![]() |
Alıntı:
Âlim, adı üstünde kökeninden de belli oluyor ilim sahibi demek kısaca bahsetmek gerekirse. Allah Kuran'da diyorki ben insanları ve cinleri bana kulluk etsinler diye yarattım diyor.Ben Kuran'da hiç kadınların kulluk manasında ayrı tutulduğunu görmedim.tabi kadından şeyh olmuyor o ayrı birşey çünkü irşad var işin içinde. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Önceki mesajda verdiğim ayete bak ayrım varmı cin'den bile evliya oluyor kadından mı olmuyor |
Alıntı:
Kalp gözü için bir tüyo vereyim mi ... |
Alıntı:
Alıntı:
|
Niye sustunuz, ne güzel yaziyordunuz ... :D
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Yoksa abid gibi mi |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Kardeşim istersen derdin neyse özelden istişare ederiz, şifanın nereden geleceği belli olmazmış. |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Mürşidi kamili mukemmili işte lazm. Bu nefis kalu bela âleminde Allah'a(Rabbimiz degilmiyim!!! Denildiğinde) karşı gelmiş.SEN sensin, BEN ise BENİm!!! Diye ihanet isyan etmiş bu nefis. Bu nefsi şimdi kimse islaha erdiremez. Anca Hz Ebubekir Rah ve Hz Ali Rah den bize dek uzanan, ehil tarikat yolunda icazete yetiştirilmiş, nefis terbiyesinde kamil ve mükemmellik öğretilmiş bir tarikat şeyh yapar. Mağarada Hz Ebubekir Rah ve Hz Ali Rah a Resul sav bu tarikat usulünü öğretmiş, gizli ve açık zikri. Bu zatlara ozamandan bugüne dek bağlılık ile, tarikatları devam ettirmişlerdir tüm sadati kiram,altın silsile dediğimiz büyük zatlar. Onların yapabileceği, bilebilecegi usul idir, nefsi terbiye etmek. |
Mübarek zatlar, yani bu mürşidi kamili mukemmili ve sağlam icazetli tarikat şeyhleri nefsin pişman olabilmesini, iyi kavramışlar. Yani isteseler bir anda sana tüm pişmanlığı yukleyebilirler, ama her tarikatta (resul sav, Hz Ebubekir Rah ve Hz Ali Rah ikisine usulen öğrettiği gibi) o mağaradaki tertib usul edep adap şart.
Bu yuzden ilkin edep ve adap nedir öğreneceksinki, talimat Alaçam uyacan, ve öyle zikir dersi alıp zikire başlıyacaksin. Hep usulü edep ve adap ile koruyacan. Yani kafana göre ne nefis ıslah yada pişman olur, nede nefis mertebesine varirsin. Çünkü o kalu belada yaptığı isyanı Nefise nasıl pişman ettirecenki tek başına, usulü bilmeden, usule riayet etmeden olunan pişmanlık hayira nasıl götürsün?! |
Mübarekler işte gerektiğinde nefsine pişmanlık, gerektiğinde muhabbet, gerektiğinde manevi herşeyi tadtirir durar. Yeterli sen bu yolda tertibi bozma, isyana çelme nefsini bidaha, edepadabtan yana dur sürekli, bakarsın namazda manevi hava ve tad lezzetide bulursun nefsine sevdirirsin. Bu tarikattaki edepadap yoluyla işte olur bu.
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Birebir cevap alamazsın/vermezler çünkü kıymetini bilemezsin o cevabın. Ne demişler bu tarikat şeyhleri: susmamiz, susmamizdan/tebessüm/sükun etmemizden anlamayana sohbetimizde anlayabileceği bir pay yok... demişler |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Nefsi levvâme (kendini kınayan nefs), insanın iç muhasebesini yapmaya başladığı, günah ve hatalarından dolayı pişmanlık duyduğu ama tam anlamıyla istikrarlı bir şekilde iyiliğe yönelmediği bir merhaledir. Bu seviyede kişi, bazen doğruyu yapar, bazen de eski alışkanlıklarına döner.
"Ve lâ uksimu bi’n-nefsil-levvâme." (“Hayır! Kendini kınayan nefse yemin ederim.”) – Kıyamet Suresi, 75:2 Bu ayette Allah, nefsin bu mertebesine yemin ederek onun önemini vurgulamaktadır. Nefsi levvâme, hatalarının farkında olup kendini kınayan, ancak hâlâ tam anlamıyla nefis terbiyesini tamamlamamış bir bilinç seviyesidir. Bu merhalede kişi, günah işlediğinde pişman olur ama bazen yine aynı hataya düşebilir. Bu ayet, insanın içinde var olan vicdani muhasebeyi ve kendini düzeltme çabasını destekleyen bir ilahi işarettir. Eğer bu nefis aşamasında istikrarlı bir şekilde Allah’a yönelirse, daha yüksek nefis mertebelerine ulaşabilir. |
Alıntı:
Tayyi mekân ın kapısını bile açar Manevi kuvvet gelir. Bu bilgi bana ait değil mübareklere ait |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hem manevî kuvvete vesile olur değil mi 🙂 |
Alıntı:
|
Çıkılır ama geri dönüşü yakın olur çok uzaklaşamaz hatta düşüşüde emmareye olur
Kaldıki artık tarikatlarda da terakkiyet sekteye uğramış artık ef-sa-ne olmuş anka gibi adı var kendi yok nasibi olan Hz Mehdi as yetişir kemalata kavuşur, bu zaman'da kemâlata ulaşmak tarikat ehlinin bile çoğuna kabirde tamamlamaya kalmış oda belli bir sevyeye gelen için, ön büyük derdimizi imanlı ölmeyi Allahın rahmetine bırakmışız samimi olana şeyh çok samimiysen dernek gibi takılmayacaksan girde bir boyunun ölçüsünü alsınlar öncekilerin başlarına gelenin başınıza gelmeyeceğinimi sanıyorsunuz, bizim yolumuz dikenli ayağını seven gelmesin demiş A geylani hz diken batmıyorsa yola koyulmamışındır... |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Malum pek çok formül var |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Rivayet olunur ki, ilim şahikası İmam Gazali Hazretleri Şam’da Emeviye Camii’nde itikaf ve inzivaya çekildiği zaman, geceleri yatsı namazından sonra, minaresinden iner camiin şadırvanlarını, abdest mahallerini ve helalarını temizlermiş. Ta ki, nefsi kırılsın, benliği ezilsin, gururu yerlere serilsin. Kibir, gurur ve azamet hastaları büyük İmam’ın nefis mücadelesinden ibret alsınlar.Mevzuatü’l-Ulum Tercümesi’nde ( Cilt: 2, sayfa 806) şu satırlar vardır: “Şam’da birkaç sene itikafta kaldıktan sonra birçok ülkeleri ve şehirler ziyaret etti, gezip dolaştı. Vardığı yerlerde meşhed ve merkadleri (büyüklerin kabirlerini) mescidleri ziyaret etti. Tenha köşelerde azıksız, döşeksiz yatıp kalktı; nefsi ile olan kavgasında mücahede-i ebrar yolunu seçti; ona meşakkatli ibadetler teklif edip, çeşit çeşit taat ve riyazetler yaptırdı, öyle bir mertebeye ulaştı ki, zamanın kutbu ve iman merkezine götüren yol oldu.”Az uyuyor, az yiyor, az konuşuyordu. Geceleri nafile namaz kılar, gündüzleri nafile oruç tutardı. Geçici ve aldatıcı dünya şeylerinin gözünde çöp kadar değeri kalmamıştı. Allah’ı zikrediyor; O’ndan uzaklaştıran, O’nu zikretmekten alıkoyan şeylerden kaçıyordu.
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:43. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com