Alıntı:
ebuzer0606 Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 667620)
Kişinin kendi kendine dusunduklerinde bir günah var mıdır, bu başkası için yapılan zandada öyle midir?
|
Ebû Hureyre radıyallahu anh demiştir ki: “Göklerde ve yerde
olan her şey Allah’ındır. Ey insanlar! Siz, içinizdeki şeyleri açığa vursanız da gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker. Sonra dilediğini affeder, dilediğini azaba uğratır. Doğrusu Allah her şeye kâdirdir.” {Bakara Sûresi, 2/284} âyeti nazil olunca bu, Ashab-ı Resûlullah ̦a altından kalkılamayacak bir teklif gibi geldi ve bunu hayatlarına tatbikte zorlandılar. Nihayet Resûl-i Ekrem’in sallal- lahu aleyhi ve sellem huzuruna gelerek diz çöküp şöyle dediler: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz, namaz, cihat, oruç ve sadaka gibi gücümüz yeten amellerle mükellef kılınmıştık. Şimdi sana, gönlümüze gelen ve kalbimizden geçen şeylerden de hesaba çekileceğimize dair bu âyet nazil oldu ki; biz buna güç yetiremiyoruz.” Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden önce kendilerine kitap verilen Yahudi ve Hristiyanların dediği gibi, işittik ve isyan ettik, demek mi istiyorsunuz? Bilakis siz, ey Rabbimiz! İşittik ve itaat ettik, bizi mağfiret eyle, bizi bağışla, nihayet dönüş sadece Sanadır, deyiniz.” Sahabiler bu duayı oku- yup can u gönülden söyleyince, Allah peşinden şu âyeti indirdi: “Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitapla- rına ve peygamberlerine iman etti. O’nun Resûllerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz dediler ve eklediler: İşittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır.” {Bakara Sûresi, 2/285} Ashab-ı Kiram Allah ̦a itaat ve inkıyad hususunda bu içtenliği gösterince, Allah daha önceki âyetin hükmünü neshetti, şu âyeti indirdi: “Allah hiç kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yüküm- lü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma!” Allah: “Evet” buyurdu. “Ya Rabbenâ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme!” Allah: “Evet” buyurdu. “Ya Rabbenâ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!” {Ba- kara Sûresi, 2/286} Allah: “Evet” buyurdu. [Müslim, İman 199]
İzah: Hadisteki “nesh” tabiri Tefsir ilmindeki ıstılahî anlam yla ı bilinen manada kullanılmamıştır. Bakara Sûresi 284. âyette dile getirilen hakikat 286. âyette hafifletilmiştir. 284. âyet mensuh değil, muhkemdir. Burada sözkonusu olan durum Cenâb-ı Hakk’ın müminleri terbiye ve irşad etmek hikmetiyle onların psikolojik durumlarını takviye ve mualece etmesi ve vahyi peyderpey indirmesi kabilindendir. Yoksa subjektif mü- kellefiyet adına bazı insanlar konumlarına göre 284. âyetin muhatabı da olabilirler.
|