![]() |
Kız kaçırmak günah mı?
Ailesinin haklı bir sebebi olmaksızın kızını vermek istemediğinden dolayı kız kaçırmanın manevi boyutu nedir ?
|
Değerli abilerim hocalarım, arkadaşım kız kaçırmak üzere bu hafta kaçmayı planlıyorlar ailesi 3 sendir kızı oyalıyor, çalıştırıp evin ihtiyaçlarını ona aldırıyor abisi evlenmiş kredi çekmiş krediyi ona odetiyor ne zaman benim bi talibim var istemeye gelecekler artık yuva kurma zamanım geldi diye konuşmaya çalışsa sözünü kesip bağırıp çağırıyorlar düşman kesiliyorlar , ve bunlar bu yüzden 3 sendir sevgili olarak beklemek zorunda kaldılar artık yapacak birşeyim yok kacacagiz diyor, bilen varsa ne yapması uygundur bir akıl istiyoruz
|
G0nah diye bir şey duymadım yani benim akrabalarımın çoğu kaçırdı.
|
Alıntı:
1- Cumhura göre velisiz yapılan bir nikâh akdi sahih değildir. Cumhurun dediğine göre, kadın aslen ne kendisini ne de bir başka kadını evlendiremez. Şafiîler, Hanbelîler ve bir rivayette Malikiler bu görüşü benimsemişlerdir. 2- Hanefilere göre ergen olmuş, akıllı ve başkasının rehberliği olmadan doğruyu görebilecek şekilde rüştünü elde etmiş olan kadının kendi adına yapacağı nikâh akdi sahih olduğu gibi, vekâlet yoluyla başkası adına yapacağı akit de sahihtir. Ancak kadın kendisini veya bir başkasını dengi olmayan bir adamla evlendirirse velilerinin bu nikâha itiraz etme ve nikâh akdini feshetme hakları vardır. Evzaî hazretleri de bu görüşü benimsemiştir. 3- Ebu Sevr de Hanefî mezhebininkine benzer bir görüşü kabul etmekle beraber kadının yapacağı nikâh akdinin, kendisini evlendirme konusunda velisinin ona izin vermiş olması şartıyla sahih olacağını söylemiştir. Cumhur, kendi görüşünü desteklemek için nikâhta velinin bulunmasını şart koşan hadisleri delil göstererek bunların umumluk ifade ettiğini söylemişlerdir. Çünkü hadiste geçen “Veli olmadan nikâh olmaz.” cümlesindeki “nikâh” kelimesi olumsuzluk edatından sonra gelmiş bir nekradır ve umumluk ifade eder. Buna göre yaşı küçük veya büyük, bakire veya dul bütün kadınları kapsamına alır. “Bir kadın başka bir kadını evlendiremez…” hadisi de buna benzer. Burada da velinin bulunması şartı zımnen ifade edilmiştir. Çünkü kadının ne kendisini ne de başka bir kadını evlendirme hakkı yoktur. Başka bir hadis de açık bir şekilde böyle bir nikâhın batıl olduğunu söylemektedir. Bu konuda, burada değinmediğim başka hadisler de mevcuttur. Cumhur, söz konusu görüşlerini Kur’an’dan “İman etmedikleri sürece müşrik erkeklerle evlenmeyin.” (Bakara, suresi ayet 221) âyeti gibi delilleri kullanarak desteklemişlerdir. Hanefiler ise kendi görüşlerini desteklemek için Kur’an ve Sünnet ’ten bazı deliller ileri sürmüşlerdir. Onların Kur’an’dan gösterdikleri delillerden bazıları şunlardır: “Kadınları boşadığınız zaman bekleme sürelerini bitirdiklerinde kendi aralarında güzelce anlaştıkları takdirde kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın.” (Bakara suresi ayet 232), “Süreleri sona erince kendileri için uygun olanı yapmalarında size bir günah yoktur.” (Bakara suresi ayet234), “Eğer erkek karısını (üçüncü kez) boşarsa, bundan sonra kadın başkasıyla evlenmedikçe kendisine helâl olmaz.” (Bakara suresi ayet230)Bütün bu âyetler kadının kendisini evlendirebileceğini göstermektedir. Kur’an, “nikâh” kelimesini kadına nispet ettiğine göre, bu onun yapacağı nikâhın sahih olduğunu gösterir. Eğer böyle olmasaydı Kur’an nikâhı kadına nispet etmezdi. Hanefîler şöyle demektedir: Bu nikâh akdi, kadının kendine ait olan bir hakta yapmış olduğu bir tasarruftur ve kadın tasarruf ehlidir. Çünkü kadının bir şey satması ve alması caizdir. Buna göre nikâhta yapacağı tasarrufun da sahih olması gerekir. Fakat kadının evlendiği erkek dengi değilse, zarar görmemesi için söz konusu nikâh ancak velilerinin izniyle geçerli hale gelir. Çünkü kadının velileri bu durumdan dolayı kınanır ve ayıplanırlar. Hanefîler, veli şartını ileri süren hadisler hakkında özetle şu cevapları vermişlerdir: a) İsnat yönünden söz konusu hadisler tenkide uğramıştır. Zahiri itibariyle nikâhta veli şartı getiren hiçbir hadis tenkitten kurtulamamıştır. b) Söz konusu hadisler başkalarının kabul ettikleri uyumluğa sahip değillerdir. Aksine, ya yaşı küçük bir kız hakkında söylenmiş mukayyet hadislerdir veya “Nikâh olmaz.” ifadesindeki olumsuzluk nikâhın hakikatinin değil, kemâlinin olmadığını göstermektedir. Çünkü kadının bizzat kendisinin nikâh akdini yapması, onun arsız ve hayâsız olduğunu hissettirecek olan cüretli bir davranıştır. Ebu Sevr’e göre kadının kendisini evlendirmesi velisinin izni olması şartıyla sahihtir. Onun delili Hz. Aişe’den nakledilen hadistir: “Velisinin izni olmadan evlenen bir kadının nikâhı bâtıldır.” Hadis, mefhumu itibariyle kadının velisinin izniyle evlendiği takdirde nikâhının sahih olacağını göstermektedir. Bu görüş tenkide uğramıştır. Çünkü bu, “Veli olmadan nikâh olmaz.” mantuku karşısında mefhum ile yapılmış bir istidlâldir. Mefhum ise mantuka aykırı olamaz. Çünkü mantuk mefhumdan önce gelir. Özetle ifade edecek olursam bu araştırmadan sonra gördüğüm şey ve çıkardığım sonuç şöyle özetlenebilir: 1- Nikâhta veli şartını ortaya koyan açık delillerin hiçbiri sübutları açısından kusur ve lekeden beri değildir. Her ne kadar toplamı itibariyle bu rivayetler delil olmaya yetse de ancak zannî delil olabilirler. 2- Nikâhta velinin şart olduğu konusunda sübutu kesin ve hakkında söz söylenemeyecek olan deliller ise açık olan zahirleriyle değil, ancak istinbatla bu hükme delalet etmektedir ve tevile ihtimalleri kuvvetlidir. 3- Nikâhta velinin şart olmadığını söyleyen deliller sahih ve sabit olmakla birlikte istinbatla bu hükme delalet etmektedirler. Bu yüzden de iki görüşten birini herkes tarafından kabul edilen tercih sebeplerine dayanarak tercih etmek gerekmektedir. Hanefîler, kadının ehliyeti konusunda sübutları kesin olan genel kuralları esas almışlar ve bunları açık olan zahirlere tercih ederek onları zikrettiğimiz gibi tevil etmişlerdir. Çünkü kesin olan delalet diğerlerinden önce gelir. Diğer görüşü savunanlar ise veliyi şart koşan delilleri herkes tarafından kabul edilen bu şer’î kurallara tercih ederek onlara öncelik vermişler ve kadının nikâhındaki veli şartını söz konusu kurallardan istisna etmişlerdir. |
Hanefî de velilerin ailelerin izni aranmaz iki kişinin evlenme durumunda. Örf, adet, kültür vesaire bir yere kadar bu bir çeşit zulüm ve Hanefî de bu konuda evlenecek kadın ve erkeğin kendi kararına karşı ailelerinin izninin gerekli olmadığı geçer.
|
nikahsız kadın erkeğin elini bile tutmaz sen gelmiş kızı kaçırmaktan bahsediyorsun bu sence caiz olabilir mi aklınızı kullanın biraz. ege bölgesinde genelde kaçırdıktan sonra ilk gece birlikte oluyorlar babası kızı vermek zorunda kalsın diye bir de böyle bir şey olursa akıbeti … olur
|
Alıntı:
|
niye günah olduğunu düşünüyorsunuz? ikisi de reşit değil mi?
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Beni de vermeseler ben de kaçarım. Ben verecekler diye kaçtım, o ayrı konu :d |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:44. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com