![]() |
Sadece Allah rızası için Allahı zikreden de musallata uğrar mı?
Soru bu detayı yok
|
Alıntı:
İlim ve mürşid yoksa güle oynaya üşüşürler adamın başına |
Alıntı:
Zikrin ne olduğu ,Günah kapısının açık olması ,koruma olmaması bunlar hiç etken değil galiba |
Alıntı:
İsmi sübhan virdin mi var Bahçeler de yurdun mu var Bencileyin derdin mi var Garip garip ötme bülbül |
Alıntı:
Ama tabi bu işin bir de diğer tarafı var, o noktada da anlatılacak şeyler var. Yaptığın zikirler, okumalar vb havas için ise musallata uğrayamazsın diyemem. |
Alıntı:
Ama yine tekrar etmek istiyorum mürşid yoksa ilim yoksa kişinin musallat alması kaçınılmazdır bu ilimde. Şöyle söyleyeyim bir koruma yaptırdın ve korumaya güvenerek arkanda bir mürşid olmadan izinsiz habersiz davet yaptın bu aynıdır. Eğer zikirler yüksek sayılarda çekilecekse dünyanın en büyük korumasını yapın fayda göstermez musallatı geçtim kişi gördüklerine güç yetiremez aklını kaybeder. Mürşid gözetimi şarttır. Ama doğru söylüyorsun Kardeşcağzım sana haksızsın demiyorum sadece anlatmak istediğimi biraz daha açıyorum. |
Alıntı:
Frekans olarak tabiki etkili olur enerji açığa çıkar fakat burada niyet de önemli.Musallat in vücuda girmesi için yollarin açık olması gerek Gördüklerine dayanamaz ayrı konu. belli süre sonra zaten kişi kaldirabilirse eğer suflilerde gider.mursidin önemi de tabii yadsınamaz.. Onun için sayılı bazı zikirler herkese tavsiye edilmez |
Alıntı:
Allah için onun rızası için bir esma vardı bende kalsın. 2 haftanın sonunda olaylar başladı temasa dahi gitti olay. Bu sebeple diyorumki ne için ve neyi okursanız okuyun yüksek sayıların frekansı kapıları açar ve açılan kapıdan evvela giren şeytan her türlü musibeti yapar. Şeytan korkutup bıraktırma niyetiyle geliyor her türlü pisliği yapacak izin doğrultusunda. Koruma yetermi onu durdurmaya pislik izinli. Enerjisi en tab en yüksek seviyelerde davet niteliğinde. Adamın ruhsatı var bulaşmaya. Mürşidden başkası önüne geçemez. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Bende yüksek çekerim, mürşitim yok. Korumada yapmam.
Napayım mürşidim yok, kime guveneyim? Allah demekten vaz mi geçelim asıl o zaman korkmam lazım. Kabirde nasıl hesap vereceğiz? Demeyecekler mi ayette var çokça zikret diye sen niye zikretmedin? |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Biz cehdimizi gostrmedikce şeytan seytanlgnı yapck.Her vesveseye bir ihlâsla Allah her gerileyise bir istiğfar duası yetti hamd olsun o yüksek ruha ulaşma anlmnda ibadetler arttkca zikir sayı ve zamanlar cogaldkça eşiği geçince bütün bu korkular anlmsz gelir. |
Allah rızası için okunan tüm dua ve surelerde melekler başına toplaşır ve artık onlar Allah rızası için koruma yapar. Ama niyet tabiiki, Tefekkür olmalı. Allahın korumasına girene ne zarar verebilir ki.
Soruna Gelince Mümkün değil. |
SORU:
Bir şeyhe intisab etmeksizin ve ondan izin almak sızın zikir ve fikirde bulunmak, evrad-i şerife okumak caiz midir? CEVAP: Caiz ise de böylesi bir zikir ve fikirle manen mesafe kat edilemez. Terakki mümkün değildir. Silsile- si sahih yetkili bir şeyhin bereketi ve tesiri çoktur. Şeyh ve mürşid edinmeksizin zikr ve fikretmek mümkün olmaz mı? diye sorarsan, adab, erkan ve usulüne uymak şartıyla evet derim. Ancak ruhani terakki ve manevi yükseliş kolay olmaz. Kısır bir döngü içerisinde gözü kapalı olarak dönen ve döndükçe mesafe aldığını zanneden insan gibi uzun yol katettiğini sanır ama aynı çember içinde dönüp durduğundan haberi olmaz. Yetkili ve kamil bir şeyhin izniyle başlatılan zikrin bereketi ve tesiri çoktur. Feyz ve bereket isteyen bir müridin, necat isteyen bir talibin kamil bir şeyhe bağlanması gereklidir. Şeyhi olan ve irşad edilmesini isteyen kimse kurtulmuş, şeyhi olmayan ve mürşidsiz kalan kimse de hüsrana uğramıştır. Her hakikat talibine kamil ve edib bir şeyh, nefsinin ayıplarını, nefsinin afatını, amellerinin fesadını, düşmanın kalbine nüfüz etme yollarini gösteren hazık bir üstad lazımdır. Ona bir baba gibi ivazsız ve garazsız nasihat edecek ve doğru yolu gösterecektir. Böyle birini bulduğu zaman, onun sohbet ve zikir meclislerine devam etmeli, onun gösterdiği adab ile edeplenmelidir. Ki böylece batıni bir halden diğer bir hale seyredebilsin. Yanan bir kandilden, yakılan diğer bir kandil gibi feyz alsın. Nefsani iradesinden tamamen sıyrılsın. Böyle birine teslimiyet Allah'a ve Rasulü'ne teslimiyettir.’’ ‘’Allah'ın Rasulü'ne itaat eden Allah'a itaat etmiş olur’’(Nisa suresi 80. Ayet) ayeti gereğince silsile-i şerife Allah ve Rasulüllah'ta son bulur. (Rühü'l-beyan) (Kaynak: Tasavvuf ve Tarikatlarla ilgili Fetvalar; Ömer Ziyauddin Dağıstani; Çevirenler: Yrd. Doç. Dr. İrfan Gündüz; Yrd. Doç. Dr. Yakup Çiçek; SEHA NEŞRİYAT; 1986; Sayfa : 16-17) |
Alıntı:
Dünyada hedefimiz kulluktur. Bu kulluğu yaparken eğer yolumuz ve hedefimiz nefsin basamaklarında ilerlemek ve her gün daha da ileriye gitmek istemek, ilim sahibi olmak ise işte o vakit mürşidi kamil yoldaş gerektir. Tek olmak her anlamda Rahman ve Rahim olan Alah'a mahsustur. |
Alıntı:
Kesinlikle kardeşim cevabın tatminkardır. Zikir de dua da Allah rızası için olmalı. Bu durumda kesinlikle ebced değeri gözetmeksizin sırf Allah rızası gözetilerek çekilmeli. Umulur ki yüce yaradan çekilen zikre karşılık bir takım mucizeler yada ilim bahş eder. Amaç Allah rızası olmalı, aksi halde mürşitsiz ama cifr ve ebced ile çekilen cikirler niyeti de bozacağı için mutlaka karşı saldırılar olacaktır hatta mürşidin korkusu şeytanı uzak tutmaya bile yeter ama mürşidinin olmadığını bilen şeytan türlü türlü oyunlarla karşına çıkarak imanını ve itikadını kirletebilir hatta sapıklığa da düşürebilir. Tekrarda fayda görüyorum. ALLAH RIZASI İÇİN ÇEKİLEN ZİKİR SAYISIZ ÇEKİLMELİ, İNSAN SEVDİĞİNE BİR HEDİYEYİ NASIL SAYISIZ VERMEK İSTERSE ALLAHA OLAN ZİKRİDE SAYISIZ OLMALIDIR. EBCED SAYILARI ANAHTARDIR VE KİLİTLERİ AÇAR, KİMSE ARKASINDA NE OLDUĞUNU BİLMEDİĞİ BİR KAPIDAN GEÇMEK İSTEMEZ. Allaha emanet olunuz. |
Alıntı:
Alıntı:
Birde bu nasip işidir kimi yıllarca çeker açılım olmaz! Kimi 1 haftada uçar. Size bir şey olmadı diye başkasınada olmayacak değildir. Bizimde tecrübemizdir çok çektim ben bu konu ile |
Alıntı:
Enaz kırk gün en çok 1 -3 yıl arası sonra başka ayet Esma salavat virdi vs... Herkesin vebali kendine Yineliyorum helal harama dikkat edip sünnet üzerine bir yaşantıyla ilahi rıza için çekilen her zikir cennettir ötesini bilmem inanmam . |
Alıntı:
Niyet-niyet-niyet mesele bu. Sitede önceden yazan oldu senin hesap adam 2-3 sene zikir çeker niyet halis sızma zeytinyağı hesabı. Sonra gene kendi yazar son 5-6 aydır bende bir değişişiklik var eskisi gibi lezzet almıyorum. Bizde ona cevaben yazarız 2-3 sene evvel başladığın ile işte son 5-6 ay daki olaylarda niyet te bozulma oldumu Konuya yazamaz bana mesaj geçer evet niyetim kaydı.Hal böyle olunca niyet kayarsa Allah CC da o kayan niyete göre verir şerbeti kısa net. Kul azmayınca bela yazmaz sözü var. Verilen şerbette belada hastalık olur-parasızlık olur-evde münakaşa başlar-namazdan niyazdan soğuma olur-çoluk çocuğu olanı onla imtihan eder vs vs. Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah, kusurlarınızın pek çoğunu da affeder. ayeti kerimede açıkça yazıyor.Gene iş niyete geliyor. |
Bu da çok soruluyor. Sayısal zikir, yani belli sayıda zikir var mıdır, yoksa sayı koymaksızın mutlak zikir mi gerekir? Buna çok itiraz edip ‘’siz kendi kafanızdan ibadet uyduruyorsunuz’’ diyorlar. Mesela müride belli sayıda vird verilmiştir. günde yüz defa istiğfar edeceksin, yüz defa yada bin defa Allah, Allah diyeceksin, yüz defa salavat getireceksin,... denilmiştir, mürid de o virdi çekip duruyordur. İtiraz edenler belli sayıda zikir olmaz, diyorlar. Çünkü Resulullah Aleyhi’s-Salatü ve’s-Selam böyle bir şey yaptırmamıştır. Ya da Resulullah Aleyhi's-Salatu ve's-Selam ne yaptırdıysa sadece o vardır. Bunun ötesinde bir rakam koyamazsınız, diyorlar. Hatta bunu söylerken biraz da ikna edici ve yaldızlı sözlerle söylüyorlar. Mesela diyorlar ki, 'bir ibadet ancak vahiy ile ortaya konulur'. Doğru tabii ki. Önce bunu bir tasdik ettirirler. Bundan sonra 'zikir ibadet mi', diye sorarlar. O da doğru ama AMAsı var. Arkasından 'zikir ibadet ise belli sayıda zikir yapman ya da vird verebilmen için ayetten ya da hadis ‘ten delil getirmen gerekir', derler. Doğru mu, ilk bakışta doğru görürsün. Ama gelelim işin AMAsına. Belli sayıda zikir vermek, ibadet koymak değil, zikre ve ibadete alıştırmak yani eğitim amaçlıdır. Eğitim ile ibadeti karıştırırsanız , önceki iddiada bulunursunuz. Eğitim ayrıdır ibadet ayrıdır. Belli sayıda zikir ibadete alıştırmak içindir. Malumdur ki belli sayı ile alıştırma yaptırmak eğitim yollarından bir tanesidir, peki zikir konusunda ibadet olan ne? Zikir konusunda ibadet olan şey, zikr-i daim yani sürekli zikirdir ki bu ifade ALLAHı hiç unutmamak demektir Allah’ı sürekli daha doğrusu Allah’ı anmadığın bir anın olmamasıdır. İnsanı buna alıştırmak için, eğitmek için belli sayıda Allah, Allah detirte dedirte alıştırırsın.
Belli sayıda zikirle insanı zikr-i daime alıştırmak şuna benzer: Okuma- yazma bilmeyen bir insana okuma yazmayı öğretiyorsan ona dersin ki "bak, bu alfabe harfleridir, yarına on defa yazıp geleceksin". Okumaya - yazmaya alıştırmak için belli sayıda ödev vermek ne ise belli sayıda zikir vazifesi vermek aynı şeydir. Bu talebe itiraz etse ve "On defa alfabeyi yazmam. Bu ödev Kur'an ve Sünnet'in neresinde var ? Bana delil getir, yoksa ben yazmıyorum" dese bu çocuk okuma yazmayı öğrenir mi ? Öğrenemez tabii. Bu öğrencinin belli sayıdaki yazı ödevi için delil istemesi doğru mu? Tabii ki yanlıştır. Okuma - yazma ödevleri için "OKU" emri yeterlidir. Geri tarafı tecrübe ile yürütülür. Tecrübe de belli sayı ile ödevler vermek şeklinde gerçekleşmiştir. Öğrenci tamamen okuma - yazmayı söktüğü an, sayı ile ödev devri de biter. Onun içindir belli sayı daki zikir, zamanla değiştirilir, nihayet tümden ödev / vird kaldırılır. Çünkü insan zikr-i daime alışmış gitmiştir artık Zikir, zikr-i daim hale gelmiştir. Öyleyse insanın, sürekli Allah zikrine alışan bir insan olması için, diyelim ki önce yüz defa Allah demekle başlar. Bin defa, iki bin defa, üç bin defa, beş bin defa... belli sayıda zikir yapar yapar yapar derken bu insan, sürekli zikreder hale gelir ki artık sayısal zikir / vird vermenin gereği kalmaz. Zaten o insan sürekli zikrediyor. O kişi için sayı ile zikir manasız kalmıştır. Bazı cahillerin İddia ettikleri gibi belli sayıda zikir, ortaya ibadet koymak yani ibadet icad edip uydurmak olsaydı; o belli sayı, sürekli aynı kalır, hiç değiştirilmez ve zamanı gelince de tümden kaldırılmazdı. Çünkü ibadet sabittir, değişmez. Halbuki tarikat uygulamasında zikir / vird, halden hale, insandan insana değiştirilir, durur. Bir insanın niyeti bozuksa, dosdoğru bir çizgiyi bile eğri büğrü görür. Belli sayıdaki zikri, ibadet olarak görüp taarruz da bulunanlara bu dosdoğru uygulama, eğri büğrü görünüyor. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Doğru söylüyorsun ama kişinin itikadı mühim eğer itikat zayıfsa musallat olayı olmasa bile açılımlarla şeytan kişiyi yine kandırır saptırır. Ki bence bu da musallattır. Ben musallatı yalnızca insana azap veren işkence eden cinler olarak görmem. Eğer varlık insanın gözünü boyayarak onu kandırıp kendi yanına çekmeye çalışıyorsa buda musallatttır. Biz allahtan geldiğini sanırız ama gelen şeytandan olur. Tabi azap kısmıda vardır benim yaşadığım gibi. Bu sebeple itikadı tam , tam takvalı, tam imanlı birinin elinden tutmak lazım. Şöyle düşün bir kapı var açık içeri herkes girmek istiyor ama kimi iyi niyetli kimi ise hırsız soygun yapacak. Eğer o kapıya güvenlik koyarsak nolur? Hırsızlar içeri giremez ama güvenlik olmasa ne olur hırsızlar dolar içeriye hırsızlık olur. Mürşid meselesi budur. Mürşid yoksa açılım olmaz değil olur ama neyin nereden geldiğini bilemeyiz. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 20:45. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com