![]() |
Kuranda mecaz anlam var mıdır?
Selamun aleyküm islam tarihinde en meşhur alimleri kavgaya tutuşturan soru
Kuranda mecaz anlam varmıdır . Kuranda Allah ın eli perçeminde tutması Ademin yaradılışın da Allahın çamur alması falan bi çok lavram sizce bunları mecazi düşünmek zorunluluğu yokmudur . yomsa haşa Allah başka ayeti kerimede Allahın eşi benzeri yoktur diyor Mecazı kabul etmeyen alimler ibni teyemmiye gibi Allah ın eli diye başlayıp Allah insan suretindedir e kadar gitmiştir. Mecaz anlamı düşünmez isek kuranı okuyarak gerçektende Allah a bi vucud vermiş olur haşa haşa haşa Allah yer mekandan munezzeh demekte olmaz. Çünkü Allah heryerde ve hiçbiyerde. Arşa istiva konusu var. Gerçektende bu konular hiç ilgimi çekmiyor fakat araştırıyorum Subhanallahi amme yesifun |
Alıntı:
O şeytan, sizi yalnız kötülük işlemenizi, iğrenç ve çirkin işler yapmamızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi hakkında bilgi sahibi olmadığınız konularda hüküm yürüterek helalı haram haramı helal yapmanızı, böylece Allah'a karşı gelmenizi emreder.(Bakara 169.Ayet) De ki: "Rabbim kesinlikle ve sadece (şunları) haram kılmıştır; fahşayı (çirkin hayâsızlıkları, zinayı ve livatayı) -onlardan açıkta olanlarını ve gizli yapılanlarını-, (çeşitli) günahlara bulaşmayı, (devlete ve toplum düzenine karşı) haklı bir nedeni olmayan ’isyan ve saldırıyı’, kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyleri (ve şahısları) Allah’a şirk koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz (asılsız) şeyleri konuşup uydurmayı (yasaklamıştır.)”(Araf suresi 33.ayet) |
Alıntı:
Tevhid okuması kitapları okuyorum şuan. Hepsi yanlış e yanlışı görecenki doğrular kıymetli olsun. Doğrular yükselsin. Öğrenmek iyidir yoksa iyi anlatamazsın Allah u alim |
Alıntı:
Alıntı:
|
Kur’ân’ı tefsir edecek kişi Kur’ân-ı Kerim’in dili olan Arapçayı bütün yönleriyle bilmek; kıraat, kelâm, fıkıh usulü, sebeb-i nüzûl, nâsih-mensuh gibi fıkıh ilimlerine vâkıf olmak zorundadır. Hakiki bir mümin olmasının yanı sıra zühd ve takva hayatı yaşaması, yani günahlardan uzak durması gerekir. Bu konuda “Kur’ân’ı tefsir edecek, vahyin sırlarını çözecek kimsenin kalbinde bidat, kibir, heva, dünya sevgisi gibi vasıflar bulunmaması, günah işlemede ısrarcı olmaması, imanının zayıf düşmemesi, aklına gelen her söze uymaması gerekir” (Birışık, “Müfessir”, XXXI, 497) denmiştir. Müfessirin güvenilir bir insan olması önemlidir. Yalan söyleyen, emanete sahip çıkmayan bir insana dünya işlerinde itibar edilmezken dinî konularda nasıl güven duyulabilir? Bir müfessirin ayetleri açıklama konusunda sahâbenin yöntemini dikkate alması önemlidir. Sahabiler ayetleri inmesine sebep olan olaylarla ya da indiği şartlarla ilişkili olarak izah etmişlerdir. Mesela, mescitte bir adam “Göğün bütün insanları kuşatan belirgin bir dumana bürüneceği günü bekle. Bu acı veren bir azaptır” (Duhan suresi Ayet10-11) ayetinin kıyamet gününde kâfirlerin canını alacak bir dumandan bahsettiği, bu dumanın müminlere nezle gibi hafif bir etki bırakacağı şeklinde açıklamış, sahabeden Abdullah b. Mes‘ûd onun bu görüşüne tepki göstererek “Kur’an’ın sadece ilim sahibi kimseler tarafından açıklanabileceğini” belirtmiştir. Çünkü bu ayet inkârcı Kureyş hakkında indirilmiş, Allah onlara kıtlık vermiş, kuraklık açlıkla birleşince her tarafı tozlu ve dumanlı görmeye başlamışlardı. Müfessirin bir insan olduğu, istek, duygu ve eğilimlerinin varlığı, kişilik özellikleri, eğitimi ve sosyal çevresinin etkisi göz ardı edilmemelidir. Müfessirin sahip olduğu bu özellikler Kur’ân yorumunda farklılaşmanın en önemli etkenlerindendir.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
“Dağları da yeri sağlam tutan birer kazık yapmadık mı?” (Nebe suresi Ayet 7) buyurmaktadır. Avam, zahiren yere çakılmış kazıklar gibi duran dağları görür, onların sağladığı faydaları düşünerek Allah’a şükreder. Şair, zemini bir taban, gök kubbeyi elektrik lambalarıyla süslenmiş muhteşem yeşil bir çadır ve göğün eteklerini başlarıyla tutan dağları o çadırın kazıkları durumunda tahayyül eder, yaratanına perestiş eder. Coğrafyacı bir edibe göre yer küresi hava okyanusunda yüzen bir gemi olup, dağlar da o geminin üstüne dengeyi sağlamak üzere yerleştirilmiş kazıklar ve direklerdir. Cemiyet hayatıyla ilgilenen muasır bir âlim şöyle düşünür: “Yeryüzündeki hayat, bir ev hayatına benzer. Bu evin orta direği canlıların hayatıdır. Canlıların hayatlarının orta direği de su, hava ve topraktır. Bunların direği ise dağlardır. Zira dağlar suyun deposu, havayı temizledikleri için onun tarağı, bataklık hâline gelmekten ve denizlerin istilasından korudukları için de toprağın koruyucusudur. Keza insan hayatının diğer gerekleri için de birer hazinedir.” Böyle düşünerek, koca dağları hayatımızın temel direği kılan celâl ve ikram sâhibi Allah’a hamdeder ve O’nu ulular. Fennî ilimlerle meşgul olan bir âlim de dağlara şöyle bakar: “Dünyanın merkezinde ateş bulunması nedeniyle çeşitli kayma ve hareketler neticesinde ortaya çıkan sarsılmalar, dağların baca vazifesi görmesiyle sükûnet bulur. Yer kürenin istikrarlı bir şekilde yörüngesinde akıp gitmesini ve bütün sarsıntılara rağmen yörüngesinde sabit kalmasını sağlayan, dağlardır.” Böylece modern coğrafyanın ancak son zamanlarda anladığı ve İsostasy adını verdiği “yeryüzünün denge kanununda dağların en mühim bir unsur olduğunu anlar. (Vahidüddin Han, Bilim ve Uygarlık Açısından İslâm, s. 202-204)
|
"Allahu Teala'nın zatı hakkında tefekkür etmeyin" (hadis)
Yed, vech, istiva'dan Allahu Teala ne murad etmişse odur. |
Alıntı:
|
Kesinlikle yukarıda çok güzel açıklamalar yapmışlar. Benim şahsi fikrim. Şairane bir dille yazılmış ve her türlü bildiğimiz ve bilmediğimiz snatlarla dantel dantel işlenmiş ve üstüne söylene bilecek bir sözün kalmadığı, Allahın kelamından bahsediyoruz. Aciz kullarında M. Akif Ersoy bile "Benzetmekten Allaha sığınırım" ( Korkma! sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak ) derken kaç edebi sanatı iç içe geçirip herkesin farklı hayal edebileceği ve kelimeleri deşeledikçe farklı anlamlara gelen ve üstelik bu anlamların hiç birinden kötü sonuç çıkarılamayan şairane bir dille ve bir kaç kelimeye kitap yazılacak kadar çok anlam yükleyerek yazılmış bir milli marşımızı dile getiren M. A. Ersoy bu marşı kendi mi yazmıştır ve dahi yarattığı insanların yazdığından daha güzel kelimeler ile Kuranı yazmaktan aciz olabir mi yüce yaradan ( haşa). Keşke Siyer'e hakim, Tarihe hakim, edebiyata hakim, Arap kültürüne hakim, Dinler tarihini bilen ve dahi Kur an ı kerimi kendi dilinde ve anlamına vakıf okuyup o ahengi yaşayarak anlaya bilsek, o kutsi şiiri kafiye, uyak, vezin ve diğer şiir sanatları nı bilerek ve anlayarak okuyup dinleye bilseydik. Bazı kabe imamları gibi Kuranın yazıları göz yaşlarımızla ıslanarak okumazmıydık. Oysa ki meali yapanın, okurken yaşadıklarını kağıda aktara bildiği kadarını yaşayabiliyoruz. Yani kopyanın silikliği olgusu diyebiliriz.
|
Alıntı:
Kişi meal okurlen teşbihten kaçınmalı kuranın tevili olmasına gerek yok mecaz anlam şubu meal var Allah ne demişşe o arşa istiva sorusuna imam malikin cevabı neydi resulun cevabı neydi. Şimdiki tasavvufçular ibni kesire teyemmiyeye vurup duruyor ha kitaplarına şöyle baktım ibni kesirin değil tabi teyrmmiyeye baktım Adam diyor Allah kuranda ne diyorsa öyle alın suyu çok larıştırırsanız bulanı Allah ın eli diyor. Allah bunu kendi indirdiği kitapta söylemişse direk alın yanı. Allahın eliyle kulun eli gibi değildir diye ekliyor ona saldıran tasavvuf ehli oln arabi diğerleri var yok Allah a insan vucuduna girmiş falan arabinin kitabını okuyan her kuran hadis okuyan her kişi. Adamı tekfir eder o başka alemden bahseder hem ince bi ayrıntı teyemmiye zamanında imam nenevi abdulkadir gelani de var gelanide tasavvuf ehli teyrmmiye gelaninin sözünü açıklıyor Onu övüyot keza imam neneviyide bilmiyorum aklım almıypr hanzala tasavvufa saldırıyor Selahaddin eyyubide tasavvufta Teyemmiyyenin ailesi hepsi alim hadis fıkıh okumuş arabiyi tam bilmiyırum bu yüzden onlar hakkındaki kararı Allah verecektir bu devirdeki kimsenib haddi değil o alim şöyle bu böyle sen nasılsın onu de onlar gibi ilme hayatını ver sonra yargılamaya geç ha onları yargılamak Allah ın işi Allah benide affetsin cahillik ettim ölünün ardından konuşulmaz Allahın ayetlerinin tevilini 2 hadis kitabı okuyanlar tefsir edemez öyle |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:10. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com