Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Tasavvuf Sohbetleri (https://www.havasokulu1.com/tasavvuf-sohbetleri/)
-   -   Mürşide uymak bir lüks değil, zorunluluktur! (https://www.havasokulu1.com/tasavvuf-sohbetleri/35310-murside-uymak-bir-luks-degil-zorunluluktur.html)

Hal 30.04.19 12:00

Mürşide uymak bir lüks değil, zorunluluktur!
 
Mürşid-i kamile uymak farz mıdır, tabi olmak için istihareye yatmak gerekli midir, tevbe almak nasıl oluyor, mürşidimizden bire bir eğitim almamız gerekiyor mu, tasavvuf kitapları okuyup zikirler okuyarak Allah'a dost olunabilir mi, ölmüş bir Allah dostundan feyz alınabilir mi, mürşidi vefat edenlerin başka bir mürşide tabi olması gerekir mi gibi sıkça sorulan sorular için kısaca;

Peygambere iman edip ona tabi olmak ve davasına omuz verip destek olmak nasıl farz ve gerekli ise peygamber varisi için de durum aynıdır. Mürşide uymak bir lüks değil, zorunluluktur.

Peygambere tabi olmak için nasıl ki işi uykuya, rüyaya bırakmıyorsak aynı onun gibi peygamber varisi mürşid-i kamile tabi olurken de aklımızı ve gönlümüzü kullanırız. Zira ahiretimizi ve ebedi hayatımızı ilgilendiren böylesi önemli bir konu nefsin ve şeytanın müdahil olabileceği rüyalara ve işaretlere bırakılamaz. Özgür irademizle seçip tercih etmemiz gerekir.

Tevbe almak Resulullah Efendimiz ve sahabesinin uygulamasında yoktur ve tabi olup bağlanmak gönül meselesidir. Bir Allah dostunu seviyor ve kendimize örnek ve rehber olarak görüyorsak, onun gibi bir kul olmaya niyet etmek ve günlük zikrini uygulamaya başlamak yeterlidir. İkrar almak ve biat etmek mürşidin isteği ve kendisinin belirleyeceği zaman ve şartlarda özel durumlar için de olabilir genel bir tabiiyet için de söz konusu olabilir ki sünnet olan budur.

Mürşidimizden beklentimiz peygamberden beklentimizden fazla olmamalıdır. Zira o varistir ve vekildir. İşi Resulullah Efendimiz adına yapar. Bire bir eğitim söz konusu olamaz ama yakınına taşınıp işinde ve davasında kendisiyle beraber olup destek olabiliriz ve böylece zaten bire bir muhatap oluruz.

Mürşidimiz ile bire bir muhatap olup yakın olmak tüm dervişan için farz değildir fakat işleri ve hizmetleri yürütecek bir kadronun olması zaruridir. Elimizle, dilimizle, canımızla, malımızla ve duamızla imkanlarımız dahilinde destek ve gönül birlikteliği içinde olmamız manevi seyrimiz ve abdiyetimiz için olmazsa olmaz olandır.

Tasavvuf kitapları okuyup bir takım zikirler okuyarak Allah'a dost olmak ve Rabbimize vasıl olmak asla mümkün değildir. Bu peygambersiz olarak sadece kitaba tabiiyet gibi olur. Halbuki beşer insanla mayalanarak insan olur. Süt yoğurtla mayalanarak yoğurt olur. Derviş mürşidiyle mayalanarak veli olur.

Vefat etmiş bir Allah dostuna tabi olup bağlanmak konusunda keskin ve acıtan bir söz kullanmak durumundayım ki Allah'a cesetle gidilmez. Ve mürşidi rahmete gitmiş biri eğer hala yolu mürşidiyle beraber gitmeye çalışıyorsa o kişi kendi hayalini kendisine rehber edinmiştir ve eğer öldükten sonra kendisiyle yol yürümek mümkün olsaydı Resulullah Efendimizden sonra mürşitlere, velilere bağlanmamıza gerek duyulmaz Efendimizin ruhaniyetiyle manevi yolculuk yapardık. Mevlana hazretleri "beni mezarlıkta değil ariflerin gönlünde arayın" sözü de bunu ifade eder. Mürşidi ahirete intikal etmiş kardeşlerimize tavsiyem mürşitlerinin cesedini ve kafasındaki kurguları serbest bırakıp mürşidinin ruhaniyetini yaşayan bir arifin gönlünde aramalarıdır.

Ve ayrıca bazı kardeşlerimiz soruyor, daha doğrusu birçok kardeşimiz soruyor; soru şu:

“Daha önce tasavvuf kitaplarından öğrendiğimiz kadarıyla yedi nefis mertebesinin her birinde ayrı bir esma zikri çekiliyormuş.

(Emmarede, La ilahe illallah; Levvamede, Allah; Mülhimede, Hu; Mutmainnede, Hayy; Raziyede, Hakk; Marziyede, Kayyum; Safiyede, Kahhar)

Bu durumda hangi nefis mertebesinde olduğumuzu nerden bileceğiz ve zikirlerimize ekleme çıkarma ve değişiklikleri kim yapacak, nasıl yapacak?”

Öncelikle hemen belirtelim ki Allah’a giden yol Allah’ın yoludur ve bu yolun bir peygamberi vardır. Bakacağız o nasıl uygulamış. İslam dini birçok tarikatin aksine kendisine model uygulama olarak nefis terbiye ve tezkiyesini esas almaz. Teslimiyeti esas alır ve zaten İslam ismini burdan alır. Sevenin sevdiğine teslim olması, aşığın maşuğuna teslim olması.

Yolumuz aşk ve istiğrak yoludur. Allah’a kul olma yoludur. Allah’ın aşkına kul köle olma yoludur. Ve nefsi en kısa yoldan tezkiye edecek olan aşktır. Zira aşk hâsıl olduğunda nefis âşık olunanın haline bürünür.

Bizim yolumuzda nefse savaş açıp onunla cedelleşme daha arka plandadır. Nefsi muhatap alıp onunla uğraşmak yerine Rabbimizi zikredip onunla meşgul olmak esastır. Nefsimizi zikretmiyoruz, onunla çene çalıp kavgaya tutuşmuyoruz. Nefsi dinlememek lazım... Onu kuduz bir köpek bil! O hep havlar ve seni korkutur. Ama sen önüne bakıp yürü! Yürümeye devam et! Nefis geride kalıp sesi cılızlaşıncaya kadar… Yürümeye devam et! Sesi tamamen kesilinceye kadar…

İşte bu yürüyüşe seyr û süluk denir. Manevi yolculuk denir. Ve yoldayken arkana dönüp nefsimiz uysallaşmış mı uysallaşmamış mı diye bakmak ve onu uslandırıp ıslah edecek tedavi ile meşgul olmak bizim işimiz değildir. Bu mürşidin işidir.

Işığa doğru ilerlerken gölge ile savaşmak olmaz. Ve derviş nefsiyle uğraşmaz. Gönlüne müdahale etmez. Maneviyatı ve manevi işleri mürşide bırakmak lazım... Ona teslim olmak lazım. Biz bize söylenenleri ve bizden istenenleri yapacağız ve teslim olacağız. Maneviyat Allah dostlarının işidir. Bize düşen ise yürümek...

Her anda mürşidimiz gibi yapmaya çalışacağız. O, hayatın her saniyesini imtihan olarak görür. Her anda Rabbimizin muamelesini görür. Ve her anı kazanma vesilesi, kendini Rabbine sevdirme fırsatı olarak görür. Biz de öyle yapacağız.

Hatırladıkça Rabbini zikret! Hatırladıkça tevbe et, istiğfar et! Kendini Rabbine sevdirmek için onun dinine hizmet et! Bu, Resulullah Efendimiz’in yoludur.

Resulullah Efendimiz nefis mertebelerini ve nefis ıslahını önde tutmaz ve sahabeler bu tür şeylerle meşgul olmazlardı. Hayat baştan sona imtihandır. Allah, aşkına karşılık istiyor ve diyor ki önüne çıkardığım engelleri aş ve bana olan aşkını ispatla! Kızma, küsme, darılma! Sebepleri görme! Beni gör, benim elimi gör, benim sana olan muamelemi gör! Benim hesabımı yap! Benimle ol! Bensiz nefes alma, bensiz yaşama! Beni hesaba kat! Beni unutma! Her şeyin bana dair olsun. Zamanını, malını, canını benim yoluma harca!

Her anımız imtihandır. Ve bu hayat, aşkımızı ispatlamamız için tasarlanmıştır. Başına olumsuz şeyler geldiğinde “Allah” diyorsun, Allah'ın elini görüyorsun. Allah'ın elini gördükçe, Allah'a olan sevgini ispatlamaya çalıştıkça, acılara göğüs gerdikçe, sabredip rıza gösterdikçe, şükrettikçe Allah'a yaklaşıyorsun, Rabbine adım atıyorsun. Onun davasına yardımcı olduğun kadar, onun davasına yardımcı olurken çektiğin acılar kadar Allah’a yaklaşıyorsun. Tezkiye olup arınıyorsun.

Bununla beraber "la ilahe illallah" ve "Allah" zikirleri nefsin her mertebesinde seyrimizi hızlandırır ve Rabbimizin üzerimizdeki nimetlerini anıp sürekli şükür halinde olmak ve Rabbimizin bize olan aşkını hissetmeye çalışmak ve her halükârda "seni seviyorum" zikrini yapmak en makbul ve geçerli zikirlerdir.

Oğuz Baba 07.06.19 18:00

Eyvallah teşekkürler

bwheel11 07.06.19 19:13

39:36 ALLAH kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. ALLAH kimi saptırırsa ona bir yol gösteren bulunmaz.

Lil bin Ali 08.06.19 10:43

Alıntı:

bwheel11 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 260338)
39:36 ALLAH kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. ALLAH kimi saptırırsa ona bir yol gösteren bulunmaz.

carpıtıyorsun . islamdaki gizli anlamlarını bilmiyorsun kuranın .
o ayette kastedilen ALLAH düsmanları . sen ise ALLAH dostlarını kastediyorsun
islamda mecaz coktur .
mehdi as bir kuşa isaret edecek o kus düsecek
o kuş ucak olabilir mesela
mesela kuru bir dal alacak onu yeserticek
o kuru dal bir insan olabilir deil mi
islamda ince düsünmessen gittigin yolda ayagına cakıl tasları carpar . hemen yere yapışırsın teytey

Hal 08.06.19 13:52

Bilmediğiniz konularda yorum yapmak zorunda değilsiniz.

bwheel11 08.06.19 14:26

Alıntı:

Lil bin Ali Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 260452)
carpıtıyorsun . islamdaki gizli anlamlarını bilmiyorsun kuranın .
o ayette kastedilen ALLAH düsmanları . sen ise ALLAH dostlarını kastediyorsun
islamda mecaz coktur .
mehdi as bir kuşa isaret edecek o kus düsecek
o kuş ucak olabilir mesela
mesela kuru bir dal alacak onu yeserticek
o kuru dal bir insan olabilir deil mi
islamda ince düsünmessen gittigin yolda ayagına cakıl tasları carpar . hemen yere yapışırsın teytey

39:32 ALLAH'a karşı yalan uydurandan ve kendisine gerçek geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?
39:38 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "ALLAH" diyecekler. De ki: "ALLAH'ın dışında hizmet ettiklerinize ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki: "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinler.

Musab02 08.06.19 15:08

Alıntı:

bwheel11 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 260466)
39:32 ALLAH'a karşı yalan uydurandan ve kendisine gerçek geldiğinde onu yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?
39:38 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "ALLAH" diyecekler. De ki: "ALLAH'ın dışında hizmet ettiklerinize ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki: "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinler.

Biz bu arkadasa soyledik dedik mealcilik yapma yeni yeni kopyala yapistir yapmayi ogrenmis iste fikri zikri yok begendigi meali kopyalayip buraya yapistiriyor.

bwheel11 08.06.19 20:58

Alıntı:

Musab02 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 260471)
Biz bu arkadasa soyledik dedik mealcilik yapma yeni yeni kopyala yapistir yapmayi ogrenmis iste fikri zikri yok begendigi meali kopyalayip buraya yapistiriyor.

39:45 ALLAH tek başına anıldığı an ahiret gerçeğini onaylamayanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O'nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

ebu ubeyde bin cerrah 08.06.19 21:02

mealciler hepsi pıtpersrtler ve müşrikler hakkında inmiş ayetleri müslümanlara tarikatlere uygulamaya pek meraklılar çünki amaç baaştan bellidir ve o amaşladıkları sonuca ulaşmak için tüm ümmeti müşrik olmakla itham ederler.
bahse konu ayetlerde müşriklerin putlara tapmaları konu edilmekte ve putların hiç bir şey yapmaya muktedir olmadıkları beyan edilmektedir.
bilmezki akli evvel tarikatlerde mürşidlere bırakın tapınmayı bunu ima edecek en ufak bir emare bile olması o tarikatı islam dışına çıkarır buda batıldır. müslümanlar hocasına mürşidine saygı gösterir.yol yordam öğrenir edep terbiye öğrenir.
işte mealcilerin tamda tamda tahammül edemedikleri şey bu islam terbiyesidir.ku ran maskesiyle 1400 yıllık islam medeniyetini çöpe atıp yeni bir din kuram havesidirki buda bir ingiliz yahudi projesinden başka bir şey değildir.

bwheel11 08.06.19 21:43

Sen ve senin gibi dusunenlerin problemi o musrik ve putperest dedigin insanlarin nasil inandigini bilmemen. Halbuki Kuranda acik acik yaziyor. Hangi meali okursan oku.

29:61 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi?" diye sorsan, "ALLAH" diye karşılık verecekler. Öyleyse neden sapıyorlar?

39:38 Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "ALLAH" diyecekler. De ki: "ALLAH'ın dışında hizmet ettiklerinize ne dersiniz? ALLAH benim için bir zarar dilese onlar O'nun zararını giderebilir mi? Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi? De ki: "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinler.

Yalniz ALLAH'a inanmakla kalmiyor ayni zamanda hayir/serrin ve rizkin da ALLAH'tan geldigine inaniyorlardi.

10:31 De ki: "Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? İşitme ve görme duyularınızı kim kontrol ediyor? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Tüm işleri kim yönetiyor?" "ALLAH" diyecekler. De ki: "Öyleyse neden erdemli davranmıyorsunuz?"

Biraz atalarinizin dinini sorgulayin. Her size satilani kuru kuruya kabul etmeyin.

Musriklerin Kurandaki klasik savunmasini yapiyorsun farkinda degilsin. "Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara hizmet ediyoruz" (derler)

Sununla senin savundugun seyi dusun bir bugun karsilastir bakalim. Neden sozde mursid, evliya pesindesiniz bu kadar. Oyle ya sana sorsam bunu sen de aynen sunu diyeceksin:

"Onlar bizi ALLAH'a daha fazla yaklaştırsın diye biz onlara hizmet ediyoruz" (derler).

Senin Islam terbiyesi dedigin atalarinin dini. Islam'i ogrenmek icin tek kaynak Kuran'dir.

Musab02 08.06.19 23:17

İyide senin ornek verdigin ayet tarikate uymuyorki mevlanin siddiklarla beraber olun ayetine uyuyor biz murside seyh e hizmet etmiyoru mursidin isi twblig dir bizde o teblig halkasinin icine girmeye calisiyoruz. Hala mealcilikle devam ediyorsun. Seyh den birsey istemek “yanliz senden isterim” ayetine tersdir bu yuzden biz buna karsiyiz seriatin disinda ne varsa biz buna karsiyiz. Sizin hazmedemediginiz bu insanlarin birlik icinde olmasi. Toplanin bakim topunuz kac kisisiniz de bi gorelim.

bwheel11 09.06.19 00:40

Sadece teblig oyle mi? Demek bu veli dediklerin normal insanlar gibi oyle ya? Hic tertemiz bu tarikatler.

Vekiller Lehvi Mahfuzu görebilirler (Ruhul Furkan c.1 s.18)

70 bin kelime-i tevhid getiren cennete gider (Ruhul Furkan c.1 s.18)

Elimizden geldigi muddetce, canimizda can oldugu muddetce, o aileye kole olacagiz... O aileye biz basimizi yere koyacagiz butun gavs cocuklari bizim basimiza basip gececekler. Biz de siz de omrumuz boyunca gavsin evlatlarina kolelik yapacagiz, yapmaya da mecburuz. (Seyda Feyzettin (Menzil))

Kim Nakşibendi'nin Halidi kolundanım derse ona azap edilmez. (Cübbeli Ahmet)

Abdulkadir Geylani yediği tavuğu diriltmiştir (Gunyetul Talibin)

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Bak bak hikayelere bak.

Kafile, oradan ayrılıyor memleketlerine giderken, bir gece vakti hırsızlar, yol kesiciler, eşkıyalar bunları soyuyor. Ve bu arada kervanda bulunan insanların tamamı ‘Allah Allah’ diye bağırıyor, Allah’tan yardım istiyor. Ama bu arada müritlerinden birisi Ebul Hasan Harakani hazretlerinin tavsiyesini hatırlıyor, ‘Ne olur Ebul Hasan hürmetine bizi kurtar’ diye dua ediyor. Ve sabah olduğunda bakıyorlar ki herkes soyulmuş, herkesin malı mülkü, eşyası alınmış, ‘Ya Ebul Hasan’ diyen kişiye hiçbir şey olmamış. Sabah olduğunda tekrar hazrete gidiyorlar diyorlar ki, ‘Efendim biz Allah dedik soyulduk, bu Ebul Hasan dedi kurtuldu. Bunun sebebi nedir, hikmeti nedir?’ Ebul Hasan Harakani hazretleri şu cevabı veriyor, ‘Evlatlarım’ diyor ‘ben size söylemiştim. Siz isyan ettiğiniz için günah işlediğiniz için Allah Celle Celalühu sizin duanıza icabet etmez. Ama o beni aracı yapınca ben Allah’a dua etim, Allah Celle Celalühu benim duamı kabul etti’ buyuruyor.” [Semerkand TV Regaib Kandili Ozel Programi, cok istiyorsan atayim linkini de]

Azrail Mahmut Efendi'nin canini almaya geldi, ben simdi gelmek istemiyorum dedi. (Cubbeli Ahmet)

Daha devam ederim de okumaya gucun yetmez. Islam terbiyesiymis de yok hazmedemiyorlarmis da. Senin Islam terbiyesi dedigin atalarinin dini. Amerikada dogsaydin hristiyan, Hindistanda dogsaydin Hindu olup ayni seyleri yine soyleyecektin.
En azindan su rezillikleri Islam'a bagdastirmayin.

Lil bin Ali 09.06.19 13:09

mehdinin işi daha zor olacak . peygamberimiz zamanında aya yıldızlara tapıyorlardı . mehdinin zamanında onunla kuran üzerinden savasacaklar .
kuranın neresinde yazıyor diyecekler . bizler bir yere kadar savasabiliriz .
kuranın zahiri hz muhammed batını mehdi asdır . onun evladıdır . sana cevap verecek odur bizler deil . en iyi cevabı o verir . :)
islamı diriltecek odur . sahte tarikatleri bitirecekte odur . ama menzile dokunmaz .

Hal 09.06.19 14:03

Mürşid-i kamil kul ile Allah arasına girmez; kul ile nefsi arasına girer, kul ile şeytan arasına girer. Biz Allah'ın ruhuyuz ve Allâh ile aramızda bir ara yoktur ki Mürşid-i kamil araya girebilsin.

"Kullarım beni sorarlarsa ben yakınım." BAKARA:186

Allah ruhumuza yakındır ama biz ruhumuza uzağız.
Allah bize şahdamarımızdan daha yakındır ama biz şahdamarımıza uzağız.

Allah kuluna şahdamarından daha yakındır ve kul ile Allah arasında perde yoktur. Fakat dünya sahnesinde insan, Allah'a kul olma halini kaybederek hevasına kul olan nefis halini almıştır.

Şahdamarımız bizim can damarımızdır, bizim hayatta oluşumuzdur ve Rabbimiz bize şahdamarımızdan daha yakındır; yani canımızdan da, hayatımızdan da daha yakın. Hakikatimiz...

Allah bizim hakikatimize yakındır, hatta O bize en yakın olandır. Ruhumuz ilahi nefhadır ve O her an rabbini zikir halindedir.

Fakat biz hakikatimiz olan varlık olmaktan uzaklaşmışız; hayali, vehmi, sanal bir kişilik olmuşuz, sahte bir benlik ve kişilik olarak ruhumuzunkinden farklı istek ve hedeflere, düşünce ve temayüllere sahibiz.

Ve bu, biz değiliz, biz kendimiz olmaktan çok uzaklaşmışız.
Evet, biz kendimizden çok uzaklaşmışız. Kendimize yakın olursak Rabbimize de yakın olur ve o yakınlık duygusunu tadarız, hissederiz.

Manevi yolculuk yani seyrû sülûk kendimize geri gelme yolculuğudur. Kendimizi bulma yolculuğudur. Hakikatimizi bilme, bulma ve hakikatimiz olan ruh olma yolculuğudur.

Şu an nefsimiz ve onun hevası bizi rabbimizden perdeliyor. Rabbimizle aramızda nefis perdesi var ve Resulullah Efendimiz nefsin yetmiş bin perdeden oluştuğunu söylemiştir.

Yani seninle gerçek sen arasında yetmiş bin perde var ve bunlar aralanmadan, aradan çıkmadan sen hakikatte kim olduğunu, asli hüviyetini bilemeyeceksin.

Manevi yolculuğun sonunda kendine ulaşacak ve kendini bulacaksın. Kendini bulduğun aynı yerde, aynı anda rabbini de bulacaksın.

Çünkü Resulullah Efendimiz dedi: Kim nefsini tanıdı, o rabbini tanıdı.

Şu an "ben" dediğimiz vehmi varlığımız, özümüzden, öz benliğimizden mesafe olarak yaşadığımız yıllar kadar uzaklaşmış ve rabbimizle olmadığımız her an ister kabul edelim ister etmeyelim şeytanla beraberiz. Yıllarca şeytan o kadar bizimle biz arasına girmiş ve her istediğini bize yaptırmış ki onun istek ve arzularını kendi istek ve arzularımız olarak görüyoruz. Kendimizi ondan ayıramıyoruz. Hatta onu göremiyoruz. Ve hatta onun varlığına bile gerçek manada inanmıyoruz.

Kendimizi Allah'tan ayrı ve uzak hissetmemizin nedeni kendimizden ayrı ve uzak olmamızdır.

Ve Allaha yakınlık yani kurbiyet, iki cisim arasındaki mesafe yakınlığı gibi değildir; bilakis iki rengin, iki sesin, iki kokunun, iki tadın birbirine yakınlığı gibidir.

"Biz size şahdamarınızdan en yakınız." KAF:16
"Biz ona sizden daha yakınız." VAKIA:85
"Kullarım beni sorarlarsa ben yakınım." BAKARA:186

Bu ayetlerde yakın, daha yakın ve en yakın manasında "karib" ve "akreb" kelimeleri kullanılır. Allah bize karibdir ve akrebdir ama biz ona karib değiliz. Çünkü biz kendi hakikatimize karib değiliz. Bu manada kendisine ermiş, kendisini bulmuş ve kendisi olmuş olan insan gerçek insandır, hazret-i insandır.

"Onlardan önce kaç kuşağı kendilerine dönmediğinden dolayı helak ettiğimizi görmediler mi?" YASİN:31

O şimdi kendisidir ve kendisine en yakındır. Böylece rabbine de çok yakındır, en yakındır. Öyleki artık gözlerinden bakıp görenin rabbi olduğunu bilir, kendisinde işitenin, konuşanın, tutanın, yürüyenin, dileyenin, yapanın, edenin, işleyenin rabbi olduğunu bilir.

Fakat rabbimiz kendi hakikatini bulmuş olan arif kulunu "karib" olarak vasıflandırmaz, ona "mukarreb" der. Yani yakınlaştırılmış... Çünkü sen kendin kendine yakın olamazsın. Sen "ben" derken, onun sen olduğuna inanırsın yoksa sen olmadığına inanarak ben diyemezsin ki! Ben derken kendini kast ediyorsun ama kast ettiğin senin hakikatin değil. Zira senin hakikatin Hak'tır. Hak hepimizin hakikatidir ve özümüzdeki hak, rabbimizdendir. Hatta rabbimiz hakkın ta kendisidir.

"Hak senin rabbindendir." BAKARA:147

"Şunlar kitab'ın ayetleridir ki sana Hak olan Rabbinden indirildi." RAD:1

Zihnimiz, şuurumuz kendisini haktan ayrı görür, rabbinden ayrı bir varlık olduğunu zanneder. Fakat Allah'ın resullerinin özündeki hak, şuuruna gelmiştir, şuuruna inzal ve irsal olmuştur. Bu yüzden onlar için ayetlerde "onlar hak ile ve hak olarak gelmiştir" denilmektedir. Onların iki tane benliği yoktur. Vehmi olan sanal benlikten kurtuldukları için hakikatleri olan hak ile insanlara gelirler.

Resuller hak olarak gelirler ve rabbimiz adına insanları hakka davet ederler. Ve bu hak gaib olan hak değil, resule inzal olan haktır. Ve iman eden resuldeki hakka iman eder, resulün rabbine iman eder. Kendi hayalindeki ilahı, rabbi bırakıp resulün rabbine tabi ve teslim olur. Bu yüzden resule iman Rabbimizin kırmızı çizgisidir.

Resul üzerinden hak olarak geldiğinde mutlak teslimiyet, itaat, muhabbet, hizmet ve aşk ister.

"Ey insanlar! Resul size hak olarak rabbinizden gelmiştir." NİSA:170

"Ve senin haberini soruyorlar: O hak mıdır? Söyle: Evet, ve rabbimdir. Muhahhak ki o kesinlikle haktır ve siz onu acze düşüremezsiniz." YUNUS:53

"Ve keşke onları rablerinin karşısında duruyorken görseydin. Dedi: Bu hak ile değil mi? Dediler: Evet ve rabbimiz. Dedi: O halde inkar etmenizden dolayı tadın azabı!" EN'AM:30

"Rabbimizin resulleri hak ile gelmişti."ARAF:43

"Peki, rabbinden sana indirilmiş olanın hak olduğunu bilen kişi o kör gibi midir? Ancak gönül sahipleri tezekkür eder." RAD:19

"Katiyyen size Hak ile gelmiştik ve fakat çoğunuz hakkı hoş karşılamazsınız.” ZUHRUF:78

Resulullah Efendimizin adı ile inen Muhammed Suresinde bakın rabbimiz onu nasıl tarif ediyor;

Muhammed:2-3

"Onlar ki iman ediyorlar ve salih amel işliyorlar ve Muhammed’in üzerine indirilene iman ediyorlar ve o Rabblerinden olan hak’tır, kötülüklerini kendilerinden örttü ve hallerini düzeltip ıslah etti. Bu, kafirlerin batıla tabi olması ve iman edenlerin, Rablerinden olan hakka tabi olmaları sebebiyledir. İşte Allah insanlara misallerini böyle verir.

Resulullah Efendimizin buyurduğu "nefsini tanıyan, rabbini tanımıştır" sözüne ithafen sufiler "çekilirsen aradan geri kalır yaradan" demişlerdir. Ve zaten ayet-i kerimede nefsimizin hakikatinin rabbimiz olduğu açıkça ifâde edilir.

Ruhlar aleminde bezm-i elestte rabbimiz bize asli varlığımızı yani nefsimizi gösteriyor ve biz onu müşahede ediyoruz. Rabbimizin nefsimizi kendisinden var ettiğini görüyoruz ve kendi hakikatimiz olan rabbimizin cemaline bakarken onun aşkıyla sarhoş bir halde nefsimiz yani rabbimiz bize soruyor:

"Ben sizin rabbiniz değil miyim?"

O an hem aşık, hem sarhoş, hem şaşkın, hem de hayret içinde, vecd ve istiğrak halinde rabbimizin nefsimiz olduğuna şahit olarak "belâ" diyoruz, buna şahidiz diyoruz, hakikatte kim olduğumuzu gördük diyoruz.

Ayetten okuyalım;

"Ve hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onlara nefislerini müşahede ettirmişti. ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ Onlar dediler: ‘Evet, şahid olduk’ Kıyamet günü ‘biz bundan habersizdik’ demeyesiniz.

İnsan rabbine rücu etmek için burada. "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" ayeti bunu ifade eder. Biz Allah'a aidiz ve biz ona rücu ediciyiz.

Biz Allah'ın ruhuyuz ve Allah, Adem'in beden kalıbına kendi ruhunu üfleyerek insanı yarattı ki ruh, Rabbimizin emrindendir ve Rabbimizden gayrı değildir.

Ruhumuzla rabbimiz arasında bir ara yoktur. Bu yüzden birinin araya girmesi de mümkün değildir. Mürşid-i kamil evet aracıdır ama seninle Allah arasında değil; seninle nefsin arasında.

O, sohbetiyle ve manevi tasarrufuyla sana kim olduğunu sürekli hatırlatacak, Allah'ın ruhu olduğunu sana tattırıp yaşatacak. Nefsini tezkiye edecek.

Ruhumuza yakın olduğumuzda rabbimizle aramızda hiçbir perde olmadığını göreceğiz inşallah.

Musab02 09.06.19 14:34

Daha devam ederimde gucun yetmez ne demek?



Vekiller lehfi mahfuzu gorebilirler ruhulfurkan demissin kaynak olarak. Ruhul furkan kuran tefsiridir tasavvuf kitabi degil biraz arastirinca sagdan soldan kopyalayip yapistirdigin ortaya cikiyor.

Hadislerin bile sahihligi tartistisilir ve kaynak aranirken bana cikip su sunu yapmis bu bunu yapmis gibi mesnetsiz kaynaklarla gelme.

70 bin kelimeyi tevhid getiren cennete girer meselesi herkez bilirki kul hakkini Allah affetmez zatinin sifatlarina tersdir. Evliyalar peygamlerden hasa yuce degildir ki bunlari gunahsiz hatasiz kabul edelim. Kaldiki peygambere kurani kerimde azarlama kinama vs vardir evliya kim ki her yaptigindan dosdogru bisey bekleyelim. Sen meale bakarak 100 yaniliyorsan cemaatler bir arada Allah i zikrederek 10 yanilir. İnce bi cigiyi kaciriyorsun benim seyhim gunah islemez hata etmez ona tani olan a ates degmez demek sirk gibi biseydir ve bi bunu kabul ediyoruz. Ama sen ileri gidip kerameti de inkar ediyorsun ben kalkip sana gormedigim bilmedigim kerameti mi savunacagim hayir bu ahmaklik olur ben sadece derim ki abdulkadir geylani hazretleri ne Allah bu kerameti gostermisse onun yuceligindendir Abdulkadir geylani den degildir olabilirde olmayabilirde derim gecetim.

Aileye kole olmasina gelince bir insan islam a hizmet ediyorsa bende o insana hizmet ederim coluk cocugumun haklarina oncelik vererek tabi. Mursid hizmet ediyor oglu yanlis bir is yapiyorsa ona hizmet etmem luzum etmez Allah islah etsin nasipsiz der gecerim ama bu benim isim degil.

Kisacasi tarikat tasavvuf cem olmak cemaat olmak dir bana gore birbirimize Seriat olcusunde Allah i hatirlatmakdir o cemaat bu cemaat seriatten dusmedigi surece absurt ler olmadigi surece basimizin ustunde yeri var.

Ve delikanli islam a en buyuk zarari senin gibi klavyeciler veriyor emin ol tovbe et kopyala yapistiri birak kendi fikirlerin olsun. Allah senide benide islah edip dosdogru yoluna ulastirsin biz bilmeyiz Allah bilir.

bwheel11 10.06.19 04:04

Ruhul Furkan Kuran tefsiri evet, eger parantez ici yorumlardan okuyabilirsen Kuran'i tabii. Onemli olan ne oldugu degil kim tarafindan yazildigi.

Ben demiyorum bu Ruhul Furkan tefsirinin "peygamber tarafindan onaylandigini".

"Ruhul Furkan tefsirinin misli yok. Bunu okuyanin diger tefsirleri okumasi gerekmez. Ruhul Furkan tefsirini yazmayi bize Resulullah emretti. Ruhul Furkan tefsirinde yazilanlarin her biri, Resullullah AS'a arzediliyor, sonra yaziliyor." (Kaynak: Mahmut Usta Osmanoglu Hazretlerinden Duyulan Hikmetli Sozler, sayfa 84).

Kuranla nasil celistigi icin: 21:8 Onları, yemek yemeyen bedenler olarak yaratmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.

Ruhul Furkan bastan asagi hurafe ve sirk dolu. Ne 10 hatasi bastan asagi hata. Bunlar sizi dert olmuyorsa, ete kemige burundu Mahmut diye gorundu diyenlere siz eyvallah diyorsaniz deyin, ben demiyorum. Demeyecegim de.

Evliyalar Resullullahtan buyuk degil demissin. Peygamber Kurandan baska mucize mi getirdi ki evliyalar keramet ehli olsun?

29:50 "Ona Rabbinden bir mucize inmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Mucizeler ALLAH'ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

"Ustadina Allah'tan fazla teslimiyet gostermeyen asla murit olamaz." (Feriduddin Attar - Tezkiret-ul Evliya)

"Ister uyuyorken, ister uyanikken seyh Allah'in huzuruna girip cikabilir. Murit buna inanmak zorundadir (...) Murit seyhine oylesine bir teslimiyet gostermelidir ki murit kendini seyhinin elinde bir olu gibi kabul etmeli ve seyhini de olu yikayicisi gormeli." (Muzekkin Nufus - Esrefoglu Rumi)

Bu sacmaliklar iste tasavvufun ana kaynaklari. Cikip birisi reddiye yapsin sufilerden bu kaynaklara desin bunlar bizim ana kaynaklarimiz degil.

Gormemekte israr edenlere yapacak cok birsey yok.

Reis 13.06.19 14:28

“Onlar Allah'ın cemaatidir. Dikkat edin kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın cemaatidir.” (El – Mücadele, 58/22)

Caritas 12.07.19 18:44

Tövbe almak yok !!!! Sadece tasavvuf ,tarikat ,rabıta,mürşidi kamil var

mtcan 13.07.19 10:08

Allah razi olsun


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:22.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148