israil Osmanlı
İlerde İsrail’in ilk cumhurbaşkanı olacak olan Chaim Weizman, 2 Kasım 1914’te İngiliz Hükümeti’ne, “Süveyş Kanalı’nda jandarmalık” görevini rahatlıkla ve severek üstleneceklerini ve karşılığında da Filistin’in İngiltere mandası altına girip, Yahudi göç ve yerleşimine müsaade edilmesini teklif edecekti. Weizman ayrıca, İtilaf Devletlerinin harbi kazanmaları için dünya Yahudilerinin diplomasi, para, silah, asker ve casusluk gibi her türlü yardımda bulunmaya hazır olduklarını da İngiliz Hükümetine açık bir teminat olarak verecekti. Harpte, İngiltere’nin desteklenmesi doğrultusunda harcadıkları çabalarla yetinmeyen Siyonistler, gönüllü birlikler teşkil edip bizzat savaşa iştirak ederek, müttefiklere aktif katkıda bulunmak suretiyle de gayret göstereceklerdi. Harbin, Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanacağını öngören Vlademir Jabodinsky ve etrafındaki Siyonistler, devlet çökerken Yahudilere de Filistin’in mirastan pay olarak düşebileceğini tasarlıyor ve bunun yolunun da savaşa katılıp, İngiltere’ye fiilen yardım etmekten geçtiğine inanıyorlardı. Jabodinsky, 1917’de yayınlanan “Turkey and the War” adlı kitabında, bunu şöyle ifade edecekti: “Mirasın paylaşılması için önce mirası bırakanın ölmesi gereklidir... Osmanlı Devleti’nin yıkılmasını isteyen, Türk ırkının düşmanı değil, aslında dostudur.”Teşebbüse geçen Siyonistler, Mısır’daki İngiliz komutan General Maxvell’e müracaat edip, Osmanlı’ya karşı İngiliz birlikleri arasında gönüllü olarak savaşabileceklerini bildireceklerdi. Maxvell de bir “Katır Alayı” kurarak, Çanakkale’de cephe gerisinde askerî malzeme taşıyabileceklerini söylemişti. Nihayet 23 Şubat 1915’te, İskenderun’da temelleri atılan gönüllü “Siyon Katır Alayı” askerî eğitimi tamamladıktan sonra, İngiliz Albay John Henry Patterson komutasında 500 asker, 750 katır ve 20 subaydan oluşacak bir biçimde Gelibolu’ya hareket etmek üzere 17 Nisan 1915’te gemilere bindirilecekti. Daha çok geri hizmetlerde kullanılan alay, Nisan 1915’te Çanakkale cephesinde Osmanlı ile çarpışmış ve 6 ölü, 40-50 yaralı vermişti. Yahudilere göre Katır Alayı, İngiltere kamuoyu ve Hükümet üzerinde, Siyon amaçları yönünde olumlu bir havanın esmesine ve davalarının benimsenmesine yol açmıştı. Siyonistler bunu, müttefikler cephesinden bekledikleri “siyasî ödüllerin müjdecisi” olarak kabul ediyorlardı. Hatta İsrail’in temellerinin atıldığı 2 Kasım 1917’deki “Balfour Bildirisi”nin ilanının önünü açtığını savunuyorlardı. Jabodinsky, yıllar sonra kaleme aldığı anılarında bu gerçeği şöyle tasdik edecekti: “Eğer biz, 2 Kasım 1917’de Balfour Bildirisi ile Filistin’de yurt edinme konusunda söz aldıksa, buna ulaşan yol, Gelibolu’dan geçmiştir.”
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|