Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Vefk yapılmaya başlarken tutup tutmayacağı bilinirmi

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26.05.24, 13:29
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Ayy Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yanlış anlamayın beni yaptırdığım kişi para talep etmedi yada başından benden para pazarlığına da girmedi gerekirse para almam dedi. Yapan kişi eğer Allâh kaderde yazmışsa olur yoksa ben kendimi minareden atsam yine de olmaz dedi. Doğru biz bunları allah izin versin duamız kabul olsun diye yaptırıyoruz. Vefk zaten etkili dua değilmi. Rabbim bizim kaderimizi yazdı ama dua kaderi değiştiri diye hadis de var yani Rabbim isterse olmayacak olur. Amacımız duamız kabul olsun diye yapıyoruz. Rabbim izin vermezse zaten ne yaparsak yapalım olmaz ama Rabbim izin verecek oldumu çektiğimiz besmele bile vesile olur.

Değerli kardeşim vefk ya da Tılsım kullanımı başka dinlerde de var bize has bir durum değil. Bazıları Osmanlıda kullanıldı falan diyor da birçok tarih kitabında Osmanlıda tanzimata kadar kadınlardan sadece evlat edinmek için istifade edildiğini eşcinselliğin çok yaygın olduğu belirtilir. Yani her miras efdal olmaz.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26.05.24, 14:09
 
Üyelik tarihi: 17.08.23
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 643
Forum Puanı: 1169
Etiketlendiği Mesaj: 125 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Değerli kardeşim vefk ya da Tılsım kullanımı başka dinlerde de var bize has bir durum değil. Bazıları Osmanlıda kullanıldı falan diyor da birçok tarih kitabında Osmanlıda tanzimata kadar kadınlardan sadece evlat edinmek için istifade edildiğini eşcinselliğin çok yaygın olduğu belirtilir. Yani her miras efdal olmaz.

Dediğiniz gibi vef tılsım ve birçok farklı uygulama başka dinlerde inanç sistemlerinde de var. Hak dinin Hz ademden bu yana var olduğunu her gelen toplulukta bozulma değişmeler neticesinde Allah'ın yeni bir peygamberler göndererek hak dine yönlendirdiği için bu işlemlerde namaz gibi ibadetlerin izleride değişim bozulmaya ugrasada diğer dinlerde görülebiliyor. Nasıl ki dinin esasları dahi bozulmaya uğrayınca Allah yeni bir peygamberle emirler göndermiş bu ilimlerde hangi din ve ekol içinde olursa olsun çok fazla tahribata uğradığından amacından ve yolundan sapmış olabiliyor. Bu nedenle uygulayan kim olursa olsun işlemin kendisi emirlere ters olabiliyor, dediğiniz gibi her miras efdal olmuyor. Kıymetli hocam mesajın sonunda da bahsettiğiniz gibi Osmanlı deyince kimileri kesinlikle hata yapma ihtimali yok her yaptığı doğru diye bakarken( ki evliyaların daha hataya düştüğü bilinsede) kimileri de ozellike itibarsizlastirma çabası içinde olabiliyor. Bu konuda onerebileceginiz tarafsız olabilecek kaynak varmıdır.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26.05.24, 14:19
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sparrow Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dediğiniz gibi vef tılsım ve birçok farklı uygulama başka dinlerde inanç sistemlerinde de var. Hak dinin Hz ademden bu yana var olduğunu her gelen toplulukta bozulma değişmeler neticesinde Allah'ın yeni bir peygamberler göndererek hak dine yönlendirdiği için bu işlemlerde namaz gibi ibadetlerin izleride değişim bozulmaya ugrasada diğer dinlerde görülebiliyor. Nasıl ki dinin esasları dahi bozulmaya uğrayınca Allah yeni bir peygamberle emirler göndermiş bu ilimlerde hangi din ve ekol içinde olursa olsun çok fazla tahribata uğradığından amacından ve yolundan sapmış olabiliyor. Bu nedenle uygulayan kim olursa olsun işlemin kendisi emirlere ters olabiliyor, dediğiniz gibi her miras efdal olmuyor. Kıymetli hocam mesajın sonunda da bahsettiğiniz gibi Osmanlı deyince kimileri kesinlikle hata yapma ihtimali yok her yaptığı doğru diye bakarken( ki evliyaların daha hataya düştüğü bilinsede) kimileri de ozellike itibarsizlastirma çabası içinde olabiliyor. Bu konuda onerebileceginiz tarafsız olabilecek kaynak varmıdır.
Ahmet Yaşar Ocak öneririm, Emrah Safa Gürkan çok önemserim. Ayrıca Yılmaz Öztüna okunabilir. İlaveten İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Yalçın Küçük ihtiyatla okunabilir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26.05.24, 15:39
 
Üyelik tarihi: 17.08.23
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 643
Forum Puanı: 1169
Etiketlendiği Mesaj: 125 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Ahmet Yaşar Ocak öneririm, Emrah Safa Gürkan çok önemserim. Ayrıca Yılmaz Öztüna okunabilir. İlaveten İsmail Hakkı Uzunçarşılı. Yalçın Küçük ihtiyatla okunabilir.
Teşekkür ederim hocam, okuma listeme ekleyeyim.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26.05.24, 15:53
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sparrow Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Teşekkür ederim hocam, okuma listeme ekleyeyim.
[Tanzimat Dönemine kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı. Zengin güçlülerin hepsinin bir ‘’oğlan’’ sevgilisi vardı. Oğlanlara ‘’divan’’ yazarlardı.; kadın ise sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu değişimi Mısırlı prenseslerle başladı. Mehmet Ali ve yerini alan oğulları öylesine bir zenginlik ve modernite yarattı ki, prensler ve prensesler, İstanbul’a akın ettiler; Boğaz kıyısındaki yalılar, önceleri ‘’Sahilhane’’ deniyordu, bunun tanıklarıdırlar. Şimdi yıkıp yıkıp otel yapıyoruz, bir zamanlar, Boğazı süsleyen yalıların pek çoğu, bir Mısırlı prens ve prensesin adını taşıyordu; tabii sadece Boğaz’la sınırlı değiliz, Heybeli Ada’da ‘’Abbas Halim Paşa Mahallesi’’ olduğunu dahi biliyoruz. Abbas Halim’i şimdi yalnızca Mehmet Akif’in ‘’hamisi’’ olarak hatırlıyoruz; Sabetayist mi araştırmak durumundayız amma kesin mason idi. Mehmet Ali’nin torunudur.
Mısırlı prensesler araba sefalarını mendil düşürmeleri, göz süzmelerini Osmanlı prensleri ve paşazadelere öğrettiler; Sultan Mecit zamanında sefaret davetleri başlamıştı ki ilk kez sefaret davetlerine giden paşazadelerin sadece çubuk tüttürdüklerini ve arkalarından sefaretlerin havasını temizlemek için üç gün pencereleri açtıklarını anılardan öğreniyoruz. Kırım Savaşı sırasında, İstanbul’a akın eden İngiliz kızlarının tertipledikleri balolar, bunlara eklendi. Florence Nightingale bu hastanelerde ortaya çıktı hep dolaşıyordu efsanesi İstanbulludur.] (Abbas Halim Paşa Köşkler, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi sayfa 8: Kitap adı: ÇÖKÜŞ yazan: Yalçın Küçük Mızrak Yayınları 1. Baskı 2010 sayfa 114)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26.05.24, 16:35
 
Üyelik tarihi: 17.08.23
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 643
Forum Puanı: 1169
Etiketlendiği Mesaj: 125 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[Tanzimat Dönemine kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı. Zengin güçlülerin hepsinin bir ‘’oğlan’’ sevgilisi vardı. Oğlanlara ‘’divan’’ yazarlardı.; kadın ise sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu değişimi Mısırlı prenseslerle başladı. Mehmet Ali ve yerini alan oğulları öylesine bir zenginlik ve modernite yarattı ki, prensler ve prensesler, İstanbul’a akın ettiler; Boğaz kıyısındaki yalılar, önceleri ‘’Sahilhane’’ deniyordu, bunun tanıklarıdırlar. Şimdi yıkıp yıkıp otel yapıyoruz, bir zamanlar, Boğazı süsleyen yalıların pek çoğu, bir Mısırlı prens ve prensesin adını taşıyordu; tabii sadece Boğaz’la sınırlı değiliz, Heybeli Ada’da ‘’Abbas Halim Paşa Mahallesi’’ olduğunu dahi biliyoruz. Abbas Halim’i şimdi yalnızca Mehmet Akif’in ‘’hamisi’’ olarak hatırlıyoruz; Sabetayist mi araştırmak durumundayız amma kesin mason idi. Mehmet Ali’nin torunudur.
Mısırlı prensesler araba sefalarını mendil düşürmeleri, göz süzmelerini Osmanlı prensleri ve paşazadelere öğrettiler; Sultan Mecit zamanında sefaret davetleri başlamıştı ki ilk kez sefaret davetlerine giden paşazadelerin sadece çubuk tüttürdüklerini ve arkalarından sefaretlerin havasını temizlemek için üç gün pencereleri açtıklarını anılardan öğreniyoruz. Kırım Savaşı sırasında, İstanbul’a akın eden İngiliz kızlarının tertipledikleri balolar, bunlara eklendi. Florence Nightingale bu hastanelerde ortaya çıktı hep dolaşıyordu efsanesi İstanbulludur.] (Abbas Halim Paşa Köşkler, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi sayfa 8: Kitap adı: ÇÖKÜŞ yazan: Yalçın Küçük Mızrak Yayınları 1. Baskı 2010 sayfa 114)

Şu kadar yazının düşündürdüğü; Kafamızdaki kalıpları bırakıp, olduğu gibi gorebilsek ne genmisi ne şimdide kimseye fazladan kutsiyet yahut onyargiyla kesin hüküm vermeden olduğu gibi kabul edip yanlışını doğrusunu gorebilsek her şey daha kolay olacak gibi. Ama insan tarihi dahi mevcut görüşleri çerçevesinde filtreliyor yanlış kendi benimsedigi tarafta ise hasıraltı ediliyor. bu da siyasetten inanca her alanda özü kavramak değil kendi görüşünü mukemmel ve haklı hissedip kutuplaşmaya neden oluyor.bu şekilde her yönünü anlatan yazılar kişileri zamanı değil özü kavramak yanlısı doğruyu ayırmak için çok önemli bence.Okuyacak öğrenilecek çok şey var sağolun hocam.

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 26.05.24, 17:12
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[Tanzimat Dönemine kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı. Zengin güçlülerin hepsinin bir ‘’oğlan’’ sevgilisi vardı. Oğlanlara ‘’divan’’ yazarlardı.; kadın ise sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu değişimi Mısırlı prenseslerle başladı. Mehmet Ali ve yerini alan oğulları öylesine bir zenginlik ve modernite yarattı ki, prensler ve prensesler, İstanbul’a akın ettiler; Boğaz kıyısındaki yalılar, önceleri ‘’Sahilhane’’ deniyordu, bunun tanıklarıdırlar. Şimdi yıkıp yıkıp otel yapıyoruz, bir zamanlar, Boğazı süsleyen yalıların pek çoğu, bir Mısırlı prens ve prensesin adını taşıyordu; tabii sadece Boğaz’la sınırlı değiliz, Heybeli Ada’da ‘’Abbas Halim Paşa Mahallesi’’ olduğunu dahi biliyoruz. Abbas Halim’i şimdi yalnızca Mehmet Akif’in ‘’hamisi’’ olarak hatırlıyoruz; Sabetayist mi araştırmak durumundayız amma kesin mason idi. Mehmet Ali’nin torunudur.
Mısırlı prensesler araba sefalarını mendil düşürmeleri, göz süzmelerini Osmanlı prensleri ve paşazadelere öğrettiler; Sultan Mecit zamanında sefaret davetleri başlamıştı ki ilk kez sefaret davetlerine giden paşazadelerin sadece çubuk tüttürdüklerini ve arkalarından sefaretlerin havasını temizlemek için üç gün pencereleri açtıklarını anılardan öğreniyoruz. Kırım Savaşı sırasında, İstanbul’a akın eden İngiliz kızlarının tertipledikleri balolar, bunlara eklendi. Florence Nightingale bu hastanelerde ortaya çıktı hep dolaşıyordu efsanesi İstanbulludur.] (Abbas Halim Paşa Köşkler, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi sayfa 8: Kitap adı: ÇÖKÜŞ yazan: Yalçın Küçük Mızrak Yayınları 1. Baskı 2010 sayfa 114)
yazida adi gecen yazar yalcın küçük , kızil yalçın küçükse gecmise düsman dine düsman komünist inancsız yalcin küçuktur, osmanliyi sadece payitaht sanan ve tum zenginleri sapiklikla suclayan bir yaziya inanmak biraz güc bir durum,
( osmanlida oğlancilik vardi ama her zengini bu statüye koymak akilci bir yaklaşım değil)

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 26.05.24, 17:31
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
yazida adi gecen yazar yalcın küçük , kızil yalçın küçükse gecmise düsman dine düsman komünist inancsız yalcin küçuktur, osmanliyi sadece payitaht sanan ve tum zenginleri sapiklikla suclayan bir yaziya inanmak biraz güc bir durum,
( osmanlida oğlancilik vardi ama her zengini bu statüye koymak akilci bir yaklaşım değil)
Ben her yazardan istifade ederim ayrıca yazdıklarımı tevsik eden başka belgelerde malikim. Karl Marksı'da okurum ben okuma hastası bir adamım sen beni tanımadığın için kapasitemi bilemezsin. zaten isim ve soyadımda zaman içinde bazı tashihler oldu adminden izin al gerçek isim ve soyadımı sana bildireyim. google gir Bartın Özel Tip cezaevi ülkücü kahramanları diye ismim çıkar.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27.05.24, 06:20
 
Üyelik tarihi: 05.05.24
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 337
Forum Puanı: 851
Etiketlendiği Mesaj: 8 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[Tanzimat Dönemine kadar, Türk erkekleri, kadını sevmeyi ve kadına âşık olmayı bilmiyorlardı. Zengin güçlülerin hepsinin bir ‘’oğlan’’ sevgilisi vardı. Oğlanlara ‘’divan’’ yazarlardı.; kadın ise sevmek için değil çocuk doğurmak içindir, anlayış buydu değişimi Mısırlı prenseslerle başladı. Mehmet Ali ve yerini alan oğulları öylesine bir zenginlik ve modernite yarattı ki, prensler ve prensesler, İstanbul’a akın ettiler; Boğaz kıyısındaki yalılar, önceleri ‘’Sahilhane’’ deniyordu, bunun tanıklarıdırlar. Şimdi yıkıp yıkıp otel yapıyoruz, bir zamanlar, Boğazı süsleyen yalıların pek çoğu, bir Mısırlı prens ve prensesin adını taşıyordu; tabii sadece Boğaz’la sınırlı değiliz, Heybeli Ada’da ‘’Abbas Halim Paşa Mahallesi’’ olduğunu dahi biliyoruz. Abbas Halim’i şimdi yalnızca Mehmet Akif’in ‘’hamisi’’ olarak hatırlıyoruz; Sabetayist mi araştırmak durumundayız amma kesin mason idi. Mehmet Ali’nin torunudur.
Mısırlı prensesler araba sefalarını mendil düşürmeleri, göz süzmelerini Osmanlı prensleri ve paşazadelere öğrettiler; Sultan Mecit zamanında sefaret davetleri başlamıştı ki ilk kez sefaret davetlerine giden paşazadelerin sadece çubuk tüttürdüklerini ve arkalarından sefaretlerin havasını temizlemek için üç gün pencereleri açtıklarını anılardan öğreniyoruz. Kırım Savaşı sırasında, İstanbul’a akın eden İngiliz kızlarının tertipledikleri balolar, bunlara eklendi. Florence Nightingale bu hastanelerde ortaya çıktı hep dolaşıyordu efsanesi İstanbulludur.] (Abbas Halim Paşa Köşkler, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi sayfa 8: Kitap adı: ÇÖKÜŞ yazan: Yalçın Küçük Mızrak Yayınları 1. Baskı 2010 sayfa 114)
Abi öncelikle selamun aleyküm şimdi şöyle bi durum var Türk kültüründe her zaman kadına bir deger vardı eski orta asyada göktürkler uygurlar selçuklu vb vb bu kültürde kadına büyük hürmet eşe büyük hürmet vardı eşlerine han ım derlerdi buda benim han yani yöneticim anlamına gelirdi eş baş üstünde taşınırdı orta asya türklerinde osmanlıdada bu böyleydi kadına anneye saygı vardı bu aksine mısırda ise ilk kadın firavun başa geldigi zaman çatırdamalar halk arasında kabullenmeme dönemleri olmuştur nitekimki ilk kadın firavun çok fazla dayanamamıştır mısırda kölelik sistemi oldugu için erkek kadın farketmeksizin soylular ve digerleri alt üst kademe sistemi var soylu sınıfındaki kadınlar istedikleri gibi hareket edip istedikleri gibi at koşturabiliyorlardı kadın degil soylu oldukları için göz önüne çıkmıştır osmanlıdan farkı mısırda kadınında tahta çıkma hakkı vardı ama bizim islami şerhe göre kadının yönetici olumasına iyi gözle bakılmıyor onun dışında osmanlıda farklı inançda kişiler barınabilyordu hiçbir ayrımcılık görmeden ama antik mısırda öyle bi dünya yok asıl osmanlıdaki problem şu oldu ne zamanki batılılaşmaya çalıştı tanzimattla gitti fransız hukukunu aldı dikte etti büyük çöküş ozaman başladı zaten osmanlı medeniyetin zirvesindeydi o dönem hem insan hakları hem inanç özgürlükleri hem kadına saygı anlamında şeriatı müthiş derecede uyguluyordu osmanlı tanzimat öncesi ve sonrası olarak degerlendirilmeli

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27.05.24, 08:26
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
osman100 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Abi öncelikle selamun aleyküm şimdi şöyle bi durum var Türk kültüründe her zaman kadına bir deger vardı eski orta asyada göktürkler uygurlar selçuklu vb vb bu kültürde kadına büyük hürmet eşe büyük hürmet vardı eşlerine han ım derlerdi buda benim han yani yöneticim anlamına gelirdi eş baş üstünde taşınırdı orta asya türklerinde osmanlıdada bu böyleydi kadına anneye saygı vardı bu aksine mısırda ise ilk kadın firavun başa geldigi zaman çatırdamalar halk arasında kabullenmeme dönemleri olmuştur nitekimki ilk kadın firavun çok fazla dayanamamıştır mısırda kölelik sistemi oldugu için erkek kadın farketmeksizin soylular ve digerleri alt üst kademe sistemi var soylu sınıfındaki kadınlar istedikleri gibi hareket edip istedikleri gibi at koşturabiliyorlardı kadın degil soylu oldukları için göz önüne çıkmıştır osmanlıdan farkı mısırda kadınında tahta çıkma hakkı vardı ama bizim islami şerhe göre kadının yönetici olumasına iyi gözle bakılmıyor onun dışında osmanlıda farklı inançda kişiler barınabilyordu hiçbir ayrımcılık görmeden ama antik mısırda öyle bi dünya yok asıl osmanlıdaki problem şu oldu ne zamanki batılılaşmaya çalıştı tanzimattla gitti fransız hukukunu aldı dikte etti büyük çöküş ozaman başladı zaten osmanlı medeniyetin zirvesindeydi o dönem hem insan hakları hem inanç özgürlükleri hem kadına saygı anlamında şeriatı müthiş derecede uyguluyordu osmanlı tanzimat öncesi ve sonrası olarak degerlendirilmeli
Kardeşim konu uzadı sana cevap yazmazsam saygısızlık olur düşüncesiyle yazıyorum. Amacım koca Osmanlıyı zem etmek değil lakin hataları da teslim etmek. Kabusname, 15. yüzyılın ilk yarısında Mercimek Ahmet tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve taşıdığı büyük “önemden” dolayı, dönemin hükümdarı ikinci Murat’a sunulmuş Ģ.Edebiyat bilgini Orhan ġaik Gökyay tarafından yıllar önce “Devlet kitapları”serisinden yayınlanan Kabusname’nin sözkonusu 15. bölümü, bugünün diliyle şöyle: Birçok yazı varda kısalttım en müstehcen olmayanı nı yazmaya çalıştım.
“…Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni ise soğuktur, kışın iki soğuk vücudu kurutur…”
Türk mizah sanatının en eski örneklerinden sayılan Nasreddin Hoca öykülerinin yüzyıllar öncesinden kalan ilk versiyonlarında, ana tema cinselliktir. (ağırlıklı eşcinsellik) Nasreddin Hoca üzerine çalışan araştırmacılar, ilk dönem öykülerindeki cinselliği halk düşünce ve felsefesinin gerçekçi ve sınırlama konmamış bir ürünü olarak niteliyorlar. Bu şekilde öykülerin kaydedildiği ve 16. yüzyıldan kaldığı sanılan elyazmalarından biri, Hollanda’nın Groningen Üniversitesi Kitaplığı‘nda (Cod.Gron. a g 8) saklanıyor. Yazmada bulunan 75 öyküden bir kısmı, cinsellikle ilgili. Metin ilk kez, K.R.F. Burill tarafından bilimsel bir dergide, orijinal dili ve bugünün Türkçesi’ne uyarlamasıyla birlikte yayınlanmıştı (Archivum Ottomanicum, Tomus II, Anno 1970). Günümüzde de rahatça anlaşılabilecek bir dille yazılmış olan bu fıkraları burada edebimden dolayı zikredemem.
Osmanlı döneminde yazılan ve cinsellikten en serbest biçimde_ sözeden kitaplardan biri de, “Dafiu’l-Gumum ve Rafiu’l-Humûm”. Yani, “Gamları Defeden ve Kaygıları Kaldıran Kitap”.Yazan, Gazali. Asıl adı Mehmed ama döneminde “Deli Birader” diye anılmış. Şehzade Korkud’a ithaf ettiği ünlü eseri “Gamları Defeden ve Kaygıları Kaldıran Kitap”, yedi fasıldan meydana geliyor ve fihristiş öyle:Birinci fasıl: Nikâhlı kadınların faziletlerini yazar, cinsel ilişkinin faydalarını bildirir.i kinci fasıl: Kulampara dostların ve zanpara biraderlerin arasında olan tartışmayı anlatır.Üçüncü fasıl: Servi boylu erkek çocukların ve lâle yanaklı dilberlerin sohbetlerinin hoşluğuna işarettir. Böyle yedi fasıl devam eder.
Böyle çok hikaye varda yazmaya müsait değil

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Çalışan Bir Vefk Nasıl Yapılır Havas Yolcusu Vefk & Tılsım 11 16.07.26 05:44
Vefki herkes yapabilir mi El Yiğit Vefk & Tılsım 1 04.10.24 15:44
Vefk yazdım neden çalışmadı? Drogo Vefk & Tılsım 11 19.04.23 03:51
Vefk Neden Tutmaz ? Och Havas Dersleri 6 30.10.20 23:56
Vefk nedir? HavasHoca Vefk & Tılsım 6 30.10.17 01:52


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:11.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com