Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Avam nedir? Havas nedir? Bişey bilmeyen ben gibiler nedir?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.07.21, 17:09
 
Üyelik tarihi: 26.08.19
Bulunduğu yer: Mukaddes Vatan Ötüken
Mesajlar: 1,648
Forum Puanı: 859
Etiketlendiği Mesaj: 204 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Hal böyle olunca bunların yaptığı ayrım, bizim anca komiğimize gider..
Bilal r.a. Köle idi. Avam idi. Tırnağı olabilen buyursun havas olsun...

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01.07.21, 18:55
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,943
Forum Puanı: 1691
Etiketlendiği Mesaj: 572 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Erzurum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hal böyle olunca bunların yaptığı ayrım, bizim anca komiğimize gider..
Bilal r.a. Köle idi. Avam idi. Tırnağı olabilen buyursun havas olsun...
Değerli kardeşim konu oldukça uzun ve geniş izahata muhtaç Kur’an ve sünnet muarızı hiçbir eylemi şahsen ben kabul etmem yazdıklarında haklı yönler de mevcut ben ana hatlarıyla şunu ifade etmeye çalışıyorum. Gerek kelam ve akaidin ortaya koyduğu inanç dizgesi, gerekse fıkhın tanzim ettiği ibadet sistemi insanın Allah ile insan arasında sivil ve samimi bir ilişki kurmasına elverişli olmadığı gibi, günümüzde umumiyetle resmi din görevlileri tarafından yürütülen vaaz ve irşad faaliyetlerindeki bilindik jargonun da böyle bir ilişkiye pek imkân tanımadığı şüphesizdir. Çünkü söz konusu jargon, Allah’ı her şeyden önce mutlak güç ve kudretinden önlenemez hışım ve gazabından korkulması gereken, insandan hesap sormak için hazır bekleyen totaliter bir varlık olarak tasvir etmekte ve bu tasvir şekli özellikle avam-ı nasın Allah’la ilişkisinde korku, kaygı ve endişe gibi duyguların güven sevgi ve hissiyata galebe çalması gibi menfi bir sonuç vermektedir.
Sonuç olarak Allah ile insan arasında sevgi, saygı, güven ve şükran temelinde bir sivil ilişki kurmak gerçekten arzu edilen bir şeydir. Bütün bunlar bir yana, ilmihal ve hukuk bilgisine indirgenmiş fıkhın terminolojisinde ibadet, belli bir takım formel kalıplar çerçevesinde, hatta vazife hissiyle zorunlu olarak eda edilen, dolayısıyla borç gibi ödenmesi gereken bir dizi ritüelden ibarettir denebilir ve buna bağlı olarak fıkhi anlamda ibadetin ubudiyette amatör ruhluluğu ilga, profesyonelliği ihya ettiği söylenebilir. Çünkü fıkıhta her ibadet matematiksel biçimde düzenlenmiş, Allah’a saygı ve şükran ifadesi olan yükümlülükler salt birer vecibe/vazife olarak tarif edilmiş ibadette eksikliğin telafisi ise -namazın kazası, ıskat, devir gibi örneklerde olduğu gibi-kemiyete indirgenerek aritmetik hesaplama yoluna gidilmiştir. Bütün bunların ötesinde hile-i şer kavramı İslam fıkhında kendine yer bulabilmiş ve bu konuda zengin bir literatür üretilmiştir. Halbuki ibadet, özü itibariyle ahlaki olup gönüllülüğü muciptir. Gönüllülük ise bir bakıma amatör ruhluluk demektir. Amatör ruhluluktan maksat da Yunus’un ‘’Cennet cennet dedikleri…’’ sözünde saklı olsa gerekir.
Tam bu noktada Muhammed Hamidullah’ın şu itiraflarını aktarmak çok manidar olacaktır.
‘’Benim yetişme tarzım rasyonalisttir. Hukuki çalışma ve incelemeler bana inandırıcı bir şekilde tarif ve ispat edilemeyen her şeyi reddettirmiştir. Muhakkak ki ben namaz, oruç vesaire gibi İslami vazifelerimi tasavvufi sebeplerle değil, hukuki sebeplerle ifa ediyorum. Kendi kendime diyorum ki, Allah benim rabbimdir, sahibimdir. O bana bunları yapmamı emretmiştir. O halde yapmalıyım. Bundan başka hak ve vazife birbirine bağlıdır. Allah bunları ben istifade edeyim diye bana emretmiştir; şu hâlde ben O’na şükretmekle vazifeliyim. Batı toplumunda Paris gibi bir muhitte yaşamaya başladığım zamandan beri hayretle görmekteyim ki Hıristiyanların İslamiyet’i kabulü onları İslam’ı kabule sevk eden ne Ebu Hanife ne de İmam Maturidi’dir. Fakat Muhyiddin Arabi’dir. Bu konuda benim de şahsi müşahedem olmuştur. İslami bir konuda benden bir izah istendiği zaman benim verdiğim akli delillere dayayan cevap soranı tatmin etmiyordu; fakat tasavvufi izah meyvesini vermekte gecikmiyordu. Bu konuda tesir gücümü gittikçe kaybettim. Şimdi inanıyorum ki Hulagu’nun yakıp yıkan istilalarından sonra Gazan Han zamanında olduğu gibi bugün en azından Avrupa ve Afrika’da İslam’a hizmet edecek olan ne kılıç ne de akıldır; fakat kalp ve tasavvuftur.’’ (Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, İstanbul 2002 sayfa 512)
Daha uzun yazmakta zorlanıyorum okumaya meraklı olduğun anlaşılıyor bu arada sana Dr. Akif Dursun’un Tasavvuf ve Fıkıh İlişkisi adlı kitabını tavsiye ederim. Nuh yayıncılık tarafından piyasaya bu yıl içinde neşredildi.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.07.21, 19:11
 
Üyelik tarihi: 26.08.19
Bulunduğu yer: Mukaddes Vatan Ötüken
Mesajlar: 1,648
Forum Puanı: 859
Etiketlendiği Mesaj: 204 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli kardeşim konu oldukça uzun ve geniş izahata muhtaç Kur’an ve sünnet muarızı hiçbir eylemi şahsen ben kabul etmem yazdıklarında haklı yönler de mevcut ben ana hatlarıyla şunu ifade etmeye çalışıyorum. Gerek kelam ve akaidin ortaya koyduğu inanç dizgesi, gerekse fıkhın tanzim ettiği ibadet sistemi insanın Allah ile insan arasında sivil ve samimi bir ilişki kurmasına elverişli olmadığı gibi, günümüzde umumiyetle resmi din görevlileri tarafından yürütülen vaaz ve irşad faaliyetlerindeki bilindik jargonun da böyle bir ilişkiye pek imkân tanımadığı şüphesizdir. Çünkü söz konusu jargon, Allah’ı her şeyden önce mutlak güç ve kudretinden önlenemez hışım ve gazabından korkulması gereken, insandan hesap sormak için hazır bekleyen totaliter bir varlık olarak tasvir etmekte ve bu tasvir şekli özellikle avam-ı nasın Allah’la ilişkisinde korku, kaygı ve endişe gibi duyguların güven sevgi ve hissiyata galebe çalması gibi menfi bir sonuç vermektedir.
Sonuç olarak Allah ile insan arasında sevgi, saygı, güven ve şükran temelinde bir sivil ilişki kurmak gerçekten arzu edilen bir şeydir. Bütün bunlar bir yana, ilmihal ve hukuk bilgisine indirgenmiş fıkhın terminolojisinde ibadet, belli bir takım formel kalıplar çerçevesinde, hatta vazife hissiyle zorunlu olarak eda edilen, dolayısıyla borç gibi ödenmesi gereken bir dizi ritüelden ibarettir denebilir ve buna bağlı olarak fıkhi anlamda ibadetin ubudiyette amatör ruhluluğu ilga, profesyonelliği ihya ettiği söylenebilir. Çünkü fıkıhta her ibadet matematiksel biçimde düzenlenmiş, Allah’a saygı ve şükran ifadesi olan yükümlülükler salt birer vecibe/vazife olarak tarif edilmiş ibadette eksikliğin telafisi ise -namazın kazası, ıskat, devir gibi örneklerde olduğu gibi-kemiyete indirgenerek aritmetik hesaplama yoluna gidilmiştir. Bütün bunların ötesinde hile-i şer kavramı İslam fıkhında kendine yer bulabilmiş ve bu konuda zengin bir literatür üretilmiştir. Halbuki ibadet, özü itibariyle ahlaki olup gönüllülüğü muciptir. Gönüllülük ise bir bakıma amatör ruhluluk demektir. Amatör ruhluluktan maksat da Yunus’un ‘’Cennet cennet dedikleri…’’ sözünde saklı olsa gerekir.
Tam bu noktada Muhammed Hamidullah’ın şu itiraflarını aktarmak çok manidar olacaktır.
‘’Benim yetişme tarzım rasyonalisttir. Hukuki çalışma ve incelemeler bana inandırıcı bir şekilde tarif ve ispat edilemeyen her şeyi reddettirmiştir. Muhakkak ki ben namaz, oruç vesaire gibi İslami vazifelerimi tasavvufi sebeplerle değil, hukuki sebeplerle ifa ediyorum. Kendi kendime diyorum ki, Allah benim rabbimdir, sahibimdir. O bana bunları yapmamı emretmiştir. O halde yapmalıyım. Bundan başka hak ve vazife birbirine bağlıdır. Allah bunları ben istifade edeyim diye bana emretmiştir; şu hâlde ben O’na şükretmekle vazifeliyim. Batı toplumunda Paris gibi bir muhitte yaşamaya başladığım zamandan beri hayretle görmekteyim ki Hıristiyanların İslamiyet’i kabulü onları İslam’ı kabule sevk eden ne Ebu Hanife ne de İmam Maturidi’dir. Fakat Muhyiddin Arabi’dir. Bu konuda benim de şahsi müşahedem olmuştur. İslami bir konuda benden bir izah istendiği zaman benim verdiğim akli delillere dayayan cevap soranı tatmin etmiyordu; fakat tasavvufi izah meyvesini vermekte gecikmiyordu. Bu konuda tesir gücümü gittikçe kaybettim. Şimdi inanıyorum ki Hulagu’nun yakıp yıkan istilalarından sonra Gazan Han zamanında olduğu gibi bugün en azından Avrupa ve Afrika’da İslam’a hizmet edecek olan ne kılıç ne de akıldır; fakat kalp ve tasavvuftur.’’ (Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, İstanbul 2002 sayfa 512)
Daha uzun yazmakta zorlanıyorum okumaya meraklı olduğun anlaşılıyor bu arada sana Dr. Akif Dursun’un Tasavvuf ve Fıkıh İlişkisi adlı kitabını tavsiye ederim. Nuh yayıncılık tarafından piyasaya bu yıl içinde neşredildi.


Evet..
İnsanın Allah ile ilişkisini, tasavvufda neredeyse dün gece Allah geldi oturup çay içtik boyutuna çekmiştir, itiraz bunadır.
Güzel yakalamışsınız.
Fakat fıkıh, kelamcıların üslubu belki yanlış belki doğru bilmem amma bir hücceti var, kuran.
Tasavvufun ise kerameti kendinden menkul..

Allah zülcelal'e iman "Eşhedü" ile başlıyor ve kendisi tarafından bu şekilde kabul görüyorsa tasavvufun, sır, batın, cevizin içi dışı meseleleri zırvadır.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01.07.21, 19:31
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,943
Forum Puanı: 1691
Etiketlendiği Mesaj: 572 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Erzurum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet..
İnsanın Allah ile ilişkisini, tasavvufda neredeyse dün gece Allah geldi oturup çay içtik boyutuna çekmiştir, itiraz bunadır.
Güzel yakalamışsınız.
Fakat fıkıh, kelamcıların üslubu belki yanlış belki doğru bilmem amma bir hücceti var, kuran.
Tasavvufun ise kerameti kendinden menkul..

Allah zülcelal'e iman "Eşhedü" ile başlıyor ve kendisi tarafından bu şekilde kabul görüyorsa tasavvufun, sır, batın, cevizin içi dışı meseleleri zırvadır.
İyide kardeşim bilhassa Haris el- Muhasibi ve Cüneyd_i Bağdadi'den itibaren kendini güçlü bir şekilde hissettiren ve bütün dini konular ve kavramlara nass merkezli tanımlar getiren müesses sünni tasavvuftan bahsediyorum zırva mırva gibi sivri yazı yazmana gerek yok ben sana adam gibi uslub kullanıyorum. Burada Tasavvufi ekol içinde olan bir yığın üye var en azından onlara saygın olsun. Şunu da belirteyim ben şahsen herhangi bir tarikat mensubu değilim her konuyu tetkik ve tahkik ederim.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01.07.21, 20:32
Kgumus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 14.05.21
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 978
Forum Puanı: 212
Etiketlendiği Mesaj: 12 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Erzurum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hal böyle olunca bunların yaptığı ayrım, bizim anca komiğimize gider..
Bilal r.a. Köle idi. Avam idi. Tırnağı olabilen buyursun havas olsun...
yerden göğe haklısın
Utanmasalar bize şeyhliği peygamber verdi diyecekler. Birde gıdısının gıdısının gıdısı olup torunuyum seyit im diyecek kadar ileri gitmeleri kendilerine bir kalkan örüp kendilerinden başkasını küçük alaycı görmeleri. Sorsan kur'anı meal tefsir edemezler gel görki işte

__________________
Dünya Bir Kazan. Nasibi kadar kepçedir İnsan
Kg
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02.07.21, 13:39
 
Üyelik tarihi: 26.08.19
Bulunduğu yer: Mukaddes Vatan Ötüken
Mesajlar: 1,648
Forum Puanı: 859
Etiketlendiği Mesaj: 204 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Kgumus Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
yerden göğe haklısın
Utanmasalar bize şeyhliği peygamber verdi diyecekler. Birde gıdısının gıdısının gıdısı olup torunuyum seyit im diyecek kadar ileri gitmeleri kendilerine bir kalkan örüp kendilerinden başkasını küçük alaycı görmeleri. Sorsan kur'anı meal tefsir edemezler gel görki işte


Ben bu sitede çoğu zaman kendimi züğürt ağa filminde ki ağayı yenip sevinen pehlivan gibi hissediyorum. Karşı çıkanların hepsi de ağadan ziyafet uman marabalar..

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Polifenol nedir? Mideye faydası nedir? Lady Alternatif Tıp ve Bitkiler 0 03.03.22 17:01
Varlık Nedir? Ruh Ölümlü müdür? Metafizik Nedir ?? Och Metafizik 8 17.12.20 08:53
Karabasan nedir? Uyku Felci tıbbi ve bilimsel olarak nedir? SiLence Gizemli Olaylar ve Mekanlar 4 25.09.19 17:00
Havas nedir ? Mercan Sorularınız 2 22.11.16 06:32


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:33.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com