![]() |
insan hangi nefis mertebesinde oldugunu nasil bilir?
"Bir insan hangi nefis mertebesinde olduğunu nasıl bilir?
Bir de keşfi açık birinin size mesela 'Nefsi Raziye' mertebesine hazır olmadan geldiğiniz denirse, böyle bir şey mümkün müdür? Yani, siz elinizden geleni yapıyorsunuz ve mertebeler yükleniyor ama siz o mertebe daha hazır olmadan geldiğiniz için keşfiniz açılmıyor, ama yine de o mertebeye ulaşıyorsunuz. Lütfen bilen yazarsa sevinirim. Teşekkürler."mnks |
Cevapları bende merakla bekliyorum
|
Benimde çok merak ettiğim bir konudur mertebemizin yükseldiğini nereden anlarız
Teşekkürler konuyu açtığın için |
Alıntı:
Farkındalık ile bilir. Buda levvame de başlar. Emmarede olan insanlar fark edemezler çünkü açıkça günaha girebilecek insanlar gaflette oldukları için bunları perde etmişlerdir yani gaflet perdesi çekilmiştir. Keşfin açılması levvamenin bi üstünde görülebilir ise de levvamede de olabilir fakat keşif aslında çok önemli değildir önemli olan sapmadan , kararlılıkla ibadet taatlere devamlılık önemlidir. Keşfin kapanması halinde kişinin daha önemli sıkıntıya düşmesine neden olabilir. Kul ile Allah arasında 140 bin hicab perdesi bulunur. Bunun 70 bini zulmetten yani nefsani diğer 70 bini de nurani perdelerdir buna da ruh da olan perdeler denilebilir. Kişinin nefsani perdelerden tamamen sıyrılması mutmainne kapısına gelince olur. Keşif keramet hâlleri mulhimenin son evrelerinde sıklıkla görülmeye başlar. Bunlar da ruhtaki nurani perdelerdir. Kişi bunlara takılır kalırsa ilerleyemez. Kişi mutmainne hâline gelince, nefis ruha teslim olur. Aşağı hâllerin tümünde, az yada çok nefsin sözü geçer. Mulhimenin sonuna doğru nefsin gücü daha da azalır mutmainne hâli ise bir hakiki mürşid vasıtası ile mümkündür. Mürşid in de orada veya daha üstte bulunması gerekir. İnsana hazır olmadan, oraya geldiğinin denilmesi ya vesvesedir yada oradaki esintiden, oraya olan özlemdendir. Yani gerçek olamaz. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Idraki: (Rabbenâ zalemnâ enfüsena ve in lem tagfirlenâ ve terhâmnâ lenekünenne minel hasirin) (Süre7, âyet 23) Meâli: Ey rabbimiz biz nefislerimize zulmettik, eger sen bizi bagislamazsan ve bize merhamet etmezsen hüsrana ugrayanlardan oluruz. Hali: (ve ma uberriü nefsiy innennefse leemmaretün bissui ill& ma rahime rabbiy inne rabbi gafururrahim) (S.Yusuf, A.53) Meâli: Ben nefsimi temize gikarmak istemem, çünkü nefis daima kötülügü emredicidir. Megerki Rabbimin esirgedigi bir nefs ola, gerçekten Rabbim bagislayan ve esirgeyendir. Yasantisi: Haktan gafildir, kötülüge meyyaldir, isyan ve fenaligin menseidir, kötü ahlak sahibidir. Tabiati zulmani ve süflidir. Nefs-i emmarenin belirgin ahlak ve sifatlari sunlardir: Hirs, tama, sehvet, gadap, kendini begenme, emretme hirsi, zulmetme arzusu'dur Mürsidinin, Salik'e yaptigi bu telkinle zikre baslar, nurunu, sirrint ve halini müsahede edinceye kadar çalismasini sürdürür. Rengi: Gok ve kul rengi tonlarindadir. Mürsidinin himmeti, irsadidir. Seriat mertebesidir. Alıntı:
LEVVAME: Levm etmek; çekistirmek, zemmetmek, paylamak, serzenis telaslanmak, pismanlik duymak, anlamindadir. ZIKRI: "YA ALLAH" tir. Idraki: "fenada fiyzzûlümati en lã ilāhe illá ente sübhaneke inniy küntü minezzalimiyne" (Sûre 21, âyet 87) Meâli: "Karanliklar içinde "senden baska ilah yoktur, en münezzehsin, dogrusu ben zalimlerden oldum" diye niyaz etmisti". Hali: "I& uksimü biyevmil kiyameh ve l& uksimü binnefsil levvameh" (Sûre 75, ayet 1-2) Meâli: "Kiyamet gününe ve pismanhk çeken nefse emin ederim". Yasantisi: Nefs-i levvamenin biri emmareye, digeri de mülhimeye bakan iki yuzü vardir. ser kaynagidir, ham sofudur. Ehli hayvandir. Davul önünde oynar, kürsi dibinde aglar. Kendini begenmis olup, Nefs-i levvamenin belirgin ahlak ve sifatlari sunlardir; cehalet, hamlik, kizginhik, grybet, levm, çok yemek, seks'dir. "HAVF" ve "RECA" (korku ve ümit) arasinda yasar. Bu mertebeden kurtulup yükselmenin anahtan, "ya ALLAH c.c." ismi celali'dir. Mürsidinin, Salik'e yaptigi bu telkinle zikre baslar, nurunu, sirrint ve halini müsahede edinceye kadar çalismasini sürdürür. Rengi: Kizildir. Mürsidinin himmeti, irsadidir. Seriat mertebesidir. Alıntı:
Kalanı buradan okuyabilirsin; [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
Alıntı:
Bunu kendisi deyil, baska biri yorumluyor kesfi acik olan. Tabiki herkez Kamil mertebeye ulasmak ister. Ama bu dedigim gibi yorumlama baska birinin yorumlamasi kendisi bunu söylemiyor |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bunları okuyarak işte yerini tespite çalış, genelde zor anlarda belli eder gerçek yüzünü ferahken değil. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kardeş yetkiyi bilemem fakat kabiliyet farklı bir şey. Madem ki her isteyen hemen ulaşamıyor, biraz zor anlattığınıza göre... ;
Peki öyle olan kişilerin söylemeyeceğini düşünüyorsunuz da keşfi açık kişinin birine hazır olmadan öylesi bir hale geldiğini söylemeyeceğini neden düşünmüyorsunuz veyahut siz madem böylesi bir kimsenin keşfi açık olduğuna inanıyor iseniz, neden kuşku ediyorsunuz |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
İslam yurtlarının yoksullaştığı, hakikatlerine ters düşmenin ağrılarıyla vurulduğu bir gerçeklikte, İslam insanı olan insan-ı kâmilin ete kemiğe bürünüp yeniden hayata yürümesi adına Eşrefoğlu gibi pîrlerin kurucu olmaları gerekiyor. Zira onlara dert olmuş olan, bugün bize de dert olmuştur. Nasıl? Müzekki’n-Nüfus’un yazılmasını gerektiren halleri izah ederken konuşan Eşrefoğlu Hazretleri soruya cevap versin “Şimdi bize, fazlasıyla sülûk etmek gerekir. Zaman azdır, kardeşlerimizin halleri değişiyor. Azgınlık ve münafıklık çoğaldı, mürşid-i kâmile ve bunların sözlerine itibar kalmadı. Beyler zalim oldu; kadılar rüşvet yer, ilme uymaz, onu heveslerine alet ederler. Müderrisler fasık oldu; tefsir ve hadis medreselerde okutulmuyor. Fakih ve din ilmini bilenler azaldı. Vaizler dünya için vaaz verip para topluyor. İlmiyle bey, zabit ve halkın arasında rağbet görmeyen danişmendler şeyhlik yolunu tuttu, hileyle halkın elindekini kolaylıkla alıyorlar. Kendilerinde o haller varmış gibi, hakiki meşayihin ezberindeki sözleri meclislerde söylerler. Halka, ehl-i halk olarak görünüp mürit ve muhip edinirler. Birkaç talip toplayan, hakiki ârif elbisesini giydiğini sanıyor. Zikir meclislerinde kâmil insanlarmış gibi sessizce oturup riyayla başlarını sallarlar. Maksatları, halk içinde şöhret bulmaktır; “Bu şeyh bu asrın bir tanesidir.” dedirtmek istiyorlar. Bütün arzuları dünyadır, dünyevîliktir; etraftan elbise ve armağanların gelmesi…”Bu cümleler on beşinci yüzyılda kurulmuş. Yirmi birinci yüzyılda, bugün de bu cümleler kurulabilmekte. O halde şikâyete konu hallerin şifası için konuşmuş pîrler ve eserleri bir daha mikrofona çağrılmalıdır. Onları, doğup büyüdükleri mekânın libaslarıyla değil, bugünkü hayatın içinden geçirerek konuşturmak hayatîdir.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Keşif dediğinde mertebe mertebe en sütü ruhi olan keşif deniyor. Yani o seviyede olan dünyada varmı bilemem. Ama şunu anlaman lazım farz et keşfi açık 2 kişi var 1 i mezara bakar kabir azabını görür yada ordaki nuru görür diğeri bakar hiç birşey göremez burdan ne anlaman lazım işte Cenabu Rabbul Alemin sen kaç okkalık adamsan ona görede yük verir derece veriri bazende o dereceyide geri alır.Yani dımdızlak bıraktıklarıda var. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:04. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com