Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Allah'ın haberi sıfatlarından olan el, yüz, göz sıfatlarını nasıl algılamalyız ?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.07.24, 23:06
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 13.03.24
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 658
Forum Puanı: 1155
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Allah'ın haberi sıfatlarından olan el, yüz, göz sıfatlarını nasıl algılamalyız ?

Hayırlı geceler herkese.Allah'ın haberi sıfatlarından olan vech (yüz) ayn(göz) yed(el) gibi sıfatlarını nasıl algılamalıyız ? Sünni kelamcılar örneğin Allah'ın ''el'' sıfatını Rabbimizin şanına yakışır şekilde ''Allah'ın gücü'' şeklinde yorumlamışlardır.Buna benzeyen yorumları vardır alimlerimizin.Hanbeli ve ehli hadis alimleri ise yanlış yorum yapmasınlar diye yorum yapmaktan kaçınmışlardır.

Peki biz nasıl algılamalıyız?

1)Örneğin Allah'ın ''el'' sıfatındaki el bizimkine benzeyen bir organ mı ?

2)İnsandaki ilim ve akıl sınırlı olduğu için bizim bu sıfatları yorumlamaktan kaçınmalı mıyız ?

3)Bu sıfatları mecazi anlamda mı algılamalıyız ? Örneğin Allah'ın göz sıfatıyla bütün her şeyi görmesi gibi

Not : Bu konu biraz derin sanırım forumdaki bilgili arkadaşlarımızdan,hocalarımızdan bu konu ile ilgili bilgilerinden istifade etmek istiyorum.Sanırım konu biraz tartışmaya açık ama kendi kanaatimce Allah'ın eli,gözü,yüzü olduğunu bizdeki sınırlı irade,ilim ve akıl ile algılayamayız.Ancak Rabbimizin herşeyin hakimi,herşeyin onun elinde olduğunu,rabbimizin herşeyi gördüğünü sınırlı aklımız ve irademiz ile algılayabiliriz.Bir yanlışım varsa düzeltirseniz çok mutlu olurum.Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03.07.24, 23:23
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 27.02.23
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 2,302
Forum Puanı: 1913
Etiketlendiği Mesaj: 110 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Bu yazılanların köken olarak hepsi aynı kapıya çıkıyor.

Peygamber Efendimiz s.a.v min buyurduğu gibi : Allahın yedi kudret Eli..

Yani Allahın gücü tasarrufu ..
Gören göz yada Allahın nuru... gibi..


✔️Fetih Sûresi 10. Ayet ;
Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03.07.24, 23:36
Üye
 
Üyelik tarihi: 26.07.22
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 97
Forum Puanı: 1464
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
JustMention Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayırlı geceler herkese.Allah'ın haberi sıfatlarından olan vech (yüz) ayn(göz) yed(el) gibi sıfatlarını nasıl algılamalıyız ? Sünni kelamcılar örneğin Allah'ın ''el'' sıfatını Rabbimizin şanına yakışır şekilde ''Allah'ın gücü'' şeklinde yorumlamışlardır.Buna benzeyen yorumları vardır alimlerimizin.Hanbeli ve ehli hadis alimleri ise yanlış yorum yapmasınlar diye yorum yapmaktan kaçınmışlardır.

Peki biz nasıl algılamalıyız?

1)Örneğin Allah'ın ''el'' sıfatındaki el bizimkine benzeyen bir organ mı ?

2)İnsandaki ilim ve akıl sınırlı olduğu için bizim bu sıfatları yorumlamaktan kaçınmalı mıyız ?

3)Bu sıfatları mecazi anlamda mı algılamalıyız ? Örneğin Allah'ın göz sıfatıyla bütün her şeyi görmesi gibi

Not : Bu konu biraz derin sanırım forumdaki bilgili arkadaşlarımızdan,hocalarımızdan bu konu ile ilgili bilgilerinden istifade etmek istiyorum.Sanırım konu biraz tartışmaya açık ama kendi kanaatimce Allah'ın eli,gözü,yüzü olduğunu bizdeki sınırlı irade,ilim ve akıl ile algılayamayız.Ancak Rabbimizin herşeyin hakimi,herşeyin onun elinde olduğunu,rabbimizin herşeyi gördüğünü sınırlı aklımız ve irademiz ile algılayabiliriz.Bir yanlışım varsa düzeltirseniz çok mutlu olurum.Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.
Selamın Aleyküm dostum. Allah en doğrusunu bilir.

Vech sıfatı nereye bakarsanız beni görürsünüz demek olabilir.
Göz ise sürekli yarattıklarımı bilirim,görürüm demek olabilir.
El ise herşeye gücünün yettiği manasına gelebilir. Bunlar bana çağrıştırdığı şeyler. Ben Rabbimin bana verdiği akılla yorum yaptım. Rabbim en doğrusunu bilendir.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03.07.24, 23:44
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3263
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

sevgili kardeşim Allah, mekandan ve zamandan münezzeh olduğu gibi, mahlukata benzemekten de münezzehtir. Sonsuz olan Allah'a yer, zaman ve yaratılmışlara benzer özellikler vermek uluhiyete aykırıdır.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03.07.24, 23:48
Üye
 
Üyelik tarihi: 26.07.22
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 97
Forum Puanı: 1464
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
TEBRİZ-İ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sevgili kardeşim Allah, mekandan ve zamandan münezzeh olduğu gibi, mahlukata benzemekten de münezzehtir. Sonsuz olan Allah'a yer, zaman ve yaratılmışlara benzer özellikler vermek uluhiyete aykırıdır.
Amenna ve Saddakna Rabbim Mekandan ve zamandan münezzehtir.Nerede ararsak oradadır.O demez mi ben insana şah damarından daha yakınım diye.

Bir diğer husus ise güzel kardeşim. Vahdet-i Vücud hakkında ne düşünüyorsun?

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04.07.24, 00:03
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Zû Tuvâ •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3263
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Hburakk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Amenna ve Saddakna Rabbim Mekandan ve zamandan münezzehtir.Nerede ararsak oradadır.O demez mi ben insana şah damarından daha yakınım diye.

Bir diğer husus ise güzel kardeşim. Vahdet-i Vücud hakkında ne düşünüyorsun?
değerli kardeşim Tevhîdin tasavvuftaki nihâî noktası vahdet-i vücûddur Vahdet-i vücûd, gerçek varlık birdir, o da Hakk’ın varlığıdır. O’ndan başka hakîkî vücûd sâhibi bir varlık, O’ndan başka “kâim bi-nefsihî” bir vücûd mevcûd değildir. Diğer varlıkların vücûdu O’nun vücûduna nisbetle yok hükmündedir. Çünkü onların varlıkları O’nun varlığına bağlıdır. “Lâ mevcude illa hu” (Ondan başka mevcut yoktur.)

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 04.07.24, 00:13
Üye
 
Üyelik tarihi: 26.07.22
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 97
Forum Puanı: 1464
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
TEBRİZ-İ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
değerli kardeşim Tevhîdin tasavvuftaki nihâî noktası vahdet-i vücûddur Vahdet-i vücûd, gerçek varlık birdir, o da Hakk’ın varlığıdır. O’ndan başka hakîkî vücûd sâhibi bir varlık, O’ndan başka “kâim bi-nefsihî” bir vücûd mevcûd değildir. Diğer varlıkların vücûdu O’nun vücûduna nisbetle yok hükmündedir. Çünkü onların varlıkları O’nun varlığına bağlıdır. “Lâ mevcude illa hu” (Ondan başka mevcut yoktur.)
Değerli kardeşim burada bahsetmek istediğim nokta "Vech sıfatı nereye bakarsanız beni görürsünüz demek olabilir."
yazımdı. Tam olarak bunu düşünerek bu konuya değinmiştim. Selametle

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 04.07.24, 04:49
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
JustMention Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayırlı geceler herkese.Allah'ın haberi sıfatlarından olan vech (yüz) ayn(göz) yed(el) gibi sıfatlarını nasıl algılamalıyız ? Sünni kelamcılar örneğin Allah'ın ''el'' sıfatını Rabbimizin şanına yakışır şekilde ''Allah'ın gücü'' şeklinde yorumlamışlardır.Buna benzeyen yorumları vardır alimlerimizin.Hanbeli ve ehli hadis alimleri ise yanlış yorum yapmasınlar diye yorum yapmaktan kaçınmışlardır.

Peki biz nasıl algılamalıyız?

1)Örneğin Allah'ın ''el'' sıfatındaki el bizimkine benzeyen bir organ mı ?

2)İnsandaki ilim ve akıl sınırlı olduğu için bizim bu sıfatları yorumlamaktan kaçınmalı mıyız ?

3)Bu sıfatları mecazi anlamda mı algılamalıyız ? Örneğin Allah'ın göz sıfatıyla bütün her şeyi görmesi gibi

Not : Bu konu biraz derin sanırım forumdaki bilgili arkadaşlarımızdan,hocalarımızdan bu konu ile ilgili bilgilerinden istifade etmek istiyorum.Sanırım konu biraz tartışmaya açık ama kendi kanaatimce Allah'ın eli,gözü,yüzü olduğunu bizdeki sınırlı irade,ilim ve akıl ile algılayamayız.Ancak Rabbimizin herşeyin hakimi,herşeyin onun elinde olduğunu,rabbimizin herşeyi gördüğünü sınırlı aklımız ve irademiz ile algılayabiliriz.Bir yanlışım varsa düzeltirseniz çok mutlu olurum.Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.
Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın yüzü (vechullah), eli (yedullah), gelmesi (mecî’), arşın üstünde oturması (istivâ) gibi açık manaları itibariyle Yüce Allah’a nisbet edilemeyecek bazı ayetler vardır. İslami literatürde “müteşâbihât” denen bu ifadeler birden çok manaya geldiğinden âlimler tarafından yorumlanmışlardır. Bu ayetlerdeki teşbihler Kur’ân dilinin edebî yapısından kaynaklandığı kadar ilahi kelâmın insana hitap etmesinden, dilin anlatım imkânlarıyla sınırlı olmasından ve insanın anlayacağı şekilde ifadelendirilerek indirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tür ifadelerden bazıları şunlardır: “Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir” (Fetih süresi ayetler 8-10), “Her şey yok olacaktır, yalnızca celâl ve ikram sahibi Allah’ın yüzü kalacaktır” (Rahman suresi ayetler 26-27), “Rahmân arşa istivâ etti/oturdu” (Tâhâ suresi ayet 5), “Rabbin geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman” (Fecr suresi ayet 22). Haberî sıfatlar hususunda muhafazakâr âlimler yorum yapmaktan kaçınmış “keyfiyeti/nasıllığı bilinmeksizin” ifadesini kullanarak ayetlerdeki manaları olduğu gibi kabul etmişlerdir. Ancak İslâm coğrafyasının genişlemesinin ve farklı milletlerden pek çok kimsenin Müslüman olmasının tesiriyle insanların ayetleri yanlış yorumlamasına meydan bırakmamak için belli sınırlarda yorumlar yapılmıştır. Örneğin “Allah’ın yüzü” ifadesi Allah’ın varlığı anlamında; “Allah’ın eli” Allah’ın kudreti anlamında anlaşılmış, “Allah’ın arşa istivâ etmesi” ise Allah’ın melekûtu/yönetimi olarak açıklanmıştır. Nitekim Türkçemizde de benzer ifadeler kullanmakla beraber kelimelerin açık anlamlarını kastetmeyiz. “Senin yüzünden bunlar oldu!” dediğimizde kastettiğimiz “senin varlığın sebebiyle” demektir. “Belediye başkanı koltuğuna oturdu” dediğimizde “Başkan görevinin başına geçti” demek isteriz. Tevrat ve İncil’in zamanla tahrif edilmesi neticesinde Allah’ın insan biçimli (antropomorfist) bir tasvirle anlatıldığına şahit oluyoruz. Tevrat’ta yorulup dinlenen (Tekvin 1/2), cennette gizlenen (Tekvin 3/8), pişman olan (Çıkış 32/14), kıskanan (Çıkış 20/6) bir Tanrı’dan söz edilirken Hristiyanlıkta da Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğu inancı etrafında örülen ve tevhidi ortadan kaldıran bir ilah tasavvuru söz konusu olmuştur. Kur’ân’da Allah Teâlâ ile ilgili ifadelerin hiçbirisi Müslümanlar tarafından böylesi bir tahrife uğratılmamış, O’nun şanına yakışmayan benzetmeler yapılmamıştır. Âl-i İmrân suresinin 7. ayetinde müteşâbih ifadelerin ardına düşenlerin kalplerinde eğrilik olduğu (iyi niyetli olmadıkları) bildirilmiş, bu ayetlerin manasını Allah’ın bilebileceği belirtilerek ilimde derinleşenlerin de bu konuya dalmayan, (söylenenlere) iman eden insanlar olduğunu bildirilmiştir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 04.07.24, 10:36
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 13.03.24
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 658
Forum Puanı: 1155
Etiketlendiği Mesaj: 10 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın yüzü (vechullah), eli (yedullah), gelmesi (mecî’), arşın üstünde oturması (istivâ) gibi açık manaları itibariyle Yüce Allah’a nisbet edilemeyecek bazı ayetler vardır. İslami literatürde “müteşâbihât” denen bu ifadeler birden çok manaya geldiğinden âlimler tarafından yorumlanmışlardır. Bu ayetlerdeki teşbihler Kur’ân dilinin edebî yapısından kaynaklandığı kadar ilahi kelâmın insana hitap etmesinden, dilin anlatım imkânlarıyla sınırlı olmasından ve insanın anlayacağı şekilde ifadelendirilerek indirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tür ifadelerden bazıları şunlardır: “Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir” (Fetih süresi ayetler 8-10), “Her şey yok olacaktır, yalnızca celâl ve ikram sahibi Allah’ın yüzü kalacaktır” (Rahman suresi ayetler 26-27), “Rahmân arşa istivâ etti/oturdu” (Tâhâ suresi ayet 5), “Rabbin geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman” (Fecr suresi ayet 22). Haberî sıfatlar hususunda muhafazakâr âlimler yorum yapmaktan kaçınmış “keyfiyeti/nasıllığı bilinmeksizin” ifadesini kullanarak ayetlerdeki manaları olduğu gibi kabul etmişlerdir. Ancak İslâm coğrafyasının genişlemesinin ve farklı milletlerden pek çok kimsenin Müslüman olmasının tesiriyle insanların ayetleri yanlış yorumlamasına meydan bırakmamak için belli sınırlarda yorumlar yapılmıştır. Örneğin “Allah’ın yüzü” ifadesi Allah’ın varlığı anlamında; “Allah’ın eli” Allah’ın kudreti anlamında anlaşılmış, “Allah’ın arşa istivâ etmesi” ise Allah’ın melekûtu/yönetimi olarak açıklanmıştır. Nitekim Türkçemizde de benzer ifadeler kullanmakla beraber kelimelerin açık anlamlarını kastetmeyiz. “Senin yüzünden bunlar oldu!” dediğimizde kastettiğimiz “senin varlığın sebebiyle” demektir. “Belediye başkanı koltuğuna oturdu” dediğimizde “Başkan görevinin başına geçti” demek isteriz. Tevrat ve İncil’in zamanla tahrif edilmesi neticesinde Allah’ın insan biçimli (antropomorfist) bir tasvirle anlatıldığına şahit oluyoruz. Tevrat’ta yorulup dinlenen (Tekvin 1/2), cennette gizlenen (Tekvin 3/8), pişman olan (Çıkış 32/14), kıskanan (Çıkış 20/6) bir Tanrı’dan söz edilirken Hristiyanlıkta da Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğu inancı etrafında örülen ve tevhidi ortadan kaldıran bir ilah tasavvuru söz konusu olmuştur. Kur’ân’da Allah Teâlâ ile ilgili ifadelerin hiçbirisi Müslümanlar tarafından böylesi bir tahrife uğratılmamış, O’nun şanına yakışmayan benzetmeler yapılmamıştır. Âl-i İmrân suresinin 7. ayetinde müteşâbih ifadelerin ardına düşenlerin kalplerinde eğrilik olduğu (iyi niyetli olmadıkları) bildirilmiş, bu ayetlerin manasını Allah’ın bilebileceği belirtilerek ilimde derinleşenlerin de bu konuya dalmayan, (söylenenlere) iman eden insanlar olduğunu bildirilmiştir.
Allah razı olsun hocam,kafamdaki bu soruyuda sizin sayenizde çözmüş oldum

Güzel hocam gününüz hayrolsun hepsini detaylı olarak araştırdım sizin yazdığınız bu yazıyı detaylıca okudum not aldım defterime.Yalnız sizi rahatsız etmiyorsam bir sorum daha var hocam.Allahın haberi sıfatlarından olan ''gelmesi'' kelimesini biraz daha açıklayabilirmisiniz.Şuan tek sorum o kaldı şimdiden Allah sizden razı olsun

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07.07.24, 10:28
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
JustMention Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun hocam,kafamdaki bu soruyuda sizin sayenizde çözmüş oldum

Güzel hocam gününüz hayrolsun hepsini detaylı olarak araştırdım sizin yazdığınız bu yazıyı detaylıca okudum not aldım defterime.Yalnız sizi rahatsız etmiyorsam bir sorum daha var hocam.Allahın haberi sıfatlarından olan ''gelmesi'' kelimesini biraz daha açıklayabilirmisiniz.Şuan tek sorum o kaldı şimdiden Allah sizden razı olsun
Allah’ın gelmesi yakınlığı/yaklaşması:
‘’Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir zira yaklaşırım. Kim bana bir zira yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.’’(Buhari, Tevhid, 15,43; Müslim, Zikr, 3,18,19,21)
‘’Kulum, nafilelerle bana yaklaştıkça ben onu severim. Onu sevdiğimde işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse ona veririm. Bana sığınırsa onu korurum.’’(Müsned VI. 256)
Özellikle ikinci hadisle ilgili olarak mecaz ve kinaye tespiti yapılmak suretiyle müşkil çözülebilmektedir. Burada Allah’ın ibadetlerle kendisine yaklaşan kulunun işiten kulağı ve gören gözü olması ifade edilmektedir. İbn Hacer ‘’Allah2ın kulak ve gözü nasıl olur?’’ şeklindeki bir soruya çeşitli tevillerin yanısıra bu ifadenin kula yardım ve onu teyid etmekten murad ve kinaye olduğunu söyleyerek müşkili gidermeye çalışmıştır.’’ (İbn Hacer, 13. 146) Ayni de İbn Hacer’le aynı kanaattedir. (Ayni, Umde, 19, 49)
Şarihlerimiz kısaca hadisi böyle ele almışlar, ancak olayı seven sevgi ve sevgili içerisinde ele alanlarda vardır. İbn’l-kayyım bunlardan biridir. Sözü ona bırakalım.
Müminin kalbi bu dereceye vardığı zaman, kendisine yakınlık ve beraberlik tablosu açılır ve Allah (cc)’ın kendisi ile birlikte semaları üzerinde, arşı üzerinde, mahlukatından uzak, yaratma ve emir vermekle birlikte kendisinden gaib olmadığını müşahede eder. Kulun indinde tazim ve iclal ile birlikte bu sıfata ünsiyet hasıl olur. Kendisi yalnızlık duyarken O’nunla ünsiyet eder, zayıf iken kuvvet bulur. Hüzünlü iken O’nunla ferahlık duyar. Kaybetmiş iken O’nun sayesinde bulur. İşte o zaman şu hadis-i kudsinin tadını elde eder:
‘’Kulum nafilelerle bana yaklaştıkça ben onu severim. Onu sevdiğimde işiten kulağı gören gözü tutan eli yürüyen ayağı olurum. Benden isterse ona veririm. Bana sığınırsa onu korurum’’ (Müsned, 6. Cilt 256)
Mutlak olarak hayatın en hoşu bu kulun hayatıdır. Çünkü bu kul sevmekte ve sevilmekte Rabbine yaklaşmakta, rabbi de ona yakın olmaktadır. Kalbini aşırı şekilde kuşattığından, zikrini adet edindiğinden rabbi onun sevgilisi olmuştur. Bütün himmetini onun hoşnudluğuna bağlaması işitmesi görmesi eli ve ayağı mesabesindedir. Eğer kul tutarsa, onunla tutar yürürse onunla yürür.
İşte bu gayeye götüren yolculuk (seyr-i sülük) tur. Ozaman kul için suluku esnasında huzur, heybet, murakabe, başka düşünceleri yok etme ve batınını tahliye etme gibi sulükün bütün dalları bir araya gelir.
Bu ‘’gitme’’ nin aslı ise, O’nun muradı, arzusu sebebi ile kendi arzusundan ve kendi haz ve nasibinden uzaklaşmanın aksine bütün nasibin ve muradının sevgilinin olmasıdır. Sevgilisine herhangi bir şeyle biraz yaklaşan buna karşılık kendisinden kat kat fazlası ile mükafat görür. Yaklaşmalar içinde en ütünü kulun zahiri ve batıni vücudu ve bütün benliğiyle sevgilisine yaklaşmasıdır.
Birinci delili: Allah Teala’nın şu sözüdür: ‘’Kim Allah’tan korkarsa (Allah) ona bir çıkış yeri ihsan eder. Onu hatır ve hayaline gelmeyecek bir cihetten rızıklandırır. Kim Allah’a güvenip dayanırsa O kendisine yetişir.’’ (Talak suresi 2 ve3. Ayetler) Burada Allah Teala görüldüğü gibi iki mükafatı birbirinden ayırır. Kendine güvenen (tevekkül eden) kimseye kendisinin ona YETİŞMESİ ve kafi olması ile mükafatını verir.
İkinci delil: Şehid hayatını Allah’a (cc) verdiği zaman Allah Teala kendi yakınlığı ve kerameti mahalinde kendi nezdinde onu daha mükemmel hayatla telafi eder.
Üçüncü delil: Bir kimse bir şey verdi mi Allah (cc) ondan daha hayırlısı ile karşılık verir.
Dördüncü delil: Allah (cc)’nın şu sözüdür: ‘’Öyle ise siz beni (taatle) anın ben de sizi (sevap ile) anayım. Bir de bana şükredin, bana nankörlük etmeyin.’’ (bakara suresi 152. Ayet)
Beşinci delil: hadis-i Kudside yer alan şu sözüdür: ‘’Kim beni içinden anarsa ben de onu nefsimde anarım. Kim beni toplulukta anarsa ben de onu ondan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.’’ (Buhari, Tevhid, 15, 43, Müslim zikr 3, 18, 19,31)
Altıncı delil: daha önce ifade ettiğim ‘’Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım’’ hadis-i kudsisidir’’
Kul Rabbine sunduğu şeyden daha üstününü elde etmekle daima karlıdır. Bu kalbi ruhu ve ameli ile O’na yaklaşan kula, Rabb, insanların yaşadıkları hayat çeşitlerine hiç benzemeyen bir hayat bahşeder. Hatta onun hayatına nisbetle hayatı öyle olmayan, dünyadakilerin hayatına ve lezzetlerine nisbetle ana karnındaki ceninin hayatı gibi bir hayat hatta ondan daha muazzam hayat verir. (İbnu’l-Kayyım, Meddaricu’s-saikin 2.cild 545-547)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Alim ve'l-Muallim Swordsfish Tasavvuf Sohbetleri 1 07.07.20 22:30
Boyun, baş, saç ve Boy uzuvları hakkında Sin Tıbbı Nebi 1 22.04.20 08:35
Kıyamet günü olacak olaylarla ilgili ayetler ve mealleri asterix Diğer Havas Konuları 1 05.05.19 13:45
Tevbe Suresi Açıklamalı Tefsiri Havasokulu Kuran-ı Kerim Tefsiri 23 29.01.19 13:29
Hac Suresi Açıklamalı Tefsiri Havasokulu Kuran-ı Kerim Tefsiri 2 03.07.18 08:43


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:01.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com