![]() |
seytanların asıl kaynağı
Selamun aleykum arkadaşlar
şeytanların ve Cin'lerin asıl kaynağı elektriktir.Elektriğin her türlüsü onlarla alakalıdır.En güzel etkiyi ise kablosuz elektrikle yani Radyasyon ve internetle alıyorlar.Daha önce paylaşıldımı bu konu bilmiyorum. |
Daha önce hiç duymadım ilginç nasıl asıl kaynağı elektrik elektrik plazmadır güneş de plazmadan oluşur o zaman güneşe yaklaşabilirler mi acaba ?
|
Alıntı:
soylediklerinin delili nedir? |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kaynağı derken yanlış anlaşılmak icin tam ne demek istediniz ararmisiniz. Elektrik,radyasyon, kablosuz internet(radyo dalgaları ile çalışır) birbiri ile alakalı ama farklı şeyler. Kaldı ki varlıkları elektriğin hayatımıza girmesinden çok önceye yaaratilisin başlangıcına dayanır.
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Elektrik iletkenliği bakırdan sağlanır bakırda tam iletken olduğu için onlara yol oluyor. Elektriğin yoluda yer altından geliyor unutmamak lazım.
|
Alıntı:
“«Doğrusu biz, melekleri dinlemek için göğe yükselmek istedik. Bir de ne görelim: Orası sert ve güçlü bekçilerle, alev fışkırtan mermilerle dopdolu.» Yerin altında olduklarına delildir. Besmele eklemeyi unutuverdim affola düzenleme seçeneğide olmadıgından. |
Alıntı:
|
Alıntı:
elektrik çarpmasıyla cin çarpmasi çok farklı seyler, cin carpmasi musallat olmasi hasta etmedi sıkıntı vermesi anlamindadir... Alıntı:
sarfi umar niye yapilir? |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Yalnız bu konuda bir şey var,bunu önemle belirtmek isterim.
|
Ne var @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
Alıntı:
|
Bismillahirrahmanirrahim
Hicr Suresi 27.Ayet. Ve Cann’ı (cinn halkını) da, daha önce ’nüfuz edici (madenlerden ve bedenden geçici) kavurucu’ ateşten (elektrik cinsi bir enerjiden) yaratmıştık. Zehirli bir ateş,Gözeneklerden geçebilen ateş = Radyasyonel gama ışını. |
Alıntı:
ayet bu Vel canne halaknahu min kablu min naris semum. nerede ekektrik nerede maden nerede gama alfa beta. ışinlari, hangi kelimede geciyor bunlar? |
Alıntı:
وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَٓاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَد۪يدًا وَشُهُبًاۙ aynı şekilde hicr suresi 27. ayette ise semum ateşi için abdullah ahmet akgül kendi yorumunu katmıştır ve madenlerden bedenlerden geçici kavurucu ateş demiş razi tefsirinde semum şöyle anlatılmış, ----------------------- Semûm Tabiri Ayetteki "çok zehirleyici ateşten" deyimindeki "semûm kelimesi Arapça'da, çoğu zaman gündüz, ama bazan da gece olan yakıcı rüzgâr anlamındadır. Buna göre, bu sıcak rüzgârda ateş hararetiyle yüzü yalama ve duman bulunmaktadır. Nitekim, hadiste varid olduğuna göre bu, cehennemin alevleriyle insanı yalamasıdır. Bunun, çok ince ve şeffâf, lâtif olduğu için bedendeki gözeneklere, mesamata girmesi sebebiyle "semûm" diye isimlendirildiği de söylenilmiştir. Mesamat, insanın cildinde bulunan ve kendisinde ter ve karındaki nemin çıkmış olduğu görünmeyen gözeneklerdir. İbn Mesûd: "Bu semûm, Allahü teâlâ'nın, kendisiyle 'cânn"ı yaratmış olduğu semûmun yetmiş cüz'ûnden birisidir" demiş ve bu ayeti okumuştur. Eğer, "cânn'ın ateşten yaratılmış olması nasıl düşünülebilir?" denilirse, deriz ki: Bu bizim mezhebimize göre, açıktır ve zahirdir. Çünkü bize göre, bir hayatın olabilmesi için bir bünyenin, maddi bir vücudun olması şart değildir. Çünkü Allah "cevher-i ferdde" de, hayat ve ilmi yaratmaya muktedirdir. Aynı şekilde, sıcak bir cisimde hayat ve aklı yaratmaya kadirdir. Malesef günümüzde bu problemler ortaya çıktı eklemeli çıkarmalı mealler var, ve bu mealleri kullananlar dikkat etmiyor bu meali yazan kim ? güvenilir mi ? doğru mu çevirmiş ? Bu konu için bu kadar yoruma kaçmak doğru değil meal diyerek resmen tahrif edilmeye çalışılan ayetler var. |
Alıntı:
|
Benim belirtmeye çalıştığım nokta şu "asıl" Üstad'larım : Benzer bir tabirin bu konu ile ilgili bir araya gelmesi tesadüf müdür sizce ?
|
Alıntı:
|
Kur’an-ı Kerim’de cinlerle alakalı birçok ayet mevcuttur. Aynı kökten türeme olarak cinne, can ve cin kelimeleri geçmektedir. Can kelimesi iki yerde yılan (Neml 10, Kasas 31) beş yerde cin (Hicr 27, Rahman 15-39-56-74) anlamını ifade eder. Kur’anda on defa zikredilmiş olan cinne, beş yerde delilik (Araf 184, Müminün 25-70, Sebe 8-46) üç yerde cin topluluğu (Hud 119, Secde 13, Nass 6) olarak ifade edilir.
Kur’an’a göre cinlerin hususiyetleri şunlardır: *İnsanlardan evvel yaratılmışlardır. (Hicr, 27) *Ateşten yaratılmışlardır. (Zariyat 15, Hicr 26-27 , Rahman 15 ) *Peygamberlerin tebliğlerine muhatap olmuş mükellefiyet sahibi varlıklardır. (Ahkaf 30, Cin 1-14) *Kimileri mümin kimileri kafirdir. (Cin 2-11-15) *Mümin olanları cennete, kafir olanları cehenneme gidecektir. (Araf 179, Secde 13) *İnsanların bazılarını yoldan çıkarırlar (Enam 128) *İnsanlar cinleri göremediği halde cinler insanları görür (Araf 27) *Cinler evlenip çoğalabilirler. (Rahman 56, Kehf 50) *Cinler semadan haber almaya çalışmışlardır ancak muvaffak olamamışlardır. (Saffat 6-10, Hicr 16-18, Cin 8-10 ) Ragıp el- İsfahani nar ile nur kelimelerinin kökteş olduğunu ve aralarında semantik bağ olduğundan söz ederken, Makdisi bu iki kelimenin ‘’saydamlık’’ (letafet) ve ‘’aydınlık’’ manasında birleştiğine dikkat çekmiştir. Kur’an’da nar 8ateş) kelimesi çok kere cehennem ve azapla birlikte yer alır. Ayrıca Hicr suresi 27. Ayette ‘’cann’’ın yaratıldığı ateşle birlikte zikredilen ‘’semum’’ kelimesi Tur suresi 27. Ayette cehennemdeki bir azap türü bağlamında anılır. Buna mukabil nur (ışık ve aydınlık) kelimesi birçok ayette ‘’ilahi vahiy, bidayet, hidayet ve cennette müminlerin önlerini ve sağ-sol taraflarını aydınlatacak bir manevi ışık’’ manası taşır. (Ferra Me’ani’l-Kur’an, cilt 2 sayfa 849) Şahsen katılmamakla birçok fikrine iştirak etmemekle birlikte merhum Cafer İskenderoğlu’nun Enoch yayınlarından çıkan Rahman İsm-i Azam sırrı adlı kitabında Rahman suresi 15. Ayeti izah ederken bu bağlamda 154. Sayfada şu spekülatif ifadeleri yer almaktadır: ‘’Yabancı varlıklar olduğu gibi cin olarak adlandırdığımız o enerji varlıkların çoğu insanların Araf’ta kalmışlarının 16 hayatı içerisinde çok büyük ağır suçlar işleyip yeni bir hayatı kazanamayanların halleridir. Sünnetullah gereği 16 hayatı yaşamak zorunda olup enerji bedende kalanlardır ki toplumlar bu halleri algılamayıp geçmiş mitlerden de etkilenerek bunlara cin demişlerdir. Onlarda o arada kalanlarda şefaat beklerler. Onları doğruya yöneltmek doğru ilmi vermek, o hayattan kurtarıp yeni bir hayatta belki de beden alması için uğraşmak, onlara tekrar dini tebliğ etmek lazımdır. Bu enerji varlıklar da cin yani yabancı grubuna girer.’’ (not: sadece bilgi mahiyetinde yazdım ) Bir diğer spekülatif yazı Doğan Mirzaoğlu’nun ‘’DÖZLE GÖRÜLMEYEN METAFİZİK ALEM VE IŞINSAL VARLIKLAR CİNLER’’ adlı kitabının 95. Sayfasında : ‘’Metafizik alemin şuur ve akıl sahibi varlıkları olan cinler, elektrik enerjisinden ve ışığından rahatsız olurlar. İncelemelerim esnasında, cinlerin elektrik ışığı ve enerjisinin yoğun olduğu yerlere fazla rağbet etmediklerini tespit ettim. Kendi enerji yapılarıyla elektrik enerjisi arasında farklı frekanslar ve karşılıklı tesirler olduğunu gözledim. Bazen elektrik enerjisine müdahale ettiklerini, elektrik ışıklarını ve akımını frekans boyutuyla değiştirebildiklerini gördüm.’’(not: Bilgi mahiyetinde yazdım.) |
Alıntı:
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] birde forumda geçiyor şu ayna olayı.Cinler ve yahut şeytanların tersi yani aynada karşılığı Melek'ler dir. Ayna bizim de tersimizi yansıtır. Bizi olduğu gibi göstermez zaten.
|
Alıntı:
""cinlerin seytanlarin aynadaki tersi melek"" bunun delili ve ispati nedir? |
Alıntı:
|
Alıntı:
bu dediginin konuyla alakasi nedir anlayamadim? onceki soyledigin tersi mevzuunda ispatin nedir? ne demek aynada cinin seytanin tersi melektir bunu kim soyluyor? kaynağı nedir? |
Alıntı:
burada bahsettigin ters nedir? aynada neyi gormek istiyorsunda bizi tam gostermiyor, ayna sadece görüntuyu yansitir aynada melek, seytan yada cin goruntü veriyorlarmi? veya avamdan yani bizden ben melek seytan yafa cini gercek cismani goruntusuyle gorebilen var mi? |
Alıntı:
Ama benim kastetmek istediğim asıl mesele "tersine" göstermesi.Telefonun arka kamerası ile çekilen resminizde saçınızın yönüne bakın diyelim ki sağa doğru.Aynaya baktıgınızda sacınız sola dogru görünür.Yani ayna tersinizi yansıtır. Yani yoksa Aynada Ulvi yada Sufli varlıklar görünür direk demek istemedim. |
Alıntı:
baska formda duydugun okudugun enteresan fakat gercek olmayan bilgiyi paylasmak mesuliyettir, gercek olmayan bilgiyi okuyup buna inanan kisinin edindigi yanlis bilginin mesuliyeti o bilgiyi verene aittir, bir bilgi verirken ölcmeli tartmali ona gore soylenmelidir, hz. mevlananin agizdan cikan laf ile soyledigi sozu bu konuda çok manidardir |
Kur’an meleklerin ne zaman nasıl ve hangi unsurdan yaratıldığına dair sarih bir şey söylemez. Buna mukabil iki ayette ‘’cann’’ın-ki erken dönem tefsir kaynaklarında bu kelime ‘’cinlerin atası’’ ve veyahut ‘’İblis’’ diye tefsir edilmiştir. (Mukatil, Tefsir, 2.428; Taberi, Cami’ul-Beyan, 7.513. İbn Şecere’ye nisbet edilen bir yoruma göre ‘’can’’dan maksat genel olarak cinlerdir. Maverdi en-Nuket ve’l-‘Uyun, 3. 158) ‘’nar’’dan (ateş) yaratıldığından söz edilir. Hicr suresi 27. Ayette, ‘’Daha önce de cannı yakıp kavurucu ateşten yarattık’’ mealinde bir ifadeye yer verilir. Bu ayetteki ‘’min gabl’’ (daha önce) lafzı, ‘’cann’’ın insandan evvel yaratıldığını gösterir.
Cinlerin yaratıldığı ateşin mahiyetine işaret eden ‘’semum’’ kelimesi Arap dilinde ‘’sıcak rüzgar, samyeli’’ anlamına gelir. Bazı müfessirler ‘’nari’s-semum’’ terkibine ‘’dumansız veya alevli ateş’’ manası vermişlerdir. Bunun dışında ‘’semum’’un tıpkı zehir gibi ‘’dokuya işleyen aşırı derecede sıcak ateş’’ veya ‘’güneş, rüzgar veya ateşin aşırı derecede öldürücü sıcaklığı’’ anlamına geldiğinden de söz edilmiştir. (Zemahşeri el-Keşşaf 2. 390, İbn Adil, el-Lubab 11. 454) Öte yandan Rahman suresi 15. Ayette ‘’cann’’ın yaratıldığı ateş ‘’maric’’ diye nitelendirilmiştir. Bu ayetteki ‘’ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍۚ’’ Lafzına ‘’dumanla karışık alev’’, ‘’kırmızı, sarı, yeşil renklerin birbirine karıştığı alev’’, ‘’saf yalın ateş’’ gibi manalar yüklenmiştir. (Salebi Araisu’l-Mecalis sayfa 15) Fahreddin er-Razi bu son mana takdirinin daha isabetli olduğunu söylemiştir. (Fahru’d-Din er-Razi et-Tefsiru’l-Kebir, 29. 87) Bazı hadis rivayetlerinde meleklerin ışıktan (nur), cinlerin ateşten (nar) yaratıldığından söz edilmiştir. (Müslim ‘’Zuhd’’ 60; İbn Hanbel el-Musned 6.cilt sayfa 168) Salebi’nin naklettiği uzunca bir rivayette birinci kat gökteki meleklerin ateş ve rüzgardan, ikinci kat gökte ‘’Habib’’ diye isimlendirilen meleğin kısmen ateş, kısmen kardan yaratıldığı belirtilmiştir.(Sa’lebi Araisu’l-Mecalis sayfa 15) Hz. Peygamber, Hz. Ebu Bekr ve İbn Abbas’a isnat edilen çeşitli rivayetlerde ise meleklerin altı günlük yaratma sürecinin beşinci ve veya altıncı gününde (Perşembe ve Cuma ) yaratıldığı ifade edilmiştir. (Suyuti, ed-Durru’l-Mensur 7.cilt sayfa 314-316) Öte yandan sahabe Ebu’d-Derda’ya nispet edilen zayıf bir rivayette Allah’ın cinleri üç grup veya sınıf olarak yarattığı belirtilmiştir. Cinlerin ilk grubu yılan, akrep ve haşerat (haşaşu’l-arz) cinsindendir. İkincisi havadaki rüzgar gibi soyut latiftir. Üçüncüsü ise hesap ve ikaba muhatap olacak varlık türündendir. (Ebu Şuca Şiruye b. Şehredar ed-Deylemi, Firdevsu’l-Abbar, Fevvaz Ahmed-ez-Zemedi, Muhammed Mu’tasımbillah el-Bağdadi, Darul-Kitabi’l-Arabi ) Nur kelimesi Arap dilinde ‘’ışık, aydınlık’’ anlamı taşır. Kur’an’da ise daha ziyade vahyin aydınlığı veya insanların önünü aydınlatıp doğruyu ve hakikati görmelerini, hak ile batılı ayırt etmelerini sağlayan manevi ışık manasında kullanılmıştır. (Maide süresi 15. Ayet; İbrahim suresi 1. Ayet, Hadid suresi 9. Ayet; Teğabun süresi 8. Ayet) Dünyevi ve uhrevi olmak üzere iki tür nurdan söz eden Rağıb el-İsfahani’ye göre dünyevi nurda ikiye ayrılır. Birincisi akıl nuru ve Kur’an nuru gibi ilahi boyutlu olan ve ancak basiretle kavranan nur; ikincisi ise yıldızlar gibi aydınlık nesnelerden yayılan ve çıplak gözle algılanan nurdur. (Rağıp el-İsfahani, el-Mufredat sayfa 775) Allah’ın müminleri karanlıktan (zulümat) aydınlığa (nur) çıkardığını bildiren ayetlerdeki nur (Bakara suresi 257. Ayet ve Maide suresi 16. Ayet) kelimesi mecazi olarak ‘’iman’’ zulümat da ‘’küfür’’ diye açıklanmıştır. (Taberi, Cami’u’l-Beyan 3.cilt sayfa 23.; Ebu Hayyan, el- Bahru’l-Mubit 2.cilt sayfa 618) Nur muhtelif hadislerde de iman, hikmet ve namaz gibi manalarda kullanılmıştır. (Muslim ‘’Taharet’’ 1;İbn Mace ‘’İkamet’’ 186.) Hz. Peygamber’in, ‘’Allahım Kalbime gözüme kulağıma sağıma soluma üstüme altıma önüme arkama nur bahşet ve nur’umu artır.’’(Buhari, ‘’Daavat’’ 9 Muslim ‘’Salatu’l-Musafirin’’ 181,189) şeklinde duasında on kez geçen nur kelimesi bazı hadis şarihlerince-mecaz/istiare olarak-ilim ve hidayet diye açıklanmıştır. Müslüman tarihçi ve filozof Makdisi ise İbn İshak’ı referans göstererek Ehl-i Kitap geleneğinde meleklerin ateşten yaratıldığına inanıldığından söz etmiş ve bu arada ‘’nar’’ ile ‘’nur’’ dan yaratılış meselesinin ‘’Rahmet melekleri nurdan azap melekleri nardan yaratılmıştır’’ şeklinde bağdaştırılabileceğini belirtmiştir. (Makdisi el-Bed’ ve’t-Tarih cilt 1 sayfa 169) Meleklerin duman ve ateşten yaratıldığına dair Ehl-İ Kitap kültüründeki anlayışın İslami gelenekteki cinlerin yaratılışıyla ilgili telakillerle örtüştüğü söylenebilir; Kur’an’da meleklerin Adem’e secde ettiğini bildiren bir ayette (Kehf suresi 50. Ayet) ‘’İlla iblise kâne mine’l-cinn’’ (Ancak İblis secde etmedi; İblis cinlerdendi) ifadesiyle İblis istisna edilmiş ve buradaki istisnayı muttasıl (aynı cinsten olanlar arasında) kabul eden bazı müfessirler İblis’in melek olduğu fikrini benimsemişlerdir. Hatta Beğavi müfessirlerin büyük çoğunluğunca İblis’in meleklerden kabul edildiğini söylemiştir. (Beğavi, Me’alimu’t-Tenzil 1. Cilt sayfa 63. İbn Adil kelamcılar ile Mutezile’nin çoğunluğunca İblis’in meleklerden kabul edilmediğini belirtmiştir. (İbn Adil, el_Lubab 1. 540) Şii-İmami kelamcı Şeyh Müfid de Kehf suresi 50. Ayette ve konuyla ilgili rivayetlere istinaden İblis’in melek değil özellikle cin taifesinden olduğunu belirtmiş, bunun yanında tüm İmamiyye Şiası ve Mutrezile ve Ashab_ı Hadis’in ekserisinin bu görüşte olduğuna dikkat çekmiştir. Şeyh Müfid Ec-vai-lu’l-Makalat sayfa 133) İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayete göre İblis ‘’cin’’ diye isimlendirilen bir melek grubuna mensuptur. Bu melekler zehirli veya dumansız ateşten yaratılmıştır. İblis’in söz konusu melek grubuna mensubiyeti, onun cinlerden olmasını nefyetmez; çünkü Saffat suresi 158. Ayetteki (Müşrikler Allah ile cinler arasında nesep ilişkisi kurdular) ifadesinde ‘’cinne’’ (cinler) kelimesi ‘’melekler’’ anlamında kullanılmıştır. Sonuçta cin kelimesi ‘’göze görünmeyen’’ anlamı taşır ve bu anlamda melekler de cin kapsamındadır. (Fahru’d-Din er-Razi, et-Tefsiru’l-Kebir 21.cilt sayfa 116; İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’an, cilt 1 sayfa 77, İbn Adşil el-Lubab 7.cilt Tefsir kaynaklarında İblis ile melekler arasında ontolojik hısımlıkla ilgili olarak muhtemelen Ehl-İ Kitap kültürüne dayanan birçok görüş zikredilmiştir. Maverdi’nin Katade’den naklettiğine göre İblis ‘’cin’’ diye adlandırılan en üstün melekler sınıfına mensuptur. İbn Abbas’tan nakledilen başka bir rivayete göre İblis cennetin bekçileri arasında yer alan meleklerden biri olup dünya semasıyla ilgili işleri sevk ve idare etmekle de vazifelidir. Said b. Cübeyr’den nakledilen diğer bir rivayete göre ise İblis ateşten yaratılmış melekler zümresine dahildir. (Maverdi, en-Nuket ve’l-Uyun cilt 3 sayfa 314) Salebi İblis’in Süryanca’da ‘’Azazil’’, Arapçada ‘’Haris’’ diye adlandırıldığını başlangıçta cennetin bekçileri arasında yer aldığını dünyadaki meleklerin reisi olduğunu ve hem hilim açısından hem ilim açısından melekler arasında en üst düzeyde olduğunu zikretmiştir.) |
Ulvi varliklar her insana Görünmezler nefsi yenmek icap ederki ancak o zaman sana musahhar olunur. Suflilerde bu şart aranmaz istediği kişilere gorunebilirler. Ve o kişiye kötü şartlar öne sürerler. Allah korusun
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:45. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com