Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Tayyi mekan ilmi (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/97022-tayyi-mekan-ilmi.html)

Abdulsamed04 01.12.24 07:31

Tayyi mekan ilmi
 
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim tayyi mekan ilminin nasıl olduğunu merak ediyorum insan etten ve kemikten olduğu halde başka bir yere nasıl tamamen ışınlanabiliyor.Yoksa sadece ruhani olarak mı gidiyor

Yusufiyeli 01.12.24 07:53

Alıntı:

Abdulsamed04 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 649169)
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim tayyi mekan ilminin nasıl olduğunu merak ediyorum insan etten ve kemikten olduğu halde başka bir yere nasıl tamamen ışınlanabiliyor.Yoksa sadece ruhani olarak mı gidiyor

Velilerin mertebeleri hiçbir zaman peygamber mertebesine ulaşmaz. Bu hususta âlimler ittifak etmişlerdir. Bayezid-i Bistâmî’ye bu husus sorulduğunda şöyle demiştir: Peygamberlerin sahip oldukları vasıflar, içi bal dolu olan bir küpe benzer. Velilerin sahip oldukları kerametler ve hâller bu küpten sızan birkaç damla bal gibidir. Küpün içindeki bal ise Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sahip olduğu hâller ve vasıflardır. Keramet bazen bir duanın kabul edilmesi, ortada zahirî ve maddî bir sebep yokken ihtiyaç anında bir sofranın zuhur etmesi, susuzluk anında suyun ortaya çıkması, uzun mesafelerin kısa sürede ve kolayca katedilmesi (tayy-i mekân), amansız bir düşmanın elinde iken kurtulmak, gayb âleminden gizli bir ses işitmek ve benzeri şekillerde cereyan eder. Bilinmelidir ki, ilahî kudret dâhilinde bulunan şeylerin birçoğunun velilerin kerameti olarak zuhur etmesi caiz değildir. Bu husus kesin olarak veya kesine yakın bir derecede bilinmektedir. Örneğin insanın anasız-babasız olarak dünyaya gelmesi, cansız bir maddenin canlı hâle getirilmesi gibi şeyler ilahî kudret dahilinde olmakla beraber keramet olarak izhar edilemez.
Ebû Zer’â el-Hasenî şöyle demiştir: Bir gün Ebû Ubeyd dövende buğday dövüyordu, hacca (Arafat vakfesine) üç gün vardı. O sırada iki veli zât yanına geldi ve “ey Ebû Ubeyd! Bizimle birlikte (tayy-ı mekân yaparak) hacca gitmek ister misin?” diye sordular. O da onlara “hayır” cevabını verdi. Onlar gittikten sonra bana döndü ve “senin şeyhin tayy-ı mekân yapmaya onlardan daha muktedirdir” dedi.
(Kaynak: Kuşeyri Risalesi Abdulkerîm el-Kuşeyrî İlk Harf Yayınları)

NGB 01.12.24 10:13

Alıntı:

Abdulsamed04 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 649169)
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim tayyi mekan ilminin nasıl olduğunu merak ediyorum insan etten ve kemikten olduğu halde başka bir yere nasıl tamamen ışınlanabiliyor.Yoksa sadece ruhani olarak mı gidiyor



[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


Üstte verdiğim konuyu incelersin süreci anlarsın.
Kısaca normal insanı soğana benzetelim.İşte o soğan hak yolcusu olmaya karar verir.Ve kulluk görevlerini yapmaya başlar.Kulluk görevlerini yaparken de en mükemmelini yapayım Allah CC rızasını nasıl kazanayım derdindedir.
Her adımda ileri gittikçe soğanın kabuğunu düşünürsek işte bir kat üstünden atar.Mertebeler geçilir ve soğanın cücüğüne gelinir.Kişi kendisi cücük gibi saf olduğu an kısacası makam mertebeye ulaşır.Konuda geçen kalp gözü-tayyi mekan-tayyi zaman-su üstünde yürüme ateşte yürüme havada uçma-Levhi mahfuza Allah CC izin verirse izin verdiği derecede bilgilere sahip olur.
Ordaki püf nokta kişinin mertebesidir mertebesine görede Allah CC ona herşeyi yapmaya muktedir eder.Tabii bunları yaparken de hava için değilde bazı sapıklara inanmayanlara delil göstermek için yapar ki Allah CC var bak buda kanıtı der gibi düşünmek lazım.
Ama işte bazı avamda bunları gösteriş için ister.Onlarda istediği ile kalır






Yusufiyeli 01.12.24 11:20

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 649170)
Velilerin mertebeleri hiçbir zaman peygamber mertebesine ulaşmaz. Bu hususta âlimler ittifak etmişlerdir. Bayezid-i Bistâmî’ye bu husus sorulduğunda şöyle demiştir: Peygamberlerin sahip oldukları vasıflar, içi bal dolu olan bir küpe benzer. Velilerin sahip oldukları kerametler ve hâller bu küpten sızan birkaç damla bal gibidir. Küpün içindeki bal ise Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sahip olduğu hâller ve vasıflardır. Keramet bazen bir duanın kabul edilmesi, ortada zahirî ve maddî bir sebep yokken ihtiyaç anında bir sofranın zuhur etmesi, susuzluk anında suyun ortaya çıkması, uzun mesafelerin kısa sürede ve kolayca katedilmesi (tayy-i mekân), amansız bir düşmanın elinde iken kurtulmak, gayb âleminden gizli bir ses işitmek ve benzeri şekillerde cereyan eder. Bilinmelidir ki, ilahî kudret dâhilinde bulunan şeylerin birçoğunun velilerin kerameti olarak zuhur etmesi caiz değildir. Bu husus kesin olarak veya kesine yakın bir derecede bilinmektedir. Örneğin insanın anasız-babasız olarak dünyaya gelmesi, cansız bir maddenin canlı hâle getirilmesi gibi şeyler ilahî kudret dahilinde olmakla beraber keramet olarak izhar edilemez.
Ebû Zer’â el-Hasenî şöyle demiştir: Bir gün Ebû Ubeyd dövende buğday dövüyordu, hacca (Arafat vakfesine) üç gün vardı. O sırada iki veli zât yanına geldi ve “ey Ebû Ubeyd! Bizimle birlikte (tayy-ı mekân yaparak) hacca gitmek ister misin?” diye sordular. O da onlara “hayır” cevabını verdi. Onlar gittikten sonra bana döndü ve “senin şeyhin tayy-ı mekân yapmaya onlardan daha muktedirdir” dedi.
(Kaynak: Kuşeyri Risalesi Abdulkerîm el-Kuşeyrî İlk Harf Yayınları)

İlletin ve marazın had devri insanları olarak, üzerinde durduğumuz meselelerin tedaisi halinde şu hadisin üzerinde duralım ve hikmetle bakmayı bilmediğimiz için batı iklimlerinde tezahürlerine bakıp şaştığımız işlerin kökünün bizde bulunduğuna dair bin bir misalden birini göstermiş olalım….Hadis şu:
-‘’Cennetin bütün kapılarından, ‘’ey cennet kapılarının ehli’’ diye nida edilir.’’
Hazreti Ebubekir sordu:
-‘’Bir kişi bu kapıların hepsinden mi girer?’’
Allah Resulü buyurdu:
-‘’Evet, ümit ederim ki, sen o olasın!!!
Evliya ruhaniyetlerinin cismaniyetlerine üstün gelmesi noktasından birçok surette zahir olmasına delil gösterilen bu hadis hakkında
Abdulhakim Arvasi Hazretleri:
-‘’Bu hadis iç manasıyla Nakşi yolunun büyüklerini yükselticidir. Zira bahis mevzuu edilenlerden maksat zatlar değil, o sıfatlarla sıfatlananlardır. Bizde bu hadisi birçok surette zuhur manasına bağlarız. Ve deriz ki; Ruh külli olduğu yani Arş üstü emirler alemindeki asli mertebesine dönme nuraniyetini kazandığı vakit, bu dünyada tek anda 70 surette görünür. Ahirette ise dünyadan ayrılmış olması sebebiyle istiklali daha galip ve şiddetli olacağından evleviyetle birçok şekilde görünebilir. Yani Cennetin sekiz kapısının her birinden, farz amellerle hareket etmiş kimseler girer. Kapıların ehli, Kapılardan nida ile çağrılır.
Farzları tamamıyla yerine getirmiş olanlarsa tekrar muhatap olan sekiz uzvu yerinde kullandıkları için tek anda Cennetin sekiz kapısından girerler. Allah’ın sevgilisi ümmetine böyle müjdelemiştir. Sekiz uzuvdan murad, sekizinci olarak kalbdir ki, huşu ve huzu mahallidir ve zati tecelli yeridir. Kalb, secdedeki 7 uzva eklenince 8. Olur. Alın 2 el 2 diz 2 ve 2 ayak… Bu vaziyet de ancak namazda ve secdede meydana çıkar ve namazın yüksek derecesi açıkça belli olur. Secdenin her rekatta ikişer kere olmasının hikmetini de yine bundan anlarız.’’
İslam büyüklerinden Müferriç Mısri…Yakınlarından biri, onu Arefe günü Arafat’ta gördü. Bir başka yakını da aynı gün onu evinde gördü. Bu iki arkadaş münakaşaya tutuştular:
-‘’Arafat’taydı…’’
-‘’Hayır evindeydi…’’
_’’Eğer Arafat’ta değil idiyse benim karım boş olsun!’’
-Eğer evinde değil idiyse benim karım boş olsun!
Beraber Şeyhe gittiler ve münakaşa ve ahitlerini anlattılar…Şeyh güldü:
-‘’İkiniz de doğruyu görmüş ve söylemişsiniz; hiç birinizin zevcesi boş değildir!’’
Büyük kemal sahipleri, kendilerini aynı zamanda başka mekan ve şekillerde göstermek kudretine maliktir…Bunun ‘’istidraç’’ nevi de var… Nitekim rasyonalizmin belli başlı mütefekkirlerinden Bertrand Russel bile, Avrupa’da söz konusu olmuş aynı anda iki ayrı yerde görünme hadiseleri vesilesiyle, sayısız şahidi olan bu vakaların izahı yapılamasa da kabulünün zorunlu olduğundan bahsetmiştir.
(Kaynak: yağmurcu ‘’gerçekliğin peşinde’’ Salih Mirzabeyoğlu İBDA yayınları sayfa :112-113)

1915 01.12.24 22:33

Alıntı:

Abdulsamed04 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 649169)
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim tayyi mekan ilminin nasıl olduğunu merak ediyorum insan etten ve kemikten olduğu halde başka bir yere nasıl tamamen ışınlanabiliyor.Yoksa sadece ruhani olarak mı gidiyor

Aleyküm selam. Belki kuantum bilimi geliştikçe bunun cevabı bilimsel olarak açıklanır. Kuantum süperpozisyon denen bir durum var kuantum biliminde. Bir parçacığın farklı yerlerde aynı anda bulunması şeklinde açıklanıyor. Somuncu Baba'nın Ulu Cami'de namaz sonrası her kapıda görülmesi gibi. Kuantum biliminin fizik kanunlarına çok aykırı durumları var. Mesela kuantum silgisi denilen bir deneyle geçmişi değiştirebiliriz diyenler bile var. Geliştirildikçe bakalım daha neler neler öğrenilecek.

Teyrebaz 02.12.24 01:22

Alıntı:

1915 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 649242)
Aleyküm selam. Belki kuantum bilimi geliştikçe bunun cevabı bilimsel olarak açıklanır. Kuantum süperpozisyon denen bir durum var kuantum biliminde. Bir parçacığın farklı yerlerde aynı anda bulunması şeklinde açıklanıyor. Somuncu Baba'nın Ulu Cami'de namaz sonrası her kapıda görülmesi gibi. Kuantum biliminin fizik kanunlarına çok aykırı durumları var. Mesela kuantum silgisi denilen bir deneyle geçmişi değiştirebiliriz diyenler bile var. Geliştirildikçe bakalım daha neler neler öğrenilecek.

Allah'ın verdiği bir özeliği bilim nasıl çözüp kulanacak şahsa özel bir ozelik ? Yilardi ışınlamayı arayıp durdular ne elde Etiler TV de ışınlanmaktan başka ne yaptılar. Bilim daha çok Kur'an'ı Kerim'i incelemesi lazım bütün anahtarlar şifreler orda her kapı ordan açılır.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:28.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148