Alıntı:
TurkishMan Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 519798)
Sizinle tanışmayı kasıtlı olarak tesadüfe bırakmayı tercih ederek ilahi iradenin varlığının ortaya çıkmasını arzulamış olabileceğini ve bunu sizi ilk gördüğü andan itibaren düşünmüş olabileceğini hic düşündünüz mu? Anlattiginiza göre ilgisiz birine benzemiyor. Çünkü birisi bir başkasına her şeyi bir sey demeden anlatabiliyorsa her şeyi yeterince anlamış demektir. Onun bakışlarında her şeyi anlamanın farkındalığı var mıydı? Sizi de merak ettiren asıl şey buydu değil mi? Benim görüşüm kişiliğinizi önemsemekle birlikte kader planında sizin yerinizi tespit etmek istemistir. Bu bir kader paradigmasıdır. Bazıları çözmüştür. Çözenler sessizlikte kaybolmuşlardir. Onlara birileri baktığında hiç bir şey anlamaz. Ama o birilerine baktığında bakilanlar her şeyi anlar. Hatta bir harfe baksa bile onu kimin yazdığını kat'i surette bilir. Onlar asla hiçbir şeye şaşırmaz. Şaşırmış gibi yaparlar. Bir şeyin olması ya da olmaması onları üzmez. Onların paradigmasi yıkılırsa işte o zaman yıkılırlar. Kader saatleri daima kollarındadır. O yüzden acele de etmezler. Neyin ne zaman ve nasıl olacağını bilirler. Bakalim saatler kaçı gösterecek ? Bu arada hem öngörü hem de beyin fırtınası yaptım. zuha1zuha1zuha1
|
Kader, ilmin bir nevidir ki, her şeyin manevi ve mahsus kalıbı hükmünde bir miktar tayin eder. Ve o miktarı kaderi, o şeyin vücuduna bir plan, bir model hükmüne geçer. Kudret icad ettiği vakit, gayet suhuletle, o kaderî miktar üstünde icad eder. Eğer o şey muhit ve hadsiz ve ezelî bir ilmin sahibi olan Kadiri Zülcelale verilmezse, sabıkan geçtiği gibi, binler müşkülat değil, belki yüz muhalat ortaya düşer. Çünkü o miktarı kaderi ve miktarı ilmi olmazsa, binler harici ve maddi kalıplar, küçücük bir hayvanın cesedinde istimal edilmek lazım gelir.
|