Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Dinde Tarikatleşme olmalı mı?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 06.08.23, 11:16
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,617
Forum Puanı: 19365
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Sen dosdoğru müslüman ol 5 vakit namazını kıl emirlere uy yani yasak ve günahlardan kaç imanını koru yeter.şu zamanda millet zaten raydan çıkmış durumda

__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 07.08.23, 00:12
Üye
 
Üyelik tarihi: 22.06.23
Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 49
Forum Puanı: 1117
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
NGB Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen dosdoğru müslüman ol 5 vakit namazını kıl emirlere uy yani yasak ve günahlardan kaç imanını koru yeter.şu zamanda millet zaten raydan çıkmış durumda
Aynen öyle elimden geldiği kadar kul olmaya çalışıyorum. Teşekkür ederim. Herkese iman nasip etsin Allah.

Alıntı:
Selmac Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Amin Allah imanımızı korusun
Amin cümlemizin kardeşim.

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 07.08.23, 06:32
Celcelutiye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: 18.12.17
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 5,527
Forum Puanı: 10271
Etiketlendiği Mesaj: 3624 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
hmak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
O zaman şöyle diyelim. Tek bir Allah var tek bir yol var. Allah şaşırtmasın hocam.
Yol tek değil yaratılmışlar adedincedir,şeytaninki de bi yoldur hemde Allahin izin verdiği - mühlet verdiği değil mi ? O zaman yol tek değildir,varılacak nokta tektir..

Allah hayy dan gelip huu ya gidenlerin şuuruna erdirsin bizi

__________________
ve lakin cürmümüz vağfur,hatamız cümlece meşhur.
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 07.08.23, 11:59
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Manevi arayışa ilgi duyan nice kişi aslında her gün kendisine faydası olmayan bilgilerle aklını doldurarak, “bizzat deneyimleme-bilme” yolunu kapattığından habersizdir. Zihin dinginleşmekten korkar. Dinginleşmek isteyen insana da buna göre tuzaklar kurar. Kimileri film izleyerek, oyun oynayarak veya işine odaklanarak zihinlerini meşgul ederken, çoğu zaman, maneviyata merakı olanlar da aynı şeyi “manevi bilgiler” üzerinden yapar. Nasıl yapar bunu? Kendisine hizmet etmeyen konularda okumaya, tartışmaya ve öğrenmeye devam ederek... Kendileri deneyimlemedikten sonra evrenin öteki ucunda hangi varlıkların yaşadığına dair sırları öğrenmelerinin dahi onlara (dönüşümsel manada) bir faydası olmayacağını anlayamadan ömürleri geçer gider. Sürekli olarak kimi ruhsal kanallardan bilgi alanların, aslında hayatlarının sonuna dek değişip-dönüştükleri neden fazlaca görülmemiştir? Peki, gideceği âlemlerde insan, gece gözlerini kapattıktan sonra dahi unuttuğu bilgileri yanına alabilir mi? Yolcuyu kurtaracak anahtar soru şudur: “Bu bilgi pratik olarak bana ne sağlayacak?” İşte bu soru, ölü ile dirinin ayrıldığı sorudur. Bu soru, içi boş bilgiyle diri bilgiyi ayıran sorudur. Ve bu soru, hayatını boşa harcamakla onun hakkını vermek arasında yapılacak seçim için insana yol gösterebilecek sorudur. Bu soruyu kendine dürüstçe soran ve cevaplayabilen, zamanının çoğunu aslında kendisine pratik bir yarar sağlamayan bilgileri toplayarak bir “hiç” yolunda harcadığını da idrak eder. Peki, neden o bilgilerin peşindedir zihni? Oyalanmak için... Bunu idrak edenlerin yöneleceği bilgi, artık “köprü bilgi”dir. Yani onu “diri bilgi”nin kaynağı olan “bilgelik”le tanıştıracak yolun haritası olan bilgi. Bu bilgilenme sürecinin sonunda talip, bu yolun ancak “diri bir insan-insan ilişkisi”nden, yani “dostluk”tan geçtiğini idrak eder. Vakti geldiğinde kendini gözlemleyecek ve aslında aynı şeyleri farklı kıyafetler altında tekrarladığını, ancak gerçekte kayda değer oranda bir yol alamadığını kendine itiraf edebilecek olgunluğa gelir. Ardından da değişmekten, dönüşmekten, eski kimliğini bırakmaktan, evrimleşmekten, o yolculuğa gerçekten başlamaktan içten içe korktuğundan, “maneviyat” adı altında aslında kendini oyaladığını kendine itiraf eder. İşte ancak bu samimi itirafını takiben, “köprü bilgi”nin yerini “diri bilgi”ye bırakma zamanı gelmiş olur. gideceği âlemlerde insan, gece gözlerini kapattıktan sonra dahi unuttuğu bilgileri yanına alabilir mi? Yolcuyu kurtaracak anahtar soru şudur: “Bu bilgi pratik olarak bana ne sağlayacak?” İşte bu soru, ölü ile dirinin ayrıldığı sorudur. Bu soru, içi boş bilgiyle diri bilgiyi ayıran sorudur. Ve bu soru, hayatını boşa harcamakla onun hakkını vermek arasında yapılacak seçim için insana yol gösterebilecek sorudur. Bu soruyu kendine dürüstçe soran ve cevaplayabilen, zamanının çoğunu aslında kendisine pratik bir yarar sağlamayan bilgileri toplayarak bir “hiç” yolunda harcadığını da idrak eder. Peki, neden o bilgilerin peşindedir zihni? Oyalanmak için... Bunu idrak edenlerin yöneleceği bilgi, artık “köprü bilgi”dir. Yani onu “diri bilgi”nin kaynağı olan “bilgelik”le tanıştıracak yolun haritası olan bilgi. Bu bilgilenme sürecinin sonunda talip, bu yolun ancak “diri bir insan-insan ilişkisi”nden, yani “dostluk”tan geçtiğini idrak eder. Vakti geldiğinde kendini gözlemleyecek ve aslında aynı şeyleri farklı kıyafetler altında tekrarladığını, ancak gerçekte kayda değer oranda bir yol alamadığını kendine itiraf edebilecek olgunluğa gelir. Ardından da değişmekten, dönüşmekten, eski kimliğini bırakmaktan, evrimleşmekten, o yolculuğa gerçekten başlamaktan içten içe korktuğundan, “maneviyat” adı altında aslında kendini oyaladığını kendine itiraf eder. İşte ancak bu samimi itirafını takiben, “köprü bilgi”nin yerini “diri bilgi”ye bırakma zamanı gelmiş olur. kulakları mühürlü” olarak geçen nefs-i emmare’nin aklıdır. O, günlük işlerde son derece başarılı olabilir, bilimsel keşifler yapabilir, hatta evrenin öteki ucuna gidebilir. Ancak tüm bunları yapan özneye, yani kendi özüne yönelmeyen ve onu anlamayan bir aklın, bu anlayış eksikliği ile yapacağı hemen her şey ancak bir illüzyon olarak hayata geçer ve içsel anlamda doyurucu sonuçlar vermez. Akl-ı mead ise; beşerin içindeki insan tohumunun çatlaması ile oluşan, kendi varlığına, öznesine, ruhuna ve Hakikat’e yönelen akıldır. Bu akıl, kendine ezberletilmiş olan tüm inanç kalıpları da dahil olmak üzere, her şeyi sorgulayarak “oku” emrinin gereğini yapar. Çünkü hak dini bulmanın ilk şartı, insana din adı altında öğretilen ancak dinin özü ile bağlantısı olmayan ve bu nedenle de insanı sıkıntı içinde yaşamaya mahkûm eden kalıplardan, ezberlerden, tabulardan, yalan korkulardan ve zanlardan kurtulmaktır. Gerçek anlamda “putların kırılması” budur. Bu akıl, aynı zamanda dünyanın işleyişi üzerine de derin bir tefekküre girer. Günlük olarak yaşananın âdeta bir delilik hali olduğunu ve bu deliliğin içinde kendini kaybederek bir şey kazanmanın aslında mümkün olmadığını anlamaya başlar. Evet, elbette varlığını sürdürmek için gereğini yapacak, çalışacak, koşturacak, sorumluluklarını yerine getirecektir. Fakat bu deliliğe kapılmadan bunları yapmaya başlamanın ve doğasına daha uygun seçeneklere yönelmenin yollarını da aramaya devam eder. Artık o, varoluşu bir bütün olarak algılamaya ve her zerrenin ötekiyle ilişkili olduğunu çözmeye başlamıştır. Ve kendi yaşamında da; işinden ilişkilerine kadar her alanın, ilgisiz gibi görünseler de birbirleriyle etkileşim halinde bulunduğunun farkına varır. Böylece hayatını bütünsel bir şekilde ele alıp onu dengeye sokma yoluna girer.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 07.08.23, 12:10
Teyrebaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 25.10.22
Bulunduğu yer: Alem-i Lahutiye
Mesajlar: 3,511
Forum Puanı: 2948
Etiketlendiği Mesaj: 260 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
hmak Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sizce dini tarikatlaşmalar olmalı mıdır? Olmalıysa da neden?
Bir şehrin tüm insanlarına aynı ahlağa sahiptir diyemesin tüm tarikatlarda aynı degildir araştırıp girersin o ortama başı boş gezen koyunu kurtlar avlar başı boş gezen insanı şeytanlar avlar

__________________
Ya ALLAH
La ilâhe illallâh
Yâ bâkî entel bâkî


2023..(Saff - 8)..2053

Hayat akıp gidiyor. Ertelemek, zaman kaybından başka bir şey değil. Sonrası olur da, sen olur musun acaba...?
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 07.08.23, 12:33
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Kemalat sahipleri ne kendilerinin kâmil olduğunu dile getirirler ne kendilerine böyle payeler verirler ne de karşılarına gelenleri kendi etrafında toplanmaları için teşvik ederler. Kıyafetleri dahi diğer insanlardan ayırt edilemez. Dinle alakalı sembolleri öne çıkarıp kimseye şov yapmazlar. Bu yolda yanına gelenleri sürekli yanında isteyen, onlar üzerinde psikolojik baskı kuran, korku yükleyen, kimi güçleri öne sürüp onları etkisi altına alan ve sonra da darlanıp oradan uzaklaşmak isteyenlere okumadığı beddua kalmayan ham ve sözde mürşitler vardır. Bu hallere sahip olanlar, kâmil olmak bir yana, tıbbi desteğe ihtiyaç duyan, psikolojik sorunları olan, nefs patlaması yaşayan ancak çevresinde toplananlar nedeniyle gelenleri kolayca farklı bir şeye inandırabilen nefs sahipleridir. Nice insanı bu yoldan soğutur, nicesinde telafisi zor psikolojik sorunlara yol açar, nicesinin de vaktini boşa harcatır. Daha Hac ritüelinde taşlanan en büyük şeytanın sembolik anlamda kendilerinden açığa çıkan o niteliği anlattığından habersizdirler: yani “insanların ruhuna hükmetme hırsı”. Bu yolda kemalat; ne maneviyat adı altında nefsinin esiri olmuş olanlarda ne gelenler üzerinde baskı kuran ve onları darlığa sokanlarda ne de kendi benliğini öne çıkarmaya çalışanlarda bulunur. Bu yolda kemalat; gelenin düğümlerini çözmekten başka niyeti olmayan, temiz ahlaklı, gelenlerin yüklerini alan, onları kendi özlerine yönlendiren ve talep olmadan tek kelime dahi etmeyenlerde bulunur. Bu yolda şekle-şemale, kıyafete-görünüşe, saça-sakala, sembollere, kalıplara ve gözlerinin alışık olduğu görüntülere düşkün olan nefisler, bu şekilcilikleriyle kendilerini bizzat tuzağa düşmeye hazır hale getirerek yollarını kapatırlar. Onların bu şekilciliklerinden (zafiyetlerinden) faydalanacak olanlar çoktur. Şeytanın en kolay yaptığı şey, dini kıyafetler ve görüntüler altında insanları sömürmektir. Şekilperestlikten geçip öze, ruha ve insanların içlerine nazar edebilecek temizliğe ve anlayışa gelenler ise, yanlışlıkla bu yollara düşseler bile, kısa sürede uyanıp yol yakın ve zarar azken bu yanlıştan dönmeyi başarırlar. Ve arayışlarına devam ederek bir gün o dostluğu bulurlar...

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 07.08.23, 13:20
 
Üyelik tarihi: 04.08.23
Bulunduğu yer: Eskişehir
Mesajlar: 123
Forum Puanı: 1085
Etiketlendiği Mesaj: 36 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Eğer dini kendi tekellerine cekmeyeceklerse aslında güzel bir oluşum

Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 08.08.23, 03:15
Üye
 
Üyelik tarihi: 22.06.23
Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 49
Forum Puanı: 1117
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Celcelutiye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yol tek değil yaratılmışlar adedincedir,şeytaninki de bi yoldur hemde Allahin izin verdiği - mühlet verdiği değil mi ? O zaman yol tek değildir,varılacak nokta tektir..

Allah hayy dan gelip huu ya gidenlerin şuuruna erdirsin bizi
Amin hocam cevap için teşekkür ederim.

Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 08.08.23, 03:19
Üye
 
Üyelik tarihi: 22.06.23
Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 49
Forum Puanı: 1117
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kemalat sahipleri ne kendilerinin kâmil olduğunu dile getirirler ne kendilerine böyle payeler verirler ne de karşılarına gelenleri kendi etrafında toplanmaları için teşvik ederler. Kıyafetleri dahi diğer insanlardan ayırt edilemez. Dinle alakalı sembolleri öne çıkarıp kimseye şov yapmazlar. Bu yolda yanına gelenleri sürekli yanında isteyen, onlar üzerinde psikolojik baskı kuran, korku yükleyen, kimi güçleri öne sürüp onları etkisi altına alan ve sonra da darlanıp oradan uzaklaşmak isteyenlere okumadığı beddua kalmayan ham ve sözde mürşitler vardır. Bu hallere sahip olanlar, kâmil olmak bir yana, tıbbi desteğe ihtiyaç duyan, psikolojik sorunları olan, nefs patlaması yaşayan ancak çevresinde toplananlar nedeniyle gelenleri kolayca farklı bir şeye inandırabilen nefs sahipleridir. Nice insanı bu yoldan soğutur, nicesinde telafisi zor psikolojik sorunlara yol açar, nicesinin de vaktini boşa harcatır. Daha Hac ritüelinde taşlanan en büyük şeytanın sembolik anlamda kendilerinden açığa çıkan o niteliği anlattığından habersizdirler: yani “insanların ruhuna hükmetme hırsı”. Bu yolda kemalat; ne maneviyat adı altında nefsinin esiri olmuş olanlarda ne gelenler üzerinde baskı kuran ve onları darlığa sokanlarda ne de kendi benliğini öne çıkarmaya çalışanlarda bulunur. Bu yolda kemalat; gelenin düğümlerini çözmekten başka niyeti olmayan, temiz ahlaklı, gelenlerin yüklerini alan, onları kendi özlerine yönlendiren ve talep olmadan tek kelime dahi etmeyenlerde bulunur. Bu yolda şekle-şemale, kıyafete-görünüşe, saça-sakala, sembollere, kalıplara ve gözlerinin alışık olduğu görüntülere düşkün olan nefisler, bu şekilcilikleriyle kendilerini bizzat tuzağa düşmeye hazır hale getirerek yollarını kapatırlar. Onların bu şekilciliklerinden (zafiyetlerinden) faydalanacak olanlar çoktur. Şeytanın en kolay yaptığı şey, dini kıyafetler ve görüntüler altında insanları sömürmektir. Şekilperestlikten geçip öze, ruha ve insanların içlerine nazar edebilecek temizliğe ve anlayışa gelenler ise, yanlışlıkla bu yollara düşseler bile, kısa sürede uyanıp yol yakın ve zarar azken bu yanlıştan dönmeyi başarırlar. Ve arayışlarına devam ederek bir gün o dostluğu bulurlar...
Allah kimseyi nefsine yenik düşürmesin. Dediğiniz gibi bizi sözde mürşitlerden de etmesin. Din adı altında onlara kendi istedikleri çerçevede bir yol çiziyorlar yazık.

Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 08.08.23, 03:23
Üye
 
Üyelik tarihi: 22.06.23
Bulunduğu yer: türkiye
Mesajlar: 49
Forum Puanı: 1117
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Teyrebaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir şehrin tüm insanlarına aynı ahlağa sahiptir diyemesin tüm tarikatlarda aynı degildir araştırıp girersin o ortama başı boş gezen koyunu kurtlar avlar başı boş gezen insanı şeytanlar avlar
Ben böyle düşünmüyorum insanın aklı vardır. İllaki din büyüklerimizden akıl alıyoruz. Ama bir oluşuma girmek zorunlu değildir. Kişi kendi kitabımızdan dinin gereklerini yerine getirebilir. Her tarikatta elbette aynı değildir. Görünen kısımdan bahsediyoruz.

Alıntı:
Fahri87 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Eğer dini kendi tekellerine cekmeyeceklerse aslında güzel bir oluşum
Beşer şaşar maalesef çoğu nefsine yenik düşüyor. İstediklerini yaptırıyorlar.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:20.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com