Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


ayasofyada boyut kapıları varmı?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.04.24, 13:24
ilme talip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 211
Forum Puanı: 135
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart ayasofyada boyut kapıları varmı?

youtube da bi kanalda metafizik varlıklardan dostları olduğunu söyleyen hoca ayasofyanın altında boyut kapıları olduğunu hatta tarsus kazısında da yıldız geçiti bulunduğunu söylüyor.bişi sorulduğu zaman mübarekler şöyle söylüyor diyor.Dedikleri doğru olabilirmi? verdiğim linkte 6.dakikada hüddamlarla ilgili konuşması var

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18.04.24, 15:02
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 1638
Etiketlendiği Mesaj: 563 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Raviyan-ı ahbar rivayet etmişlerdir ki Sultan Mehmed Han Ayasofya’da kılınan o ilk cuma namazından sonra bu mabedin gayrı bir cami olduğunu âleme ilan etmiş ve Ayasofya’nın yanına bir minare ve bir medrese yapılmasını emretmiştir. Ve kendi mülkü olan bu mabet için bir vakıf kurdurtmuş ve yine Ayasofya etrafındaki dükkânların gelirlerini Ayasofya’ya harcanması için vakfetmiştir ve kıyamete değin Ayasofya’nın cami olmasını vasiyet etmiştir. Ve yine anlatırlar ki o gün namazdan sonra Sultan Mehmed Han Ayasofya’nın rahibini çağırmış ve ondan Ayasofya ile ilgili bildiklerini sormuş, öğrenmiştir. Ve rahip dahi Ayasofya’daki kutsal emanetlerin olduğu odanın anahtarını Sultan Mehmed Han’a teslim etmiş ve bildiği ne varsa söylemiştir. Ve yine Sultan Mehmed Han rahipten yapılışından o güne değin Ayasofya’da her ne olmuşsa yazılmasını ve tez vakitte kendine sunulmasını emretmiştir. Ve işte o rahip, bütün gece düşünüp Osmanlı lisanını da bilen ve bu işte ehil olan birini buluvermiştir. Anlatanlar ve rivayet edenler bu zatın Kadmus isminde aslı Müslüman olan biri olduğunu ve büyük dedesinin doğu diyarından geldiği için de kendisine “Doğulu” manasına gelen ‘’Kadmus’’ isminin verildiğini söylemişlerdir. Ve bazıları bu Kadmus nam kâtibin Müslüman olduğunu beyan etmiş ve hatta birkaç zat onun Kadmus ismi ile sırlanmış Hızır olduğunu dahi rivayet etmişlerdir.Doğrusunu elbette ki Allah bilir...

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18.04.24, 16:38
ilme talip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 211
Forum Puanı: 135
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Raviyan-ı ahbar rivayet etmişlerdir ki Sultan Mehmed Han Ayasofya’da kılınan o ilk cuma namazından sonra bu mabedin gayrı bir cami olduğunu âleme ilan etmiş ve Ayasofya’nın yanına bir minare ve bir medrese yapılmasını emretmiştir. Ve kendi mülkü olan bu mabet için bir vakıf kurdurtmuş ve yine Ayasofya etrafındaki dükkânların gelirlerini Ayasofya’ya harcanması için vakfetmiştir ve kıyamete değin Ayasofya’nın cami olmasını vasiyet etmiştir. Ve yine anlatırlar ki o gün namazdan sonra Sultan Mehmed Han Ayasofya’nın rahibini çağırmış ve ondan Ayasofya ile ilgili bildiklerini sormuş, öğrenmiştir. Ve rahip dahi Ayasofya’daki kutsal emanetlerin olduğu odanın anahtarını Sultan Mehmed Han’a teslim etmiş ve bildiği ne varsa söylemiştir. Ve yine Sultan Mehmed Han rahipten yapılışından o güne değin Ayasofya’da her ne olmuşsa yazılmasını ve tez vakitte kendine sunulmasını emretmiştir. Ve işte o rahip, bütün gece düşünüp Osmanlı lisanını da bilen ve bu işte ehil olan birini buluvermiştir. Anlatanlar ve rivayet edenler bu zatın Kadmus isminde aslı Müslüman olan biri olduğunu ve büyük dedesinin doğu diyarından geldiği için de kendisine “Doğulu” manasına gelen ‘’Kadmus’’ isminin verildiğini söylemişlerdir. Ve bazıları bu Kadmus nam kâtibin Müslüman olduğunu beyan etmiş ve hatta birkaç zat onun Kadmus ismi ile sırlanmış Hızır olduğunu dahi rivayet etmişlerdir.Doğrusunu elbette ki Allah bilir...
ilk defa sizden duydum ilginçmiş

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18.04.24, 16:18
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,747
Forum Puanı: 10718
Etiketlendiği Mesaj: 5412 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
ilme talip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
youtube da bi kanalda metafizik varlıklardan dostları olduğunu söyleyen hoca ayasofyanın altında boyut kapıları olduğunu hatta tarsus kazısında da yıldız geçiti bulunduğunu söylüyor.bişi sorulduğu zaman mübarekler şöyle söylüyor diyor.Dedikleri doğru olabilirmi? verdiğim linkte 6.dakikada hüddamlarla ilgili konuşması var

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
dilin kemiği yok,konuş konusabildigin kadar, sanki ayasofyanin altini gezdi gördu,
boyut kapisi nedir, nasıl oluyor, kim açiyor bunlari biliyormu?

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18.04.24, 16:42
ilme talip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 211
Forum Puanı: 135
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
dilin kemiği yok,konuş konusabildigin kadar, sanki ayasofyanin altini gezdi gördu,
boyut kapisi nedir, nasıl oluyor, kim açiyor bunlari biliyormu?
zaten yasaklı yerlerden geçiş ben bir seferinde yasaklı olan kapıya gittim delikten baktığımda dehlizleri gördüm tren yolu gibi ve bazı işaretler gördüm hoca zaten metafizik istihbarattan haber alıyomuş ama hadimler hüddamlar illaki müslüman olmak zorunda değil dediği bir cümleye rastladıktan sonra şüphelendim kendisinden

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 18.04.24, 16:29
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 1638
Etiketlendiği Mesaj: 563 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Raviyan-ı ahbar şöyle anlatmışlardır ki Ayasofya nam bu ulu mabet, aynı mekânda yapılan üçüncü mabettir ve dahi bugüne değin âlemde ondan daha büyük ve haşmetli bir mabet yapılmamıştır. Öyledir ki görenlerin hayreti arşa dayanmış, uzak diyarlardan hangi dine inanmış olurlarsa olsunlar bu mabedin namını işitenler sırf onu görmek için şehirlerin ecesi Konstantiniyye’ye gelmiş, göremeyenler onun ismine şiirler söylemiş, hikâyeler anlatmış ve efsaneler dillendirmişlerdir. Hâsılı onu görmezden evvel âlemde ismi yayılmış ve Çin’den Hind’e, Roma’dan Asya içlerine kadar Konstantiniyye dendiği vakit akla evvel bahiste Ayasofya gelmiştir. Ayasofya’nın ilk yapılış tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte rivayet edenler söylemişlerdir ki İsa’nın doğumundan üç yüz altmış sene sonra ocak ayında Konstantiniyye’nin kurucusu Doğu Roma Kralı Konstantinos, Hz. İsa’nın dinini kabul edip de putlara tapmaktan vazgeçince memleketinin her yanında kiliseler yaptırmış ve devletinin merkezi olarak seçtiği Konstantiniyye’yi yeni Roma olarak inşa ettirip buraya büyük bir kilise bina etmeye azmetmiştir. Ve o kral zamanında başlanan kilise inşaatı, oğlu Konstantius zamanında ve otuz dört senede tamamlanmış ve “Megale Eklessia” yani Büyük Kilise ismiyle adlandırılmıştır. Hâlen dahi duvarlarındaki taşlara kazınmış bu isim okunmaktadır. Bu mabet şimdiki Ayasofya kadar büyük ve haşmetli olmamakla beraber o vaktin en büyük kiliselerinden olduğu anlatılmıştır. Zira Konstantiniyye’yi yeni Roma olarak hayal eden ve öyle inşa eden kralın Roma kiliselerine hem büyüklüğü ve hem de kutsiyeti ile rakip olsun diye cihanın dört bir yanından Hz. İsa dininin kutsal emanetlerini getirip de bu mabede sırladığı anlatılmaktadır.Lakin bu büyük mabet çok uzun yaşayamamış İsa’dan sonra dört yüz dört senesinde çıkan bir büyük ayaklanmada harap olmuş ve topyekûn yıkılmıştır. Bir vakit böyle harap kalan mabet Kral II. Theodosios zamanında dört yüz on beş senesinde yeniden o eski mabedin kalıntıları üzerine büyük kısmı ahşaptan olmak üzere yapılmış ve kutsanarak yeniden ibadete açılmıştır. Amma! Yine bu mabedin talihi yâver gitmemiş çok uzun yaşayamamıştır. Anlatanlar söylemişlerdir ki o vakitte yaşayanlar içinde İsa dinine inananlar ve puta tapanlar arasında sonu gelmez ve amansız bir düşmanlık vardır. İşte öyle hâllerden birinde Ayasofya’nın hemen karşısındaki hipodrom denen yerde bu iki grup arasında bir çatışma çıkmış ve neticesinde “Nika İsyanı” diye anlatılan bir isyan vuku bulmuştur. Öyle kanlı ve yıkıcı bir isyan olmuştur ki bir saatin içinde beş bine yakın insan öldürülmüştür. Ve bu azgın güruh gözü dönmüş hâlde Ayasofya’ya saldırmış ve o gün hem Ayasofya hem Aya İrini kiliselerini hem de kralın sarayını ateşe vermişler de kül eylemişlerdir. Sene İsa’dan sonra beş yüz otuz ikidir. Ve böylece ikinci kez inşa edilen Ayasofya dahi yanmış, yıkılmış ve kül olmuştur. O vaktin kralı Justinianus hem zorlukla bu isyanı bastırmış ve hem de bu isyancıların aman dilemelerine bakmadan ve acımadan onları cezalandırarak kendi kudretini perçinlemiştir. Bilenler ve görenler şöyle anlatmıştır ki görünürde Ayasofya’yı helak eden bu isyan esasında asıl ve büyük Ayasofya’nın inşasına vesile olmuş ve bu yangının küllerinde işte bugünkü o ulu mabet doğmuştur.İşte bu kral için derler ki o vaktin en büyük ve en kudretli kralıdır. Ve işte bugünkü ulu mabet Ayasofya o kral zamanında yapılmış ve bugüne değin bir sütun gibi ayakta kalmıştır. İmdi buraya değin yazılanlar bu ulu mabedin ilk ve ikinci yapısı hakkında daha ziyade kulaktan kulağa anlatılıp da gelenler ve söylenenlerdir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 18.04.24, 16:58
ilme talip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.04.24
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 211
Forum Puanı: 135
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Raviyan-ı ahbar şöyle anlatmışlardır ki Ayasofya nam bu ulu mabet, aynı mekânda yapılan üçüncü mabettir ve dahi bugüne değin âlemde ondan daha büyük ve haşmetli bir mabet yapılmamıştır. Öyledir ki görenlerin hayreti arşa dayanmış, uzak diyarlardan hangi dine inanmış olurlarsa olsunlar bu mabedin namını işitenler sırf onu görmek için şehirlerin ecesi Konstantiniyye’ye gelmiş, göremeyenler onun ismine şiirler söylemiş, hikâyeler anlatmış ve efsaneler dillendirmişlerdir. Hâsılı onu görmezden evvel âlemde ismi yayılmış ve Çin’den Hind’e, Roma’dan Asya içlerine kadar Konstantiniyye dendiği vakit akla evvel bahiste Ayasofya gelmiştir. Ayasofya’nın ilk yapılış tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte rivayet edenler söylemişlerdir ki İsa’nın doğumundan üç yüz altmış sene sonra ocak ayında Konstantiniyye’nin kurucusu Doğu Roma Kralı Konstantinos, Hz. İsa’nın dinini kabul edip de putlara tapmaktan vazgeçince memleketinin her yanında kiliseler yaptırmış ve devletinin merkezi olarak seçtiği Konstantiniyye’yi yeni Roma olarak inşa ettirip buraya büyük bir kilise bina etmeye azmetmiştir. Ve o kral zamanında başlanan kilise inşaatı, oğlu Konstantius zamanında ve otuz dört senede tamamlanmış ve “Megale Eklessia” yani Büyük Kilise ismiyle adlandırılmıştır. Hâlen dahi duvarlarındaki taşlara kazınmış bu isim okunmaktadır. Bu mabet şimdiki Ayasofya kadar büyük ve haşmetli olmamakla beraber o vaktin en büyük kiliselerinden olduğu anlatılmıştır. Zira Konstantiniyye’yi yeni Roma olarak hayal eden ve öyle inşa eden kralın Roma kiliselerine hem büyüklüğü ve hem de kutsiyeti ile rakip olsun diye cihanın dört bir yanından Hz. İsa dininin kutsal emanetlerini getirip de bu mabede sırladığı anlatılmaktadır.Lakin bu büyük mabet çok uzun yaşayamamış İsa’dan sonra dört yüz dört senesinde çıkan bir büyük ayaklanmada harap olmuş ve topyekûn yıkılmıştır. Bir vakit böyle harap kalan mabet Kral II. Theodosios zamanında dört yüz on beş senesinde yeniden o eski mabedin kalıntıları üzerine büyük kısmı ahşaptan olmak üzere yapılmış ve kutsanarak yeniden ibadete açılmıştır. Amma! Yine bu mabedin talihi yâver gitmemiş çok uzun yaşayamamıştır. Anlatanlar söylemişlerdir ki o vakitte yaşayanlar içinde İsa dinine inananlar ve puta tapanlar arasında sonu gelmez ve amansız bir düşmanlık vardır. İşte öyle hâllerden birinde Ayasofya’nın hemen karşısındaki hipodrom denen yerde bu iki grup arasında bir çatışma çıkmış ve neticesinde “Nika İsyanı” diye anlatılan bir isyan vuku bulmuştur. Öyle kanlı ve yıkıcı bir isyan olmuştur ki bir saatin içinde beş bine yakın insan öldürülmüştür. Ve bu azgın güruh gözü dönmüş hâlde Ayasofya’ya saldırmış ve o gün hem Ayasofya hem Aya İrini kiliselerini hem de kralın sarayını ateşe vermişler de kül eylemişlerdir. Sene İsa’dan sonra beş yüz otuz ikidir. Ve böylece ikinci kez inşa edilen Ayasofya dahi yanmış, yıkılmış ve kül olmuştur. O vaktin kralı Justinianus hem zorlukla bu isyanı bastırmış ve hem de bu isyancıların aman dilemelerine bakmadan ve acımadan onları cezalandırarak kendi kudretini perçinlemiştir. Bilenler ve görenler şöyle anlatmıştır ki görünürde Ayasofya’yı helak eden bu isyan esasında asıl ve büyük Ayasofya’nın inşasına vesile olmuş ve bu yangının küllerinde işte bugünkü o ulu mabet doğmuştur.İşte bu kral için derler ki o vaktin en büyük ve en kudretli kralıdır. Ve işte bugünkü ulu mabet Ayasofya o kral zamanında yapılmış ve bugüne değin bir sütun gibi ayakta kalmıştır. İmdi buraya değin yazılanlar bu ulu mabedin ilk ve ikinci yapısı hakkında daha ziyade kulaktan kulağa anlatılıp da gelenler ve söylenenlerdir.
demekki hristiyanların özel ilgisi burdan geliyor.Bahsettiğiniz bu yangınlar aynı şekilde kapalı çarşınında başına gelmiş ezoterik örgütler buralarda ayin yaparken büyük yangına sebep olmuşlar.bu örgütlerin kapalı çarşıda bulunan gizli biryerindeki enerjiden faydalandıkları düşünülüyor hatta cevahir bedesteninde gümüş eşyalar satan bir dükkanda sadece orda çalışanların bildiği gizli bir geçit varmış asırlardır korunan bu geçitte farklı bir zamana açılan boyut kapısı ve enerji olduğu düşünülüyormuş orada çalışanlara kur'anın üzerine el bastırıyolarmış kimselere söylememeleri için, söyliyenin cezası ise ölümmüş.

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 18.04.24, 17:39
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: 20.02.20
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 1,934
Forum Puanı: 573
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
ilme talip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
youtube da bi kanalda metafizik varlıklardan dostları olduğunu söyleyen hoca ayasofyanın altında boyut kapıları olduğunu hatta tarsus kazısında da yıldız geçiti bulunduğunu söylüyor.bişi sorulduğu zaman mübarekler şöyle söylüyor diyor.Dedikleri doğru olabilirmi? verdiğim linkte 6.dakikada hüddamlarla ilgili konuşması var

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
HavasOkulu kanalını takip et orada sanırım Spotify’daydı olması lazım bu konu.

Diğer kimseler hakkında yorum yapamam tanımıyorum da bu abiler tanıdık en azından güven problemi yaşamazsın rahatça dinle.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 18.04.24, 18:10
Garip1isi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 21.02.24
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 1,805
Forum Puanı: 1104
Etiketlendiği Mesaj: 48 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
twennywann Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
HavasOkulu kanalını takip et orada sanırım Spotify’daydı olması lazım bu konu.

Diğer kimseler hakkında yorum yapamam tanımıyorum da bu abiler tanıdık en azından güven problemi yaşamazsın rahatça dinle.
Abi çok uzun anlatıyor ya keşke daha kısa olsa

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 18.04.24, 18:13
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: 20.02.20
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 1,934
Forum Puanı: 573
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Garip1isi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Abi çok uzun anlatıyor ya keşke daha kısa olsa
Atlaya atlaya en kötü

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yedinci boyut Yafes Astral Seyahat 9 13.09.23 12:01
ÜÇÜNCÜ BOYUT: ( Bulunduğumuz Boyut ) Yafes Astral Seyahat 2 12.10.18 19:33
ikinci boyut (içgüdüleriyle hareket eden varlıklar) Yafes Astral Seyahat 1 12.10.18 19:29
Birinci boyut (ilkel varlıklar boyutu) Yafes Astral Seyahat 0 12.10.18 01:39
Boyutlar hakkında (genel) Yafes Astral Seyahat 0 12.10.18 01:33


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 13:15.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com