![]() |
Avam nedir? Havas nedir? Bişey bilmeyen ben gibiler nedir?
Merak ettim
Birde birbirlerine bakış açısı? Birde Öğretme hevesi konusunda bakış açıları |
Alıntı:
ben anlatsam çok su götürür. o yüzden susmak en doğrusu.. :=) |
"Havas, beğendikçe alkışlar; avam, alkışladıkça beğenir."
Cenap Şahabettin |
Alıntı:
|
Alıntı:
Susulsun diye değil ---------- Post added 01.07.21 at 10:53 ---------- Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Niyetim yormak değil Anlayabilmek Çıkmadık candan ümit kesilmez ümidiyle Anlamak bilgilenmek Bilgi kolyesini boynuma takmak isterim ---------- Post added 01.07.21 at 11:32 ---------- Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
havas avam kavramları kelime anlamı açısından; havas seçkin kimseler, avam ise halktır. islami bir ayrım kesinlikle değildir. bilakis islam dini bu ayrımı mental olarak reddeder. nasıl mı? hücceti ise bilal r.a'dır. efendimizin ilk islamı tebliğ ettiği sahabelerden biridir kendisi ve efendimiz seçkin yada köle yada halk diye ayırmamış herkese eşit biçimde ilmini, dinini dağıtmıştır. Kur'an da yada sünnette olan bir ayrım biçimi kesinlikle değildir. tasavvuf ile islama sokuşturulmuş saçma sapan bir ayrımdır. tasavvufi açıdan da bakacak olursak eğer ayrım şu şekildedir; ilim sahibi olanlar havas olmuştur, derdini anlatacak kadar iman etmiş olanlar ise avamdır. gazali sokmuştur bu tanımları doğru hatırlıyorsam eğer literatüre. buraya kadar bir sorun görünmüyor. fakat tasavvuf özelinde havas-avam kavramlarını biraz açacak olursak eğer ciddi bir çelişki göze çarpıyor. inceleyelim. ilk soru şu; tasavvufun ana temelinde kökeninde kökünde nefs terbiyesi yatıyorken ve kişinin herhangi bir varlığının söz konusu olmadığını kişinin "ölmeden ölmek" noktasına yani "hiçlik" sonra da fenafillah fln gibi kendi uydurdukları bazı makamlara çıkmalarını öğütleyen bir öğretiler dizesinin havas-avam ayrımı yapması çelişkili ve saçma geliyor bana. kaldı ki bu havas olmak meseleside kendi içinde saçma sapan bir durumdadır. mutasavvuflar kesinlikle islamın zahiri ilimlerini tabiri caiz ise yalamış yutmuş alimleri havas tabakasında görmezler çünkü kesinlikle ilim ehli tasavvuf ehli olamaz gibi bir bakış açıları vardır. ne demek bu? ilim ehli sorar sorgular tefekkür eder şeriata göre yaşarken tasavvuf ehli "arife din gerekmez" der ve havas olması için bir kimsenin keşf keramet ehli olmasını, aklederek değilde tamamen keşf yolu ile Allah'ı bulmasını öğütler. hal böyle olunca örnek verecek olursak bugün ki bilgisayar sisteminin temelini atan harezmi kesinlikle havas değildir bu kafaya göre :=) yahut ibni sina, yahut farabi vs vs uzar gider bu liste. mutasavvuf olmamış tüm alimleri havas olarak kabul etmezler yani. fakat örneğin ümmi ama keşf keramet yoluyla bir şeyler öğrendiğini idda eden bir şeyh efendi havasdır. bu noktada sorulacak tek soru şudur; 80 yıl çalışıp çabalamış ilim öğrenmiş bir kimse ile daha elifi görse mertek sanacak bir şeyh efendi sizin katınız da nasıl daha yüksek bir kimse olur? çalışıp çabalamadan rüya vs gibi bir çok yol yöntemle ilim aldığını söyleyen kimseler Allah Zülcelal'in adalet sıfatlarını tamamen yok ederek Allah'a iftira atmıyorlar mı? Bilenle bilmeyen bir olur mu? ayetine rağmen.. her ne ise. uzatırsak ortalık karışır. sonuç olarak şunu diyebiliriz; havas-avam ayrımı kesinlikle islami bir ayrım değildir, islam'a ilk tabi olanlar, efendimizi resul kabul eden ilk sahabeler muhakkak ki toplumun en ama en alt kademesinde ki kölelerdi. okuma yazma bilmeyen kölelerdi. muhakkak ki peygamberler tarihine bakılsa diğer resullerde de bu durum gözlenir. hal böyle olunca havas-avam ayrımını mutasavvuflar hariç hiç bir sahih ilim erbabı ve ulema kabul etmez. haliyle bir çok ilim erbabı açısından da yok hükmünde bir ayrımdır. |
Alıntı:
Avam; aslında kökeni Osmanlı Devleti'ne kadar giden oldukça eski bir kelimedir. Halkın avam ve havas olarak ayrıldığı sürede ortaya çıkmıştır. Avam aşağı tabakayı simgelerken, havas üst tabakayı temsil etmektedir. Avam Ne Demek? Bir başka deyişle doğru kullanımı aslında daha tarihsel ve toplumsal bir anlam taşımaktadır. Sadece halkın tabakalarını ifade etmek için kullanılmıştır. Günümüzde ise daha gündelik şekilde ve kimi zaman eğitimsiz ya da davranışları sakil bulunan kişiler için de bu söz tercih edilmektedir. Ekabir ne demek, nedir ? 1. (orunca) büyükler, devlet büyükleri, ileri gelenler. 2. Kendini beğenmiş kimseler için kullanılır |
Alıntı:
Zunnun el Mısrı ‘’Allah’ı sevenin Allah’ın sevgilisine tabi olması gerektiğini’’ söylerken Ebu Hafs Haddad da ‘’Bir kimse hal ve fiillerini sürekli olarak Kitap ve sünnete göre ölçüp biçmezse adı defterin ‘’Allah’ın adamları’ ’bölümünden silinir’’ demektedir. (Prof. Dr. Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi, Dergâh Yayınları 2013 Sayfa 68). Sehl b. Abdillah et-Tüsteri daha açık ifade ederek şöyle demiştir.’’Bizim usulumuz altı şeydir: Allah’ın kitabına bağlanmak, Rasulullah (s.a.v)’ın sünnetine uymak, helal yemek, eziyetten uzak durmak, günahlardan kaçınmak, tevbe ve hakları yerine getirmek.’’ (Ebu Nuaym, Hilye, X, 190) Fakat sonradan bazı kırılmalar yaşadı en önemlisi günümüzde bazı Tarikatlar ve Cemaatlerin, insanların ahlaki gelişimi, toplumda hoş görünün yerleşmesi, birlik ve dayanışmanın güçlenmesi birlikte yaşama kültürünün desteklenmesi, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi gibi özelliklere sahip tasavvuf geleneği, temsil edemedikleri görülmektedir. Hatta günümüzde dini cemaatleşmelerin ve tarikat örgütlenmelerinin tasavvufi çerçeveyi zorladığını, insanların vicdanlarında meşruiyetlerini kaybederek ticari ortaklıklara dönüştüğü noktasında ciddi eleştiriler yapılmaktadır. |
Alıntı:
Fikirlerini her zaman beklerim |
Alıntı:
Güzel kitap ekle yine telime indireyim |
Alıntı:
Şimdi tarikata mensup değilim. Karşıyımda Tek birine efendimiz denir peygamberimiz (S. A. V) Alim olamazmıyım? Benden Olmazda bir çok kişi için örnekleme olarak |
Alıntı:
|
Alıntı:
Espirili yanıt için Yürekten teşekkürlerimi sunuyorum. Gülümsettiniz Rabbım de sizi Gülümsetsin |
Alıntı:
Maalesef siz bu noktaya geldiğini düşünüyorsunuz. Ben ise çıkış noktasının ibnül arabi olması hasebiyle zaten o noktada olduğunu düşünüyorum. Sevgili Yusufiyeli ağabeyi hüccete hüccet gerekir. Bizim hüccetimiz Kur'an azimmüşşan ve Sünnettir. Ben sünnette göremediğim bir şeyi bağdadi de görsem çok çok güzel bir amel olsa da bid'atı hasenedir der geçerim üstünden. Kaldı ki onun da talebesi ortada.. Her ne ise... Fakat sorulması gereken soru şu; Tasavvuf batıni bir irfandır. Bu bağlamda şeriatta bağlayıcılığı yoktur olamaz. Şeriat zahiridir. Şimdi bu tasavvufun öğretileri işlerine geldiği şekilde mi kategorize ediyorlar? 3. Sorumuzda "siz anlamazsınız sırdır sır" -) diyenler şeriattır bizim ölçümüz nasıl der? Yarın biri çıksa dese ki "bilader ben ledun ilmine sahibim Allah bana verdi bunu aha da çocuğunu öldürdüm senin" dese sana sen kısas edersin bu adamı. Sahiden ledun ilmi olsa bile. Hele şu tasavvufla sünneti biraraya Bi getirmekten, dahası sünnetten tasavvuf çıkarmaktan Bi uzak duralım. Göz var izan var nerde sünnet, nerede ben keşf keramet ehliyim diyen herhangi bir şeyh. Buna bağdadi de dahil arabi de dahil geylani de dahil. Ben hiçbir yerde okumadım peygamberin "Medett ya Muhammet deyin ben size hemen yetişirim, ahirette size şefaat ederim. Yada ben 8 yaşındayken sağımdan solumdan melekler yürür, allahın resulüne yol açın" filan gibi kelamlarını? Hiç bir Allah Resulünün böyle bir iddiası yok, olmamış ama gel gör ki tasavvufun fikir babaları hemde utanmadan sünnete yaslanıp şirk dolu kelamlarla tüm tuhaf, abuk subuk düşüncelerine zemin oluşturmuşlar. Yahu ibnül arabi fütuhatı mekkiyesini diyor ki "bu kitap bana peygamber tarafından verildi." bu ne demek? Benm bu eserim tartışılmaz bir makamdan geldi. Eserim de bende tartışılmaz durumdayız. Varsa izahı buyrun? Aynı ifadeler bediüzzaman ın risalelerinde de var aynı sözlerim onun içinde geçerli. |
Hal böyle olunca bunların yaptığı ayrım, bizim anca komiğimize gider..
Bilal r.a. Köle idi. Avam idi. Tırnağı olabilen buyursun havas olsun... |
Alıntı:
Sonuç olarak Allah ile insan arasında sevgi, saygı, güven ve şükran temelinde bir sivil ilişki kurmak gerçekten arzu edilen bir şeydir. Bütün bunlar bir yana, ilmihal ve hukuk bilgisine indirgenmiş fıkhın terminolojisinde ibadet, belli bir takım formel kalıplar çerçevesinde, hatta vazife hissiyle zorunlu olarak eda edilen, dolayısıyla borç gibi ödenmesi gereken bir dizi ritüelden ibarettir denebilir ve buna bağlı olarak fıkhi anlamda ibadetin ubudiyette amatör ruhluluğu ilga, profesyonelliği ihya ettiği söylenebilir. Çünkü fıkıhta her ibadet matematiksel biçimde düzenlenmiş, Allah’a saygı ve şükran ifadesi olan yükümlülükler salt birer vecibe/vazife olarak tarif edilmiş ibadette eksikliğin telafisi ise -namazın kazası, ıskat, devir gibi örneklerde olduğu gibi-kemiyete indirgenerek aritmetik hesaplama yoluna gidilmiştir. Bütün bunların ötesinde hile-i şer kavramı İslam fıkhında kendine yer bulabilmiş ve bu konuda zengin bir literatür üretilmiştir. Halbuki ibadet, özü itibariyle ahlaki olup gönüllülüğü muciptir. Gönüllülük ise bir bakıma amatör ruhluluk demektir. Amatör ruhluluktan maksat da Yunus’un ‘’Cennet cennet dedikleri…’’ sözünde saklı olsa gerekir. Tam bu noktada Muhammed Hamidullah’ın şu itiraflarını aktarmak çok manidar olacaktır. ‘’Benim yetişme tarzım rasyonalisttir. Hukuki çalışma ve incelemeler bana inandırıcı bir şekilde tarif ve ispat edilemeyen her şeyi reddettirmiştir. Muhakkak ki ben namaz, oruç vesaire gibi İslami vazifelerimi tasavvufi sebeplerle değil, hukuki sebeplerle ifa ediyorum. Kendi kendime diyorum ki, Allah benim rabbimdir, sahibimdir. O bana bunları yapmamı emretmiştir. O halde yapmalıyım. Bundan başka hak ve vazife birbirine bağlıdır. Allah bunları ben istifade edeyim diye bana emretmiştir; şu hâlde ben O’na şükretmekle vazifeliyim. Batı toplumunda Paris gibi bir muhitte yaşamaya başladığım zamandan beri hayretle görmekteyim ki Hıristiyanların İslamiyet’i kabulü onları İslam’ı kabule sevk eden ne Ebu Hanife ne de İmam Maturidi’dir. Fakat Muhyiddin Arabi’dir. Bu konuda benim de şahsi müşahedem olmuştur. İslami bir konuda benden bir izah istendiği zaman benim verdiğim akli delillere dayayan cevap soranı tatmin etmiyordu; fakat tasavvufi izah meyvesini vermekte gecikmiyordu. Bu konuda tesir gücümü gittikçe kaybettim. Şimdi inanıyorum ki Hulagu’nun yakıp yıkan istilalarından sonra Gazan Han zamanında olduğu gibi bugün en azından Avrupa ve Afrika’da İslam’a hizmet edecek olan ne kılıç ne de akıldır; fakat kalp ve tasavvuftur.’’ (Mustafa Kara, Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri, İstanbul 2002 sayfa 512) Daha uzun yazmakta zorlanıyorum okumaya meraklı olduğun anlaşılıyor bu arada sana Dr. Akif Dursun’un Tasavvuf ve Fıkıh İlişkisi adlı kitabını tavsiye ederim. Nuh yayıncılık tarafından piyasaya bu yıl içinde neşredildi. |
Alıntı:
Evet.. İnsanın Allah ile ilişkisini, tasavvufda neredeyse dün gece Allah geldi oturup çay içtik boyutuna çekmiştir, itiraz bunadır. Güzel yakalamışsınız. Fakat fıkıh, kelamcıların üslubu belki yanlış belki doğru bilmem amma bir hücceti var, kuran. Tasavvufun ise kerameti kendinden menkul.. Allah zülcelal'e iman "Eşhedü" ile başlıyor ve kendisi tarafından bu şekilde kabul görüyorsa tasavvufun, sır, batın, cevizin içi dışı meseleleri zırvadır. |
Alıntı:
|
Bir daha benim yorumuma yorum yazma benimle münasebetini kes
|
Alıntı:
Utanmasalar bize şeyhliği peygamber verdi diyecekler. Birde gıdısının gıdısının gıdısı olup torunuyum seyit im diyecek kadar ileri gitmeleri kendilerine bir kalkan örüp kendilerinden başkasını küçük alaycı görmeleri. Sorsan kur'anı meal tefsir edemezler gel görki işte |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ben bu sitede çoğu zaman kendimi züğürt ağa filminde ki ağayı yenip sevinen pehlivan gibi hissediyorum. Karşı çıkanların hepsi de ağadan ziyafet uman marabalar.. |
Alıntı:
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocam farklı bir konu ama aynı noktaya temas etmiş. Bu size havas ile ilgili şarlatanlığın sebebi ne derken burada açıldı işte tam olarak sizin izah ettiğiniz şekilde. Gerçekten açıp bir anlamıyla tefekkür ederek ayet okuyan, sahih hadisleri okuyan kişiler doğru ve yanlış konusunda genel anlamda hemfikirler. Benim sorguladığım şeyin esas cevabı buradaymış Allah razı olsun. :) |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:42. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com