Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Hayatta her şeyden neden başarısız oluyorum, intihar etmenin tövbesi var mı? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/98244-hayatta-her-seyden-neden-basarisiz-oluyorum-intihar-etmenin-tovbesi-var-mi.html)

celebry 18.01.25 03:44

Hayatta her şeyden neden başarısız oluyorum, intihar etmenin tövbesi var mı?
 
Cümleten selamün aleyküm,

Önceleri uzun uzadıya yaşadıklarımı anlatıp akabinde aman dilyordum, çaresini talep ediyordum. Artık öyle bir boyuta geldim ki ne anlatmaya ne yemeye içmeye ne okumaya ne yaşamaya iştahım isteğim kalmadı. Beni bu duruma düşüren parazit hâlâ hayatımın merkezinde ne yaptıysam hayatımdan çıkarmayı beceremedim. Yaşattıkları benliğimi öyle bir benden aldı ki yaşattıkları bile artık umrumda değil geriye kalan hezimetin tek arzusu hâk tealaya bu dünyanın evvelinde ulaşmak. Namaz kılmak istiyorum, tekrar sevebilmek istiyorum, Rabb'imle konuştuğum günleri özlüyorum. Zenginlikten sefalete düştüm. İmanım şevke düştü. Sevilmeyi zevk alabilmeyi unuttum. Parlayan gözlerim soldu, hayatla merakla atan kalbim karardı. Öz amcam geliyor gözümün önüne o da hayat doluydu 33 yaşında Gavs-ı Sani'nin vefatına dayanamayıp hayata gözlerini yumdu. Ben ondan bağımsız bir hayata sahibim. İbadetlerimi yerine getirmiyorum, çocukluk yaşlarımda geçirdiğim bağırsak rahatsızlığından mütevellit cami cemaatinin yaşattığı travmalardan dolayı o yaşlardan bu yaşıma en güçlü ibadetim Rabbimle konuşmaktı zaman zaman onun kalbime verdiği ilhamı can kulağıyla dinlemekti ama artık onunla da konuşamıyorum. Son çare Havaş uygulamaları nı şeksiz şüphesiz denemektir Rabb'imi verdiği izinle bulmaktır demiştim hiçbir uygulamadan geri dönüş alamıyor olmamı da izin vermiyor olmasına bağlıyorum. Elim kolum bağlı önümde bir hayat akıyor akışına bırakamıyorum. Karma dedikleri şey ne derece gerçek bilmiyorum ama artık beni bu hâle getirene ettiğim bedduanın tutmuş olması bile beni rahatsız ediyor. Kontrolümü tamamen kaybettim. Size içinde bulunduğum durumu en kestirme yoldan şu şekilde anlatabilirim; kısmi bir hafıza kaybı geçirdiğinizi düşünün yeme rutininiz, çalışma rutininiz, insanlarla muhabbet üslubunuz, insan ilişkileriniz, hobileriniz hafızanızdan silinmiş yalnızca geçirdiğiniz kötü günler iz bırakan kötü anılar hatırınızda kalmış olsun, günü yalnızca zorla yemek ve niye yaptığınızdan emin olmadığınız hatta kontrol de edemediğiniz eylemlerle deviriyorsunuz. Vallahi tam olarak bu vaziyetteyim. Bu labirentten çıkmak istiyorum sanki çıktığımda güneş yüzüme vuracak ama ben labirentin bir köşesine pusmuş ay ışığının sahte konfor alanını yeğliyor gibiyim. Yapacağımdan değil ama sormak istiyorum intiharın tövbesi affı mümkün mü? Allah razı olsun.

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

imas 18.01.25 10:42

Alıntı:

celebry Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656528)
Cümleten selamün aleyküm,

Önceleri uzun uzadıya yaşadıklarımı anlatıp akabinde aman dilyordum, çaresini talep ediyordum. Artık öyle bir boyuta geldim ki ne anlatmaya ne yemeye içmeye ne okumaya ne yaşamaya iştahım isteğim kalmadı. Beni bu duruma düşüren parazit hâlâ hayatımın merkezinde ne yaptıysam hayatımdan çıkarmayı beceremedim. Yaşattıkları benliğimi öyle bir benden aldı ki yaşattıkları bile artık umrumda değil geriye kalan hezimetin tek arzusu hâk tealaya bu dünyanın evvelinde ulaşmak. Namaz kılmak istiyorum, tekrar sevebilmek istiyorum, Rabb'imle konuştuğum günleri özlüyorum. Zenginlikten sefalete düştüm. İmanım şevke düştü. Sevilmeyi zevk alabilmeyi unuttum. Parlayan gözlerim soldu, hayatla merakla atan kalbim karardı. Öz amcam geliyor gözümün önüne o da hayat doluydu 33 yaşında Gavs-ı Sani'nin vefatına dayanamayıp hayata gözlerini yumdu. Ben ondan bağımsız bir hayata sahibim. İbadetlerimi yerine getirmiyorum, çocukluk yaşlarımda geçirdiğim bağırsak rahatsızlığından mütevellit cami cemaatinin yaşattığı travmalardan dolayı o yaşlardan bu yaşıma en güçlü ibadetim Rabbimle konuşmaktı zaman zaman onun kalbime verdiği ilhamı can kulağıyla dinlemekti ama artık onunla da konuşamıyorum. Son çare Havaş uygulamaları nı şeksiz şüphesiz denemektir Rabb'imi verdiği izinle bulmaktır demiştim hiçbir uygulamadan geri dönüş alamıyor olmamı da izin vermiyor olmasına bağlıyorum. Elim kolum bağlı önümde bir hayat akıyor akışına bırakamıyorum. Karma dedikleri şey ne derece gerçek bilmiyorum ama artık beni bu hâle getirene ettiğim bedduanın tutmuş olması bile beni rahatsız ediyor. Kontrolümü tamamen kaybettim. Size içinde bulunduğum durumu en kestirme yoldan şu şekilde anlatabilirim; kısmi bir hafıza kaybı geçirdiğinizi düşünün yeme rutininiz, çalışma rutininiz, insanlarla muhabbet üslubunuz, insan ilişkileriniz, hobileriniz hafızanızdan silinmiş yalnızca geçirdiğiniz kötü günler iz bırakan kötü anılar hatırınızda kalmış olsun, günü yalnızca zorla yemek ve niye yaptığınızdan emin olmadığınız hatta kontrol de edemediğiniz eylemlerle deviriyorsunuz. Vallahi tam olarak bu vaziyetteyim. Bu labirentten çıkmak istiyorum sanki çıktığımda güneş yüzüme vuracak ama ben labirentin bir köşesine pusmuş ay ışığının sahte konfor alanını yeğliyor gibiyim. Yapacağımdan değil ama sormak istiyorum intiharın tövbesi affı mümkün mü? Allah razı olsun.

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

anladigim kadariyla bir nefis sıkintısindan dolayi kendi kendine hayati zehir etmişsin,
ben öyle uzun uzadiya öğüt vermeyi sevmem, Allahin verdigi yetkiyle hetkes kendi hayatini yönlendirir,
anlattiklarini görünce, dogu türkistanda her gün iskence gören 1 den fazla cocugu olmadin diye zorla kısirlastirilan gökbörü isimli soydaslarimizdan
arakanda budistletin baskısıyla yurdundan edilip ittigi afganistanda fuhus çetelerinin eline düşup 15 yadinda her gün 20 erkege satilan müsluman genc kız fatıma dan
siyonist saldirilar sonucu tüm ailesi katledilip,kollari kopan 7 yasindaki Amr dan

daha kötü durumlar yasiyorsun sandim
hemde hic bir emri vazifeyi ameli yapmadan Allahla konusarak bu vazifelerden siyrildigini sanarak

menzil seyhinin ölümüne üzulup öldüğünu sandigin amcan Allahin ona verdigi nefesi tükettigi icin öldü ..

birde karma isimli budist ayinden yaptigini söylüyorsun

ve dediğim gibi her şey nefsani bir istek neticesinde

peki sonuc olarak ne istiyorsun ben şahsen nasıl yardım edebilirim?

Yusufiyeli 19.01.25 15:39

Alıntı:

celebry Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656528)
Cümleten selamün aleyküm,

Önceleri uzun uzadıya yaşadıklarımı anlatıp akabinde aman dilyordum, çaresini talep ediyordum. Artık öyle bir boyuta geldim ki ne anlatmaya ne yemeye içmeye ne okumaya ne yaşamaya iştahım isteğim kalmadı. Beni bu duruma düşüren parazit hâlâ hayatımın merkezinde ne yaptıysam hayatımdan çıkarmayı beceremedim. Yaşattıkları benliğimi öyle bir benden aldı ki yaşattıkları bile artık umrumda değil geriye kalan hezimetin tek arzusu hâk tealaya bu dünyanın evvelinde ulaşmak. Namaz kılmak istiyorum, tekrar sevebilmek istiyorum, Rabb'imle konuştuğum günleri özlüyorum. Zenginlikten sefalete düştüm. İmanım şevke düştü. Sevilmeyi zevk alabilmeyi unuttum. Parlayan gözlerim soldu, hayatla merakla atan kalbim karardı. Öz amcam geliyor gözümün önüne o da hayat doluydu 33 yaşında Gavs-ı Sani'nin vefatına dayanamayıp hayata gözlerini yumdu. Ben ondan bağımsız bir hayata sahibim. İbadetlerimi yerine getirmiyorum, çocukluk yaşlarımda geçirdiğim bağırsak rahatsızlığından mütevellit cami cemaatinin yaşattığı travmalardan dolayı o yaşlardan bu yaşıma en güçlü ibadetim Rabbimle konuşmaktı zaman zaman onun kalbime verdiği ilhamı can kulağıyla dinlemekti ama artık onunla da konuşamıyorum. Son çare Havaş uygulamaları nı şeksiz şüphesiz denemektir Rabb'imi verdiği izinle bulmaktır demiştim hiçbir uygulamadan geri dönüş alamıyor olmamı da izin vermiyor olmasına bağlıyorum. Elim kolum bağlı önümde bir hayat akıyor akışına bırakamıyorum. Karma dedikleri şey ne derece gerçek bilmiyorum ama artık beni bu hâle getirene ettiğim bedduanın tutmuş olması bile beni rahatsız ediyor. Kontrolümü tamamen kaybettim. Size içinde bulunduğum durumu en kestirme yoldan şu şekilde anlatabilirim; kısmi bir hafıza kaybı geçirdiğinizi düşünün yeme rutininiz, çalışma rutininiz, insanlarla muhabbet üslubunuz, insan ilişkileriniz, hobileriniz hafızanızdan silinmiş yalnızca geçirdiğiniz kötü günler iz bırakan kötü anılar hatırınızda kalmış olsun, günü yalnızca zorla yemek ve niye yaptığınızdan emin olmadığınız hatta kontrol de edemediğiniz eylemlerle deviriyorsunuz. Vallahi tam olarak bu vaziyetteyim. Bu labirentten çıkmak istiyorum sanki çıktığımda güneş yüzüme vuracak ama ben labirentin bir köşesine pusmuş ay ışığının sahte konfor alanını yeğliyor gibiyim. Yapacağımdan değil ama sormak istiyorum intiharın tövbesi affı mümkün mü? Allah razı olsun.

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Eskiden bilinen benim çocukluk dönemlerimde “yem borusu çalmak” diye bir tabir vardı, şimdilerde unutuldu. Rivayete göre Kırım’dan İstanbul’a bir gemi geliyor. Gemide katanalar var, büyük atlar; yem bittiğinden bunlar tepiniyor. Atlar tepindiler mi gemiyi batırırlar; çünkü çok güçlüler. Kaptan, bir yem borusu çaldırıyor, atlar sakinleşiyor. Biraz ilerliyorlar, atlar yine acıkmışlar, yani yine bir hareket var. Yine bir yem borusu... Böyle böyle kıyıya kadar gitmişler. Yani yazacaklarım ya da yazılacaklar da anladığım kadarıyla bir yem borusu niteliğinde olacak ki bu cihetten anlamı yok.
Evet, dünyada her zaman sıkıntılar olur: Savaş olur, ekonomik kriz olur. Tarihin başından beri savaşsız tek bir yıl geçmedi. Şu anda, “İki ay sonra nasıl olurum?” diye herkesin kafasında soru işareti var. Bunun için bir şeye, temelde bir şeye ihtiyacımız var birey olarak: “yılmazlık” dediğimiz kavram. Sağlamlık
Viyanalı nörolog ve psikiyatr Viktor Emil Frankl, Nazi soykırımından sağ kurtulanlar arasındaydı. Toplama kamplarındaki deneyiminden yola çıkarak geliştirdiği psikoterapik yöntemler ile Varoluşçu Psikoterapi ekolüne önemli katkılarda bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda da her şey bitti zannedildi. Bir milyon dedemiz ölmüştü orada. Ama Kurtuluş Savaşı’nda tekrar kalktık ayağa. Yani dokuz, on diye sayar ya hakem boksta, kimisi de dokuz buçukta kalkıyor ayağa. O, işte yılmazlığı olan, gücü olan, pes etmeyen, kuyunun dibinden çıkabilen. “Bu sivilceyi ben geçiririm, bu kanseri ben yenerim,” diyebilen. Hasta doktora soruyor, “Yüzde kaç ihtimal?” “Yüzde yetmiş ihtimalle iyi olursun,” diyor doktor. Karamsar, “Ben yüzde otuza girerim,” diyor. İyimserse, “Yetmişe gireriz, bir deneyelim bakalım,” diyor. Vazgeçmemek, pes etmemek bu işte.

Enes23 20.01.25 02:44

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656660)
Eskiden bilinen benim çocukluk dönemlerimde “yem borusu çalmak” diye bir tabir vardı, şimdilerde unutuldu. Rivayete göre Kırım’dan İstanbul’a bir gemi geliyor. Gemide katanalar var, büyük atlar; yem bittiğinden bunlar tepiniyor. Atlar tepindiler mi gemiyi batırırlar; çünkü çok güçlüler. Kaptan, bir yem borusu çaldırıyor, atlar sakinleşiyor. Biraz ilerliyorlar, atlar yine acıkmışlar, yani yine bir hareket var. Yine bir yem borusu... Böyle böyle kıyıya kadar gitmişler. Yani yazacaklarım ya da yazılacaklar da anladığım kadarıyla bir yem borusu niteliğinde olacak ki bu cihetten anlamı yok.
Evet, dünyada her zaman sıkıntılar olur: Savaş olur, ekonomik kriz olur. Tarihin başından beri savaşsız tek bir yıl geçmedi. Şu anda, “İki ay sonra nasıl olurum?” diye herkesin kafasında soru işareti var. Bunun için bir şeye, temelde bir şeye ihtiyacımız var birey olarak: “yılmazlık” dediğimiz kavram. Sağlamlık
Viyanalı nörolog ve psikiyatr Viktor Emil Frankl, Nazi soykırımından sağ kurtulanlar arasındaydı. Toplama kamplarındaki deneyiminden yola çıkarak geliştirdiği psikoterapik yöntemler ile Varoluşçu Psikoterapi ekolüne önemli katkılarda bulundu. Birinci Dünya Savaşı’nda da her şey bitti zannedildi. Bir milyon dedemiz ölmüştü orada. Ama Kurtuluş Savaşı’nda tekrar kalktık ayağa. Yani dokuz, on diye sayar ya hakem boksta, kimisi de dokuz buçukta kalkıyor ayağa. O, işte yılmazlığı olan, gücü olan, pes etmeyen, kuyunun dibinden çıkabilen. “Bu sivilceyi ben geçiririm, bu kanseri ben yenerim,” diyebilen. Hasta doktora soruyor, “Yüzde kaç ihtimal?” “Yüzde yetmiş ihtimalle iyi olursun,” diyor doktor. Karamsar, “Ben yüzde otuza girerim,” diyor. İyimserse, “Yetmişe gireriz, bir deneyelim bakalım,” diyor. Vazgeçmemek, pes etmemek bu işte.

Hocam sıklıkla yazdimlarinizi sonuna kadar okuyorum. Bir çok konuya ilişkin açıklayıcı ve detaylı bilgilere yer veriyorsunuz yorumlarınızda. Sizin arsiviniz mi var yoksa internetten mi araştırıp bu bilgileri düzenli ve ayrıntılı olarak veriyorsunuz

Yusufiyeli 20.01.25 02:53

[QUOTE=Enes23;656736]Hocam sıklıkla yazdimlarinizi sonuna kadar okuyorum. Bir çok konuya ilişkin açıklayıcı ve detaylı bilgilere yer veriyorsunuz yorumlarınızda. Sizin arsiviniz mi var yoksa internetten mi araştırıp bu bilgileri düzenli ve ayrıntılı olarak veriyorsunuz[/QUO
Bu tip sorulara daha evvel cevap verdim eski cevaplarımda bulabilirsin. Kısaca çok okurum. İnternette araştırma gibi bir derdim yok. Geniş bir kütüphaneye malikim. Not: İnternetten araştırma kelamı benim gibi odalar dolusu kitaba malik bir adama cevap olarak hoş olmuyor beni tanımıyorsun bile yaşım 65 taş medresede tahsile başladım hala okurum hülasa internetten kop*yala yapıştır yapmıyorum.

Enes23 20.01.25 03:03

[QUOTE=Yusufiyeli;656738]
Alıntı:

Enes23 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656736)
Hocam sıklıkla yazdimlarinizi sonuna kadar okuyorum. Bir çok konuya ilişkin açıklayıcı ve detaylı bilgilere yer veriyorsunuz yorumlarınızda. Sizin arsiviniz mi var yoksa internetten mi araştırıp bu bilgileri düzenli ve ayrıntılı olarak veriyorsunuz[/QUO
Bu tip sorulara daha evvel cevap verdim eski cevaplarımda bulabilirsin. Kısaca çok okurum. İnternette araştırma gibi bir derdim yok. Geniş bir kütüphaneye malikim. Not: İnternetten araştırma kelamı benim gibi odalar dolusu kitaba malik bir adama cevap olarak hoş olmuyor beni tanımıyorsun bile yaşım 65 taş medresede tahsile başladım hala okurum hülasa internetten kop*yala yapıştır yapmıyorum.

Hocam hakkınızı helal edin. İnanın art niyetli olarak yazmadım. Yazdığınız ve açıklama yaptığınız husular detaylı ve ayrıntılı. Bende denk geldikçe yazılarınızı yorumlarda okuyordum. Dikkatimi çekince sormak istedim.

Yusufiyeli 20.01.25 03:20

[QUOTE=Enes23;656740]
Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656738)
Hocam hakkınızı helal edin. İnanın art niyetli olarak yazmadım. Yazdığınız ve açıklama yaptığınız husular detaylı ve ayrıntılı. Bende denk geldikçe yazılarınızı yorumlarda okuyordum. Dikkatimi çekince sormak istedim.

Dikkatini çekti de birçok kez kaynak belirtiyoruz yayınevinden kaynağın sayfa numarasına kadar bazen unutuyoruz kaynak belirtmeyi. Sen bu sitede internetten kopyala yapıştır yapanları araştır.

Enes23 20.01.25 03:35

[QUOTE=Yusufiyeli;656741]
Alıntı:

Enes23 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656740)

Dikkatini çekti de birçok kez kaynak belirtiyoruz yayınevinden kaynağın sayfa numarasına kadar bazen unutuyoruz kaynak belirtmeyi. Sen bu sitede internetten kopyala yapıştır yapanları araştır.

Hocam inşallah yanlış anlaşılmamış indir. İnşallah hatalı bir söz edip kalbinizi kirmamisimdir. Denk geldikçe konuların altındaki yorumlarınızı okudugumdan bosbulunarak sordum. Hatalı bir soru sordum hakkınızı helal edin.

Yusufiyeli 20.01.25 03:51

[QUOTE=Enes23;656742]
Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656741)

Hocam inşallah yanlış anlaşılmamış indir. İnşallah hatalı bir söz edip kalbinizi kirmamisimdir. Denk geldikçe konuların altındaki yorumlarınızı okudugumdan bosbulunarak sordum. Hatalı bir soru sordum hakkınızı helal edin.

Sıkıntı yok benim kalbim kırılgan değildir naif bir yaratılışım yok zaten farklı bir üslup kullansaydın daha farklı ve sert bir üslup kullanırdım. Neyse dediğim gibi sıkıntı yok.

cLibeRt 20.01.25 06:06

İşte bunlar, îman eden ve kalpleri Allah’ın zikriyle¹ huzur bulanlardır.² Şunu iyi bilin ki; kalpler sadece Allah’ı anmakla huzur bulur..

Rad süresi 28. Ayet

Enes23 20.01.25 06:41

[QUOTE=Yusufiyeli;656743]
Alıntı:

Enes23 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656742)

Sıkıntı yok benim kalbim kırılgan değildir naif bir yaratılışım yok zaten farklı bir üslup kullansaydın daha farklı ve sert bir üslup kullanırdım. Neyse dediğim gibi sıkıntı yok.

Sağolun Allah razı olsun hocam. Dua talep ediyorum. Allah'a emanet olun. Esen kalin

HavasMuhasibi 20.01.25 08:27

Alıntı:

celebry Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 656528)
Cümleten selamün aleyküm,

Önceleri uzun uzadıya yaşadıklarımı anlatıp akabinde aman dilyordum, çaresini talep ediyordum. Artık öyle bir boyuta geldim ki ne anlatmaya ne yemeye içmeye ne okumaya ne yaşamaya iştahım isteğim kalmadı. Beni bu duruma düşüren parazit hâlâ hayatımın merkezinde ne yaptıysam hayatımdan çıkarmayı beceremedim. Yaşattıkları benliğimi öyle bir benden aldı ki yaşattıkları bile artık umrumda değil geriye kalan hezimetin tek arzusu hâk tealaya bu dünyanın evvelinde ulaşmak. Namaz kılmak istiyorum, tekrar sevebilmek istiyorum, Rabb'imle konuştuğum günleri özlüyorum. Zenginlikten sefalete düştüm. İmanım şevke düştü. Sevilmeyi zevk alabilmeyi unuttum. Parlayan gözlerim soldu, hayatla merakla atan kalbim karardı. Öz amcam geliyor gözümün önüne o da hayat doluydu 33 yaşında Gavs-ı Sani'nin vefatına dayanamayıp hayata gözlerini yumdu. Ben ondan bağımsız bir hayata sahibim. İbadetlerimi yerine getirmiyorum, çocukluk yaşlarımda geçirdiğim bağırsak rahatsızlığından mütevellit cami cemaatinin yaşattığı travmalardan dolayı o yaşlardan bu yaşıma en güçlü ibadetim Rabbimle konuşmaktı zaman zaman onun kalbime verdiği ilhamı can kulağıyla dinlemekti ama artık onunla da konuşamıyorum. Son çare Havaş uygulamaları nı şeksiz şüphesiz denemektir Rabb'imi verdiği izinle bulmaktır demiştim hiçbir uygulamadan geri dönüş alamıyor olmamı da izin vermiyor olmasına bağlıyorum. Elim kolum bağlı önümde bir hayat akıyor akışına bırakamıyorum. Karma dedikleri şey ne derece gerçek bilmiyorum ama artık beni bu hâle getirene ettiğim bedduanın tutmuş olması bile beni rahatsız ediyor. Kontrolümü tamamen kaybettim. Size içinde bulunduğum durumu en kestirme yoldan şu şekilde anlatabilirim; kısmi bir hafıza kaybı geçirdiğinizi düşünün yeme rutininiz, çalışma rutininiz, insanlarla muhabbet üslubunuz, insan ilişkileriniz, hobileriniz hafızanızdan silinmiş yalnızca geçirdiğiniz kötü günler iz bırakan kötü anılar hatırınızda kalmış olsun, günü yalnızca zorla yemek ve niye yaptığınızdan emin olmadığınız hatta kontrol de edemediğiniz eylemlerle deviriyorsunuz. Vallahi tam olarak bu vaziyetteyim. Bu labirentten çıkmak istiyorum sanki çıktığımda güneş yüzüme vuracak ama ben labirentin bir köşesine pusmuş ay ışığının sahte konfor alanını yeğliyor gibiyim. Yapacağımdan değil ama sormak istiyorum intiharın tövbesi affı mümkün mü? Allah razı olsun.

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



İntihar etmenin affı var mı bunu şimdilik boşverelim. Affı var ya da yok, sen bu dünyadan gittikten sonra af dileyemeyeceksin rabbinden. E şimdiden mağfiret dilesen o da uygun düşmeyecek. En iyisi bu konuyu es geçelim. Biraz sınavlarımızdan bahsedelim.

Müslümansın sen kardeşim, bu dünyaya kulluğa geldin, en güzel kulluğu yapabilmek için yaşamalı bir müslüman.

Hayatın içinde her birimiz çok farklı bedeller ödüyoruz. Kimimiz sağlığımız ile, kimimiz para-mal-mülk ile, kimimiz eş dost akraba ya da kadın-erkek ile, kimimiz savaşlar ile, kimimiz de hırslarımız ile bedeller ödüyoruz. Ödediğimiz ve ödemeye devam ettiğimiz bu bedeller sırasında isyan etmeyip, bu hayatın geçiciliğiyle birlikte Rabbimize sığınmayı unutmuyoruz/unutmamalıyız.

Çok yorgun olduğun her kelimenden belli olmakla birlikte bu yorgunluk Allah'a dönmenin de bir fırsatı olabilir mi? Küçük alışkanlıklar edinmeye ne dersin?

Düşüncelerin ve mevcut hayat tarzın şu an senin imanını giderek yok ediyor ve namazdan uzak tutuyor. Mesela her yaptığın işe başlarken "Bismillah" demek güzel bir başlangıç olabilir. Akabinde yemek yerken "Elhamdülillah" diyerek devam edip, yatağına uzandığında ise "Ayetel Kürsi" okumaya ne dersin? Akabinde ise 5 vakitten ziyade 1 vakit namaz kılmaya başlarsın yavaş yavaş artırırsın olmaz mı? :)

Bunlara adım adım başladığında mevcut ruh halinin bariz bir şekilde değiştiğini sen de fark edeceksin Rabbimizin izniyle.

Rahman hiç bir kulunu çaresiz bırakmaz, hayrın, şerrin, başarının, başarısızlığın O'ndan geldiğini unutmayalım ve sabırla Rabbimize kulluk etmeye devam edelim İnşaAllah...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:24.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148