![]() |
Hayvanların Konuşmalarını Nasıl Duyup Anlayabiliriz?
Merhaba arkadaşlar,
İç içe yaşamış olduğumuz hayvanların konuşmalarını duymak ve onlarla konuşmak istiyorum. Sizce bunu nasıl yapabilirim? Bu yaparsam artı ve eksileri neler olabilir benim için? Teşekkür ederim. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ne insanlar gördüm üzerinde elbise yok ne elbiseler gördüm içinde insan yok demiş mevlanamız biz gördüğümüz uçup kaçması görmediğimiz acep neler vaar neler insan aklının almıyacağı çok şey vardır ondan eminim |
İlim, yani Dâvûd ve Süleyman’a öğretilen ilme gelince bazıları ondan maksadın yargı ve hüküm verme ilmi, kuşların ve hayvanların dilini anlama ilmi demişlerdir. Bazıları da üstün kılmanın kendilerine nübüvvet ve ilim verilmesi ile olduğunu söylemişlerdir. Ancak bize göre Allah onlara ilim vermiş, fakat bu ilmin ne olduğunu açıklamamıştır. Bu itibarla o ilmin ne ilmi olduğunun -Allah adına yalan söylemiş olma endişesine binaen- tefsir edilmesi uygun değildir. En doğrusunu Allah bilir.
(Te'vilatü'l Kur'an Tercümesi 6.cilt Ebu Mansur El-Matüridi) |
Alıntı:
O yüzden gerçekten evliyayi, ihtiyaç sahibini bulmak çok zor. Keşke denk gelse ve bilinçli olarak hissedip sohbet edebilmek çok çok güzel bir deneyim olurdu. |
Alıntı:
Adamın biri Musa Aleyhisselâm’a: -Ya Musa, ben bütün hayvanların dilinden anlamak istiyorum. Tur’u Sina’ya gittiğin zaman Allah’tan iste de benim duamı kabul etsin, diyordu. Musa Peygamber: -Her şeyi bilmek iyi olmaz. Senin hayvanların dilinden anlamaman daha iyidir. Bu sevdadan vazgeç, dediyse de, adam illâ öğrenmek istiyordu. Bir gün Musa Aleyhisselâm Tur’a çıktığı zaman Cenab-ı Allah Musa Aleyhisselâm’a: "-Ya Musa! O kulumun duasını kabul ettim, bundan sonra bütün hayvanların dilinden anlayacak. Yalnız her şeye ehemmiyet vermesin, sonra onun için iyi olmaz." buyurmuştu. Musa Aleyhisselâm, Tur’u Sina’dan geldikten sonra durumu bildirip her şeyle fazla ilgilenmemesini söyledi. Kendisine selâhiyet verilen adam, akşam ahıra hayvanlarını yemlemeye girmişti. Orada eşekle öküzün konuşmalarına şâhid oldu. Onlar aralarında şöyle konuşuyorlardı, öküz: -Yahu eşek kardeş, senin işin ne iyi, bana yazın rahat yok, kışın rahat yok. Sabah olacak çifte koşacaklar, ama sense akşama kadar rahat gezeceksin, diyordu. Eşeğin öküze nasihati şöyle oldu: -Bunlar hep senin ahmaklığından… Sen sabah olunca hasta numarası yaparsın, akşamdan sahibimizin döktüğü yemi bile yemezsin. O da sabahleyin seni bu haliyle görünce çifte koşmaktan vazgeçer ve birkaç gün olsun istirahat etmiş olursun, dedi. Bu sözler öküzün hoşuna gitmişti. Hakikaten yem yemedi ve öyle aç karnına sabaha kadar yattı. Eşek ise öküzün yemlerini bile kendisi yemişti. Tabii bunların bu konuşmalarını sahibi duymuş ve gülerek ahırdan çıkmıştı. Sabah oldu, adam ahıra girdi ki, öküz aç. Kalkması için birkaç tekme vurdu ise de öküz hastalanmıştı. Adam: - Bu sefer de onun yerine eşeği koşalım, diyerek aldı tarlaya götürdü Akşama kadar eşekle çift sürdü. Eşeğin emdiği süt burnundan gelmişti. Akşam eve geldiği zaman öküz rahat rahat geviş getiriyor kendi kendine hakikaten bu iyi bir numara oldu diyordu. Eşek bu işin çekilemeyecek gibi olduğunu görünce öküze başka yoldan akıl verip kurtulmak istedi: -Öküz kardeş, sen böyle yatarsan sahibimiz seni satacak. Bu gün tarlada beni gören köylüler sordular. O da, zaten tembel bir öküzdü, şimdi de hasta oldu. Yarın kasaba vereceğim, dedi. Eğer yarın’ da böyle yaparsan kendini bıçağın altında bil, diyerek sabahleyen çifte gitmekten kurtuldu. Adam bunların bu konuşmalarını dinledikçe kendi kendine gülüyor ve: - Gördün mü ne kadar iyi bir şeymiş hayvanların dilinden anlamak, diyordu. Ertesi sabah horozla köpeğin konuşmalarına şahit oldu. Horoz: -Yarın efendinin, öküzü ölecek. Sana müjdem var. İyi bir ziyafet olacak senin için, diyordu. Adam bunu duyar duymaz hemen pazara götürüp öküzünü sattı ve zarardan kurtuldu. İkinci gün oldu, köpek horoza: - Niye yalan söyledin? Hani ziyafet? Adam öküzü sattı kurtuldu, dediğinde, bu sefer horoz: -Hiç merak etme! Öküzü sattı ama, yarın kölesi ölecek ve onun hayrına mutlaka bir yemek yedirirler. Sen de artıklarından istifade etsen yeter, dedi. Adam bunu da duymuştu. Hemen pazara çıkarıp kölesini de sattı. Köpek gene ziyafete erişememişti. Horoza: -Beni ne kandırıp duruyorsun? diye çıkıştı. Horoz: -Ben yalan söylemem… Ziyafet var dediysem vardır. Efendimiz öküz ve köleyi satarak zarardan kurtuldu ama, yarın kendisi ölecek, işte o zaman ziyafetin büyüğü olacak, dedi. Adam horozdan bunları duyunca etekleri tutuştu. Ne yapacağını şaşırdı ve doğru Hazreti Musa’nın huzuruna çıkıp durumu anlattı: -Hakikaten ben yarın ölecek miyim? Bunun bir çaresi yok mu? diye yalvarmaya başladı. Musa Aleyhisselâm: -Ben sana demedim mi? Her şeye ehemmiyet vermeyeceksin diye… Eğer sen öküzü satmasaydın, o ölecek ve belâ atlatılmış olacaktı. Ama sen onları satmakla başkalarının zarar etmesini istedin. Kendi menfaatini düşünüp başkalarını kendisi gibi hesap etmeyenin hali budur, dedi. |
Alıntı:
tesekkürler |
Alıntı:
Konya ya yolun düştüğünde öğle ile ikindi arası bir vakitte evvela Şems Hazretlerinin türbesine,ardından Mevlana Hazretlerinin türbesine var.Öğle ve ikindiyi camide eda et.camiden çık hemen yolun karşısı Üçler mezarlığına geç ve kaldırımlarda yatan evliyaların mezarlarına da selam ver bir fatiha gönder.okuya okuya mezarlığın içinde veya çevresinde dolaş.100 gr buğday al buğdaya fatiha ve ihlas okuyup kuşlara yavaş yavaş serp.Kısmetinde varsa bir selam veren olur... Biiznİllah.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Az önce dostum Cebrâil [Aleyhisselâm] yanımdaydı. Bana şunları anlattı. – Seni hak peygamber olarak gönderen Allah adına yemin ederek söylüyorum ki, Allah Teâlâ’nın kullarından biri, bir dağın tepesinde tam 500 yıl O’na ibadet etmişti. Bu dağ, enine boyuna 15 metrekareden daha büyük değildi. Dört bir tarafı 4000 fersah uzunluğunda denizlerle çevriliydi. Allah Teâlâ o kimse için bu adada bir parmak kalınlığında tatlı bir su çıkarmıştı. Bu su, dağın eteğinde bir yerde birikiyor, o adam da buradan ihtiyacını karşılıyordu. Aynı şekilde ona bir nar ağacı vermişti. Bu ağaçta her gün bir nar büyüyordu. Bu adam akşam olduğu zaman dağın eteğine iniyor, abdestini alıyor ve yiyeceğini yiyordu. Ardından kalkıp namazına devam ediyordu. Bir gün bu adam Rabbinden, ruhunun secdede iken alınmasını, cesedinin toprak olmamasını ve secde halinde iken diriltilmesini istedi. Allah [Celle Celâluhû] onun dileğini kabul etti ve secdede iken ruhunu aldı. Cebrâil [Aleyhisselâm] anlatmaya devam ediyor – Biz yeryüzüne her inişimizde ve çıkışımızda onun yanına uğrardık ve onun secde halindeyken ölmüş bedenini görürdük. Biz ilmi ilâhîde (levh-i mahfûzda) gördük ki, bu adam kıyamet günü diriltilip Allah Teâlâ’nın huzuruna getirilecek. Allah Tebâreke Teâlâ meleklerine, – Kulumu rahmetimle cennete koyun, buyuracak adam ise, – Hayır, beni yaptığım ameller sebebiyle cenete koyun, diyecek. Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine, – Kulumun amellerini, kendisine verdiğim nimetlerle kıyaslayın, diye emir verecektir. Melekler ona verilen nimetlerle kulun amellerini karşılaştırmaya başlayacaklar ve göreceklerdir ki, sadece göz nimeti kulun 500 senelik amelini dahi karşılamamaktadır. Bedeninin diğer nimetleri ise karşılıksız kalmıştır. Bunun üzerine Allah [Celle Celâluhû] meleklerine, – Kulumu cehenneme atın, diye emir verecektir. Melekler onu cehenneme doğru götürürken adam, – Ey Rabbim! Beni rahmetinle cennetine koy, diye feryat edecektir. Allah Teâlâ meleklerine, -Kulumu geri getirin, emrini verecektir. Kul, Allah [Celle Celâluhû] huzuruna getirilince ona soracaktır: -Ey kulum! Sen hiçbir şey değilken seni yaratan kimdir? O, -Sen yâ Rabbi, diyecektir. Allah [Celle Celâluhû], – Bu senin amelin sayesinde mi oldu yoksa benim rahmetimle mi? diye soracak o da, – Bilakis senin rahmetinle, diye cevap verecektir. Allah [Celle Celâluhû], Sana beş yüz sene ibadet yapma kuvvetini kim verdi, diye sorar o da, – Sen verin ey Rabbim, diye cevap verecektir. Allah [Celle Celâluhû], – Seni denizin ortasındaki bir adaya yerleştirip tuzlu suların içinden tatlu sutu sana çıkaran, her sene sadece bir tane meyve vermesine rağmen sana her gün nar meyvesi ikram eden kimdir? Nenden ruhunu secdede iken almamı istedin; bunu senin için yaptım. Peki bunların tümünü kim yaptı, diye sorar. adam, – Sen yaptın ey Rabbim, diye cevap verir. Bundan sonra Allah [Celle Celâluhû] şöyle buyur. – Bütün bunlar benim rahmetimle olmuştur. Seni rahmetimle cennetime koyacağım. Meleklerim! Bu kulumu rahmetimle cennetime sokun. Cebrâil [Aleyhisselam] der ki, “Her şeyde Allah’ın rahmetinin bir tecellisi vardır.” Eser:Tenbîhü’l – Gâfilîn, Yazar: Ebû’l Leys Semerkandî [Rahmetullahi Aleyh] Tercüme: Hüseyin Okur,Sayfa: 141-142, Cilt:1, Yayınevi: Semerkand, Tasavvuf Klasikleri. Basım: Ekim 2011 |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:34. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com