![]() |
Kolu olmayan biri dua ettiğinde neden kolu yeniden çıkmaz ?
Kolu olmayan biri dua ettiğinde neden eli/kolu yeniden çıkmaz ? yada hastalanan biri dua ettiğinde neden iyileşmez ? yada zeki olmayan biri zeki olmak için dua ettiğinde neden kabul olmaz bu dualar işlemiyor mu tekrar ediyorum işlemiyor mu yoksa bunlar olmayacak şeyler mi ? yoksa başka bir açıdan bakalım tanrı duaları somut değilde soyut olarak mı kabul edip gerçekleştiriyor ? biri bana cevap verebilir mi çünkü bu sorularımın cevabını hiç bir yerde bulamadım .
|
Allah her duaya cevap verir.. Olumlu ya da ahiret için olumlu..
|
"Bir çok defa dua ediyoruz, kabul olmuyor. Halbuki, âyet umumîdir.. her duaya cevab var ifade ediyor.
Elcevab: Cevab vermek ayrıdır, kabul etmek ayrıdır. Her dua için cevab vermek var; fakat kabul etmek, hem ayn-ı matlubu vermek Cenab-ı Hakk'ın hikmetine tâbi'dir. Meselâ: Hasta bir çocuk çağırır: "Ya Hekim! Bana bak." Hekim: "Lebbeyk" der.. "Ne istersin?" cevab verir. Çocuk: "Şu ilâcı ver bana" der. Hekim ise; ya aynen istediğini verir, yahut onun maslahatına binaen ondan daha iyisini verir, yahut hastalığına zarar olduğunu bilir, hiç vermez. İşte Cenab-ı Hak, Hakîm-i Mutlak hazır, nâzır olduğu için, abdin duasına cevab verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevaperestane ve heveskârane tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez. Hem, dua bir ubudiyettir. Ubudiyet ise semeratı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir. O maksadlar, gayeleri değil. Meselâ: Yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa; o dua, o ibadet hâlis olmadığından kabule lâyık olmaz. Nasılki güneşin gurubu, akşam namazının vaktidir. Hem Güneş'in ve Ay'ın tutulmaları, küsuf ve husuf namazları denilen iki ibadet-i mahsusanın vakitleridir. Yani gece ve gündüzün nurani âyetlerinin nikablanmasıyla bir azamet-i İlahiyeyi ilâna medar olduğundan, Cenab-ı Hak ibadını o vakitte bir nevi ibadete davet eder. Yoksa o namaz, (açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesabıyla muayyen olan) Ay ve Güneş'in husuf ve küsuflarının inkişafları için değildir. Aynı onun gibi; yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir. Ve beliyyelerin istilası ve muzır şeylerin tasallutu, bazı duaların evkat-ı mahsusalarıdır ki; insan o vakitlerde aczini anlar, dua ile niyaz ile Kadîr-i Mutlak'ın dergâhına iltica eder. Eğer dua çok edildiği halde beliyyeler def'olunmazsa denilmeyecek ki: "Dua kabul olmadı." Belki denilecek ki: "Duanın vakti, kaza olmadı." Eğer Cenab-ı Hak fazl ve keremiyle belayı ref'etse; nurun alâ nur.. o vakit dua vakti biter, kaza olur. Demek dua, bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise, hâlisen livechillah olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile ona iltica etmeli. Rububiyetine karışmamalı. Tedbiri ona bırakmalı. Hikmetine itimad etmeli. Rahmetini ittiham etmemeli. İman ve Küfür Müvazeneleri - 101 |
Cok basit... Allah duzeni kurdu gerisi insanlarda simdi soyle dusunelim 2 cocukta oss ye giricek biri dindar ama hic calismiyor(yada yeterli duzenli) digeri ateist ama gunu gunune duzenli calisip derece yapiyor digeri baraji gecemiyor simdi dindar cocuk dua ile oss yi gecse hak yerinimi bulur nerede? Allahin adaleti tartisilir. Birde madalyonun diger tarafi var kolsuzun kolu cikmasi gormeyenin gormesi vs asla olmaz olamaz bu dunyada kuran disinda mucize yoktur olamaz imkansiz dunya istekler disinda once CABA sonra dua
|
Allah düzeni kurdu gerisi insanlarda demek bence çok yanlış. Kur’anda birçok ayet var ki Allah isteğiyle dünyadaki olaylara müdahale ediyor. Söylediğiniz düşünce deizme aittir aman diyeyim.
|
Allah tabiki mudahele eder ama durduk yere degil calisip cabalayana fazladan iyi seyler verir fakat kotu yola gidenede kotu seyler verir.
|
sorumun cevabını hiç biriniz veremediniz
ben ne soruyorum millet ne cevap veriyor 😃 |
Kolu olmayan hiçkimse kolum yeniden çıksın diye dua etmez. Etseydi Allah onun kolunu almazdı.
Ben mesela göbeğim erisin diye hiç dua etmedim. Spor yaptım az yedim ama hiç dua etmedim. Vardır bi hayır dedim. |
Biri kolu çıksın diye dua etti ve duası kabul oldu diyelim. Sizce bunun sonuçları ne olur ? Veya ölümüne bir hafta kalmış hasta dua etti ve o anda iyileşti. Bunun sonuçları ne olur ? Bu açıdan bakınca bence yeryüzündeki imtihan ile çelişen bu konuların gerçekleşme imkânı yok. Kader açısından da irdelenmesi gereken bir konu. Kaderde insanın kolunun kesilmesi varsa bu mutlak kaderle alakalıdır. Yani kişi kendi düşünsel yeteneğiyle bu durumu değiştiremez. Uzun bir konu ve üzerine düşünülmesi gereken bir konu. Kur’an ışığında cevaplanması zor değil.
|
Dünya sünnetullah üzere kurulmuştur, dua çağrı önce eylem sonra söylemdir,,, örnek,,, Yarabbi bana gökten altın yağdır demek söylemdir,hemde çok saçma bir söylemdir, kabul olmayacak duadır bu, çünkü sünnetullaha aykırı, fakat gidersin kaz dağlarına orada akan sulara, altın arama teçhizatlarını elinden geldiğince tamamlarsın, başlarsın çalışmaya,,, işte fiili duayı tamamladın sözlü dua kaldı onuda yaparsın,,, Yüce Allah gökten sana yağdırmaz ama yerden belki misli misli çıkarttırır,
Yani neymiş dua ederken sünnetullaha sadık kalarak dua edeceksin, fakat öyle anlar olurki, Allah sana sünnetullah üstü verir, Hz Musa ya denizi yardırdığı gibi, sen Musa ol, o sana Beyaz eli, asayı verir. |
ALLAH senin bu dediklerinin çaresini ARAF 55 . ve 56. Ayetlerde vermiştir Kuranda aslında .Hatta bu ayetleri Furkan 77 Mumin 60 ve Bakara 186. Ayetler ilede desteklemiş ve açıklamıştır.
Şimdi burada ALLAH a yapılacak Niyaz yani Dua için yaptığımız 2 şekilde ALLAH tan istediğimiz dua şekli vardır. 1. si her zaman her an yaptığımız o an içimizden geldiği gibi davrandığımız bazen ritüel olan bazende olmayan samimi ama yüzeysel sınırı aşamadığımız dualarımız vardır ve bunları sürekli sık sık yaparız. 2. si işte bu ARAF 55. Ayette açıklanan gizlice tazarru göstererek zillet halinde yapacağımız bir dua vardırki bu öyle her zaman yapılan 1. Şıktaki gibi Dua değildir. Bu duayı gizlice sadece sen ve ALLAH arasında olacak olan araya başka hiçbir kimsenin olamayacağı bir duadır bu Dua.. Bu Duayı ederken öncelikle O nu 99 esma isimleriyle överek acizliğini hem dilinle hemde boyun bükerek belini kırarak bedeninle ruku ederek tüm samimiyetinle ,bütün benliğinle, kibirlenmeden, dürüstçe, haddini aşmadan ALLAH tan korkarak yaklaşacak bir ruh hali içinde ,duanın kabul edileceğini umarak ,kendini O na tamamen teslim ederek yani secde ederek hatta yüzükoyun yere çenesi üstü kapanarak ona zilletinin en son halini arz edip O na bir hiç olduğunu sadece onun kulu olduğunu gösterek içinden geldiği gibi kendi anlayacağın dilde O na kendi durumunu ve halini anlatacak, yalvaracak ve isteyeceksin.ALLAH senin zaten içinden geçenleri ve samimiyet dereceni o anki hal durumunu bilmiyormu, pek ala biliyor ama bunu senin göstermeni senin iyiliğin için senden istiyor ALLAH. İşte bu duayı yapabiliyormusun bu şekilde O ndan isteyebiliyormusun işte budur gerçek Dua .Ne mutlu o zaman sana bunu yapabiliyorsan. Sen bunu yap ve umarak bekle ve ALLAH ın tecellisine her zaman güven. Neyin ne zaman nasıl olacağını ve nasıl ortaya çıkıp şekilleneceğini, oluşacağını ,gelişeceğini sadece ALLAH bilir. O kulunun daima yanında yaşamındadır, gereğinin en doğrusunu o bilir ve yapar.Sen sadece iman gücünün nispetinde kendini ona emanet et ve O na kul ol. O na güven.Gerisini O na bırak. Bu denendiğimiz ve O na söz verdiğimiz bu geçici yaşamımızda ,bu dünyevi isteklerden ziyade ALLAH ve Ahirete olan imanımızın O nun koruması altında bu dünyadaki görevlerimizi en iyi ve güzel bir şekilde yerine getirip asıl Ahiret yaşamımızdaki güzellikleri ve sonsuz cennet yaşamımızı istemek vede bunu elde etmek için salih işler yaparak bunu kazanmak olmalıdır amacımız....(Maide 69 ayet ).Her insanın bu dünyada her ne şekilde vede durumda olursa olsun mutlaka varoluşunun bir amacı ve sebebi vardır. Öncelikle bunun idrakinde olup haline hamd etmeli ve şükretmelidir. Araf 55.Rabbinize alçala alçala ve gizlice/ açıkça göstererek dua edin; namaz kılın. Kesinlikle O, sınırı aşanları sevmez. 56.Ve düzeltildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. O’na, ürpererek ve rahmetini umarak dua edin. Kesinlikle Allah’ın rahmeti, iyileştirenlere-güzelleştirenlere çok yakındır. Furkan 77.De ki: “Yakarışınız olmasa, Rabbim size değer verir mi ki de siz, kesinkes yakarmadınız, yalanladınız? Artık yakarmama, yalanlama sizin ayrılmazınız olacaktır; kendinizi bu durumdan kurtaramayacaksınız.” Mumin 60.Ve sizin Rabbiniz: “Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Şüphesiz Bana kulluk etmekten büyüklenen kimseler yakında horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir” dedi. Bakara 186.Ve kullarım sana Benden sordukları zaman, biliniz ki şüphesiz Ben çok yakınımdır. Bana yakarınca, yakaranın yakarışına cevap veririm. O hâlde rüşte ermeleri için, onlar da Bana karşılık versinler ve Bana inansınlar. |
Verdiğiniz dua örneklerine pek cok yenisi ve urkutucu olanlari da eklenir.eger bunlar gerceklesebilir olsaydi muazzam bir nizamda işleyen bu düzen kontrol dışına cikmazmıydi.Hiç bu açidan düşünmediniz mi? Öyle bir düzendir ki milim sapmaz.Hücrelerinizdeki düzenden nizamdan taaa kainattaki nizama kadar.Bilemiyorum.örnek verdiğiniz dualar sadece kişinin sağlıği eksenli.Acaba sadece bu acidan mi ele aldiniz?
|
Elbette sizi korku, açlık; mallar, canlar ve ürünlerden eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele! Bakara 155
|
Hz. Ali, ben senin Allah olduğuna her duami kabul etmemenden anladım,diyor.
Geçmişte insan Allah tan dua ile neler işlemiştir. Sonra dşünüdüğünde bakıyorsun ki bela istemişız. İstediğimiz şeyin hayırlı olup,olmadığını anlayamayız. Bazen sağlık,geçim bile imtihan, Allah sevdiği kulunu bazen yola gelmesi,kendini hatirlaması için dert ,sıjınti verebilir. Olaya bu şekilde bakılması gerektiğini düşünüyorum |
Alıntı:
|
Dünya çeşitlilik üzerine kuruludur. Bu çeşitlilik standartların arasında kusur olarak algılanır. Aslında bu kusurun var olması gerekir. Çünkü dünyadaki tüm sorun ve kusurlarla insan ilmi ve bilimi gelişmiştir. Dünya eylemseldir. Neden sonuç ile işler. Duaya bakmaz. Birisi sizi canı istediği için vurursa ölürsünüz. Burdan derin bir yere atarsanız boğulursunuz. Kolunuzu kaybettiyseniz yenileyemezsiniz. Dua ederek özellikle. Ama Allah ver bana ver bana diye ağlayan kulları dışında böyle bir sorun var bunu nasıl düzeltirim, çözüme kavuştururum diyen diğer insanlarına o ilmi verir ve size robotik kolu yaptırır.
|
Bende yazayım bisey bari :)
Ölüyü kabrinden diriltebilen Allah c.c, kolu olmayanın kolunu çıkartamaz mi çıkarır şüphesiz. Kulum beni nasil bilirse,Ben(c.c)kulum icin öyleyim buyuruyor ya hani. O kolu şüphesiz ordan çıkaracağına İman ederek ve inanarak dua ederdim ben olsam. Hemen anında kol belirivermesede oyle bi inanç beni ölene dek oyalasin kol cikacak diye :) Soyle bi düşününce kolu kopan,oyle bi dua etme gereği duymaz koptu gitti yani der ve tıbben imkansız olduğu cevap onu o duaya dahi yöneltmez diye düşünüyorum. Koptu yani gitti,yara bere olsa sifa dile de hani der ne bilim işte. Kalp ve dil yerinde olduğu sürece ve Allahi c.c zikredebildigi surece,diğer uzuvlarin pek bi önemi kalmayadabilir. İman derecesine bağlı:) Ben olsam koluma karşılık affedilme arzu ederdim.. Halbuki tum hayirli amellerimi o kolum ile yapacak der ve nazlanirdim Allaha :) |
Dua, büyü değil istek/dilektir. Doğal olarak imtihan dünyasında olduğumuz için her istediğimiz hemen kabul olmuyor. Kolunu kaybeden kişi kolunu kaybetmeseydi belki çok büyük bir yanlışa bulaşıp hem kendisini hem de çevresindekileri sıkıntıya sokacaktı. Bu yüzden kolu ondan alındı... Bu sadece bir olasılık ve bunun gibi birçok şey sayabiliriz. En doğrusunu yaratan bilir. Ayrıca biz insanlar kertenkelelerin kuyruklarında olduğu gibi rejenere olamayız, fıtrata aykırıdır...
Dualar 3 şekilde kabul olunur; ✦ Hemen, dua edildiği an kabul olur. ✦ Hemen kabul olmaz; herhangi bir dünya zamanında ya da ölürken, kabirde, mahşerde, cennette... kısaca öbür tarafta kabul olur. ✦ Dua kişi için hayırlı değilse o dua kabul olmaz, onun yerine istenilenden daha güzel bir şey verilir. Örneğin kişi kolunu bir kazada kaybetti. Bu kaybın bile muhakkak bir sebebi vardır, çünkü evren sebep-sonuç yasası ile işler. Diyelim ki yeni, sağlıklı bir kol istedi. Eğer o kol onun için hayırlıysa elbet verilir, değil ise yukarıda saydığım 3 şekilden birinde kabul olur. Mesela herkes genellikle kendine bir maddi bir hedef belirler, fakat herkes hedefine ulaşıp ondan nasiplenemez. Araba ister, arabasına kavuşur ama binmek bile nasip olmadan haciz koyulur ya da kaza olur. Yeni bir iş ister, girdiği işte üç kuruşa çalışır veya kişiye haram olur. Güzel bir bölüm ister, fakat okulu kötü gelir ve haliyle bölümde ona zehir olur. Velhasıl; kimden ya da neyden isterseniz isteyin, inancınız olsun ya da olmasın isteklerinizde hep en sağlıklısını, en hayırlısını isteyin. Fakat isterken bunun bir istek olduğunu ve sizin de sınavda olduğunuzu bilin. Böylelikle sorduğunuz soruların ve örneklerin cevabını almış oldunuz. Sorunuz olursa çekinmeden sorabilirsiniz, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. ^^ |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Dur bende dua edeyim 3. Kolum bir kolum daha çıksın:d
İş yaparken 2 tane yetmiyor:d |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:53. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com