Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Dinde Tarikatleşme olmalı mı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/80499-dinde-tarikatlesme-olmali-mi.html)

hmak 08.08.23 03:37

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 556745)
Manevi arayışa ilgi duyan nice kişi aslında her gün kendisine faydası olmayan bilgilerle aklını doldurarak, “bizzat deneyimleme-bilme” yolunu kapattığından habersizdir. Zihin dinginleşmekten korkar. Dinginleşmek isteyen insana da buna göre tuzaklar kurar. Kimileri film izleyerek, oyun oynayarak veya işine odaklanarak zihinlerini meşgul ederken, çoğu zaman, maneviyata merakı olanlar da aynı şeyi “manevi bilgiler” üzerinden yapar. Nasıl yapar bunu? Kendisine hizmet etmeyen konularda okumaya, tartışmaya ve öğrenmeye devam ederek... Kendileri deneyimlemedikten sonra evrenin öteki ucunda hangi varlıkların yaşadığına dair sırları öğrenmelerinin dahi onlara (dönüşümsel manada) bir faydası olmayacağını anlayamadan ömürleri geçer gider. Sürekli olarak kimi ruhsal kanallardan bilgi alanların, aslında hayatlarının sonuna dek değişip-dönüştükleri neden fazlaca görülmemiştir? Peki, gideceği âlemlerde insan, gece gözlerini kapattıktan sonra dahi unuttuğu bilgileri yanına alabilir mi? Yolcuyu kurtaracak anahtar soru şudur: “Bu bilgi pratik olarak bana ne sağlayacak?” İşte bu soru, ölü ile dirinin ayrıldığı sorudur. Bu soru, içi boş bilgiyle diri bilgiyi ayıran sorudur. Ve bu soru, hayatını boşa harcamakla onun hakkını vermek arasında yapılacak seçim için insana yol gösterebilecek sorudur. Bu soruyu kendine dürüstçe soran ve cevaplayabilen, zamanının çoğunu aslında kendisine pratik bir yarar sağlamayan bilgileri toplayarak bir “hiç” yolunda harcadığını da idrak eder. Peki, neden o bilgilerin peşindedir zihni? Oyalanmak için... Bunu idrak edenlerin yöneleceği bilgi, artık “köprü bilgi”dir. Yani onu “diri bilgi”nin kaynağı olan “bilgelik”le tanıştıracak yolun haritası olan bilgi. Bu bilgilenme sürecinin sonunda talip, bu yolun ancak “diri bir insan-insan ilişkisi”nden, yani “dostluk”tan geçtiğini idrak eder. Vakti geldiğinde kendini gözlemleyecek ve aslında aynı şeyleri farklı kıyafetler altında tekrarladığını, ancak gerçekte kayda değer oranda bir yol alamadığını kendine itiraf edebilecek olgunluğa gelir. Ardından da değişmekten, dönüşmekten, eski kimliğini bırakmaktan, evrimleşmekten, o yolculuğa gerçekten başlamaktan içten içe korktuğundan, “maneviyat” adı altında aslında kendini oyaladığını kendine itiraf eder. İşte ancak bu samimi itirafını takiben, “köprü bilgi”nin yerini “diri bilgi”ye bırakma zamanı gelmiş olur. gideceği âlemlerde insan, gece gözlerini kapattıktan sonra dahi unuttuğu bilgileri yanına alabilir mi? Yolcuyu kurtaracak anahtar soru şudur: “Bu bilgi pratik olarak bana ne sağlayacak?” İşte bu soru, ölü ile dirinin ayrıldığı sorudur. Bu soru, içi boş bilgiyle diri bilgiyi ayıran sorudur. Ve bu soru, hayatını boşa harcamakla onun hakkını vermek arasında yapılacak seçim için insana yol gösterebilecek sorudur. Bu soruyu kendine dürüstçe soran ve cevaplayabilen, zamanının çoğunu aslında kendisine pratik bir yarar sağlamayan bilgileri toplayarak bir “hiç” yolunda harcadığını da idrak eder. Peki, neden o bilgilerin peşindedir zihni? Oyalanmak için... Bunu idrak edenlerin yöneleceği bilgi, artık “köprü bilgi”dir. Yani onu “diri bilgi”nin kaynağı olan “bilgelik”le tanıştıracak yolun haritası olan bilgi. Bu bilgilenme sürecinin sonunda talip, bu yolun ancak “diri bir insan-insan ilişkisi”nden, yani “dostluk”tan geçtiğini idrak eder. Vakti geldiğinde kendini gözlemleyecek ve aslında aynı şeyleri farklı kıyafetler altında tekrarladığını, ancak gerçekte kayda değer oranda bir yol alamadığını kendine itiraf edebilecek olgunluğa gelir. Ardından da değişmekten, dönüşmekten, eski kimliğini bırakmaktan, evrimleşmekten, o yolculuğa gerçekten başlamaktan içten içe korktuğundan, “maneviyat” adı altında aslında kendini oyaladığını kendine itiraf eder. İşte ancak bu samimi itirafını takiben, “köprü bilgi”nin yerini “diri bilgi”ye bırakma zamanı gelmiş olur. kulakları mühürlü” olarak geçen nefs-i emmare’nin aklıdır. O, günlük işlerde son derece başarılı olabilir, bilimsel keşifler yapabilir, hatta evrenin öteki ucuna gidebilir. Ancak tüm bunları yapan özneye, yani kendi özüne yönelmeyen ve onu anlamayan bir aklın, bu anlayış eksikliği ile yapacağı hemen her şey ancak bir illüzyon olarak hayata geçer ve içsel anlamda doyurucu sonuçlar vermez. Akl-ı mead ise; beşerin içindeki insan tohumunun çatlaması ile oluşan, kendi varlığına, öznesine, ruhuna ve Hakikat’e yönelen akıldır. Bu akıl, kendine ezberletilmiş olan tüm inanç kalıpları da dahil olmak üzere, her şeyi sorgulayarak “oku” emrinin gereğini yapar. Çünkü hak dini bulmanın ilk şartı, insana din adı altında öğretilen ancak dinin özü ile bağlantısı olmayan ve bu nedenle de insanı sıkıntı içinde yaşamaya mahkûm eden kalıplardan, ezberlerden, tabulardan, yalan korkulardan ve zanlardan kurtulmaktır. Gerçek anlamda “putların kırılması” budur. Bu akıl, aynı zamanda dünyanın işleyişi üzerine de derin bir tefekküre girer. Günlük olarak yaşananın âdeta bir delilik hali olduğunu ve bu deliliğin içinde kendini kaybederek bir şey kazanmanın aslında mümkün olmadığını anlamaya başlar. Evet, elbette varlığını sürdürmek için gereğini yapacak, çalışacak, koşturacak, sorumluluklarını yerine getirecektir. Fakat bu deliliğe kapılmadan bunları yapmaya başlamanın ve doğasına daha uygun seçeneklere yönelmenin yollarını da aramaya devam eder. Artık o, varoluşu bir bütün olarak algılamaya ve her zerrenin ötekiyle ilişkili olduğunu çözmeye başlamıştır. Ve kendi yaşamında da; işinden ilişkilerine kadar her alanın, ilgisiz gibi görünseler de birbirleriyle etkileşim halinde bulunduğunun farkına varır. Böylece hayatını bütünsel bir şekilde ele alıp onu dengeye sokma yoluna girer.

Ne güzel anlatmışsınız bizler bu Dünyaya çalıştığımız kadar asıl Dünyaya çabalasak keşke. İnşallah o olgunluğa gelir bu dünyada da öteki tarafta da muvaffak oluruz. Tabi bu dünyalık şeyleri de tamamen bırakmamakta lazım bunun bilinciyle kendimizi ebediyete hazırlamalıyız. Ellerinize sağlık.

Kafkef5541 13.08.23 16:03

Tarikat ehli olmak dinimizde var geçmişten gelen ..tabi olmak şart diye birşey yok...ama ehli sünnet bir tarikatta bulunmak insanı bu ahir zamanda bir arada tutar


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:51.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148