Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Tasavvuf & Tarikatler


Âlemler Hakkında..


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.10.19, 19:10
 
Üyelik tarihi: 21.08.19
Bulunduğu yer: Tr
Mesajlar: 1,087
Forum Puanı: 3048
Etiketlendiği Mesaj: 242 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Âlemler Hakkında..

Kur’ân-ı Hâkim sırlarla doludur. Bütün kütüphaneleri içine alan mukaddes bir kitaptır. Kâinat kitabının tefsiridir. İçinde çok hazineler gizlidir. Tefekkür gözüyle baktığımızda bizi şaşırtan gerçeklerle karşılaşırız.
Onun bu asırdaki manevî tefsiri olan Risale-i Nur da; Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle ‘yüze yakın tılsım ve muammayı hall ve keşfetmiştir.’

Geçen gün Maide Sûresi’ni okurken aşağıdaki âyetler dikkatimi çekti.

“Havâriler “Ey Meryem oğlu İsa! Rabb’in bize gökten bir sofra indirebilir mi?” diye sormuşlardı.

O şöyle cevap verdi: “Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allah’a saygılı olun.”

Onlar “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz güvenle dolsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahit olalım” dediler. Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı:

“Allah’ım! Ey Rabbi’miz! Bize gökten öyle bir sofra indir ki, ilk gelenimizden son gelenimize kadar bizler için bir bayram ziyafeti ve senden bir işaret olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” (Maide, 112-114. âyetler.)

Malûm olduğu üzere bu duâ üzerine, Havârilere taraf-ı İlâhiden bir sofra indirilir. Ama nasıl? Bu sofranın hangi şekilde dünyaya gönderildiğini merak ettim. Eğer bu sofra Cennetten geldiyse, aradaki mesafe nasıl bir anda geçildi?

Çünkü Cennet ve Dünya birbirinden çok uzak yerler. Ayrıca biri gayb âlemi olduğu için, her şey bir anda yaratılıyor, diğeri şehadet âlemi olduğundan dolayı sebeplere bağlı olarak yaratılıyor. Kudret noktasında herhangi bir zorluk yoktur. Amenna! Hikmet noktasında bir idrak denemesi yapmakta fayda var. İnşallah tefekküre vesile olur.

Âlem-i gayb ve âlem-i şehadet benzer âlemler olmadığı için, birinden diğerine bir şey göndermek Allah için zor olmasa da; biz aciz kulların zihni bunu almakta zorlanıyor. Bu konuyu araştırmaya karar verince Risale-i Nur Külliyatı’nda konu ile ilgili ifadeleri fark ettim.

“Hem âlem-i bâkiden ve dâr-ı bekadan olan Cennet dahi hadsiz uzaklığıyla beraber, yine o daire-i tasarrufatı, perde-i şehadet altında, her tarafta nuranî bir surette uzanmış, yayılmış. (Lem’alar, 372)

Dünya, kesif yani maddî bir âlem olduğu için, Nuranî Âlemleri görmemize engel oluyor. Kâinattaki âlemler, Dünya’daki kıt’alar veya ülkeler gibi birbirinden ayrı yerlerde değil, aralarında sınırlar yok. Gül goncası gibi bir biri içinde.

Yakın zamanda ölen bilim insanı Stephen Hawking’e göre ‘görülebilir evrenlerimizin dışında, iç içe geçmiş ve eşizlerimizin bulunduğu, görülemeyen sonsuz sayıda evrenler var.’ Hawking’in bahsettiği evrenler bizim anlamaya çalıştığımız âlemlerle aynı gibi sanki. Sahih bir dayanağı olmamakla beraber çokluktan kinaye olarak kullanılan ‘18 bin âlem’ tabirini de bu manada anlayabilmek mümkün.

Üstad Bediüzzaman, bu âlemleri şöyle tasvir ediyor: “Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, şu âlem binler perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemleri bu âlem içinde gördüm. Her bir perde açıldıkça, diğer bir âlemi görüyordum.” (Mektubat, 398)

Dikkat edilirse, ‘birbiri altında saklı âlemleri, bu âlem içinde gördüm’ diyor. Demek görmek, bazı alış verişte bulunmak mümkün. Benzer ifadeleri Mesnevî-i Nuriye’de de görüyoruz: “Âlem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrübar, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de ihtilâlsiz, müsademesiz küçük bir yerde içtima ederler. Kezalik pek geniş gaybî âlemlerin de bu küçük arzda içtimaları, mümkündür”.

Evet, hava, su, insanın yürüyüşüne, cam ziyanın geçmesine, şuânın röntgen vasıtasıyla kesif cisimlere bile nüfuzuna ve akıl nuruna, melek ruhuna, demirin içine hararetin akmasına, elektriğin cereyanına bir mâni yoktur. (Zeyl-ül Habbe)

Şu içinde yaşadığımız maddî kâinat, İlâhî ilim ve kudret tarafından öyle bir şekilde tasarlanmış ki; bütün mevcudat ve âlemlerin küçültülmüş bir haritası, bir modeli gibidir. Bu maddî âlem, gaybi ve manevî âlemler ile irtibatlıdır, hatta girifttir yani; iç içedir.

İnsandaki hayal kuvvesi; misal âlemine, akıl kuvvesi; manalar âlemine, ruh; âlem-i ervaha, hafıza kader âlemine (levh-i mahfuza) açılan birer menfez, birer pencere hükmündedir. İnsan bu duygular penceresi ile bir nevi bütün mevcudatın bir sinir ucu gibidir, her âlemden haberdar olabilir. Yeter ki bunlar üzerinde tefekkür etsin.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13.01.21, 00:13
Üye
 
Üyelik tarihi: 29.12.20
Bulunduğu yer: Nefes aldığı yerde
Mesajlar: 97
Forum Puanı: 2038
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Denk geldim sıkılmadan da okudum allah razı olsun

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13.01.21, 12:08
ADX ADX isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 28.04.20
Bulunduğu yer: Allah'ın ol dediğine kulları dur diyemez....
Mesajlar: 160
Forum Puanı: 2316
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Devran008 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Denk geldim sıkılmadan da okudum allah razı olsun
Son paragraf özellikle dikkat cekici. Son aparagraf sanki sırların kapısını tarif ediyor.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14.01.21, 20:40
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 14.01.21
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 48
Forum Puanı: 2007
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Zümer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kur’ân-ı Hâkim sırlarla doludur. Bütün kütüphaneleri içine alan mukaddes bir kitaptır. Kâinat kitabının tefsiridir. İçinde çok hazineler gizlidir. Tefekkür gözüyle baktığımızda bizi şaşırtan gerçeklerle karşılaşırız.
Onun bu asırdaki manevî tefsiri olan Risale-i Nur da; Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle ‘yüze yakın tılsım ve muammayı hall ve keşfetmiştir.’

Geçen gün Maide Sûresi’ni okurken aşağıdaki âyetler dikkatimi çekti.

“Havâriler “Ey Meryem oğlu İsa! Rabb’in bize gökten bir sofra indirebilir mi?” diye sormuşlardı.

O şöyle cevap verdi: “Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allah’a saygılı olun.”

Onlar “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz güvenle dolsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahit olalım” dediler. Meryem oğlu İsa şöyle yalvardı:

“Allah’ım! Ey Rabbi’miz! Bize gökten öyle bir sofra indir ki, ilk gelenimizden son gelenimize kadar bizler için bir bayram ziyafeti ve senden bir işaret olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” (Maide, 112-114. âyetler.)

Malûm olduğu üzere bu duâ üzerine, Havârilere taraf-ı İlâhiden bir sofra indirilir. Ama nasıl? Bu sofranın hangi şekilde dünyaya gönderildiğini merak ettim. Eğer bu sofra Cennetten geldiyse, aradaki mesafe nasıl bir anda geçildi?

Çünkü Cennet ve Dünya birbirinden çok uzak yerler. Ayrıca biri gayb âlemi olduğu için, her şey bir anda yaratılıyor, diğeri şehadet âlemi olduğundan dolayı sebeplere bağlı olarak yaratılıyor. Kudret noktasında herhangi bir zorluk yoktur. Amenna! Hikmet noktasında bir idrak denemesi yapmakta fayda var. İnşallah tefekküre vesile olur.

Âlem-i gayb ve âlem-i şehadet benzer âlemler olmadığı için, birinden diğerine bir şey göndermek Allah için zor olmasa da; biz aciz kulların zihni bunu almakta zorlanıyor. Bu konuyu araştırmaya karar verince Risale-i Nur Külliyatı’nda konu ile ilgili ifadeleri fark ettim.

“Hem âlem-i bâkiden ve dâr-ı bekadan olan Cennet dahi hadsiz uzaklığıyla beraber, yine o daire-i tasarrufatı, perde-i şehadet altında, her tarafta nuranî bir surette uzanmış, yayılmış. (Lem’alar, 372)

Dünya, kesif yani maddî bir âlem olduğu için, Nuranî Âlemleri görmemize engel oluyor. Kâinattaki âlemler, Dünya’daki kıt’alar veya ülkeler gibi birbirinden ayrı yerlerde değil, aralarında sınırlar yok. Gül goncası gibi bir biri içinde.

Yakın zamanda ölen bilim insanı Stephen Hawking’e göre ‘görülebilir evrenlerimizin dışında, iç içe geçmiş ve eşizlerimizin bulunduğu, görülemeyen sonsuz sayıda evrenler var.’ Hawking’in bahsettiği evrenler bizim anlamaya çalıştığımız âlemlerle aynı gibi sanki. Sahih bir dayanağı olmamakla beraber çokluktan kinaye olarak kullanılan ‘18 bin âlem’ tabirini de bu manada anlayabilmek mümkün.

Üstad Bediüzzaman, bu âlemleri şöyle tasvir ediyor: “Birbirine sarılı çok yapraklı bir gül goncası gibi, şu âlem binler perde perde içinde sarılı, birbiri altında saklı âlemleri bu âlem içinde gördüm. Her bir perde açıldıkça, diğer bir âlemi görüyordum.” (Mektubat, 398)

Dikkat edilirse, ‘birbiri altında saklı âlemleri, bu âlem içinde gördüm’ diyor. Demek görmek, bazı alış verişte bulunmak mümkün. Benzer ifadeleri Mesnevî-i Nuriye’de de görüyoruz: “Âlem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrübar, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de ihtilâlsiz, müsademesiz küçük bir yerde içtima ederler. Kezalik pek geniş gaybî âlemlerin de bu küçük arzda içtimaları, mümkündür”.

Evet, hava, su, insanın yürüyüşüne, cam ziyanın geçmesine, şuânın röntgen vasıtasıyla kesif cisimlere bile nüfuzuna ve akıl nuruna, melek ruhuna, demirin içine hararetin akmasına, elektriğin cereyanına bir mâni yoktur. (Zeyl-ül Habbe)

Şu içinde yaşadığımız maddî kâinat, İlâhî ilim ve kudret tarafından öyle bir şekilde tasarlanmış ki; bütün mevcudat ve âlemlerin küçültülmüş bir haritası, bir modeli gibidir. Bu maddî âlem, gaybi ve manevî âlemler ile irtibatlıdır, hatta girifttir yani; iç içedir.

İnsandaki hayal kuvvesi; misal âlemine, akıl kuvvesi; manalar âlemine, ruh; âlem-i ervaha, hafıza kader âlemine (levh-i mahfuza) açılan birer menfez, birer pencere hükmündedir. İnsan bu duygular penceresi ile bir nevi bütün mevcudatın bir sinir ucu gibidir, her âlemden haberdar olabilir. Yeter ki bunlar üzerinde tefekkür etsin.
80000 alem var deniyor bildiniz neleri var mesela insan hatvan cin melek vs başka hangi ırklar var acaba çok acayip

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 22.01.21, 19:40
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 14.06.19
Bulunduğu yer: Kainatta yaşiyor
Mesajlar: 951
Forum Puanı: 2827
Etiketlendiği Mesaj: 80 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Sayın Zümer paylaşımın için teşekkürler emeğine sağlık.. .

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Allah Resulü bütün alemler için rahmettir Skoda Peygamberler 0 17.10.21 18:25
Alemler ulvi ve süfli olarak ikiye ayrılır Mube Tekamül & Kozmik EnerJi 4 24.04.21 13:46
Alemler hakkında Su, Ateş, Hava, Toprak Erzurum Derin Konular & Beyin Fırtınası 10 27.02.21 06:49
Alemler karışıyor çocuklarımızın kafasında Skoda Derin Konular & Beyin Fırtınası 15 18.11.20 23:28
Alemler-Dairei İmkan ve Daire-i Vucub bitter Tasavvuf & Tarikatler 5 10.10.17 20:33


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:17.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com