| Yusufiyeli |
14.11.23 20:45 |
Nizamiye medresesi
Merhum İbrahim Kafesoğlu Hoca, ‘Nizâmiye Medreseleri yeryüzünün ilk üniversiteleridir’ dedikten sonra şu tespitlerde bulunmuş; ‘Nizâmiye adı ile şöhret bulan bu medreseye çarşılar, han, hamam ve çiftlikler vakfedilmişti. Dinî bakımdan Hanefî ve Şâfii fıkıhlarını öğreten Bağdat Nizâmiyesi, ilim ve fikir hayatında pek büyük bir rol oynamış, yüksek vasıfta bilginler yetiştirmiş, imparatorluğun her tarafına kadılar, din adamları çoğunlukla buradan gönderilmiş, Nizâmiye mezunu gençler memleketin en salahiyetli kimseleri olarak yüksek mevkiler işgal etmişlerdir. Yine o sıralarda İsfahan, Nişâbûr, Belh, Herat, Basra, Tûs, Amül gibi merkezlerde örnekleri kurulan Bağdat Nizâmiyesi’nin ders konuları ve programları, esas itibariyle bütün İslam ülkelerinde ve Osmanlılar dâhil, Türk devletlerinde yüzyıllarca takip ve tatbik edilmiştir.’ Nizâmiyeler bugünkü manada tam bir eğitim öğretim veya ilim hamlesi. Şafi mezhebinden mi Sünni mezhebinden mi meselesi tartışılacağına bunun üzerinde durmamız lazım. O güne kadar mevcut olmayan bir sistem, program ve içerik söz konusu. Çeşitli şehirlerde çok sayıda açılıyor. Tam bir ilim seferberliği. İşte bu yüzdendir ki, Selçuklu ülkesinde büyük bir ilmi ve fikri gelişmeye sebep oluyor. Sadece Selçuklular dönemi ve ülkesi, daha sonra kurulan Türk-İslam devletleri ve bütün İslam coğrafyasında etkilerini sürdürüyor. Osmanlı medreselerinin de kökleri burada. İslam dünyasında çağdaş manada üniversitelerin öncüsü olmuş bu kurumlar. Tabii bu işin ortaya çıkışında Selçuklu sultanlarının da rolünü de bir kez daha vurgulayalım. Nizâmülmülk’ün bu işi başlatabilmesi ve ortaya çıkan kurumlar, özellikle Alp Arslan ve Melikşah’ın maddi-manevi desteği, ilme hürmetleri ve ufuklarıyla alâkalı.
|