![]() |
2. Muaviye
[Hilafet-i Muaviye bin Yezid bin Muaviye bin Ebi Süfyan]: Yezid’den sonra oğlu II. Muaviye hilafet tahtına teşrif edip babasının vefat ettiğini gördükte biat olundu. Kırk gün (ve bir rivayette kırk beş gün veya iki ay) hilafet makamında kalıp, ardından kendisini hilafetten azletti [tevatür ile hikaye olunur]. Muaviye bin Yezid kendisini hilafetten azletmek istedikte minbere çıkıp oturdu. Sonra muazzam bir hutbe okudu ki Allah Teala’ya hamd ü sena, Peygamberimiz صلى الله تعالى عليه وسلم [sallallahu teala aleyhi ve sellem] efendimize salat ü selam ettikten sonra şöyle hitap etti:
'Ey insanlar! Sizin üzerinize halife ve emir olmaya rağbetim yoktur. Zira sizlerde olan kederi ve perişanlığı gördüm. Efendim ceddim Muaviye bu hilafet hususunda kendinden daha hayırlı ve ahirette önceliği olan kimseyle niza [taht mücadelesi] eylemişti. O ilk kimse ki sultan-ı enbiya Peygamberimiz صلى الله عليه وسلم [sallallahu aleyhi ve sellem] efendimizin akrabası, fazilet ve sebat sahibi, derecesi yüksek, muhacirlerin en azimlisi, kalbi şecaat ve ilimle dolu, imanda cümleden önde, mertebede her kesten şerefli ve muhabbet cihetinden cümlenin senedi, amcazadesi, damadı ve Peygamber'in ruhunun nuru Hazret-i Ali bin Ebi Talib رضي الله تعالى عليه وسلم [radıyallahu teala aleyhi ve sellem] hazretleriydi...' " "...o oğlanlar seyyidü’ş-şubban [cennet gençlerinin efendileri], ehli cennettir ve bu ümmetin en faziletlileridir ve Peygamber’in terbiyesidirler ve Fatımatü'z-Zehra رضي الله عنها [radıyallahu anha] hazretlerinin canından ve özünden parçasıdırlar. Ancak babam ve dedem, bu vasıflardan mahrum oldukları halde onlara karşı koydular. Ceddem Muaviye, bu vasıflarla mevsuflara [özelliklere] karşı çıktı. Kendisinden daha hayırlı ve evla bir kimse varken cahil dalkavukların sözüyle hareket etti. Ceddim Muaviye’nin vefatı yaklaştığında, işlediği günahların yükü altında ezildi. Mezarda ameliyle baş başa kaldı. Sonra hilafet babam Yezid’e intikal etti. Babam dahi nefsinin isteklerine uydu, ümmet-i Muhammed صلى الله تعالى عليه وسلم [sallallahu teala aleyhi ve sellem] üzerine halife olmaya layık değilken nefsinin hevasına tabi oldu ve kendi hatalarını güzel gördü. Resulullah صلى الله تعالى عليه وسلم [sallallahu teala aleyhi ve sellem] efendimizin evladının kanlarını helal saydı. Kötü ameller işledi, ömrü ve saltanatı kısa sürdü, ameli eksik kaldı. Hatasından dolayı tövbe etmeden dünyadan göçüp gitti. Şimdi günahlarının esiri olarak kabrinde yatmaktadır. Nedamet [pişmanlık] duydu ama bu nedameti kendisine bir fayda vermedi. Babamın işlediği bu büyük günahları ve fena halleri düşündükçe hüzünleniyorum' diyerek ağlamaya başladı. Bunun üzerine Emevi hanedanının ileri gelenleri ve akrabaları feryat edip seslerini yükselttiler. Ağlaşmalar bittikten sonra II. Muaviye hitabetine devam ederek şöyle dedi: 'Benim durumum, halkın kendisinden razı ve memnun olduğu üçüncü padişahın [Hazret-i Osman] durumuna benzer. Sizin günahlarınız sizin üzerinizdir, sizden benden razı olduğunuz gibi bir halife seçmenizi isterim. Eğer rızanız olursa kendi yerime bir halife tayin ederim' dedi. İnsanlar, 'Biz sadece senden razıyız' dediklerinde, 'Ben sizden kendimi azlettim [hilafeti bıraktım], vesselam' deyip minberden indi. (O vakit Mervan bin Hakem, II. Muaviye’ye hiddetle hitap ederek, 'Sen Hazret-i Ömer’in sireti [yolu] üzere hareket etmeliydin' dedi. II. Muaviye ise cevabında, 'Sübhanallah! Hazret-i Ömer, hilafetin tatlılığını ve zorluklarını adaletle omuzlamıştı, onun gibi bir meclis kurup istişare etmek isterdim. Lakin benim babam Yezid gibi birinin ardından adaleti tesis etmek mümkün değildir' dedi. Kendi hanedanından olanların 'Babam Yezid hilafeti ganimet olarak gördü' şeklindeki iddialarını reddederek minberden inip odasına çekildi.) Bundan sonra annesi ve akrabaları yanına gelip, 'Keşke doğmasaydın da baban Muaviye ve deden Muaviye’nin kemiklerini sızlatacak bu sözleri söylemeseydin, seni hiçbir zaman sevmeyeceğiz' dediler. II. Muaviye ise onlara, 'Sizin sevginiz bana lazım değildir, ben sadece Allah Teala’nın rızasını dilerim' dedi. (Tarihçiler derler ki, II. Muaviye’nin bu duruşuna Emevi hanedanının hocaları ve üstatları çok içerlediler. Ona, 'Sen Hazret-i Ömer’in muhabbetini ve onun adalet anlayışını övmekle bizim hilafetimizin şanına leke sürdün' dediler. Ayrıca Yezid’in zulmünü ve bidatlerini ortaya çıkarmasını hazmedemediler.) Cümle akrabaları onun bu hakikatleri söylemesinden dolayı perişan oldular. II. Muaviye ise hakikati söylemekten geri durmadı, Hazret-i Ali ve evladına yapılan haksızlıkları dile getirdi. Muhacir ve ansarın haklarını savundu..." "...tabiatı ve sözleri o insafsızlarca kabul görmeyip, onu bu kelamından dolayı suçladılar. Cihat ehlini toplayıp ona karşı çıktılar. Muaviye bin Yezid رحمة الله تعالى عليه [rahmetullahi teala aleyhi] hazretleri kendisini hilafetten azlettikten kırk gün sonra (ve bir rivayette beş gece sonra) merhum oldu. Yaşı yirmi üç sene idi (ve bazıları yirmi bir sene derdi) ve bir rivayette onun sekiz ay hilafet ettiğinden sonra vefat ettiği zikredilmiştir, arkasında çocuk bırakmadı. (Kaynak: Hayatül Hayevan) |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:48. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com