![]() |
Alıntı:
|
Alıntı:
İman sahih olur mu |
Alıntı:
Biri Allahın en büyük peygamberi, diğeri en büyük evliya ( mecaz olarak) Peygamberle evliya bir tutulur mu? Hz, Aliyi hiç bir peygamberle bir tutamayız en küçük nebi yada resul hz. Aliden çok daha büyüktür, Defin mevzusununda çok fazla katmalar yalanlar var, aslında çok fazla büyütülecek bir konu O geç kılındı mevzusu yalandır velev ki öyle olsa bile hz. Peygamber vefaat ettiği anda isyan eden dinden dönen peygamber öldü din bitti diyen onlarca kavim ortaya çıktı, eğer o toplantılar yapılıp kararlar alınmasa çok feci sonuçlar ortaya çıkardı, Ayrıca ilk halifelik elbette hz. ebubekirin hakkı idi ilk müslüman oydu tüm servetini harcadı Hz. Ali 7 yaşında müslüman oldu, islama ilk katkısı 15 yaşında başladı aradaki o 8 senede hz. Ebubekir çok emek zahmet çekti çok katkı sağladı Bunları göz önünde tutmak gerekir |
Alıntı:
yada şifacı olarak yani ocak olarak el almış kişi var demektir Havas ile şifacılık farklıdır daha doğrusu şifacılık havasun bir kolu bir bölümüdür Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
ve şia kaynakli ehli sünnete en yakin mezhep zeydiye dir, 1-2 itikadi konunun disinda her görüş ehli sünnetle aynidir* Bundan bahsediyorum, istediği kadar yakın olsun,sahih olmadıktan sonra diğer tarafta karşıya geçirir mi |
Alıntı:
ehli sünnet bile parça parca olmuş... ibni arabi ks. bir kısım alim kafir demiş, bir kisim alim evliya demiş... |
Alıntı:
Bizim görüşümüz hak edip etmemek değil Allah ne buyurmuş ona bakıyoruz ,bir de bu hadis var ki ben ilmin şehriysem Ali (a) onun kapısıdır yani ilimde benden sonra Ali gelir deməktir ona sormalıyız yani Evet defin mevzusu evet o çok büyük ve ayrı mevzu |
Alıntı:
Bazı mesajda gördüğüm Farklı mezhepten arkadaşlar yanlış anlamasınlarki,vebale girmeyelim.imanın esasına ters birşey oldumu içinde Allah muhafaza iman gider. Allah cümlemizi sırati müstakime iletsin |
Alıntı:
bunlar cok uzun konular buradan mesajla konusmakta cok zordur, burada Caferi olan bir çok arkadasim var sık görüşür bu konuları konusuruz, bir cogu hz. Ali'nin hz fatımanın vefatindan sonra 8 defa daha evlendigini ,toplam 32 çocuğu oldugunu bilmez ... |
Alıntı:
|
Alıntı:
Cehenneme kimin gideceği kimin gitmeyeceğine Allahdan başka hiç kimse karar veremez burada şia lara kafir demen seni imandan eder bilmiş ol , ittiham etmiyorum kafir diyorsun ama sen bildin biz burada kardeşlikten bahs ediyoruz sen gelmişsin yazdığına bak ateistler deistler selefiler kalmışken bu neyin sohbetidir aparıyon sen ? Ne diyeyim Allah cümlemizi cennette karar versin . |
Alıntı:
Onu ben de biliyorum lakin o konunun tam araştırmadım o yüzden çok bilgim yok Alıntı:
Vüqarla öz evlərinizdə qərar tutun, ilkin cahiliyyət dövründəki (qadınların) çıxdığı kimi (bəzək-düzəkli, hicaba riayətetmədən) camaat arasına çıxmayın, namaz qılın və zəkat verin, (şəriət hökmlərində) Allaha və (İlahi rəhbərliyə aid məsələlərdə)Onun Rəsuluna itaət edin, həqiqətən, Allah (xüsusi yaradılış iradəsi ilə) siz (Peyğəmbərin) Əhli-Beyt(in)dən (əqidə, əxlaq vəəməllərdə) hər cür (növ) pisliyi təmizləmək və sizi -paklığın bütün cəhətlərində - pak etmək istəyir. إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ Həqiqətən, sizin başçınız və işlərinizin ağası yalnız Allah, Onun peyğəmbəri və iman gətirənlər - namaz qılıb rüku halındazəkat verən kəslərdir. (Hər iki məzhəb tərəfindən nəql edilmiş rəvayətlərə əsasən, cəm şəkildə buyurulan bu ayənin yeganənümunəsi Əli (ə) və onun rüku halında üzük bağışlamasıdır). |
Alıntı:
Ki zaten eğer dediğin kişiler Kur'an'ın eksik olduğunu,tahrif olduğunu düşünüyorsa bunu tartışmaya gerek yok yada Hz Ömer'in şehit eden şahıstan medet bekliyorlarsa gidip Ziyaret ediyorlarsa onlar düşünsün bu söylemimi yanlış anlamamalısın,tavsiyem eğer senin böyle bir düşüncen varsa gözden geçirmeni tavsiye ederim. aksine kimsenin imansız gitmesi bizi sevindirmez. |
Ne oldu اهل البيت kelimesini gördünmü ?
|
Alıntı:
Neyse abim bu konuyu kapatmak istiyorum çüki bitmiyorrr Allah senden razı olsun selametle |
Alıntı:
Baska ayette de bizzat Hz Ebubekirle ilgili bahsediliyor. Hani kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında, ikinin ikincisi olarak mağarada iken arkadaşına: “Üzülme, Allah bizimle beraberdir!” diyordu. Tevbe 40 |
1.İlk dört asır içerisinde Kur'an'da tahrif olmadığını söyleyen ilk Şii alimi Şeyh Saduk Ebu Ca'fer Muhammed b. Ali b. Babeveyh el-Kummi 'dir. Şeyh Saduk, indirilen her vahyin Kur'an olmadığını, bunların bazılarının kelam-i kibar kabilinden sayılabileceğini ileri sürmüş ve şu an Kur'an'da bulunmayan öyle çok vahyin indirildiğini, eğer bunlar Kur'an'da mevcut olsaydı, Kur'an ayetlerinin toplam sayısının on yedi bin kadar olacağını söylemiştir. Cebrail'in Hz. Peygamber'e hitaben söylediği, 'Ey Muhammed, Allah sana, yaratıklarıma benim davrandığım gibi davran' şeklindeki ifadelerinin vahiy olduğunu, ama bunların Kur’an olmadığını, eğer Kur'an olsaydı, Kur'an'ın dışında değil içinde olmaları gerektiğini savunmuştur. [Kummi, Şeyh Saduk Ebu Ca'fer Muhammed b. Ali b. Babeveyh, Risaletu'l- I'tikadati'l-İmamiyye, (çev. Ethem Ruhi Fığlalı), Ankara 1978, s. 100-101. Benzer görüşlere yer vererek bu fazlalıkların Kur'an'dan sayılamayacağını söyleyenlerden biri de günümüz Şii bilginlerinden Hui'dir. O, bu konuda şöyle der: "Hz. Ali'nin, bugünkü Kur'an'ın sure tertibinden farklı bir mushafının olduğu şüphesizdir. İlim sahiplerince bu konunun kabul edilmiş olması, bu konuda bizleri delil getirmekten müstağni kılmaktadır. Zira şu an elimizdeki Kur'an'da olmayan bazı fazlalıkların o mushafta varlığı doğru olsa bile, bu fazlalıkların Kur'an'dan olduğu ve Kur'an'ın aslında bir tahrife yol açtığı konusunda herhangi bir delil yoktur. Sözün doğrusu, bu zikredilen fazlalıklar, te'vil adı altında tefsir kabul edilirler". Hul, el-Beyan, s. 243.]
Ebu Ca'fer, Şia'nın en mühim kollarından biri olan İmamiye firkasının Kur'an-ı Kerim'e dair akidesini şöyle ifade etmektedir: "İnancımız şudur ki: Yüce Allah'ın, Rasulü Muhammed'e vahyetmiş olduğu Kur'an, iki kapak arasında, şimdi insanların ellerinde mevcut olandır. Bundan fazla değildir. Müslümanların çoğunluğu tarafından kabul edilen sure sayısı yüz on dörttür; ancak bize göre, birer Duha ile İnşirah sureleri ile Fil ile Kureyş sureleri ayrı ayrı sure olmayıp bir sure suredir. Bizim, Kur'an'ın bundan fazla olduğunu söylediğimizi ileri süren bir yalancıdır".[ Kummi, Risaletu'l-İ'tikadati'l-İmamiyye, s. 99. Semerkandi de, önceki alimlerden bazısının Duha-İnşirah ve Fil-Kureyş surelerinin birer sure konumunda olduklarını söylediğini kaydeder. es-Semerkandi, Ebu'l-Leys Nasr b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim, Tefsiru's-Semerkandi (Bahru'l-Ulum), (Thk. Ali Muhammed Muavviz&Adil Ahmed Abdulmevcud& Zekeriyya Abdülmecid), Beyrut 1993, III, 489.] 2. Seyyid el-Murtaza (ö. 436/1044) da Kur'an'da tahrif olmadığını savunanlardandır. Tabresi bu konuda ondan şu rivayeti nakleder: "Kur'an'da ziyade ve eksiltmenin olduğu fikrinin yanlışlığı hususunda ittifak vardır. Ancak bizden ve Haşeviyye'den bir grup, Kur'an'da değiştirme ve eksiklik olduğunu rivayet ettiler. Bizim arkadaşlarımızın gerçek görüşü, bunun aksine olup el-Murtaza'nın da desteklediği görüştür”.[ et-Tabresi, Mecmau'l-Beyan, I, 15.] 3. Ebu Ca'fer et-Tusi: Şia ulemasının sembol isimlerinden ve ileri gelen müfessirlerinden Tibyan Tefsiri'nin yazarı h. IV. ve V. y.y. alimlerinden İmam Şeyh Ebu Ca'fer Muhammed b. Hasan et-Tusi, tefsirinin mukaddimesinde mevcut mushafta fazlalık veya eksiklik olduğu iddialarıyla ilgili olarak şöyle der: “Kur'an'a ekleme yapıldığı ya da bazı bölümlerinin çıkarıldığını söylemek doğru değildir. Çünkü Kur'an'da fazlalık ya da eksiklik olması demek, onun batıl olması ile aynı anlamı ifade eder. Tüm müslümanların kanaati böyledir. Bizim mezhebimizin görüşü bu doğrultudadır. el-Murtaza bu görüşü desteklemiştir. Rivayetlerden de açıkça bu anlaşılmaktadır. Ancak Kur'an ayetlerinden bazısının kaybolduğu ve yerlerinin değiştirildiği ile ilgili olarak pek çok rivayet nakledilmiştir. Fakat bunlar ilim ve amel yönünden bağlayıcı olmayan ahad haberlerdir. Doğru olan bu tür rivayetlere itibar etmemek ve onlarla meşgul olmamaktır”.[ et-Tüsi, Ebu Ca'fer Muhammed b. el-Hasan, et-Tibyan fi Tefsiri'l-Kur'an, (Thk. Ahmed Habib Kusayr el-Amili, Tahran 1409, 1, 3.] 4. Tabresi de aynı görüşe sahip olanlardan olup, onun bu konudaki kanaati şöyledir: "Hz. Peygamber döneminde Kur'an'ın tümünün ezberlenip okunması, onun şu anki haliyle o dönemde cem ve te'lif edildiğine delildir. Abdullah İbn Mes'ud, Ubey b. Ka'b vb. bir grup sahabe Kur'an'ı Hz. Peygamber'in huzurunda birçok kez hatmetmişlerdir. Biraz düşünme ile bunların tamamı, Kur'an'ın kesinti ve dağınıklığa uğramaksızın o dönemde cem ve tertip edildiğini gösterir. İmamiyye ve Haşeviyye'den buna muhalefet edenlere itibar edilmez. Onların bu konudaki muhalefetinin herhangi bir geçerliliği yoktur." [et-Tabresi, Mecmau'l-Beyan, 1, 15.] Tabresi'ye göre, Kur'an surelerinin sayısı yüz on dört, ayetlerinin toplamı ise altı bin iki yüz otuz altıdır. yegane fark, Draz'a göre Şia ile Ehl-i Sünnet arasındaki Kur'an'i surelere bölme, sureleri numaralama şeklinden ibarettir. Üstelik bu fark Şia fukahasında sadece teorik olarak mevcuttur. Çünkü onların Kur'an-ı Kerim nüshalarıyla Ehl-i Sünnet' inkiler arasında en ufak bir fark dahi söz konusu değildir. Her ne kadar Osman tarafından Kur'an-ı Kerim'den çıkarıldığını iddia ettikleri birkaç kelimeyi zikretmekten zevk alanlar mevcut ise de, bunlar meşru imamın tasdikinden geçmediği için bu kelimeleri mushaflarına ilave etme cür'etini kendilerinde bulamamışlardır. IV. asırdan VI. asra kadar bu dört kişinin dışında Kur'an'ın ahrif edilmediğini söyleyen beşinci bir kişi çıkmamıştır. Ancak bu dört alimin görüşlerinin, ilk Şii bilginlere ve masum imamlara dayanmadığı gibi sonrakiler tarafından da kabul edilmediği ileri sürülmüştür. Şii ve Sünni kaynaklarda yer alan, Kur'an'daki bazı ayetlerin eksik olduğu ya da yerlerinin değiştirildiği yönünde ifadeler içeren rivayetler ahad haberlerdir. Bunlar ilmen ve amelen bağlayıcı değildirler. Doğru olan bu tür rivayetlere itibar edilmeyip günümüzde onların okuduğu Kur'an'ın nazar-ı dikkate alınmasıdır. Şiiler de dahil olmak üzere bütün Müslümanlar bu mushafın eksiksiz olduğu hususunda görüş birliği içindedirler. Ümmet içerisinde hiç kimse buna itiraz etmez ve bu tarz iddiaları savunmaz.[ Derveze, el-Kur'anü'l-Mecid, s. 74.] Şia'nın, özellikle İmamiyye kolunun, Kur'an-ı Kerim'e firka taassubuyla bakması, bazı aykırı fikirlerin ortaya çıkmasına ve bütün Şiilerin töhmet altında bırakılmasına neden olmuştur. Aslında onların Kur'anıyla bizimki arasında hiçbir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Ancak onlar yaklaşımlarının temelinde bulunan imamet olgusunu ortaya çıkarmak ve ispatlamak için te'vil edilmesi uygun olmayan ayetleri bile bu konuda delil olarak kullanmaya çalışmışlardır. Şurası bir gerçektir ki bir takım tarafgir haberlerle, tevatüren naklolunmuş olan Kur'an'a noksanlık izafe etmenin hiçbir ilmi dayanağı yoktur. (Kaynak :KUR’AN’IN METİNLEŞME SÜRECİ ZİYA ŞEN DÜŞÜN YAYINCILIK Sayfa: 300-304) |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:26. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com