı çıkan alım değil zalim olur belki artniyetlu buda ehli islam düşmanı yaratıklar ola. Hskikata giden aslı Kuran'dan alınma bir yola karşı çıkan hakikata dusmanliktur.

aklima ilk gelenler İmam Zehebi,İbni Receb,İbni Zehevi,Kadi İyaz daha onlarcasi sayilabilir bu alimler alim degil zalimler mi? yazdiklari kitaplara itibar edilmez mi? daha ust konuya yazan arkadasimiz isi ileriye goturerek tasavvuf ehli olmayan alimlerin dinden ciktigini soylemis dogrumudur?

CahCahi 29.08.20 08:51

Biz hakikati söyledik. Burada Münazara ve soru yok. Konu bidat ehli tasavvuf düşmanın bilgisiz Müslümanları tasavvuf düşman edip bidat fikirlerini asilamak için art niyetli olarak açılmıştır. Mubahese ve munazara bilgi edinme maksadı olmadığı yerde delik sunmak munakasaya yol açar.İslam bu tür munakasaarin yol açtığı insikaklardan çok çekti çok kanlı bedel ödedi. Kur'an mahluk mudur değil midir sorusunun bedelini bile sayısız insan içlerinde allimlerle birlikte kanıya ödedi. Bunlar eseriyle tasavvuf düşmanlığı değil tasavvuf yetişen ve kurana asırlardır sahip çıkarak dini yaydığı için islami yoketmek üzere mustesrik ve kafirlerin plan ini parça sidir. Yazık ki bunlar dinin özünü anlamamis heryerde mu Akaşa arayan kavgacı muzir bir topluluk ola.lakin bu kadar demeye mecbur kaldım ki tekfirci zihniyet ler taraftar bulması diye o da. Zira teklifin arkası da niz kan dahili harp tir. Kur'an'da hakikat isal eden 3 büyük yol var.tarukatlar vilayeti vustanin orta yoludur. Hz Aniden ders almadım aşkı Kur'an'da olan manevi yollardur. Şaabenjnn yolu değildir. Daha üstünü olduğu için herkese mehenk olmaz herkes de davet edilmez. Bizim dahi yolumuz değildir lakin hak yoldur ve o yolda gidenlere de canımız fedakâr. Imamlarla sizi alfatmasinlar. Zulüm ayrı küfür çok ayrıdır. Tasavvufu kabul etmeyen kafir olmaz. Lakin sözü uzatmadan ince bir sur ile son verecem. Kafir olmaz lakin cinlerin oyuncağı olur. Sayısız insan var bu şekilde. Munakasa ehlinin ağzının suyu aktı. Bungörüyorum sanki.Sabah akşam tartışıp yoldan ciksinlar zaten Hayır peşinde değiller hakikat peşinde hiç to değiller. Hakikat tevazu ile bildiğini terk ve alimlere teslimiyet le edep le aranır. kadı iyazin şifa I Şerif eşsiz bir eseridir. Alimlere iftira atmanın vebali büyüktür. Cezası da. Her iftira I san bedenine sırtından bir cin girer. ...iftira ile beslenir. 4 sene önce isid in sasaali zamanında haricelerin yaymaya çalıştıkları fikirleri curuturdum face de. Malatya'da görüştüm derslerine gittim ve yıllarının yanlış olduğunu anlattım. Delil getirdikleri âyetleri yanlış anlamıislar çünkü ilimleri yok ayetten hüküm çıkarıyor gururlu cahil zalimler. Sonra fetva bulup müslüman I tekfir ederler sonra kanı he derdiir derler yaparlar. Ella hin hukumleriyke hukmetmeyenler kafirlerin ta kendisidir ayetuni sarı manasıyla Erdoğan I bike kafir ilan etkileri. Zaten had işte sadece kuran açıp hüküm veren kalpleri taştan katı bu gruptan bahsediyirdu peygamber sav. En büyük düşmanları ehli sünnet alimleri ve seyhler. Neyse konu uzun com uzattım. Yola gelmediler ben de 13 kişiyi başlarında Salih isimli nursuz zalimle terörle mücadeleye ihbar ettim. Bi gecede evleri nden alndilar.Diyecegim o ki bidat ve harici fikirli insanlar zehirli kaynaklardan beslenmus ve ilim peşinde değiller taassuo larını satma peşinde Dall bir gurup.

imas 29.08.20 10:13

sen gene o saplantili hasta zihniyetinle insanlari suclama,bidat ehli ve hatta kafir ilan etme pesindesin,kendini alim gorme,fetva verme yetkisinde gormektesin,bir kas tane osmanlica kelime kullaninca kendini oyle goruyorsun,burada kendi hikayeni anlatiyorsun,yaptigin ispiyonculukla ovunuyorsun,ispiyon senin icin cok iyidir,benim icin insanin icine dusecegi en cukur seviyedir,cok sevdigim bir abim derki ispiyonculuk bilmemne olmaktan kotudur cunku bilmemne olmak bir kisiye zarar verir ispiyonculuk cok kisiye ve hatta masumlara bile zarar verir der,tasavvuf var olan bir seydir inkar edilmez kimisi kabul eder kimisi etmez etmeyende hak yolda yurudugu surece yoldan cikmaz ki eski tasavvuf alimleri bile birbirlerini tenkit etmisler,birbirlerinin yaptigi bazi seyleri yanlis yaptiklarini doylemisler ve hatta birbirlerini yoldan cikmakla ve dahi dinden cikmakla itham etmisler,bununla ilgili bir kac ornek verebilirim bunlari biraz oku istersen..ben bugunun tasavvuf yoluna girmeyen kendini alim sanan tv sovmenlerinden bahsetmiyorum,bre anlayissiz, ben ornek veriyorum tasavvuf yoluna girmeyen alimler mesela ibn Recep gibi alimlerden bahsediyorum,bu alimlerin yollari dogrumu,yanlismi bunu soruyorum,bu arada ornek verdigim alim İbn Recep haberin olsun kitaplarini bir oku istersen cokbilmis...

Berzahı-Şah 30.08.20 12:48

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Din büyüklerinin hayatında, insanlara karşı muamelesinde itimat yani güven vardır, eğri çizgiye rastlanmaz. Yani hiçbir kimsenin aleyhinde bir icraatta bulunmazlar, hiçbir kimsenin aleyhinde bir düşünceleri olmaz. Aksine hep, (Acaba insanlara nasıl faydalı olabilirim, nasıl iyilik edebilirim?) düşüncesi içinde yaşarlar. Hayatları hep böyle örneklerle doludur.

Dine hizmette çalışan herkes, bu büyüklere, din kardeşlerine ve yaptığı işe güvenmeli. Yani çalışan elemanın, (Ben bunu niçin yapıyorum?) sorusuna, cevabı hazır olmalı. Bu işin temelinde güven vardır. İnsan güvendiği zaman mutludur. Eğer bir kişiye, bir işe karşı güven varsa, bu ona duyulan sevgiden dolayıdır. Sevgiye ihtiyaç vardır. Fakat yeni bir sevginin var olması için, güvenin sağlanması şarttır. Bir insan birine güvenirse sever, sevgisi varsa artar. Şüphe ederse sevmez, sevgisi varsa azalır. Dolayısıyla güven sarsıcı bir hareket, o işe sevgiyi azaltır. Keyfî şekilde davranarak, duyulan güvene zarar veren kimse, hem hizmetlere, hem de din büyüklerine dil uzatılmasına sebep olmuş olur. Bu ise o kişi için büyük felakettir.

Her işte her zaman ihlâslı, dürüst olmalı. İnsanlara karşı saygılı, temiz, mütevazı, güzel ahlâklı olmaya dikkat etmeli. Onları asla aldatmamalı, kendisi de aldanmamalı. Para tekrar kazanılabilir, ama kaybedilen itibar bir daha kolay kolay elde edilemez. Onun için üç paralık bir menfaat için, Müslümanlığın ve din büyüklerinin itibarına bir zarar gelmesine sebep olmamalı. Dürüstlük kadar büyük servet yoktur. Bu servet, hiç paraya benzemez. Kullanıldıkça azalmaz, bilakis artar, asla tükenmez.

İnsanlara bir şey verirken, önce dualarını almalı. Müşteriler, satın aldıkları malları beğenip (Allah razı olsun) diyebilmeliler. Şu da bilinmeli ki, müşteri daima haklıdır. Eğer memnun değilse, ona yenisini vermeli. Asla münakaşaya girmemeli. Çünkü dostla da düşmanla da, tartışmak zararlıdır, dostun dostluğunu azaltır, düşmanın düşmanlığını artırır.

Bir seferliğine mal satıp müşteriden para almak marifet değildir. Önemli olan, güvenini kazanıp, onu devamlı müşteri hâline getirmek, bundan da önemlisi, onun duasını almaktır. İşte esas marifet budur. Dua alan ise çok şeylere kavuşur. Hem dünyasını, hem de âhiretini kazanır.

Bir Okyun Derim Ders Niteliğinde

birdua36 30.08.20 13:33

Karşı çıkanlar bir nebze meyvenin dış görüşünden ibaret sanırken Hakk ehli olanlar ise meyvenin çekirdeğini görür. Hakikat ehli gördüğüm en güzel açıklayanlardan birisi Arabi hazretleri.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368446)
aklima ilk gelenler İmam Zehebi,İbni Receb,İbni Zehevi,Kadi İyaz daha onlarcasi sayilabilir bu alimler alim degil zalimler mi? yazdiklari kitaplara itibar edilmez mi? daha ust konuya yazan arkadasimiz isi ileriye goturerek tasavvuf ehli olmayan alimlerin dinden ciktigini soylemis dogrumudur?

Hocam inanın bu konuyu Arabi hazretleri şöyle söyler ve bence de en kâmil yaklaşım bu. Der ki: Hangi mertebeden bakıyorsun olaya. Rabbin emri cihetiyle mi yoksa iradesiyle mi?
Seni hangisi kurtaracaksa ona sarıl diyor. Dersen ki iradesiyle amel edemem emrine sarıl. Edersen ikisini birlikte hem emri hem iradesini cem edersen kendinde. Sen kemalete etmede baya üste çıktın demektir.
O sebeple tasavvufu inkar eden kafirdir denilmez. Sonuçta imanın şartları belli tasavvuf şeriat makamının üstünde olduğu için akıl sır ermez oraya.
Son söz Hakk'ın. Kimseye kâfir muamelesi de yapmak doğru değil

imas 30.08.20 14:02

Alıntı:

birdua36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368740)
Hocam inanın bu konuyu Arabi hazretleri şöyle söyler ve bence de en kâmil yaklaşım bu. Der ki: Hangi mertebeden bakıyorsun olaya. Rabbin emri cihetiyle mi yoksa iradesiyle mi?
Seni hangisi kurtaracaksa ona sarıl diyor. Dersen ki iradesiyle amel edemem emrine sarıl. Edersen ikisini birlikte hem emri hem iradesini cem edersen kendinde. Sen kemalete etmede baya üste çıktın demektir.
O sebeple tasavvufu inkar eden kafirdir denilmez. Sonuçta imanın şartları belli tasavvuf şeriat makamının üstünde olduğu için akıl sır ermez oraya.
Son söz Hakk'ın. Kimseye kâfir muamelesi de yapmak doğru değil

konunun ust kisminda yazan bir arkadas tasavvufa inanmayan dinden cikar demis ben bunun yanlis oldugunu belirtmek icin soyledim....ibnul arabi cok buyuk bir alim oyle olmasa seyhul ekber denmezdi,soyledikleri cok kiymetli,fakat imami şarani nin ibnul arabinin futuhat kitabi icin soylediklerine bakmak gerekir,birde ibnul arabinin ogrencisi muhammed el maliki nin hocasi icin soylediklerine bakmak lazim gelir,sonucta hz Resullahin disinda kimse tartisilmaz degildir...

birdua36 30.08.20 18:38

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368743)
konunun ust kisminda yazan bir arkadas tasavvufa inanmayan dinden cikar demis ben bunun yanlis oldugunu belirtmek icin soyledim....ibnul arabi cok buyuk bir alim oyle olmasa seyhul ekber denmezdi,soyledikleri cok kiymetli,fakat imami şarani nin ibnul arabinin futuhat kitabi icin soylediklerine bakmak gerekir,birde ibnul arabinin ogrencisi muhammed el maliki nin hocasi icin soylediklerine bakmak lazim gelir,sonucta hz Resullahin disinda kimse tartisilmaz degildir...

H8cam haklısınız herkes şaşabilir,yanılabilir. Arabi hazretleri ekolündeyim. Birçok tarikat ve cemaat gezdim kalbimi mutmain etmedi. Vahdet-i Vücud yolu benim için güzel bir yol. Mühim olan şeriat aleminde yaşadığını bilip şeriatla amel etmek Kısacası emiri nden sorumluyuz.
Ama iradesiyle bu aleme bakmaya gayret etmekte çok güzel bir durum. Tabi ayanı sabitesi nispetince idrak eder.

Arabi hazretleri ve şeyhimin vesilesiyle var olmadığımı yalnız vücud sahibinin o olduğunu anladım
Daha da anlamaya gayret ediyorum.

Herkes Arabi hazretlerini anlamaz. Gittiği yol çok ağır ve fıtratı uygun olmayan insanın kaldıracakları şeyler değil.
Kısacası gayret bizden gerisi Mevla'dan...

imas 30.08.20 18:57

Alıntı:

birdua36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368787)
H8cam haklısınız herkes şaşabilir,yanılabilir. Arabi hazretleri ekolündeyim. Birçok tarikat ve cemaat gezdim kalbimi mutmain etmedi. Vahdet-i Vücud yolu benim için güzel bir yol. Mühim olan şeriat aleminde yaşadığını bilip şeriatla amel etmek Kısacası emiri nden sorumluyuz.
Ama iradesiyle bu aleme bakmaya gayret etmekte çok güzel bir durum. Tabi ayanı sabitesi nispetince idrak eder.

Arabi hazretleri ve şeyhimin vesilesiyle var olmadığımı yalnız vücud sahibinin o olduğunu anladım
Daha da anlamaya gayret ediyorum.

Herkes Arabi hazretlerini anlamaz. Gittiği yol çok ağır ve fıtratı uygun olmayan insanın kaldıracakları şeyler değil.
Kısacası gayret bizden gerisi Mevla'dan...

simdi bende İmâm Suyûtî’nin İbn Arabî’yi savunma mahiyetinde olan Tenbihü’l-ğabî bi tebrieti İbn Arabî adlı eserini okuyordum.... İmam Suyuti özetle şöyle diyor,
Kısaca İbn Arabî büyük bir insan idi. Sözlerinin, anladığımız kısmı güzeldir. Anlamadıklarımıza gelince, bütün ilimler Allah’a aittir. Onlara tabi’ olmakla veya her söylediğiyle amel etmekle mükellef değiliz. El-Fütûhâtü’l-Mekkiye adlı kitabını yirmi cild hâlinde kendi hattıyla yazılmış şekliyle gördüm. Bu kitapta başkalarının sözlerinde olmayan incelikler, gariblikler ve acayip şeyler gördüm. Bu kitapta sanki ma’kûl ile menkûl eşit ve özel bir surette gözlerinin önünde temsil edilmekte ve o istediği zaman onları müşâhede etmekte gibi. Gerektiğinde konuyla ilgili âyet ve hadîs sunmaktadır. Bu, kudret ve ittilâ’ın nihayetidir. Bu kitaba vakıf olan kimse, değerini yüce tutar. Bu, tasnifatının en önde gelenidir. Kitabında önce akidesinden bahsetmektedir. Başından sonuna kadar Şeyh Ebu’l-Hasan el-Eşa’rî akidesi olduğunu gördüm. Onun görüşüne muhâlif bir şey yoktu....kitapta ibnul arabiyi yeren ve oven tum alimlerin gorusleri var siddetle okunmasini tavsiye ederim...

Yet80 30.08.20 20:23

Alıntı:

birdua36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368787)
H8cam haklısınız herkes şaşabilir,yanılabilir. Arabi hazretleri ekolündeyim. Birçok tarikat ve cemaat gezdim kalbimi mutmain etmedi. Vahdet-i Vücud yolu benim için güzel bir yol. Mühim olan şeriat aleminde yaşadığını bilip şeriatla amel etmek Kısacası emiri nden sorumluyuz.
Ama iradesiyle bu aleme bakmaya gayret etmekte çok güzel bir durum. Tabi ayanı sabitesi nispetince idrak eder.

Arabi hazretleri ve şeyhimin vesilesiyle var olmadığımı yalnız vücud sahibinin o olduğunu anladım
Daha da anlamaya gayret ediyorum.

Herkes Arabi hazretlerini anlamaz. Gittiği yol çok ağır ve fıtratı uygun olmayan insanın kaldıracakları şeyler değil.
Kısacası gayret bizden gerisi Mevla'dan...




Tasavvuf nefsini islah edip kalbini letaifleri ve ruhunu kirlerden arındırıp kalbinle Allahı görme ve bilme nimetine eriştiren batını ilimdir. Bu ilmi Allah aşkıyla yanan marifete erişmiş bir mürşid verir.

Ancak eskiden tasavvuf ilmini almak isteyen kişilere İslamı dört dörtlük yaşamaları kul hakkı namz borcu olmaması ve şeyh tarafından imtihan ettirilip istihareye yatırılırdı.

Şimdi ise ne olursa olsun hiç faketmez maddi manevi cematin gücünü artıran kişileri topluyorlar ve kendi zihniyetiyle hizmet etmeyen ve cematin gücüne katkı sunmayanları da uzaklaştırıyorlar.
Yasin suresi 21.ayet sizden hiç bir ücret istemeyen kişilere tabi olunuz.
Türkiyeni en büyük tarikat cemaati sadece ankara da 300 yakın kadın ve erkek dergahı var ve her dergah kendi masraflarını karşılayıp merkeze para aktarıyorlar ve bu parayı karşılamak için mantı dergi kermes yardım aidat vb bir sürü şekilde para toplanıyor ama bunun yanınd a 300 dergahın müslümanlara yaptığı hizmeti 10 dergah rahatlıkla yapardı.
Sonuç olarak anlaşılıyorki bunların derdi ümmet değil para ve güç
Hükümetin dinin içine ettiği halde ihaleler aldığı için tam destek vermeleri insanları kendi güç ve otoriter için kullanmaları çok büyük soru işareti oluşuyor ve akla yasin suresi 21.ayet geliyor.

Tasavvuf ilmi batın görünmeyen ilimdir ve çok rahat kendi menfaatlere göre kullanılan ilimdir(Dışardan bunu çok rahat anlarsın ama tarikatın içinde kulanıldığını yanlış yolda olduğunu anlaman çok zordur)
Onun için biz görünen şeriat (kuran-sünnet) hemhal olayım bu ilime yoğunlaşalım...

Berzahı-Şah 30.08.20 22:29

Nefis tezkiyesi konulu konferansta konuşan Usam El Beşir, Ali Karadaği ile Mehmet Görmez, İslam’ın yayılmasında tasavvuf kültürünün büyük bir etkisinin olduğu, tasavvuftaki yanlış anlaşılmalara dikkat çekti.
Şer'i Eğitim ve Tezkiye Kurulu, nefis tezkiyesi konulu bir konferans gerçekleştirildi. İstanbul Yenibosna’da bulunan bir otelde düzenlenen konferansta, nefsin tezkiye edilmesi ve arınma ile ilgili yapılması gerekenler anlatıldı.

Birçok İslam ülkesinden âlim ve akademisyenin katıldığı konferansta Sudan İslam Konseyi Eski Başkanı ve Usul ul-Hadis profesörü Usam El Beşir, Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Dr. Ali Karadaği, Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez birer konuşma yaptı.

El Beşir, "Tasavvuf ilmi maalesef bugün üstlenmesi gereken görevi üstlenmiyor. Birçok ihtilaflı konular ve meseleler gündemimizi meşgul ediyor. Tasavvufun asıl görevi insanı ve toplumu ıslah etmeye yöneliktir. Ama bugün geldiğimiz nokta çok acınacak bir durum. Çünkü bugün tasavvufla ilgili konuştuğumuz konular İslam ile alakası olmayan konulardır." ifadelerine dikkat çekti.

Karadaği ise "Tasavvufta da ölçülü davranmak önemlidir. Aksi takdirde ölçüsüzlük hele de tasavvufta insanı farklı yönlere kadar sürükleyebilmektir. Tezkiye ve zühtte de ölçüyü kaçırmamak gerekir." diye belirtti.

Görmez de "Tarih boyunca İslam’ın yayılmasında tasavvuf kültürünün büyük bir etkisi vardır. Medreselerimizde yaygınlaşan tasavvuf kültürü sayesinde İslam'ın yayılmasında büyük bir etkisi vardır." sözlerini vurguladı.

Sudan İslam Konseyi Eski Başkanı ve Usul ul-Hadis profesörü Usam El Beşir "tezkiye" kelimesini Kur'an-ı Kerim'de geçtiğini ve büyük bir önem verildiğini söyledi.

El Beşir, "Tezkiye konusu aslında 'yeryüzünde halife ilan edilmiş insandan' bahsediyor. İnsanı ıslah etme yönteminden bahsetmektedir. Tezkiye; insanın temizlenmesini, arınmasını, kalkınmasını ve gelişmesini konu alan bir daldır. Tezkiye aynı zamanda insanoğlunun ferdi toplumsal ve ümmet olarak ele alıyor. Yani kısacası tezkiye insanoğlunun hayatının her alanında olması gerektiği şekli anlatıyor." dedi.

Tezkiye kelimesinin Kur'an-ı Kerim'de 59 yerde geçtiğini aktaran El Beşir, "Bu 59 yerin 51’inde 'gelişmek, temizlenmek' manasından kullanılmaktadır. 4 yerde ise tezkiye aslında vahyin asıl gayesini kast etmektedir. 3 yerde tezkiye kelimesi hikmet ve kitabı (Kur’an-ı Kerim) öğrenmekten önce gelmiştir. Çünkü gaye odur, sonra gelmiştir. Yine tezkiye Hazreti İbrahim'in duasında kitabı ve hikmeti öğrenmekten sonra gelmiştir. Çünkü işin semeresidir. 4 yerde de tezkiye kelimesi övmek manasında kullanılmıştır." diye belirtti.

El Beşir: Tasavvufun asıl görevi insanı ve toplumu ıslah etmeye yöneliktir

Tasavvuf ilminin bugün üstlenmesi gereken görevi üstlenmediğini söyleyen El Beşir, "Birçok ihtilaflı konular ve meseleler gündemimizi meşgul ediyor. Tasavvufun asıl görevi insanı ve toplumu ıslah etmeye yöneliktir. Ama bugün geldiğimiz nokta çok acınacak bir durum. Çünkü bugün tasavvufla ilgili konuştuğumuz konular İslam ile alakası olmayan konulardır. Özellikle felsefenin tasavvufa girmesi ile birlikte birçok sorunlu konular ortaya çıkmıştır. Tasavvufun ilgilenmesi gereken konular maneviyat ve nefis tezkiyesi olması gerekirken bugün bazı akidevi ve kelami konular konuşulmaktadır. Nasıl ki tefsir ilmine, hadis ilminde ve diğer konulara olumsuz bazı şeyler girmişse tasavvuf ilmine de bazı ihtilaflar ve bidatler girmiştir. Tasavvuf ilminin bu tür ihtilaflı konulardan ve bidatlerden arındırılması gerekir. Ben bu konuda çağrıda bulunmak istiyorum. Bu büyük ve yüce ilmin insanlara daha iyi bir şekilde anlatılması ve tanıtılması kanaatindeyim. Tasavvufa karşı bu olumsuz algı değiştirilmelidir. İslam'ın büyük bir kültürü olan tasavvufu daha da geliştirmeli ve toplumlara yaymalıyız. Ama öncelikle bunu güzel bir şekilde arındırmalıyız." ifadelerini kullandı.

El Beşir, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu arındırmanın birinci yolu marifet ilmini iyi bir şekilde ortaya koymalıyız. Marifet ilminin tek bir kaynağı vardır. O da vahiydir. Vahiy dışında ilham gibi feraset gibi basiret gibi konuları ortaya atarsak iş çok başka yerlere gider. Yine bu konuda zayıf ve mevzu hadisleri iyi bilmeliyiz ve ona göre hareket etmeliyiz. En azından bunları, sağlam bir çalışma yürütmüş kaynaklardan almalıyız.

"Tasavvufun dünyaya karşı almış olduğu yanlış tavrı bir an önce düzeltmek zorundayız"

Yine tasavvuf ilminde dünya kavramını iyi bir şekilde tahlil etmeliyiz. Tasavvuf ilminde dünya kavramı çok basit görülmektedir. Tasavvufun dünyaya karşı almış olduğu yanlış tavrı bir an önce düzeltmek zorundayız. Aynı şekilde züht kavramını da. Dünyadan uzaklaşma Kur'an-ı Kerim'de iki sebepten dolayı zikredilmiştir. Birincisi Allah'ı zikretmekten alıkoyuyorsa, bir de haramı insana güzel gösteriyorsa. Onun dışında dünya zaten imtihan yeridir, imtihandan kaçmak olmaz. Aslında biz dünyayı imar etmekle mükellefiz yani ıslah etmekle mükellefiz. Züht yanlış anlaşılıyor. Züht iyilikleri, güzellikleri kendine haram etmek değildir. Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: 'De ki: Allah’ın kulları için yarattığı süsü, temiz ve iyi rızıkları kim haram kıldı?' 'De ki: Onlar dünya hayatında müminlere yaraşır; kıyamet gününde ise yalnız onlara mahsus olacaktır. İşte bilmek isteyen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz. (Araf:32)'

"Kerameti tasavvufun bir ilkesi haline getirmek yanlıştır"

Yine 'keramet' kavramı diye bir şey var. Evet, Allah bazı kullarına lütfetmiş olabilir. Ancak bunu tasavvufun bir ilkesi haline getirmek yanlıştır. O kadar sahabe vardı, birçoğunun kerameti yoktu. Keramet, Allah yolunda istikamette olabilmektir.

İyiliği emretme kötülükten nehiy etme konusu ile ilgili de bazı yanlış yaklaşımlar vardır. Yine ıslah ve cihad konusu ile ilgili bazı yanlış tutumlar vardır. Birçok tasavvuf terbiyesi üzerine yetişmiş aynı zamanda mücahit alimlerimiz, büyüklerimiz, önderlerimiz ve liderlerimiz vardır.

birdua36 31.08.20 09:36

Alıntı:

Yet80 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368802)
Tasavvuf nefsini islah edip kalbini letaifleri ve ruhunu kirlerden arındırıp kalbinle Allahı görme ve bilme nimetine eriştiren batını ilimdir. Bu ilmi Allah aşkıyla yanan marifete erişmiş bir mürşid verir.

Ancak eskiden tasavvuf ilmini almak isteyen kişilere İslamı dört dörtlük yaşamaları kul hakkı namz borcu olmaması ve şeyh tarafından imtihan ettirilip istihareye yatırılırdı.

Şimdi ise ne olursa olsun hiç faketmez maddi manevi cematin gücünü artıran kişileri topluyorlar ve kendi zihniyetiyle hizmet etmeyen ve cematin gücüne katkı sunmayanları da uzaklaştırıyorlar.
Yasin suresi 21.ayet sizden hiç bir ücret istemeyen kişilere tabi olunuz.
Türkiyeni en büyük tarikat cemaati sadece ankara da 300 yakın kadın ve erkek dergahı var ve her dergah kendi masraflarını karşılayıp merkeze para aktarıyorlar ve bu parayı karşılamak için mantı dergi kermes yardım aidat vb bir sürü şekilde para toplanıyor ama bunun yanınd a 300 dergahın müslümanlara yaptığı hizmeti 10 dergah rahatlıkla yapardı.
Sonuç olarak anlaşılıyorki bunların derdi ümmet değil para ve güç
Hükümetin dinin içine ettiği halde ihaleler aldığı için tam destek vermeleri insanları kendi güç ve otoriter için kullanmaları çok büyük soru işareti oluşuyor ve akla yasin suresi 21.ayet geliyor.

Tasavvuf ilmi batın görünmeyen ilimdir ve çok rahat kendi menfaatlere göre kullanılan ilimdir(Dışardan bunu çok rahat anlarsın ama tarikatın içinde kulanıldığını yanlış yolda olduğunu anlaman çok zordur)
Onun için biz görünen şeriat (kuran-sünnet) hemhal olayım bu ilime yoğunlaşalım...

Paranın döndüğünde yerde ne bileyim garip geliyor bana. Şatafatlı lüks hayat süren cemaat ve tarikatlar var. Allah sonumuzu hayr eylesin

Och 31.08.20 11:04

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368430)
Tasavvufa ve mutasavvif alimlere karsi cikan,reddiyeler yazan,bunlari kabul etmeyen bir cok islam alimi var,bu alimler iddialarinda hakli mi haksiz mi,yoksa her iki taraftaki alimler kendi inanclarinda haklilar mi? bu konuda fikirleriniz nelerdir?

Haklı da değiller, haksız da değiller.
Sinek pis değildir ama mide bulandırır. :)

Yet80 31.08.20 11:46

Alıntı:

birdua36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368916)
Paranın döndüğünde yerde ne bileyim garip geliyor bana. Şatafatlı lüks hayat süren cemaat ve tarikatlar var. Allah sonumuzu hayr eylesin


Amin. Fatiha suresindeki İhdinessirâtal mustakîm ayetindeki her türlü aşırılıktan uzak olan orta yol”, “dosdoğru yol”, “pürüzsüz yol”, son nefesimize kadar hayatımıza ihsan eylesin Rabbimiz...
Birgün peygamber efendimiz sav meclisine gelen bir zat hanginiz Muhammed deyişi ve peygamber efendimiz mekkeyi fethettiğinde mekkeye girişinde başını öne eğerrk girerek şehre girmesi açlıktan karna taş bağlaması ile şimdiki tarikat şeyhlerine bakınca yaşayışta ve tebliğde arada çok büyük fark var. Kulluğu değil kendilerine kulluğu öğretiyorlar

CennetOrdusu 31.08.20 12:12

Şimdi herkes tasavvuf hakkında bir fikir belirtmiş ama, kimse tasavvufun temel kuralları üzerine ne yapması ve neyin temel alınması gerektiğini kimse söylememiş. Çünkü tasavvuf yani tarikat dediğimiz mesele bu devirdeki gibi öyle basit bir mesele değildir.

Arkadaşlar önce şunu kavrayın; Şeriatı bilmeden tarikata giremezsiniz. Bir derviş adayı yani tarikata dahil olacak Müslüman, öncelikle şeriatın zahiri ilmini iyi seviyede bilmek zorundadır. Nedir bu ilimler? Akaid, fıkıh, siyer, hadis yani temel İslami ilimler. Fıkıh kurallarını, mecelleyi, akaidi ve ilmihali mutlaka çok iyi derecede bilmesi gerekir bir derviş adayının. Çünkü bunları bilmeden gireceği tarikatta, şeytanın maskarası olur. Şeriat bir Müslüman'ın neyi yapıp neyi yapmayacağını haram helal dahil iman ve akaide ters bir cümle ya da fikir yapısında olmaması için şeriat dervişe yol gösteren en önemli ışıktır.

Abdülkadir Geylani hazretleri (k.s.) 40 gün riyazat ettiği vakitlerde, ona çok güzel ve alımlı bir kadın gelir. Ey Abdülkadir ben senin Rabbinim, ümmetine haram kılınanlar sana helal kılındı diye ona müjde verir. Abdülkadir Geylani hazretleri ise, defol ey lain şeytan der ve gelen şeytanı kovar. Buradan anlaşılabilmektedir ki, o büyük evliya fıkıh ve şeriat ilmine haizdir. Bunun kanıtı; Gelen eğer Alemlerin Rabbi Allah'ım dese idi o isimi ve zatı söyleyecek hiçbir mahlukat yoktur masivaullah aleminde. Lakin gelen varlık, senin rabbinim dediği için işin içinde kandırmaca olduğunu o büyük evliya anlamıştır.

Şeriat dediğimiz ilimde bile, tasavvufa girenlerinin çoğu yukarıdaki misal de kafası karışıyor kaldı ki tarikat tasavvuf şeriat ilminin çok da ileri boyutlarda kullanılmasını gerektiren bir yoldur. Bugünkü hocaların çoğu ya cahil ya sapık. Elini öpüp cennete götüren mi dersin, cezbe diyip diskoda gibi dans eden müritlerine cenneti garantileyen mi dersin, Peygambere ihtiyaç yok şeyhimiz Peygamber'den ilham alıyor onu inkar eden kafir olur diyeni mi dersiniz çeşit çeşit var. Tarikat tasavvuf şeytanı alt etme yoludur;

LAKİN şeriat bilmez iseniz siz şeytanın oyuncağı olursunuz.

Bugünkü hocalara hiç değinmeyeceğim. Çünkü bazıları cahil bazıları sapık olduğundan isim vermeyi doğru bulmuyorum. Çünkü bu foruma girenler arasında onları sevenler vardır, laf anlatamayız tartışma çıkar gerek yok.

Bugün tarikat tasavvuftan kimse medet beklemesin. En azından kalp gözü ile değerlendirecek kadar imana sahip olmayan, bu yola girmesin. Ben menzile bağlıyım, lakin menzilde bile gördüğüm bazı yanlışlar oldu. Bunu da en yetkili yerlere, bizzatihi kendim ilettim. Ama şeriat bilmeyen adamda, menzil dergahına geldiği için bu insanları birgünde eğitebilmenin daha doğrusu hakikati gösterebilmenin imkanı yoktur.

Hepinize verebileceğim tek tavsiye şeriat ve akaidden ayrılmayın. Bunlarda sağlamlaştığınız vakit tarikat tasavvuf yolunu seçin. Müslüman'ın hayatı üç merhaledir;
Şeriat->Tarikat->Hakikat.

Kamil mümin bu üç merhaleyi geçer. Lakin öyle bir devirdeyiz ki, sağlam tarikat bulmak neredeyse imkansız gibi.

Och 31.08.20 14:43

İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Bilmeyip de bildiğini sanmak çok tehlikeli bir hastalıktır. tsbh

Berzahı-Şah 01.09.20 11:22

Alıntı:

Och Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368945)
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Bilmeyip de bildiğini sanmak çok tehlikeli bir hastalıktır. tsbh

Abla Dediğin Çok Doğru Fakat İlmi Bilen Zaten Ben Biliyorum Demiyor Artık

Ki Zira Bizde Aramıyoruz Artık .

birdua36 01.09.20 12:48

Alıntı:

Yet80 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368926)
Amin. Fatiha suresindeki İhdinessirâtal mustakîm ayetindeki her türlü aşırılıktan uzak olan orta yol”, “dosdoğru yol”, “pürüzsüz yol”, son nefesimize kadar hayatımıza ihsan eylesin Rabbimiz...
Birgün peygamber efendimiz sav meclisine gelen bir zat hanginiz Muhammed deyişi ve peygamber efendimiz mekkeyi fethettiğinde mekkeye girişinde başını öne eğerrk girerek şehre girmesi açlıktan karna taş bağlaması ile şimdiki tarikat şeyhlerine bakınca yaşayışta ve tebliğde arada çok büyük fark var. Kulluğu değil kendilerine kulluğu öğretiyorlar

O yüzden uzaklaştım bir çoğundan. Allah c.c. hepsine hidayet versin.

Berzahı-Şah 01.09.20 19:26

Bu Konu Uzar Gider Biz Dinimizle Meşgül Olalım Zaten Bir Çok Tarikatda Karşılaşmısınızdır
Kendilerini Üstün Görür Çoğu Üstünlük Takvadadır

“Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Beyaz derili olanın siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, siyah derili olanın da beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir.”

madrascal 28.08.22 02:16

Bence her ilmin zamanı var şöyleki bazı insanları tarikatlar etkilerken bazılarını onlar değil sadece manâ üzerine düşünenler etkiliyor

La Tahzen12 28.08.22 07:22

tasavvufta Haddi asmamak gerek ve tasavvufun ele aldigi bi cok konu ayetlerden de yola cikiliyor

Tasavvif bi terimdir icerisindede bicok kavram vardr bu kavram (Tarikatlarin kendine mahal ettigi ) kismi ayri Allah a nasil hakkiyla ibadet vu kul olurum manasidir ve bu ugurda kisinin maneviyatina islami eklemedir oncede tarikatlar tasavvufu savunuyor diye karsi gelenlerdendim fakat baktim ki Tarikatlardan bagimsiz bi kavram kisiyi Allah a yaklastriyor ve gunahtan ali koyma gayesi varr herkonuda fitne veren ler var ve bi ayet okumustum hatrimda degil din konusunda ayrimciliga dusenler bununda hukmunu Allah verecektir deniyordu yada benim cikardigim mana buydu pek hatirimda degil

kulun Allah a guzel kul olma cabasi yabana atilcak bisey degil bi insan bana gore alimlere uymamali cunku kim kurana nasil bakarsa kuranda ona oyle bakar Sen selim bi kapb ile okuduysan Ve ALlah ile bag kurma gayesine girdiysen Allah sana hakikati gosterir Elhamdulillahh kuranda dosdogru olma kavramiyla tanistim o gun bu gun Dosdogru Nasil olunur herseyi dosdogru yapmaya basladim Herkesin kendine gore dogrulari vardir Bu yuzden Herseyi red etmemek lazimm sana uymaz Fakat Belkide aslini gotemiyorsundur

Allah onu hakkiyla anlama suuru vede Onu hak ettigi yerde tutmanin suurunu versin

mumin nefsine degil Allah a hizmet eder kul olur vesselam

La Tahzen12 08.01.24 11:46

Konu şöyleki tasavvuf alimleri kendini tevhide nisbet eden alimleri bidatla suçluyor tekfir ediyor. Tevhid ehli selefi salihin yoluna kendini nisbet edenler ise tasavvuf u bidat olduğunu düşünüp tekfir ediyor tekfiri hak olarak görüyorlar fakat peygamberimizin zamanında prygamber münafıkları biliyordu ve tekfir etmedi bu konuda tekfir meselesini ele alan hadislere bakmak icap eder tevhidin hakikatini anlamak heralde herşeyin üzerindedir tevhidin gereğini yapmak farzdır fakat her işine gelmeyeni tekfir etmek haricilerin sünnetidir . Şuan herkesin vehhabi oşarak tanımladığı Alimler Selefi salihin yoluna uyan harici sünnetine istemsiz uyanlardır . geçmiştede tekfir metodu olduğu için. Pek yorum yok ayrı ayrı alimleri ele alırsak hepsinin görüşü Alim lik mertebesinde sonraki nesle ışık tutar halde fakat birbirlerinin görüşü uymadığı zaman Tekfir metodunu uygulamış birbirlerine düşman olmuş ihtilafta rahmet var diyip birbirine saygı duymamışlar buda şeytanın işidir . hiçbirinin açık küfrüne rastlamadım Halada araştırıyprum Allah u alim gerçekleri gün yüzüne çıkarsın

Yusufiyeli 08.01.24 12:08

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368743)
konunun ust kisminda yazan bir arkadas tasavvufa inanmayan dinden cikar demis ben bunun yanlis oldugunu belirtmek icin soyledim....ibnul arabi cok buyuk bir alim oyle olmasa seyhul ekber denmezdi,soyledikleri cok kiymetli,fakat imami şarani nin ibnul arabinin futuhat kitabi icin soylediklerine bakmak gerekir,birde ibnul arabinin ogrencisi muhammed el maliki nin hocasi icin soylediklerine bakmak lazim gelir,sonucta hz Resullahin disinda kimse tartisilmaz degildir...

Güzel bir bakış açısı Allah (cc) razı olsun.

imas 08.01.24 12:41

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 585724)
Güzel bir bakış açısı Allah (cc) razı olsun.

amin cümlemizden...
hic bir alimi kaldirip atmamak gerekir, misal; ibni teymiye, hakikaten cok büyuk bir alim, tasavvufa karsi ,müctehid bazi sozleri ile bidata düsmus oldbilir, ama o kismini almadan diger cok kiymetli bilgilerinden faydalinabilir,
misal;
agacta kıpkırmızi kocaman bir elma var, fakat küçuk bir kismina kurt düsmüs,atilmaz yazik olur,o kurtlu kisim bicakla oradan alinir elma eve götürülüp yenir.

ibni teymiyede boyle, yanlış kisim atilir iyi kısım alınir..

Sadik36 08.01.24 12:52

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 585742)
amin cümlemizden...
hic bir alimi kaldirip atmamak gerekir, misal; ibni teymiye, hakikaten cok büyuk bir alim, tasavvufa karsi ,müctehid bazi sozleri ile bidata düsmus oldbilir, ama o kismini almadan diger cok kiymetli bilgilerinden faydalinabilir,
misal;
agacta kıpkırmızi kocaman bir elma var, fakat küçuk bir kismina kurt düsmüs,atilmaz yazik olur,o kurtlu kisim bicakla oradan alinir elma eve götürülüp yenir.

ibni teymiyede boyle, yanlış kisim atilir iyi kısım alınir..

İbn teymiyye de tümüyle reddetmiyor diye biliyorum abi tasavvufu mesela Abdulkadir Geylani için iyi şeyler söylediğini duymuştum

imas 08.01.24 13:37

Alıntı:

Sadik36 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 585746)
İbn teymiyye de tümüyle reddetmiyor diye biliyorum abi tasavvufu mesela Abdulkadir Geylani için iyi şeyler söylediğini duymuştum

o tasavvufun vahdeti vucut, fena fillah, beka billah vb olusumlari red ediyor

ulucayto 08.01.24 14:10

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 585742)
amin cümlemizden...
hic bir alimi kaldirip atmamak gerekir, misal; ibni teymiye, hakikaten cok büyuk bir alim, tasavvufa karsi ,müctehid bazi sozleri ile bidata düsmus oldbilir, ama o kismini almadan diger cok kiymetli bilgilerinden faydalinabilir,
misal;
agacta kıpkırmızi kocaman bir elma var, fakat küçuk bir kismina kurt düsmüs,atilmaz yazik olur,o kurtlu kisim bicakla oradan alinir elma eve götürülüp yenir.

ibni teymiyede boyle, yanlış kisim atilir iyi kısım alınir..

kurtçuğuyla yiyenlerde olur kim bilir biraz rahatsız eder sonra şifaya vesile olur

bakış açınız güzel aynı enim bakış açım alimlerden insanlardan işine yarayacakları al allahc.c. en uygun ideal oalcak şekilde gerisini bırak filtre kısmınıda bu tarzda yaparım hep

Yusufiyeli 08.01.24 14:20

Hücvîrî ve Mevlânâ’ya göre tasavvuf ilmi padişahın kollarında gezmeye layık avcı bir şahine benzer. Ne var ki bu şahin onun kıymetini takdir edemeyen cahil kimselerin elinde tüylerinden ve tüm değerinden mahrum kalmıştır. Hücvîrî yaşadığı dönemde on iki sınıf olarak belirttiği tasavvuf gruplarından Hulûliyye ve Hallâciyye’yi şeriata muhalif yönleri itibari ile heterodoks (şeriat dışı) olarak tanımlamaktan çekinmemiştir.Gazzâlî İhyâ’sında yaşadığı dönemde aldanarak gaflete düşen pek çok grup arasında mutasavvıfların da bulunduğunu belirtir. Gerçek olanlarını istisna etmekle birlikte davranış ve düşünüşleri ile tasavvufun ruhundan uzaklaşmış olduklarını belirttiği on bir farklı mutasavvıf zümresini ciddi bir tenkide tabi tutar. Sûfîlerin yapmış oldukları bu iç tenkit başlangıçtan itibaren tekkelerin kapatılışına kadar devam etmiş, şeyhü’l-meşâyihlik gibi görevlerle iç denetim mekanizması her dönemde aktif tutulmuştur. En son örneği ise kurumsal bir yapı olarak 1866-1925 yılları arasında bu görevi yapan Meclis-i Meşâyih olmuştur.

Hak etmiyorum 11.03.24 18:07

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 368446)
aklima ilk gelenler İmam Zehebi,İbni Receb,İbni Zehevi,Kadi İyaz daha onlarcasi sayilabilir bu alimler alim degil zalimler mi? yazdiklari kitaplara itibar edilmez mi? daha ust konuya yazan arkadasimiz isi ileriye goturerek tasavvuf ehli olmayan alimlerin dinden ciktigini soylemis dogrumudur?

Hocam tasavvufun Alimleri de çok sağlamdır. İbn-i Arabi Hazretleri, İmamı Rabbani Hazretleri, Abdul Kadiri Geylânî Hazretleri, Ahmet Er Rifai Hazretleri, Yunus Emre, Şems-i Tebrizi, Hallac-ı Mansûr, Mevlana Hazretleri ve daha niceleri var. Tasavvufa caiz değil diyen Alimleri Şeriatın Zehirine göre karar vermiş olabilir. Mesela Vahdet-i Vücud'u ele alalım zahiren bakarsak şirk miş gibi görünür ama manevi makama göre konuşursak Şirk değildir.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:09.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148