Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Büyüyü büyüyle çözmek

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.07.24, 22:30
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Rabbe Hamdolsun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Cümleten iyi forumlar, sormak istediğim bir soru da internette vs şöyle bilgiler var. Büyüleri kategorize etmişler kara büyü ak büyü falan diye. Şimdi bi örnek ayırma büyüsünü kara büyü olarak adlandırıyorlar, böyle bir büyüyü de bağlama büyüsü ile çözülebilir diyolar. Bu tarz düşünceler tabiki yanlış. Ama bunun doğruluk payı var mıdır kıymetli ilim sahipleri
Güzel bir soru büyülenen kimsedeki büyüyü çözmek onu sihirden kurtarmak için yapılan bu mukabil ameliyeye Nüşre denir. Buna da caiz değil diyen olmuşsa da cumhur caiz görür. Said İbnu’l-Müeyyeb’in ‘’Allah zarar veren (sihr)i yasakladı, fayda vereni yasaklamadı’’ dediği rivayet edilir. Katade merhum da : ‘’Kişi kendisine yapılan sihri tedavi edecek kimseyi arar’’ der. İbnu’l-Cevzi bu ruhsatı şöyle ifade eder: ‘’Nüşre, büyülenmiş, kimsenin büyüsünü çözme meselesinde, Ahmed İbnu Hanbel’e sorulunca: ‘’Bunda bir beis yoktur’’ cevabını verir. Gerçi Ebu Davud, el-Merasil’de Hasan Basri’nin bir mürseli olarak Resulullah (s.a.v)’n ‘’Nüşre (büyü bozma) şeytan işidir’’ buyurduğunu rivayet etmiştir. Alimler bu hadisi ‘’Resulullah amelin aslına işaret etmiş olmalıdır, çünkü asıl itibariyle bu da sihirdir, hüküm kasda göre değişir, kim bununla hayır kastederse bu hayırdır, kimde şer kastederse şerdir’’ diyerek yoruma kavuştururlar.
İbnu Hacer şu hususa da dikkat çeker: Hasan Basri’nin haşr ifade eden mürselinin zairine göre amel edilmemelidir. Çünkü sihir bazan (esas itibariyle meşru olan) rukye, dua ve taviz (muska) yoluyla da çözülebilmektedir. Öyle ise nüşre iki neve ayrılmış olmaktadır.
a) Sihirle yapılan Nüşre ki hadisteki yasak buna bakar.
b) Meşru vasıtalarla yapılan nüşre ki meşru olan nüşre de bunlar kastedilir.
Sihre karşı yapılacak mukabil tedavi ameliyesinin (nüşre) meşruluğuna delil olarak gösterilen bir rivayet Hz. Cabir (r.a.) ‘den gelen şu Müslim hadisidir. Der ki: ‘’Benim bir dayım vardı, akrep sokmasına karşı rukye yapardı. Bir ara Resulullah rukyeyi yasakladı. Bunun üzerine efendimize gelerek : ‘’Ey Allah’ın Resulü! Siz rukyeyi yasakladınız, ben ise akrep sokmasına karşı rukye yapıyorum’’ dedi. Dayıma: ‘’Sizden kim kardeşine faydalı olabiliyorsa onu yapsın’’ diyerek ruhsat tanıdı.’’
Bu meseleyi teyid eden bir diğer delil başta Buhari olmak üzere pek çok hadis kitabında rivayet edilmiş olan ‘’Göz değmesi haktır’’ hadisidir. Resulullah göz değmesinin hak olduğunu yani bunun sabit bir vaka olduğunu ifade buyurmuş ve göz değmesine karşı tedavi yolları tavsiye etmiştir.
Resulullah bu meselelerdeki yasaklamasının mahiyeti hususunda bir bilgi edinmek üzere Müslim’in Avf İbnu Malik el-Eşcai’den kaydettiği şu rivayete nazar edebiliriz: ‘’Biz cahiliye devrinde rukye yapardık. Bir ara: ‘’Ey Allah’ın Resulü dedik bu hususta ne dersiniz? (Rukye helal midir haram mıdır)’’ diye sorduk. Şu cevabı verdi:
‘’Rukyelerinizi bana arz edin (Okuyun bir göreyim neler okuyorsunuz? Şunu bilin ki) İçerisinde şirke delalet eden bir ifade olmadıkça rukyelerinizde bir mahzur yoktur.’’
(Kaynak: HADİS ANSİKLOPEDİSİ KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 186-187 Akçağ yayınları)


__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23.07.24, 22:38
Acemi
 
Üyelik tarihi: 22.07.24
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 28
Forum Puanı: 722
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Güzel bir soru büyülenen kimsedeki büyüyü çözmek onu sihirden kurtarmak için yapılan bu mukabil ameliyeye Nüşre denir. Buna da caiz değil diyen olmuşsa da cumhur caiz görür. Said İbnu’l-Müeyyeb’in ‘’Allah zarar veren (sihr)i yasakladı, fayda vereni yasaklamadı’’ dediği rivayet edilir. Katade merhum da : ‘’Kişi kendisine yapılan sihri tedavi edecek kimseyi arar’’ der. İbnu’l-Cevzi bu ruhsatı şöyle ifade eder: ‘’Nüşre, büyülenmiş, kimsenin büyüsünü çözme meselesinde, Ahmed İbnu Hanbel’e sorulunca: ‘’Bunda bir beis yoktur’’ cevabını verir. Gerçi Ebu Davud, el-Merasil’de Hasan Basri’nin bir mürseli olarak Resulullah (s.a.v)’n ‘’Nüşre (büyü bozma) şeytan işidir’’ buyurduğunu rivayet etmiştir. Alimler bu hadisi ‘’Resulullah amelin aslına işaret etmiş olmalıdır, çünkü asıl itibariyle bu da sihirdir, hüküm kasda göre değişir, kim bununla hayır kastederse bu hayırdır, kimde şer kastederse şerdir’’ diyerek yoruma kavuştururlar.
İbnu Hacer şu hususa da dikkat çeker: Hasan Basri’nin haşr ifade eden mürselinin zairine göre amel edilmemelidir. Çünkü sihir bazan (esas itibariyle meşru olan) rukye, dua ve taviz (muska) yoluyla da çözülebilmektedir. Öyle ise nüşre iki neve ayrılmış olmaktadır.
a) Sihirle yapılan Nüşre ki hadisteki yasak buna bakar.
b) Meşru vasıtalarla yapılan nüşre ki meşru olan nüşre de bunlar kastedilir.
Sihre karşı yapılacak mukabil tedavi ameliyesinin (nüşre) meşruluğuna delil olarak gösterilen bir rivayet Hz. Cabir (r.a.) ‘den gelen şu Müslim hadisidir. Der ki: ‘’Benim bir dayım vardı, akrep sokmasına karşı rukye yapardı. Bir ara Resulullah rukyeyi yasakladı. Bunun üzerine efendimize gelerek : ‘’Ey Allah’ın Resulü! Siz rukyeyi yasakladınız, ben ise akrep sokmasına karşı rukye yapıyorum’’ dedi. Dayıma: ‘’Sizden kim kardeşine faydalı olabiliyorsa onu yapsın’’ diyerek ruhsat tanıdı.’’
Bu meseleyi teyid eden bir diğer delil başta Buhari olmak üzere pek çok hadis kitabında rivayet edilmiş olan ‘’Göz değmesi haktır’’ hadisidir. Resulullah göz değmesinin hak olduğunu yani bunun sabit bir vaka olduğunu ifade buyurmuş ve göz değmesine karşı tedavi yolları tavsiye etmiştir.
Resulullah bu meselelerdeki yasaklamasının mahiyeti hususunda bir bilgi edinmek üzere Müslim’in Avf İbnu Malik el-Eşcai’den kaydettiği şu rivayete nazar edebiliriz: ‘’Biz cahiliye devrinde rukye yapardık. Bir ara: ‘’Ey Allah’ın Resulü dedik bu hususta ne dersiniz? (Rukye helal midir haram mıdır)’’ diye sorduk. Şu cevabı verdi:
‘’Rukyelerinizi bana arz edin (Okuyun bir göreyim neler okuyorsunuz? Şunu bilin ki) İçerisinde şirke delalet eden bir ifade olmadıkça rukyelerinizde bir mahzur yoktur.’’
(Kaynak: HADİS ANSİKLOPEDİSİ KÜTÜB-İ SİTTE Prof. Dr. İbrahim Canan 7. Cilt sayfa 186-187 Akçağ yayınları)
Emeğinize sağlık hocam, birde şöyle bir durum var tabi tefsiri ve ordaki anlamı tam anlayamıyorumdur. Fakat bakara süresinde 102 ayetti yanlış hatırlamıyorsam, o iki melekten, Harut ve Maruttan sihri öğreniyorlardı. Onlardan kendilerine faydalı olanı değil, zararlı olanı öğreniyorlardı. Şimdi burdan sihrin faydalı olanı var mı anlamı çıkar mı bu konuya epey kafa yordum zamanında ama bi sonuca varamadım

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23.07.24, 22:41
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Rabbe Hamdolsun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Emeğinize sağlık hocam, birde şöyle bir durum var tabi tefsiri ve ordaki anlamı tam anlayamıyorumdur. Fakat bakara süresinde 102 ayetti yanlış hatırlamıyorsam, o iki melekten, Harut ve Maruttan sihri öğreniyorlardı. Onlardan kendilerine faydalı olanı değil, zararlı olanı öğreniyorlardı. Şimdi burdan sihrin faydalı olanı var mı anlamı çıkar mı bu konuya epey kafa yordum zamanında ama bi sonuca varamadım
Kardeşim Bakara Suresi 102. ayetin tefsirinde alimler arası ittifak yoktur. Hatta karşılıklı suçlamalar olmuştur. Daha geniş bir vakitte tafsilatlı izah etmeye çalışırım.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.07.24, 22:47
Acemi
 
Üyelik tarihi: 22.07.24
Bulunduğu yer: Kayseri
Mesajlar: 28
Forum Puanı: 722
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim Bakara Suresi 102. ayetin tefsirinde alimler arası ittifak yoktur. Hatta karşılıklı suçlamalar olmuştur. Daha geniş bir vakitte tafsilatlı izah etmeye çalışırım.
İnşaallah hocam, çok teşekkür ediyorum. Bu konu gerçekten epey kafa yorup anlayamadığım bir konu.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 24.07.24, 11:23
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Rabbe Hamdolsun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Emeğinize sağlık hocam, birde şöyle bir durum var tabi tefsiri ve ordaki anlamı tam anlayamıyorumdur. Fakat bakara süresinde 102 ayetti yanlış hatırlamıyorsam, o iki melekten, Harut ve Maruttan sihri öğreniyorlardı. Onlardan kendilerine faydalı olanı değil, zararlı olanı öğreniyorlardı. Şimdi burdan sihrin faydalı olanı var mı anlamı çıkar mı bu konuya epey kafa yordum zamanında ama bi sonuca varamadım
Bakara suresi ayet 102. “Yine onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurduğu şeylere tâbi oldular. Aslında Süleyman gerçeği inkâr etmemişti, fakat şeytanlar ,inkâr yolunu tutup insanlara sihri ve Bâbil’de Hârût ile Mârût adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Ama o iki melek, ‘Biz sadece bir imtihan vasıtasıyız, sakın yanlış yolu tutup da küfre girme!’ demeden kimseye sihir öğretmiyordu. İşte bunlardan, kişi ile eşinin arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Büyücüler de Allah’ın izni olmadan öğrendikleri marifetlerle kimseye zarar veremiyordu. Bunun yanında kendilerine zarar veren, fakat hiçbir fayda sağlamayan şeyleri öğreniyorlardı. Yine onlar sihri tercih edenin âhirette hiçbir nasibinin olmayacağını da pekâlâ biliyorlardı. Kendilerini satarken aldıkları bedel (sihir ve küfür) ne kadar kötüydü, keşke bilselerdi!”Yine onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurduğu şeylere tâbi oldular. Aslında Süleyman gerçeği inkâr etmemişti, fakat şeytanlar, inkâr yolunu tutup insanlara sihri öğretiyorlardı. Denildi ki âyette yer alan mâ-tetlû (ما تتلو) “şeytanların yazdığı sihir” demektir. Tetlûnun (تتلو) “okumak” anlamındaki “tilâvet’ten geldiği de söylenmiştir. Bir de İbn Abbâs’ın görüşüne göre mâ-tetlû şeytanların rivâyet ettiği sihirdir, denilmiştir[Beğavî, Me‘âlimu’t-tenzîl, I, 98; Ebû Hayyân, el-Bahru’l-muhît, I, 326]. Bu yorumların hepsi aynı noktada toplanır.Bu âyet yahudilere karşı delil getirme konumundadır. Çünkü onlar takip ettikleri yolun Süleyman aleyhisselâmdan alındığını iddia ediyor, şayet bunda küfür ve inkârı gerektirecek bir şey varsa bu fiili Süleyman’ın işlediğini söylüyorlardı. Azîz ve celîl olan Allah nebîsine Süleyman’ın küfre girmediğini, fakat şeytanların -insanlara sihir öğrettikleri için- küfür fiilini işlediğini haber vermiştir. Şu ihtimal de söz konusudur: Şeytanların yolunu izleyenler, onların öğretmesi sonucu sihre inanıp uygulamak suretiyle kâfir olmuşlardır. Onların küfrü buna sebep teşkil eden şeytanlara nispet edilmiştir, tıpkı puta tapmanın kendilerine nispet edilişi gibi, zira onların tahrikiyle putlara tapınılmıştır. Nihaî gerçeği bilen Allah’tır.
Bâbil’de Hârût ile Mârût adlı iki meleğe. Denildi ki “ve mâ unzile” (وما انزل) nefiy konumunda olup “ve mâ kefere Süleymânu” (وما كفر سليمان) üzerine matuftur (Bâbil’de Hârût ile Mârût adlı iki meleğe bir şey indirilmemiştir). Bir de denildi ki “ve mâ unzile” (وما انزل) [menfi değil müsbet konumunda olup], “Bâbil’de iki meleğe indirilen şeyler” demektir.Bâbil diye isimlendirilmesinin sebebi halkının konuştuğu dillerin çeşitli oluşudur, denildi. Bu husûs ancak nakil yoluyla bilinebilir.Hârût ile Mârût hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Hasan-ı Basrî’nin kanaatine göre bu ikisi melek olmayıp fâsık ve inatçı iki adamdı[Bu görüş kelimenin, “el-melikeyni” (الملكين) şeklinde okunmasına bağlıdır, yani âdemoğullarından iki erkek (bk. Taberî, Câmi‘u’l-beyân, I, 459; Kurtubî, el-Câmi’, II, 52; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân, I, 138)]. Çünkü, “Emrettiği konularda Allah’a âsi olmazlar”[Tahrim suresi ayet 6], “O’ndan emir almadan konuşmazlar”[Enbiya suresi ayet 27] meâlindeki ayetlerin de ifade ettiği üzere azîz ve celîl olan Allah meleklerini itaat etmek ve emrine uymakla nitelemiştir.
Medineli Yahudiler sihir ve büyüyle ilgili meşruiyet söylemini temellendirmek adına Hz. Süleyman’ın sihir ve büyüyle meşgul olduğu iddiasında bulunmanın yanı sıra uzak geçmişte Babil’de Harut ve Marut adlı iki meleğe sihir bilgisi indirildiği yönündeki asılsız hikayeleri de gerçek kabul etmiş ve buradan hareketle kendilerine ikinci bir dayanak oluşturma yoluna gitmişlerdir. Bu husus ayetteki ‘’ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ’’ ifadesiyle belirtilmiştir. Ancak bu ifadeyle ilgili irab ve mana takdirinde çok farklı görüşler ileri sürülmüştür. Özellikle ifadenin başındaki ‘’ma’’ harfinin işlevine dair iki farklı izah getirilmiştir. İlk izaha göre ma harfi nefy (olumsuzluk) belirtir. Bu durumda ‘’ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ’’ ifadesi ‘’ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ’’ ifadesine matuf olarak, ‘’Oysa Süleyman küfre düşmedi ve aynı zamanda iki meleğe sihir bilgisi indirilmedi’’ şeklinde bir anlam içerir. Nitekim Abdullah İbn Abbas ve Rebi’b. Enes de ‘’ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ’’ ifadesini ‘’Allah iki meleğe sihir bilgisi indirmedi’’ diye açıklamayı yeğlemiştir. [Taberi, Camiu’l-Beyan 2. Cilt sayfa 331] Buna göre ‘’ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ اَحَدٍ حَتّٰى يَقُولَٓا اِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ’’ ifadesinin başındaki ‘’ma’’ harfi de nefy (olumsuzluk) belirtir ve dolayısyla ‘’O iki melek hiç kimseye sihir öğretmiyordu. Dahası onlar ‘’Biz ancak ve ancak bir sınama vesilesiyiz; Sakın (sihir ve büyüyle iştigal edip) kafir olma diyorlardı manasına gelir’’ [Fahreddin er-Razi, Mefatihu’l-Gayb 3.cilt sayfa 629]
Kimi müfessirlere göre en isabetli yorum budur. Ayetin ‘’ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمٰنُ وَلٰكِنَّ الشَّيَاط۪ينَ كَفَرُوا يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَۗ وَمَٓا اُنْزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَۜ ‘’ şeklindeki kısmında takdim-tehir bulunduğunu varsayan hu yoruma göre takdiri mana şudur:Süleyman küfre girmedi; Yahudilerce iddia edilenin aksine iki meleğe (Cebrail ve Mikail) de sihir bilgisi indirilmedi Fakat şeytanlar, yani Babil’de Harut ve Marut isimli şeytanlar halka sihir-büyü öğreterek kafir oldular’’
Farklı yorumlar da mevcut konuyu çok uzatmamak maksadıyla bu kadarıyla iktifa ediyorum.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Büyüyü bozma ve geri çevirme Babaali16288 Tecrübe Ettikleriniz 4 06.03.26 12:29
Yasin süresi ile büyüyü tersine çevime Sadi Nazar ve Büyü Uygulamaları 15 03.02.26 17:11
Yapılan büyüyü tersine çevirme - Büyüyü yapana iade etme uygulaması HavasHoca Nazar ve Büyü Uygulamaları 25 28.05.23 16:11
En güçlü büyüyü bozup geri çeviren dua Torlak Nazar ve Büyü Uygulamaları 6 29.06.20 16:06
büyüyle kader çizgisi değiştirme sunshine Sorularınız 3 29.12.18 21:04


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:18.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com