Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Idris Peygamber Hermes mi?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.12.24, 09:06
Üye
 
Üyelik tarihi: 01.06.24
Bulunduğu yer: Amerika
Mesajlar: 81
Forum Puanı: 792
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Idris Peygamber Hermes mi?

Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim Kur'anı Kerim'de geçen İdris Peygamberi araştırdığımda ona benzer özelliklerde insanlar olduğunu gördüm.kadim Mısırda Toth Eski Yunanda Hermes,Hristiyanlarda Enoch, Yahudilerde hanoch diye geçiyor.Hermesin yazdigi hermetika öğretilerinde şöyle bir metin var.Haydi dinleyin çamurdan insanlar!
Bir an düşün,
nasıl oluştuğunu ana rahminde.
Aklına getir o usta işçiliği
ve ara o sanatçıyı,
böyle güzel bir görüntüye şekil veren.
Kim çizdi göz yuvalarını?
Kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını?
Kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı?
Kim yaptı kemiklerini
Hermesin yazdığı öğretilerdede Tanrının Bir olduğu yazıyor ve bana sanki Kuranı Kerim'den bir parca olduğu geliyor
ve etini deriyle örttü?
Kim ayırdı parmaklarını
ve düzleştirdi tabanlarını?
Kim hazırladı kalbini
ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde?
Kim görünür kıldı güzelliğini
ve sakladı bağırsaklarını içeride?
Kaç çeşit beceri kullanıldı
ve kaç tane sanat eseri yaratıldı
oluşturmak için bir insanı?
(…) Gözlerinle görmek için O’nu,
mükemmel düzenine bak evrenin;
algıladığın her şeyi yöneten
zorunlu yasalara ve
olan ve olacak olan her şeyin
mükemmelliğine bak!
Uzayda kendine verilen yerde dolaşır her yıldız.
Niçin bütün yıldızlar aynı yolu izlemezler?
Her birinin yerini tayin eden kimdir?
Bunların yapımcısı ve sahibi olmalıdır birisi.
Mümkün değildir tesadüfen ortaya çıkmaları.
Düzen tümüyle yaratılmış olmalıdır mutlaka.
Ölçüye sığmayan sadece
ortaya çıkandır ‘tesadüfen’.
Hermesin öğretilerinde Tanrının Bir olduğu yazıyor.Bana sanki Kuranı Kerim'den bir parca olduğu gibi geliyor.ama bazı kelimeleride Kur'an'ı Kerim'den çok uzak.Bazi kişiler İdris Peygamberi Yunandaki Hermes, Mısır'daki Toth a benzetiyor bazılarıda bunların sadece sıfat olduklarını söylüyorlar sizce Aynı Kişiler midir

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29.12.24, 10:16
 
Üyelik tarihi: 16.12.24
Bulunduğu yer: Yeryüzü
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 600
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Abdulsamed04 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim Kur'anı Kerim'de geçen İdris Peygamberi araştırdığımda ona benzer özelliklerde insanlar olduğunu gördüm.kadim Mısırda Toth Eski Yunanda Hermes,Hristiyanlarda Enoch, Yahudilerde hanoch diye geçiyor.Hermesin yazdigi hermetika öğretilerinde şöyle bir metin var.Haydi dinleyin çamurdan insanlar!
Bir an düşün,
nasıl oluştuğunu ana rahminde.
Aklına getir o usta işçiliği
ve ara o sanatçıyı,
böyle güzel bir görüntüye şekil veren.
Kim çizdi göz yuvalarını?
Kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını?
Kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı?
Kim yaptı kemiklerini
Hermesin yazdığı öğretilerdede Tanrının Bir olduğu yazıyor ve bana sanki Kuranı Kerim'den bir parca olduğu geliyor
ve etini deriyle örttü?
Kim ayırdı parmaklarını
ve düzleştirdi tabanlarını?
Kim hazırladı kalbini
ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde?
Kim görünür kıldı güzelliğini
ve sakladı bağırsaklarını içeride?
Kaç çeşit beceri kullanıldı
ve kaç tane sanat eseri yaratıldı
oluşturmak için bir insanı?
(…) Gözlerinle görmek için O’nu,
mükemmel düzenine bak evrenin;
algıladığın her şeyi yöneten
zorunlu yasalara ve
olan ve olacak olan her şeyin
mükemmelliğine bak!
Uzayda kendine verilen yerde dolaşır her yıldız.
Niçin bütün yıldızlar aynı yolu izlemezler?
Her birinin yerini tayin eden kimdir?
Bunların yapımcısı ve sahibi olmalıdır birisi.
Mümkün değildir tesadüfen ortaya çıkmaları.
Düzen tümüyle yaratılmış olmalıdır mutlaka.
Ölçüye sığmayan sadece
ortaya çıkandır ‘tesadüfen’.
Hermesin öğretilerinde Tanrının Bir olduğu yazıyor.Bana sanki Kuranı Kerim'den bir parca olduğu gibi geliyor.ama bazı kelimeleride Kur'an'ı Kerim'den çok uzak.Bazi kişiler İdris Peygamberi Yunandaki Hermes, Mısır'daki Toth a benzetiyor bazılarıda bunların sadece sıfat olduklarını söylüyorlar sizce Aynı Kişiler midir
Hayırlı günler. Ben takip ettiğim tarihçi bir yazarın bu konu ile ilgili yazdıklarını okumuştum. Gerçekten inanılmaz sırlarla dolu biri İdris peygamber. Çok bilen, çok ilim sahibi anlamına gelen İdris sıfatı gerçek adı bilinmediğinden verilmiş.
Adem peygamberin 6. Kuşak torunu ve Nuh peygamberin dedesidir.
Yazdığına göre İdris peygamber antik mısıra gönderilmiş ve mısırlılara matematik, trigonometri, geometri, yazı, simya ve dikiş dikmeye kadar bir çok bilgi öğretmiştir. Bu bilgiler mısırdan topluma yayılmıştır. Bugün ezoterik yani gizli bilgiyle ilgili bir okuma yapsanız yolunuz mutlaka İdris peygambere çıkıyor. İlahi kürsülerde ona öğretilen her şeyi yeryüzüne inerek insanlara aktarmış tam bir kadim bilge. Yani yeryüzündeki ilk bilim insanı olan İdris peygamber insanlara yazıyı vermiştir. Ve yine söylentilere göre dünyadaki ilk putperestlik İdris peygamber ile başlamış. Hz. İdris dünyadan ayrılınca mısırlılar çok üzülüyor ve Mısırlı rahipler İdris peygamberi hep hatırlamak için tarihteki ilk heykeli yapıyor ve böylece putperestlik yayılıyor.
İdris peygamber tüm diğer mitolojilerde farklı isimlerle ama benzer hikayelerle geçiyor.
Yunanlılar hermes
Mısırlılar thoot
Yahudiler enock
Romalılar merkür
Anadolulular da ermiş demişler.
Ve tüm bu mitolojilerde bahsedilen aynı kişi ilahi takdirin katibi ve habercisi olarak anılmış.
Romalılar ona merkür diyorlar ve bugün merkür gezegeni güneşin dibinde adeta güneşin habercisi ve katibi pozisyonundadır.
Yunan mitolojisinde hz. İdris yani hermes rahiplerin, felsefecilerin ve kralların kralı olarak anılıyor. “Hermes trismegistus” yani üç kere yüce hermes diye anılıyor.
İslam inancına göre Hz. İdris e üç nimet verilmiş. Hikmet, peygamberlik ve sultanlık.
Mısır miyolojisinde thoot yani ay ve bilgelik tanrısına dönüşmüştür. Çok hürmet edilir ve tanrı ra dan insanlara bilgi getirir.
Anadolu’da kullanılan ermiş kelimesi, tarot gibi aşırı cinli kartların yine thoot’dan yani İdris peygamberden geldiği sanılıyor.
Sonuç olarak ilim tek bir kaynaktan çıktı ama toplumlar kendilerine göre bu ilmi ve bilgiyi değiştirdiler. Bu mitler yeryüzünden sırlarıyla geçtiler ama sonradan başka şeye dönüştürüldüler.
Okuduğumu söylediğim yazara ait bu bilgiler…

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29.12.24, 10:24
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

her iki konuyu yazan kişi adil onemli olani kuranda bize bildirileni yazmamiş,
İdris as. şu an yaşiyor ve ustelikte cennette yaşiyor

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29.12.24, 12:08
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Abdulsamed04 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamün aleyküm müslüman kardeşlerim Kur'anı Kerim'de geçen İdris Peygamberi araştırdığımda ona benzer özelliklerde insanlar olduğunu gördüm.kadim Mısırda Toth Eski Yunanda Hermes,Hristiyanlarda Enoch, Yahudilerde hanoch diye geçiyor.Hermesin yazdigi hermetika öğretilerinde şöyle bir metin var.Haydi dinleyin çamurdan insanlar!
Bir an düşün,
nasıl oluştuğunu ana rahminde.
Aklına getir o usta işçiliği
ve ara o sanatçıyı,
böyle güzel bir görüntüye şekil veren.
Kim çizdi göz yuvalarını?
Kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını?
Kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı?
Kim yaptı kemiklerini
Hermesin yazdığı öğretilerdede Tanrının Bir olduğu yazıyor ve bana sanki Kuranı Kerim'den bir parca olduğu geliyor
ve etini deriyle örttü?
Kim ayırdı parmaklarını
ve düzleştirdi tabanlarını?
Kim hazırladı kalbini
ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde?
Kim görünür kıldı güzelliğini
ve sakladı bağırsaklarını içeride?
Kaç çeşit beceri kullanıldı
ve kaç tane sanat eseri yaratıldı
oluşturmak için bir insanı?
(…) Gözlerinle görmek için O’nu,
mükemmel düzenine bak evrenin;
algıladığın her şeyi yöneten
zorunlu yasalara ve
olan ve olacak olan her şeyin
mükemmelliğine bak!
Uzayda kendine verilen yerde dolaşır her yıldız.
Niçin bütün yıldızlar aynı yolu izlemezler?
Her birinin yerini tayin eden kimdir?
Bunların yapımcısı ve sahibi olmalıdır birisi.
Mümkün değildir tesadüfen ortaya çıkmaları.
Düzen tümüyle yaratılmış olmalıdır mutlaka.
Ölçüye sığmayan sadece
ortaya çıkandır ‘tesadüfen’.
Hermesin öğretilerinde Tanrının Bir olduğu yazıyor.Bana sanki Kuranı Kerim'den bir parca olduğu gibi geliyor.ama bazı kelimeleride Kur'an'ı Kerim'den çok uzak.Bazi kişiler İdris Peygamberi Yunandaki Hermes, Mısır'daki Toth a benzetiyor bazılarıda bunların sadece sıfat olduklarını söylüyorlar sizce Aynı Kişiler midir
İdris kelimesinin menşeine görüşler İdris'in kimliğiyle ilgili tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Müslüman müellifler, Kur'an'daki bilgilerden hare- ketle ve Kur'an dışı kaynaklardan, özellikle de Kitab-ı Mukaddes, apokrif eserler ve rabbani literatürden faydalanarak İdris'i. Kitab-ı Mukaddes'te yer alan ve semaya kaldırılmış olan şahsiyetlerden (Hanok [Hanokh, Enoch, Uhnuh], İlya (İlyas] veya Hızır) biri olarak kabul etmişlerdir. Diğer taraftan İdris, Hermes'le de bir sayılmıştır. Ibnü'l-Kifti, İdris’le ilgili şu görüşleri nakleder: Bazıları onun Mısır'da doğduğunu ve adının Hermesü'l-Heramise olduğunu söylemektedir. Yunanca ‘da adı Ermiş olup Arapça ‘ya Hermes olarak geçtiğini söyleyenler de vardır. İbraniler ona Hanuh demektedir, bu isim Uhnuh olarak Arapçalaştırılmıştır. Allah kitabında onu İdris olarak adlandırmaktadır (Mustafavi, et-Tahkik, "drs" md.; Ibnü'l-Kifti, s. 1- 2). Biruni, Hermes'e İdris de denildiğini. bazılarının Buda'yı Hermes olarak kabul ettiklerini nakleder (el-Aşarü'l-bakiye, s. 206).
Müslüman müelliflerin hepsi İdris'in. Kitab-i Mukaddes'teki rivayete göre ebedi hayata ermiş olan veya Kitab-i Mukaddes dışı Yahudi dini literatürüne göre ölmeden cennete giren Hanok (Honoch) olduğunu kabul eder. Bu görüşü benimseyen ilk müellif Taberi dir . Fahreddin er-Razi, Nesefi, İbnü'l-Esir ve diğer müfessirler de İbraniler ‘in Uhnuh'u ile Müslümanların İdris'inin aynı kişi olduğunu söylemektedir. İslami kaynaklarda Uhnah. Batı dillerin de Enoch ve Henoch olarak zikredilen Hanok isminin asli İbranice Hanoktur. Hanok, Kitab-ı Mukaddes te dört farklı şahsin ve bir şehrin adı olarak geçer. Konuyla
ilgili olan Hanok, Adem oğlu Şit oğlu Enoş oğlu Kenan oğlu Mahalalel'in oğlu Yared'in oğludur (Tekvin, 5/1-18). Tevrat'a göre İbranice ‘de "ders vermek, aydınlatmak" anlamlarına gelen Hanok (EJd., VI. 793) altmış beş yaşında Metuşelah'ın babası olur; daha sonra 300 yıl Allah ile yürür, oğulları ve kızları doğar ve toplam 365 yıl yaşar. Nihayet gözden kaybolur, çünkü onu Allah almıştır (Tekvin, 5/21-24): Şu halde o ölmemiştir (İbranilere Mektup. 11/5). "Allah ile yürüdü" ifadesi bir övgü olup Hanok dışında sadece tufan öncesi şahsiyetlerden Nuh için kullanılmış- tir (Tekvin, 6/9). Ahd-i Atik'in Katoliklerce kutsal sayılan Siracide bölümünde (44/ 16; 49/14) Hanok ‘un rabbin rızasını kazandığı, yeryüzünden alındığı, ona benzer hiç kimsenin yaratılmadığı belirtilmektedir. Hanok, Adem'den sonra yedinci nesildir (Yahuda'nın Mektubu, 14-16). Kendisinden öncekilere ve sonrakilere göre ömrü kısadır. Hanok ‘un semaya yükseltilmesi imtiyazı daha sonra Peygamber İlya'ya da bahşedilecektir (II. Krallar, 2/3, 5).
Hakkında Kitab-ı Mukaddes dışında Talmud ve Midraş ile apokrif literatürde de bilgiler bulunan Hanok'un bir peygamber mi yoksa kutsi bir şahsiyet mi olduğu konusu Yahudi alimleri arasında tartışmalıdır. Aggadah'ta (Yahudilerin Talmud ve Midraş'ın kıssalar, efsaneler, alıntılar, darbımeseller, folklorik temalar içeren bölümlerine verdikleri isim) Hanok, ölüm acısını duymadan cennete giren dokuz sadık insandan biri olarak gösterilir.
Yahudi kaynaklarındaki bilgilere göre Hanok, gizli bir yerde sadık bir insan olarak yaşarken bir melek kendisine gelir ve bu inzivadan çıkıp Tanrı'nın yolunda gitmeleri için insanlara öğretmenlik yapmasını ister. Bunun üzerine Hanok 243 yıl öğretmenlik (peygamberlik) yapar ve bu dönemde dünya huzur ve barışla dolar: hatta bütün krallar ve prensler ona boyun eğer. İnsanoğluna yaptığı hizmetlere karşılık Tanrı onu gökte de meleklerin kralı yapmaya karar verir ve şimşek gibi savaş atlarının çektiği alev saçan bir arabayla kendisini semaya alır. Tanrı Hanok'a muhteşem bir elbise ve gözleri kamaştıran bir taç giydirir. Ona hikmetin bütün kapılarını açar ve kendisine "Metatron" (bütün semavat sakinlerinin prensi ve başı) adını verir, bedenini bir şuleye dönüştürür, onu fırtına, kasırga ve gök gürlemesiyle kuşatır. Hanok, mistik Yahudi grupları içerisinde kendisine büyük önem verilen bir şahsiyettir. Bu gruplara göre bazı melekler özel bir mazhariyete erişmiş olup bunların en başında Metatron yer alır. Böylece o baş melektir ve diğerlerinin prensidir.
Kur'an-ı Kerim'de yer alan, "Biz onu yüce bir mekana yükselttik" (Meryem süresi ayet 57) ifadesinin neye delalet ettiği hususunda farklı yorumlar yapılmıştır. Bazıları bunun İdris'in ruhunun kabzedildiği dördüncü veya altıncı kat sema olduğunu, bazıları bununla cennetin kastedildiğini, kimileri de ona peygamberlik verilmesinin ima edildiğini söylemişlerdir (Taberi, Cami'u'l-beyan, 16.cilt, 96; Fahreddin er-Razi, 21.cilt, 233; Nesefi, 3.cilt, 38).
Hz. İdris'in terzi olduğu, her iğne saplayışında "sübhanallah" dediği, akşam olduğunda yeryüzünde ameli ondan daha Üstün hiç kimsenin bulunmadığı da İbn Abbas'tan rivayet edilmiştir (İbn Kesir, Tefsirü'l-Kur'an, 5.cilt. 236). "Biz onu yüce bir mekana yükselttik" mealindeki ayet açıklanırken kendisine hem peygamberlik hem de otuz sahife verilmesi yanında kalemle yazı yazan, elbise diken, hesap ve yıldız ilmiyle meşgul olan ilk insanın İdris olduğu belirtilir (Fahreddin er Razi, 30.cilt, 233)
İdris bazen İlya (İlyas) ile aynı kişi sayılmıştır. Nitekim Abdullah b. Mesud'dan nakledildiğine göre, "İlyas da şüphe yok ki gönderilmiş peygamberlerdendi" (Saffat suresi ayet 123) mealindeki ayetin tefsirinde İbn Mes'ud ile İbn Abbas, İlyas ile İdris’in aynı kişi olduğunu söylemişlerdir. Hatta İkrime bu ayetin ibn Mesud mushafinda. "İdris de şüphe yok ki gönderilmiş peygamberlerdendi" şeklinde yazı olduğunu nakleder (Tecrid Tercümesi, 9.cilt 88).
Nebi İdris’in uzun boylu, beyaz tenli geniş göğüslü iri karınlı ,iri kemikli, vücudu hafif kıllı, gür saçlı, İnce sesli, yumuşak sözlü, kısa adımlı olduğuna dair rivayetler vardır (İbn Kuteybe, s. 10; Kök sal, s. 79).
Taberî’nin naklettiğine göre Allah ona peygamberlik verdiğinde Hz. Adem 622 yaşında idi. Adem ve Şitten sonra ademoğlundan ilk peygamber odur. Allah ona otuz sahife vermiştir. Kabiloğulan na peygamber olarak gönderilmiş, kavmine tebliğde bulunup hak yola davet etmiş onlardan Allah'a itaat etmelerini, şeytana karşı çıkmalarını istemiş, fakat kavmi onu dinlememiştir. İbn ishakin naklettiği bir rivayette ise Yared oğlu Uhnoh'un altmış beş yaşında Heddane ile (Eddine) evlendiği ve bu evlilikten Metuşelah ad bir oğlunun olduğu belirtilir. Aynı rivayete göre Uhnuh semaya refedilmeden önce yerine oğlunu bırakmıştır (Taberi, Tarih, 1.169-173)
Hz. İdris'e ilahi bilgileri ihtiva eden otuz sahife indirilmiştir. O. Ademin ve Şit ‘in sahifelerini de kalbinin üzerinde taşırdı Remil ilimi, heyet, nücüm, hesap, tip, nebatların sirlan, garip sanatlar, yazı yazmak, dikiş dikmek, terazi kullanmak gibi meslek ve sanatlan İdris icat etmiştir. Sahifelerinde semai sırlar, ruhanilere hükmetmenin yöntemleri, varlıkların hususiyetleri gibi konulara dair bilgiler vardı. Çok sayıda talebesi olan İdris. yeryüzünde ilk defa demiri keşfedip ondan aletler yapmış, ziraat geliştirmiş, deri ve kumaşlardan elbise dikmiştir (İbnü'l-Esir, I, 54; Nişancızade, 1,124-128). Yıldızlar ve hesap ilmiyle ilk meşgul olan kişi olduğu için Yunanlı hakimler ona "Hermes-hakim" (Hermes-Heramise) demişlerdir (İbnü'l-Esir, I, 54-55, 59-60; İbn Kesir,
el-Bidaye,1,99-100) İdris'in kimliği konusunda en çok ilgi çeken hususlardan biri de onun yarı efsanevi bir şahsiyet olan Hermes'le ilgisidir. İslami kaynaklarda üç Hermes'ten söz edilmekte olup her biri değişik özelliklere sahiptir. Bunlar Hermes (Hermesü'l-Hera- mise), Babilli Hermes ve Mısırlı Hermes' tir. Birinci Hermes hakkındaki rivayetler İdris'e dair anlatılanlara benzemekte, bazılarınca bunun Uhnuh ve İdris'le aynı kişi olduğu kabul edilmektedir. Bu Hermes, gökler hakkında bilgiye sahip olan ve insanlara tip konusunda bilgiler veren ilk insandır. Onun harflerin ve yazının mucidi olduğuna, insanlara giyinmeyi öğrettiğine de inanılır; ilk defa Allah'a ibadet etmek için evler bina etmiş, Nuh tufanını haber vermiştir (Seyyid Hüseyin Nasr, s. 151-152; Kılıç, s. 49)

(Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ; cilt: 21 Sayfa 480; İstanbul 1993)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29.12.24, 13:11
 
Üyelik tarihi: 16.12.24
Bulunduğu yer: Yeryüzü
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 600
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
her iki konuyu yazan kişi adil onemli olani kuranda bize bildirileni yazmamiş,
İdris as. şu an yaşiyor ve ustelikte cennette yaşiyor
Aynen hocam daha çok mitolojik olarak ve söylencelerden bahsetmişler

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29.12.24, 13:16
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Kurtlukuyu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Aynen hocam daha çok mitolojik olarak ve söylencelerden bahsetmişler
ayrica müslüm ve ebu davut ta gecen sahih hadiste remil ilminin hz idris as. ait oldugu kesindir...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 29.12.24, 13:25
 
Üyelik tarihi: 16.12.24
Bulunduğu yer: Yeryüzü
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 600
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ayrica müslüm ve ebu davut ta gecen sahih hadiste remil ilminin hz idris as. ait oldugu kesindir...
Hocam remili fal diye ve haram diye biliyorum başka bir bilgim yok ama bu ilim Hz.İdrise aitse neden fal

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 29.12.24, 13:49
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Kurtlukuyu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam remili fal diye ve haram diye biliyorum başka bir bilgim yok ama bu ilim Hz.İdrise aitse neden fal
İbn Haldun'un bu konuyu Mukaddime adlı eserinde ele aldığını görüyoruz. "Eskiden kum üzerine hat çizen bir nebi vardı. Şimdi kimin hattı onunkine muvafık düşerse, işte o isabet etmiş olur" (Müslim, Mesacid, 33; Selam, 121; Ebu Davud, Salat, 167) hadisi dolayısıyla ortaya çıkan bir problemi izale etmeye çalışmıştır. Ona göre zahiren bu hadis kehaneti içermesinden dolayı müşkül bir durum arz etmektedir. İbn Haldun, tahsilden nasip almamış bazı kimselerin iddia ettiği gibi bu hadisin hatt-ı remilin meşruiyetine hiçbir şekilde delil olamayacağını ifade eder. Çünkü ona göre hadisin manası "hat çizen bir nebi vardı, hat çizdiği sırada ona vahiy gelirdi" şeklindedir. Bazı peygamberlerin böyle bir adetinin bulunması imkansız değildir. “Kimin hattı, o nebininkine düşerse, isabet eden odur” sözü “çizilen hatlar arasında doğru olan budur, zira hat çizerken kendisine vahyin gelmesi adet olan söz konusu nebiye mahsus vahiy, onu teyit ve takviye etmiştir" manasına gelir. Yoksa çizilen hat, vahye muvafakat durumu dikkate alınmadan mücerret olarak ele alınırsa, doğru olmaz. İbn Haldun, bu noktada peygamberlerin vahyi idrak etmelerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eder. Zira Allah, “O resullerin bir kısmını diğer bir kısmına üstün kıldık" (Bakara Süresi ayet 253) buyurmuştur. İbn Haldun'a göre bazı peygamberlere, bir talep söz konusu olmaksızın bu maksatla herhangi bir cihete teveccüh ve bir şeyi vesile etmeksizin, başlangıç itibariyle doğrudan doğruya kendilerine vahiy gelir ve melek onlarla konuşur. Bazı peygamberler, vahye teveccüh ederler. Çünkü onların önlerine beşeri hususlarla ilgili bulunan bir mesele getirilir, ümmet fertlerinden biri, bir müşkül veya bir teklif ya da bunun gibi bir şeyle onun huzuruna gelir. Bu durum karşısında peygamber, Rabbani aleme teveccüh eder, o müşkül veya teklifin hallini Allah'tan ister Bazı nebilerin durumu, nebilere mahsus bir makamda meleğe hitap etmek için, hat ile istidat kazanma şeklinde olabilir. Nebi olmayanların hat vasıtası ile beşeri idrak vasıtalarından ayrılma ve ruhani idrake istidat kazanmaları hali de böyledir. Ancak nebi olmayanların idrakleri sadece ruhanidir, nebininki ise Allah indinde vahiy ile hasıl olan meleki bir idraktir. Tahminden ileri gitmeyen remellerin ise kesinlikle nebilerin durumu ile ilgisi yoktur. (Mukaddime, 1.cilt, 399-400) Bu şekilde İbn Haldun, zahiren müşkül görünen hadisin manasını izaha kavuş- turmuş olmaktadır. Böyle bir izah makuldür. Çünkü dinde kum üzerinde çeşitli çizgiler çizerek onlardan ileriye dönük anlamlar çıkarmak mümkün değildir. Bunu dikkate aldığımızda, hadiste İbn Haldun'un yaptığı gibi farklı bir anlamın olduğu ortaya çıkmaktadır.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 29.12.24, 13:51
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10284
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Kurtlukuyu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam remili fal diye ve haram diye biliyorum başka bir bilgim yok ama bu ilim Hz.İdrise aitse neden fal
o hadisi bul oku orada ne dedigini anlayacaksin

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 29.12.24, 13:59
 
Üyelik tarihi: 16.12.24
Bulunduğu yer: Yeryüzü
Mesajlar: 119
Forum Puanı: 600
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İbn Haldun'un bu konuyu Mukaddime adlı eserinde ele aldığını görüyoruz. "Eskiden kum üzerine hat çizen bir nebi vardı. Şimdi kimin hattı onunkine muvafık düşerse, işte o isabet etmiş olur" (Müslim, Mesacid, 33; Selam, 121; Ebu Davud, Salat, 167) hadisi dolayısıyla ortaya çıkan bir problemi izale etmeye çalışmıştır. Ona göre zahiren bu hadis kehaneti içermesinden dolayı müşkül bir durum arz etmektedir. İbn Haldun, tahsilden nasip almamış bazı kimselerin iddia ettiği gibi bu hadisin hatt-ı remilin meşruiyetine hiçbir şekilde delil olamayacağını ifade eder. Çünkü ona göre hadisin manası "hat çizen bir nebi vardı, hat çizdiği sırada ona vahiy gelirdi" şeklindedir. Bazı peygamberlerin böyle bir adetinin bulunması imkansız değildir. “Kimin hattı, o nebininkine düşerse, isabet eden odur” sözü “çizilen hatlar arasında doğru olan budur, zira hat çizerken kendisine vahyin gelmesi adet olan söz konusu nebiye mahsus vahiy, onu teyit ve takviye etmiştir" manasına gelir. Yoksa çizilen hat, vahye muvafakat durumu dikkate alınmadan mücerret olarak ele alınırsa, doğru olmaz. İbn Haldun, bu noktada peygamberlerin vahyi idrak etmelerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eder. Zira Allah, “O resullerin bir kısmını diğer bir kısmına üstün kıldık" (Bakara Süresi ayet 253) buyurmuştur. İbn Haldun'a göre bazı peygamberlere, bir talep söz konusu olmaksızın bu maksatla herhangi bir cihete teveccüh ve bir şeyi vesile etmeksizin, başlangıç itibariyle doğrudan doğruya kendilerine vahiy gelir ve melek onlarla konuşur. Bazı peygamberler, vahye teveccüh ederler. Çünkü onların önlerine beşeri hususlarla ilgili bulunan bir mesele getirilir, ümmet fertlerinden biri, bir müşkül veya bir teklif ya da bunun gibi bir şeyle onun huzuruna gelir. Bu durum karşısında peygamber, Rabbani aleme teveccüh eder, o müşkül veya teklifin hallini Allah'tan ister Bazı nebilerin durumu, nebilere mahsus bir makamda meleğe hitap etmek için, hat ile istidat kazanma şeklinde olabilir. Nebi olmayanların hat vasıtası ile beşeri idrak vasıtalarından ayrılma ve ruhani idrake istidat kazanmaları hali de böyledir. Ancak nebi olmayanların idrakleri sadece ruhanidir, nebininki ise Allah indinde vahiy ile hasıl olan meleki bir idraktir. Tahminden ileri gitmeyen remellerin ise kesinlikle nebilerin durumu ile ilgisi yoktur. (Mukaddime, 1.cilt, 399-400) Bu şekilde İbn Haldun, zahiren müşkül görünen hadisin manasını izaha kavuş- turmuş olmaktadır. Böyle bir izah makuldür. Çünkü dinde kum üzerinde çeşitli çizgiler çizerek onlardan ileriye dönük anlamlar çıkarmak mümkün değildir. Bunu dikkate aldığımızda, hadiste İbn Haldun'un yaptığı gibi farklı bir anlamın olduğu ortaya çıkmaktadır.
Nebî olmayanların çizgisinin, onların idrak ettiğine denk düşmesi olamaz Nebî olmayanlarınki sadece tahmindir. Allah’ın o nebiye bahşettiği idrakle alakası yoktur diye anladım hocam

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hz. Muhammed (s.a.v.) kimdir? Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı ugi Hadisler 1 06.11.24 13:22
Peygamberimizin 24 saati H3roglif Peygamberler 11 25.06.21 21:51
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) Vefatı Swordsfish islam & islami Konular 1 23.06.20 19:31
Imânın hakikati Havasokulu Hadisler 3 23.06.17 18:12
Peygamber Efendimiz (sav) in Gündelik Hayatı Havasokulu Peygamberler 4 05.06.17 14:51


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:07.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com