Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Erkeği kendime nasıl bağlarım? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/87691-erkegi-kendime-nasil-baglarim.html)

Yusufiyeli 25.01.24 19:50

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 588399)
Hocam ben kısmen katilsam da bazı nuanslar var. Artık devrin erkekleri diyelim (genel olarak konuşuyorum şahsa değil) kadından bir erkek rolü istiyor. Bana bağlı kalmasın, kendi işini kendi görsün, bazı konuları -disari işleri - benim dağılım bilgim olmadan halletsin, benim de yüküm hafiflesin mantigindalar. Çünkü erkek çalışıyor, akşam da eve geldiğinde sabah calistigi için yorulup TV başında pinekliyor, önüne hizmet bekliyor.

Kadında ise eğer ev hanimiysa bir erkeğin gözünden tabiri caizse yan gelip yatıyor. Evde sonuçta ne iş yapıyor ki? Oysa kadın sabahtan akşam yatana kadar bir mesai de çalışıyor ama kimse farkında değil. Kadın çalışıyor ise olay bambaşka. Hem sabah erken kalkıp işte çalışıyor, eve gelip "kadınlık" gereği ev işleri yapıyor, "analık" gereği çocuklar ile ilgileniyor. Bu arada erkek yorulduğu için TV başında, anası baksın, kadını bulaşık yemek halletsin oluyor. En ufak bir sesi çıksa, oo eve para getiriyorsun diye kibirlilikle suclamalar oluşuyor.

Demek istediğim bu duruma biz kendi kendimizi getiriyoruz. Batinin yaydığı feminizim değil; anne ve kaynanalarin kendilerince kiyamadiklari oğulları, kendi konfor alanına oldukça düşkün bencilce yaşayan erkeklerimiz bu sosyolojik sorunlara sebep oluyor.

İnsanoğlu modernitenin getirdiği yaşam felsefesini benimsediği oranda kendinden başkasını önemsemeyen, kimse için fedakârlık yapmayan bireyler haline geldi. ‘Özgür yaşayan, kendinden başkasını önemsemeyen, canının istediğini yapan’ bireyler, eş olmanın anlamını yitirdiler. Batılı, çocuğuna, hastalanan eşine bakmayı bir yük gibi gördü. Yaşlanan anne-babasının sorumluluğunu almayarak onlarla devletin ilgilenmesini bekledi.Evlilik, ‘birliktelik’ olarak algılanmaya başlanınca aile bağları git gide zayıfladı ve aile kurumunun yerini birlikte nikâhsız yaşayan çiftler aldı (Bu yüzden Batı ülkelerinde nüfus çok ciddi şekilde gerilemektedir). Bununla da kalınmadı; “İnsan davranışlarını belirleyen, cinsel güdülerdir” denilerek cinsel mutluluk hayatın merkezine oturtuldu. Yaşam amacı, zevklerin tatmini oldu. Evliliğin ve cinsel yaşamın birbirinden ayrı yaşanabileceği düşüncesi ve “İstediğim kişiyle beraber olabilirim” yaklaşımı, açık evliliklere, her iki eşin sevgililerinin olmasına meydan verdi.Romantik duygular ikinci planda kaldı ve erkek egemen kültürün daha çok kadınla birlikte olmasını netice verdi. Ama yaşanan tecrübelerle görüldü ki böylesi ilişki biçimiyle evlilikler yürümüyor ve bu, ‘aldatma’ sayılıyor. Bedeli ise masum çocuklar ödüyor.Çıkar peşinde koşmayı, ideoloji haline getiren modern hayat, aile içine “Ben haklıyım, sen haksızsın” mücadelesini yerleştirdi. Kadın-erkek ilişkisi âdeta kadın-erkek savaşına dönüştü. Feminist yaklaşım da bu mücadeleyi besledi.Sadece eşler arasındaki ilişki zedelenmedi, anne ile çocuk arasındaki bağ da bu söylemden nasibini aldı. “Bebeğin istekleri olabilir, onun çıkarı bu. Senin de isteklerin var, canının istediğini yapacaksın ve bebeğinle ilgilenmeyeceksin” dendi. Bununla da sınırlı kalınmadı, bebeğin hem fizikî hem de ruhsal sağlığı için çok önemli bir yeri olan anne sütü gereksiz gösterilerek sanayi mamalarının daha iyi olduğu vurgusu yapıldı. Bütün bunlar anne ile çocuk arasındaki bağı koparmak için birebirdi.

siruss 25.01.24 20:25

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 588403)
İnsanoğlu modernitenin getirdiği yaşam felsefesini benimsediği oranda kendinden başkasını önemsemeyen, kimse için fedakârlık yapmayan bireyler haline geldi. ‘Özgür yaşayan, kendinden başkasını önemsemeyen, canının istediğini yapan’ bireyler, eş olmanın anlamını yitirdiler. Batılı, çocuğuna, hastalanan eşine bakmayı bir yük gibi gördü. Yaşlanan anne-babasının sorumluluğunu almayarak onlarla devletin ilgilenmesini bekledi.Evlilik, ‘birliktelik’ olarak algılanmaya başlanınca aile bağları git gide zayıfladı ve aile kurumunun yerini birlikte nikâhsız yaşayan çiftler aldı (Bu yüzden Batı ülkelerinde nüfus çok ciddi şekilde gerilemektedir). Bununla da kalınmadı; “İnsan davranışlarını belirleyen, cinsel güdülerdir” denilerek cinsel mutluluk hayatın merkezine oturtuldu. Yaşam amacı, zevklerin tatmini oldu. Evliliğin ve cinsel yaşamın birbirinden ayrı yaşanabileceği düşüncesi ve “İstediğim kişiyle beraber olabilirim” yaklaşımı, açık evliliklere, her iki eşin sevgililerinin olmasına meydan verdi.Romantik duygular ikinci planda kaldı ve erkek egemen kültürün daha çok kadınla birlikte olmasını netice verdi. Ama yaşanan tecrübelerle görüldü ki böylesi ilişki biçimiyle evlilikler yürümüyor ve bu, ‘aldatma’ sayılıyor. Bedeli ise masum çocuklar ödüyor.Çıkar peşinde koşmayı, ideoloji haline getiren modern hayat, aile içine “Ben haklıyım, sen haksızsın” mücadelesini yerleştirdi. Kadın-erkek ilişkisi âdeta kadın-erkek savaşına dönüştü. Feminist yaklaşım da bu mücadeleyi besledi.Sadece eşler arasındaki ilişki zedelenmedi, anne ile çocuk arasındaki bağ da bu söylemden nasibini aldı. “Bebeğin istekleri olabilir, onun çıkarı bu. Senin de isteklerin var, canının istediğini yapacaksın ve bebeğinle ilgilenmeyeceksin” dendi. Bununla da sınırlı kalınmadı, bebeğin hem fizikî hem de ruhsal sağlığı için çok önemli bir yeri olan anne sütü gereksiz gösterilerek sanayi mamalarının daha iyi olduğu vurgusu yapıldı. Bütün bunlar anne ile çocuk arasındaki bağı koparmak için birebirdi.

Hocam bu yazıya ruhumu birakiyorum. Bizim toplumumuz böyle değildi. Ama bu hale getirildi. Ama ben burda nedense bilinç dışı oyunların olabileceğini de düşünüyorum. Her şey nefsten, sapkinliktan olmuyor. Ama enflasyondan tutunda fenomenlere kadar bir çok şey bu duruma alt yapı hazirladi. Topluca okusak, özellikle ilmi nefesi kuvvetli büyüklerimiz bazı şeyleri biraz da olsa rayına koymaya kafi gelir mi? Şahsen ben katılmak isterim..

Konuyu yazan kişi için, konuyuda çok saptirmadan bir şeye denk geldim bahsetmeden geçemeyeceğim.
Bir vakit toplu taşımada seyehat ederken bir telefon yazismasina göz misafiri oldum. Kadın 45 yaşlarında bir erkek ile yazisiyordu. Ben eşi sanıp yalan olmasın kıskandım. Bu yaşta böyle düşkünlük böyle sevgi sözleri çok hoşuma gitti.. muhabbet ilerleyince adamın evli ve iki çocuk sahibi olduğunu ve karısının "kötü" biri olduğunu söyleyerek yasak ilişkilerine de meşru bir ortam hazırlayıp bir güzel vicdanlarini da rahatlattilar. Eminim karısının hiç haberi bile yoktur bu durumdan... Ben ve bir kaç arkadaş daha ağzımız açık şok içinde okuduk yazismalari.. Yaptığımız doğru değildi ama ablamiz göz görmeyince puntoyuda güzelce büyütmüş. Full HD seyirettik.. duraklarda inenler oldu, yerlerine baskalari geldi.. toplumumuzun nasıl da yozlastigina sahit olduk..

Yusufiyeli 25.01.24 20:32

Alıntı:

siruss Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 588408)
Hocam bu yazıya ruhumu birakiyorum. Bizim toplumumuz böyle değildi. Ama bu hale getirildi. Ama ben burda nedense bilinç dışı oyunların olabileceğini de düşünüyorum. Her şey nefsten, sapkinliktan olmuyor. Ama enflasyondan tutunda fenomenlere kadar bir çok şey bu duruma alt yapı hazirladi. Topluca okusak, özellikle ilmi nefesi kuvvetli büyüklerimiz bazı şeyleri biraz da olsa rayına koymaya kafi gelir mi? Şahsen ben katılmak isterim..

Konuyu yazan kişi için, konuyuda çok saptirmadan bir şeye denk geldim bahsetmeden geçemeyeceğim.
Bir vakit toplu taşımada seyehat ederken bir telefon yazismasina göz misafiri oldum. Kadın 45 yaşlarında bir erkek ile yazisiyordu. Ben eşi sanıp yalan olmasın kıskandım. Bu yaşta böyle düşkünlük böyle sevgi sözleri çok hoşuma gitti.. muhabbet ilerleyince adamın evli ve iki çocuk sahibi olduğunu ve karısının "kötü" biri olduğunu söyleyerek yasak ilişkilerine de meşru bir ortam hazırlayıp bir güzel vicdanlarini da rahatlattilar. Eminim karısının hiç haberi bile yoktur bu durumdan... Ben ve bir kaç arkadaş daha ağzımız açık şok içinde okuduk yazismalari.. Yaptığımız doğru değildi ama ablamiz göz görmeyince puntoyuda güzelce büyütmüş. Full HD seyirettik.. duraklarda inenler oldu, yerlerine baskalari geldi.. toplumumuzun nasıl da yozlastigina sahit olduk..

Kardeşim Feminist akımların temelinde, “Evliliğe ihtiyaç yok!” tarzında bir fikir hâkimdi. Feminist akımlar, evliliğin insanın özgürleşmesine mani olduğunu, insanın evlilik sebebiyle kısıtlandığını düşünmekteydi. İlerleyen zamanlarda “İnsanın biyolojik çıkarının evlilikte mi?” veyahut “Evlilik dışı rastgele ilişkilerde mi?” olduğu üzerine tartışmalar yapılmaya başlandı ve bu soruların cevabı çeşitli çevrelerce arandı. Araştırmalarda Amerika gibi ülkelerde yapılan açık evliliklerin ve rastgele ilişkilerin sonucunda bireylerin mutlu olmadıkları, sık sık sevgili değiştirdikleri ve bu ilişkiler neticesinde doğan çocukların iyi yetişemediği, sevgi yoksunu olduğu ortaya çıktı. Kavramsal olarak açık evlilik, evli bireylerin evli oldukları halde, farklı kişilerle rahatça ve özgürce sevgililik ve cinsellik yaşamalarıdır. Bu evlilik tipinde, görünürde bir aile var olmasına rağmen bireyler birbirlerine karşı sorumluluk duygusu taşımazlar. Uzun vadede düşündüğümüzde, sağlıklı bir evlilik müessesi olmazsa neslin devamı ve sağlıklı yeni nesillerin yetiştirilmesi mümkün değildir. Mesela Kuzey Avrupa’da en önemli problemi, evlilik dışı çocuklar oluşturuyor. Anne ve baba belli; ama kişiler evli değil. Hatta bu oran yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda. O ülkeler bu durumun bir sonucu olarak büyük problemler yaşamaktadır. Son derece sorumsuz, hayatı tanımayan çocuklar yetişmektedir. Özellikle bu gibi ülkelerdeki zararlı alışkanlıkların temelinde bu problem yatmaktadır. Gençlerin yüksek oranda uyuşturucu, eroin ve alkol kullanımı, kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Şu anda Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde aileyi korumak için çeşitli yasalar çıkarılıp komiteler ve komisyonlar kuruluyor. Evrimsel ideolojinin vermiş olduğu anlayış biçiminin yanlış olduğu, geç de olsa anlaşılmaya başlandı. O ülkelerin aydınları “Evlilik, sosyolojik açıdan gerekli imiş” demeye başladılar. İnsanlık, artık büyük bir tehlikenin eşiğinde olduğunu fark edebiliyor. Evlilik dışı, nikâhsız birliktelikler hoş gibi görünüyor, insanın nefsi zevk alıyor; fakat uzun vadede, bu durumun toplumu, ülkeleri, milletleri içinden çıkılmaz problemlerle baş başa bıraktığı ve ilerleyen dönemlerde daha kötü sonuçlarla karşılaşılacağı ortadadır. Bugün hâlihazırda, Almanya, Norveç gibi gelişmiş ülkeler bu dehşetli hatanın faturasını, nesillerinin tükenmesiyle ödüyor. Unutulmamalıdır ki insanın orta ve uzun vadede çıkarı için evlilik müessesesi, insanın yararına ve fıtratına uygun olan bir seçimdir. Bu nedenle tüm kutsal metinler ve semavî öğretilerde evlilik teşvik edilmiştir.

siruss 25.01.24 22:08

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 588412)
Kardeşim Feminist akımların temelinde, “Evliliğe ihtiyaç yok!” tarzında bir fikir hâkimdi. Feminist akımlar, evliliğin insanın özgürleşmesine mani olduğunu, insanın evlilik sebebiyle kısıtlandığını düşünmekteydi. İlerleyen zamanlarda “İnsanın biyolojik çıkarının evlilikte mi?” veyahut “Evlilik dışı rastgele ilişkilerde mi?” olduğu üzerine tartışmalar yapılmaya başlandı ve bu soruların cevabı çeşitli çevrelerce arandı. Araştırmalarda Amerika gibi ülkelerde yapılan açık evliliklerin ve rastgele ilişkilerin sonucunda bireylerin mutlu olmadıkları, sık sık sevgili değiştirdikleri ve bu ilişkiler neticesinde doğan çocukların iyi yetişemediği, sevgi yoksunu olduğu ortaya çıktı. Kavramsal olarak açık evlilik, evli bireylerin evli oldukları halde, farklı kişilerle rahatça ve özgürce sevgililik ve cinsellik yaşamalarıdır. Bu evlilik tipinde, görünürde bir aile var olmasına rağmen bireyler birbirlerine karşı sorumluluk duygusu taşımazlar. Uzun vadede düşündüğümüzde, sağlıklı bir evlilik müessesi olmazsa neslin devamı ve sağlıklı yeni nesillerin yetiştirilmesi mümkün değildir. Mesela Kuzey Avrupa’da en önemli problemi, evlilik dışı çocuklar oluşturuyor. Anne ve baba belli; ama kişiler evli değil. Hatta bu oran yüzde 50’nin üzerine çıkmış durumda. O ülkeler bu durumun bir sonucu olarak büyük problemler yaşamaktadır. Son derece sorumsuz, hayatı tanımayan çocuklar yetişmektedir. Özellikle bu gibi ülkelerdeki zararlı alışkanlıkların temelinde bu problem yatmaktadır. Gençlerin yüksek oranda uyuşturucu, eroin ve alkol kullanımı, kaçınılmaz bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Şu anda Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde aileyi korumak için çeşitli yasalar çıkarılıp komiteler ve komisyonlar kuruluyor. Evrimsel ideolojinin vermiş olduğu anlayış biçiminin yanlış olduğu, geç de olsa anlaşılmaya başlandı. O ülkelerin aydınları “Evlilik, sosyolojik açıdan gerekli imiş” demeye başladılar. İnsanlık, artık büyük bir tehlikenin eşiğinde olduğunu fark edebiliyor. Evlilik dışı, nikâhsız birliktelikler hoş gibi görünüyor, insanın nefsi zevk alıyor; fakat uzun vadede, bu durumun toplumu, ülkeleri, milletleri içinden çıkılmaz problemlerle baş başa bıraktığı ve ilerleyen dönemlerde daha kötü sonuçlarla karşılaşılacağı ortadadır. Bugün hâlihazırda, Almanya, Norveç gibi gelişmiş ülkeler bu dehşetli hatanın faturasını, nesillerinin tükenmesiyle ödüyor. Unutulmamalıdır ki insanın orta ve uzun vadede çıkarı için evlilik müessesesi, insanın yararına ve fıtratına uygun olan bir seçimdir. Bu nedenle tüm kutsal metinler ve semavî öğretilerde evlilik teşvik edilmiştir.

Hocam size katılıyorum. Ülkemizde de evlilik çatısı altında her şeyi yapıyorlar. Bir nevi açık evlilik olmasa da eşine cocuguna karşı sorumsuz ama dışarıdan bakıldığında mutlu bir evlilik gibi görünse de içi boşaltılmış, birbirine saygı ve sevgi beslenmeyen evlilikler var. Hatta sırf sevmiyorum istemiyorum nasıl kurtulurum diyenlerde oldu, eşim boşanmak istiyor nasıl yuvamı kurtarırım diyende oldu. Bizim toplumumuz belki Avrupa seviyesinde yozlaşmadi ama içi çürüdü, boşaltıldı. Ve sanki bir furya halinde oluyor. Bir dalga geliyor herkesde duyuyorum bıktım vs diye. Bir rüzgar esiyor iyiyiz diye. Bilemiyorum. Ama ben çok normal de bulmuyorum. Kendimde yaşadım, duyduklarim, şahit olduklarim da var. Sanki aile bireylerin ayarları ile oynanıyor topluca. Yada bizler zam, enflasyon, tükenmişlik olarak topluca etkileniyoruz.

Erdmtk 09.06.24 21:52

E zaten boşanacak diyorsunuz. Boşanacaksa ve sizde de gönlü varsa Allah da nesib ederse zaten.
Ama sizde gönlü yoksa, sizde gönlü olmayan birinin peşinde neden koşuyorsunuz? Hatta bu sebeple büyülere kadar gidecek yollar arıyorsunuz?

Nazzss 09.06.24 22:17

Bir kere evli bir erkek asla ama asla 2. Bir kadın için boşanmaz,yok karımı sevmiyorum yok aramızda hiç birşey yok vs bunlar külliyen yalandır. Ha şunu da diyim; boşanmak isteyen insan hemen boşanır,çocuk vs asla evliliği kurtarmaz veya ayrılmaya engel olmaz. Bağlama konusuna gelince ise,erkeği bağlamak diye birşey yoktur,erkek severse bağlanır zaten.Sevmeyen erkeğede ağzında kuş tutsan yaranamazsın,bağlanmaya "meyilli" olan erkek bunu zaten herşekilde belli eder. Dua-ayet celb vs konusuna gelince ise; arada nikah olmayan hiçbir dua,esma,ayet,vefk vs tutmaz. Senin helalin değil çünkü,zaten güzel kardeşim bu tarz işlerle sana geleni ne yapacaksın? Diyelim geldi oldu? Sence oluru olur mu? Bilmiyorum ne yaşıyorsun ama Allah yardımcın olsun.Bence adama dua yerine kendine Selam esmasını oku,selamete çıkmak için.Allah izin verirse olur zaten. Ha olmuyorsa da demek ki böylesi senin hayrına..

Hak etmiyorum 09.06.24 22:42

Alıntı:

Melisirem Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 585730)
Mecburi evlilik yapıp bosanma aşamasında olan erkeği kendime nasıl bağlarım? Daha önce kariah süresi denedim ancak ise yaramadı.

Dediğin şekildeki işlemler İslam'da yoktur. Böyle işlerden uzak dur. Felak suresi düğümlere üfür en lerden sana sığınırım demiyor mu?

incimiras 10.06.24 20:38

Sadece dua ederek ve karşındakiyle iyi niyetle, gerçek bir iletişim kurarak.

Tuheymefyail33 10.06.24 20:59

Alıntı:

Hak etmiyorum Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 616659)
Dediğin şekildeki işlemler İslam'da yoktur. Böyle işlerden uzak dur. Felak suresi düğümlere üfür en lerden sana sığınırım demiyor mu?

Nasıl yok kim demiş yok diye.

Alıntı:

Tuheymefyail33 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 616825)
Nasıl yok kim demiş yok diye.

İslam derken kuranı Kerim'i kasttettim

Secretque 10.06.24 21:42

Kardeşim bu tür işlerden uzak durmanı tavsiye ederim, kazandım zannedersin ama burnundan fitil fitil gelir. Dünya ve Ahiretini yakma derim.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:28.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148