Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Tasavvuf & Tarikatler > Tasavvuf Sohbetleri


Doğruluk (es-Sıdk)


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 26.10.24, 11:43
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 30.11.19
Bulunduğu yer: Dunyada
Mesajlar: 137
Forum Puanı: 24
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Doğruluk (es-Sıdk)

DOĞRULUK

Doğruluk (es-Sıdk), Adâlet ve Yiğitlikten Meydana Gelmiştir. Sana Bâtıl ile Gelenin, Yanından Bir Hak ile Dönmesidir. Şöyle ki, Birinden Sana Bir Yalan Aktaran Kişi, Seni Tahrik Eder. Sen de Ona Cevap Verirsin. Böylece Doğru (Yalanı Doğrulanmış) Olarak Senden Ayrılır. Bundan Sakın ve Sadece Doğru Olduğuna İnandığın Kimsenin Sözüne Cevap Ver.

Yalandan Daha Kötü, Çirkin Bir Şey Yoktur. Küfrün Türlerinden Biri Olan Bir Ayıp Hakkında Başka Ne Düşünülebilir? Her Küfr Bir Yalandır. Yalan Cinstir; Küfr Onun Altında Bir Nevdir. Yalan; Zulüm, Korkaklık ve Bilgisizlikten Doğar. Zirâ Korkaklığı Nefsin Rezilliği Doğurur. Yalan Söyleyen Kişi, Rezil Bir Nefse Sahip Olan Biridir ki, O Övülen İzzetten Uzaktır. İnsanların, Sözleri Bakımından Kendilerini Merkeplerden, Köpeklerden ve Böceklerden Ayıran Üç Gruba Ayrıldıklarını Gördüm.

Birincisi, Sözlerin Ne Anlama Geldiğini Düşünmeden Konuşan Kimselerdir. Bu Tür İnsanlar, Bir Hakkı Müdafaa Etmek veyâ Bir Bâtılı İnkâr Etmek Gibi Bir (Amacı) Olmaksızın, Diline Gelen Her Şeyi Söylerler. İnsanların Çoğu Böyledir.

İkincisi, Kendinin Doğru Olarak Bildiği Bir Şeyi (Haklı) Göstermek, Bâtıl Olarak Vehmettiği Bir Şeyin de (Yanlış) Olduğunu Savmak İçin Konuşan Kimselerdir. Bu Tür İnsanlar, Hakîkâti Ortaya Çıkarma Talebiyle Değil, Sadece İnatçılığın, Münakaşanın Gereği Olarak Konuşur. Bunlar da Çoktur Fakât Birinci Gruptakilerden Daha Azdırlar.

Üçüncülere Gelince, Sözü Yerli Yerinde Kullanan Kimselerdir. Bunlar Çok Nâdir Bulunan Maddelerden Daha Değerlidirler.

Hakk Râzı Olmayan, Gerçeği İçine Sindiremeyen Kimse Kaygıdan Kurtulamaz. Son Derece Övülen de, Son Derece Yerilen de Oldukça Rahattır. Birincisi Dünyâyı Terk Eden, İkincisi ise Hayâyı Terk Edendir. Dünyâdan El Etek Çekme(nin Önemini Anlamak İçin) Her Bir İnsanın Her Gece Uyuduğunda, Uyanıkken Özlem Duyduğu, Kendisine Özlem Duyulan Herkesi ve İstek Duyduğu Her Şeyi Unuttuğunu Hatırlamak Yeterlidir. Bu Durumda İnsanın Ne Çocuk Ne Aile Ne Makam Ne Konfor Ne Uzlet Ne Fakirlik Ne Zenginlik ve Ne de Musibeti Hatırlamadığını Görürsün. Aklı Olan Kişiye Öğüt Olarak Bu Yeterlidir.

Yüce Allah’ın Evrene Koyduğu Kanunlardan Biri, Kendisine En Çok İhtiyaç Duyulan Şeylerin Kolayca Bulunuyor Olmasıdır. Bu Konuda Su ve Ona Benzer İhtiyaçları Düşün(men Kâfidir). Buna Karşılık, Kendisine Fazla İhtiyaç Duyulmayan Şeylerin ise Çok Değerli Olmamalarıdır. Bu Konuda da Kırmızı Yakût ve Daha Az Bulunan Madenleri Düşün(men Kâfidir).

İnsanlar, Sıkıntıya Düştükleri Şeyler Hususunda Çölde, Vahada Yürüyen Yolcuya Benzerler. Bu Yolcu Ne Kadar Mesâfe Kat Etse, Karşısına Yeni Mesâfeler Çıkar. (Bunun Gibi Sıkıntıya Düşen) Kişi de, Ne Zaman Bir Sebebi Yerine Getirse, Yeni Sebepler Ortaya Çıkar.

“Akıllı Kişi Dünyâda Sıkıntı Çekmektedir” Diyen de “Akıllı Kişi Dünyâda Rahat İçerisindedir” Diyen de Doğru Söylemiştir. Akıllı İnsanın Dünyâda Sıkıntı Çekmesi, Bâtılın Yayıldığını ve İdâreyi Ele Geçirdiğini ve Bunların Arasında Hakkın Ortaya Çıkmasının İmkânsız Olduğunu Görmesindendir. Akıllı İnsanın Dünyâdaki Rahatına ise Diğer İnsanların Çok Önemsediği Şeyleri Onun, Dünyânın Fuzûli, Önemsiz Şeyleri Olarak Görmesidir.

Kötü İnsanların Meclislerine Muvafakat Etmekten Sakın! Az Dahi Olsa, Dünyâ ve Âhiretine Zarar Verecek Hususlarda Oturup Kalktığın ve Birlikte Yaşadığın Kişilere Müsamaha Etme. Zirâ (Bunun Yolunu Açarsan) Pişmânlıktan Başka Bir Kazanç Elde Edemezsin ki, Artık Bu Durumda Pişmânlık da Sana Fayda Vermez. Böyle Bir Durumda Müsamaha Gösterdiğin Kişi Bile Seni Övmez. Bilâkis Seninle Alay Eder. Onun Bu Konuda Yapacağı Asgarî Şey, Senin Başına Gelecek Kötü Akıbet ve Fâsid Sonuca Karşı Kayıtsız Kalmaktır.

Az Dahi Olsa Dünyâna ve Âhiretine Zararı Olmayan Konularda, Oturup Kalktığın ve Birlikte Yaşadığın Kişilere Muhalefetten Sakın. Zirâ Bununla Üzüntü, Karşılıklı Nefret ve Karşılıklı Düşmanlıktan Başka Bir Şey Elde Edemezsin. Belki de Bu, Asla Fayda Sağlamayacak Karşılıklı Problemlere ve Büyük Zararlara Yol Açar.

Eğer İnsanları Darıltmak ile Allah’ı Darıltmaktan ya da Halkın Nefretini Kazanmak ile Hakk’ın Nefretini Kazanmaktan Başka Bir Seçeneğin Olmazsa, İnsanları Darılt ve Onların Nefretini Kazan Fakât Rabbini Asla Darıltma ve O’nun Nefretini Celp Etme.

Cehâlet, Günâh ve Rezalet Ehline Öğüt Vermede (Va’z) Peygamber Sallallâhû Aleyhi ve Sellem’e Uymak Vâcibdir. Bunlara Eziyet Verecek Ufuklarını Karartacak Şekilde Va’z Eden, Hatâ Etmiş ve Hazreti Peygamberin Yolunun Dışına Çıkmış Demektir. Bu Konuda Isrârcı Olan Vâiz, Öğüt Verileni Genellikle İnatçılık ve Kızgınlığa, Karşılıklı Hiddet ve Öfkeye Sürüklemiş ve Böylece de Öğüdüyle İyilik Değil, Kötülük Etmiş Olur. En Açık ve En Faydalı Öğüt Verme Şekli Müjdeleme, Tebessüm ve Yumuşaklıkla ve Sanki Bir Görüşe İşâret Ediyor imiş Gibi, Öğüt Verilende Var Olan Bir Şeyi Başkasına Bildiriyormuş Gibi Öğüt Vermektir. Eğer Bu Yöntem Etkili Olmuyorsa, Utandırmaya Başvurmak ya da Onun Tek Başına Olduğu Bir Yerde Telkinde Bulunmaktır. Şâyet Bu da Etkili Olmuyorsa, Öğüt Verilenin Kendisinden Utanacağı Bir Kimsenin Yanında Bu Telkini Yapmaktır. İşte Yüce Allah’ın Nâzik ve Müşfik Olunmasını İstediği Emrinin Edebi de Budur.

Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Öğüt Verirken, Öğüt Verilenleri Birebir Muhatap Almaz ve Şöyle Derdi, “Bâzı İnsanlara, Topluluklara Ne Oluyor ki Şöyle-Şöyle Yapıyorlar...” Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Nezâketle (Rıfk) Öğütte Bulunmayı Övmüş, Kolaylaştırmayı Emretmiş ve Nefret Ettirmekten de Sakındırmıştır. O, İnsanları Azâb ile Uyarırken de Müşfik idi. Yüce Allah Şöyle Buyurmuştur; ...Şâyet Sen Kaba, Katı Yürekli Olsaydın, Hiç Şüphesiz Etrâfından Dağılıp Giderlerdi [Âl-i İmrân, 159.].

Sertlik ve Şiddet Ancak Allah’ın Hadleri Konusunda Gereklidir. Özellikle Hükmü Uygulayacak Kimse İçin, Bu Konuda Yumuşaklık Yoktur. Öğüt Verirken, Aynı Zamanda Kötünün Yanında Onun Yaptığının Tersini Yapan Kimseyi Övmek de Faydalıdır. Bu, Kişiyi İyi Fiiller Yapmaya Dâvet Eder. Övgüyü Duyan Kişinin Buna Tâbi Olması Dışında, Övülme Sevgisini Bir Erdem Olarak Görmemekteyim. Bundan Dolayı Erdemlerin ve Erdemsizliklerin Kaydedilmesi Gerekir. Böylece Onları İşiten, Başkasında Etki Bırakan Kötülükten Nefret Edip, Kendisinden Öncekilerden Nâkledilen İyiliklere Yönelsin, Onun Geride Bıraktıklarından Öğüt Alsın.

Gök Kubbenin Altındaki Her Şeyi Düşündüm ve Uzun-Uzun İnceledim. Ondaki Canlı ve Cansız Her Şeyin Kendine Ait Bir Tabiata Sahip Olduğunu, Güçlü Olması Hâlinde Başka Türlerin Niteliklerini Çıkarıp Kendi Sıfatlarına Büründüğünü Gözlemledim. Nitekim Erdemli İnsanın, Tüm İnsanların Erdemli Olmalarını, Erdemsiz İnsanın da Bütün İnsanların Erdemsiz Olmalarını İstediğini ve “Ben Şöyle Bir İş Yapıyorum” Diyerek İnsanları O İşe Teşvik Ettiğini Görürsün. Aynı Şekilde Her Görüş (Mezhep) Sahibi, Bütün İnsanların Kendisiyle Aynı Görüşte Olmalarını İstemektedir. Bunu Unsurlarda (Anasır) da Görürsün. Bir Kısmı Bir Kısmına Gâlip Geldiğinde, Onu Kendi Türüne Dönüştürmektedir. Ağacın Terkibinde de Bu Görülür. Bitkilerin ve Ağaçların, Su ve Toprağın Nemi ile Beslenmelerinde ve Bu İkisinin Onları Kendi Türlerine Dönüştürmelerinde de Bunu Görürsün. Bunu Yoktan Var Edip Tedbir Eden, Bütün Eksikliklerden Münezzehtir. O’ndan Başka İlâh Yoktur.

Yaratıkların Çokluğu ve Bunların Herhângi Birinin Bir Diğerine, Herhângi Bir Konuda, Aralarında Bir Fark Olmadan Benzediğini Görememen, Allah’ın Kudretinin İhtişamındandır. Uzun Yaşamış Seksen Yaşlarında Bir Adama, Tek Bir Noktada, Aralarında Hiçbir Fark Olmayan, Tamamen Birbirlerine Benzeyen Yüzler Görüp Görmediğini Sordum. O, Şöyle Cevap Verdi; Bilâkis Her Bir Yüzün Bir Farkı Vardır. Bütün Evrende de Bu Böyledir. Nesneleri ve Bütün Birleşik Cisimleri Düşünen ve Bunlara Tekrar-Tekrar Bakan Bunu Bilir. Zirâ O Bunu Yaptığında, Onları Birbirinden Ayırt Eder ve Bir Kısmının Bir Kısmından Nefsin Tanıdığı Farklarla Ayrıldığını Bilir Fakât (Farklılıkların Tümünü) Dile Dökemez. Mukadderatı Sonsuz Hâkim ve Aziz Olan Allah, Eksikliklerden Münezzehtir.

Dünyânın Acayipliklerinden Biri de, Kötü (Fâsid) Emellerin Kendilerini Kuşattığı Bir Grup İnsanın, Önce Nefislerini Yormadan ve Daha Sonra da Kaygı ve Günâh Kazanmadan Bu Kötülükleri Elde Edememeleridir. Başkalarının Helâk Olmasına Yol Açtığını Bildikleri Hâlde, Gıda Maddelerinin Pahalanmasını veyâ Kendilerinin Menfaati Olduğu İçin Başkalarına Zarar Verecek İşlerin Olmasını Temenni Edenler Gibi... Oysa Onların Bu Şekildeki Temennileri, Temenni Edilen Şeyin Gelişini Vaktinden Önceye Almaz. Zirâ Yüce Allah’ın İlminde Olmayan Şey, Meydana Gelemez. Oysa İnsan Buna Karşı Hayrı ve Bolluğu Temenni Ederse, Bir Göz Açıp Kapama Kadar Bile Nefsini Yormadan Ecir, Rahat ve Fazîlet Elde Eder. Öyleyse Fayda Sağlamayan Bozuk Ahlâka Siz de Hayret Edin.

[el-Ahlâk ve’s-Siyer Fî Müdâvâti’n-Nüfus (İbn Hazm)]

Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:53.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com