Ebü Hureyre (r.a.) dediğine göre Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Dün gece –veya buna benzer bir kelime söyledi- cinlerden bir ifrit namazımı kesmek için ansızın karşıma çıktı. Fakat Allah hemen ona karşı bana güç verdi. Ben de onu mescidin direklerinden birine bağlayıp sabaha çıktığınızda hepinizin onu seyretmesini istedim. Ancak kardeşim Süleyman’ın “Rabbim! Beni bağışla ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan hükümranlık ver” (Sad, suresi ayet 35) sözünü hatırladım, (bunun üzerine onu bırakıverdim).” [Buhari, Salat 75, Amel fi’s-Salat 10, Bed’u’l-Halk 11, Enbiya 40, Tefsiru Süre-i Sad 2; Müslim, Mesacid 39 (541)] “Kardeşimiz Süleyman (a.s)’ın duası olmasaydı” ifadesinden maksat; Kadı Beyzavi’ye göre, cinler üzerinde tasarrufun Süleyman (a.s)’a mahsus olmasıdır. Tuttuğu ifriti, serbest bırakması bundan dolayıdır. Ya da tevazu ve edepten dolayı da bırakmış da olabilir.
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|