![]() |
Nimetin içindeki imtihan...
Eski ümmetlerden üç kişi vardı. Biri alaca hastalığına tutulmuştu; insanlar ondan uzak dururdu. Biri saçsızdı; görünüşünden dolayı hor görülürdü. Biri de âmâ idi; dünyayı gözleriyle göremezdi.
Bir gün Allah Teâlâ onları imtihan etmek üzere bir meleği gönderdi. Melek önce alaca hastalığı olan kimseye geldi ve sordu: “En çok ne istersin?” Adam dedi ki: “Güzel bir ten, güzel bir görünüş isterim. İnsanların benden tiksinmesine sebep olan bu hâlin benden gitmesini isterim.” Melek ona dokundu. Hastalığı gitti, güzel bir ten ve güzel bir suret verildi. Sonra melek sordu: “En çok hangi malı seversin?” Adam: “Deve isterim” dedi. Ona gebe bir deve verildi ve melek dua etti: “Allah bunu senin için bereketli kılsın.” Sonra melek saçsız kimseye geldi. “En çok ne istersin?” diye sordu. Adam dedi ki: “Güzel saç isterim. İnsanların beni ayıpladığı bu hâlin benden gitmesini isterim.” Melek ona dokundu. Ona güzel saç verildi. “En çok hangi malı seversin?” diye sordu. Adam: “Sığır isterim” dedi. Ona gebe bir inek verildi ve melek dua etti: “Allah bunu senin için bereketli kılsın.” Sonra melek âmâ kimseye geldi. “En çok ne istersin?” diye sordu. Âmâ adam dedi ki: “Allah’ın bana gözlerimi iade etmesini isterim ki insanları görebileyim.” Melek ona dokundu. Allah’ın izniyle gözleri açıldı. “En çok hangi malı seversin?” diye sordu. Adam: “Koyun isterim” dedi. Ona da gebe bir koyun verildi ve melek dua etti: “Allah bunu senin için bereketli kılsın.” Aradan zaman geçti. Allah onların mallarına bereket verdi. Birinin deve sürüleri oldu. Birinin sığırları çoğaldı. Birinin koyunları vadileri doldurdu. Sonra aynı melek, bu defa imtihan suretinde tekrar geldi. Önce eski alaca hastalığı olan kimseye, fakir ve muhtaç bir adam suretinde yaklaştı. “Ben yolda kalmış fakir biriyim. Bugün Allah’tan sonra bana yardım edecek kimse yok. Sana güzel ten ve mal veren Allah aşkına bana bir deve ver de yoluma devam edeyim” dedi. Adam yüzünü çevirdi: “Mal çok, ihtiyaç çok. Her isteyene verirsek bize bir şey kalmaz” dedi. Melek ona şöyle dedi: “Ben seni tanır gibiyim. Sen eskiden insanların uzak durduğu hasta ve fakir biri değil miydin? Allah sana sağlık ve mal vermedi mi?” Adam inkâr etti: “Hayır, bu mal bana atalarımdan kaldı” dedi. Melek dedi ki: “Eğer yalan söylüyorsan Allah seni eski hâline döndürsün.” Sonra melek saçsız olan kimseye gitti. Ona da aynı şekilde yardım istedi. O da nimeti kendinden bildi, geçmişini unuttu, Allah’ın lütfunu inkâr etti. Melek ona da dedi ki: “Eğer yalan söylüyorsan Allah seni eski hâline döndürsün.” Sonra melek gözleri açılan âmâ kimseye geldi. “Ben yolda kalmış fakir biriyim. Allah’tan sonra bana yardım edecek kimse yok. Sana gözlerini iade eden Allah aşkına bana bir koyun ver” dedi. O güzel kul şöyle cevap verdi: “Ben gerçekten âmâ idim, Allah bana gözlerimi verdi. Fakirdim, Allah bana mal verdi. Vallahi bugün Allah için ne alırsan al, sana engel olmayacağım.” Melek ona dedi ki: “Malını tut. Siz imtihan edildiniz. Allah senden razı oldu, diğer iki arkadaşına ise gazap etti.” Kaynak: Buhârî ve Müslim’de rivayet edilen “Benî İsrail’den üç kişinin imtihanı” kıssası. Nimet, sadece verilince değil; çoğalınca da imtihandır. İnsan fakirken Allah’a muhtaç olduğunu bilir. Ama zenginleşince bazen unutur. Hasta iken “Ya Rabbi” der. Sıhhate kavuşunca “Ben kazandım” demeye başlar. Darda iken rahmet ister. Rahata kavuşunca muhtaca kapısını kapatır. Asıl şükür, nimetin sahibini unutmamaktır. |
İbret alınması, ders alınması gereken bir kıssa :)
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:58. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com