Alıntı:
Chariot Nickli Üyeden Alıntı
Ahah hocam hüsnü zannım var size ama birçok sefer insanlar hakkında bilemeyeceğim şeyleri sayısız kere test edip kartlardan öğrendiğim için kafayı yediğimi düşünmüyorum  herhangi bir sitemim filan yok oyle bir durumda yok yanlış anlamayın.
Tarotu bilen herkes sorulan soruya göre geliş şeklinin tesadüften öte birşey olduğunu sorun size söyleyeceklerdir.Kendi tecrübem ve görüştüğüm cincilerle( bir kısmının şeytani olduğuna neredeyse eminim) de karşılıklı konuşmalarımızda ne geleceği belli olmayan herhangi bir olasılıkta (kartları veya zarları) manipüle edebildiklerine hemfikiriz.Şans faktörü varsa bunların parmaği var yani.. Beni düşündüren diğer nokta ise ayette "kumar, şans, fal oklarının şeytan işi pislikler" denilerek buna işaret ediliyor olabileceği ihtimali.
Atom altı fiziğinde (quantum kelimesi iyice ayağa düştüğü için çekindim artık) süperpozisyon oluştuğunda atomlar bilinen en basit fizik kurallarına aykırı şekilde hareket ettiği on binlerce deneylerde kanıtlanmış bir fenomen.Çift yarık deneyini youtube dan izlerseniz çok daha iyi anlarsınız zaten çok da basit şekilde açıklıyorlar.
Bilmişlik filan tasladığımı düşünmeyin bu işin içindeki uzman bir tarot okuyucuyla test edebilirsiniz bazı şeyler yalnız ağır bir sorumluluğu var ben soyleyeyim.. kendimde tövbemi Allah ın izniyle bozmaya niyetim yok.Ama bu şey ve benzerleri kesinlikle şeytanların kullandığı iletişim araçları diyebilirim rahatlıkla.. tıpkı diğer fallar gibi ve niyet yeterli, telefon veya gerçek kart veya zarlar farketmiyor
|
Bell Laboratuvarları’nda Clinton Davisson ve Lester Germer tarafından 1927 yılında yürütülen ünlü çift yarık lazer deneyi farklı bir tuhaf kuantum olayını göstermektedir. Nobel Fizik ödül sahibi Richard Feynman; deneyin ‘’klasik şekilde açıklanmasının imkânsız, kesinlikle imkansız’’ olduğunu söylemiştir. Ardından, ‘’Özünde kuantum mekaniği vardır’’ dedikten sonra daha da ileri giderek ‘’Gizemi ortadan kaldıramayız’’ demiştir.
Bu deneyi yazarak anlatmak güç, mantıklı olmadığı için anlamak çok daha zordur. Dolayısıyla basit tutmak adına ayrıntıları atlayacağım ve kolay bir anlatıma bağlı kalacağım.
İlk tuhaf bulgu parçacıkların yani belli bir konumdaki madde parçaları kompakt öbekler olasılık dalgaları gibi yani dağılmış belirsiz bir konumları vardır, belki oralardadır belki buralardadır davranabildiğidir.
Duyularımla edindiğim deneyim bana katı parçacıkların daima katı parçacıklar olduğunu söylüyor. Bunların bazen parçacık, bazen de dalga gibi davranmaları nasıl mümkün olabilir? Ardından daha da tuhaf bir hal alıyor.
Parçacığın parçacık ya da dalga gibi davranması onu gözlemleyene bağlıdır. Araştırmacı deneydeki çift yarığa baktığında parçacıklar parçacık gibi davranmaktadır. Gözlemci bakmadığında parçacıklar dalga gibi davranmaktadır. Bu dalga fonksiyonu çöküşü olarak bilinir. Bir gözlemci baktığında dalga çöker ve gözlemci bir parçacık görür. Bilinmeyen bir sebepten dolayı sadece bakma eylemi parçacığın davranışını değiştirir.
Sen buradan nereye varmak istedin bilemiyorum ama birçok fizikçinin iştirak ettiği hadiseye bende iştirak ediyorum bilinci dalga fonksiyonu çöküşünün muhtemel sorumlusu olarak görüyorum.