Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Tasavvuf & Tarikatler (https://www.havasokulu1.com/tasavvuf-tarikatler/)
-   -   Makami'l Esra (https://www.havasokulu1.com/tasavvuf-tarikatler/103750-makamil-esra.html)

HâmûŞî 19.03.26 11:53

Makami'l Esra
 
Vezirlik Semasi / İlk Sema (Adem)

Salik der ki: Benim için cisimler seması açıldı. Orada Adem (a.s.)in ruhaniyetinin
sırrını gördüm. Sağında öncesizlik karanlığı, solunda yokluk karanlığı. Bir sevgili kucakladı
beni. İşini sordum, cevap olarak şöyle dedi: Ey oğlum! Batı memleketlerinden yola çıktım,
Yesrib şehrine gitmek için. Kırk gece yol aldım. Koyu karanlıkta kuyruğunu yerde
sürdürenin yürüyüşü gibi. Oraya varınca, ümit bağladığım bütün sebepler ortadan
kalkınca, bazı yoldaşlarıma, çok yakın arkadaşlarıma dedim: memleketinizde kast edilen
bir zengin veya önünde oturulan bir müderris var mı?

Bana dediler ki: Orada çok çetin araştırmalar yapan, iyi münazara eden bir müderris
var. Nakilleri sahih ve verdiği haberler doğrudur. Künyesi Ebu'l Beşer'dir. Ay mescidinde
ders veriyor. Olağanüstü işleri var. Seninle onun arasında da perde yoktur.... Bunun
üzerine sarıktan çözülen bir ip gibi veya bir yükten ve ağırlıktan kurtularak hafifleyen biri
gibi aşağı indim. Ders esnasında yanına vardım. Nefsinin ruhaniyetinden inme iznini
istedim. Birden parlak yüzlü, açık sözlü bir ihtiyar çıktı karşıma. Bana saygı sunmak üzere
ayağa kalktı. Onur bahşederek beni oturttu. Beni ikramla oturtunca yanındakilere, "bu
benim ailemdendir", dedi. Derhal gözlerini bana diktiler. Beni kardeşleri ve yardımcıları
olarak aralarına aldılar. Bu davranışlarından ötürü mahcup oldum. Kalbimi büyük bir korku
ve ürperti kapladı. Sonra bana, "nereden geliyorsun?" dedi. "İki denizin birleştiği yerden, iki
kabzanın madeninden geliyorum" dedim. Dedi ki: O zaman sen bendensin. Dedim ki: Benim kastim sensin. Dedi ki: Bizi ne ile saydın? Dedim ki: Edindiğimiz nefisle. Sonra ona
dedim ki: Ey efendim! Belki bir faydanın veya fazla bir hikmetin anlamıyla hemhal olur,
anlamını huy edinirim. Dedi ki: Al. Allah göğsünü açsın, kalbini nurlandırsm, sana yönelik
inamını ve ihsanını arttırsın. Derken Hak beni benden çekti, Beni bende yok etti. Küll beni
taşısın diye küllü bana bahşetti. Hükmünü bana yerleştirince, bütün sırlara ve hikmetlere
beni vakıf kılınca, beni bana geri döndürdü. Benden olup üzerimde olan her şeyi önüme
koydu. Beni sadık bir dost edindi, sohbet arkadaşı olarak seçti. Arşını benim için divan
yaptı. Mülkü hizmetçi, meliki emir eyledi. Bir müddet bu halde kaldım. Nefsim için ayanlar
içinde bir benzer bilmiyordum. Sonra beni iki kısma ayırdı. Bir işi iki iş yaptı. Sonra beni
diriltti ve bana perdeli olan şeyi gösterdi ve beni eğlendirdi. Dedim ki: Bu benim, benden
başkası değil. Bunun üzerine bir yarı öbür yarıya şefkatle yöneldi. Böylece zat ve sıfat
arasındaki fark sahih oldu. Dedim ki: ilahım! Bu gölge niçin? Dedi ki: Kalemle levhe
yazıldığında, senin yazına Nuh'un nurundan feyz verildiğinde, karışım kalktığında, bütün
renkler gözlerine göründüğünde, niçin olduğunu bilirsin? Bu gölgeyi senin için var ettim.
Derken kalemle öncesizlik levhine yazdım, derhal öncesizlik sırrı bana göründü. Yokluğun
yü-zündeydi. Ben şu anda öğrendiğimi ders veriyorum. Bildiğimi de bunlara yayıyorum.
Sonra şu şiiri okudu:

Ey zahirlerin ayı ! Ey giyinmiş
Yeşil ipekten bir entari!
Kuru bir servetin maşuku oldun
Ateşin alevi olmasaydı kuruyacak değildi
Kısa bir süre orada hapsedildin
Bunun için mahpesin sahibi diye çağrıldın
Bir çok ilimlerle orada başkanlık ettin, göründü
Sende. Eğer bu olmasaydı, başkan olmazdın
Bu yüzden sen sekizin içinde dolaşırsın
Ve yirminin içinde, gizlenen şeytanların
Yüzer gibi koşan soylu bir at sırtında, şekil verilmiş ona
Bakırdan, ki iflas eden sanatı bitirmiştir.

Salik der ki: Bana yerleştirdiklerinden dolayı sevindim, bana bahşettiklerinden dolayı
neşelendim. Sonra bana dedi ki: Yüksel, yarış, bu zamanda sana gizli olan nice göz
aydınlığı ikinci gökte sana gösterilecektir.

HâmûŞî 19.03.26 11:57

Yazı Seması/İkinci Sema (İsa)

Bismiliahirrahmanirrahim

Salik der ki: Güzel yüzlü resul (elçi), açtı ruhlar semasını. Mesih'i görmekle üfledi
ruhun suruna. Hayatım onun varlığıyla birleşince, zatım onu görmenin nimetine erişince,
cihetlerinin ve zaviyelerinin nuru her tarafı kaplayınca, şeklini ve seciyelerini kaplayınca,
cisimlerin evlerinden karanlık dürülüp atılınca,

Bana dedi ki: Merhaba, hoş geldin. Genişlik ve kolaylık bulasın. Ey salik! Tahkik et
zatımı, sıfatlarıma bak. Ben cömertlik hazinelerinin bekçisiyim. İlk mevcuda bahşedilenim.
Ben olmasaydım, isimler bilinmezdi. İsim verene de bir değer adı konulmazdı. Benimle
konuştu, benim için yaratıldı, göğü ve yeri benimle yarıldı. Direkleri ve binası benim
üzerimde dikildi... Sonra yüzünü güzelliği parlak ve cemali göz alıcı, buğday dalı gibi güzel
endamlı bir delikanlıya çevirdi.

Bana dedi ki: Ey ilham kâtibi! Kalk ve diviti, kalemi al. Cisimler divanına yaz, imamın
emriyle ilgili olarak bu delikanlının sana soracaklarını. Kâtibi, veziri ve bekçisi yanıma
geldiler. Onu görünce, kalkıp ona yöneldim ve irticalen şöyle dedim:

Ey akıllı kâtip!
Senin işin ötelerde pek gariptir.
Yüce efendi seni yakınlaştırdı
Böylece kalpler sana akmaya başladı.
Göz kapaklarımdan gizlendiğinde
Gaipleri zahiri kaplar oldu.
Ey anlamlar kâtibi! sen olmasaydın
Yücelerde bir nasibim olmazdı
Ey eman destekçisi yaz, ki
Kuşkular içinde korkanlar eman bulsunlar.

Salik şöyle der: Güzel oldu. Ve ne güzel ayn! Şüphesiz ve yalansız. Der ki: Sonra
yazdı, ama kısa tuttu ve lafı gereğinden fazla uzatmadı; amaca uygun söyledi:
Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ın salat ve selamı kerem sahibinin üzerine olsun. Bu
velayetin ve emanın yardımcısıdır. Ruhların seyidi ve Rah-man'ın halifesinin ruhu emretti.
Yanında tahakkuk edince, bunu kendisine vahyettiğinde yanında sabit olunca, ki Ademiyet
dönemi onun yanında son buldu. Ona Muhammedi dönemde bir ok attı. Oku kağıdına
isabet etti. Adaleti kıstasını ikame eder. okunun ona isabet ettiğini bilince, bunda en geniş
paya ve en mükemmel nasibe sahip olduğunu anlayınca, bu büyük yardımcıyı yazdı. Bu
kerem sahibi veliye. Allah ona söz vermiştir ve Allah'ın emaneti onun yanındadır. Yetkisine
verdiği şeye doğru bakmaktadır. Verdiği söze de bağlılık göstermektedir. Emanetinin halifeliğini ona yüklemiştir. Zannına vefası ve diyaneti, iffeti ve korunması, hükümlere nüfuz
etmesi, vehimlerin oluşturduğu problemleri ele alıp çözmesi, imamın sınırlarında duruşu
galip geldiği için.

Eğer İmam'ın zannı bilgiye dönüşürse, savaşta ve barışta reayasını yönetirse, yargı
ve hükümlerinde adalete uygun davranırsa, valilerini ve hakimlerini memleketin dört bir
yanına dağıtırsa, biz de onu yönetici olarak yerinde tutar ve onu destekleriz. Eğer bu şartı
yerine getirmezse, onu görevinden azleder, yerine başkasını getiririz. Ondan bu sınırda
durmasını ve reayasına en kolay yöntemle muamele etmesini isteriz. Siz, genel ve özel
topluluklar, Allah'tan başka sığınak bulamazsınız.

İşlerinizi güçlü kuvvetli, cesur, cömert birine tevdi ettik. Ona, size aslan payını
vermesini ve en cüretli okla sizi korumasını söyledik. Ne söylediyse, onu biz söylemişiz.
Ne yaptıysa onu biz yaptık. Bizim dilimizle konuşuyor. Bizim vicdanımızdaki düşünceleri
tercüme etmektedir. Ona ölülerinizi diriltme, bölük pörçük halinizi derleme, kızlarınızı
güvende kılma, bitkilerinizi yetiştirme, bilmediklerinizi size öğretme, zaman uzasa da,
sayılarınız gün be gün artsa da eninde sonunda bize döneceğinizi size bildirme gücünü
verdik. O halde: İşittik ve itaat ettik, deyin. Sizden önce, işittik, ama isyan ettik, diyenler gibi
olmayın. Bunu söyledikleri için biz onları kasıp kavuran saba yelleriyle darmadağın ettik.
Durmadan artan yağmurlarla öldürdük. Onları helak ederek köklerini kuruttuk. Onlar
hakkında verilen azap sözü gerçekleşmiş oldu. Onları kırıp geçirdik. Öyle ki yurtlarında bir
tek canlı kalmadı. Onların başına gelen bu felaket Tubba ve İrem'i de kapladı.

O halde bizim dehşet verici egemenliğimize karşı çıkmaya yeltenmeyin. Azabımızın
elçisine saldırdığınızda azabın size geç geleceğini düşünmeyin. Sizden önce nice örnekler
gelip geçti. Bize karşı çıktığınız zaman başınıza geleceğini vaat ettiğimiz azap mutlaka
gelecektir. Sizden sadır olan tavırlarınızdan ötürü, onun baş göstermesini beklemekteyiz.
Sizden muhalefet tavrı sadır olduğunda bizden size bu azap intikal edecektir. Olan
olduğunda azabın yönü size doğru çevrilecektir. Aslında yalnızca yapıp ettikleri-nizdir size
dönmekte olan. Eğer hayır işlerseniz hayırla karşılaşırsınız. (Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onu görür). (Kim zerre ağırlığınca şer işlerse onu görür) (Her nefis yaptıklarına
karşılık bir rehinedir). (Allah alemlerden müstağnidir.) (Tevekkül edenler Allah'a tevekkül
etsinler) Nebilerin sonuncusuna salat ve selam olsun. Alemlerin rabbi olan Allah'a
hamdolsun. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Salik der ki: Eman yardımcısını aldım, onunla memleketi arasında bir tercüman
oldum. Kararlaştırdığım hazırlığımı, verdiğim ve yürürlüğe koyduğum tüm hükümlerimde
isabet ettiğimi görünce, bana dedi ki: Ne güzel bir tavır ortaya koydun. Sana bir ödül
vereceğim. Çünkü sana denk gelecek bir benzerin yoktur, seninle boy ölçüşecek bir eşin
yoktur. Bu makamın üstünde büyük bir makam, onur verici bir sahne, üzüntüsü
bulunmayan bir sevinç menzili vardır. Orası cemalin eksiksizliğinin makamıdır. Celâlin
sürekliliğinin mekanıdır.

Salik der ki: Bu makama ulaşmak için içimdeki himmet kabardı, perdelerini delip
geçmeye koyuldum.

HâmûŞî 19.03.26 12:01

Şehadet Seması/ Üçüncü Sema (Yusuf)

Salik der ki: Cemal seması, celâl madeni önüme açıldı. Kapı açıldı ve bana selam
verildi. Ümmetinin dizginleri bana sevkedildi, teslim edildi. Memleketin sarayında oturana,
şehrin reisine yöneldim. Sarayın ortasında bütün mensupları gördüm. Kapıdaki hizmetçiye
yanaştım, ne haber var? Bu büyük toplantı nedir? diye sordum. Dedi ki: Bir nikah akdedildi,
gördüğün bir düğündür.

Ondan içeri girmek için izin istedim, izin verdi. Korkmadan ve gevşeklik göstermeden
içeri girdim. İlk önce ben selam verdim. Derhal selamımı aldı. Utanma kanatlarım büzüldü.
Gelin örtüsüne bürünmüştü. Önümüze perdelerini indirmişti. Ayaklarımın üzerine dikildim.
En güzel isimleri olanı zikretmeye başladım. İki yay veya daha yakın olana salat ve selam
okudum sonra. Ardından hoş kokulu ve kapsamlı övgülerle bu mahallin sahibini andım.

Dedim ki: Merhaba, bu mutlu zifafa, bu övgüye değer güzel intizama. Ki kalplerin
sırlarını kaplamış, bütünüyle doldurmuştur. "Özlemle beklediğine hoş geldin" dedi ve onu
mamur kıldı. Kızların efendisi, karanlıkların aydınlatıcısı. Ki Babili büyüledi ve onları
güzellik oklarına tuttu. Onu mülkler arasında bir mülk gibi görmedim. Felek perdelerinin
sütun arşının üzerine indirilmesi gibi de görmedim. Köklü bir şerefe dikkat çeken bir şeref,
üstünlük bahşederek saadet verdiği türden bir kalıcı bir mutluluk olarak da görmedim. Ya
da arzunun sürekliliğini ilan eden bir nisbet de değildir. Koç burcuna yakınlaşması güneşin,
ne mutlu! Yakınlaştığı mutluluklardan ötürü. Birbirine komşu güzellik parçalarına eklendi,
parlak ululuk aylarıyla bütünleşti. Çünkü iyi kadınlar iyi erkekler için, iyi erkekler de iyi
kadınlar içindir. Mutluluklar size, ne kârlı bir alışveriş. Mübarek ve salih bir durum. Gıpta
edilmeye layık bir beraberlik. İrtibat için uygun bir zemin. Selam ve güven içinde bir giriş.
Düzenli yaşama ve evlatlar müjdesi. Allah'ın salat ve selamı efendimiz Hz. Muhammed'e,
ehlibeytine ve bütün ashabının üzerine olsun, alemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun.
Salik der ki: Sözlerimi tamamladığımda, salat ve selam okuyarak konuşmamı bitirdiğimde,
perde birazcık kımıldar gibi oldu. Bir ses geldi ki, hastanın yüzüne vuran meltem gibiydi.
Şöyle dedi;

Gelini Zehra olan, kuşkusuz
İkizler burcunu taç olarak giymiş başına, şi'ra yıldızı da ayakkabısıdır
Ey bağın mis kokulu gülü
Zehra'nın yüceliğine denk başka bir çiçek var mı?

Salik der ki: Ona dedim ki: Seni tanıdım, az önce seni niteledim ve sıfatlarını sayıp
döktüm. Şu efendinin makamını bana göstermeni, ondan haber vermeni, kusurlarını ve
üzüntülerini bana söylemeni istiyorum.

Dedi ki: Ey zarif, taze ve yabancı kişi! Sana feda olayım, ey talip ve ey güzel adam!
Tam yerine düştün, bu işin uzmanının yanında durdun. Fakat idrak edilemez bir gaye
sordun, ilim olarak sahip olunamayacak, kuşatılamayacak bir hususa dokundun. Bu
yüzden anlayışın kadarını sana göstermem gerekti. İlminin kapsamında olması takdir
edilen kadarını kavramaya seni muvaffak kılmam lazım geldi. Sonra perdesinin gerisinde,
örtüsünün arkasında olana işaret etti.

Dedi ki: Bu eminler eminidir, binanın taşıyıcısı, Zehra'nın kocasıdır. Lahutlar ona
gösterildi, nasutlar onun için yakıldı. Aşkla ona yöneldiler. Mülk ve köle olarak onun emrine
girildi. Ama o yüzünü çevirdi, sırtını döndü. Hasta etti, ama hastalanmadı. Daha fazlasını
istemeye yöneldi. Zihinleri büyüledi, dinleri tatil etti. Uzak yakın her düşman için bir intikam
kılıcıydı. Yakın veya uzak her seven için de bahşedilmiş bir nimetti. Yıldızların zühresi ona
secde etti, gelip geçen kafilelerin kalplerine korku saldı. Bütün mülk, anahtarlarını,
hakimiyetini ona verdi, zenginliklerini ve ürünlerini ona bahşetti, memleketin yönetiminin
halifeliğine sahip kıldı. Ama sözünü ve zimmetini bozmadı. Memleketini her zaman güzel
bir şekilde yönetti. Fikrin dosdoğru neticeleriyle kaim oldu. Derken devlet dimdik ayağa
kalktı, ufuklarının ve bölgelerinin genişliğine ve uzaklığına rağmen her tarafı iyiliklerle
doldurdu. Kuvvetinin ve güçlerinin arasında göz alıcı bir güneş gibi doğdu. Zamanın
biriciği, asrının eşsizi. Mülkünün tam ortasında. Mülkünün dışında tek bir şey
görmemektedir. Onu görmek parlaklıktır, onu yitirmek körlüktür. Der ki: Garip bir şey
işittim. Derken dördüncü semayı kesbetmek için veda ettim. Bir yol aramaya koyuldum.

HâmûŞî 19.03.26 12:05

Emirlik Seması/Dördüncü Sema (İdris)

Bismülahirrahmanirrahim

Allah'ın salat ve selamı efendimiz Hazreti Muhammed'in, ehlibeytinin ve ashabının
üzerine olsun.

Salik der ki: Yüceliş seması önüme açıldı. Bana, Merhaba ey velîlerin efendisi!
denildi, yalın mücevherlerle süslenmiş kulp! Dedim ki: Bana verdiğin müjde ve yaptığın
açıklama ne güzel! Yüce makamın hakkı için, kimsin sen?

Dedi ki: Ben celâlet madeni, sülalenin efendisi yüceliklerin babası, güneşin ve kuşluk
vaktinin efen-disiyim.

Onun karşısında dururken içimde meydana gelen vecdin etkisiyle şu şiiri okudum:

Kutsiyet huzurunda esenlik olsun sır ehline
Bir güneş ki, nurları aydınlatır kabrin karanlığını
Benzerlikten uludur, eşsizdir o
Sınırlarla ayrılmadığı gibi cins de değildir
Biz onunla varlığımızın kemaliyle idrak ediliriz
Tıpkı yarasanın güneşin göz kamaştırıcılığında idrak edilmesi gibi
Allah için! Ne güzel nur! Risaletin getirdiği
Tahminden, zandan ve sezgiden kurtaran
Onu bize getirirken kalp susuz ve arzu içindeydi
Yüceler alemine ve kutsiyet huzuruna karşı
Geldi ve o çok nuruna aldırmadı
Nalın ve kürsü huzurundan ona hitap etti
Ben nalınım ve kerem sahibi arş risaletimdir benim
Allah için! Ne güzel koca ve ne güzel gelin!
Sizin için nimetler bahşeden emanet fidanını diktim
Ben bir canım ki, ondan sonradır fidanın meyve vermesi
Tebliğe adadım kendimi, açıklanınca
Bazı şeyler ki, beni vehimden ve karışıklıktan kurtarır
Yürüdüm, şimşeklerim ve ışıkları belirmişti
His merkebinin sırtında gayp denizlerine daldım
Uyudum, ama göz kapaklarım uyumadı sabaha kadar
Çöl olmaksızın cinlerden ve insanlardan ıssız kaldım
Ey nefis! Bu haktır ki, varlığı parıldıyor
Ey nefis! Sakın inkar etme, ey nefsim!

Salik der ki:Sonra bir şimşek çaktı, onunla ayrılığın karanlığı yarıldı. Nasıl gördün?
dedi, sana mahiyetimi ifade etmek istedim, bütün hüviyetimi senin için dile getirmek
diledim. Gördün, ey Salik! Yabancıların nasıl yok olduğunu, nurların nasıl söndüğünü,
fikirlerin nasıl meydana çıktığını, günlerin nasıl tamamlandığını, çiçeklerin nasıl boy
saldığını. O zaman devşirimle hakikati ortaya çıktı, cisimler arzı aydınlandı. Bekaya
iletildim, yükselme mahalline yürütüldüm. Ben güçlü bir rehberim, en açık yolu gösteren.
Ben yok edilemem, bende son bulunmaz. Arşıma istiva ettim, yatağımın işaretlerinin
üzerine yan yattım. Artık benim muradım gerçekleşti. İnancımın bu akıbetinden dolayı
hamdettim. Onun irade ettiğine kanaat getirdim. Eğer daha fazlasını istesem, mutlaka
arttırır.

HâmûŞî 19.03.26 12:09

Muhafız Seması /Beşinci Sema (Harun)

Bismillahirrahmanirrahim

Allah'ın salat ve selamı efendimiz Hazreti Muhammed'in, ehlibeytinin ve ashabının
üzerine olsun.

Salik der ki: Önüme muhafızlık seması açıldı. Bana denildi ki: Kendisine ilimde
genişlik verilenin semasını açtın. Semanın kapısı bana açılınca kapıcısı karşıma çıktı.
Bekçisi önüme dikildi. Semanın perdeleri benim için kaldırıldı. Kapıyı çalan kimdir? Kimdir
bu yolları aşıp gelen? denildi. Dedim ki: Evin sahibinin emri üzerine gelen bir misafirim
ben. Onun kervanından ayrılmanın imkanı yoktur. Çölleri kat edip geldi, havayı deldi. Şimdi
kervanı meydanına durdurmuş bulunuyor. Şimdi kim garanti eder huzura gelip durduğunun
tebliğini. Eğer gelişmeyi istemeseydi, bürüyen onu bürüseydi, bu, karşılıklı konuşmanın
tecridini gerektirirdi. Sonra ziyaretçinin Binek sırtında belirmesi de söz konusu olmazdı.
Sonra ben bu kıtaları aşıp gelmezdim. Kızıl muhafızın arkadaşı, büyük efendimiz hoş
geldin, dedi, ben güzelliğinin sergilendiği süslerin mekanına gelişini garanti ederim.
Dümdüz ok, ancak savaş günü için saklanır. Ya da Calinus'un kitapları, müzmin hastalıklara deva bulmaktan başka hangi amaç için neşredilir ki! Sonra beni yanına aldı.
Önünde durdurdu. Halife beni görünce, çehresini bir gülümseme aldı. Allah, efendiye
selam etsin ve yerini güzel kılsın, dedi. Sonra vezire dedi ki: Onunla doğruluk diliyle konuş.
Ona hikmetle hükme bağlanmış kesin sözün arasını tanıt. Bunun üzerine vezir en güçlü
kolunu sıvadı, diliyle üst dudağını yaladı ve şu şiiri okudu:

Bu halifedir, âlem olmuş efendidir bu
Bu makamdır, bu rükündür, haremdir bu
Ona biat etmek için uzanmış sağ eldir bu
Ey imamlar! Teslim olun Allah'tır bu
Bütün canlılara önderlik etti, ama önderliği zahir olmadı
Gözlere buzağı ve put göründüğü için
Daima çağırır bir kavimciği ki himmetleri ebediyen
Musa'nın nail olduğuna nail olmaktır, ama bilmediler
Açıklık haramdır, baktıkça
Basiret gözü bir şeye, zatı yokluk olur.

Bu, yüce, erişilmez, ulu zatın halifesidir, ona zillet kasesinden içirmiştir, gölgeye
sığınan. Rahim sebebiyle ona seslendi. Bu yüzden bu gün rahmete nail olandan
başkasının Allah'ın emrinden kurtulamayacağını bildi. Böylece nur ve ziyada ikisini eşitledi.
Halifelerin göğüslerinde belirginleştiler. Kadrini bilen kişi helak olmaz. Bedri
aydınlanmayan bir güneşin nuru da sönmez.

Salik der ki: incilerini topladım, nurundan bir huzme aldım. Bu halin verdiği
baygınlığım geçti. Göç etmeye başladım.

HâmûŞî 19.03.26 12:13

Kadılar Seması/ Altıncı Sema (Musa)

Bismillahirrahmanirrahim

Salik der ki: Derken ilham elçisi kelam semasını önüme açtı. Orada Musa'nın (a.s.)
ruhaniyetini gördüm. Hemen ona selam verdim ve teslim olarak karşısında oturdum.

Başında güzel yüzlü bir şeyh duruyordu. Ne kısaydı, ne de uzun. Bana dedi ki: Bu
şeyh, kadılar kadısı, valiler valisidir. Göklerle ilgili hükümlerin son mercii odur. Bir inişte
bana gelmişti, gayet karışık gelmişti. Ben şimdi onun önüne bırakıyorum. Ondan nasibini
al. Bil ki bunlardan sorulacaksın. Sonra yüzünü çevirdi ve şöyle dedi: Ey Kadı! Sorunu en
kısa ifadede özetle. En yakın işaret halinde verdiğin cevap ikna edici olsun. Kadı şöyle
dedi: Zelil ve aşağı kul, aziz ve üstün efendisine sordu. Şekil dururken ismin fani olması
doğru olur mu? İmam ona şu karşılığı verdi: Bilmez misin, ey Kadı?! Her mahluk mecburdur. Sınırlı olan bir varlık nasıl hakikati ihata edebilir? Onun kelamını bilen ifade eder. Ama
sen onu mağrib olarak niteledin. Onun kelamının varisi de parlatır, aydınlatır. Ama sen onu
mağrib ve maşrık olarak niteledin. Bir Muhammedi gizlilikleri arındırıp açığa çıkarır, sırları
giyinir. Onun kalbi hakikatle mamurdur. Üzeri örtülü yolu müşahede eder. Yolu
yabancılardan arındırır, amacını açıkça ortaya koyar ve kararlılıkla yola koyulur. Zatından
zatını, sıfatından sıfatını, fillerinden isimlerini ve arzından semasını müşahede eder.

Sonra bunların tamamı yok edilir. İlâhî sıfatlar arşına istiva eder. Orada kulluk şeklinin
baki kalması sahihtir. Bundan dolayıdır ki "yalnız sana" denmiş ve rububiyet sırrı ifşa
edilmiştir. Çünkü varis nefsinden silindiği zaman, artık şeklinden kıyam etmesinden başka
bir şeyin faydası olmaz ona. Hareketinden ve hissinden fena bulması gerekir. Bu denize
battığı zaman, minnete de batmış olur. Dolayısıyla farzı ve sünneti ikame etmesi zorunlu
hale gelir.

Kadı, bu sözleri onayladı ve kabul etti. Duyduğu sözlerden dolayı teşekkür ederek
dönüp gitti.

Salik der ki: Sonra yüzünü bana çevirdi ve "Ve li küllin vechetun / Her kesin bir
yönü(vechi) vardır" (Al-i imran,148) ayetini okudu

Ardından şöyle dedi:Bil ki, rabbine gideceksin. Ki kalbinin sırrını sana açsın, kitabının
sırlarını sana göstersin, kapısının anahtarını sana versin, mirasını tamamlasın ve böylece
gönderilişin sahih olsun, işte "kuluna vahyetti" hükmünden senin payına düşen budur.
Katından neshedici bir şeriatı sana tahsis etmesini, bir kitab indirmesini bekleme. Bu kapı
kapanmıştır. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v.) duvara konan son tuğlaydı. Ona muhalif her
delil geçersizdir. Bu makamı elde ettikten, kalemleri çekip çevirenin söylediklerini tahsil
ettikten sonra gönderilmiş olarak geri döneceksin. Varis olduğun gibi, senin varislerinin
olması da kaçınılmazdır. Bu takdirde halka yönelttiğin her yükümlülükte şefkatli ol.

Çünkü fark huzuru, ahdi taşıma ve sınırın yanında durma hususunda zayıftır.
Dolayısıyla Mevlan "benim huzurumda söz değiştirilmez" demediği sürece, reayana
hafifletme yap diye seslendiği her hususu Ona sor. Ama bu kesin hükmü duyduğun
zaman, artık ısrarla ve kararlılıkla sormanın bir faydası olmaz. Kevni yönetip idare ettiğin
sürece yardım iste.-Allah'a yemin ederim ki, meşakkat beni yormadı ve uzaklık duygusu
benden uzaklaştırıldı-Budur vasiyetim. Bil ki, Yoldaki delilin bu vasiyettir, yumuşak ol ve
gereğini yapmaktan geri durma.

Salik der ki: Allah'a yemin ederim ki, ey efendim! Bilgilerin senin yanında
bulunduğunu bildim. Hakikat ipleri sana uzanmaktadır. Bana dedi ki: Bu konuşmanın doğru
olduğunu nereden bileceğim. Belki de bu, gerçekten uzak bir iddiadır. Dedim ki: Şiirim,
bilgimde kesinleşmiş hakikati sana açıklayacaktır. Dedi ki: Şiiri oku, ki nerede olduğunu
anlayayım ve iddianı ifade edip açıklarsan eğer sana icazet vereyim.

Salik der ki: Bunun üzerine ona şu şiiri okudum:

İkrarım ve inkarım arasındaki sır
Müşteridedir, ve akan havuzun kederi
Niçin demiyorsun: Ben koydum ikisinin sırrını
Ruhlara sırlarımı öğreten benim
Perdelediğim ateşten konuşan benim?
Bir nur ki, ateşte nurun zatına hitap ettim
Karanlık kevnleri var eden benim
Eğer dileseydik, nurlar sahibi olurlardı
Kevnleri yüzen boşlukta var eden benim
Topluca, ki yabancıların şiddeti ulaşmaz onlara
Ey asasını sert kayaya vuran!
Bir güneş, bir ay ve taşlarla dolu bir yer
Taşa hükmeden bir ağaca hayret et
Asıl perde arkasından vuranı gör
Zahir oldun, hiç kimseye gizli değilsin
Sadece yaratıcıyı bilmeyene gizli olursun
Doğuyu batıyı kat ettim, size ulaştırayım diye
İyilikleri, gecede ve seherlerde
Sizi bulamadım, sizden bir haber de duymadım
Bir kulak surların gerisindeki sesi nasıl duysun?
Ya da benzeri hiçbir şey olmayanı nasıl idrak edeyim?
Sınırımı aştığımda, seni bilmez oldum
Nefsini zamansal varedişlerden alıkoydun
Bu yüzden sen okuyucunun benliğinin ruhundaki sır gibisin
Zamanın dar geldiği birsin sen
Sen kevnden ve kıtalardan berisin

Salik der ki: Sana bahşettiği şeylerden dolayı gözlerimi aydınlatan, sana gizli olan
sırları senin için ortaya çıkaran Allah'a hamdolsun.

HâmûŞî 19.03.26 12:19

Gaye Seması / Yedinci Sema (İbrahim)

Bismillahirrahmanirrahim

Allah'ın salat ve selamı efendimiz Hazreti Muhammed'in, ehlibeytinin ve ashabının
üzerine olsun.

Salik der ki: Yüce Resul (elçi) bana Halil (dost) semasını açtı. Ruhaniyetinin sırrının
beytu'1-mamu-run çevresinde döndüğünü gördüm. Nurdan elbiseler içindeydi. Bana selam
verdi: Hoş geldin, dedi. Büyük ikramda bulundu, sınırsız cömertlik sergiledi. Dedim ki: Ey
misafirlerin babası (misafir perver)! Evlatlarının yurduna "Ümmül Kura" (kentlerin anası)
diye isim verilen! En yüce makamının güvenliğinin mahiyetini bana anlat. Bana dedi ki:
Battığı zaman yıldızı bekle.

Dedim ki: Senin zatından payıma düşen nedir? Dedi ki: Yiyeceğinde başkalarını
tercih etmendedir. Bilmez misin ey oğul! Eğer cömertlik (cud) olmasaydı varlık (vücud)
zuhur etmezdi, kerem olmasaydı hikmetler belirmezdi. Eğer başkasını kendine tercih etme
olmasaydı, sırlar ortaya çıkmazdı!

Salik der ki: Ona dedim ki: Beytul-mamur'a , ma-kamul meşhur'a girmek istiyorum.
Dedi ki: Bunun için bazı şartlar gereklidir, bunlar da kitabul-mes-tur'da, neşredilmiş
yapraklarda yazılmıştır. Dedim ki: Bana göster ki, içinde olanlara bakayım.

Dedi ki: derhal gaye zühalı, velayet ehlinin -Muhammedi velayet ve sıddıklık
makamları hariç- yanından çağrıldı. Bu Zühal onun bekçisidir. Gelirlerinin toplayıcısıdır.

Hızla koşup geldi. Kuşanmış olarak önünde durdu. Ona dedi ki: Nur hazinesini aç. Bana
Kitabu'l-mestur'u getir.

Dedi ki: derhal onu getirdi. Dedi ki: Onu onun sağ eline ver. Bunun üzerine mührünü
açtım, satırlarını ve işaretlerini inceledim. Kitapta şöyle deniyordu:

Bismillahirrahmanirrahim

La ilahe illâllah muhammedun resulullah.

Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed Allah'ın Resulüdür.

Bu Hakkın evi, doğruluğun oturağıdır. Toplanıp ayrılmanın menbaı, garbın ve şarkın
sırrıdır. Bütün makamların sahiplerine haramdır, ancak yüce Dostun katından aşağı inen
hariç. En parlak makama doğru sarkan, iki yay veya daha yakın duruma gelen. Seçilmiş
Muhammed'in övülmüş makamı yani. Orada kuluna vahyettiğini vahyetti. Onunla ondan
anlamın en açığını anladı. Kalb, israda yakınlık hakikatlerinden gördüklerini yalanlamadı.
Andolsun onu bir inişte daha görmüştü. O sırada Adem henüz su ile balçık arasında bir
varlıktı. Sidretul Münteha'nın yanında görmüştü. Orada başlangıç ve son buluşur. Orada
ezel, vakit ve ebet eşitlenir. Cennetul me'va O'nun yanındadır. Diri olarak ulaşanların
devamlı kalış yerleri. Zatı gördüklerinde sıfat cennetleri onları öteden alıp barındırdı. O
sırada sidreyi bürüyen bürüdü, sırlar tarafından ve yüce tenzih cihetinden. Göz ondan
başkasına kaymadı da azmadı da. Görünmez bir yokluğa nasıl kayabilir ki? Kürsünün
ortasına kuruldu, yücelere ve aşağılara uzandı. Onun zuhur etmesiyle iki ayak zuhur etti.
Arz onun nuruyla aydınlandı. Melekler sadece bir ayağa sarıldılar. Arifler ise görünmeyen
ve görünen ayakların ikisine de sarıldılar. Ondan önce söz söylemezler ve O'nun emriyle
hareket ederler. İstivanın en üst noktasından "Nun"un merkezine doğru amel ederler

Onların varlıklarının sırrını sınadı, mevcutlarını müşahede edince. Onlara zatın
heybetini giydirdi. Böylece lezzet denizlerine battılar. Sıfatların şekillerine tecelli edince
münezzeh Allah, onları yok etti. Geride sadece gizli işaretler kaldı. Dolayısıyla varislerin
ruhları müşahedede eşittir. Onlar bu gün nasıl iseler yarın da öyle olacaklardır. Ancak
terkip yurdundaki müşahedeleri için bölünme ve kesilme söz konusudur. Yine bir
makamda müşahede varken, bir başkasında olmaz. Oradaki müşahedeleri ise devamlıdır.
O halde intikal ruhlar hakkında, haşir kalıplar hakkındadır. Cisimler yükümlülük yurdundan
infial yurduna haşrolurlar. Ruhlar ise; Celal makamından Cemal makamına haşrolurlar.

Söylenemeyene kadar. Orada intikal artık caiz olmaz. Kime bu makam verilirse;
beyte giriş ona haram olmaz. Allah'ın "ey Yesrib halkı! Artık size durmak yok" sözü
üzerinde durup düşünene selam olsun.

Salik der ki: Ona dedim ki: Ey İslamın babası! Selam! Parçaları birleştiren. Yerin ve
göklerin mele-kutunu bilen. Benim durumumu bilmedin. Değerimi düşürdün. Garip bir
nazım ve olağanüstü bir nesirle sana kendimi anlatacağım:

Katip Allah sevgisini gönlüme yerleştirdiğinden beri
Şevkten bir satır ciğerime yazdığından beri
Sevgisine karşı duyduğum özlem ve vecdle eridim
Ah! Şevkimin bitmezliğinden. Ah! Hüznümden!
Ey isteklerin gayesi ve umutların mercii! Ey dayanağım!
Sana duyduğum özlem çok şiddetlidir, başkasına değil
Elimi kalbimin üzerine koydum, korktuğum için
Göğsümün yarılmasından, çünkü sabrım bana ihanet etti

Durmadan elimi bir yukarı kaldırıyor, bir aşağı indiriyordu
Öyle ki diğer elimi destek için elimin üzerine koydum
Gönül terkipten geçti, göçtü Yok eden sevgiliye, elime değil.
Vecd ile onu istiyordum durmadan ve tercih ediyordum
Bir hayretle ki, yarasanın iç geçirmesini andırırdı
Derken hakkın sesini kendi tarafımdan duydum
Benim katımda olan başkasına bakmaz.
Öl vecdinle veya coşku istiyorsan öl
Çünkü kalbin bedenine dönmüyor
Kalktım, ki şevk beni bir duruyor, bir saçıyordu
Sevincin şiddetinden Ahh! Ciğerim! diye haykırdım
Ey benzeri olmayan seni gördüğüm için
Artık benim için sapıklıkla doğruluk arasında bir fark yok
Nefis Onu bilgi olarak tanıyor ve görüyor
Gözle. Bu vakitte ve elbette Onu müşahede ediyor.
Zatı bizzat gören sıfata bakmaz
Çünkü onda saffın bukağıyla perdelenmesi vardır.

Salik der ki: Bana dedi ki: Bu perdeden murat benim. Kapılar sevenlere açılır. Dedim
ki: Dostlukla sevgi bir midir? Sevgiyle yakınlık aynı mıdır? "Ve aciltu ileyke rabbi literda
/Rabbim! Razı olasın diye sana acele geldim" (Taha, 84) diyenle, kendisi hakkında
"Velesevfe yu'atîke rabbuke feterda / Rabbin sana verecek ve sen raz ı olacaksın" (Duna,5)
denilen kimse arasında ne kadar fark var! "Rabbi'ş rahli sadrı / Rabbim göğsümü(sadrımı)
aç" (Taha, 25) diyenle, kendisi hakkında "Elem neşrahleke sadrek /Biz senin göğsünü
açmadık mı?" (İnşirah, 1) denilen kimse aynı olur mu?

Salik der ki: Sonra ona şöyle dedim: Başlangıcı böyle olan bir sonuç, açıklığı bu olan
sırlar hakkında ne dersin? Ya da fiilime tanıklık eden şu sözlerime ne dersin:

İlahi! Ey mevlam! Karıştı sırrınız
Ve benim sırrım. Ey istek merdim! Sizi tercüme etmekteyim
Sizinle görüyorum, görünen ve görünmeyen eşyayı
Sizinle işitiyorum gizli fısıldaşmaları ve sizinle konuşuyorum
Zikirlerin makamı nere, fikirlerin yokluğu nere ve sırların ademiyeti nere!
Allah'ın zikriyle sevinir kalpler
Bilinenler ve gaipler açıklığa kavuşur
Zikri terk etmek her şeyin en faziletlisidir
Çünkü zatın güneşinin batması yoktur
Allah'ın zikriyle günahlar bağışlanır
Basiretler ve kalpler sevince boğulur
Durum olarak zikri terk etmek bundan daha faziletlidir
Çünkü güneş batmayacaktır

Sen neredesin ve benim vardığım sonra inip geldiğim makam nerede?

Ey kalbim! Ona ulaştım
Yol gösteren bir sevgili gibi ona de:
Arş olmasaydı, istiva olmazdı
Benim nurumla darb-i mesel vermek mümkün oldu

Salik der ki: Bu imalı sözleri gözlemleyince dedi ki: Görenle kör bir olmaz. Sonra
bana dedi ki: Ey oğul! Mevlana yakardığın zaman babanı an. Ey oğul! Halilin sana
ulaşması ne mümkün! Sen ki celilin ma-kammdasın. Yıldızlara bakıp "Fekale innî sekîm /
Ben hastayım" (Saffat, 89) diyenle, hakkında "Ma kezebe fuadu ma rea / Kalp gördüğünü
yalanlamadı." (Necm, 11) denilen kimse arasında ne büyük fark var! Ben diyorum ki:
"Rabbigfirlî hatıetî yevmeddln / Rabbim! Din gününde hatalarımı bağışla" (Şuara, 83)
Senin hakkında ise "Li yağfireleke allahu ma tekaddeme min zenbike vema teahhare /
Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın diye." (Fetih, 2) deniliyor. Ben
diyorum ki: "İcal lî lisane sıdkın fi elâhirlne / Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak
nasip eyle!" (Şuara, 84) Senin hakkında ise "Ve refe'na leke zikrek / Senin sânını
yücelttik." (İnşirah, 4) deniliyor!

Salik der ki: Sonra ağlamaya başladı ve dedi ki: Başkalarını düşünmek, bizi bu sırları
doğrudan ele almaktan alıkoydu. Heyhat! Cömertlik nere, başkalarını kendine tercih etme
nere? Cömertlik efendiliktir. Başkalarını kendine tercih etmek ise kulluktur. Cömertlik
riyasetle beraber olur, başkalarını kendine tercih etmekse; özel olmakla beraberdir. Ey
oğul! Sevgili ve mevlanın seni çağırdığı şeye doğru yürü. Aramızdaki ahit, sana seslendiği
şeyi tanımak olsun.
Salik der ki: Burak döndü ve yedi tabakadan çıktı. Elçi (resul) nurlar sidresinde
yolculuk asasını verdi.

Şeyhu’l Ekber
MUHYİDDİN İBN. ARABÎ K.S
KİTABU’L İSRA İLA MAKAMİ’L ESRA

Svg 19.03.26 13:27

Eline, aklına, bilgine sağlık Hâmûşî. Okunması gereken faydalı bir yazı paylaşmışsın. mnks

HâmûŞî 19.03.26 13:28

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702791)
Eline, aklına, bilgine sağlık Hâmûşî. Okunması gereken faydalı bir yazı paylaşmışsın. mnks

Estağfurullah, hüsnüzannındandır. Maksat faydalı bir kapı aralamak...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:30.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148