![]() |
Müslüman Cinler iletişme geçer mi
Müslüman olan cinler Müslüman bir insanoğlu ile iletişime geçmek isteyebilir mi, iletişime geçmek isterlerse ne amaçla iletişime geçerler?
|
Evet iletişime geçerler. Zihinsel olarak yardım ederler insana yani görme konuşma ve soru sorma kısmı insanın düşüncesinde canlanır, diğer insanlar olanlaru ve cinleri görmez. Görmesi için cinlerle iletişim halinde olan insanın boyutsal olarak ilerlediği durumda olması lazımdır.
Hadislere bakarsanız efendimizin (s.a.v) sohbetlerini dinlemeye geldiklerine dair verilere ulaşabilirsiniz. |
Alıntı:
O zaman insanların aklındaki bazı soruları da gidermek adına soruyu çeşitlendirelim. Peki ya Müslüman cinler Müslüman insanların hükmü altına girer mi? Girerse.. Müslüman bir insanın Müslüman cini hükmü altına alması(şer ilerlerde kullanmamak kaydıyla) İslami açıdan uygun mudur ? Kişiye hüküm altına girmek için ne gibi şartlar sunabilirler? |
Göklerdeki ve yerdeki her şeyi kendi katından (bir nimet olarak) sizin hizmetinize verendir. Elbette bunda düşünen bir toplum için deliller vardır. (Casiye 13)
Bu ayet üzerinden düşünürsek sanırım şeri bir sorun yok ama ben fıkıh ehli değilim yani bu sorunun cevabını verebilecek bilgim yok. |
Cin çağırmak, onlarla temas kurmaya çalışmak günah değildir, ancak kötü amaçlı bunu yapmaya çalışmak doğru değildir.
Cinlerin ve bütün mevcudatın üstünde halife olarak gönderilen insan, mahiyet ve yaradılış özelliğinin yanı sıra, zeka, akıl, hafıza, muhakeme ve ibadet bakımından cinlere nazaran üstündür. Semavi bir dinden ders almayan bazı cinler, şeytandan aldıkları ders ile karakter itibariyle insanların bu üstünlüğünü kabul etmezler; onları kıskanırlar. Bununla ilgili olarak Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de, “Şüphesiz biz insanı ahsen-i takvimde yarattık.” (Tin, 95/4) buyurmakla, insanın sadece cinlerden değil, bütün varlıklardan daha üstün olduğunu bildiriyor. Cinler, insanların üstünlüğünü tanımadıkları gibi, onları güç durumda bırakır ve kendilerine muhtaç olmaları için ellerinden geleni yaparlar. Cinlerin mahiyetini ve yapılarını bilmeyenler, cinlerden medet umarlar. Cinci ve üfürükçüler, bu safdilleri ve bilgisizliği iyi değerlendirirler. Cinlerin mahiyetini, yapılarını ve bünyelerini bilmeyen kişiler, bazen onları gözlerinde çok büyütürler. Yani cinleri her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, üstün kabiliyetli, insanların fevkinde görürler veya gösterirler. Bu tamamen bir hezeyandır. Cinlerle temas kurulabilir mi? Kur’an-ı Kerim'de, cinlerin ve şeytanların celp edilip hizmet ettirilebileceğine dair işaretler var. Nitekim bu konuya en canlı misal Kur’an-ı Kerim'de kıssası anlatılan Hz. Süleyman (as)’dır. Bu konuda İslam alimleri çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu konuda Risale-i Nur Külliyatı'ndan Yirminci Söz'de özetle şu hususlara yer verilmektedir: “Hazret-i Süleyman’ın, cin ve şeytanları ve habis ruhları teshir edip, şerlerini men ve faydalı işlerde istihdam etmesini ifade eden şu âyetler: “Asi olan şeytanları ise zincirlerle bağlı olarak ona boyun eğdirdik...” (Sad, 38/38) “Denize dalarak onun için cevherler çıkaran ve başka işler de gören şeytanları yine onun emrine verdik.” (Enbiya, 21/82) âyetiyle diyor ki: Yerin, insandan sonra, şuurlu olarak en mühim sekenesi olan cin, insana hizmetkâr olabilir. Onlarla temas edilebilir. Şeytanlar da düşmanlığı bırakmaya mecbur olup, ister istemez hizmet edebilirler ki, Cenab-ı Hakk'ın emirlerine itaat eden bir kuluna, onları hizmetkar etmiştir.” Bir takım yolları ve usulleri olmakla beraber cinlerle irtibat kurma, mürşit ve rehber ister ve o işin ehli olmayı gerektirir. Usul, prensip ve rehber olmazsa, hata ve yanlışlıklar yapıp paçayı kaptırma ihtimali de vardır. Bu tür şeylerle meşgul olanların gözleri mana alemine açık değil ve kendileri ayaklarını basacakları yeri bilemiyorlarsa, o zaman habis ruhların saldırısına uğrarlar; onların hakimiyeti altına girerler ve onların oyuncakları olurlar. Neticede cinler, böyle kimseleri bazen gurur ve kibre sevk eder, okşayıp şımartır; yeri, zamanı gelince de korkutup tehdit ederek tesirleri altına alırlar ve kendi hesaplarına konuşturup, iş yaptırırlar. Nitekim, 20. Asırda Hindistan’da Gulam Ahmed Kadıyanî, böylesi habis ruhların kurbanı olmuştur. Hint Yogizmine karşı Fakirizm yolunda İslam adına mücadele etmek istemiş, fakat habis ruhların saldırısına uğrayıp, oyuncakları haline gelmiş... Habis ruhlar, önce kendisine müceddid olduğunu kabul ettirmişler; sonra da Mehdiliğine, ardından da İsa-Mesih olduğuna inandırmışlardır. En sonunda da, -haşa- “Allah bana hulûl etti ve bende göründü.” demeye kadar gitmiştir. Habis ruhlar, habis olanlarla çabuk kontak kurar ve cinnete kadar götürebilirler. Bu sebeple, böyle bir şeyin varlığı söz konusu ve ehil kişilerce temas kurulup, bazı işler yaptırılabilirse de, eğlenceli bir iş olarak görülmeye ve ehliyetsizce meşgul olunmaya tahammülü yoktur. |
Bu zamanda imanı elde tutmak zor iken bu tarz şeylere bilgi ve ıhlas olmadan girmek çok tehlikeli ,bilgi mahiyetinde olması açıklık getirilmesi güzel olmuş.Allah razı olsun.
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:15. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com