![]() |
insan Kaderini kendi mi belirler? Kader deyince neden dunyalik bakiyoruz ...
selamun aleykum
kaderini kendin,cizersin Dun boyle bir konu konustum arkadasimla kaderini kendin cizmek bence hatalarindan donerek cennet ve cehenmeme HAZIRLAMAK senin elinde kaderini kendin cizersin anlami cennet ve cehenem cikmasi demek degilmidir .. arkadasa anlatamadim( o tamamen dunyalik dusunuyor )kaderi bu konuda dusunceleriniz alabilirimiyim |
Alıntı:
//kader biz daha doğmadan belirlenir kimi ana rahmindeyken der kimi daha rahime bile düşmeden yani ruhlar yaratıldığı an belirlenir der. Kader kadir geceleri yeniden allah azze ve celle tarafından yeniden yazılır yada bazı şeyler değiştirilir en doğrusunu azim olan bilir.// Kaza ise kader dışı gerçekleşen olaydır insan kadere müdahale edemez kazayı engelleye bilir yalnızca O halde kişinin ettiği yaptığı işlediği ameller ise kader değil kazadır… //misal birine bir laf attın oda kalktı seni öldürdü bu kader değil kazadır hem kaderden bağımsız hemde insani irade ile gerçekleştiği için kader denmez… Kaza kısaca kaderden bağımsız insan iradesiyle gerçekleşen olaylardır… Alıntı:
Kaza ise rahmanın yazması olmadan insani irade ile allah müsadesi ile gerçekleşir |
Alıntı:
|
Alıntı:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bu kişi zengin ama ister kolay işten isterse zor işten muhakkak zenginliğe ericek sonra bu kişinin kader çizgisinde motor kazası ve ayak sakatlanmasıda var bunlardan birisi başına gelebilir yada ikiside yasa ayağı sakatlandığından motora binmez birdaha kader çizgisinin dışına atılır bir örnek daha başka görsel [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] bu kişide zengin olamıyacak tercihlerine göre sağlıklı yada sağlıksız olucak isterse kolay iş isterse zor iş seçicek ama motor kazası geçirmeyecek ancak şu 2 kural unutulmamalı 1:kun fe yekun (ol de olur yani )yani allah ol derse bütün hat değişir 2:dua kaderi değiştirir dua ilede kader değişmesi mümkündür bu yüzden hayırlısıyla isteyin deriz çünki mesela atıyorum hasan abimiz motorcu olmak istiyor ama kaderinde motor kazası yok dua ettiği için kaderine şekillenme oluyor ve motor kazası geçirme olasılığı geliyor not:bazen bazı seçimler diğer seçimleri kader çizgisinden çıkarabiliyor mesela kişi üniversite tercihinde doktorluk yazmazsan doktorluğun kaderinden çıkabilir çünki orada yol ayrımı var heğ tabi çıktığı gibi geride girebilir bu kader kavramını hiçbiyerde güzel anlatmıyorlar çünki halka kuran değil okuması öğretiliyor haliyle bu kavramlar bilinmiyor belkide benimde söylediğim hatalıdır allahu alem bize dünyadaki en iyi tıp kitabını verdiler biz ise ancak iskelet sisteminin fotoğrafına bakıyoruz hele bi oku o sistem nasıl çalışır buarada örnekler kolay olsun diye öyle zenginlik fakirlik yazdım yoksa burda klavyede yaptığım her hamlninde o tabloda tefsiri vardır 2. kural dua ancak : d olduğu için emoji alhılamış |
Alıntı:
|
İnsanın özgür iradesi vardır ve fiillerini seçip yapmada bir ölçüde hürdür. Ancak bu seçme özgürlüğü de ona Allah tarafından verilmiştir. ‘’ O dilemedikçe siz dileyemezsiniz’’. İşin sırrı buradadır. Bizim hem seçme ve dileme özgürlüğümüz vardır, hem de bunu bile ancak Allah’ın dilemesiyle yapabiliriz. Yani bizim dilememiz o’nun dilemesine bağlıdır. İşte burası tam da Cebrilikle Kaderiyye’nin temas noktasıdır. Bir taraftan bakarsanız Cebriyyeci, öbür taraftan bakarsanız Kaderiyyeci olursunuz. Necip Fazıl’ın dediği gibi:
Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı Kaderi belki daha güzel anlatan bir örnek; Bilgisayar oyunları olabilir. Oyunu kurgulayıp tasarlayan irade oyuna sınırlı ihtimaller koymuş. Sizin seçme ve uygulamalarınıza göre o ihtimallerden birisi gerçekleşiyor. Eğer iradenizi öbür düğmeye basmakta kullansaydınız sonuç sistemde var olan başka bir durumun oluşmasına sebep olacaktı. Ama hiçbir zaman siz tasarlayanın oyuna yerleştirdiği ihtimallerden dışarı çıkamayacaksınız. Hem önceden yapılmış bir yazılım var, hemde siz ona müdahale edebiliyorsunuz ve yazılım dışına asla çıkamıyorsunuz. Yani sizin iradeniz de arka plandaki o büyük iradeye bağlı. |
Alıntı:
|
Alıntı:
bildiklerim bilmediğimin kanıtıdır ben vesileyim perdeyim aracıyım |
Kader konudu benim de ( herkes gibi) zaman zaman çevremde bahsi açılır ama fani olan bizim idrakımızın çok üstümüzde bir konu zannımca. Bu konuya takılıp kendi irademiz yaşadıklarımızı ve yaşayacaklarımızı değiştiremez diye farkında olmadan herşeyden ümidi kesen o kadar kişi varki konu ne olursa olsun gayret et desen kader deyip geçiyorlar çabalamak istemedikleri yerlerde suçlu arar gibi. Hatta kader varsa irade gerçekte yoktur o zaman ahiretteki sorgudan nasıl sorumlu oluruz diye günahlarını Allah’ın iradesi kararı olarak gören çok kişi gördüm. İmas hoca çok güzel anlatmış ama genel olarak insana tamamen açıklammamış bir konunun çok kurcalanması hele ilim ehli değilsek çok zarar veriyor
|
Ebû Hüreyre anlatıyor: “Kader konusunda birbirimizle münakaşa etmekte iken Resûlullah (sas) üzerimize çıkageldi. O kadar kızdı ki yüzü kızardı. Yanaklarından sanki kan fışkıracaktı ve sonra: ‘Siz bununla mı emredildiniz, yoksa ben size bunun için mi gönderildim? Bilin ki, sizden öncekileri, dini meselelerdeki münakaşalarının çokluğu ve peygamberleri hakkında düştükleri ihtilafları helak etmiştir.’ buyurdu.” (Tirmizî, Kader, 1) Ümmet-i Muhammed’e maddi anlamda toplu bir helak yok ancak bu, maddi-manevi helakın olmayacağı anlamına gelmez. İşte bugün bir milyar yedi yüz milyon Müslümanın içine düştüğü bu hal aslında manevi bir helakın neticesidir. Aramızdaki tefrikalar ve birbirimize karşı tahammülsüzlüğümüz bir yönüyle bu helaka düçar olduğumuzu gösteriyor. Efendimizin (sas) bu beyanını duyan sahâbe kader meselesini tartışma meselesi yapmadı. Ta ki Hz. Osman döneminde fitne kapıları kırılana kadar…Kader meselesini konuşmaya başladığımızda İslâm dünyasında iki uç nokta zuhur etti: “Külli irade diye bir şey yoktur. İnsan asla bir programın mahkumu değildir. İnsan kendi fiillerinin yaratıcısıdır. Dolayısıyla burada irade söz konusudur. Allah insanı yaratmıştır, insan yapacağını yapacak ve Allah’a hesabını verecektir.” diyerek aklı ve iradeyi putlaştıran Mu’tezile, “Bizim irademizin hiçbir anlamı yoktur. Selin önünde giden çer çöp gibiyiz. Dolayısıyla da mesul değiliz.” diyen Mürcie. Kader ekseninden yola çıkarak kaderi mutlak manada inkar eden Kaderiyye, karşısında da insan iradesini tamamen hiçe sayan Cebriyye. İki tane zıt kutup. Ortada bir ana damar var ki adı, Ehl-i Sünnet’tir. Ehl-i Sünnet mezheplerden bir mezhep değildir. Ehl-i Sünnet, Allah Resûlü’nün (sas) sahâbeye intikal ettiği dinin adıdır. Bunu bir kere doğru anlayalım. Eğer biz Ehl-i Sünnet’i mezhep olarak anlarsak yanlış anlamış oluruz.Ehl-i Sünnet uçlarda gezmez. Vasat ümmet olmanın gereği olarak orta görüşü benimser. Kur’ân ve sünnet ne diyorsa, Allah Resûlü (sas) neyi uyguladıysa, sahâbe neyi yaşadıysa onu söyler. İşte bu ana damar çerçevesinden biz kader meselesini anladığımız zaman doğru anlarız. Peki Ehl-i Sünnet ne diyor? Ehl-i Sünnet insan iradesini putlaştırmıyor. İradeyi; külli ve cüzi olmak üzere ikiye ayırıyor.
|
Allah razı olsun, bir kaynak ve örnekleri ile daha güzel anlaşılır oldu. Bu gibi bir konuşmaya denk gelince izaha bilgimin yetmediği konuda kafa karştırmamak için sonsuz merhamet sahibi Allah kulun nefsi olan kendimizin iradesine tamamen teslim edip yalnız bırakır mı, sonsuz adalet sahibi olan Allah bizi sorumlusu olmadığımız bir konudan dorguya çekermi? Rahat olun düşünmeyin bunları derdim söylediklerinizden de istifade edeceğim inşallah.
|
Alıntı:
Kaderde yüksek mevkide iş yapacak yazabilir Lakin doktor olacak yazmaz Eğer allah bir şeyi yazdıysa seçimle falan allahın iradesini değiştirebileceğinimi sanıyorsun Allaha dua kaderi değiştirir o da biraz düşünülerek bulunur Alaha dua ederek kader değişir çünkü merhamet edip yazdığı şeyleri yalnızca o değiştirir Zaten bu hususda derine girdikmi kaderi seçimler değiştirir dediğin sözün boşa çıktığını göreceksin… Allaha emanet ol kardeşcağzım |
Alıntı:
cuzzi iradenin içinde hareketlerimiz etmeliyiz |
Alıntı:
allah sana seçme hakkı vermedimi vermediyse cehenneme gidecekleri kasten cehenneme yolluyor birşeyi yoktan var edip acı çektiriyor böyle birşey olamaz araf179 Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. burda cehennem için yaratılıp o çamurdan çıkmayı dilemiyen kör ve sağırlardan bahsediyor ne yani yoksa allah erhamer rahimin değilmi yaratıp acı çektirmeyemi gönderiyor? her fikrine açığım |
İmas hocamın dediği gibi kader ve kaza kavramları insanın aklının alamayacağı çok da derinlemesine inilmesinin sakıncalı olabileceği kavramlar. Fikrimce kişi bu derin iki kavramı ve alt kavramlarını temel düzeyde öğrenip iman etmelidir. Allah bizi teslim olanlardan eylesin amin.
Ek olarak ehli sünnet akidesine bağlı sağlam bir alimden melleden bir defaya mahsus bir sohbet bir vaaz dinlenilebilir. Çünkü bu kavramlar hakkında çok düşünmek yanlış inanışlar mutezile gibi ve ağızdan çıkan sözler Allah muhafaza kişiyi iman dairesinden bile çıkarabilir. En doğrusunu Allah bilir. |
Alıntı:
öyle bir KAZA kavramı tanımı yok. Siz bunu kendiniz mi uydurdunuz yoksa kaynağınız nedir??? Bakın öncelikle en temel lügat manasını buraya kopyalayıp yapıştırıyorum önce bunu bir okuyalım. KAZA:. * Allah'ın takdirinin ve emrinin yerine gelmesi. * Hâkimlik, hâkimin hükmü. * İstemeden yapılan zarar. * Hükmeylemek, hüküm. * Bir şeyi birbirine lâzım kılmak. * Beyan eylemek. * Ahdini yerine getirmek. * Ödemek, edâ etmek. * İcab. * Ölüm. .Fık: İnsanlar arasında vuku bulan dâva ve muhasamayı şer'î hükümler dairesinde fasletmek, halletmek.(Fetvanın kazadan farkı, mevzuu âmdır; gayr-i muayyendir, hem mülzim değil. Kaza ise; muayyen ve mülzimdir.)" KADER: Cenâb-ı Hakk'ın kâinatta olmuş ve olacak her şeyin evsafını ve havassını ve sâir geleceğini ve geçmişini ezelden bilip, levh-i mahfuzunda takdiri ve yazması. Takdir-i İlâhî. * Ezelî kısmet. * Tali'. Baht. Şans. (Kader ve cüz-i ihtiyarî, İslâmiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren, halî ve vicdanî bir imanın cüz'lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yâni, mü'min her şeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenab-ı Hakk'a vere vere, tâ nihayette teklif ve mes'uliyetten kurtulmamak için "cüz-i ihtiyarî" önüne çıkıyor. Ona: "Mes'ul ve mükellefsin" der. Sonra ondan sudur eden iyilikler ve kemâlât ile mağrur olmamak için "kader" karşısına geliyor. Der: "Haddini bil, yapan sen değilsin." S.) (... Eğer kader ve cüz-i ihtiyarîden bahseden adam, ehl-i huzur ve kemal-i iman sahibi ise; kâinatı ve nefsini Cenab-ı Hakk'a verir, Onun tasarrufunda bilir. O vakit hakkı var, kaderden ve cüz-i ihtiyarîden bahsetsin. Çünkü, madem nefsini ve her şeyi Cenab-ı Hak'tan bilir, o vakit cüz-i ihtiyarîye istinad ederek mes'uliyeti deruhde eder, seyyiata merciiyyeti kabul edip, Rabbini takdis eder, daire-i ubudiyyette kalıp teklif-i İlâhiyyeyi zimmetine alır. S.) (İrade-i cüz'iye-i insaniye ve cüz'-i ihtiyariyesi; çendan zaiftir, bir emr-i itibarîdir, fakat, Cenab-ı Hak ve Hakîm-i Mutlak, o zaif, cüz'î iradeyi, irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdi yapmıştır. Yâni, mânen der: "Ey abdim; ihtiyarınla hangi yolu istersen, seni o yolda götürürüm. Öyle ise mes'uliyet sana aittir!" Teşbihte hatâ olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omuzuna alsan. O'nu muhayyer bırakıp "Nereyi istersen seni oraya götüreceğim" desen. O Çocuk, yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette "Sen istedin" diyerek itab edip üstünde bir tokat vuracaksın. İşte Cenab-ı Hak, Ahkem-ül-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin iradesini, bir şart-ı âdi yapıp irade-i külliyesi ona nazar eder. S.)" |
Alıntı:
Allah ayeti kerimede “Biz onları yarattık ve onlara irade ve nefis verdik ama onların çoğu nefsine yenik düşüp cehenneme girecek “ İşte anlattığının manası budur Aynı şeyleri konuşuyoz yine benim yorumumu yalnış anlamışsın daha farklı bir manada yazdım tekrar oku |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bide bana uyduruyonmu demişsin Bu iş yine hiç hoş yerlere gitmeyecek gibi Kazayı araba kazası sanan arkadaşım Kaza insan iradesi ile meydana gelen bir olaydır/olayladır… Kader kazayı içine alır lakin kaderede kaza demek hatadır Kader rahmanın iradesi ve yazgısıyla gerçekleşir Kaza insan iradesi ile gerçekleşir dünyadaki her şeyi kaza ve kader içine alır herşey kaza ve kaderden ibarettir yaşadıklarımız Misal bir kişinin bakkala gitmesi yada öbürünün bakkaldan gelmesi ve buna kaza denmesi gibi Kimi cüzi ve külli irade der kimi kaza ve kader … Bu tarz sözcükler kullanırsan ikimizde zararlı çıkarız düzgün konuş İstediğini düzgünce anlat cevap vereyim bu lisan beni geriyooooor |
Alıntı:
Senin klavyenin tuşlarına basman kader değil kazadır Lakin tahmanın iradesi ve izni ile o işi yapabildiğin için ,kaderede girer kaza bu yüzden Kaderde insani irade yani kaza olmaz lakin kazada kader yani rahmani irade bulunur Rahmani irade kainatı kuşatmıştır uçan kuşta esen rüzgarda doğan günde güle meftun bülbülde erşeyde |
Alıntı:
Kaza ve kader'in en temel manasını bilmiyorsun. Açip kitaplara bakarsaniz tanım olarak yazar zaten fıkıh kitaplarında. En en en temel manası ile bir cümleyle özetleyeyim Kader; her şeyi Cenabı Hakk'ın sonsuz ilmiyle bilmesi Kaza ise bu şeylerin vakti gelince gerceklesmesidir. Gerçekten de herkes kaza ve kader hakkında yorum yapmamalı. Kader İslam'ın en son konusudur. Öncesinde halledilmesi gereken birçok nokta vardır yoksa küfre kadar götürür yanlış bir cümle kurarsin da... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kaza kaderin yerini bulması değildir ama bu konuyu daha fazla ilerletmeyelim ikimizde cahiliz bırakalım alimler evliyalar konuşsun bizde onların sohbetlerinden dinleyerek öğrenelim |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kütüb ü Sitte de olan Kader bölümündeki hadislerle cevab verin arkadaşınıza belki şu ikisi tam olarak tatmin edici olacaktır. Resulullah (sav), elinde iki kitap olduğu halde yanımıza geldi ve: "Bu iki kitap nedir biliyor musunuz?" buyurdular. Cevaben: "Hayır, ey Allah`ın Resulü! bilmiyoruz. Ancak bildirmenizi istiyoruz!" dedik. Bunun üzerine sağ elindekini göstererek: "Bu Rabbülalemin`den (gelmiş) bir kitaptır, içerisinde cennet ehlinin isimleri mevcuttur. Hatta onların babalarının ve kabilelerinin isimleri de mevcuttur ve sonunda da icmal yapmıştır. Bunlara asla ne ilave yapılır, ne de onlardan eksiltmeye yer verilir. Hiç değişmeden ebedi olarak sabit kalır" buyurdular. Sonra sol elindekini göstererek: "Bu da Rabbülalemin`den bir kitaptır. Bunun içinde de ateş ehlinin isimleri, onların atalarının isimleri ve kabilelerinin isimleri vardır. En sonda da icmallerini yapmıştır. Bunlara asla ne ziyade yapılır, ne de eksiltmeye yer verilir!" buyurdular. Ashabı sordu: "Öyleyse ey Allah`ın Resulü, niye amel ediliyor? Madem ki her şey önceden olmuş bitmiş, yazılmış ve artık yazma işinden fariğ olunmuş (bir daha yapma gayreti de niye)?" Resulullah şu cevabı verdi: "Siz amelinizle doğruyu ve istikameti arayın! İtidali koruyun. Zira, cennetlik olan kimsenin ameli, cennet ehlinin ameliyle sonlanır; (daha önce) ne çeşit amel yapmış olursa olsun. Keza cehennemlik olanın ameli de cehennem ehlinin ameliyle sonlanır, hangi çeşit amel ile amel etmiş olursa olsun!" Resulullah (sav), sonra elindeki kitapları atıp, elleriyle işaret ederek dedi ki: "Rabbiniz kullardan artık fariğ oldu, bir kısmı cennetlik, bir kısmı da cehennemliktir. Biz bir cenaze vesilesiyle Bakiu`l- Garkad`da idik. Derken yanımıza Resulullah (sav) çıkageldi ve oturdu. Biz de etrafında (halka yapıp) oturduk. Elinde bir çubuk vardı. Çubuğuyla yere birşeyler çizmeye başladı. Sonra: "Sizden kimse yok ki, şu anda cennet veya cehennemdeki yeri yazılmamış olsun!" buyurdular. Cemaat: "Ey Allah`ın Resulü," dedi. "Öyleyse hakkımızda yazılmasına itimad edip ona dayanmayalım mı?" "Çalışın," buyurdular. "Herkes kendisi için yaratılmış olana erecektir. Cennetlik olanlar, saadet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır. Şekavet ehli olanlar da şekavet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır!" Sonra şu ayeti tilavet buyurdular. (Mealen) "Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız" (Leyl 5-7) |
Kader hususunda daha da çok hadis var.
Hadislerden ziyade şunu da eklemek isterim Hz Ali (r.a.) ye soruyorlar o derin bir havuzdur girmeyin diye ifade ederek uyarır. Alimler ise kader sırdır, sır olarak kalması gerekir diye ifade ederler. Biz yarın ne olacağını bilsek imtihanın bir önemi kalır mıydı. Gerek ki her anımız zaten imtihanlar ile dolu. İmtihan içinde imtihan var iken yarını merak yerine acaba sınavı geçecek miyim diye merak etsek daha iyi olmaz mı. Bir ayette şöyle ifade edilir O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. |
Hz. İsa (as), ‘düşüncelerinizden dahi sorumlusunuz’ der. Tasavvufta da avam, amelinden; havas ise düşüncesinden dahi sorumludur. Çünkü senin birini öldürme düşüncen, havaya yaydığın o düşünce, gider iradesi zayıf birisine musallat olur. O adam bunu yapar, dolayısı ile sorumlu sen olursun. Onun için Said Nursi “Beşer zulmeder, kader adalet eder” der. Sana bir zulüm gelir, ‘Eyvah ben ne yaptım ki?’ dersin, ancak o bilmediğin boyutta senin belki de hak ettiğin bir şeydir. Bunun farklı boyutları da var. Örneğin dua edersin, o duaya ibadetlerle, zekâtla vs. ile ulaşamazsın. Allah başına bir musibet verir ve o musibetle, o soru ile duana ulaşırsın, ikisi de olabilir. Bazı musibetler, dualarının gerçekleşmesi adına gönderiliyor olabilir.
|
Kader meselesi çok derin,alimler bile ihtilafa düşmüştür çoğu zaman Bediüzzaman Hz leride kaderi tefsirinde kabaca şu şekilde anladım ,Allahu Teala ezeli ilmiyle kulun seçeceği tüm yolları bilir ve yazmıştır biz bazı konularda yol ayrımına gelir cuzi irademiz ile onu seçeriz ,buda imtihan olur ,ölüm doğum gibi kesin olan şeyler dışında.
|
Alıntı:
Kaderimiz bellidir cennetlikmiyiz cehennemlikmiyiz Allah biliyor . Ama sen bilmiyorsun . bu ahiretlik Geleceğimizi başımıza gelecek olanları biz bilemeyiz Allah bilir Biz kendi alacagımız kararları olaylara vereceğimiz tepkiyi sen biliyorsun bunlarsenin elinde kaderini kendin çizersin Allah müdahale etmiyor yanlız Allah senin yapacaklarını biliyor kaderini kendin hür iradenle kendin yapıyorsun Allah senin napcagını biliyor kaza belalarda senden senin günahlarını kefareti bu kefaretlerde aenin imtihanın sabır imtihanın çünkü Allah kullara zulm etmez zulmü kul kendi kendine yapar imtihan ile günahının kefaretini bu dünyada ödersin fakat tek kefaret imtihan degildir . sadaka kaza belalar için geçmiş gunahların için kefaret için sadaka verip ödersin o kaza sana uğrar ama sana zarar vermez oturup şükredersin yani böyledir . Allah cc helak ettiği kavimler için biz onlara zulm etmedik onşar kendi kendine zulmediyordu . İnkardan ötürü. ... Allah kimseye zulmetmez kullar günah işleyerek kendine zulmeder. Allah sevdiği kullar günahtan dönsün diye kaza bela verir anlayana ne ala kurtulmuştur anlamayanda kurtuluşa eremez |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:04. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com