Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   ilham Umumu bağlar mı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/97682-ilham-umumu-baglar-mi.html)

ulubatlihasan 28.12.24 02:51

ilham Umumu bağlar mı?
 
Veli bir kula ilham gelse, sadece kendisini bağlar diyenler çoğunlukta. Peki velî gelen ilhamdan eminse ve o ilhamda kişinin kendi dışında başka kişiye de emir varsa ve kesin şekilde uyarılıyorsa veli kişi uyarılan kimseye bunu haber edince, uyarılan kişi o emre uymayınca vebale girer mi?

Yusufiyeli 28.12.24 08:11

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 652695)
Veli bir kula ilham gelse, sadece kendisini bağlar diyenler çoğunlukta. Peki velî gelen ilhamdan eminse ve o ilhamda kişinin kendi dışında başka kişiye de emir varsa ve kesin şekilde uyarılıyorsa veli kişi uyarılan kimseye bunu haber edince, uyarılan kişi o emre uymayınca vebale girer mi?

İlham, gaybı ve gayb alemini bilmede merak edilen yöntemlerden bir ta- nesidir. İlhamı bir bilgi kaynağı olarak görenler olduğu gibi, reddedenler de vardır. İlhamın kelamdaki bilgi değerini daha iyi anlamak için onun ortaya çıkışı ve kaynaklarını bilmek gerekmektedir. Sözlükte "l-h-m kökünden türemiş olan ilham'ın "yutmak, yutturmak veya ağızdan aşağı indirmek, insani bir şey yapmaya sevk eden güç ve heyecan" anlamında kullanıldığı görülmektedir. İlhamın ne olduğu ile ilgili birçok fikrin ortaya konulduğunu görmek mümkündür. Ragıb el-İsfahani ilham için "Allah veya mele-i ala tarafından yapılan iletiler" derken," Teftazani ilhamı "feyz yolu ile mananın kalbe dolması" diye tanımlamıştır. Seyyid Şerif Cürcani de ilhamı "kalpte oluşan bilgi” olarak tarif etmiştir. Son dönem düşünürlerinden Muhammed Abdub ilham için "insanın nefsinde hissettiği vicdan" tanımlamasını yapmıştır. İlham özellikle tasavvufta bir bilgi kaynağı olarak görülmeye başlanılmıştır.(İbrahim b. Ethem ilhamı bir bilgi kaynağı olarak görmeye çalışan önemli simalardan biri olmuştur. Süleyman Uludağ, Tasavvufi Terimler Sözlüğü, İstanbul; Marifet Yayınları , 1991, sayfa 263) Bu yapılan tanımlardan da anlaşılacağı gibi genel bir ifade ile ilham için, "akıl, duyu organları ve haber metodları kullanılmadan, bir mananın Allah tarafından veya melek vesilesi ile insanın zihninde aniden ortaya çıkması ya da kalbe doğrudan bırakılması" demek mümkündür. Zaman içerisinde ilham yerine lüm'a, mükaşefe, keşf, tecelli, firaset, basiret, müşahade, maʼrifet, irfan, ilm-i ledün gibi tabirlerin de kullanıldığı görülmektedir. İlham yerine kullanılan bu kelimelerin kullanım amaçları ve yerleri tam olarak tespit edilemediğinden bu kavramların ilham ile eş veya ilhamın yerine geçen kelimeler olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. İlham kelimesi ile ilgili Kur'an'a baktığımızda bu kelimenin sadece bir ayette "Allah, insanlara fücür ve takvayı ilham etti." şeklinde geçtiğini görmekteyiz.(Şems suresi 8. Ayet)
Müfessirler, bu ayette kullanılan ilham kelimesine farklı manalar yüklemişlerdir. Bazı müfessirlere göre buradaki ilham yaratma anlamında olup bunda kasıt "Allah fücür ve takvayı nefiste yarattı." demektir. Buradaki ilham yaratılışta nefse iyiliklerin ve kötülüklerin öğretilmesi, tanıtılması ve kavratılması olarak izah edilmiştir. Bu tanıma göre ilham çalışmakla elde edilen bir şey değil, doğuştan doğal olarak insana verilen bir özellik olarak görülmektedir. Bu ayeti farklı yorumlayan bazı müfessirlere göre bu ayette geçen ilham kelimesi "Allah nefse masiyet ve taati bildirdi." veya "Allah taat ve maʼsiyeti öğretti." demektir.
İlk defa Şia'da görülmeye başlanılan ilhamın Şiilerden sonra Batıniler ve Süfilerde de bir bilgi kaynağı olarak kabul edildiği görülmektedir. Súfilere göre de Hz. Peygamber Allah’ın kendisine ilham ettiği övgülerle Allah'ı hamd etmiştir. Hz. Peygamber, bir sahabeye "Allah'ım bana gerçeği bulma yeteneği ilham et." şeklinde bir dua öğretmiştir." (Müslim, ‘’İman’’, 326-327; Tirmizi, ‘’Da’vat’’, 69) Başka bir yerde ise Hz. Peygamber "Kim bildikleriyle amel ederse Allah ona bilmediklerini de öğretir." buyurmuştur.(Hadis mevzudur; Ebu’l-Fida İsmail b. Muhammed b. Abdülhadi el-Acluni, Keşfu’l Hafa ve Muzillu’l-İlbas Amme’ştebere mine’l-Ehadis ala Ebineri’n Nas, Beyrut; 1988 cilt 2 sayfa 265) Hz. Peygamber, nübüvvetten sonra mübeşşiratın devam edeceğini, önceki ümmetlerden içinde ilham olunan kimseler olduğunu, eğer bu ümmetin arasında böylesi bulunursa onun Hz. Ömer olacağını" haber vermiştir. İlhamın geçerli bir bilgi kaynağı olduğunu ileri sürenler, buna sahabe ve tabiinden deliller getirmişlerdir. Hz. Ebü Bekr'in doğacak çocuğunun kız olacağını bilmesini de ilham ile bağdaştırmışlardır." Bunlar, ileri sürdükleri delillerle ilhamın bir bilgi kaynağı olabileceğini ispatlamaya çalışmışlardır.(Buhari, ‘’Tabir’’, 6; Buhari, ‘’Fedailü’l-ashab’’ 6, Bu hadisin ilhama delil teşkil etmeyeceğini iddia edenlere göre burada kullanılan ‘’muhaddes’’ ten kasıt ‘’sezgisinde ve zannında isabet eden kimse’’ anlaşılmaktadır.) İlhamın bilgi kaynağı olduğunu iddia edenler, buna "Allah'tan korkan kimseye Allah çıkış yolu gösterir. Allah'tan korkarsanız yüce Allah size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir."(Talak suresi 2. Ayet; Bakara suresi 194. Ayet; Ankebut suresi 69. Ayet; Hadid suresi 28. Ayet; Enfal suresi 29. Ayet) Mealindeki ayetleri delil olarak göstermişlerdir. İlhamı bir bilgi kaynağı olarak kabul edenlerin ileri sürmüş oldukları bu delillerin yanı sıra nübüvvet kapısının kapanmasının ardından ilham yolunun açık olması gerektiği fikri özellikle Şii çevrelerce savunulmuştur. İlhamın bir bilgi kaynağı olduğunu savunanlar "ilham nesnel bir metot olmadığından kabul edilemeye- ceğini" savunanlara karşı ilhamın "ferdi bir tecrübe" eseri olduğundan reddedilmeyeceği cevabını vermişlerdir. İlhama mazhar olan insanlarda dünyevi arzulara karşı bir mesafenin oluşmasını ilhamın varlığı ve geçerliliği için bir delil olarak ileri sürmüşlerdir. Böylelikle tasavvuf çevrelerince ilhamın "kulun kalbine Allah tarafından atılan bilgi" olarak tarif edildiğini söylemek mümkündür. Bu yaklaşıma göre ilham, duyu, akıl ve haber ile bir bilgi kaynağı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Ehl-i tasavvuf, Şia ve benzeri çevrelerce geçerliliği hicri birinci asırdan itibaren ispatlanmaya çalışılan ilham, hicri 4. yüzyıldan itibaren yoğun bir şekilde başta tasavvuf çevrelerince kullanılmaya başlanılınca, Sünni kelam alimleri ilhamın bilgi değeri üzerine söz söyleme gereğini hissetmişlerdir. İlhamın meydana gelmesi noktasında kelam alimleri, Allah'ın insanlara iyiliği ve kötülüğü tanımasını sağlayacak duyular verdiğini tartışmasız bir şekilde kabul etmekle beraber, ilhamın dini konularda genel geçer bir bilgi kaynağı olduğu fikrine katılmamışlardır. Bununla beraber İmam Gazzali ve Şevkani gibi bazı alimler de, kötülüklerden arınmış insanlara gelen ilhamın geçerli bir bilgi olabileceğine dair bir meyil bulunduğunu söylemek mümkündür. Buna karşın genel anlamda kelam alimleri ilhamın dinde genel geçer bir bilgi kaynağı olmayacağına dair birçok sebep ileri sürmüşlerdir. Ehl-i hadis'in İbn Kuteybe ve el-Ferra gibi önde gelen alimlerine göre ilham Kur'an'a göre peygamber olmayan şahıslar için mümkündür. Ancak bu durum onlara has bir durum olup genelleştirilemez. İbn Fürek, Cüveyni, Bakıllani, İmam Eş'ari gibi kelam bilginlerine göre ilham bir bilgi kaynağı olamaz. Fahruddin er- Razi'ye göre, ilhami bilgiler nesnel bilgiler olmadığından objektif bilgiler değillerdir. Bu nedenle ilhami bilgiler, kabulü kadar reddedilmesi de mümkün olabilen bilgilerdir. İlhamın geçerliliğine delil olarak sunulan ilhamla gayba ve gayb bilgisine vakıf olabilme durumu ise sadece velilere ait bir özellik olmayıp, benzer durumlara sihirbazlar, falcılar ve müneccimler arasında da rastlanılması mümkün olan bir durumdur. Abdülkahir el-Bağdadi, ilhamı bazı sanatsal alanlar için kabul etse de ilhamı dinde bir delil olarak kabul etmemiştir. İmam Matüridi başta olmak üzere Pezdevi ve Ebü'l-Mu'in en-Miniridi'ye göre ilham iddia edildiği gibi geçerli ve tesirli bir bilgi kaynağı olsaydı yaşanan fikri ayrışmalar nassın yorumu karşısında ilhamla sağlanacak birliktelik ile son bulabilirdi. Böylelikle mezheplerde ve hatta dinlerde bile ilham vesilesi ile birliktelik meydana gelebilirdi ki böyle bir şey mümkün olamamıştır. Bununla beraber İmam Matüridi, ferdi işlerde kişiye şeytanin vesvese, meleğin ise ilham verebileceğini kabul etmektedir. Nesef'ye göre nesnel bilgilerle kontrolü sağlanamayan başkasına aktarılamayan ilhamın dini kaynaklar arasında gösterilmesi mümkün değildir. İlham bu manada kelam alimleri açısında ferdi bir tecrübe olmaktan başka bir şey olmamıştır. Bununla beraber dinde peygamber dışında hiç kimseye ilahi bilgiyi alma, koruma ve aktarma garantisi verilmemiştir. İlham kapalı, ispatı imkansız
ve tamamen kişinin vicdanı ile sınırlı bir tecrübe olduğundan, kelamcılar ekseriyetle itikadi konularda ilhama ihtiyatla yaklaşmışlardır. İlhamla elde edilen bilgi her ne kadar sahibi için bir değer ifade etse de bu durumun dinde ve başkalarında bağlayıcı olamayacağı özellikle ifade edilmiştir. İlhamın geçerli olduğunu öne sürenlerin tavsiye ettikleri "akıl ve duyu verilerine güvenmemeleri ve hatta böyle bir çabayı terk etmeleri gerektiği" fikri ise kelamcılar tarafından Kur'an'ın insana sıklıkla tavsiye ettiği akıl ve sağlam duyularla bağdaştırılamamıştır. İlham sahibi kimseler de peygamberlikte olduğu gibi mucize ile desteklenip, sidk ve ismet sıfatlarına mazhariyetleri söz konusu değildir. Bu nedenle kelamcıların genel kanaatine göre ilham, bireysel bir tecrübeden ibarettir. Aynı zamanda ilhamla elde edilen bilgiler her zaman suiistimale açık olabilen bilgiler olmuşlardır. Bu bağlamda ilham, sadece meydana geldiği kimse için manevi alanda dini hükümlere ters olmamak şartı ile bidatlere yol vermeden, helali haram, haramı helal kılmadan iyiliklere teşvik etme noktasında yol gösterme görevi ifa edebileceği kabul edilmiştir." Kelam alimleri kısaca ilhamın dinde ve bir başkasında itikadi anlamda bağlayıcı bir sonuç doğuramayacağını, ancak tamamen vesvese olarak da addetmenin mümkün olamayacağına dikkatleri çekmişlerdir." Bu anlamda ilham bizim için dinde ve gayb alemini bilmede bir yöntem olmamakla beraber, ferdi tecrübelerle sınırlı olması hasebiyle kesinlik ifade etmekten uzak bir yöntemdir.

NGB 28.12.24 10:29

Bir üst mesajda verilen yazılar eski kitaplardan ordada kabul eden var kabul etmeyen var.
Senin verdiğin örnekle basit misal mahalleden bekir le ilgili rüya gördün diyelim ilhamın geneli rüya ağırlıklıdır.Rüya gören veli kul rüyada verilen mesajı alır.İşte Bekir denen zina yapan kumar oynayan içki içen yemediği nane kalmayan kul olsa veli dediğin zatta bunu rüyada gir Bekir kuluma aklını başına alsın dese.
Velide gidip bizim Deli Bekire durumu anlatsa ben bekirin hak yola geleme olasılığı helede günümüzde paraya tapan bir insanlık olarak düşük derim.Bekirin diyeceği hacı abi sen yorganı açık yatmışsın üşütmüşsün olur.Çünkü çoğu kişide inanç zayıf çevremden ben görüyorum.
Hiç ummadığın insanların iç dünyasını bilemeyiz nasıl iyi insan varsa kötü insanda var.Bundan 1 ay evvel bir yere gittim dönüşte belediye otobüsüne bindim din çıkma dolu yani karıışık turşu hesabı ortada ayaktayım derken farkında değilim arkamı döndüm yanımda bir türbanlı kadın dikiliyor arkasına 60 yaşlarında biri dikilmiş sol eli karının kıçına doğru değiyor demekki karı kıçını çekiyor.Derken bende gördüm dik dik adama bakıyorum adam anladı inan işte sapık olan kişi herşeyi yapar hesabı el sabit duruyor otobüs yolda gidince yalpalasında kadın o yalpamadan kıçı geri hareket yapsında bende elim sabitken ben ellememiş olayımda o değmiş olsun olayı.3-5 durak gittik sonunda bu gavat kardeşimiz indi.
Şimdi başkasının karısının kıçına ellemeyi kar sayan bu gavat kardeş mahalleye gidince selam sabah nasılsın bekir abi iyim sen nasılsın bende iyim işten geliyorum.
Veli kul olsa kalp gözü ile baksa diyeceği lan bekir gavatı der her gün işten gelirken milletin karısına kızına musallat oluyorsun.Paket kontrol yapıyorsun yatacak yerin varmı dese bizim bekirin diyeceği sanırım cevap veremez.

Bekiriciğim birde şunu düşünemez sen milletin karısına kızına bunu yapıyorsunda bazılarıda senin karına kınına ablasına kardeşine anana bacına otobüste aynı muameleyi yapsa ne yaparsın bekir.
Cevap kör testermi getirin onu kıtır kıtır kesicem modunda olur.:d namus bekçisi.

-------------------
Yani bu üstte yazdığım olay gördüğüm olay toplumda acip bir bozulma var görünen o.Haberlerde çıkan 15-20 yaşlarında kızları haplayıp tecavüz edenlerde cabası.

Böyle insanlara ilham anlatılırmı onuda düşünmek gerek yani.

imas 28.12.24 10:35

Alıntı:

ulubatlihasan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 652695)
Veli bir kula ilham gelse, sadece kendisini bağlar diyenler çoğunlukta. Peki velî gelen ilhamdan eminse ve o ilhamda kişinin kendi dışında başka kişiye de emir varsa ve kesin şekilde uyarılıyorsa veli kişi uyarılan kimseye bunu haber edince, uyarılan kişi o emre uymayınca vebale girer mi?

ilham gelen alimin hali durumu çok önemlidir,ayrica alimliğinin mertebesi önemlidir,
ilham bağlayici değildir,ilham genelde rüya yolu ile gelir, rüyanin dinde delili yoktur rüya alim icin ispat değildir, ayrica alim rüyalarinda nefsanilik vardir,


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:09.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148