![]() |
Metafizik kavramına neden inanmalıyız
Stoacı bir birey olarak metafiziksel kavramlara inanmamaktayım. Aklen ve mantıken bana uymadığı için bu tarz kavramlara soğuk bakmaktayım. Bana bu konular hakkında inandırabilecek ve bilgi alış-verişi sağlayabilecek var mı?
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Bilim adamlari dusunceyi ruyayi hayali akletmeyi anlamayi başta bir beynin bolgesine beyindeki bi alana bagladilar sonra bu tez curutuldu arastirabilirsin kanitli seyler. Cocukken beyinden ismi sanirsam stent vb olan bir tedavi goren kisinin ilerde beyni eriyor su gibi oluyor sadece cevreleyen kisim kaliyor kafatasinin icinde ufak ince bi et dairesi farz et. Ama o insan kamu calisani evli 2 cocugu var ve dusunebiliyor sosyal medyada karsima cikti arastirmadigim delilsiz sey ile savunma yapmam, Bilimcilerin o bolge olmasa dusunemez dedikleri bolge adamda yok ama adam yasiyor ve aklediyor. Enerji vardir enerji yok edilemez sadece degistirilir. Ölüm asil baslangiçtir. Cogu bilim adami caktirmadan alttan alttan kurana ibadet etmekte dunyayi yoneten kuresel gucler bile islami engellemelerine ragmen kurandan bilgi ogrenmeye calisiyorlar. Bu et ve kemik bir imtihan vesilesi ile içine kalbe ruhun yerleştiği birşeydir. Rüya olsun nazar değmesi olsun illaki yasamissindir bunlar bile buyuk delil. Ama anlamayan anlamiyor Allah kulaga kalbe goze kilit vuruyor ayeti okuyup anlamasina ragmen reddedenler var. Sen metafizigi reddederek binlerce seyi reddetmis oluyorsun. |
Alıntı:
ayrica kimsenin kimseyi bir seye inandirmak icin mecburiyeti yok inanan inanir inanmayanda istedigine inanir felsefenin temelinde akil ve mantik vardir, her seyi akil ve mantikla çozmeye kalkmak ateizmi getirir ama İslam akil ve mantik dini degil, nakil dinidir teslimiyet dinidir o yuzden felsefecilere ve feylozoflara ters gelir |
Alıntı:
|
Alıntı:
Dediğiniz tez nasıl çürütüldüğü hakkında bilginiz var ise paylaşmanız çok makbule geçer. Bu beynin frontal lobunda gerçekleşen bir durum lateral prefrontal korteks(uyanıklık halinde düşünme ve görsel aktivitenin gerçekleştiği bölge) tarafından kontrol edilmektedir ve REM LPFK'nin inaktif olduğu bilinmektedir. Bundan bahsediyorsunuz galiba fakat bu durumda da o bölgeyi tetikleyen durumun rüya görürken, beyin sapındaki kolinerjik nöronların ateşleme yapmaya başlaması ve bunun da PGO (pontin-genikulat-oksipital) dalgaları denen elektriksel enerjinin düzensiz salınımını sonucu, dalgalar beyin sapından görsel korteksin içine doğru hareket ederek burayı rüyaların yaratılması için uyardığını da düşünebiliriz. Dediğiniz örneği yorum yapmak için araştırdım fakat bulamadım. Bulup atarsanız konu üzerine konuşabiliriz. Enerji hakkında haklısınız fakat ölüm konusu üzerine bu konu dışında konuşulabilir isterseniz. Dediğiniz şeyin herhangi bir gerekçesi bulunmadığından yorum yapmak mantıksız olur. İslamı engellemeleri hakkında yorum yaparsam yanlış olur farklı algılayabilirsiniz bunu istemem din karşıtı değilim. Rüya olayını yukarıdaki paragrafta anlattım. Nazar olayına pek sıcak bakmıyorum insan oğlu zaten kişisel hatalarını kabullenme konsusunda zorlanır ve bunu nazar karma vs. düşüncelere bağlayabilir. Bu konu hakkında yorum yapmak istemiyorum sizinde önyargılı davranıp bu çıkarımı bana anlatmanız da yorum yapmama sebebim yanlış anlama durumu söz konusu. İnanç kişisel bir durumdur. :) |
Alıntı:
Kesinlikle haklısınız. Kimse inandırmak için mecbur değildir ama bilgi alış verişi olmadan (yukarıda da belirtmişim) inanmak da zordur. Bu durumda bende bu konulara hakim olabileceğini ve en iyi bilgileri onların aktarabileceği bir siteye yazıyorum şu an. Çünkü sizler bu konuya inanan ve inanmak için sebebi olan insanlarsınız. İnanç sistemi kişiden kişiye göre değişir haklısınız. Akıl ve mantık düşüncenin getirdiği bir şeydir bu durumda zaten yaratıcıyı düşünce yoluyla tanımlamamız gerekir ki bu birçok dini kitapta da geçer. Bu da inancını ilk önce aklına ve mantığına uyumlu hale getirdikten sonra kalben inanca döner. good1 hymm |
Alıntı:
ben sana namazi nasil anlatayim? niye kılındığının izahini biz Allah CC emrettigi icin diye kabul ediyoruz aklimiz desteklediği icin degil, ben sana gusul abdestini nasil anlatayim? 1 organla yapilan islemin sonucunda belli uygulamalar ile niye banyo yaptigimizi anlatmak mümkün degil, yani agzina ve burnuna su cekmeden banyo yaparsan olmuyor, bu ağıza ve burnuna su çekmenin akıla mantikla bir alakasi yok. Allah CC bazi emirleri onun verdigi bir nimet olan akilla uyusmadigi icin bizde akil ve mantik 2. planda kalir her söyleminde akil ve mantik gibi deneysel ispat isteyen olguyu öne sürersen uyuşmak anlasmak ortak nokta bulmak mümkün degil , dediğim gibi bizim inancimiz. ÜST AKILA teslim olmaktır.. ayrica düşünce inanci şekillendirir hele inandigin pagan inanci gibi yaşamiyorsan o zaman o inanc sana perdedir.. |
Alıntı:
Klasik bilimin altında yatan temel varsayımların çoğuna son yıllarda meydan okunmuştur. Birçok bilim dalındaki ilerlemelerden ötürü eski varsayımlar yok olduğu için yeni varsayımlar bizi psişik etkiyle tamamen uyum içindeki bir dünya kavramına doğru götürmektedir. Bilimsel temellerdeki bu büyük değişikliğe çok az bilimadamı alaka göstermiştir ve kamuoyu bu değişikliğe dair hiçbir şey duymamıştır. Kendi bilim dalları üzerinde yoğun bir biçimde çalışan birçok bilimadamı bu dallardaki başlıca gizemli şeyler daha iyi anlaşıldıkça bilmeye değer her şeyi anlayacağımızı düşünmektedir. Birçok genetikçi ve moleküler biyolog, DNA’nın geri kalan gizemlerini çözdükçe sonunda Altın Çağ’a doğru yola çıkmış olacağımıza ve insan genomonunun haritası tamamıyla çıkarıldıktan sonra insan davranışlarını gerçekten de en temel düzeyde anlayacağımıza inanmaktadır. Bunun gibi, bir çok nörolog da beynin elektrokimyasal karmaşıklıklarını ortaya çıkardıkça şuurun doğasını nihayet anlayabileceğimizi ummaktadır. Bazı bilimadamlarına göre modern bilimin temelinde yatan metafizik hala oldukça iyi işlemektedir. Dünün süper bilgisayarlarının bugün evlere masaüstü kişisel bilgisayarları olarak ulaşabilmesini sağlayan teknolojilerin de kanıtladığı gibi, bilim görünürde hiçbir yıkılma belirtisi göstermemektedir. ÖYLEYSE bilimin temel varsayımlarını yeniden inceleme hayalini kurmak niye? Cevap, psi gibi bilimsel anomalilerin anlamındadır. Bir anomaliye dair kanıt çok olduğunda ve bu anomali mevcut bilimsel dünya görüşü tarafından kolaylıkla barındırılmadığında bu durumu ya gerçeğe dair varsayımlarımızın ya da çeşitli şeyleri nasıl anladığımıza dair varsayımlarımızın ya da her ikisinin de yanlış olduğu hakkında önemli bir ipucudur. Bu temel düzeydeki varsayımlar beklenti ve inancın çok kuvvetli dürtüleri olarak rol oynamaktadır ve gördüğümüz gibi neyi görmeyi umuyorsak sadece onu görürüz. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
stoa düsuncesinde gunah kavrami yoktur, ve bu düsunceyi ortaya koyan kisiye gore escinsellik normal bir seydir, kendisine escinseldir, bu eylemleri normal sayan bir düsuncenin kabul ettigi metafizik ile bizim metafizigimiz arasinda hic bir ortak yön olamaz... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu nedenle Descartes dünyayı ikiye böler bölmez o bunu bilmiyordu ama pozitivizm zarar görmüştü. Einstein’ın da madde ve enerjinin eşitliğini bulmasıyla materyalizm hakkında da şüphe duyulmaya başlandı. Sonraları, genel ve özel rölativite, kuantum mekaniği kaos teorisi ve dağıtıcı sistemler teorisi pozitivizmin mekanizmin determinizmin ve realizmin varsayımlarına zarar vermiştir. Bu varsayımlara gelişmekte olan biyoloji, psikoloji, sosyoloji ve tıptaki yeni görüşler de meydan okumuştur. Klasik bilimsel varsayımlar zihin-beden etkileşimlerinin, biyo-geri beslemenin ya da plasebo ilaç etkisinin nasıl işlediğini açıklamamaktadır. Düz akılcı mantık hakkında bile tüm temel varsayımlarımızı ne kadar kanıksamış olduğumuzu göstermek için şöyle bir senaryoyu hayal edin:’’Çiftlikteki hayvanları tüm ineklerin geçmelerinin yasaklanıp sadece atların geçmelerine izin verildiği bir kapıdan geçiriyorsunuz. Sonra da birinci kapıdan geçen atları, beyaz atların geçişini yasaklayan ve siyah atlara izin veren ikinci bir kapıdan geçiriyoruz. Mantık bize sadece siyah atların her iki kapıdan da geçeceğini söylemektedir. İşin tuhafı her iki kapıdan geçen hayvanların yarısının beyaz inekler olduğunu görüyoruz bu tamamen gülünç bir şeydir ve kuantum düzeyindeki dünyanın aslında bu şekilde işlemesi haricinde bu durum bir hata olarak görülecektir. Temel parçacıkların da siyah ve beyaz atlar ile renklerin ufak versiyonları gibi olduğunu varsayarsak hata etmiş oluruz. Psişik etkinin de sıradan algıların başka versiyonları olduğunu varsayarsak yine yanılabiliriz. Biyolojideki, klasik varsayımlarla açıklanamayan şu derin bir gizemi düşünün . Ortalama bir sinir hücresi %80 su ve yaklaşık yüz bin molekülden oluşur. Beyinde on milyon hücre var dolayısıyla 1015 Molekül vardır. Beyindeki her sinir hücresinin öteki beyin hücreleriyle ortalama on bin bağlantısı vardır ve her hücredeki molekül hayat boyunca on bin kez yenilenmektedir. Her gün yaklaşık bin hücre kaybederiz. Bu nedenle beyindeki hücrelerin toplam nüfusu on milyon azalarak yüz milyar kadar hücresel ilişki kaybedilmiş olur. P.A.Weiss’in da dediği gibi, ‘’Yine de öğelerin bu büyük nüfusundaki ayrıntı değişimlerine rağmen, temel davranış kalıplarımız birey olarak bütünleşik varlık hissimiz kendi kalıplarındaki tek biçimli sürekliliğini devam ettirir.’’ Maddelerin hepsi bu kalıpların yok olduğunu ifade eder ama yine de bu kalıplar varlığını hala sürdürmektedir. Kalıpları bir arada tutan madde değilse nedir? Bu soru mekanikçi, sadece maddeci bilim tarafından kolaylıkla cevaplanama maktadır. İngiliz filozof ve matematikçi Alfred North Whitehead, klasik ilkeler üzerine kurulmuş evrimsel felsefenin bile materyalizmin varsayımlarıyla tutarsız olduğunu ileri sürmektedir: ‘’Materyalist felsefenin içinden evrimleştiği ilk madde veya malzeme, evrimleşme becerisinden mahrumdur. Bu madde, zaten kendi özünde nihai maddedir. Maddeci teorideki evrim, maddenin parçaları arasındaki dış ilişkilerdeki değişikliklerin tanımlanmasına dair bir başka sözcük olma rolüne indirgenmiştir. Hiçbir şey evrimleşmemektedir, çünkü bir dizi dış ilişki bir başka dış ilişki kadar iyidir. Sadece ve sadece amaçsız ve gelişim göstermeyen değişiklik mevcut olabilir. Bu nedenle bu doktrin doğanın temelindeki organizma kavramını seslendirmektedir.’’ |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:08. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com