Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   irade ve Cebr (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/94351-irade-ve-cebr.html)

ulubatlihasan 21.08.24 03:53

irade ve Cebr
 
Maturidiye göre fiili yapmayî kul ister Allah yaratır, eşaride ise irade de fiil de yaratılmıştır. Özellikle fahreddin razinin görüşü, eşariyyenin irade görüşü cebre yakın değil midir ? Maturidilerde bir şeyi biz yapmayı istedik Allahta yarattı diyorlar peki bizim istememizi Allah istemedi mi ? Yani kesb etmekte zorlama yoksa, Allah bir şeyi kesb etmemizi murad etmeden biz onu kesb mi ediyoruz ? Allah murad etmeden nasıl kesb edebiliriz ki ? Allah'ın istediğini kesb ettiğimiz halde de cüzzi irade ortadan kalkmış olmaz mı ? Bu konuyu nasıl anlamalıyız ?

osman100 21.08.24 10:57

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633256)
Maturidiye göre fiili yapmayî kul ister Allah yaratır, eşaride ise irade de fiil de yaratılmıştır. Özellikle fahreddin razinin görüşü, eşariyyenin irade görüşü cebre yakın değil midir ? Maturidilerde bir şeyi biz yapmayı istedik Allahta yarattı diyorlar peki bizim istememizi Allah istemedi mi ? Yani kesb etmekte zorlama yoksa, Allah bir şeyi kesb etmemizi murad etmeden biz onu kesb mi ediyoruz ? Allah murad etmeden nasıl kesb edebiliriz ki ? Allah'ın istediğini kesb ettiğimiz halde de cüzzi irade ortadan kalkmış olmaz mı ? Bu konuyu nasıl anlamalıyız ?

bir insanın kaderi günde 360 kere degişir.Eger bu degişim olmasa idi yıldız ilmine vakıf herkezin her dedigi çıkmaya başlardı Allahın birşeyi bilme ve müdahele etme sıfatları ayrıdır birşeyi bilmesi ona müdahale edecegi anlamına gelmez Zaten Allahın herşeyi bilmesi gerekmezmi bütün düzeni kuran o ama onun herşeyi bilmesi senin iradene tesir uygulayacagı anlamına gelmiyor Örnek vereyim araba sürüyorum kırmızı ışıkta geçtim ve kaza yaptım burdaki asıl soru şu kırmızı ışıkta geçtigim için mi kaza yaptım yoksa kaderimde yazıldıgı için mi cevabıda basit her eylem bir sonuç dogurur benim hür irademle yaptıgım bir işin sonucunun bilinmesi benim irademe mudahale anlamına gelmezki dışardan izleyen biride 2arabanın çarpışacagını görebilir onun görmesi benim irademe tesir degil ki Kader bir seçimler silsilesidir matematik gibidir milyonlarca varyasyondan oluşur seçimlerimizi yaparız yaptıgımız seçimlerin sonucunu yaşarız Allahın bizim bu yaptıgımız yapacagımız seçimlerin sonucunu bilmesi bizim seçme eylemi yapmamıza herhangibi bir tesiri yoktur Mesela ateistlerin düştügü bir yanılgıdan bahsedeyim biraz diyolarki Madem Allah herşeyi biliyor Çocuklar neden ölüyor insanlar neden tecavüze ugruyor burdaki yanılgı şu insanın iradesine cebir uygulayacaksa Hak teala insana neden irade verdi Herkez hür iradesiyle eylemler yapıyor eylemi yapan eylemi yapanın sahibini alakadar etmezki mesul eylemi yapandır sonucunada o katlanır

Yusufiyeli 21.08.24 16:09

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633256)
Maturidiye göre fiili yapmayî kul ister Allah yaratır, eşaride ise irade de fiil de yaratılmıştır. Özellikle fahreddin razinin görüşü, eşariyyenin irade görüşü cebre yakın değil midir ? Maturidilerde bir şeyi biz yapmayı istedik Allahta yarattı diyorlar peki bizim istememizi Allah istemedi mi ? Yani kesb etmekte zorlama yoksa, Allah bir şeyi kesb etmemizi murad etmeden biz onu kesb mi ediyoruz ? Allah murad etmeden nasıl kesb edebiliriz ki ? Allah'ın istediğini kesb ettiğimiz halde de cüzzi irade ortadan kalkmış olmaz mı ? Bu konuyu nasıl anlamalıyız ?

Soru: Kader ve cüz-i ihtiyarî (insanın küçük seçim gücü denilen iradesi) nasıl birbiriyle uyuşturulabilir? Cevap: Yedi yönden:
1) Kâinatta gözle görülen, özellikle ilimler mercekleriyle gözlemlenen bir düzen (nizam) ve bir denge (mizan) var olduğu görünüyor. Bu da Allah’ın adalet ve hikmetinin varlığını ispat eder. Yani Allah, saltanatına hiçbir şeyi ortak etmemek için kader denilen evrensel bir kanun koymuştur. Ve hikmeti gereği bu kanun çerçevesinde insana bir cüz-i ihtiyari (küçük bir serbestiyet) vermiştir. O sonsuz sistemi içinde, zahiren birbirine zıt görünen, aslında birbirini tamamlayan bu iki çarkı (kader ve iradeyi) çalıştırıyor. Yoksa sistem ve gerçek böyle değilse; O’na Âdil-i Hakîm denilemez. Hâlbuki Kur’an tekrarla “Allah kullarına zulmedici değildir.” “Allah onlara zulmetmedi. Onlar kendi tercihleri ile kendilerine zulmettiler.” diyor.( Al-i İmran, 182; Fussilet, 46)
2) Kader ve iradenin varlığı, artı-eksi değerler kadar kesindir. Fakat ikisinin beraber nasıl çalıştığını bilemeyebiliriz. Bir şeyin detaylarını bilmemek, onun var olmadığına delil olamaz.
3) Allah bildiği için, insanlar iyi veya kötü şeyler yapıyor, değildir. İnsanlar, iradesiyle o işleri yapacaklarından, o işler Allah’ın ilmine yansıyor. Yani nesne yoksa bilinen de olmaz. Demek bizim yaptıklarımızın varlığı, onları algılayan bir ilmin varlığına delildir. Dolayısıyla kaderin varlığı insanın iradesinin en birinci ispatıdır.
4) Kader bir çeşit bilgidir. Bilgi de bilinene bakar. Bilinen nasıl ise bilgi öyle olur. Demek kâinatta düzeni sağlayan İlahi ilim bizi zorlamaz. Biz serbesti yetimizle o ilme ve o sisteme tesir ediyoruz. Kur’anda geçen “Allah’a düşman olmak, Allah’a yardım etmek, Allaha borç vermek” deyimlerinin manası budur.( Mümtehine, 1; Muhammed, 7; Hadid, 18.)
“Malum ilme tabi değildir; ilim maluma tabidir.” Bu cevap nedensellik itibarı ile ehl-i ilmin bütün bahanelerini kesip atar. Fakat ontolojik ve yapı yönünden malum (nesne, olay) ilme tabidir. Yani her olayın, her nesnenin özünü, şeklini oluşturan, var eden gerçek bir ilim olan yazılım ve kader kanunudur. Bu kanun madde itibari ile Allah’ın kudretini kullanır, şekil ve form olarak Allah’ın ilmini kullanır. Risalelerde manevi kader denilen gelişme sürecinde de Allah’ın iradesini kullanır. Bu sonsuz üçlü yapıdan, insanın eline kudretten bir beden, ilimden bir akıl ve zekâ, iradeden bir ömür veriliyor. Bu üçlü yapıda emanet de olsa, insana verilmiş bir beden, bir akıl ve irade söz konusudur. Bütün bu sistemin ismi de kaderdir. “Küllü şeyin bi kader..” Demek kader sebep ile sonuca ve sistemdeki kanun ve iradeye bir bakar. Haliyle bu kanun ve irade birbirinden tamamıyla ayrı değiller ki; birbiriyle tezat teşkil etsin. Tam aksine birbirini tamamlayan iki çark gibidirler. Evet, bugün makine sanayisinde ufak bir bilye ile birbirine zıt iki hareket tek bir harekete dönüştürülebiliyor. Bu sistemde tetikleme ve tercih, iradenindir. Yaratma ve gerçekleştirme ise, kaderindir. Dolayısıyla cinayet işleyen bir adama katil denilir. Çünkü katl bir fiil, bir eylem, bir tercihtir. Düğmeye basmak gibi bir tetiklemedir. Fakat böyle küçük bir irade ve kesbin sonuç vermesi, bütün her şeyi çalıştıran kaderin muvafakati ile olur. Dolayısıyla o caniye katil denilir. Fakat Mümit tercih, iradenindir. Yaratma ve gerçekleştirme ise, kaderindir. Dolayısıyla cinayet işleyen bir adama katil denilir. Çünkü katl bir fiil, bir eylem, bir tercihtir. Düğmeye basmak gibi bir tetiklemedir. Fakat böyle küçük bir irade ve kesbin sonuç vermesi, bütün her şeyi çalıştıran kaderin muvafakati ile olur. Dolayısıyla o caniye katil denilir. Fakat Mümit (o maktulün ölümünü yaratan) denilmez. Onun içindir ki; Canı veren Allah, ancak canı alabilir. Hüvellezi yuhyi ve yümitü.. Yaşatan ve öldüren sadece Allah’tır denilir. Yani doğmak ve yaşamak, bir çekirdekten kocaman bir ağacı çıkarmak gibi ise; ölüm bu ağaçtan milyonlarca çekirdeği yaratmak ve yaşatmak gibidir. Demek ölüm de hayat gibi sadece Allah’ın elindedir.Burada geçen masdar ve hâsıl-ı bil-masdar deyimlerinin manası şudur: Masdar, sudur ve çıkış yeri demektir. Çünkü Arapçada bütün isim ve sıfatlar, fiili ifade eden, masdar denilen kök kelimeden türetilir. Hâsıl-ı bil-masdar ise bu fiilin, bu girişimin sonucunda somut olarak ortaya çıkan şeydir. Mesela insana ziraatçı denilir. Fakat hububatı yaratan denilemez. Ona döven denilir; fakat acıyı yaratan manasında inciten denilemez. Çünkü acı ve incinme bütün İlahi sistemin kabul etmesiyle ancak somut olarak gerçekleşir; sadece insanın basit bir darbesi ile acı olmaz.
5) Cüz-i ihtiyari (insanî serbestiyet) yaratılmış bir şey mi? Yoksa başka bir varlık biçimi mi? sorusuna şöyle cevap verilmiş:
a) Maturidiler, irade denilen insanî tercih yeteneği (meyelan), itibari (göreceli) bir şeydir. Yani somut gerçek bir varlık da değildir; tamamıyla madum (yok) bir kavram da değildir. Varlığa göre yok; yokluğa göre var olan bir realitedir. Dolayısıyla insan, bir şeye meylettikten sonra, ondan vazgeçebilir. “Bu meyil içimden zorunlu olarak geldi, ben de otomatik olarak o suçu işledim” diyemez.
b) Eş’ariler ise iradeye (insanın meyil ve tercih yeteneğine) somut bir organ olarak bakmışlar. Fakat o organı yönlendirmek, bilinçli bir şekilde tercih yapmak itibarî (göreceli) bir hakikattir, demişler. Her iki görüşe göre de, eğer irade, meyelan ve tercih yeteneği mahlûk, somut, gerçekten var olmuş bir nesne olarak kabul edilse cebir olur; çünkü bir şey somut olarak var ise onu zorunlu olarak var eden ve altyapı olan sebepler de var olmuş demektir. Dolayısıyla eğer irade ve meyelan, bu şekilde tam tekmil sebeplere dayanan bir mahlûk ise, ona irade ve tercih denilmez. İnsan robot olarak mutlaka o suçu işler.
Mutezile, gelişmeyi ve düşünceyi donduran cebir akidesini ortadan kaldırmak için, kader (cebir manasında) yoktur; insanın iradesi somut ve nesnel olarak vardır, dediler. İnsan yaptıklarının yaratanıdır, diye inandılar. Fakat farkına varmadan daha kötü bir cebir akidesi içine düştüler. Çünkü bu ontolojik anlayışa göre; insan bir şeye meyleder etmez, o şey zorunlu olarak ortaya çıkar, demektir. Böyle bir inanç ise, insanın fikrini değiştirme, tercihini başka yöne çevirme yeteneğinin olmadığı manasına gelir.
(Kur'an, Hadis ve Risale-i Nurda Kader ile İrade Bahaeddin Sağlam KLMN YAYINLARI)

Cerrah 21.08.24 16:31

“Kader hakkında fazla konuşmayın, çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir.” (Tirmizî, Kader, 1)

ulubatlihasan 21.08.24 18:10

Alıntı:

osman100 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633267)
bir insanın kaderi günde 360 kere degişir.Eger bu degişim olmasa idi yıldız ilmine vakıf herkezin her dedigi çıkmaya başlardı Allahın birşeyi bilme ve müdahele etme sıfatları ayrıdır birşeyi bilmesi ona müdahale edecegi anlamına gelmez Zaten Allahın herşeyi bilmesi gerekmezmi bütün düzeni kuran o ama onun herşeyi bilmesi senin iradene tesir uygulayacagı anlamına gelmiyor Örnek vereyim araba sürüyorum kırmızı ışıkta geçtim ve kaza yaptım burdaki asıl soru şu kırmızı ışıkta geçtigim için mi kaza yaptım yoksa kaderimde yazıldıgı için mi cevabıda basit her eylem bir sonuç dogurur benim hür irademle yaptıgım bir işin sonucunun bilinmesi benim irademe mudahale anlamına gelmezki dışardan izleyen biride 2arabanın çarpışacagını görebilir onun görmesi benim irademe tesir degil ki Kader bir seçimler silsilesidir matematik gibidir milyonlarca varyasyondan oluşur seçimlerimizi yaparız yaptıgımız seçimlerin sonucunu yaşarız Allahın bizim bu yaptıgımız yapacagımız seçimlerin sonucunu bilmesi bizim seçme eylemi yapmamıza herhangibi bir tesiri yoktur Mesela ateistlerin düştügü bir yanılgıdan bahsedeyim biraz diyolarki Madem Allah herşeyi biliyor Çocuklar neden ölüyor insanlar neden tecavüze ugruyor burdaki yanılgı şu insanın iradesine cebir uygulayacaksa Hak teala insana neden irade verdi Herkez hür iradesiyle eylemler yapıyor eylemi yapan eylemi yapanın sahibini alakadar etmezki mesul eylemi yapandır sonucunada o katlanır

Allah kaderi yazdı mı ? Kaderde benim kaza yapıp çarpacağım yazıyor muydu ? yoksa ben bunu yaşadıktan sonra mı yazıldı ?

Bizim bir şeyi kesbetmemiz kendi irademizle ise irademize Allah'ın kudreti taalluk etmiyor mu ? mesela ben birini öldürmek istediğimde, Allah öldürmemi istemeden ben bunu isteyebilir miyim ?
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29
İnsanın kaderi nasıl olurda günde 360 defa değişir ? Allah bunu ezelde biliyordu ama müdahale etmiyor muydu ? Allah'ın kudreti olmadan bizim kudretimiz nasıl olabilir ki? Eğer Allah müdahale etmiyor ama biliyor dersek biz Allah'ın izni olmadan bir şeyi isteyebiliyoruz demiş olmaz mıyıız ?

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633309)
Soru: Kader ve cüz-i ihtiyarî (insanın küçük seçim gücü denilen iradesi) nasıl birbiriyle uyuşturulabilir? Cevap: Yedi yönden:
1) Kâinatta gözle görülen, özellikle ilimler mercekleriyle gözlemlenen bir düzen (nizam) ve bir denge (mizan) var olduğu görünüyor. Bu da Allah’ın adalet ve hikmetinin varlığını ispat eder. Yani Allah, saltanatına hiçbir şeyi ortak etmemek için kader denilen evrensel bir kanun koymuştur. Ve hikmeti gereği bu kanun çerçevesinde insana bir cüz-i ihtiyari (küçük bir serbestiyet) vermiştir. O sonsuz sistemi içinde, zahiren birbirine zıt görünen, aslında birbirini tamamlayan bu iki çarkı (kader ve iradeyi) çalıştırıyor. Yoksa sistem ve gerçek böyle değilse; O’na Âdil-i Hakîm denilemez. Hâlbuki Kur’an tekrarla “Allah kullarına zulmedici değildir.” “Allah onlara zulmetmedi. Onlar kendi tercihleri ile kendilerine zulmettiler.” diyor.( Al-i İmran, 182; Fussilet, 46)
2) Kader ve iradenin varlığı, artı-eksi değerler kadar kesindir. Fakat ikisinin beraber nasıl çalıştığını bilemeyebiliriz. Bir şeyin detaylarını bilmemek, onun var olmadığına delil olamaz.
3) Allah bildiği için, insanlar iyi veya kötü şeyler yapıyor, değildir. İnsanlar, iradesiyle o işleri yapacaklarından, o işler Allah’ın ilmine yansıyor. Yani nesne yoksa bilinen de olmaz. Demek bizim yaptıklarımızın varlığı, onları algılayan bir ilmin varlığına delildir. Dolayısıyla kaderin varlığı insanın iradesinin en birinci ispatıdır.
4) Kader bir çeşit bilgidir. Bilgi de bilinene bakar. Bilinen nasıl ise bilgi öyle olur. Demek kâinatta düzeni sağlayan İlahi ilim bizi zorlamaz. Biz serbesti yetimizle o ilme ve o sisteme tesir ediyoruz. Kur’anda geçen “Allah’a düşman olmak, Allah’a yardım etmek, Allaha borç vermek” deyimlerinin manası budur.( Mümtehine, 1; Muhammed, 7; Hadid, 18.)
“Malum ilme tabi değildir; ilim maluma tabidir.” Bu cevap nedensellik itibarı ile ehl-i ilmin bütün bahanelerini kesip atar. Fakat ontolojik ve yapı yönünden malum (nesne, olay) ilme tabidir. Yani her olayın, her nesnenin özünü, şeklini oluşturan, var eden gerçek bir ilim olan yazılım ve kader kanunudur. Bu kanun madde itibari ile Allah’ın kudretini kullanır, şekil ve form olarak Allah’ın ilmini kullanır. Risalelerde manevi kader denilen gelişme sürecinde de Allah’ın iradesini kullanır. Bu sonsuz üçlü yapıdan, insanın eline kudretten bir beden, ilimden bir akıl ve zekâ, iradeden bir ömür veriliyor. Bu üçlü yapıda emanet de olsa, insana verilmiş bir beden, bir akıl ve irade söz konusudur. Bütün bu sistemin ismi de kaderdir. “Küllü şeyin bi kader..” Demek kader sebep ile sonuca ve sistemdeki kanun ve iradeye bir bakar. Haliyle bu kanun ve irade birbirinden tamamıyla ayrı değiller ki; birbiriyle tezat teşkil etsin. Tam aksine birbirini tamamlayan iki çark gibidirler. Evet, bugün makine sanayisinde ufak bir bilye ile birbirine zıt iki hareket tek bir harekete dönüştürülebiliyor. Bu sistemde tetikleme ve tercih, iradenindir. Yaratma ve gerçekleştirme ise, kaderindir. Dolayısıyla cinayet işleyen bir adama katil denilir. Çünkü katl bir fiil, bir eylem, bir tercihtir. Düğmeye basmak gibi bir tetiklemedir. Fakat böyle küçük bir irade ve kesbin sonuç vermesi, bütün her şeyi çalıştıran kaderin muvafakati ile olur. Dolayısıyla o caniye katil denilir. Fakat Mümit tercih, iradenindir. Yaratma ve gerçekleştirme ise, kaderindir. Dolayısıyla cinayet işleyen bir adama katil denilir. Çünkü katl bir fiil, bir eylem, bir tercihtir. Düğmeye basmak gibi bir tetiklemedir. Fakat böyle küçük bir irade ve kesbin sonuç vermesi, bütün her şeyi çalıştıran kaderin muvafakati ile olur. Dolayısıyla o caniye katil denilir. Fakat Mümit (o maktulün ölümünü yaratan) denilmez. Onun içindir ki; Canı veren Allah, ancak canı alabilir. Hüvellezi yuhyi ve yümitü.. Yaşatan ve öldüren sadece Allah’tır denilir. Yani doğmak ve yaşamak, bir çekirdekten kocaman bir ağacı çıkarmak gibi ise; ölüm bu ağaçtan milyonlarca çekirdeği yaratmak ve yaşatmak gibidir. Demek ölüm de hayat gibi sadece Allah’ın elindedir.Burada geçen masdar ve hâsıl-ı bil-masdar deyimlerinin manası şudur: Masdar, sudur ve çıkış yeri demektir. Çünkü Arapçada bütün isim ve sıfatlar, fiili ifade eden, masdar denilen kök kelimeden türetilir. Hâsıl-ı bil-masdar ise bu fiilin, bu girişimin sonucunda somut olarak ortaya çıkan şeydir. Mesela insana ziraatçı denilir. Fakat hububatı yaratan denilemez. Ona döven denilir; fakat acıyı yaratan manasında inciten denilemez. Çünkü acı ve incinme bütün İlahi sistemin kabul etmesiyle ancak somut olarak gerçekleşir; sadece insanın basit bir darbesi ile acı olmaz.
5) Cüz-i ihtiyari (insanî serbestiyet) yaratılmış bir şey mi? Yoksa başka bir varlık biçimi mi? sorusuna şöyle cevap verilmiş:
a) Maturidiler, irade denilen insanî tercih yeteneği (meyelan), itibari (göreceli) bir şeydir. Yani somut gerçek bir varlık da değildir; tamamıyla madum (yok) bir kavram da değildir. Varlığa göre yok; yokluğa göre var olan bir realitedir. Dolayısıyla insan, bir şeye meylettikten sonra, ondan vazgeçebilir. “Bu meyil içimden zorunlu olarak geldi, ben de otomatik olarak o suçu işledim” diyemez.
b) Eş’ariler ise iradeye (insanın meyil ve tercih yeteneğine) somut bir organ olarak bakmışlar. Fakat o organı yönlendirmek, bilinçli bir şekilde tercih yapmak itibarî (göreceli) bir hakikattir, demişler. Her iki görüşe göre de, eğer irade, meyelan ve tercih yeteneği mahlûk, somut, gerçekten var olmuş bir nesne olarak kabul edilse cebir olur; çünkü bir şey somut olarak var ise onu zorunlu olarak var eden ve altyapı olan sebepler de var olmuş demektir. Dolayısıyla eğer irade ve meyelan, bu şekilde tam tekmil sebeplere dayanan bir mahlûk ise, ona irade ve tercih denilmez. İnsan robot olarak mutlaka o suçu işler.
Mutezile, gelişmeyi ve düşünceyi donduran cebir akidesini ortadan kaldırmak için, kader (cebir manasında) yoktur; insanın iradesi somut ve nesnel olarak vardır, dediler. İnsan yaptıklarının yaratanıdır, diye inandılar. Fakat farkına varmadan daha kötü bir cebir akidesi içine düştüler. Çünkü bu ontolojik anlayışa göre; insan bir şeye meyleder etmez, o şey zorunlu olarak ortaya çıkar, demektir. Böyle bir inanç ise, insanın fikrini değiştirme, tercihini başka yöne çevirme yeteneğinin olmadığı manasına gelir.
(Kur'an, Hadis ve Risale-i Nurda Kader ile İrade Bahaeddin Sağlam KLMN YAYINLARI)

Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum

Yusufiyeli 21.08.24 18:36

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633315)
Allah kaderi yazdı mı ? Kaderde benim kaza yapıp çarpacağım yazıyor muydu ? yoksa ben bunu yaşadıktan sonra mı yazıldı ?

Bizim bir şeyi kesbetmemiz kendi irademizle ise irademize Allah'ın kudreti taalluk etmiyor mu ? mesela ben birini öldürmek istediğimde, Allah öldürmemi istemeden ben bunu isteyebilir miyim ?
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29
İnsanın kaderi nasıl olurda günde 360 defa değişir ? Allah bunu ezelde biliyordu ama müdahale etmiyor muydu ? Allah'ın kudreti olmadan bizim kudretimiz nasıl olabilir ki? Eğer Allah müdahale etmiyor ama biliyor dersek biz Allah'ın izni olmadan bir şeyi isteyebiliyoruz demiş olmaz mıyıız ?



Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum

Eş’ari’ye göre izah etmeye çalışayım. Eş‛arî, açık şekilde kulun kesbinin, Allah’ın fiili olduğunu ifade etmektedir. Bu noktada kul sadece kendisinde kesb yaratılan bir varlık pozisyonunda olmaktadır. Nasıl bir şeyde hareketi yaratan Allah iken o hareket zatında oluşan, müteharrik/hareketli olarak isimlendiriliyor ancak O, bununla tesmiye edilmiyorsa kesbde de kul kendisinde kesb yaratılan, Allah ise o kesbi yaratan konumunda bulunmaktadır. Kulun kesbi, kendisinde yaratılan hâdis kudretle ortaya çıkmaktadır. Kesb, Allah’ın kadim kudretiyle yaratılmakta, kulun hâdis kudretiyle zuhur etmektedir. Diğer bir ifadeyle muhdes kudretle kesb, kadim kudretle yaratma ortaya çıkmaktadır.[ İbn Fûrek, Makâlâtü’ş-Şeyh, 93, 95.] Eş‛arî, kula ait kesbin ona açtığı alana işaretle âdeta kulun sorumluluğunu temellendirme yoluna gider. Bu doğrultuda kesb altında olan ile olmayanı birbirinden ayırır. Hâdis bir kudret ile ortaya çıkan kesbde kişinin, bulunduğu pozisyonun dışına çıkıp tam zıddı bir alana geçiş yapabileceğini belirtir. Kalkma ve oturmayı bu duruma örnek verir. Acziyet ve zaruret olarak isimlendirdiği ikinci kısımda ise kulun, ilgili hâlden çıkmak istese de bunu başaramayacağını söyler. Bu duruma da titremeyi örnek verir. Ardından ilk alanın altında değerlendirilebilecek işlerin kulun kesbi alanına girdiğini kaide olarak zikreder. Yine bu noktada kulun kesb alanına giren işleri, kudreti alanına giren; kudreti altına giren işleri de kesb edilebilen işler olarak göstererek yine aynı bakış açısını teyit etmiş olur.[ İbn Fûrek, Makâlâtü’ş-Şeyh, 101. Böylece kulu, bütün eylemlerinde bir cebir altına sokan Cebriyye düşüncesinden uzaklaşmış ve kula bir saha açmış olur.
Eş‛arî, kulun kudret sahibi olduğunu da benimser. İstitaat diye de adlandırdığı kudretin hayat sahibi bir cisimde ortaya çıkan hâdis bir araz olduğunu belirtir. Kulun, her ne kadar fiil halk etmeye güç yetecek bir kudreti yoksa da kesb alanına giren şeylere dönük bir kudretinin bulunduğunu, bu manada onun kâdir olduğunu belirtir. Kudret bir araz olduğu için onun baki yani kesintisiz olmadığını da söyler. Bu duruma uygun olarak kulun kudretinin, fiili esnasında fiiliyle, belki daha doğrusu kesbiyle birlikte ortaya çıktığını, yoksa fiili öncesinde ona ilgili fiili yapacak kudret verilmediğini belirtir. Yine ona verilen bir kudret ile sadece bir eylemin kesbedileceğini, her bir kudretin güç yetirilen sadece bir alanı olduğunu söyler.[ İbn Fûrek, Makâlâtü’ş-Şeyh, 110] Nitekim bu fikrine uygun olarak imana olan kudret cinsinin küfre olan kudret cinsinden farklı olduğunu, ilkinin tevfîk, ikincisinin hızlân cinsinden bulunduğunu kaydeder. Daha sonra yine genel bir ifadeyle kulun, bir kudretiyle iki alana güç yetiremeyeceğini teyit eder. [Eş‛arî, Risâle ilâ ehli’s-Seğr, 256, 262.]

osman100 21.08.24 18:45

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633315)
Allah kaderi yazdı mı ? Kaderde benim kaza yapıp çarpacağım yazıyor muydu ? yoksa ben bunu yaşadıktan sonra mı yazıldı ?

Bizim bir şeyi kesbetmemiz kendi irademizle ise irademize Allah'ın kudreti taalluk etmiyor mu ? mesela ben birini öldürmek istediğimde, Allah öldürmemi istemeden ben bunu isteyebilir miyim ?
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29
İnsanın kaderi nasıl olurda günde 360 defa değişir ? Allah bunu ezelde biliyordu ama müdahale etmiyor muydu ? Allah'ın kudreti olmadan bizim kudretimiz nasıl olabilir ki? Eğer Allah müdahale etmiyor ama biliyor dersek biz Allah'ın izni olmadan bir şeyi isteyebiliyoruz demiş olmaz mıyıız ?



Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum

en başta dedigim gibi birşeyi bilmesi ona müdahale edecegi anlamına gelmez Mesala sadaka ömrü uzatır belaları def eder sözündende anlaşılıdıg üzere sabit bi kaderimiz yok yaptıgımız eylemler aslında kaderimizi şekillendiriyor.Allah zamandan mekandan münnezzeh gelecek ve geçmiş yok zaman mekan geçmiyor onun katında herşey yaşandı ve bitti bizler tecrübe ediyoruz örnek vereyim hemen izafiyet teorosi Einstein in en meşur nobel odelli fizik teoremlerinden biridir yani burdan bin ışık yılı uzak bir gezegende geçirdigin 1dakka dünyadaki 10yıla bedel olabiliyor evrenmizde bile zaman kavramı farklı işliyor şimdi gelelim Allahın bizim irademiz üstündeki yönlendirmesine. şimdi 1-Mutlak irade vardır dogdugun yeri anneni babanı kardeşini seçemezsin bu kaderindir sınavın bu noktada başlar 2 - küllü i iradene müdahale olmaz seçimler tercihler sana aittir bunların sonucuna göre yargılanırsın eline bir bardak al ve yere at o camın kırılıp kırılmaması artık senin iradenini dışındadır ama kendi iradenle attın o cam bardagı işte olay burda başlıyor eline aldın silahı gittin birini vurdun mahkemeye çıktın yargılandan hapise giridn kaderinde ona göre şekillenmeye başlar seçimlerimiz Allah milyonlarca varyasyon yaratmıştır Bu varyasyonları bilmesi iradene müdahale seçimlerine karışacagı anlamına gelmez irade vermezdi sana müdahil olsaydı iradenin mantıgı nedir insanın özgürce seçim yapabilmesi son soruna gelecek olursak Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29 Şimdi Allah u Teala mutlak hüküm sahibidir açalım biraz konuyu şimdi ne dedim yukarda sen bir cam fırtlırsın ama o camın kırılıp kırılmayacagı Allahın elindedir bir mermi atarsın Karşındakinin ölüp ölmeyecegi Allahın elindedir İrade eşittir sonuç demek degildir irade tercihtir sonuca giden yol degildir sen 100tane mermi atarsın özgür iradenle Ama Allah karşıdaki kişinin ölmemesini murad etmişsse istersen 1000tane mermi at yani sözümü şöyle bitiriyim Kader çatallı bir yoldur her virajda yeni yeni yollar açılır ama yolun sahibi yolun nereye çıkacagını bilir nereye dönsende Ama hangi yoldan ilerleyecegine müdahale etmez.

Yusufiyeli 21.08.24 18:51

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633315)
Allah kaderi yazdı mı ? Kaderde benim kaza yapıp çarpacağım yazıyor muydu ? yoksa ben bunu yaşadıktan sonra mı yazıldı ?

Bizim bir şeyi kesbetmemiz kendi irademizle ise irademize Allah'ın kudreti taalluk etmiyor mu ? mesela ben birini öldürmek istediğimde, Allah öldürmemi istemeden ben bunu isteyebilir miyim ?
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29
İnsanın kaderi nasıl olurda günde 360 defa değişir ? Allah bunu ezelde biliyordu ama müdahale etmiyor muydu ? Allah'ın kudreti olmadan bizim kudretimiz nasıl olabilir ki? Eğer Allah müdahale etmiyor ama biliyor dersek biz Allah'ın izni olmadan bir şeyi isteyebiliyoruz demiş olmaz mıyıız ?



Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum

Maturidi’ye göre izah etmeye çalışayım. Matüridî, “her şeyin yaratıcısı Yüce Allah’tır, prensibinden yola çıkarak kulun fiillerinin yaratıcısının da Allah olduğunu, fakat insan, Allah’ın kendisinde yarattığı hâdis kudretle, itaat veya isyan tarzında dilediği fiili kesp eder. İnsan, kendisinde yaratılan bir kudretle herhangi bir eylemi iyi ya da kötü yönde kullanma hürriyetine sahip olduğundan dolayı da bütün yapmış olduğu eylemlerinden sorumludur”[ Mâtürîdî, Tevhid, (B. Topaloğlu 2003), 215-228.] diyerek, insanın mükâfat ya da cezaya tâbi tutulması, onun itaate ve isyana da elverişli olan gücünü, bizzat kendi iradesiyle istediği yönde kullanmasından dolayı olduğunu iddia eder. Kısacası insan kendi eylemlerinin gerçek sahibi olduğu için, Allah ona bazı görev ve sorumluluklar yüklemiş ve karşılığında da mükâfat veya ceza vaz’ etmiştir. Matüridî’ye göre, eylemlerini istediği yönde gerçekleştirebilmesi için insana güç ve kudret (istitâat) verilmiştir. Fakat eylem öncesinde fiil için gerekli vasıtaların tam ve sağlıklı olması gerekmektedir. Böylece insan fiili, önceden kendisine verilmiş olan bu vasıta/kudret sayesinde meydana gelmektedir. İnsanın sağlıklı olması herhangi bir fiilin gerçekleşmesini zorunlu kılmaz. Fiil işleme için gerekli olan vasıta/kudret insanda bulunmadan onu sorumlu tutmak da caiz olmaz. Dolayısıyla gözü olmayan birine “gör” demenin anlamsızlığı ortadadır. Bu kudret ve vasıtalarla beraber bir de eylem sırasında insana verilen güç (istitâat) vardır ki, işte bu güç, fiili meydana getiren gerçek güçtür. Bu anlamdaki güç, fiilden önce değil eylemle birlikte yaratılan bir güçtür. İnsanın sorumlu tutulmasına esas olan güç, adı geçen bu güç değil, birinci anlamdaki (fiil için gerekli vasıtaların tam ve sağlıklı olması) güçtür. Öyleyse insanın eylemleri, ona verilen bu her iki anlamdaki gücün ve cüz’î iradenin sonucudur. Dolayısıyla, insanın fiillerinin ve sorumlu olmasının temeli de budur. Mu’tezile’nin görüşünün aksine o, “fiilin gerçekleşmesine sebep olan gerçek kudret, fiilden önce bulunmaz”[ Mâtürîdî, Tevhid, (B. Topaloğlu 2003), 255-256.] diyerek gerçekten kulların fiillerinin yaratıcısının Allah olduğunu tespit etmeye çalışır. İnsan ise eylemini, kendisinde yaratılan hâdis bir kudretle kesp eder ve işte bu kespten dolayı yaptıklarından sorumlu tutulur.Böylece o, cebrî kader anlayışı ve Mutezilenin mutlak hürriyeti arasında vasat bir yol tutarak, kul’un ihtiyar/seçme sahibi olduğunu ancak bu ihtiyarını kullanırken gerekli olan güç ve kuvvetin bile Allah tarafından yaratıldığını söyler.

imas 21.08.24 18:54

konuşmayin kader konusunda fazla araştırıp sorusturup didiklemeyin, kader olgusu insan aklinin üstundedir, islamda kadervkonusuna gfkince orada teslimiyet baslamali ve külli iradeye teslim olunmalidir
kaderin fazla soruşturulmasi insani yoldan cikarir isyana götürür, öyle internetten arastirmayla fal nda o işin sırrına erisilmez

zaten kader hakkinda konusmakta bir nevi yasaklanmistir

nebi sav. şöyle buyuruyor

Kader hakkında konuşmayın, zira kader Allah’ın sırrıdır. Allah’ın sırrını açıklamaya kalkmayın.” (Kenzü’l Ummâl, 1/132)

“Kader hakkında fazla konuşmayın, çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir.” (Tirmizî, Kader, 1)

bu bu kadar işte...

osman100 21.08.24 18:55

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633315)
Allah kaderi yazdı mı ? Kaderde benim kaza yapıp çarpacağım yazıyor muydu ? yoksa ben bunu yaşadıktan sonra mı yazıldı ?

Bizim bir şeyi kesbetmemiz kendi irademizle ise irademize Allah'ın kudreti taalluk etmiyor mu ? mesela ben birini öldürmek istediğimde, Allah öldürmemi istemeden ben bunu isteyebilir miyim ?
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29
İnsanın kaderi nasıl olurda günde 360 defa değişir ? Allah bunu ezelde biliyordu ama müdahale etmiyor muydu ? Allah'ın kudreti olmadan bizim kudretimiz nasıl olabilir ki? Eğer Allah müdahale etmiyor ama biliyor dersek biz Allah'ın izni olmadan bir şeyi isteyebiliyoruz demiş olmaz mıyıız ?



Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum

Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum ( bu sorunada cevap vereyim diyorsunki bir yol var bir şer biri hayır şimdi irademizle nefsani duygularımıza göremi seçim yapacaz yoksa Allahın emir ve yasaklarına göremi seçim yapacaz şimdi bu iş şuna benziyor 2tane ögrenci var biri dersine çok çalışıyor digeri hiç çalışmıyor çalışan dersi geçiyor çalışmayan geçemiyor çalışmayan diyor ki Allah zaten sınavı kaybedecegimi bilmiyormuydu ölüncede şunu mu diyecegiz bir insan Allahın bütün emir ve yasaklarına uyuyor digeri ise hiç birine uymuyor cehenneme giderken şunu mu diyecek Allah zaten cehenneme gidecegimi biliyordu ? Allah hiç kimseye zülm etmez ayetindende anladıgımız üzere Hepimiz özgür irademizle tercihlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz o zaman gidiyim hırsızlık yapayım Allah zaten hırsızlık yapacagımı bilmiyormuydu diyeyim Allah senin daha zihninde canlandırmadıgın şeyleri biliyor sonuca gelelim Allahın senin yapacagın şeyleri bilmesi senin seçimlerine müdahale edecegi anlamına gelmiyor bu şuna benziyor biri giidp adam öldürüyor mahkemede ceza verdi diye hakimi suçluyor bilmem net anlatabildimmi selametle

osman100 21.08.24 19:04

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633327)
konuşmayin kader konusunda fazla araştırıp sorusturup didiklemeyin, kader olgusu insan aklinin üstundedir, islamda kadervkonusuna gfkince orada teslimiyet baslamali ve külli iradeye teslim olunmalidir
kaderin fazla soruşturulmasi insani yoldan cikarir isyana götürür, öyle internetten arastirmayla fal nda o işin sırrına erisilmez

zaten kader hakkinda konusmakta bir nevi yasaklanmistir

nebi sav. şöyle buyuruyor

Kader hakkında konuşmayın, zira kader Allah’ın sırrıdır. Allah’ın sırrını açıklamaya kalkmayın.” (Kenzü’l Ummâl, 1/132)

“Kader hakkında fazla konuşmayın, çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir.” (Tirmizî, Kader, 1)

bu bu kadar işte...

Hocam burda amacımız kaderimiz sorgulamak degil kader olgusunun iradeye etkisi ve irademizle yaptıklarımızın kaderimize tesiri Elhamdülilah Allaha her zaman teslimiz o neyi murad ederse lakin arkadaşın sualine cevap vermek istedim düşünce kurt gibidir zihni kemirir o kurt ölmeden rahat edemez o yüzden bildiklerimi aktardım cahil halimle aslında burdaki konu kaderden ziyade irademiz irademizin kaderimizdeki yeri aslında bu konuların bir nevi aydınlanması Ateizmin de sönmesindeki fitili ateşler Bir insanı bile bu çukurdan kurtarsak ne büyük şereftir insanların ateist olmasıda bazı sorularına cevap bulamamasıdır artık ilim teknoloji çagındayız cihadı ilimle yapıyoruz sürekli ögrenmeye birşeyleri araştırmaya çalışıyorum haddimi aştıysamda hakkınızı helal edin

Yusufiyeli 21.08.24 19:13

İnsanın istediklerini yaratan Allah’tır. Ama Allah, insanın her istediğini yaratmaz. Çünkü Allah, fâil-i muhtardır, fa’âlün limâyürîddir (dilediğini yapandır). Allah’ın, insanların her istediğini yaratmaması, bu dünyanın imtihan yeri olmasından ve insanların âciz-yaratık olduklarını anlamaları, büyüklenmemeleri içindir. Aksi takdirde insan, kendisinde bir varlık görecek, “her şeyi ben yaparım” düşüncesine kapılıp nefsini tanrılaştıracaktı. Kullukta acizliği itiraf mühim bir husustur. Allah, insanları kâfir ve mü’min olarak yaratmamıştır. İnsan, sonradan kendi irade ve tercihini Îmân veya küfürde kullanmıştır. Îmân ve küfür, diğer ifade ile hidâyet ve dalâlet Allah’ın yaratmasıyla olmakla beraber insanın iradesi ve kesbiyledir. İnsan, Îmân ve küfrü hür iradesiyle seçmelidir ki bunun sorumluluğu ona ait olsun. Bu hususu şu âyet güzel bir şekilde açıklıyor: “De ki: Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen îmân etsin, dileyen kâfir olsun. Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, duvarları kendilerini kuşatmaktadır.” (Kehf suresi ayet 29) Ayette, Allah tarafından geldiği bildirilen “Hak”, İslâm ve Kur’ân’dır.

Yusufiyeli 25.08.24 16:15

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 633315)
Allah kaderi yazdı mı ? Kaderde benim kaza yapıp çarpacağım yazıyor muydu ? yoksa ben bunu yaşadıktan sonra mı yazıldı ?

Bizim bir şeyi kesbetmemiz kendi irademizle ise irademize Allah'ın kudreti taalluk etmiyor mu ? mesela ben birini öldürmek istediğimde, Allah öldürmemi istemeden ben bunu isteyebilir miyim ?
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz. Tekvir 29
İnsanın kaderi nasıl olurda günde 360 defa değişir ? Allah bunu ezelde biliyordu ama müdahale etmiyor muydu ? Allah'ın kudreti olmadan bizim kudretimiz nasıl olabilir ki? Eğer Allah müdahale etmiyor ama biliyor dersek biz Allah'ın izni olmadan bir şeyi isteyebiliyoruz demiş olmaz mıyıız ?



Hocam bunu okudum lakin hala bizim bir şeyi kesb etmemizdeki tercihte özgürlüğü anlayamadım, bizim 2 yolda biri hayır biri şerli mesela, burada bizim tamamen hür tercihimiz varsa Allah iyi olan yoluda kötü olan yoluda dilemediği halde biz nasıl birini seçebiliriz ? Allah iyi olanı kesbetmemizi irademize getirirse kesbederiz kötü olanı getirirse onu kesbederiz dersek cebre giriyoruz, Allah burada hiç müdahalede bulunmuyor tamamen biz kendimiz seçiyoruz dediğimizde de Allah dilemeden biz nasıl dileriz sorusu geliyor sürekli anlayamıyorum

Denilebilir ki iyilik ve güzellik ilahi kumaşın bir yüzüyse kötülük de diğer yüzüdür. Sınanma süresinde iyilik ile kötülüğün bir arada bulunması kaçınılmazdır. Kaldı ki insan tabiatı iyilik kadar kötülük de barındırır. Şems süresi 8. Ayetteki ‘’ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙ’’ (Allah, insan nefsine hem günaha dalma hem de günahtan sakınma dürtüsünü ilham etti) ifadesi bu gerçeği anlatır. İnsan her ne kadar kendi iradesi dışında tesis edilmiş bir varlık aleminde yaşıyorsa da fiillerini hür iradeyle gerçekleştirdiğinden kişinin kendisinden sadır olan tüm kötülükler kendi fiillerinin sonuçlarıdır. İnsan gerçek anlamda fail olması sebebiyle bütün bu kötülüklerden birinci derecede sorumludur. Çünkü şer fiillerin gerçekleştirilmesi Allah’ın (c.c.) hayra yönelik talebine muhalefetten başka bir şey değildir. Kişinin günah sebebiyle hesaba çekilecek olmasının gerekçesi de tam olarak budur. Kısaca söylemek gerekirse Allah (c.c.) ahlaki kötülüğe rıza göstermeyip insanların mutlak surette hayırdan yana olmaları ve tüm fiillerini bizatihi hayır veya hayra müncer olacak şekilde yapmalarını ister. Fakat gerek insanın hür irade sahibi olması gerek hür iradeyle sınanmaya tabi tutulması hasebiyle alemde kötülük mevcut olmak zorundadır ve fakat ‘’İblis/Şeytan’’ imgesi üzerinden Allah’ın ahlaki kötülüklere rızasının olmadığı sıkça vurgulanır.

Cerrah 25.08.24 16:30

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634088)
Denilebilir ki iyilik ve güzellik ilahi kumaşın bir yüzüyse kötülük de diğer yüzüdür. Sınanma süresinde iyilik ile kötülüğün bir arada bulunması kaçınılmazdır. Kaldı ki insan tabiatı iyilik kadar kötülük de barındırır. Şems süresi 8. Ayetteki ‘’ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙ’’ (Allah, insan nefsine hem günaha dalma hem de günahtan sakınma dürtüsünü ilham etti) ifadesi bu gerçeği anlatır. İnsan her ne kadar kendi iradesi dışında tesis edilmiş bir varlık aleminde yaşıyorsa da fiillerini hür iradeyle gerçekleştirdiğinden kişinin kendisinden sadır olan tüm kötülükler kendi fiillerinin sonuçlarıdır. İnsan gerçek anlamda fail olması sebebiyle bütün bu kötülüklerden birinci derecede sorumludur. Çünkü şer fiillerin gerçekleştirilmesi Allah’ın (c.c.) hayra yönelik talebine muhalefetten başka bir şey değildir. Kişinin günah sebebiyle hesaba çekilecek olmasının gerekçesi de tam olarak budur. Kısaca söylemek gerekirse Allah (c.c.) ahlaki kötülüğe rıza göstermeyip insanların mutlak surette hayırdan yana olmaları ve tüm fiillerini bizatihi hayır veya hayra müncer olacak şekilde yapmalarını ister. Fakat gerek insanın hür irade sahibi olması gerek hür iradeyle sınanmaya tabi tutulması hasebiyle alemde kötülük mevcut olmak zorundadır ve fakat ‘’İblis/Şeytan’’ imgesi üzerinden Allah’ın ahlaki kötülüklere rızasının olmadığı sıkça vurgulanır.

Hocam melun iblis Allah CC neden benim sapmama izin vermene karşılık dedi Araf suresinde geçtiği şekliyle(İblîs dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım) Allah iblisi imtihan etmek icinmi saptirdi .

Muallim Naci 25.08.24 17:19

Soru yanlış. Sapan şeytan . Allah saptirmiyor. Allah sapmasina müsade ediyor. Bu ikisi çok farklı şeyler. Şeytan ayette saptırdın demiyor neden sapmama engel olmadın şeklinde anlıyorum ben. Saptırılan zaten imatihan edilemez . Çünkü irade ortadan kalkmış olur. İrade olmadan cebrin olduğu yerde imtihan olmaz.

Muallim Naci 25.08.24 17:30

Doğrusu soru şu olabilir: ALLAH ins ve cinni imtihan etmek için mi şeytanın sapmasına engel olmadı müsade etti?

Cerrah 25.08.24 17:42

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634100)
Soru yanlış. Sapan şeytan . Allah saptirmiyor. Allah sapmasina müsade ediyor. Bu ikisi çok farklı şeyler. Şeytan ayette saptırdın demiyor neden sapmama engel olmadın şeklinde anlıyorum ben. Saptırılan zaten imatihan edilemez . Çünkü irade ortadan kalkmış olur. İrade olmadan cebrin olduğu yerde imtihan olmaz.

Ben mifessrilerin tefsirini merak etmiştim birkaç tanesine baktım pek açıklayıcı değildi .cebrin olduğu yerde imtihan olmaz diyorsun ama Allah'ın kulaklarini ve kalbini muhurledikleri,kalplerine korku saldiklari Kuran'da geçiyor bunlar Allah'ın cebbar yani istedigini zorla yaptıran ismi vardır bunun tecellisidir.

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634101)
Doğrusu soru şu olabilir: ALLAH ins ve cinni imtihan etmek için mi şeytanın sapmasına engel olmadı müsade etti?

Allah insana şeytan musallat ediyor bu da iradeye mudahele olmaz mı Allah'ı anlamak istediğimiz gibi değil olduğu gibi yani bize kuran ve sünnette anlatildigi gibi kabul etmemiz gerekir

Muallim Naci 25.08.24 18:10

Cebbar değil mi dedik. Tabi ki cebbar .cebbar olması için saptırmasi mi gerekiyor. Saptırmazsa cebbar değil mi diyeceğiz. Cebbar ama zalim olur hikmetsiz olur. şeytan cin insan bunlar irade sahibidir. Aksi halde meleklerden olurdu. Cebren imtihan olmaz. Mukafat da olmaz ceza da olmaz. Aksı halde zulüm olur.

Muallim Naci 25.08.24 18:14

Ayette şeytan bile cebren beni sapıttın demiyor. Soruda ise sapıtan Allah şeklinde sorulmus. Bence de kurandan ayrılmayalım kafamıza gore. Anlamak istediğimiz gibi .anlamayalim. tefsir kolay değil..ben de müfessir değilim. Ama okuduğumu anlayacak bilirim. O ayetten o soru çıkmaz. Yanlış sorudan doğru cevap çıkmaz .

Cerrah 25.08.24 18:14

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634104)
Cebbar değil mi dedik. Tabi ki cebbar .cebbar olması için saptırmasi mi gerekiyor. Saptırmazsa cebbar değil mi diyeceğiz. Cebbar ama zalim olur hikmetsiz olur. şeytan cin insan bunlar irade sahibidir. Aksi halde meleklerden olurdu. Cebren imtihan olmaz. Mukafat da olmaz ceza da olmaz. Aksı halde zulüm olur.

Allah'ın sapmış iken doğru yola iletmesi veya doğru yolda iken hataları yüzünden saptırmasi da iradeye mudahele değil midir

Yusufiyeli 25.08.24 18:17

Alıntı:

Cerrah Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634091)
Hocam melun iblis Allah CC neden benim sapmama izin vermene karşılık dedi Araf suresinde geçtiği şekliyle(İblîs dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım) Allah iblisi imtihan etmek icinmi saptirdi .

Kurtubi Ehl-i Sünnetin görüşünü şu şekilde dile getirmiştir: Allah onu (İblis’i) saptırmış ve onda küfrü yaratmıştır. Bu yüzden iğva (azdırma saptırma) fiili Allah’a nispet edilmiştir ki doğrusu da budur. Çünkü varlık aleminde Allah’ın mahluku olmayan ve onun iradesinden sudur etmeyen hiçbir şey yoktur. İmamiyye Kaderiye (Mutezile) ve diğer bazı mezhepler bu görüşe karşı çıktılar. Ne var ki onlar akıl hocaları İblis ’in kendilerine tezyin ettiği her konuda ona itaat ettikleri halde bu meselede itaatten çark ederek şöyle dediler. İblis yanlış yapmıştır. Her ne kadar ‘azdırma’ fiilini rabbine nispet etmiş olsa da ki Allah bundan münezzehtir. O bilerek isteyerek yanlışa sapmıştır. Mezkûr mezheplerin bu iddiasına şöyle cevap verilir: Tut ki İblis bilerek ve isteyerek hata yaptı. Peki mükerrem ve masum bir peygamber olan Nuh’un (a.s.) halkına söylemiş olduğu şu söz hakkında ne demeli: ‘’ "Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz." (Hud süresi 34.ayet.) (El Cami li Ahkamil Kuran 24 Cilt Ebi Abdullah El Kurtubi Cilt 7 sayfa 113.)

Cerrah 25.08.24 18:22

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634108)
Kurtubi Ehl-i Sünnetin görüşünü şu şekilde dile getirmiştir: Allah onu (İblis’i) saptırmış ve onda küfrü yaratmıştır. Bu yüzden iğva (azdırma saptırma) fiili Allah’a nispet edilmiştir ki doğrusu da budur. Çünkü varlık aleminde Allah’ın mahluku olmayan ve onun iradesinden sudur etmeyen hiçbir şey yoktur. İmamiyye Kaderiye (Mutezile) ve diğer bazı mezhepler bu görüşe karşı çıktılar. Ne var ki onlar akıl hocaları İblis ’in kendilerine tezyin ettiği her konuda ona itaat ettikleri halde bu meselede itaatten çark ederek şöyle dediler. İblis yanlış yapmıştır. Her ne kadar ‘azdırma’ fiilini rabbine nispet etmiş olsa da ki Allah bundan münezzehtir. O bilerek isteyerek yanlışa sapmıştır. Mezkûr mezheplerin bu iddiasına şöyle cevap verilir: Tut ki İblis bilerek ve isteyerek hata yaptı. Peki mükerrem ve masum bir peygamber olan Nuh’un (a.s.) halkına söylemiş olduğu şu söz hakkında ne demeli: ‘’ "Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz." (Hud süresi 34.ayet.) (El Cami li Ahkamil Kuran 24 Cilt Ebi Abdullah El Kurtubi Cilt 7 sayfa 113.)

Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir. Allah inanmayanları işte böyle cezalandırır.
Ayeti de gorusu destekler cevabınız için teşekkürler hocam insanlar Allah'ı Allah'ın kelimeleri ile değilde kendi akillariyla anlamaya calisiyorlar

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634106)
Ayette şeytan bile cebren beni sapıttın demiyor. Soruda ise sapıtan Allah şeklinde sorulmus. Bence de kurandan ayrılmayalım kafamıza gore. Anlamak istediğimiz gibi .anlamayalim. tefsir kolay değil..ben de müfessir değilim. Ama okuduğumu anlayacak bilirim. O ayetten o soru çıkmaz. Yanlış sorudan doğru cevap çıkmaz .

Yusufiyeli hocamızın yazdıklarını oku ehli sünnete göre yanlış düşünüyorsun .

Muallim Naci 25.08.24 18:25

Kalbin mühürlenen kulaklarına agirlik konanlar. İradeye müdahale değil. Cebir değil. İradenin sonucu. Yani cebren değil kendi iradesiyle bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Hakikati işitmitemiyor kalpleri hakikati anlamıyor ve korkuları da bu yüzden. Yani şimdi cebren mi bunlar hakikatten uzaklaştırıldı. Bunu mu savunuyorsun. Yapıp ettikleriniz kendi ellerinizdendir mealindeki ayetleri nereye koyacağız. Allah cebbardır bunu ispatlamak için. Allah zalim oldu .adil olmadı.farkinda mısın?. Tefsir zor iş.ama ayetin mealinden çıkmayacak sonuçları çıkarmamak gerekir. Okuduğunu anlayacak kadar bilmek gerekir.

Cerrah 25.08.24 18:26

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634111)
Kalbin mühürlenen kulaklarına agirlik konanlar. İradeye müdahale değil. Cebir değil. İradenin sonucu. Yani cebren değil kendi iradesiyle bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Hakikati işitmitemiyor kalpleri hakikati anlamıyor ve korkuları da bu yüzden. Yani şimdi cebren mi bunlar hakikatten uzaklaştırıldı. Bunu mu savunuyorsun. Yapıp ettikleriniz kendi ellerinizdendir mealindeki ayetleri nereye koyacağız. Allah cebbardır bunu ispatlamak için. Allah zalim oldu .adil olmadı.farkinda mısın?. Tefsir zor iş.ama ayetin mealinden çıkmayacak sonuçları çıkarmamak gerekir. Okuduğunu anlayacak kadar bilmek gerekir.

Benim yazdıklarımı unut yusufiyeli hocamız ehli sünnet görüşlerini paylaşmış.mutezileyi savunuyorsun şuan

Yusufiyeli 25.08.24 18:28

Alıntı:

Cerrah Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634112)
Benim yazdıklarımı unut yusufiyeli hocamız ehli sünnet görüşlerini paylaşmış.mutezileyi savunuyorsun şuan

Araf suresi 16. Ayet ‘’: Bunun üzerine İblîs şunları söyledi: “Beni azdırmana karşılık, yemin olsun ki ben de kullarını saptırmak için senin doğru yolun üzerinde pusu kurup oturacağım.” Hicr suresi 39. Ayet ‘’ (İblis) dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!’’ Karşımıza çıkan temel problemlerden biri ayetlerde geçen ‘’iğva’’ (azdırma, saptırma) fiilinin gerçekte kime ait olduğu meselesidir. İblis’in sözüne bakılırsa azdırma/saptırma fiilinin faili Allah’tır. Buna göre İblis’in azmama gibi bir şansı hiç olmamış denebilir. Sünni ve Bilhassa Eşari müfessirler ilgili ayetleri zahiri manasına hamlettiklerinden İblis’in Allah tarafından azdırıldığı fikrini teyit eden yorumlar üretmekte hiçbir sakınca görmemişlerdir. Mesela Fahreddin er- Razi İblisin ‘’(rabbim) beni azdırmana karşılık’’ sözünü tefsir ederken şunları söylemiştir: ‘’Bilmelisin ki biz bu ayette geçen iğva kelimesiyle ‘’saptırmak’’ anlamının kastedildiğini söylemekle mübalağa etmiş olmuyoruz. Çünkü bizim sözümüzün özü İblis’in hüccet mesabesindeki sözüne racidir. Biz İblis’i saptıranın Allah Teala olduğu hususunda birtakım akli delillerde sunabiliriz. Şöyle ki hareket eden varlığın bir muharriki sakin olan varlığın bir durdurucusu ve hidayete ermiş olanın bir hidayet edicisi bulunduğuna göre doğru yolda varlığın da mutlaka bir saptırıcısının bulunması gerekir. İblis azıp saptığına göre onu saptıran birinin bulunması gerekir. Onu saptıran ya bizzat kendisi ya başka bir mahluk ya da Allah’tır. Birinci şık yanlıştır. Çünkü aklı başında bir varlık bile bile azgınlık ve sapkınlığı tercih etmez. İkinci seçenek de yanlıştır. Aksi halde teselsül ve/veya fasit döngü kaçınılmaz olur. Doğru seçenek üçüncüsüdür. (Yani İblis’i azdırıp saptıran Allah’tır.) Vallahu a’lem’’ (Fahreddin er-razi, Mefatihu’l-Gayb 14. Cilt sayfa 40)

Cerrah 25.08.24 18:33

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634111)
Kalbin mühürlenen kulaklarına agirlik konanlar. İradeye müdahale değil. Cebir değil. İradenin sonucu. Yani cebren değil kendi iradesiyle bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Hakikati işitmitemiyor kalpleri hakikati anlamıyor ve korkuları da bu yüzden. Yani şimdi cebren mi bunlar hakikatten uzaklaştırıldı. Bunu mu savunuyorsun. Yapıp ettikleriniz kendi ellerinizdendir mealindeki ayetleri nereye koyacağız. Allah cebbardır bunu ispatlamak için. Allah zalim oldu .adil olmadı.farkinda mısın?. Tefsir zor iş.ama ayetin mealinden çıkmayacak sonuçları çıkarmamak gerekir. Okuduğunu anlayacak kadar bilmek gerekir.

Şimdi kaza ve kadere iman ediyoruz Allah musibet verince zalim mi oluyor ?

Muallim Naci 25.08.24 18:35

Ehli sünnet bu konuda ittifak mı. Şimdi uğraşmak.istemiyorum. Kendi görünüşümü destekleyen çok ehli sünnet alim alıntı yaparım. Ben sorulan soruda hatadan dolayı müdahil oldu. İlgili ayetin sarih manası sapıtan şeytan sapmasına müsade eden Allah. Ben anlayışım bu sekilde. Ayrıca bu imani bir mesele değil .

Cerrah 25.08.24 18:39

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634115)
Ehli sünnet bu konuda ittifak mı. Şimdi uğraşmak.istemiyorum. Kendi görünüşümü destekleyen çok ehli sünnet alim alıntı yaparım. Ben sorulan soruda hatadan dolayı müdahil oldu. İlgili ayetin sarih manası sapıtan şeytan sapmasına müsade eden Allah. Ben anlayışım bu sekilde. Ayrıca bu imani bir mesele değil .

Mutezile ,Cevriye ,kaderiye gibi görüşleri araştır .özelden bana atabilitisn dediğin görüşleri destekleyenleri doğru anlamışsın ayeti sarih manasini

Muallim Naci 25.08.24 18:40

Teferruat bir mesele. Niye ehli sünnet parmağını sallliyorsun ki. Dinden mi çıktık yanı. Bu kelam konusu . Farklı görüşler olabilir. Kelamcilar bir çok teferruat konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Sarih bir ayet yanda hadis getirin bu konuda ben de susayım.

Ben ilgili ayet ve Kur'an'ın genelinden cebren Allah'ın ne şeytani ne de insanı sapıttıgini anlayamadım

Muallim Naci 25.08.24 18:46

Yahu arkadaşım mutezile nin her görüşü batıl mi. Ezbere konuşuyorsunuz. Keşsaf yazan da mutezile ehli sünnet baş üstünde tuttu. Özellikle icaz ve belegat açısından Kuran'ın mucize olduğunu en iyi ortaya koyan tefsir. Birçok ehli sünnet alim de bunu ifade ediyor.

Yeni üye olduk diye . Onu dinle bunu dinle . Şunu oku bunu oku. Tanıyor musun beni . Belki okumuşumdur. Mutezile olduk . Ehli sünnetten çıktık. Tehdit uyarı ikaz. Acaba benim kadar okudun mu mutezileyi de . Bana ikazda bulunuyor sun

Cerrah 25.08.24 18:48

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634118)
Teferruat bir mesele. Niye ehli sünnet parmağını sallliyorsun ki. Dinden mi çıktık yanı. Bu kelam konusu . Farklı görüşler olabilir. Kelamcilar bir çok teferruat konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Sarih bir ayet yanda hadis getirin bu konuda ben de susayım.

Ben ilgili ayet ve Kur'an'ın genelinden cebren Allah'ın ne şeytani ne de insanı sapıttıgini anlayamadım

Şüphe yok ki, Allah herhangi bir şeyi, bir sivrisineği, hatta onun da ötesindekini misal vermekten utanıp çekinmez. Bunun karşısında iman edenler onun, Allah’tan gelen gerçek olduğunu bilirler, inkâr edenler ise “Allah misal olarak bununla neyi kastediyor?” derler. Allah birçok kimseyi onunla saptırır, birçok kimseyi de onunla doğru yola iletir; onunla başkalarını değil, ancak emrine karşı gelenleri saptırır.(Bakara 26)
bunları etrafında çok karsilasirsin farkında olmadan günümüzde bu fırkalarin görüşlerine sahip çok insan var bu yüzden uzattım bu kadar anlama kapasiten var araştırıyorsun başka kaynak bulursam aticam

Muallim Naci 25.08.24 18:57

Tartışmayi sevmiyorum. Sadece şu dikkatimi çekti. İlgili ayette çıkan mananın tam tersi bir soru. Yani sanki azdıran Allah imiş gibi . Hâlbuki ayette birçok mealde azmama engel olmadın şeklinde bir mana var. Bu ikisi çok farklı şeyler. Ben müfessir değilim. Ancak okuduğumu anlarım. Ayrıca bu konu benim için teferruat.

Allah var mı var. Şeytan var mı. Var. Eeee. Yani azmiş ya da azdırılmiş. Bu fark benim imanı etkilemez. İki durumda da Allah imanım aynı. Şeytana aynı şekilde husumetim aynı olur. Acicak değiliz şeytana. Azdırılmiş garibim aslında masummuş demem yani:))

Cerrah 25.08.24 19:04

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634123)
Tartışmayi sevmiyorum. Sadece şu dikkatimi çekti. İlgili ayette çıkan mananın tam tersi bir soru. Yani sanki azdıran Allah imiş gibi . Hâlbuki ayette birçok mealde azmama engel olmadın şeklinde bir mana var. Bu ikisi çok farklı şeyler. Ben müfessir değilim. Ancak okuduğumu anlarım. Ayrıca bu konu benim için teferruat.

Allah var mı var. Şeytan var mı. Var. Eeee. Yani azmiş ya da azdırılmiş. Bu fark benim imanı etkilemez. İki durumda da Allah imanım aynı. Şeytana aynı şekilde husumetim aynı olur. Acicak değiliz şeytana. Azdırılmiş garibim aslında masummuş demem yani:))

Ortak noktamız bu evet ben cevremdekilerle çok tartışmaya giriyorum hadis inkarcisi mi dersin ,kuran değiştirilmiş diyen mi dersin .

Yusufiyeli 25.08.24 19:09

Bu konuya aslında cevap yazmak istemedim bazı arkadaşlar bilmeden Mutezile’nin görüşüne kayarak akidelerinde sıkıntı çıkar diye tereddüt ettim. Mutezile’nin görüşüne şöyle cevap verilmiştir : Tut ki İblis bilerek ve isteyerek hata yaptı; peki mükerrem ve masum bir peygamber olan Nuh’un (a.s.) halkına söylemiş olduğu şu söz hakkında ne demeli : ‘’Eğer Allah sizi azdırmak (iğva) istiyorsa ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümden sizin için hiçbir fayda hasıl olmaz. O sizin rabbinizdir ve sonunda o’nun huzuruna çıkarılacaksınız.’’ (Hud suresi 34. Ayet). Bir rivayete göre Mescid-i Haram’da Tavus’un yanına kaderi reddetmekle itham edilen ve büyük fıkıhçılar arasında gösterilen bir adam gelir. Adam meclise gelip oturunca Tavus ona ‘Ayağa kalkıyor musun yoksa kaldırılıyor musun? [Yani sen yapıp ettiklerinde gerçek özne misin yoksa nesne misin?] diye sorar [ ve bu söz üzerine adam ayağa kalkar.] O sırada Tavus’a ‘Sen bu soruyu fakih bir adama mı soruyorsun? Denir. Bunun üzerine Tavus, ‘İblis bu adamdan daha fakih olduğu halde ‘Rabbim beni azdırmana karşılık’ dedi. Bu adam ise, ‘Kendimi azdıran saptıran benim’ diyor. (Kurtubi el-cami; 7.cilt sayfa 113)

Muallim Naci 25.08.24 19:59

Alıntı:

Cerrah Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634091)
Hocam melun iblis Allah CC neden benim sapmama izin vermene karşılık dedi Araf suresinde geçtiği şekliyle(İblîs dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım) Allah iblisi imtihan etmek icinmi saptirdi .

Alıntı:

Cerrah Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634126)
Ortak noktamız bu evet ben cevremdekilerle çok tartışmaya giriyorum hadis inkarcisi mi dersin ,kuran değiştirilmiş diyen mi dersin .

Ben bu teferruat konuları pek sevmem. Kelamcilar tartışsin dursun :) Yarın bana ne faydası olacak ki:)

Cerrah 25.08.24 20:19

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634137)
Ben bu teferruat konuları pek sevmem. Kelamcilar tartışsin dursun :) Yarın bana ne faydası olacak ki:)

Haklısınız ama kuranı kerim en azından muhkem ayetler üzerine anlayıp düşünelim .yani o kadar gereksiz bilgi öğreniyoruzki işimize yaramasa da bir ayeti tefsiri ile öğrensek sevap kazaniyoruz en azından bide böyle düşünelim :)

Muallim Naci 25.08.24 21:10

Alıntı:

Cerrah Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 634143)
Haklısınız ama kuranı kerim en azından muhkem ayetler üzerine anlayıp düşünelim .yani o kadar gereksiz bilgi öğreniyoruzki işimize yaramasa da bir ayeti tefsiri ile öğrensek sevap kazaniyoruz en azından bide böyle düşünelim :)

Evet bilmek iyi ama detayına inmem. Meal ya da iki üç satır tefsir okunması iyidir. O kelâmci ne demiş bu kelâmci ne demiş.derinlere inmem. Araştırmacı değilim hoca değilim. Faydası yok bana. İnan diyanet işleri başkanı ya da birçok tefsir alimi senin benim kadar bu ayeti tartışmaz :)


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:38.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148