![]() |
şarkılar beyin hipnozu mu?
selamun aleyküm Bazı şarkılar tek seferde dinlenince akılda çıkmayıp bi bakıyorsun dilinde bazan istemsizce söyleniyor sizcede bu terslikte bi iş yokmu ?
hipnoz meselesi sadece şarkılar değil bazı insanlar söylediği sözler İnsanı tesirde bırakıyor mesela şöyle karşıdaki Sana direkt sana büyü yapılmış diyince kişi bunun etkisinde günlerce kalıyor o ses zihinde yankılanıyor günlerce |
Aleykümselam,
Ön yüzünde şarkı duyduğun bir seste arka tarafta beyine gizli kodlama yapan frekanslar var bu frekansı sadece beyin algılar ve gizli verilmek istenen mesajı alır bu senelerce böyle yapıldı malesef insanları topu etki haline almak için kullandıkları yöntem.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Televizyon veya sinema ekranında gördüğünüz bir saniyelik görüntü, aslında 24 karelik ard arda çekilmiş resimden oluşur. 1 saniyelik görüntü eşittir 24 tane resim. Gözümüz saniyede 24 kare algılayabiliyor. Yani siz 24 kareyi fark ediyorsunuz. Fakat işin içine bir 25’inci kare eklerseniz, işte bu noktada bilinç bunu fark edemiyor. Artık o kareye verilecek bilgi, kişinin inisiyatifine kalmış. Ne tür bir veri eklerseniz, o direkt bilinçaltına akıyor. Yani tarlanıza sizin haberiniz olmadan bir tohum atılıyor, işte bu sistemin adı 25’inci Kare. Bu sistemi ilk defa, 1986 yılında çok büyük bir firma kullandı. Bir sinema filminde 25’inci kareye kendi reklamlarını koydu ve “Bunu iç, bunu iç” diye bir yazı yazdı. Daha filmin ilk arasında firmanın ürünlerinde yüzde 80 artış gerçekleşti. Gözünüz bunu görmüyor ama bilinçaltı sürekli kayıtta oluğu için siz farkında olmadan o bilgiyi de kaydediyor. Siz ekrana bakarken gözünüzün yalnızca “göz kırpma” hızında bir görüntü ekrana gelip kayboluyor. Gözünüz hiçbir şey görmez, ancak bilinçaltınız bu mesajı çoktan almıştır. Zaten duyarlılıkları en üst düzeyde bilinçaltı fark eder. 25’inci karenin, özellikle Rus TV’leri tarafından yaygın olarak kullanıldığı ve hükümetin buna karşı mücadele başlattığı biliniyor. Rusya Basın Bakanı Yardımcılarından Valeri Sirojenko’nun yaptığı bir açıklama vardı. 25’inci Kare’yi saptamak üzere özel bir detektör geliştirdiklerini ve bu cihaz ile tüm TV kanallarının sürekli kontrolünün sağlanmış olacağını bildirmişti.İtar-Tass ajansının haberine göre, resmi olmayan bilgiler, Rusya TV programlarının 1/5’inin, “25’inci Kare” yi içerdiğini ortaya koymuş ve insan gözünün, TV izlerken saniyede 24 kareyi algılayabildiği, 25’inci karenin ise göz tarafından fark edilmese bile doğrudan bilinç altına etki ettiğini belirtmişti. Bilinçaltı uzmanlarına göre bu etki, beyni ‘yüksek derecede ikna edici’ olabileceği gibi ‘tahrip edici’ de olabiliyor. Rusya Basın Bakanlığı, bu etkiyi yayınlarında kullandığı tespit edilen TV kanallarının lisanslarının iptaline dahi gidilebileceği uyarısı yaptı. Bakanlık kaynaklarına göre, TV’lerde yayımlanan her üç filmden birinde, 25. Kare şeklinde, özendirme amaçlı bir slogan veya reklam yer alabiliyor. Bu slogan veya reklamlar, ‘başka kanal izleme’ şeklindeki anonslardan, siyasi amaçlan hedefleyen sloganlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Rusya’nın geliştirdiği detektörün, dünyadaki benzerlerinin dördüncüsü olduğu kaydedildi. 25. Kare ile bir toplumun bilinçaltına, dilediğiniz telkini gönderebilirsiniz. Belli bir süre sonra da gizli olarak vermiş olduğunuz o telkinlerin geri dönüşümünü alırsınız. Mesela Fight Club-Dövüş Kulübü diye bir film var. Çok seyredildi. Özel cihazlarla tam 22 tane 25. Kare yakalanmış. Dikkat, siz fark etmiyorsunuz oradaki 25. Kareyi. Orada ne olduğunu bilmiyorsunuz, ama gizli bir mesaj bilinçaltınıza akıyor.O filmdeki mesaj neydi biliyor musunuz? Eşcinsellik. Evet eşcinsellik. O filmden sonra Türkiye’de eşcinsellik ciddi bir patlama gösterdi. Pornografik eşcinselliği telkin eden kareler, filmin içine gizli olarak yerleştirilmiş. Hani bir şey vardır; bir şekilde hissedersiniz, kötüdür. Ama neden olduğunu bilemezsiniz. Size sıcak gelmeyen bir şey vardır, işte aslında sezgisel yapımızdır bu. Filmin yönetmeni eşcinsel, filmin müziklerini yapan kişi eşcinsel ve bu film sinemalardan sonra en son televizyonda oynadı. Yani insanların bilinçaltına eşcinsellikle ilgili bilgi aktı. Ne mi olacak sonra? Oraya kaydedilen bilgi, belki beş sene sonra size normal bir olay olarak gelmeye başlayacak. Sizin fıtratınızda olmayan bir şey, bilinçaltınıza girdikten sonra gaz ze-hirlenmesi gibi sizi yavaş yavaş etkisi altına alacak.
|
Alıntı:
çok güzel abi emeğine sağlık bu sestede oluyormu |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Bir şehzade bunalıma girmiş, bir süre sonra da insan olduğunu unutarak inek olduğunu ve kesilmek için sabırsızlıkla beklediğini söylemeye başlamış. Günümüzde anoreksia nevroza (yemekten içmekten kesilme) denilen hastalığa da yakalanınca hiçbir şey yemez olmuş. Devamlı kilo kaybeden hastaya ilaç ve yöntemler de fayda etmemeye başlamış. Dönemin ünlü hekimi İbni Sina’nın görüşleri alınmak üzere çağrılmış. İbnî Sîna, şehzadeye kendisini kesmek için kasabın geleceği, etini parçalayıp insanlara yemeleri için dağıtacağı haberinin verilmesini istemiş. Bunu duyan hasta adam çok mutlu olmuş ve özlemle kasabın geleceği günü beklemeye başlamış. Belirlenen günde kasap olarak tanıtılan İbnî Sîna şehzade’nin bulunduğu odaya gelmiş. Elindeki bıçağı sallayarak gür bir ses tonuyla “Keseceğim inek nerede?” diye bağırmış. Bunun üzerine varlığını göstermek için şehzade ‘möö’ diye bağırmış. İbni Sina emir vermiş: “Hayvanı buraya getirip bağlayın ki başını kesebileyim.” Bıçağı sallamadan önce kasapların yaptığı gibi var olan et ve yağı anlamak üzere hastanın bel ve midesini kontrol etmiş. Daha sonra ise yüksek bir sesle bağırmış, “Hayır, hayır, bu hayvan kesilecek kadar olgun değil, çok zayıf, onu götürün ve şişmanlatıp getirin. Uygun kiloya geldiğinde, tekrar geleceğim.” 0 andan itibaren hasta şehzade önüne sunulan her şeyi, bir an önce kesilmek umuduyla yemiş. Kilo almış, durumunda gözle görülür bir düzelme olmuş ve İbnî Sîna ‘nın tedavisiyle tekrar sağlığına kavuşmuş.
Osmanlıdaki ‘’meddah geleneği’’ halka yapılan menfi zihin telkinlerinin antisi Olarak dini ve ahlaki kavramları anlatan müspet yönde bir zihin telkiniydi. Meşhur ‘’Dede korkut Destanları’’nda bir şahıs; başkarakter olan Dede Korkut, insanlara anlatımlarda bulunur. Sonra bu gelenekler meddahlara yansıdı. Bu gelenek, aslında amacı itibari ile gizli iken, tarih içinde kültürel sanat oldu. Not: Meddah geleneğinin bugünkü temsilcileri olduğu iddiasındaki satand-up’çıların verdikleri mesajlarla neye hizmet ettiklerini zihinlere ne anlattıklarını dikkat ederek düşünün. |
Alıntı:
|
Alıntı:
subhane amme yesifun ayette 1 kere duydum sonra acaba hangi ayet diye baktım devamını dinleyince onuda tek seferde ezberledim mealide çok güzel |
Yanlış hatırlamıyorsam AMERIKA IRAK Savaşında radyodan Kuran i kerim dinletirip aynı zamanda alt frekansla insanlar
Direniş göstermeyin veya karşı koymayın teslim olun Gibisinden frekans kodlaması yapilmisti haberi bulamadım şimdi eskiden görmüştüm o haberi |
Alıntı:
|
Alıntı:
kürtlerin hafızası güçlüdür |
Klasik mesajda önce verilmek istenen mesaj okunur. Bu mesajın Hz değeri ya 20 olarak ayarlanır ya da bunun altına düşürülür. Daha sonra asıl müziğin içerisine değişik aralıklarla yerleştirilir. Kişi burada sesi eğer tam eşik değerinde verilmişse fısıltı şeklinde, belli belirsiz duyabilir. Eşik değerin altındaysa duyamaz. Bu sistemde kulaklık gerekmemektedir. Bu tekniği Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı’nın Körfez Savaşı’nda kullandığı iddia edilmiştir. Kuran-ı Kerim yayını yapan bir radyonun yayınlarının tamamında arka plana bu teknik uygulanarak “Direnmeniz faydasız!” “Direnmeyin!” mesajı verildiği, hatta ulusal marşlarının arka planına da yine bu mesajın konulduğu söylenmiştir. Gücü öylesine yüksektir ki duyma özürlülerin bile bu teknikle mesajları algıladığı bilimsel çalışmalarda kanıtlanmıştır.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Evet, düğümlere üfleyen, bu asırda, televizyon ve bilgisayarlardan, yani ses kayıtlarından üflüyor. Hatta Bediüzzaman Said Nursi, radyonun buna nasıl âlet edildiğine, yine Felak Sûresi’nin bir ayetinin mana ve cifır yönüyle işaret ettiğini şöyle anlatır:“Hem Mesela (Düğümlere üfleyen büyücüler...) cümlesi (şeddeler sayılmaz) bin üç yüz yirmi sekiz (1328) (M. 1910), eğer şeddedeki lâm sayılsa, bin üç yüz elli sekiz (1358) (M. 1939) adediyle bu umumî harpleri yapan ecnebî gaddarların, hırs ve hasetle bizdeki Hürriyet inkılâbının Kur’ân lehindeki neticelerini bozmak fikriyle tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan harpleri ve Birinci Harb-i Umumînin patlamasıyla maddî ve mânevî şerlerini, siyasî diplomatların, radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriyle ve mukadderatı beşerin düğme ve ukdelerine gizli plânlarını telkin etmeleriyle bin senelik medeniyet terakkiyatını vahşiyâne mahveden şerlerin vücuda gelmeye hazırlanmaları tarihine tevâfuk ederek (Düğümlere üfleyen büyücüler...) tam mânasına tetâbuk eder.” (Şualar, s. 239) Evet, bıçağı adam öldürmekte de kullanırsınız, ameliyatta da. Ses, bir kavmi helâk da eder, ölmüşü diriltir de. Her şeyin müsbet ve menfî iki kısmı var. Madem bu teknik insan üzerinde bu kadar etkili; öyleyse bu tekniği Kur’ân âyetlerine uygulasak, ses dosyalarına Kur’ân’dan âyetleri, şifrelesek olurmu olur. Yapanlar da mevcut. |
Alıntı:
|
24 fps de tek kare eğer dikkat çekici tonda oluşturulursa farkediliyor, ama 29 fps de durum daha kolay yapılıyor. Sinema kareleri Amerikada 29 fps akar çok daha rahat subliminal mesaj yerleştirilebilir ki yerleştiriyorlarda. Biz Bir yerel televizyonda bir sponsorluk fragmanında denemiştik. Verdiğimi< telefonu aramalarını istemiştik çok etkili olmadı zira algı fragmanda bilinçli kayıyor. insanların daha dikkatli izlediği sahnelerde daha etkili oluyor. Kullanılan imajlarda bilinç altına yerleştirmek için kullanılan bir takım imajlar var. Mesajın etkisini arttırmak için ölüm ( kurukafa) ya da cinsellik içeren şekiller, ikonlar ve semboller akılda kalıcılığı arttırıp dikkat çekmekte çok işe yaramaktadır. Bu yüzden yabancılar güzel bir arabanın yanına yarı çıplak ve ideal ölçülerde kadın figürü yerleştirirler. Bilinç altı bunu araba markası ile eşleştirerek ideal bir araba olarak hafızaya işler. Ne zaman o markayı görsen aklında oluşan mesaj "ideal ve kaliteli bir arabadır" hissi oluşur. Bir gün seçim yapmak istersen içinden bir güç o arabaya zorlar seni. Bunu bir kola firması Amerikada sık sık kullanmış ve sonuçları başarılı olmuştur. Ama geçmiş yıllarda yasaklandığı için şimdilerde duyurulmaz.
Müzikte böyle davullar ve diğer enstürümantal parçalardakelimelere karşılık gelen hertz lerde müzik yapar beyin onu müzik olarak algılar ama kaydederken gizli kodların ne dediğinibilir bazende emir olarak algılar. Şimdilerde rahatlatma ve terapi müzikleri var. Bu müziklerle beyin önce formata hazırlanır sonrada istenilen şekilde biçimlendirilerek bilinç altına bir fikir aşılanır. Artık o konu her gündeme geldiğinde başkasının fikri senin fikrin gibi düşüncelerini şekillendirmeye başlar. Konu çok derin Ahir zamanda Yaradan yardımcımız olsun. Çocuklarımız ve dahi onlara eğitim veren annelerin algıları böyle kirletilip sonrasında eşlerin üstüne salınıyor ve aileler darmadağın oluyor. Kadinların duygu yoğun düşünce tarzları manipule edilerek istenilen mesaj aşılanıyor. Küba devriminde kurulan MTV music channel tamda bu amaca hizmet için üretilmiş ve sonrasında kıtanın en büyük müzik kanalı olmuştur. Allaha emanet olun. |
Sembol savaşları çok ciddi bir konudur. Dünyanın gözü önünde semboller kullanılarak çeşitli mesajlar verilir. İyiler ve kötüler semboller üzerinden savaşırlar. Şeytaniler ve Hilaliler arasında da sembol savaşları olur.
Karakuş ölümleri bir sembol savaşıydı. Bu Şeytanilerin bir mesajıydı. Ahir zaman Mehdi çağının, Hz. Peygamberin sancağının açılmasının beklenen çağ olduğundan dolayı, Şeytanilerin elektromanyetik ve metafizik yönlendirmeleri ile karakuşları öldürmeleri o sancağa olan düşmanlıklarının bir karşılığıydı. Kendilerince şu mesajı veriyorlardı. Ukab’ınızı (karakuşunuzu) siz daha açmadan kapatıyoruz. Öldürüyoruz. Bu anlattığım konunun çok daha detayı var. Bu metafizik alandaki sembolleri ancak işin ehilleri anlar. Hülasa sembol savaşlarına ‘’komplo’’ diyenler elbette olacaktır. Ukab (karakuş) sancağın ismidir. Dünyadaki karakuş ölümlerini havai fişek v.s gibi sebeplere bağlamaları için meseleyi bilmeyenleri yönlendirmek içindir. Bu sembol savaşları Hollywood filmlerinden de Şeytanilerin planı olarak yer almaktadır. Mesela Yüzüklerin Efendisi filmini ele alalım. Bu filmde sembol savaşları içermektedir. Yüzükleri Efendisi kitabı arasında çok farklılıklar vardır. Filme birçok sembol eklenmiştir. Bu sembolleri genellikle göz göremez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır. Mesaj direkt şuuraltına verilir. Meşhur 25. Kare meselesi 25.kare ile ilgili bilgi edinilirse konu daha kolay anlaşılır. Filmleri yapan Şeytanilerin farkında olmadıkları bazı sahnelere Hilaliler de müdahale etmektedirler. Çift Kulak-Karşıt Mesaj Bu teknikte her iki kulaktan aynı anda farklı mesajlar gönderilir. Bilinçli zihin bu karışıklıktan dolayı mesajları algılayamamaktadır. Ancak bilinçaltı her iki mesajı da kolaylıkla algılar. Bu tekniğin özelliğinden dolayı yine kulaklık kullanılması gerekmektedir. Cherry’nin (1953) yaptığı çift kulaklık deneylerinde her bir kulağa farklı mesajlar gönderilir. Deneklere her iki kulaklıktan farklı mesajlar gönderildiği söylenir. Deney sırasında deneklere kulaklığın sadece birinden gelen mesaja dikkatlerini yoğunlaştırmalarını, ne olduğunu anlamaları istenir. Birçoğu bilinçli düzeyde mesajın ne olduğunu anlar. Fakat Cherry tüm dikkatler bir taraftaki mesaja yoğunlaşmışken, deneklerin dikkat etmedikleri taraftaki mesajı da anlayıp anlamadıklarını merak eder. Cherry yaptığı analizlerde, deneklerin dikkati farklı kulaklığa yoğunlaştırmalarına rağmen diğer kulağa gelen mesajı algıladıklarını, bir insan sesi mi yoksa gürültü mü olduğunu ayırabildiklerini, bir erkek sesinden ne zaman bir kadın sesine dönüştüğünü bildiklerini bulmuştur. Burada Triesman’ın (1960-1964) çalışmalarına da bakmak gerekir. Triesman çift kulaklıklı dinleme deneyleri yapmış, bu deneyler sırasında dinleyicilerin düzenli olarak görüntüledikleri mesajın konumuna göre kulaklıklardaki dikkatin yönünü değiştirmiştir. Denekler, sol kulaklıklarına gelen mesajı iletirlerken mesaj aniden sağ kulağa geçirilmiş, bu esnada sol kulağa gelen yeni mesajı değil asıl mesajı iletmeye devam etmişlerdir. Burada mesajdaki seçici dikkatin sadece konumuna göre değil içeriğine göre de değiştiği ortaya konmuştur. Çift kulakla verilebilen mesajlar etki düzeyi anlamında beyin dalgalarının Hz değeri ayarlanabildiği için daha yüksektir. Ancak çift kulakla verilen mesajlarda kulaklık kullanımının gerekmesi, müzik endüstrisinde ağırlıklı olarak klasik ve ters mesaja yönlenilmesine neden olmuştur. Ters mesaj kulaklık gerektirmeyen mesaj tekniklerinde etkisi en fazla olan yöntemdir. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:24. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com