Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Türkiye israil’e girer mi ? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/93786-turkiye-israil-e-girer-mi.html)

mustafa19 01.08.24 13:37

Alıntı:

Garip1isi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 629116)
Sizce Türkiye İsrail’e girer mi girerse ne zaman bence çok uzun sürmeyecek

hic bir yere giremez . unutun kim kime girecek hepsi ayni irktan ...

NGB 01.08.24 16:13

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 629306)
Hakan Ural: (İsrail’e tepki) “Ben tek Osmanlı tokadıyla adamın boynunu kırarım. Kuran çarpsın bak.
İkinciyi vurmam. Hayatımda kimseye iki defa vurmadım, hep bir. Direkt boynu kırarım.”
Gerçi Hakan Ural askerden kaçmak için sahte çürük raporu tanzim etmekten yargılandı ve ceza aldı ama sayılmaz. Böyle yiğitler varken İsrail düşünsün.


Osmanlı tokadıyla adamın boynunu kırarım. Kuran çarpsın bak.:d

Bu yazına destek babında aklım çılgınmı çılgın projeler geldi.
Güzide ordumuza 1 adet osmanlı torunları adı altında yeni ordu kurmak gerek.
Bu ordunun başına reis elbet atayacak birini bulur ondan, sıkıntı olmaz.
Ordu yapılanması osmanlı ordusunda bulunan seçme birliklerden örnek alınmalı.

-İlk örnek osmanlı tokat birliği olabilir.Başına Hakan Ural uygun olacaktır onun gözetiminde Osmanlı tokadı nasıl atılır ve hedef yerinde 360 derece nasıl döndürülür tek tokatla düşman asker anında etkisiz hale getirilebilir.:d

-Okmeyanında ok gösterisi yapan ve okçuluk kulubu sanırım onursal başkanı Bilal Erdoğan beyefendiyide okçuluk birliği kurula başına derhal atana diye bir kanun hükmünde karar name acilen duyurulmalıdır.

-Kılıç ve kalkan birliği kurulabilir bunada keza gene yandaşlardan atamalar yapılabilir.

-Topuz ve gürz biriliği bu biraz ağır sınıf olduğu için 100 kg az olan osmanlı torunları bu birliğe alınmamalı.Topuzu yerinden kaldırıp darbeyi vuramaz.oo1

-Özelikle uzun mızrak birliği kurulmalı düşman hendeklerine siperlerine uzun mızraklarla taciz için biçilmiş kaftan derim.

-En sonda mehteran birliği kurulmalı sayısı çok olmalı tüm kara deniz hava birliklerine gönderilmek üzere eğiltilmeliki milli şuuru pompalamak için mehter marşı biçilmiş kaftandır.zuha1

-İşte savaş zamanı bu eğitilen birlikler diğer kara kuvvetlerine destek kuvvet olarak gönderilmeli ve cephede küffara karşı göğüs göğüse mücadele edebilirler.

-Gerçi karşımızda merhamet yoksunu israil olursa bizimkiler savaş pozisyonu alırken kaza ile bir nükleer füze atılırsa sonuç kılıç kından çıkmadan olay biter.

-Çünkü bizim ordu olacak parça parça 2,000,000 diyelim

israilin hepsi toplansa 2 milyonluk ordu kuramayınca bide bunlar er meydanında çiğ çiğ yer bizi diyip orduyu kırdırmayalım diye düşünüp nükleeri onun için kurtuluş çaresi olarak görürler.




DeadStrom 01.08.24 16:25

Bence ilk türk-islam birliği kurulmalı ondan sonra savaşılacaksa savaşılabilr.

Svg 17.03.26 11:35

Alıntı:

mustafa19 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 629315)
hic bir yere giremez . unutun kim kime girecek hepsi ayni irktan ...

Hepsi aynı ırktan derken? İsrailliler ve Türkler aynı ırktan mı?

ilimtalebesi1 17.03.26 20:37

Alıntı:

Garip1isi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 629116)
Sizce Türkiye İsrail’e girer mi girerse ne zaman bence çok uzun sürmeyecek

Bence giremez yanlış anlamayın ülkemi devletimi seviyorum.Cunku Yahudilerle müslümanlar arasında melhamei kübra savaşı çıkacak.Amik ovasında karşılaşacağız buda demek oluyor ki İsrail amik ovasına kadar ilerleyebilecek eğer Türkiye savaşa girecek olursa eğer yukarıdaki söz hadis ise peygamberimiz haksız çıkar yani bilmem anlatabildimmi

Logos 17.03.26 21:21

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 629143)
nereye giriyorsun İsrail'iduriyenin kuzeyimi sandin, daha suriyenin kuzeyinde duzen saglayamamişsin arkasinda uluslararasi süper güclerin bulundugu bir devlete girmek kolay mi?
elindeki f16 lar 40 yillik artik neredeyse uçamaz hale gelmiş miyadini oldurmus ucaklarla mi savaşacaksin,
türk devleti gücludur ama hayalperestlige, biz şuyuz biz buyuz laflarina gerek yok, bu ulke bir savasa girsin bu insanlarin 4 te 3 kacar gider, çunku bize vatan sevgisi unutturuldu....

Kalemine sağlık Hocam, Allah ilmini artırsın, bi tutturdular İsrail'e girelim, uçak aviyonik modernizasyonları, kalp pilleri, ilaçlar bile İsrail'den geldiğinden haberi olmayan insanlara birşey anlatamıyoruz, Allah korusun savaş çıksa çoğu gitmez bile.

sin60 17.03.26 21:23

Alıntı:

Garip1isi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 629116)
Sizce Türkiye İsrail’e girer mi girerse ne zaman bence çok uzun sürmeyecek

hemde mehter marşıyla gireriz yada benim fovorim plevne marşı bu daha hoş...1 gün lük işi var keferenin

imas 17.03.26 21:30

Alıntı:

Logos Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702562)
Kalemine sağlık Hocam, Allah ilmini artırsın, bi tutturdular İsrail'e girelim, uçak aviyonik modernizasyonları, kalp pilleri, ilaçlar bile İsrail'den geldiğinden haberi olmayan insanlara birşey anlatamıyoruz, Allah korusun savaş çıksa çoğu gitmez bile.

geçen yıl lübnsn hizbullahının elinde kullandığı 1000 küsür telsiz bir anda patladı onlarcavkişi öldü, meğerse bu telsizleri hizbullaha israil satmış,
bizde geçen yıldan başlayarak milyonlarca araca yakıt takip sistemi diye bir çip takıldı, öiplerin tamamı israilden satın alındı, olaki yarın bir şey oldu israil o cipleri patlattı hemde araçlarının yakıt depo ağzında , neler olur düşünmek lazım, bırak teknolojiyi
yediğimiz domatesin biberin daha bir çok bakliyatın tohumu israilden geliyor, bunları düşünmek lazım...

HâmûŞî 17.03.26 21:56

Türkiye’nin İsrail’le savaşa girmemesi gerektiğini anlamak için haritaya bakmak yeter. Çünkü bu, ortak sınırı olan iki devletin sınır hattında vereceği bir harp değildir. Cephe, İsrail sınırında değil; kalkış anında başlar. Türkiye açısından ilk cephe, Doğu Akdeniz’in hava ve deniz şerididir. Ortada kara bağlantısı yoktur; arada ya deniz hattı vardır ya da üçüncü ülkelerin hava sahaları. Haifa–İskenderun kuş uçuşu yaklaşık 435 km, Haifa–Antalya yaklaşık 600 km; Mersin–Haifa deniz hattı da yaklaşık 252 deniz mili / 466 km’dir. Yani “girmek” denilen şey, tank yürütmek değil; uzak mesafeli, deniz ve hava ağırlıklı, süreklilik isteyen bir sefer açmaktır. Böyle bir cephede asıl yük, ilk temasta değil; ikmalin, sortinin, deniz emniyetinin ve hava sahası idaresinin sürdürülebilirliğinde çıkar.

İkinci mesele şudur: Bu savaşın yolu boş bir koridordan geçmez. Doğu Akdeniz hava-deniz resmi; Kıbrıs sahası, Suriye-Lübnan hattı, uluslararası trafik koridorları ve bölgedeki yoğun askerî gözetleme yüzünden zaten sıkışıktır. Nitekim Türkiye’nin Ulaştırma altyapı makamları, 2026 başında ABD-İsrail saldırıları sonrası İran, Irak, İsrail, Suriye ve Körfez çevresinde değişen seviyelerde hava sahası kısıtları ve kapanmalarını duyurdu. Yani daha savaş başlamadan bile bölge hava resmi karışıktır. Bu şartlarda Türkiye’nin doğrudan İsrail’le savaşa girmesi, yalnız karşı tarafla değil; uçuş serbestisi, hava koridoru, deniz hattı güvenliği ve siyasi meşruiyet problemiyle aynı anda boğuşması demektir. Kurmay aklıyla bakıldığında böyle bir cephe, öfkeyle açılmaz; çünkü açıldığı anda yalnız ateş değil, lojistik zincir de sınanır.

Üçüncü nokta, devlet aklının en sert yeridir: Her savaş askerî olarak mümkün olsa bile siyasî olarak doğru değildir. Türkiye bugün doğrudan savaşa girmeyi değil, bölgesel savaşın dışında kalmayı ve diplomasiyi zorlamayı hedeflediğini en üst ağızdan söylüyor. Hakan Fidan, Türkiye’nin önceliğinin çatışmaya bulaşmamak olduğunu açıkça ifade etti. Bunun sebebi korku değil; çıkar hesabıdır. Çünkü İsrail’le doğrudan savaş demek, yalnız Tel Aviv’le çatışma demek değildir; Doğu Akdeniz’deki bütün denklemleri, Washington hattını, NATO tartışmalarını ve savunma sanayii dosyalarını da aynı anda ateşe atmak demektir. Üstelik NATO’nun 5. maddesi de halkın sandığı gibi otomatik bir “hep birlikte savaşa giriş” maddesi değildir; saldırıya uğrayan müttefike her ülke gerekli gördüğü şekilde yardım eder. Yani Türkiye’nin kendi açacağı bir cephe, otomatik olarak herkesin aynı saf ve aynı ölçekte savaşa gireceği anlamına gelmez.

Türkiye’nin İsrail’le savaşa girmemesi gerektiği, zayıflıktan değil; coğrafya, cephe yapısı, ikmal gerçeği ve siyasî hedef yokluğundan anlaşılır. Ortak sınır yok; doğrudan kara cephesi yok; açılacak cephe, deniz ve hava hattında başlıyor; bu hattın taşınması ise sadece ilk darbeyi değil, uzun süreli sürdürülebilirliği gerektiriyor. Devlet, duyguyla değil menzil, maliyet, meşruiyet ve sonuç hesabıyla karar verir. Kurmay gözüyle bakınca mesele nettir: cephe açmak kolay cümledir; cephe taşımak ayrı bir devlettir. Bugünkü tabloda Türkiye’nin yaptığı şey, doğrudan harbe girmek değil; yangının içine atlamadan caydırıcılığını, savunmasını ve diplomatik manevra alanını korumaktır. Bu, duygusuzluk değil; harp ciddiyetidir.

Horasan 17.03.26 22:30

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702574)
Türkiye’nin İsrail’le savaşa girmemesi gerektiğini anlamak için haritaya bakmak yeter. Çünkü bu, ortak sınırı olan iki devletin sınır hattında vereceği bir harp değildir. Cephe, İsrail sınırında değil; kalkış anında başlar. Türkiye açısından ilk cephe, Doğu Akdeniz’in hava ve deniz şerididir. Ortada kara bağlantısı yoktur; arada ya deniz hattı vardır ya da üçüncü ülkelerin hava sahaları. Haifa–İskenderun kuş uçuşu yaklaşık 435 km, Haifa–Antalya yaklaşık 600 km; Mersin–Haifa deniz hattı da yaklaşık 252 deniz mili / 466 km’dir. Yani “girmek” denilen şey, tank yürütmek değil; uzak mesafeli, deniz ve hava ağırlıklı, süreklilik isteyen bir sefer açmaktır. Böyle bir cephede asıl yük, ilk temasta değil; ikmalin, sortinin, deniz emniyetinin ve hava sahası idaresinin sürdürülebilirliğinde çıkar.

İkinci mesele şudur: Bu savaşın yolu boş bir koridordan geçmez. Doğu Akdeniz hava-deniz resmi; Kıbrıs sahası, Suriye-Lübnan hattı, uluslararası trafik koridorları ve bölgedeki yoğun askerî gözetleme yüzünden zaten sıkışıktır. Nitekim Türkiye’nin Ulaştırma altyapı makamları, 2026 başında ABD-İsrail saldırıları sonrası İran, Irak, İsrail, Suriye ve Körfez çevresinde değişen seviyelerde hava sahası kısıtları ve kapanmalarını duyurdu. Yani daha savaş başlamadan bile bölge hava resmi karışıktır. Bu şartlarda Türkiye’nin doğrudan İsrail’le savaşa girmesi, yalnız karşı tarafla değil; uçuş serbestisi, hava koridoru, deniz hattı güvenliği ve siyasi meşruiyet problemiyle aynı anda boğuşması demektir. Kurmay aklıyla bakıldığında böyle bir cephe, öfkeyle açılmaz; çünkü açıldığı anda yalnız ateş değil, lojistik zincir de sınanır.

Üçüncü nokta, devlet aklının en sert yeridir: Her savaş askerî olarak mümkün olsa bile siyasî olarak doğru değildir. Türkiye bugün doğrudan savaşa girmeyi değil, bölgesel savaşın dışında kalmayı ve diplomasiyi zorlamayı hedeflediğini en üst ağızdan söylüyor. Hakan Fidan, Türkiye’nin önceliğinin çatışmaya bulaşmamak olduğunu açıkça ifade etti. Bunun sebebi korku değil; çıkar hesabıdır. Çünkü İsrail’le doğrudan savaş demek, yalnız Tel Aviv’le çatışma demek değildir; Doğu Akdeniz’deki bütün denklemleri, Washington hattını, NATO tartışmalarını ve savunma sanayii dosyalarını da aynı anda ateşe atmak demektir. Üstelik NATO’nun 5. maddesi de halkın sandığı gibi otomatik bir “hep birlikte savaşa giriş” maddesi değildir; saldırıya uğrayan müttefike her ülke gerekli gördüğü şekilde yardım eder. Yani Türkiye’nin kendi açacağı bir cephe, otomatik olarak herkesin aynı saf ve aynı ölçekte savaşa gireceği anlamına gelmez.

Türkiye’nin İsrail’le savaşa girmemesi gerektiği, zayıflıktan değil; coğrafya, cephe yapısı, ikmal gerçeği ve siyasî hedef yokluğundan anlaşılır. Ortak sınır yok; doğrudan kara cephesi yok; açılacak cephe, deniz ve hava hattında başlıyor; bu hattın taşınması ise sadece ilk darbeyi değil, uzun süreli sürdürülebilirliği gerektiriyor. Devlet, duyguyla değil menzil, maliyet, meşruiyet ve sonuç hesabıyla karar verir. Kurmay gözüyle bakınca mesele nettir: cephe açmak kolay cümledir; cephe taşımak ayrı bir devlettir. Bugünkü tabloda Türkiye’nin yaptığı şey, doğrudan harbe girmek değil; yangının içine atlamadan caydırıcılığını, savunmasını ve diplomatik manevra alanını korumaktır. Bu, duygusuzluk değil; harp ciddiyetidir.

Hocam mesela bu düzende zülmeden insanlara yapılabilecek çeşitli uygulamalar var mı mesela neden bu tarz liderlere vs tılsımlar yapılmıyor ya da yapılıyor mu ve ya cidden kötü yola düşmüş insanlardan öldürmek için vs büyü yapanlar var mı sadece müslümanlardan olmak zorunda değil hristiyan yahudi gibi farklı inançlarda olan insanlardan böyle olaylarda büyü tarzında işlemler yapanlar var mı var ise etki eder mi


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:07.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148