![]() |
Cin davetinde riyazet halinde yaşananlar
Alıntıdır
Bölüm 1 Hocam 'den izinle ..... suresinin hadimi için riyazata girdim. İlk birkaç gün içimde korku, merak, heyecan ve endişe vardır. Daha önce riyazata girip bırakan arkadaşlarım olmuştu. Çok ürpertici şeyler anlatıyorlardı. Mesela odaya tabutlar içinde parçalanmış onlarca savaşta öldüğü söylenen ceset getirildiğini ve odanın ortasında yıkadıklarını söyleyenler vardı. Açıkcası ilk gün korkudan vazgeçmeyi düşünmüştüm. Korkudan hiç bi şey yapamıyor kendimi riyazat ve zikre veremiyordum. Sık sık abdest yeniliyordum. Bi kaç gün geçince alıştım. Dördüncü günde garip sesler duymaya başladım. Gün geçtikçe sesler daha belirginleşiyordu. Bazen savaş sesleri, kılıç şakırtıları, bazen kulağımın dibinde yılan tıslamaları olmaya başlamıştı. Dokuzuncu gününde cami tarafının duvarı yarıldı. Duvardan iri memeli bir kadın çıplak olarak odama girdi. Çok güzel bi kadındı. Bu işi bırak ömür boyu cariyen oluyum dedi. Aklım gitmişti ama hemen kendime gelip ona cevap vermeden ibadete yöneldim. Oda geldiği gibi kayboldu. Sonraki üç gün korkunç varlıklar tavandan, duvarlardan pencerelerden odaya girip saldırdılar ama ben onlar yokmuş gibi davrandım. Kendimi bozmadan zikre devam ettim. Dördüncü gece yatsıdan sonra uyuyup kalmışım. Biri dürterek beni uyandırdı. Kalktığımda odanın içi aydınlıktı ama lamba yanmıyordu. Aramızda şu konuşma geçti. Ben: (Tüm cesaretimi toplayarak) sen surenin hadimimisin? O: Hayır değilim. Ama beni reisimiz gönderdi. Senin bizden ne istediğini öğrenmek istiyor. Ben: Benim senle işim yok. Reisiniz gelsin. O: O riyazatı tamamladığınız zaman gelir. |
Bölüm 2
O: Bunca sıkıntı ve eziyeti niye çekiyorsun? Bu riyazatın neticesinde ne elde edeceksin? Ben: Bu sıkıntıyı niçin çekiyorsam onu elde edeceğim. O: Hüddam elde edince ne kazanacağını düşünüyorsun. Ben: Havas ilminde zirveye ulaşmış olacağım. Hüddam yardımıyla kendi başıma yapamadığım bir çok işlemi yapacağım. Sizleri daha iyi tanıyacak, insanlarda bulunan ve bizim teşhis etmekte zorlandığımız rahatsızlıkları hüddam vasıtasıyla teşhis ve tedavi edeceğim. Kaybolan ve yeri bizim için gaib olan şeyleri hüddam vasıtasıyla bulup geri getireceğim. O: Başka? Ben: Bu vb işlemler için hüddam edinmek istiyorum. O: Bunlar için bizi esir etmenize gerek yok. Bu dediklerin için yardımımızı istesen biz yardım ederiz. Senin bizi görme ve işitme kabiliyetin var. Bizlerden birini çağırıp sorabilirsin. Havas ilminde zirveye gitmek için yanlış yola girmişsin. Asla zirveye çıkamazsın. |
Yaşanmış cin daveti,aktarmaya devam edicem
Bölüm 3 Ben: doğru yol hangisi. O: Biz sadece senin yukarda saydığın şeyleri yapabiliriz. Kimseye şifa veremeyiz, kimsenin kalbine sevgi yerleştiremeyiz, kimseyi hastalıktan kurtaramayız, kimsenin ecelinin önüne geçemeyiz. Üstelik sen bizi esir etmeden biz sana daha fazla yardımcı oluruz. Sen şifa niyetine okuduğun zaman hem melekler hemde biz Allah’a şifa için dua ederiz. Ama bundan sonra biz senin için dua etmeyiz. Meleklerde etmez. Biz yap dediğin şeyi gücümüz yetiyorsa yaparız. Yetmiyorsa yapar gibi yaparız. Sen kuran okuduğun zaman şifayı yada istediğini Allah’tan istemiş oluyorsun oysa bizi esir edince her şeyi bizden bekleyeceksin. Dolayısıyla bizi Allah’a ortak koşmuş olacaksın ki bu takdirde dinden çıkarsın. Ayrıca bizi büyü sihir gibi işlerde kullanmaya kalkacaksın. Bizde senin yüzünden günaha gireceğiz. Dünyada senin kölen olduğumuz için bi şey yapmayız ama ahrette bu günahları sana yükleriz. Ben: boşuna beni vazgeçirmeye çalışma. O: Hayır. Tabiki senin esirin olmak istemiyoruz. Ama senin cinleri yanlış tanıdığını ve yanlış maksatların olduğunu biliyoruz. Ve bu maksatlarına alet olmak istemiyoruz. Havasta zirveye çıkmak için seçtiğin yol hem senin hemde bizim için yanlış yol. |
Elhamdülillah, sana gelen varlık degil de niyet okuyucusu olmalı. YANLIŞ MAKSATLARIN OLDUĞUNU BİLİYORUZ diyor bir de utanmadan. Sen kimsin de benim maksadımı bileceksin bre Mel'un! Kalplerin sahibi Allah'tır, benim niyetimi de en iyi O bilir, sen kimsin?
Biz yalnızca Allah'a dua ederiz ve ondan yardım isteriz. O istediği zaman verir, istemediği zaman vermez. Reis de O, padişah da O... Düşündüğümüz düşünmediğimiz ne varsa O. Git Reisine söyle, istediği zaman gelemez, Gerçek Reis ne zaman isterse o zaman gelebilir yanıma. Niyet ilimde yükselmek ise icazetli olarak riyazata girmek tek yol. Son geleni de çıplak kadını nasil kovup ibadete devam ettiyseniz yine etmeliydiniz. Bu yol çetindir, tuzak çoktur. Maksat ise Zül Celal olan Rahman'ın rızasını kazanabilmektir. Tum amacımız ve tek niyetimiz budur. |
Alıntı:
orada bahsi gecen hoca hüdaverdi süleymaniev riyazat yapilip hadimi celb edilmdk istenen sure zil zal suresi ve bu hikaye hayal ürünü.. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Benim aldığım yerde kaynak yok |
Alıntı:
|
Alıntı:
Merak ettim bir bakarım. |
Konunun devamını aktarmayı düşünüyorum, çünkü gerçeklerle bağdaş bir yazı
|
Ben: Doğrusu nedir?
O: Evvela günahlarından arın. Yani tevbe ve istiğfar etki duaların sırasında arada perde kalmasın. Eğer günahkar olursan ağzından o günahların kokusu çıkar. Sen fark edemezsin ama okuduğun sure hürmetine yanına gelenler o kokuyu alır ve rahatsız olurlar. Hem bedenin hemde ruhun temiz olmalıki ryhaniyetler, melekler ve bizler yardıma koşalım. Çokca salavat oku. Zira salavatı şerife ruhu arındırır, ve velilerin ruhaniyetlerinin desteğini sağlar ve maneviyatın güçlenir. Ayrıca okuyacağın yada yazacağın duada peygamberimizinde şefaatı ve himmeti maneviyesi oluşur. Sık sık veli olan insanları ziyaret et. Eğer ölmüşlerse kabirlerine git. Siz göremezsiniz ama biz Allah dostlarının ruhaniyetleriyle beraberiz. Ben: Tüm cinlermi? Dedim. O: Hayır? Dedi. Sadece hadimi sure ve esma olanlar. Bir çok konuda onlardan emir almakla memuruz. Hatta meleklerin bazısı bile onların verdiği vazifeleri yaparlar. Her zamanda tüm alemlerin komutanı olan bir veli vardır. Ben: Kutup! O: Kutupdanda öte. Ben: Acayip. O: Hocana sor. O bilir. Ben: Başka ne yapmam lazım. O: Sürekli yaptığın bi zikir olsun. Ayrıca kuranı kerimi haftada bir en fazla ayda bir hatmet. Hatim okurken seçeceğin belli sureleri birkaç defa okuki o surelerin hadimleri ayrıca size yardımcı olsun |
Bölüm 5
Ayrıca müessir duaları okumaya devam et. Ben: Mesela? O: peygamberlerin ve Allah dostlarının makbul duaları vardır. Onları öğren ve oku. Allah nasılki o duaların ilk sahiplerinin duasını kabul ettiyse sahipleri hürmetine farklı ağzlardanda olsa senin duanıda kabul eder. Ben: Başka? O: Asla dünyalık bir menfaat ve haram bir iş için çalışma. Ben: Bu dediklerinizin hemen hemen tamamını yapıyorum. Ama okuduğum hastalar iyileşmiyor, yazdığım dualar tesir göstermiyor. O: Sen ilah değilsin. Her dediğin her zaman olmaz. Allah dilerse dilediği olur. Sende iyi bir kul olursan Allah dilediğini verir. Ayrıca biz cinlerde hadi kuran olsak bile belli bir gücün üstüne çıkamayız. Bizi esir edersen sadece düşmanlığımızı kazanmış ve kendini perişan etmiş olursun. O yüzden bizimle uğraşma. Ben: Peki sizin yardımınıza ihtiyacım olursa? O: İsmim .... .beni çağırırsan gelirim. Bu konuşmadan sonra riyazattan çıktım. Daha sonra surenin hadimi geldi. Onlada uzun muhabbetlerimiz oldu. Ve birkaç yıl mürselle görüştük. Daha sonra bir başkası aynı riyazata girmiş. İstanbul’a gidip onuda riyazattan vazgeçirdim. Ama yinede birisi riyazat neticesinde bu cinleri esir etmişlerdi. Fakat yeni hadimler eskilerin telkiniyle benle olan münasebetlerini kesmediler ve sürekli yardımlarını aldım.” |
Alıntı:
ne konuştular acep cok merak ettim, mutlaka memleket meseleleridir ellam |
Alıntı:
Atarım onları da Ama bu hadimlerin hoşnut olmaması meselesine de değinmiş |
Alıntı:
|
Alıntı:
C.T. Hocanın da benzer bir deneyimi vardı.bana gerçeklerle paralel bir olay geliyor büyük kısmı. |
Alıntı:
anlattigin masal , sayik kişinin masalıyla ayni .. |
Alıntı:
Beni cezbetmese burada paylaşmam ki |
Bölüm 6
Ben: Cinler nasıl varlıklar? O: Tıpkı insanlar gibi. Bizde sizin gibi yer içer, gezer eğlenir, evlenerek çoğalır, kavga eder, savaşırız. Yani aynen sizin gibiyiz. Ben: Biraz daha açıklarmısın. Biz sizleri çok farklı görüyoruz. O: Siz bizi hayalinizde canlandırdığınız gibi görüyorsunuz. Ama bizim sizden çok farkımız yok. O: Mesela merak ediyorsunuz ne yiyor ne içiyoruz diye. Nasılki sizler hepiniz aynı şeyi yiyip içmiyorsanız bizde öyleyiz. Damak zevklerimiz, beslenme şekillerimiz farklı farklı. Müslüman cinlerin en temel besin maddesi güzel kokulu şeylerken kafirlerde tam tersi. Mesela benim en çok sevdiğim şey kemik iliğidir. Başkası başka şeyi sever. Biz sizler kadar çok yemeyiz. Sizin yediklerinizin çok azını yeriz. Bir insanın yediği ile on cin doyar. Biz pişirmeyiz çünkü buna ihtiyaç yoktur. Ama insanların pişirdiklerinden yeriz. O: Nasıl varlıklar olduğumuzuda merak ediyorsunuz. Sizin gibi etten kemikten varlıklar değiliz ama bizimde kendimize özel bir halimiz var. Allah teala bizi ateşten yarattı. Ama biz şu anda ateş değiliz. Tıpkı sizin toprak olmadığınız gibi. Sizler bize belli şekiller isnad ediyorsunuz. Nasılki sizler farklı farklı yapılardaysanız bizlerde öyleyiz. Kimimiz iri kimimiz ufak, kimi zayıf kimimiz şişman, renklerimiz birbirinden farklı. Siz neyseniz bizde oyuz. Ben: Peki evlilik nasıl? O: Aynen sizin gibi şahitler huzurunda evleniriz. Düğün yaparız. O: Benim şimdi gitmem lazım. Daha sonra tekrar gelirim Dedi ve gitti. Riyazatta bulunduğum süre içinde, geceleri sürekli şiddetli yağmurlar yağar, kulakları patlatırcasına gök gürledi. Şimşeklerin ışığı bulunduğum odayı aydınlatırdı. 2 defada büyük depremler olmuştu. Depremlerin birinde riyazatı bırakıp insanlara yardım için çıkmayı düşündüm. Ama diışarda bir telaşe ve koşuşturma yoktu. Demekki bi zayiat yok diye çıkmamaya karar verdim. Sonradan öğrendiğime öre bu süre içinde ne yağmur yağmış, ne gök gürlemiş, nede deprem olmuş. Hepsi ..... suresinin hadimlerinin marifetiymiş. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:29. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com