![]() |
Dinimizde ilahilerin ne kadar yeri var ?
Sadece ilahi olsa rap ilahiler bile çıkmış müzikli ilahiler çeşit çeşit eldefliye sade sese sözüm yok
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] valla ben kardeşime söylim çalgili olan her ilahi gunahtir hatta def i bile icine koydum ben ne şarki dinlerim ne turku nede ilahi varsa yoksa kuran dinler okurum Oyleki ayet ayet ezberlemisim elhamdulillah
|
Araf suresi 205 ayeti Vezkur rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel cehri minel kavli bil guduvvi vel âsâli ve lâ tekun minel gâfilîn(gâfilîne).
Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Bu Dünyaya ait her ne varsa bu dünyaya aitttir, bu konuda yargılamak haksızlıktır kanımca...... Kainatin evrensel sesine ne demeliyiz peki....Cennette ki şarap ırmakları betimlemelerine vs....ve Kuran'da geçen diğer güzel betimlemelere....... Allah inancı olmayanlar belki Rep ilahilerle veya normal ilahilerle can bulacak belki doğru yolu görecek..... şu insanoğlu ne kadar egolu ve kibirli.... :) Hatta bir ayetinde, İnsanoğlunun çok Nankör olduğundan bahseden bir ayeti var Rabbimim ama hatırlayamadım şu an.... Allahımmm.... :)oo1
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Tasavvuf ehlinin çeşitli reddiyelerle kendilerini müdafaa etmek durumunda oldukları bu tartışmaların ana konuları; semâ, devran, cehrî zikir, tegannî ile ilahi okuma gibi tarikat uygulamaları, Hızır’ın (a.s.) hayatta olup olmaması, sûfîlerin birbirlerine başları ile eğilerek selam vermeleri, Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’nin bazı düşünceleri olarak karşımıza çıkar. Kadızâdeliler ilk olarak sûfîlerin ilahi ve musiki aletleri eşliğinde semâ yapmalarını ve devran usûlü ile zikirlerini tekfir etmişlerdir. Semâ ve devranın raksa benzediği iddiasıyla haramlığına fetva veren bu grup, semâ yapılan yerin üzerinde namaz kılmanın caiz olması için bu yerin kazılarak toprağının atılması gereğine kadar işi ileriye götürmüşlerdir. Konuyla ilgili olarak Kadızâdelilerin bu tavırlarına karşı Sivâsîler başlığı altında isimlerini sıralayabileceğimiz dönemin tasavvuf ehli ciddi reddiyeler oluşturmuşlardır. İsmini Halvetî şeyhi Abdülmecid Sivâsî’den (ö. 1049/1639) ilhamla alan bu şeyhler “Sivâsîler” başlığı altında tanınmıştır. Farklı tarikatlara mensup olmakla birlikte Kadızâdeli zihniyeti ile ilmen ve cismen mücadele eden bu sûfîlerin başlıcaları; Halvetî şeyhlerinden Abdülmecid Sivâsî, Abdülahad Nûrî, Niyâzî Mısrî ve Mehmed Nazmi Efendi; Galata ve Antalya Mevlevîhanesi şeyhlerinden İsmâil Rusûhî Ankaravî, Zincirkıran Mehmed Dede, Âdem Dede, Celvetî pîri Aziz Mahmud Hüdâyî, Kadiriyye’nin Rûmiyye kolu pîri İsmâil Rûmî, Bayramî-Melâmî pîrlerinden Hüseyin Lâmekânî, Sunullah Gaybî ve Sarı Abdullah Efendi’dir. Tasavvuf ehli Kadızâdelilerin görüşlerine karşı oluşturdukları reddiyelerinde Kadızâdelilere muhalif olarak şu konular üzerinde fikir birliği etmişlerdir; Semâ ve devran raks değildir, zikirdir ve caizdir. Eşyanın zikri yalnızca hâl ile değil, kâl (söz) iledir. Şeyhü’l-ekber olarak bilinen İbnü’l-Arabî tekfir edilemez. Hz. Peygamber’in annesi ve babası Hanîf olup iman ile vefat etmiştir. Hz. Peygamber’in isminin ardından tesliye (sallallahu aleyhi ve sellem) getirmek gerekir. Büyüklere ve limlere saygı babından baş eğerek selam vermekte, kandil gecelerinde ve bayram günlerinde aşırılığa kaçmadan musâfaha şeklinde selamlaşmakta bir sakınca yoktur. Kabir ziyaretleri caizdir.Tasavvuf ehli gerek kalemleri ile gerekse sohbet halkalarında düşüncelerini savunmakla birlikte dönemin muhalif tutumundan zarar görmüşlerdir. Antalya Mevlevîhanesi şeyhi Zincirkıran Mehmed Dede’nin kerametlerine dil uzatan Kadızâde Mehmed Efendi ile Şeyhülislâm Yahyâ Efendi’nin (ö. 1053/1644) huzurunda gerçekleşen mahkemeleri, semâ ve devranın 1666 yılından başlayarak on sekiz yıl boyunca yasaklanması, semâ edenlerin görüldükleri yerde iman tazelemeye zorlanmaları, Niyâzî Mısrî gibi sûfîlerin sürgüne gönderilmesi bu yüzyılın tasavvuf dünyası aleyhine gelişen sahnelerinden birkaçıdır. “Yerler döner gökler döner derviş döner kâfir m’olur Arşlar döner kürsler döner derviş döner kâfir m’olur………Hakk’ı görür inkâr eder İblîs ile bâzâr eder Mekke’de hacılar döner derviş döner kâfir m’olur? ……..Âşıkların zikri budur bir Tanrı’ya şükrü budur Yedi deniz durmaz döner derviş döner kâfir m’olur?” (Vâhib Ümmî Halvetî, Dîvân-ı İlâhiyât, 447).
|
(1) Ebu Amir ya da Ebu Malik el-Eş’ari (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Allah’a yemin olsun ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Ümmetimden bir takım kavimler gelecek; zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgı aletlerini helal sayacaklar! Yine bir takım topluluklar bir dağın yanına konaklayacaklar. Onlara ait koyun sürüsü ile bir çoban her sabah onlara gelecek. Bunlara bir de fakir ihtiyacı için gelecek de ona; −‘Sen bize yarın gel,’ diyecekler. Bunun üzerine Allah, dağı geceleyin onların üzerine indirip bir kısmını helak edecek, diğerlerini de kıyamet gününe kadar maymunlar ve domuzlar şekline çevirecektir!” Buhari 12/5649 (2) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Şarkıcı cariyeleri satmayın; onları satın almayın; onlara şarkıcılığı öğretmeyin! O kadınlar üzerinde yapılan alış verişte hayır yoktur ve onların kazancı haramdır!” Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti: وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ “İnsanlardan öylesi var ki; bilgisizce (insanları) Allah’ın Yolundan saptırmak ve sonra onunla alay etmek için, boş sözü satın alırlar! Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!” Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Lokman Suresi 6. ayet bu husus için (yani müzik için) indirildi!” Tirmizi 1298, Taberani Mucemu’l-Kebir 8/7749, 7805, 7825, 7855, 7861, 7862, Beyhaki 11055, Albânî Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha 6/1016 (3) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Dünyada da, ahirette de lanetlenmiş iki ses vardır! 1) Nimet sırasında zurna sesi ve 2) Musibet sırasında bir inleme.” Bezzar Müsned 1/377, 795, Ebu Bekr eş-Şafii er-Rubaiyyat 2/22, ed-Dıya el-Makdisi, el-Ehadiysu’l-Muhtare 6/188, 2200, 2201 (4) Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Ben ağlamayı yasaklamadım! Fakat ben, ahmak ve günahkâr iki sesi yasakladım! Birisi oynama ve oyalanma namesi sırasındaki ses ve şeytan zurnaları! Diğeri ise, musibet halindeki ses ve yüzlere vurmak! Yakaları yırtmak ve şeytan inlemesidir!” Hâkim 4/40, Beyhaki 4/69, Şuabu’l-İman 7/241, 1063, 1064, İbni Ebi’d-Dünya Zemmu’l-Melahi 159/1, Acurri Tahrimu’n-Nert 201, 63, Beğavi Şerhu’s-Sünne 5/430, 431, Tayalisi Müsned 1683, İbni Sad Tabakat 1/138, İbni Ebi Şeybe el-Musannef 3/393 Yinede açık bir şekilde HARAM demek insanı günaha sokar. Endoğrusunu Allah bilir. |
Yukarının devamı: Şarkı türkü ile geçimini temin eden şüpheli yoldan ekmek yiyor demektir. Ben açıkça Haram diyemem lakin harama çok yakın bir haldir. Heleki şarkı sözlerinde Kadere lanet, Feleklere küfür, eğlence ve dünyaya bağlılık, mutsuzluk yada aşırı mutluluk aşılıyorsa ki o şarkıları söyleyerek para kazananların vay gele haline.
Belki hadisler sahih değildir ama bakınız sahih diye bilmek için olması gereken şartlara ve nakledenleri beğenmiyorsak birazda kendimize bir bakalım. (5) Abdullah bin Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki, Allah bana şarabı, kumarı, davulu ve zarı haram kıldı! Sarhoşluk verici herşey şüphesiz ki, haramdır!” Ebu Davud 3696, Beyhaki 10/221, Ahmed Müsned 1/274, Ebu Ya’la Müsned 2729, İbni Hibban Sahih 5341, Ebu’l-Hasen et-Tusi el-Erbain 13/a, Taberani Mucemu’l-Kebir 12/101/a-b, 12598, 12599 (6) Abdullah bin Amr bin el-As (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki, Aziz ve Celil olan Allah içkiyi, kumarı, davulu ve darıdan yapılan içkiyi haram kılmıştır! Sarhoşluk veren herşey de haramdır!” Ebu Davud 3685, Tahavi Şerhu Meani’l-Asar 2/325, Beyhaki 10/221, 222, Ahmed bin Hanbel Müsned 10/158, 170, Yakub el-Fesevi el-Marife 2/519, İbni Abdi’l-Berr et-Temhid 5/167 (7) Abdullah bin Amr bin el-As’ (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: …Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki, Rabbim bana içkiyi, kumarı, davulu ve tamburu haram kıldı!” Beyhaki 10/222, Ahmed bin Hanbel Müsned 2/172 (8) İmran bin Husayn (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Ümmetim arasında semadan atılan helak edici atışlar, suret değişimi ve yerin dibine geçirilme görülecektir!” Sahabeler: −Ey Allah’ın Rasulü! Bu ne zaman olacak? diye sordular. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: −“Çalgı aletleri ortaya çıkar, şarkıcı cariyeler çoğalır ve şarapların içileceği vakit!” Tirmizi 2309, İbni Ebi’d-Dünya Zemhu’l-Melahi 1/b, Ebu Amr ed-Dani es-Sünenu’l-Varide fi’l-Fiten 39/a ve 40/b, İbnu’n-Neccar Zeylu Tarih-i Bağdad 18/252 (9) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Bir topluluk koltukları üzerinde oturmakta iken, maymunlara ve domuzlara dönüştürülecektir! Buna sebep ise, onların içki içmeleri, ud çalmaları ve cariyelerin şarkı söylemeleridir!” İbni Ebi’d-Dünya 2/b, İbni Asakir Tarih-u Dımeşk 11/582 (10) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Ümmetimin sonlarında yerin dibine geçirilmek, semadan helak edici atışların yapılması ve suret değişimi olacaktır!” Sahabeler: −Hangi sebeple? Ey Allah’ın! Rasulü diye sordular. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: −“Onların şarkıcı cariyeler edinmeleri ve içki içmeleri sebebiyle olacaktır!” Ed-Dulabi el-Kuna 1/52, İbni Asakir Tarih 14/124, 125, Tirmizi 2309 (11) Ebu Umame (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Bu ümmetten birtakım kimseler yemiş ve içmiş olarak geceyi geçirecekler. Buna müteakiben, maymunlara ve domuzlara dönüştürülmüş olarak sabahı edeceklerdir! Bunun sebebi ise, içki içmeleri, faiz yemeleri, şarkı söyleyen cariyeler edinmeleri, ipek giyinmeleri ve akrabalık bağlarını koparmalarıdır!” Hâkim 4/515, Beyhaki Şuabu’l-İman 5/16, Ahmed 5/329, İbni Ebi’d-Dünya 1/b, Asbahani et-Terğib 1/498, 499, Tayalisi 155, 1137, Ebu Nuaym el-Hilye 6/295, İbni Asakir Tarih 8/259 (12) Enes bin Malik (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: “Ümmetim altı şeyi helal sayarsa, artık helak olurlar! 1) Aralarında lanetleşme ortaya çıkarsa, 2) İçkileri içerlerse, 3) İpek giyerlerse, 4) Şarkı söyleyen cariyeler edinirlerse, 5) Erkekler erkeklerle yetinirse (cinsel ilişkiye girerse), 6) Kadınlar kadınlarla yetinirse (cinsel ilişkiye girerse.)” Taberani Mucemu’l-Evsad 1/59, 1060, Beyhaki 5/377, 378 (13) Abdullah ibni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir: “Şüphesiz ki, su ekini yeşerttiği gibi, şarkı da kalpte münafıklığı yeşertir! Şüphesiz ki, zikir de suyun ekini yeşerttiği gibi, kalpte imanı yeşertir!” İbni Ebi’d-Dünya Beyhaki 10/223, Beyhaki 10/223, İbni Hibban 8/362 İbni Kayyım İgasetu’l-Lehfan 1/248, İbni Nasr Kadru’s-Salat 151/b-152 (14) Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle demiştir: “Def haramdır! Çalgı aletleri haramdır! Davul haramdır! Zurna haramdır!” Beyhaki 10/222 (15) İmam Evzai (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi: Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh), Ömer bin el-Velid’e şu ifadelerin de yer aldığı bir mektup yazdı: “...Senin çalgı aletlerini ve zurnayı açıkça kullanman, İslam’da bir bid’attır! Senin saçını kötü bir şekilde çekip alacak birisini sana göndermeyi içimden geçirdim!” Nesei 2/178, Ebu Nuaym el-Hilye 5/270, İbni Abdilhakem Siretu Ömer bin Abdulaziz 154/157 (16) Ebu Hafs el-Ümevi, Ömer bin Abdullah şöyle dedi: “Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh) çocuklarının terbiyecisine mektup yazarak onları çalgı aletlerinden nefret edecek şekilde eğitmesini emretti ve Ömer bin Abdulaziz (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi: Senin vereceğin edep ve terbiye sonucunda çocukların ilk inanmaları gereken husus, şeytandan başlayıp sonu Rahman’ın gazabına ulaşan çalgı ve eğlence aletlerinden nefret etmeleri olsun! Çünkü ilim ehlinden güvenilir kimselerden bana ulaştığına göre; ‘Çalgı aletlerinin çalındığı yerde bulunmak ve şarkıları dinleyip, onların düşkünü olmak, suyun otu yeşerttiği gibi kalpte münafıklığı yeşertir!’ Allah’a yemin ederim ki, bu gibi yerlerde bulunmayı terk etmek suretiyle bundan sakınmak, hiç şüphesiz ki akıl sahibi bir kimse için kalbinde münafıklık üzere sebat etmekten daha kolaydır!” İbni Ebi’d-Dünya Zemmu’l-Melahi 6/1, Ebu’l-Ferec İbnu’l-Cevzi 250 (17) Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir: “Şarkı, zinaya götüren bir basamaktır!” Albânî Çalgı Aletlerinin Haramlığı Kaynak: Sahih Hadisler |
İlahi konusunda benim fikrim: İçinde müzik var ama kişiyi Allaha bağlıyor ve Peygamberimizi anmaya ve anlamaya teşvik ediyorsa açık hadislere ve kurana ters düşmeden günahına razı olunarak ilahi dinlene bilir.
Bu durum kendi açımdan böyledir ve kimseye tavsiye etmem. Kimsenin vebalini almam. Zira müzik bir sihir ise ilahi; o müziğin dini kurallara göre yeniden kodlanmış halidir. Silah gibi dosta çevrilmiş bir namlu eziyet iken, düşmana çevrilmiş bir namlu niğmet olur. Herşeyi bilen Allah bize doğruyu gösterip, yanlışlardan ise hayırlı yollarla, acı vermeden, ağır sınavlarla sınamadan, bize doğru yolu göstersin. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:51. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com