![]() |
6666 derece 6236 ayet
Selamün aleyküm marifetname de geçen bütün cennetlerin derecelerin toplamı 6666 derecedir. Kur’an-ı Kerim’in bütün ayetleri kadar. Diye bir kısım okudum. Fakat ayet sayısının 6236 olduğunu biliyoruz. Ne denmek istediğini biraz araştırdığımda karşıma Ali'den rivâyetle Peygamberimiz (a.s.m)'e dayandırdıkları bir tertiptir. Gibi şeylerle karşılaştım. Ayet sayıları sabit fakat anlatılmak istenen birşey mi var yada benim bilmediğim birşey mi. Bu konuda siz değerli kardeşlerimin ve abilerimin bilgilerini merak ediyorum
|
Alıntı:
fakat fatiha dışindaki besmeleler ve hurufu mukatta harfler 1 er ayet sayildigi zaman 6666 ayet olarak hesplanir |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
İmas başkanın dediği gibi ayet sayısı 6666’dır. Kafasına göre onu bunu saymayalım ile 6666’dam aşağılara inilmiştir. Bir sohbette dinledigimi hatırlıyorum bu görüşe doğru değil deniyordu. 6666 doğru rakam . Allah bilir doğrusunu. Vebale girmeyelim şimdi bize böyle öğrettiler Allah bilir. |
Alıntı:
bunlardan hangisini kabul edersen et yanlis degildir... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
ahkam konusunda her müctehidin ictihadi dogrudur,birbirine ters olsa bile ikiside dogrudur. hz a |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yani kuranı kerimde ne yazdığına bakmamız gerekir bazı alimler kendilerince çoğaltıp azaltabilir önemli olan kuranı kerim ne buyuruyor. |
Alıntı:
Nesai, şöyle bir rivayet kaydetmektedir: Bize, Ali b. Hucr anlattı, bize Şerik haber verdi. O, Ebu İshak'dan, o, Said b. Cubeyr'den, o da İbn Abbas'tan yüce Allah'ın: "Tekrarlanan yedi" buyruğu hakkında dedi ki: Bunlardan kasıt, yedi uzun suredir. (Nesai, İftitah, 26) Bunlara “Mesani (tekrarlananlar)" denilmesinin sebebi, bu surelerde ibretlerin, ahkamın ve hadlerin tekrar edilmesidir. Kimileri de bu görüşü kabul etmeyerek şöyle demişlerdir: Bu ayet-i kerime Mekke'de indirilmiştir. Ve o dönemde henüz uzun surelerin hiç birisi indirilmiş değildi. Bu itiraza şöyle cevap verilmiştir: Şanı yüce Allah, Kur'an-ı Kerimi önce dünya semasına, sonra da dünya semasından peyderpey indirmiştir. Dünya semasına indirdiği ise, Muhammed (sav)'e henüz üzerine indirilmemiş olsa dahi, verilmiş gibidir. "Tekrarlanan yedi"nin, yedi uzun sure olduğunu söyleyenler arasında, Abdullah b. Mes'ud, Abdullah b. Ömer, Said b. Cübeyr ve Mücahid de vardır. Mesani'nin, Kur'an-ı Kerim'in tümü olduğu da söylenmiştir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Allah, sözün en güzelini müteşabih, tekrar edilen (mesani) bir kitap halinde indirmiştir."( Zümer, suresi ayet 23) Bu, ed-Dahhak, Tavus ve Ebu Malik'in görüşüdür. İbn Abbas da böyle demiştir. Kur'an'a mesani denilmesinin sebebi ise, haberlerin ve kıssaların onda tekrar edilmesidir. Burada "tekrarlanan yedi"den kastin, Kur'an-ı Kerim'in emir, nehiy, müjdeleme, uyarıp korkutma (tebşir ve inzar), misallerin verilmesi, nimetlerin sayılması, geçmiş nesillere dair haberler olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı da Ziyad b. Ebi Meryem yapmıştır. (Kaynak: El- Camiu Li Ahkami’l- Kur’an, Terceme ve Notlar: M. Beşir ERYARSOY 10. Cild İmam Kurtubi Buruç Yayınları İstanbul 2015 sayfa 86, 87) |
Zaten yazımda Fatiha süresi alimlerin büyük çoğunluğuna göre yedi ayettir diyerek ilave etmişim. Buna mukabil kıraat alimi Hüseyin el-Cu’fi altı ayet, Hasan el-Basri ile Mu’tezile kelamcısı Amr b. Ubeyd sekiz ayet, diğer bazı alimler ise sureyi dokuz ayet kabul etmişlerdir. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir, 1.cilt sayfa 136) Öte yandan Kufe ve Mekke kurrası besmeleyi ayet kabul ederken ‘’ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ’’ ifadesini müstakil ayet saymamıştır. Medine, Şam ve basra Kurrası ise aksi görüşü savunmuştur. (İbn Atıyye , el-Muharrerü’l-Veciz 1.cilt sayfa 60-61) Bu ihtilaflardan anlaşıldığı kadarıyla Kur’an’daki ayetlerin tahdit ve tayininde içtihadi görüşler ön plandadır. Baştaki besmelenin sureye dahil olup olmadığı meselesi ise ihtilaflıdır.
|
Ben, ülkemizde yapılan tefsir ve meal çalışmalarında kıraat farklılıklarının (Hamdi Yazır ve Süleyman Ateş gibi bazı müelliflerin eserlerindeki kısmi açıklamalar hariç tutulacak olursa) genelde göz ardı edildiği kanaatindeyim. Halbuki, Türkçe tefsir ve meal çalışması yapanların, kıraatları, yaptıkları çalışmalarda değerlendirmeye almaları ve değişik anlamlara gelebilecek kıraat farklılıklarını göstermeleri gerekmektedir. Mesela, Asım'ın Hafs rivayetine göre yazılmış olan mushaflarımızda Rum, suresi 22. ayetinde yer alan " اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِم۪ينَ’’
ifadesi, Türkçe meallerin genelinde metinde yazıldığı gibi ". Bunda, ilim sahipleri için elbette ibretler vardır." şeklinde verilmiştir. Halbuki kıraat imamlarının geneli bu ayette yer alan "alimler" ifadesini ‘’alemler" şeklinde okumuştur. Cumhurun bu okuyuşu göz önüne alınacak olsaydı, ayetin anlamı, "...bunda alemler için ibretler vardır..." şeklinde olacaktı. Asım kıraatının, yapılan çevirilerde esas alınmasına bir şey denmese de, farklı okuyuşlardan kaynaklanan değişik anlamlara, en azından dipnotta bir atıfta bulunulmamasının Kur'an meali çalışmalarında önemli bir eksik lik olduğu kanaatini taşıyorum. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:26. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com