Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > Havas ilmi & Gizli ilimler > Havas ilmi Genel Bilgiler > Sure ve Ayet Havasları


Necm Suresi'nin sırrı !!!!


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.09.19, 16:17
 
Üyelik tarihi: 19.09.19
Bulunduğu yer: Muğla
Mesajlar: 121
Forum Puanı: 2571
Etiketlendiği Mesaj: 13 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Necm Suresi'nin sırrı !!!!

Necm Suresi'nin sırrı
Bu Sure, Kuran'ın iniş sırasına göre 23. Suredir. Sonradan düzenlenen ve yaygın olarak
kullanılan şekle göre ise 53. Suredir. İbn-i Abbas ve Katade'ye göre 32. ayeti Medine'de
indirilmiş ve ilk ayette Necm, yani yıldız sözü, anıldığı için de bu isim verilmiştir. Sure şöyle
başlar.
"1- Andolsun yıldıza, inerken."
Burada geçen "Yıldız" sözü için Arapça'da üç ayrı anlam vardır.
a) Yıldız anlamındadır.
b) Ot ve çimen gibi sapı olmayan bitkileri anlatır.
c) Aralıklı olarak, parça parça verilen bir şeyin parçalarına verilen isimdir.
Bu açıdan bakınca haftalık veya aylık dergilerin her bir fasikülüne de "Necm" demek
mümkündür. Kuran da parça parça indirildiği için her parçaya Necm denilir. Necm sözünün
bu surede ot ve çimen gibi şeyleri anlattığını iddia eden yorumcular da vardır.
Bunlar, Rahman Suresi 55/6 ayetinde, otların ve ağaçların da Allah'a secde ettiklerinden
bahsedildiğini öne sürerek iddialarının nedenini açıklarlar. Aynı şekilde Kuran'ın, o zamana
kadar indirilen parçaları üzerine andedildiğini ileri sürenler de vardır. Ama en fazla kabul
gören anlam bu sözle yıldız anlamının kastedilmesidir.
Arapça mı yoksa akıl mı?
Arapça'da bir çok sözün birden fazla anlam taşıması ve değişik lehçelerin bulunması, bir çok
kabilede aynı sözün değişik anlamlar ifade etmesi Müslüman yorumculara ve tefsircilere
demogojik avantaj sağlamaktadır. Bu tür yorumcuların, Kuran'da geçen konularda hemen
sığındıkları şey Arap dilinin bu özelliğidir.
Hemen karşılarındaki insanın Arapça bilmediğinden, o ifadenin yanlış çevrildiğinden, Kuran'ı
anlamak için çok iyi Arapça bilmek gerektiğinden bahsetmeye başlarlar. Onlara göre Kuran'ı
sadece kendileri anlayabilir ve diğer insanlar, onlar ne derseler kabul etmek
zorundadırlar. Hatta bazıları Arapça bilmezler fakat bunu hiç göz önüne almazlar çünkü
onlar için Arapça bilmek, öğretilen ya da kendi deneyimleri ile bulup dört elle sarıldıkları bir
şablon cevap demektir. Ama eğer karşılarındaki kimse Arapçayı iyi bilen birisi ise, bu
sefer onu, din düşmanlığı, saptırıcılık ve cehaletle suçlarlar. Günümüzdeki televizyon
programlarında bunları sık sık görmek mümkündür.
Aslında saygın olması gereken etiketler taşırlar fakat saygın ama daha da önemlisi saygılı
değildirler. Karşılarındakini dinlemeyi ve cevap vermeyi düşünmezler bile. Sadece
karşılarındaki kimseyi konuşturmamaya ve soru sordurtmamaya çalışırlar. Buna
aldanmamak gerekir ama daha önce dinimizin din yetkilisi veya ruhban sınıfı ya da
otoritesi kavramına karşı çıktığı hatta yasaklamış olduğu unutulmamalıdır.
Yine Sirius Gizemi
Sonuç olarak Arapça'nın çok anlamlılığını bir yana bırakırsak, Necm sözünün "Yıldız"
anlamında kullanıldığı kesindir. Yorumcular kendi aralarında bu tartışmayı sürdürebilirler
fakat bu söz kesin olarak yıldız anlamında kullanılmıştır. Bunun kesin kanıtı da, surenin 49.
Ayeti'nde açıkça "Şi'ra Yıldızı" denmesidir ve bu yıldız Sirius'dur.
"49- Ve şüphe yok ki odur Şi'râ yıldızının Rabbi."
1. Yani 49. Ayetlerde söz edilen ve adına and edilen yıldız Sirius Yıldızıdır. Sirius
galaksimizdeki, dünyamızdan en parlak görünen yıldızdır. Tabii ki, koca galakside çok daha
parlak yıldızlar vardır fakat bizim bulunduğumuz konumdan en parlak görünen yıldız odur.
Sirius, eski mitlere ve inançlara göre, Dünya'ya gelen eski Tanrıların kendi dünyalarının
bulunduğu noktanın, bu boyuttaki izdüşümlerinden birinin koordinatlarındadır. Tabii, antik
tanrılar sadece Sirius'tan veya bir başka yıldızdan gelmediler ya da eğer geldilerse onlar
tanrıydılar da denemez. Sadece Sirius madde ötesi boyuttaki yıldızın izdüşümündedir
diyoruz. Bu yüzden de dünyada değişik zamanlarda, değişik yerlerde Sirius'u çok ciddiye
alan bir çok kült kurulmuştur. Eski Mısırlılar için de Sirius çok önemli bir yıldızdı. Hatta Keops
Piramitinin, kral odasındaki üst çıkış koridorunun direk olarak Sirius'u gözlemleyecek açıda
yapıldığı söylenir.

Sirius Mirac'a giden yol muydu?
Söz konusu surede Tanrı, kendi öz boyutundaki bir yıldız veya gezegeni Sirius'la özleştirerek
and etmektedir. Ayrıca kendisini o boyutun da Rabbi olarak ilan etmektedir. Tabii Sirius'u yani Sirius'un izdüşümünde olan diğer boyut yıldızını kastederek Sirius ismini kullanıyoruz
yani Allah açısından kutsal görülen bir yer midir diye soruyoruz?

Daha fantastik açıdan bakarsak, isim "Şİ" ve "RA" hecelerinden kuruludur ve Eski Mısır'ın en
büyük tanrısı olan Ra'yı çağrıştırmaktadır. Bu durumda, Acaba Ra ismi de Sirius kökenli bir
isim miydi diye düşünmek de olasıdır.
Ayetteki iniş sözü, bir çok İslam yorumcusuna göre Hz. Muhammed'in Mirac'ını anlatır fakat
bazı otoriteler için Miraç fiziksel değil, astraldir. Tabii tanım olarak astral yolculuk denmez
"Rüya" olduğu söylenir.
Bazı yorumcular da, "İnme" sözünün Yıldız'ın, Ay'ın veya Güneş'in ufukta alçalmasını
kastettiğini ileriye sürerler. Tefsirci Abdülbaki Gölpınarlı ise, mealinde bu ayet için; "Yıldızdan
maksat Kuran'dır. Nücumen, yani ayet ayet indiği için bu adla anılmıştır." der. Bu tefsiri
Dahhak, Mücahid ve Kelbi gibi tefsirciler de kabul ederler. Arapça'da "tencim", ayırmak
anlamındadır, "müneccem", ise ayrılmış demektir. Fakat söz konusu bu yıldıza, Ülker
yıldızıdır diyenler de vardır. İbn-i Abbas ve Hasen'e göre ise doğrudan doğruya yıldız
anlamındadır. "İnerken" sözcüğüne, kıyamet günü, yıldızın yere düşmesi diyenler de vardır.
Yaratıcı, yarattığına and içer mi?
Bize göre ise, durum biraz daha farklıdır. Alemlerin Rabbi Allah'ın Sirius'a özel bir anlam
veya bir ayrıcalık taşıdığı akla yakın gelmektedir zira çok daha eskilerde antik tanrılar da
daha önce belirtildiği gibi Sirius ile ilgilidir yani onları da Yaratıcı'nın varettiğine ve belki de
insanın sahipsiz olmadığını kanıtlamak için bir demo gibi kullandığına inanır veya
düşünürsek, Sirius boyutunun tanrısal bir kanal veya kaynak olduğunu da akla getirebiliriz.
Yani sanki özel bir boyut kastedilmektedir. Her şeyi yaratan Allah'ın, kendi yarattığı bir şeye
and etmesi ilginçtir. Kuran'da bulunan başka ayetlerde de, bir kaç tane daha and sözcüğü
vardır. Elbette ki, her şeye gücü yeten ve her şeyi yaratan Allah, içinde and ettiği bir ayet
olmayan bir Kuran'ı indirmekten aciz değildir. Dolayısıyla Yaratıcı Allah'ın bir yıldıza veya
Mirac'a ya da bir gök cisminin ufukta alçalıp yükselmesine and etmesi gariptir. Ama kendisine
özgü nedenlerle Sirius'a yani kendi öz boyutuna ve yıldızına and etmesi, onu kutsal ilan
etmesi sanki daha mantıklıdır. Sure şöyle devam eder;
"2- Arkadaşınız, gerçekten ne saptı, ne ayrıldı. 3- Ve kendi dileğiyle söz de söylemedi.
4- Sözü, ancak vahyedilen şeyden ibaret."
İki no'lu ayette geçen arkadaşınız sözü tabii ki Hz. Muhammed'i ifade etmektedir. Burada
hitap edilen kimseler ise, Hz. Muhammed'i tanıyan ve onunla konuşan kimselerdir. Öyleyse
hitap da ona ve "Kuran'ı kendi uydurdu." diyen Kureyş'e ve benzerlerine yönelik olmalıdır.


Bunlara karşı "sahibiniz" tabirinin kullanılmasında özel bir anlam vardır. Öyleyse ayetin meali
şöyle olmalıdır:
"Şimdiye kadar sohbetinde bulunarak çok iyi tanıdığınız, aklına ve doğruluğuna güvendiğiniz,
sizinle sohbet edip hak yolunu göstermek isteyen arkadaşınız, ne yolunu şaşırdı ne de aklını,
ne aldanır ne de aldatılır. O, ne sihirbaz, ne kâhin, ne de mecnundur."
Uyarı kimlere yapıldı?
Ama aslında bu ayetler sanki "Kuran'ı, Muhammed kendisi uydurdu." diyen münafıklar için
değil daha çok Hz. Muhammed'in yakınlarına ve Kuran'da bazı karışıklıklar olduğuna inanan,
Hz. Muhammed'in Vahiy alırken şaşırdığını söyleyen kimselere yönelik gibidir. Çünkü bir çok
ayetin şüpheli olduğu konuşuluyor ama bu durum topluma açıklanmıyordu.
Böyle bir söylentinin yayılması bir anda Müslümanlığı yok edip, çok kimsenin akın akın eski
ilahlara dönmesine neden olurdu. Fakat gizli kalması gereken durumu Hz. Muhammed'in
yakınları arasında konuşanlar vardı. Söylentiler yavaş yavaş yayılmaya başlamıştı ve Hz.
Peygamber'in, prestiji sarsılabilirdi. Buna derhal el koymak gerekiyordu ve yukardaki 2, 3 ve
4 nolu ayetlerin nedeni buydu. Bu ayetlerle Kuran'a yabancı bir müdahalenin olmadığı, Hz.
Muhammed'in asla yanılmadığı ve kendiliğinden de bir şey katmadığı Tanrı sözü ile kesinlikle
belirtiliyordu. Üstelik Allah sözünü güçlendirmek için sureye önemli bir yeminle başlıyor. Yani
Allah ilk dört ayette şunu diyordu;
"Yıldıza ve oradan iniş anım üzerine yemin ederim ki, Arkadaşınız ve yol göstericiniz
olan Muhammed Kurana hiç birşeyi kendiliğinden koymadı. O asla şaşırmadı,
Kendisine vahiy verilirken Cebrail'den asla kopmadı. O sadece kendisine vahyedilen
şeyi söyledi..."
Yani Necm suresi bir cevap, aklama, yeni bir hamle ve yalanlama suresidir fakat acele takip
eden ayetlerin de görülmeleri gerekir.


"5- Ona öğretti kuvvetleri çok çetin. 6- Kuvvetli biri sonra doğruldu."
Aslında bilinen bir şeydir ki, Kuran'ı Hz. Muhammed'e öğreten Cebrail'dir. Fakat taşıyıcının
Cebrail olması, Göndericinin Allah olmasını ve bilginin çıkış kaynağının da asıl öğretici
olmasını önlemez. Bu durumda, öğreten Allah fakat taşıyan da her zaman Cebrail'dir. Çünkü
Kuran şöyle der;
"De ki: Onu Rûhul-Kudüs (Cebrail) Rabbinden hak (ve hikmet) gereğince indirdi." (Nahl
16/102) "Onu, er-Rûhu'l-Emin (Cebrail) indirdi." (Şuara 26/193) ayetlerine göre Kuran'ı Allah'ın izniyle Peygamber (s.a.v)'in kalbine indiren "Yahut bir elçi gönderip izniyle
dilediğini vahyeder..." (Şura, 42/51)

Cebrail ile başa çıkılamaz vurgusu
Bu ayetlerde vahyi getiren elçi Cebrail olduğuna göre Kuran'ı öğretenin o olduğu anlaşılır.
Dolayısıyla burada her iki mana da düşünülebilir. İ
bni Abbas'tan gelen bir rivayette Kuran'ı öğretenin Allah olduğu ifade edilmiş ise de, Hz.
Ayşe'den yapılan bir nakle göre ise, söz konusu ayetteki öğretici, Cebrail olarak tefsir
edilmiştir.
Lafzın zahirî anlamı da bu görüşe daha yakın olduğundan tefsircilerin çoğu, bu manayı tercih
etmişlerdi. Nitekim Beydavi; "Şiddetli kuvvetlere sahip bir melek ki o, Cebrail'dir. Zira
Cebrail, harikaların gösterilmesinde bir vasıtadır." der. Taberi ise, ayetteki "şedidü'l-
kuvva" "çetin kuvvet" sözünü, "şedidü'l-esbâb" "müthiş sebep" diye tefsir eder, Nisaburi de bu
sözü, ilim ve amel yönünden müthiş kuvvetler şeklinde yorumlamış ve ardından şunu ilave
etmiştir; "Burada öğrencinin faziletinin anlaşılması için öğretmen methedilmiştir. Eğer
'Onu Cebrail öğretti.' denilmiş olsaydı bunun zahiri anlamından öğrencinin fazileti
açıkça anlaşılmış olmazdı." demektedir. Burada ayrıca "Ona bir insan öğretiyor..."
(Nahl, 16/103) diyenlerin sözüne de bir cevap söz konusudur: Çünkü, "Size ilimden pek az
bir şey verilmiştir." (İsra, 17/85), "Çünkü insan zayıf yaratılmıştır." (Nisa, 4/28) ayetlerine
göre insan, hem ilmi bakımından mükemmel değildir, hem de zayıf bir yaratıktır.
Öyleyse taşıyıcının Cebrail olduğunu kabul ediyor fakat övmek için Cebrail'in gücünün
vurgulanması fikrine katılmıyoruz. Bu çocukça bir övme ve övünme olmaktadır. Cebrail'in
gücünün vurgulanması bir hatırlatma veya uyarı amacından kaynaklanmaktadır. Yani Allah
satır aralarında demektedir ki;
"Kuran'ı gönderen benim. Nakleden Cebrail'dir. Cebrail de öyle güçlü ve kudretlidir ki,
hiç bir varlık onunla başa çıkamaz. Hiç bir varlık onu geçemez. Muhammed'in
kendiliğinden uydurmadığına da ben şahidim ve sözüme yeminle başladım. Daha nasıl
şüphe edebilirsiniz. Kuran'a, Şeytan veya hiç bir varlık müdahale edemez."
Görülüyor ki, bu büyük yeminler, bizzat Allah'ın tanıklığı ve Cebrail'in gücünün büyüklüğü ile
Kuran'a Şeytan'ın müdahale ettiği kesinlikle yalanlanıyor ve şüphe edenlere de göz dağı
veriliyor. Devam ediyoruz;
"7- Ve o, en yüce tanyerindeydi. 8- Sonra yaklaştı, yakınlaştı. 9- İki yay kadar kaldı
araları, yahut daha da yakın. 10- Derken kuluna vahyetti, ne vahyettiyse..."

Bu ayetlerle Allah vahiy veriş mekanizmasını ifade etmektedir. Yay Araplar tarafından o
zamanlarda kullanılan bir uzunluk ölçüsüdür, bildiğimiz, ok atmaya yarayan yaydan
kaynaklanır. Bununla beraber iki yay başka bir yakınlığı daha ifade eder. Arapların
antlaşmaları, anlaşmaları, ittifakları yaylarla yapılan bir törenle mühürlenirdi. Anlaşan iki
kabilenin reisleri yaylarını önce üst üste yere bırakırlar, sonra yerden alıp, birer ok atar,
böylece bir ve birlik olduklarını gösterirlerdi.
Hz. Muhammed ve Cebrail ilişkisi
Peki acaba, 7. 8. 9. 10. Ayetler Hz. Muhammed'in Mirac olayını mı kastediyorlar? Ama bu
ayetlerin, Hz. Muhammed'in, Cebrail'i ilk defa gerçek şekli ile görmesini anlattığını
söyleyenler de vardır. Denildiğine göre peygamberlerden hiçbirisi, Cebrail'i hakiki şekliyle
görmemiştir. Ancak Hz. Muhammed biri yerde, diğeri de gökte olmak üzere iki defa onu
görmüştür.
Acaba bu kaynaklara göre ayetin manası şöyle olabilir mi? Cebrail Hz. Peygamber'e öğretti,
ki o bu durumda bazen insan şekliyle değil, Allah'ın yarattığı gibi hakiki suretinde doğrudan
doğruya en yüce ufukta durup, görünmüştü. Bunu dosdoğru semada göründü diye de ifade
edebiliriz. Bazıları, öğretti de semada durdu derler, bazıları da kendisine verilen emir üzerine
kuvvetiyle ilham etti manasını verirler. İlham edilenin Hz. Muhammed olduğunu bildiğimize
göre, o zaman fiilindeki "fa-i takibiyye veya sebebiyye" olarak yani müthiş kuvvet sahibi
öğretti de, Hz. Muhammed'e ilham geldi diyebiliriz. Yani ilim ve nübüvvetle yükseldi ve o,
ilham yani Vahiy geldiği zaman, en yüksek ufukta doğruldu şeklinde açıklama getirebiliriz
. Dikkat edilirse Sure'nin başından beri önce Allah'ın tanıklığı ve yemini ile başlanıp, araya
girilmesinin imkansız olduğu ve bu ayetlerde de Vahiy mekanizması ve Cebrail ile Hz.
Muhammed'in nasıl yakınlaştığı anlatılıyor. Allah, Hz. Muhammed ve Cebrail üçlüsünün
yakınlığı ve araya girilmezliği iyice vurgulanıyor ve de Sure devam ediyor;
"11- Gönlü, gördüğünü yalanlamadı. 12- Hâlâ münakaşa mı edersiniz gördüğü şeyleri?
13- Ve andolsun ki onu, inerken bir kere daha gördü. 14- En son sidrenin yanında. 15-
Mev’a cenneti de yanındaydı. 16- Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler. 17-
Gözü, ne kaydı, ne haddini aştı. 18- Andolsun ki Rabbinin pek büyük delillerinden bir
kısmını gördü."
Buraya kadar Hz. Muhammed'in Mirac'da gördüğü harikalar anlatılıp, onun asla
şaşmadığından bahsediliyor. Sonuç olarak Hz. Muhammed'in çevresindekiler artık iyice ikna
olmuşlardır ve sonuç alınmıştır. Bu saptamayı yaptıktan sonra Mekkeliler için hatta İslam
öncesindeki Arap toplumu için önemli olan Lat, Menat ve Uzza'yı tanımamız iyi olacaktır.



Alıntı

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13.03.20, 21:09
Och Och isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 23.11.17
Bulunduğu yer: Tuna Boyunda
Mesajlar: 6,271
Forum Puanı: 5831
Etiketlendiği Mesaj: 412 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Soluksuz okudum teşekkürler

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 01.09.21, 12:32
 
Üyelik tarihi: 26.07.21
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 312
Forum Puanı: 1843
Etiketlendiği Mesaj: 3 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

detaylı bir tefsir niteliginde güzel bir alıntı olmuş ...ellerine saglık

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15.01.22, 12:56
Yenigelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.12.21
Bulunduğu yer: Kim bilir
Mesajlar: 157
Forum Puanı: 1672
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Benim başlangıcım bu suredir. Beni bu sureye vardiran Sirius'tur. Nasil ki Dünya Güneş'in etrafında dönüyorsa, Güneş sistemide Sirius etrafında dönmektedir. Nasıl oldu bilmiyorum ama Allah yolumu bu güzel sureye çıkarttı. Sanırım çözmem gereken bir sürü sırrı var.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 15.01.22, 12:59
Yenigelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 29.12.21
Bulunduğu yer: Kim bilir
Mesajlar: 157
Forum Puanı: 1672
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Çözmem gereken derken yanlış anlaşılmasın, "benim öğrenmem gereken" anlamında söyledim.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 15.01.22, 15:05
 
Üyelik tarihi: 15.12.18
Bulunduğu yer: ordu
Mesajlar: 110
Forum Puanı: 2804
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

kardesım cok guzel paylasım yapmıssın sıkılmadan zevkle okudum tesekkurler devamını beklıyorum

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Necm Suresi 58.Ayetin Sırları Lokman Sure ve Ayet Havasları 22 24.09.23 01:46
Nur Suresi 35. Ayetinin Sırrı Och Sure ve Ayet Havasları 1 01.09.21 12:38
Necm suresi Havassı ve Sırları bitter Sure ve Ayet Havasları 10 12.05.20 20:57
Necm Suresi Açıklamalı Tefsiri Havasokulu Kuran-ı Kerim Tefsiri 4 03.07.18 00:52
Necm Suresi Sesli Dinle ve Oku Havasokulu Sesli Kur-an 1 10.11.17 09:00


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:16.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com