Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Hamas'in savas taktigi caiz mi, mecbruiyet mi?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.10.23, 15:52
La Tahzen12 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 17.01.21
Bulunduğu yer: Yaradanın Rahmetinde
Mesajlar: 3,164
Forum Puanı: 3022
Etiketlendiği Mesaj: 111 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Hamas'ın bu çikişinin hazırlığı Cook uzun zamandır var bı haftadır atağa geçti bence İran yemen lubnanada sicrayacak. İtrail de savaş varmı hepsi Türkiye'ye geliyor itrailin hayali Kudüs sonrada İstanbul' biz uyuyoruz biz ! Türkiye'de tehlikede bu toprağa kadar görecekler kıyamet alametleri bugün Kudüs gidecek yarın Kabe hiç merak etmeyin uyuyalım biz hoş müslüman kalmamış kimsenin umrunda değil

O kadar çoluk çocuk ölüyor müslümanların savaşı Cook uzun zamandır var Kutsal mekan hassas noktaları Filistin kendi özgürlüğüne kavuşsun

Onun oyunu bunun oyunu ölen kundaktaki bebek Allah onların belasını versin gozyasindan başka bı katkımız yok o kadar top tüfek hepsi boşa

__________________
Resulullah sav buyurduki 'herkim kendisine fayda veya zarar giderdigine inanarak muska takarsa Allah onun hayatta hiçbir işini tamamlamasın başka bi rivayette ise 'kim muska veya temime takarsa Allah'a şirk koşmuştur . (Ahmed. 17372 ,Ahmed 16781.Elbani 492.)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30.10.23, 04:59
Kaplumbaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 30.08.23
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 979
Forum Puanı: 1222
Etiketlendiği Mesaj: 53 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Evet, dana'nin kuyrugu kopacak gibi duruyor. Bunlari kendi ic secimleri haricinde durduracak tek guc Taliban gibi duruyor. Iran'in, Turkiye'nin ve ya bir baska ulkenin savunma amaclida olsa mudahale edecegi gercegi zayif duruyor. Taliban zaten gelmek istiyordu, yol verilsinde gelsin diye dua'ciyiz. Taliban, hamas ile birlesirse guc dogacaktir. Manevi kuvvetleri de yerindedir diye dusunuyorum, Islam devleti kuran bir topluluk nasilsa.

Netanyahu: Kutsal kitabımız diyor ki "Amalek'in sana yaptıklarını hatırlamalısın"

▪️Bahsedilen "Ayet" Samuel 15:3: Şimdi gidin ve Amalek'i vurun. Sahip oldukları her şeyi tamamen yok edin ve onları bağışlamayın; Hem erkeği hem de kadını, bebekleri ve emzirenleri, öküzleri ve koyunları, develeri ve eşekleri öldürün.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30.10.23, 06:12
Kaplumbaga - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 30.08.23
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 979
Forum Puanı: 1222
Etiketlendiği Mesaj: 53 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Gazze Eğitim Bakanlığı:

Bu yıl ki ders dönemi, tüm öğrencilerin şehit olması nedeniyle resmi olarak sona ermiştir

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30.10.23, 06:26
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Yahudi’nin insanlığa olan kini: “İman edenlere en çok düşman olanların Yahudilerle müşrikler olduğunu görürsün.” (Maide Suresi Ayet 82)“Ey iman edenler, Yahudilerle Hıristiyanları kendinize dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.” (Maide Süresi Ayet 51)Kuran’ı Kerim’in ayetlerini iyi inceleyen bir kişi, Allah’ın kitabındaki birçok sayfanın, Yahudilerin tarihiyle, onların kendilerine gönderilen peygamberlere karşı konumları ile ilgili bilgilere, onların cinslerinin tabiatını ve huylarını ortaya koyan açıklamalara ayrılmış olmasındaki rabbani hikmeti anlar. -Allah daha iyisini bilir - Yahudiler bütün tarih boyunca bütün değerlerin atılmasında kullanılan bir araç ve ahlaki değerlerin sökülmesinde kullanılan, kendisiyle temel ilkelere ve prensiplere karşı savaş edilen kazık görevi görmüşlerdir. Yahudi nesilleri kalplerinin derinliklerinden bütün insanlığa karşı bir kara kin taşımaktadırlar. M.Ö. 586 yılında Buhtunnasır Keldani eliyle maruz kaldıkları küçük esaret M. 70 yılında Kudüs’ü tahrip eden ve heykeli yıkan Romalı Titus’un eliyle maruz kaldıkları büyük esaret, Yahudilerin topluca Babil’e sürgünü; buna ilaveten Avrupa’da, Rusya’da, İspanya’da ve İtalya’da maruz kaldıkları sürgünler, katliamlar onların kalbine kin, nefret ve onların diliyle ümmilerden yani bilgisiz toplumlardan intikam alma duyguları yerleştirmiştir. Bunun da esası Talmud’da şöyle ifade ediliyor: “Her dikiliyi yık, her temizi kirlet, her yeşili yak ki, bir Yahudi’ye bir kuruşluk faydan olsun.”, “Yahudilerin dışında kimi öldürmeye gücün yeterse öldür.”, “Yahudiliğin dışındaki dinlerin ileri gelenlerine günde üç kere lanet et.” Protokollerde(Yahudilerin bütün dünya halklarına karşı ihanetlerinin bir belgesi olan “Siyon Protokolleri” İngilizce ’den tam metin çevirisiyle Yeni Dünya Yayıncılık tarafından neşredilmiştir.) de şöyle deniliyor: “Yahudi olmayanları Allah, Allah’ın seçkin topluluğunun eşekleri olarak yaratmıştır. Ne zaman bir eşek ölürse başka bir eşeğe bineriz.”

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 30.10.23, 06:30
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 29.06.23
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,709
Forum Puanı: 1372
Etiketlendiği Mesaj: 112 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yahudi’nin insanlığa olan kini: “İman edenlere en çok düşman olanların Yahudilerle müşrikler olduğunu görürsün.” (Maide Suresi Ayet 82)“Ey iman edenler, Yahudilerle Hıristiyanları kendinize dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.” (Maide Süresi Ayet 51)Kuran’ı Kerim’in ayetlerini iyi inceleyen bir kişi, Allah’ın kitabındaki birçok sayfanın, Yahudilerin tarihiyle, onların kendilerine gönderilen peygamberlere karşı konumları ile ilgili bilgilere, onların cinslerinin tabiatını ve huylarını ortaya koyan açıklamalara ayrılmış olmasındaki rabbani hikmeti anlar. -Allah daha iyisini bilir - Yahudiler bütün tarih boyunca bütün değerlerin atılmasında kullanılan bir araç ve ahlaki değerlerin sökülmesinde kullanılan, kendisiyle temel ilkelere ve prensiplere karşı savaş edilen kazık görevi görmüşlerdir. Yahudi nesilleri kalplerinin derinliklerinden bütün insanlığa karşı bir kara kin taşımaktadırlar. M.Ö. 586 yılında Buhtunnasır Keldani eliyle maruz kaldıkları küçük esaret M. 70 yılında Kudüs’ü tahrip eden ve heykeli yıkan Romalı Titus’un eliyle maruz kaldıkları büyük esaret, Yahudilerin topluca Babil’e sürgünü; buna ilaveten Avrupa’da, Rusya’da, İspanya’da ve İtalya’da maruz kaldıkları sürgünler, katliamlar onların kalbine kin, nefret ve onların diliyle ümmilerden yani bilgisiz toplumlardan intikam alma duyguları yerleştirmiştir. Bunun da esası Talmud’da şöyle ifade ediliyor: “Her dikiliyi yık, her temizi kirlet, her yeşili yak ki, bir Yahudi’ye bir kuruşluk faydan olsun.”, “Yahudilerin dışında kimi öldürmeye gücün yeterse öldür.”, “Yahudiliğin dışındaki dinlerin ileri gelenlerine günde üç kere lanet et.” Protokollerde(Yahudilerin bütün dünya halklarına karşı ihanetlerinin bir belgesi olan “Siyon Protokolleri” İngilizce ’den tam metin çevirisiyle Yeni Dünya Yayıncılık tarafından neşredilmiştir.) de şöyle deniliyor: “Yahudi olmayanları Allah, Allah’ın seçkin topluluğunun eşekleri olarak yaratmıştır. Ne zaman bir eşek ölürse başka bir eşeğe bineriz.”
Hayvan çiftliği diye bir kitap var. George orwell in. O kitapta mi Yahudilere hizmet ediyor ? Yada onların yaydıkları bir düşünüş, yönetim tarzı mi? Çünkü çok benzer yanları var.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 30.10.23, 10:57
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
siruss Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayvan çiftliği diye bir kitap var. George orwell in. O kitapta mi Yahudilere hizmet ediyor ? Yada onların yaydıkları bir düşünüş, yönetim tarzı mi? Çünkü çok benzer yanları var.
Ünlü solcu yazar George Orwell 1950 yılında hayata veda edince CIA başkanı E. Howard Hunt, hiç vakit kaybetmeden ajanlarını Orwell’ın dul eşini Hayvan Çiftliği’nin film haklarını satmaya ikna etmeleri için Londra’ya yolladı. Defalarca basılan bu sosyalist mesel, bir çiftliğin hayvan işçilerinin günün birinde tembel insan sahiplerini devirmeye ve çiftlik işlerini (ve üretimi) aralarında adaletli bölüştürmeye karar vermeleriyle başlar. Hayvanlar kendi demokrasilerini kurarlar ve aralarında ‘İki ayağı üstünde duran her şey düşmandır’ ve en önemlisi ‘Tüm hayvanlar eşittir’ gibilerinin bulunduğu yedi maddelik bir mini anayasaya (ahırın duvarına yazılır) bağlılık yemini ederler. Ama beş yıl sonra Hayvan Çiftliği, çılgınca gösterişli bir çizgi film olarak ve bambaşka bir sonla gösterime girdi. Kitabın son bölümünde çiftlik hayvanları pencereden içeri bakıyor ve domuzların komşu çiftliklerden gelen insanlarla mutfak masasında kadeh tokuşturup kâğıt oynadıklarını görüyorlardı. Oysa filmin son sahnesinde domuzlarla kafa çeken insanlar yoktu: film hayvanların pencereden bakıp hain domuzları reddedişiyle sona eriyordu. Ve böylece filmin mesajı dosdoğrudan veriliyordu: Komünizm kötüdür. Önemli mi? Hikâyeyi karmaşıklıktan kurtardığı kesin…Ama daha beteri yoldaydı. Hayvan Çiftliği’ne gelen tepkilerden pek memnun kalan CIA 1984’ün de film haklarını ele geçirdi. Uluslararası yasalara ve Cenevre Konvansiyonu’na gösterdiği saygının aynısını gösterip Orwell’ın öyküsünün değiştirilmemesi yönündeki talimatlarını hiçe sayarak derhal bu eserin de sonunu değiştiriverdi. Hatırlarsanız kitapta Orwell, Freud’un yeğeni Edward Bernays’in yıllar öncesinden öngördüğü toplumu betimlemişti: Kamuoyunun kontrolünü, ‘halkın zihnini kontrol eden ipleri çeken’ seçkin bir grup ‘görünmez bir hükümet’ elinde tutacak…(Propaganda, 1928) Saatlerin, yetke sahiplerinin emri üzerine 13’ü vurmasıyla başlayan kitabın sonunda Orwell’ın kahramanı Winston Smith, beyhude ‘direniş’ çabalarının ardından her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyi kontrol eden kâbus rejimine yenik düşer. Son satırda artık ‘Büyük Biraderi seviyordu’ denir. Hayvan Çiftliği’nin sonunun yeniden yazılması CIA’nin Amerikan tarzı kapitalizm uğruna yürüttüğü haçlı seferlerinde başvurduğu saçmalığa varan yollardan sadece biridir. CIA, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasından gelen sınırsız parayı Fairfield Vakfı ve Kültürel Özgürlük Kongresi gibi örgütler vasıtasıyla yönlendirerek çok ama çok daha fazlasını yapmış, İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen elli yılın sonunda Avrupalı entelektüel zihniyeti baştan aşağı değiştirmiştir. CIA sanatsal sergilere, entelektüel konferanslara, konserlere ve dergilere maddi destek sağladı. Kendi görüşlerini destekleyen eser ve gazete makalelerini yazanlara para ödedi. Kitaplara, özellikle ‘Aydınlanma’ ve ‘rasyonalizmi’ teşvik eden felsefe kitaplarına maddi destek sağladı. Jackson Pollock’un tuval üstüne boya fırlatması gibi, Soyut Dışavurumcu ressamların ilk dönem sergilerine para akıttı. T.S. Eliot’un Çorak Ülke’si gibi karmaşık kitapları çevirtip gizlice Demir Perde ülkelerine soktu.Ve tüm bunları Moskova’nın kültürel etkisinin altını oymak için yaptı. CIA işini bitirdiğinde artık hiç kimse kim sanatçıdır, entelektüeldir veya radikaldir, kim yardakçı, kim gammazdır, bilemez haldeydi.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30.10.23, 11:07
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 29.06.23
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,709
Forum Puanı: 1372
Etiketlendiği Mesaj: 112 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ünlü solcu yazar George Orwell 1950 yılında hayata veda edince CIA başkanı E. Howard Hunt, hiç vakit kaybetmeden ajanlarını Orwell’ın dul eşini Hayvan Çiftliği’nin film haklarını satmaya ikna etmeleri için Londra’ya yolladı. Defalarca basılan bu sosyalist mesel, bir çiftliğin hayvan işçilerinin günün birinde tembel insan sahiplerini devirmeye ve çiftlik işlerini (ve üretimi) aralarında adaletli bölüştürmeye karar vermeleriyle başlar. Hayvanlar kendi demokrasilerini kurarlar ve aralarında ‘İki ayağı üstünde duran her şey düşmandır’ ve en önemlisi ‘Tüm hayvanlar eşittir’ gibilerinin bulunduğu yedi maddelik bir mini anayasaya (ahırın duvarına yazılır) bağlılık yemini ederler. Ama beş yıl sonra Hayvan Çiftliği, çılgınca gösterişli bir çizgi film olarak ve bambaşka bir sonla gösterime girdi. Kitabın son bölümünde çiftlik hayvanları pencereden içeri bakıyor ve domuzların komşu çiftliklerden gelen insanlarla mutfak masasında kadeh tokuşturup kâğıt oynadıklarını görüyorlardı. Oysa filmin son sahnesinde domuzlarla kafa çeken insanlar yoktu: film hayvanların pencereden bakıp hain domuzları reddedişiyle sona eriyordu. Ve böylece filmin mesajı dosdoğrudan veriliyordu: Komünizm kötüdür. Önemli mi? Hikâyeyi karmaşıklıktan kurtardığı kesin…Ama daha beteri yoldaydı. Hayvan Çiftliği’ne gelen tepkilerden pek memnun kalan CIA 1984’ün de film haklarını ele geçirdi. Uluslararası yasalara ve Cenevre Konvansiyonu’na gösterdiği saygının aynısını gösterip Orwell’ın öyküsünün değiştirilmemesi yönündeki talimatlarını hiçe sayarak derhal bu eserin de sonunu değiştiriverdi. Hatırlarsanız kitapta Orwell, Freud’un yeğeni Edward Bernays’in yıllar öncesinden öngördüğü toplumu betimlemişti: Kamuoyunun kontrolünü, ‘halkın zihnini kontrol eden ipleri çeken’ seçkin bir grup ‘görünmez bir hükümet’ elinde tutacak…(Propaganda, 1928) Saatlerin, yetke sahiplerinin emri üzerine 13’ü vurmasıyla başlayan kitabın sonunda Orwell’ın kahramanı Winston Smith, beyhude ‘direniş’ çabalarının ardından her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyi kontrol eden kâbus rejimine yenik düşer. Son satırda artık ‘Büyük Biraderi seviyordu’ denir. Hayvan Çiftliği’nin sonunun yeniden yazılması CIA’nin Amerikan tarzı kapitalizm uğruna yürüttüğü haçlı seferlerinde başvurduğu saçmalığa varan yollardan sadece biridir. CIA, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasından gelen sınırsız parayı Fairfield Vakfı ve Kültürel Özgürlük Kongresi gibi örgütler vasıtasıyla yönlendirerek çok ama çok daha fazlasını yapmış, İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen elli yılın sonunda Avrupalı entelektüel zihniyeti baştan aşağı değiştirmiştir. CIA sanatsal sergilere, entelektüel konferanslara, konserlere ve dergilere maddi destek sağladı. Kendi görüşlerini destekleyen eser ve gazete makalelerini yazanlara para ödedi. Kitaplara, özellikle ‘Aydınlanma’ ve ‘rasyonalizmi’ teşvik eden felsefe kitaplarına maddi destek sağladı. Jackson Pollock’un tuval üstüne boya fırlatması gibi, Soyut Dışavurumcu ressamların ilk dönem sergilerine para akıttı. T.S. Eliot’un Çorak Ülke’si gibi karmaşık kitapları çevirtip gizlice Demir Perde ülkelerine soktu.Ve tüm bunları Moskova’nın kültürel etkisinin altını oymak için yaptı. CIA işini bitirdiğinde artık hiç kimse kim sanatçıdır, entelektüeldir veya radikaldir, kim yardakçı, kim gammazdır, bilemez haldeydi.
Filmini izlemedim ama kitabını okumustum yıllar evvel. Tüm hayvanlar eşittir, ama bazıları daha fazla eşittir tarzı bir sloganları vardı. Hatırladığım kadarıyla en çok çalışan at, çalıştığı sürece değer görüp, elden ayaktan düşünce kasaba doğru yollaniyordu. Domuzlar hariç tüm hayvanlar bu şekildeydi..filmini biraz daha farklı uyarlamislar.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30.10.23, 11:56
 
Üyelik tarihi: 17.08.23
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 643
Forum Puanı: 1169
Etiketlendiği Mesaj: 125 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ünlü solcu yazar George Orwell 1950 yılında hayata veda edince CIA başkanı E. Howard Hunt, hiç vakit kaybetmeden ajanlarını Orwell’ın dul eşini Hayvan Çiftliği’nin film haklarını satmaya ikna etmeleri için Londra’ya yolladı. Defalarca basılan bu sosyalist mesel, bir çiftliğin hayvan işçilerinin günün birinde tembel insan sahiplerini devirmeye ve çiftlik işlerini (ve üretimi) aralarında adaletli bölüştürmeye karar vermeleriyle başlar. Hayvanlar kendi demokrasilerini kurarlar ve aralarında ‘İki ayağı üstünde duran her şey düşmandır’ ve en önemlisi ‘Tüm hayvanlar eşittir’ gibilerinin bulunduğu yedi maddelik bir mini anayasaya (ahırın duvarına yazılır) bağlılık yemini ederler. Ama beş yıl sonra Hayvan Çiftliği, çılgınca gösterişli bir çizgi film olarak ve bambaşka bir sonla gösterime girdi. Kitabın son bölümünde çiftlik hayvanları pencereden içeri bakıyor ve domuzların komşu çiftliklerden gelen insanlarla mutfak masasında kadeh tokuşturup kâğıt oynadıklarını görüyorlardı. Oysa filmin son sahnesinde domuzlarla kafa çeken insanlar yoktu: film hayvanların pencereden bakıp hain domuzları reddedişiyle sona eriyordu. Ve böylece filmin mesajı dosdoğrudan veriliyordu: Komünizm kötüdür. Önemli mi? Hikâyeyi karmaşıklıktan kurtardığı kesin…Ama daha beteri yoldaydı. Hayvan Çiftliği’ne gelen tepkilerden pek memnun kalan CIA 1984’ün de film haklarını ele geçirdi. Uluslararası yasalara ve Cenevre Konvansiyonu’na gösterdiği saygının aynısını gösterip Orwell’ın öyküsünün değiştirilmemesi yönündeki talimatlarını hiçe sayarak derhal bu eserin de sonunu değiştiriverdi. Hatırlarsanız kitapta Orwell, Freud’un yeğeni Edward Bernays’in yıllar öncesinden öngördüğü toplumu betimlemişti: Kamuoyunun kontrolünü, ‘halkın zihnini kontrol eden ipleri çeken’ seçkin bir grup ‘görünmez bir hükümet’ elinde tutacak…(Propaganda, 1928) Saatlerin, yetke sahiplerinin emri üzerine 13’ü vurmasıyla başlayan kitabın sonunda Orwell’ın kahramanı Winston Smith, beyhude ‘direniş’ çabalarının ardından her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyi kontrol eden kâbus rejimine yenik düşer. Son satırda artık ‘Büyük Biraderi seviyordu’ denir. Hayvan Çiftliği’nin sonunun yeniden yazılması CIA’nin Amerikan tarzı kapitalizm uğruna yürüttüğü haçlı seferlerinde başvurduğu saçmalığa varan yollardan sadece biridir. CIA, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşasından gelen sınırsız parayı Fairfield Vakfı ve Kültürel Özgürlük Kongresi gibi örgütler vasıtasıyla yönlendirerek çok ama çok daha fazlasını yapmış, İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen elli yılın sonunda Avrupalı entelektüel zihniyeti baştan aşağı değiştirmiştir. CIA sanatsal sergilere, entelektüel konferanslara, konserlere ve dergilere maddi destek sağladı. Kendi görüşlerini destekleyen eser ve gazete makalelerini yazanlara para ödedi. Kitaplara, özellikle ‘Aydınlanma’ ve ‘rasyonalizmi’ teşvik eden felsefe kitaplarına maddi destek sağladı. Jackson Pollock’un tuval üstüne boya fırlatması gibi, Soyut Dışavurumcu ressamların ilk dönem sergilerine para akıttı. T.S. Eliot’un Çorak Ülke’si gibi karmaşık kitapları çevirtip gizlice Demir Perde ülkelerine soktu.Ve tüm bunları Moskova’nın kültürel etkisinin altını oymak için yaptı. CIA işini bitirdiğinde artık hiç kimse kim sanatçıdır, entelektüeldir veya radikaldir, kim yardakçı, kim gammazdır, bilemez haldeydi.


Komünizm ve kapitalizmin nihayetinde aynı noktada buluştuğu yönetimi ele geçiren kendini seçkin addeden kesimin halk değil kendi çıkarları ve "devirdikleri" yönetimlerle organize hali gibi konuları işleyen kitabın sonrasinda kapatalist bir yönetim tarafından film yapılip degistirilerek komünizm eleştirisi olarak sunulmuş. Yazdıklarınızı cia bağlantısı kısmını okudukça durumdak i ironik kısmı gülümsetti, kitap boyunca halkı sömuren kesimin aleyhine olan cifliktekilerin durumu farkedip karşı cikacagi her tehdit unsurunu kendileri magdurmus gibi göstermek propaganda malzemesi olarak kullandığı ve kendi lehine çevirdiği konusu geciyorken kitap eleştirdiği kesim tarafindan filme çevrilince yine aynı anlattığı gibi propaganda olarak kullanılmış

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30.10.23, 15:56
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sparrow Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Komünizm ve kapitalizmin nihayetinde aynı noktada buluştuğu yönetimi ele geçiren kendini seçkin addeden kesimin halk değil kendi çıkarları ve "devirdikleri" yönetimlerle organize hali gibi konuları işleyen kitabın sonrasinda kapatalist bir yönetim tarafından film yapılip degistirilerek komünizm eleştirisi olarak sunulmuş. Yazdıklarınızı cia bağlantısı kısmını okudukça durumdak i ironik kısmı gülümsetti, kitap boyunca halkı sömuren kesimin aleyhine olan cifliktekilerin durumu farkedip karşı cikacagi her tehdit unsurunu kendileri magdurmus gibi göstermek propaganda malzemesi olarak kullandığı ve kendi lehine çevirdiği konusu geciyorken kitap eleştirdiği kesim tarafindan filme çevrilince yine aynı anlattığı gibi propaganda olarak kullanılmış
Haklısınız Yahudiler, Avrupa’da iki büyük devrimin başarıya ulaşması için de plan yaptılar. Birincisi 1789 Fransız İhtilalidir. Bu ihtilalin gayesi Fransa’daki katolik hakimiyetini ve onun müstahkem kalesini yıkarak bu ülkeyi bir Yahudi tarlası haline getirmekti. Fransız ihtilalinin sloganı “En son kralı papazın bağırsakları ile boğunuz” ifadesi idi. 1917 Bolşevik ihtilalini planlayanlar da onlardır. Bu ihtilalde de, Yahudi asıllı Lenin’in “Tanrı yok, hayat maddeden ibarettir”, “Din halkların afyonudur” sözlerini slogan olarak haykırdılar. Lenin ve Bolşevik devrimcilerinden 224 devrimci Almanya’daki sürgün yerlerinde geri döndüler. Bunların 170’i Yahudi idi. Devrimin planını yapan, bir süre New York’ta Bruklin semtinde kalmış olan Troçki dönerek Lenin’i beklemeye başladı. Sonra devrimi gerçekleştirdiler. Bunun üzerine Yahudiler şu bildiriyi yayınladılar: “Ey Yahudiler, gerçek zafer vakti yaklaşmıştır. Şu anda bütün dünyanın yönetimini ele geçirmek üzereyiz. Rusya’da iktidara hakim olduk. Ruslar geçmişte bizim efendilerimizdi, şimdi ise bizim kölelerimiz oldular.” Devrimin ilk haftasında Ekim 1917’de (yani Belfur Deklarasyonundan birkaç hafta önce) Yahudiler hakkında iki maddelik bir karar çıktı:
1. Yahudilere düşmanlık Sami ırkına düşmanlık kabul edilir ve kanunen cezayı gerektirir.
2. Yahudilerin Filistin’de milli bir vatan kurmaları hakları olduğunun itirafı gerekir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07.11.23, 21:01
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

SULTAN II. ABDÜLHAMİD, Siyonistlerin Filistin’deki emellerinin önüne âdeta heykel gibi dikilip gerçekleşmesine müsaade etmemişti. Bunun üzerine Theodor Herzl liderliğindeki Siyonistler onu tahttan indirme kararına varmışlar ve aynı amaç peşindeki İttihatçıların “1908 Meşrutiyet Hareketi” ile hemen arkasından tertipledikleri “31 Mart Vakasında” aktif görev alan unsurlardan birisi olmuşlardı. Herzl, Abdülhamid karşısında hüsrana uğramış bir ruh hâli içerisinde, bunu ilk kez 1902’de şöyle açıklamıştı: “Hâlen bir tek plan aklıma geliyor. Sultana karşı kampanya açmalı, bunun için de sürgün edilmiş prensler ve Jön Türklerle temas kurmalı. Türkiye’ye malî ambargo uygulamalı ve Türkiye’nin dağılmasını beklemeliyiz.” Abdülhamid, Herzl’i kovması münasebetiyle başkâtibi Tahsin Paşaya söyledikleriyle sanki başına gelecekleri tahmin etmişti: “Göreceksin, beni bu adam devirecek. Eğer o deviremezse kimse beni deviremez

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Rüyada Harp (savas) Görmek NGB H Harfi Rüya Tabirleri 0 06.09.23 21:04
Tevessül caiz mi ? Ademm islam & islami Konular 0 30.05.21 14:11
tılsım caiz mi Discoverer Sorularınız 10 26.05.21 22:25
Bitcoin kullanmak caiz mi ??? Ademm Fıkıh Soru ve Cevaplar 0 01.04.21 06:00


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:05.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com