![]() |
Tayyi mekan ilmi
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim tayyi mekan ilminin nasıl olduğunu merak ediyorum insan etten ve kemikten olduğu halde başka bir yere nasıl tamamen ışınlanabiliyor.Yoksa sadece ruhani olarak mı gidiyor
|
Alıntı:
Ebû Zer’â el-Hasenî şöyle demiştir: Bir gün Ebû Ubeyd dövende buğday dövüyordu, hacca (Arafat vakfesine) üç gün vardı. O sırada iki veli zât yanına geldi ve “ey Ebû Ubeyd! Bizimle birlikte (tayy-ı mekân yaparak) hacca gitmek ister misin?” diye sordular. O da onlara “hayır” cevabını verdi. Onlar gittikten sonra bana döndü ve “senin şeyhin tayy-ı mekân yapmaya onlardan daha muktedirdir” dedi. (Kaynak: Kuşeyri Risalesi Abdulkerîm el-Kuşeyrî İlk Harf Yayınları) |
Alıntı:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Üstte verdiğim konuyu incelersin süreci anlarsın. Kısaca normal insanı soğana benzetelim.İşte o soğan hak yolcusu olmaya karar verir.Ve kulluk görevlerini yapmaya başlar.Kulluk görevlerini yaparken de en mükemmelini yapayım Allah CC rızasını nasıl kazanayım derdindedir. Her adımda ileri gittikçe soğanın kabuğunu düşünürsek işte bir kat üstünden atar.Mertebeler geçilir ve soğanın cücüğüne gelinir.Kişi kendisi cücük gibi saf olduğu an kısacası makam mertebeye ulaşır.Konuda geçen kalp gözü-tayyi mekan-tayyi zaman-su üstünde yürüme ateşte yürüme havada uçma-Levhi mahfuza Allah CC izin verirse izin verdiği derecede bilgilere sahip olur. Ordaki püf nokta kişinin mertebesidir mertebesine görede Allah CC ona herşeyi yapmaya muktedir eder.Tabii bunları yaparken de hava için değilde bazı sapıklara inanmayanlara delil göstermek için yapar ki Allah CC var bak buda kanıtı der gibi düşünmek lazım. Ama işte bazı avamda bunları gösteriş için ister.Onlarda istediği ile kalır |
Alıntı:
-‘’Cennetin bütün kapılarından, ‘’ey cennet kapılarının ehli’’ diye nida edilir.’’ Hazreti Ebubekir sordu: -‘’Bir kişi bu kapıların hepsinden mi girer?’’ Allah Resulü buyurdu: -‘’Evet, ümit ederim ki, sen o olasın!!! Evliya ruhaniyetlerinin cismaniyetlerine üstün gelmesi noktasından birçok surette zahir olmasına delil gösterilen bu hadis hakkında Abdulhakim Arvasi Hazretleri: -‘’Bu hadis iç manasıyla Nakşi yolunun büyüklerini yükselticidir. Zira bahis mevzuu edilenlerden maksat zatlar değil, o sıfatlarla sıfatlananlardır. Bizde bu hadisi birçok surette zuhur manasına bağlarız. Ve deriz ki; Ruh külli olduğu yani Arş üstü emirler alemindeki asli mertebesine dönme nuraniyetini kazandığı vakit, bu dünyada tek anda 70 surette görünür. Ahirette ise dünyadan ayrılmış olması sebebiyle istiklali daha galip ve şiddetli olacağından evleviyetle birçok şekilde görünebilir. Yani Cennetin sekiz kapısının her birinden, farz amellerle hareket etmiş kimseler girer. Kapıların ehli, Kapılardan nida ile çağrılır. Farzları tamamıyla yerine getirmiş olanlarsa tekrar muhatap olan sekiz uzvu yerinde kullandıkları için tek anda Cennetin sekiz kapısından girerler. Allah’ın sevgilisi ümmetine böyle müjdelemiştir. Sekiz uzuvdan murad, sekizinci olarak kalbdir ki, huşu ve huzu mahallidir ve zati tecelli yeridir. Kalb, secdedeki 7 uzva eklenince 8. Olur. Alın 2 el 2 diz 2 ve 2 ayak… Bu vaziyet de ancak namazda ve secdede meydana çıkar ve namazın yüksek derecesi açıkça belli olur. Secdenin her rekatta ikişer kere olmasının hikmetini de yine bundan anlarız.’’ İslam büyüklerinden Müferriç Mısri…Yakınlarından biri, onu Arefe günü Arafat’ta gördü. Bir başka yakını da aynı gün onu evinde gördü. Bu iki arkadaş münakaşaya tutuştular: -‘’Arafat’taydı…’’ -‘’Hayır evindeydi…’’ _’’Eğer Arafat’ta değil idiyse benim karım boş olsun!’’ -Eğer evinde değil idiyse benim karım boş olsun! Beraber Şeyhe gittiler ve münakaşa ve ahitlerini anlattılar…Şeyh güldü: -‘’İkiniz de doğruyu görmüş ve söylemişsiniz; hiç birinizin zevcesi boş değildir!’’ Büyük kemal sahipleri, kendilerini aynı zamanda başka mekan ve şekillerde göstermek kudretine maliktir…Bunun ‘’istidraç’’ nevi de var… Nitekim rasyonalizmin belli başlı mütefekkirlerinden Bertrand Russel bile, Avrupa’da söz konusu olmuş aynı anda iki ayrı yerde görünme hadiseleri vesilesiyle, sayısız şahidi olan bu vakaların izahı yapılamasa da kabulünün zorunlu olduğundan bahsetmiştir. (Kaynak: yağmurcu ‘’gerçekliğin peşinde’’ Salih Mirzabeyoğlu İBDA yayınları sayfa :112-113) |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:28. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com