Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Kaf dağı nedir (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/96082-kaf-dagi-nedir.html)

Cahil2 16.10.24 13:28

Kaf dağı nedir
 
Kaf dağını bazı yerlerde bazı kimselerden duydum ama tam anlamıyla kafama yatmadı hikmetinin ne oldugu nerden nereye kadar olduğu hakkıyla bilen birisi varsa anlatabilirmi

Yusufiyeli 16.10.24 15:43

Alıntı:

Cahil2 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643213)
Kaf dağını bazı yerlerde bazı kimselerden duydum ama tam anlamıyla kafama yatmadı hikmetinin ne oldugu nerden nereye kadar olduğu hakkıyla bilen birisi varsa anlatabilirmi

Cin olarak adlandırılan varlıklar eskiden belli bir sınıra kadar uzay içerisinde dolaşabiliyorlardı. Bizim güneş sistemimizin içerisinde Venüs’e kadar, Merih’e kadar gitme durumları oluyordu. Fakat Hazreti Peygamber Efendimizin (s.a.v) yeryüzüne gelmesinden evvel fil olayından hemen sonra dünyamızın etrafındaki Kaf Dağı dediğimiz enerji tabakası kalınlaştırıldı yani oradaki enerji artırıldı. Bu yüzden bu enerji varlıklar da dünyamızdan gökyüzüne çıkamaz oldular. Buradan dahi anlaşılıyor ki bu tür enerji varlıkların yapısı bizim dünyamızı çevreleyen enerji yapısından daha zayıf bir vaziyettedir.
Buna karşı insan o çerçeveyi aşacak güce sahiptir. Rahman suresi 29, 30 ve 31’nci ayetlerinde bu hal vardır. ‘’Göklerin çerçevesi’’ diye bahsi geçen o çerçeve Kaf dağıdır, enerji tabakasıdır. ‘’Orayı geçebilirseniz, geçin ancak onun için size sultan güç lazımdır’’. Sultan güç, o süper güç insanın kendi öz varlığıdır. Orayı geçen ise insanın enerji varlığıdır. Halef halidir, nur bedenidir güç ve kudretleridir. Buradan da anlaşılıyor ki, cinlerin yani enerji yaratıkların varlıkları dahi o kadar zayıf ki insanların serbestçe geçtikleri yerden dahi geçemiyorlar.
Dünyanın etrafında da aktar-ı semavat vardır. Dünyanın etrafında bizi kozmik ışınlardan koruyan bir enerji tabakası vardır. Yer, güçlü bir manyetik alana ve bu alanın etkisi ile şekillenen önemli bir manyeytosfere sahiptir. Artık bilim de bunu ispatlamış vaziyettedir. Eskiden ehli tasavvuf o enerjiye bir mana veremediği için ona ‘’Kaf Dağı’’ diyordu. Her şeyi zahir anlayan insanlar dağı dağ diye anlayanlar yeryüzündeki dağları da Kaf Dağı diye aradılar. Ağrı Dağına da Everest Tepesine de Kaf Dağı dediler. Ayetteki ‘’dağ’’ dan maksat yükseklerde olan demektir. Dolayısıyla tarif edilen de Dünya’nın etrafındaki enerji tabakasıydı. Bu enerji tabakasını da normal bedenle geçmek mümkün değildir. Burayı geçmek içinde size süper bir güç gereklidir. Allahu Teala o süper gücü de kendi isim ve sıfatlarının güç ve kudretlerinden insana yerleştirmiştir.
Rahman Suresi’nin 33’üncü ayetinde Allahu Teala bize tavsiye etmiyor emrediyor: ‘’O çerçeveyi aşın, o bedenden artık çıkın. Oradaki aktarı yani sınırları parçalayın, kırın, geçin. Bunun için size benim ilahi kudretimden güç ve kudretler lazım. Onu da zaten size vermişim.’’ Diyor. Halef konumuna gelmiş bir insanda da muhakkak bunların geneli vardır, onlar o haldedirler.
(Merhum Cafer İskenderoğlu, Rahman İsm-i Azam Sırrı Enoch yayınları)

imas 16.10.24 16:26

Alıntı:

Cahil2 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643213)
Kaf dağını bazı yerlerde bazı kimselerden duydum ama tam anlamıyla kafama yatmadı hikmetinin ne oldugu nerden nereye kadar olduğu hakkıyla bilen birisi varsa anlatabilirmi

şeyhul ekber muhyiddin ibn arabiye göre
Kaf, yeryüzünü kuşatmış olan yeşil zeberced'den bir dağdır ve gökyüzünün çevresi onun üzerindedir; kökleri, dünyanın üzerinde durduğu kayaya ulaşır ve zelzelenin kaynağı bu dağdır.

Kaf Dağı, herhangi bir ayette, ya da bilinen hadis-i şeriflerde geçmemektedir. Fakat "Kaf Suresi"nin başında bulunan "Kaf" harfinin, bu muhayyel dağ olduğu rivayet edilmektedir. Bu gibi harflerin (huruf-u mukattaa) manasını yalnızca Allah'ın bilebileceğini ifade eden Ehl-i sünnet alimleri, harflerin Cenab-ı Hak ile Peygamber arasındaki şifreler olduğu şeklindeki yorumu da göz önünde tutmuşlardır. Fahreddin Razi bu harflerle ilgili olarak şöyle demiştir...Göz, güneş ışığına tahammül edemediği gibi, akıl da bu sırlara tahammül edemez

Teyrebaz 17.10.24 00:11

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643243)
şeyhul ekber muhyiddin ibn arabiye göre
Kaf, yeryüzünü kuşatmış olan yeşil zeberced'den bir dağdır ve gökyüzünün çevresi onun üzerindedir; kökleri, dünyanın üzerinde durduğu kayaya ulaşır ve zelzelenin kaynağı bu dağdır.

Kaf Dağı, herhangi bir ayette, ya da bilinen hadis-i şeriflerde geçmemektedir. Fakat "Kaf Suresi"nin başında bulunan "Kaf" harfinin, bu muhayyel dağ olduğu rivayet edilmektedir. Bu gibi harflerin (huruf-u mukattaa) manasını yalnızca Allah'ın bilebileceğini ifade eden Ehl-i sünnet alimleri, harflerin Cenab-ı Hak ile Peygamber arasındaki şifreler olduğu şeklindeki yorumu da göz önünde tutmuşlardır. Fahreddin Razi bu harflerle ilgili olarak şöyle demiştir...Göz, güneş ışığına tahammül edemediği gibi, akıl da bu sırlara tahammül edemez

Hocam yazdıklarına bakılırsa dünya duzmu oluyor yani

imas 17.10.24 07:05

Alıntı:

Teyrebaz Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643307)
Hocam yazdıklarına bakılırsa dünya duzmu oluyor yani

öyle bir bilgi verilmemiş, ama bu bilgilerden o sonucu nasıl cikarttin?

Muallim Naci 17.10.24 10:42

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643235)
Cin olarak adlandırılan varlıklar eskiden belli bir sınıra kadar uzay içerisinde dolaşabiliyorlardı. Bizim güneş sistemimizin içerisinde Venüs’e kadar, Merih’e kadar gitme durumları oluyordu. Fakat Hazreti Peygamber Efendimizin (s.a.v) yeryüzüne gelmesinden evvel fil olayından hemen sonra dünyamızın etrafındaki Kaf Dağı dediğimiz enerji tabakası kalınlaştırıldı yani oradaki enerji artırıldı. Bu yüzden bu enerji varlıklar da dünyamızdan gökyüzüne çıkamaz oldular. Buradan dahi anlaşılıyor ki bu tür enerji varlıkların yapısı bizim dünyamızı çevreleyen enerji yapısından daha zayıf bir vaziyettedir.
Buna karşı insan o çerçeveyi aşacak güce sahiptir. Rahman suresi 29, 30 ve 31’nci ayetlerinde bu hal vardır. ‘’Göklerin çerçevesi’’ diye bahsi geçen o çerçeve Kaf dağıdır, enerji tabakasıdır. ‘’Orayı geçebilirseniz, geçin ancak onun için size sultan güç lazımdır’’. Sultan güç, o süper güç insanın kendi öz varlığıdır. Orayı geçen ise insanın enerji varlığıdır. Halef halidir, nur bedenidir güç ve kudretleridir. Buradan da anlaşılıyor ki, cinlerin yani enerji yaratıkların varlıkları dahi o kadar zayıf ki insanların serbestçe geçtikleri yerden dahi geçemiyorlar.
Dünyanın etrafında da aktar-ı semavat vardır. Dünyanın etrafında bizi kozmik ışınlardan koruyan bir enerji tabakası vardır. Yer, güçlü bir manyetik alana ve bu alanın etkisi ile şekillenen önemli bir manyeytosfere sahiptir. Artık bilim de bunu ispatlamış vaziyettedir. Eskiden ehli tasavvuf o enerjiye bir mana veremediği için ona ‘’Kaf Dağı’’ diyordu. Her şeyi zahir anlayan insanlar dağı dağ diye anlayanlar yeryüzündeki dağları da Kaf Dağı diye aradılar. Ağrı Dağına da Everest Tepesine de Kaf Dağı dediler. Ayetteki ‘’dağ’’ dan maksat yükseklerde olan demektir. Dolayısıyla tarif edilen de Dünya’nın etrafındaki enerji tabakasıydı. Bu enerji tabakasını da normal bedenle geçmek mümkün değildir. Burayı geçmek içinde size süper bir güç gereklidir. Allahu Teala o süper gücü de kendi isim ve sıfatlarının güç ve kudretlerinden insana yerleştirmiştir.
Rahman Suresi’nin 33’üncü ayetinde Allahu Teala bize tavsiye etmiyor emrediyor: ‘’O çerçeveyi aşın, o bedenden artık çıkın. Oradaki aktarı yani sınırları parçalayın, kırın, geçin. Bunun için size benim ilahi kudretimden güç ve kudretler lazım. Onu da zaten size vermişim.’’ Diyor. Halef konumuna gelmiş bir insanda da muhakkak bunların geneli vardır, onlar o haldedirler.
(Merhum Cafer İskenderoğlu, Rahman İsm-i Azam Sırrı Enoch yayınları)

Akıllara aya gidiş ve dönüş sırasında astronotlar bedenleri ile nasıl cinlerin dahi aşamadığı enerji kalkanını aştığı gekiyir. Ya da uzay istasyonuna gidiş gelişte aynı şekilde bu kalkan aşılmıyor mu. Bizim Alper diye bir astronotta gitti geldi. Daş gibi adam geri döndü . Bu ayete bu mana verilirse yani beden ile çıkış mümkün değil denirse bunların açıklanması lazım. Teknik bir konu . Ancak genel hatları ile bakınca insanoğlu teknoloji geliştirerek çeşitli ekipmanlar ile kendini koruyarak bedenleri ile dünyadan çıkabilir . Bu güçte yine Sulatan güç olarak değerlendirilebilir bana kalırsa. Netice itibarı ile yerçekimi de bu enerji kalkani görünmez bir güç. Yüksekten serbest bırakılan hiçbir şey bu güce meydan okuyamaz. Ancak insanın halife makamında olması gereği ona verilen çeşitli istidatlar ile insanoğlu kolektif olarak binlerce senedir ortaya koyduğu bilim ve teknik imkanlarla yani çeşitli hava araçları yerçekimine karşı koymakta hatta insansız araçlar uzaktan kumanda ederek gökyüzünde insanın halifelik sancağını dalgalandırıyor. İşte insana verilen bu istidatlar imkanlar sultan güç denebilir. Hakeza denizde de ayni şekilde. Ve bilim ve tekniğin olduğu her alanda bu şekilde insana verilen bu Sultan güç sayesinde yeryüzünde hükümranlık sürüyor insan oğlu. Kısaca ben beden ile de uzayda radyasyondan koruyan ekipmanlar ile insanoğlu seyahat edebileceğini düşünüyorum. Cinlerin böyle teknik imkanları olmadığı için onlar çıkamayabilir. Ancak tabi belki de onların da alet edevat yapma becerileri vardır kimbilir. Kimbilir uçan kaçan havascılar bilir. Deyin bakalım yanınızdaki cinlere siz de teknik araçlar var mı. Araba uçak gibi

Teyrebaz 17.10.24 10:43

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643317)
öyle bir bilgi verilmemiş, ama bu bilgilerden o sonucu nasıl cikarttin?

Kaf Dağı dünyayı çevirmiş demişsiniz kökleri dunayaya ulaşır demişsiniz ben ondan dedim.

Yusufiyeli 17.10.24 11:04

Alıntı:

Muallim Naci Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643332)
Akıllara aya gidiş ve dönüş sırasında astronotlar bedenleri ile nasıl cinlerin dahi aşamadığı enerji kalkanını aştığı gekiyir. Ya da uzay istasyonuna gidiş gelişte aynı şekilde bu kalkan aşılmıyor mu. Bizim Alper diye bir astronotta gitti geldi. Daş gibi adam geri döndü . Bu ayete bu mana verilirse yani beden ile çıkış mümkün değil denirse bunların açıklanması lazım. Teknik bir konu . Ancak genel hatları ile bakınca insanoğlu teknoloji geliştirerek çeşitli ekipmanlar ile kendini koruyarak bedenleri ile dünyadan çıkabilir . Bu güçte yine Sulatan güç olarak değerlendirilebilir bana kalırsa. Netice itibarı ile yerçekimi de bu enerji kalkani görünmez bir güç. Yüksekten serbest bırakılan hiçbir şey bu güce meydan okuyamaz. Ancak insanın halife makamında olması gereği ona verilen çeşitli istidatlar ile insanoğlu kolektif olarak binlerce senedir ortaya koyduğu bilim ve teknik imkanlarla yani çeşitli hava araçları yerçekimine karşı koymakta hatta insansız araçlar uzaktan kumanda ederek gökyüzünde insanın halifelik sancağını dalgalandırıyor. İşte insana verilen bu istidatlar imkanlar sultan güç denebilir. Hakeza denizde de ayni şekilde. Ve bilim ve tekniğin olduğu her alanda bu şekilde insana verilen bu Sultan güç sayesinde yeryüzünde hükümranlık sürüyor insan oğlu. Kısaca ben beden ile de uzayda radyasyondan koruyan ekipmanlar ile insanoğlu seyahat edebileceğini düşünüyorum. Cinlerin böyle teknik imkanları olmadığı için onlar çıkamayabilir. Ancak tabi belki de onların da alet edevat yapma becerileri vardır kimbilir. Kimbilir uçan kaçan havascılar bilir. Deyin bakalım yanınızdaki cinlere siz de teknik araçlar var mı. Araba uçak gibi

Einstein'ın Özel Görelilik Kuramı, ışık hızının Evren'in tamamında mutlak hız sınırı olduğunu ortaya koyar. Uzayda hiçbir şey ışıktan hızlı yol alamaz ve bu da yıldızlar arasında uzay yolculuğunun önünde bir engeldir, çünkü yıldızlar birbirinden çok uzaktır. İnsan elinden çıkmış en hızlı nesne olma rekoru Helios 2 uzay aracındadır, 1976'da uzaya fırlatılan Helios 2 Güneş'in yakınında yaptığı bir dizi uçuşta saatte 250.000 kilometre hıza ulaşmıştır. Gelgelelim bu hız saatte yaklaşık 1,2 milyar kilometreye ulaşan ışık hızıyla karşılaştırıldığında salyangoz hızı gibi görünmektedir. Helios 2'nin çıktığı en yüksek hızla yol alındığında dahi en yakınımızdaki yıldıza ulaşmak 18.500 yıl alacaktır.Işık hızında yol alabilseydik bile 10 ışık yılı uzakta yalnızca 11 yıldız (Güneş dışında) bulunmaktadır. En yakın yıldıza, 4,3 ışık yılı uzakta bulunan Alpha Centauri olarak bilinen üç yıldızlı sisteme ulaşmak için ışık hızında 4,3 yıl yol almak gerekecektir. Işık hızından daha düşük hızlara elimiz mahkûm olduğu için, galaksinin geri kalan bölümü ebediyen erişilemez kalacaktır.

imas 17.10.24 13:26

Alıntı:

Teyrebaz Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 643334)
Kaf Dağı dünyayı çevirmiş demişsiniz kökleri dunayaya ulaşır demişsiniz ben ondan dedim.

yuvarlak bir seyi baska bir sey çevreleyebilir, asın düz olani çevrelemek zordur

Bozkurt05 15.11.24 12:10

Kaf Dağı, genellikle masallarda yer alan, dünyayı çevrelediğine inanılan, arkasında cinlerin, perilerin bulunduğu varsayılan, zümrütten yapılmış bir yerdir


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:01.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148